Orijinalini görmek için tıklayınız : Namaz Dinin Direğidir


SERHAN
15.09.2006, 20:42
Namaz ne kadar kıymetli ve mühim, hem ne kadar ucuz ve az bir masraf ile kazanılır, hem namazsız adam ne kadar divâne ve zararlı olduğunu iki kere iki dört eder derecesinde kat’î anlamak istersen, şu temsilî hikâyeciğe bak, gör:

Bir zaman, bir büyük hâkim, iki hizmetkârını, herbirisine yirmi dört altın verip, iki ay uzaklıkta, has ve güzel bir çiftliğine ikàmet etmek için gönderiyor. Ve onlara emreder ki:
"Şu para ile yol ve bilet masrafı yapınız. Hem oradaki meskeninize lâzım bâzı şeyleri satın alınız. Bir günlük mesafede bir istasyon vardır; hem araba, hem gemi, hem tren, hem uçak bulunur. Sermâyeye göre binilir."

İki hizmetkâr ders aldıktan sonra giderler. Birisi bahtiyar idi ki, istasyona kadar bir parça para masraf eder. Fakat, o masraf içinde, efendisinin hoşuna gidecek öyle güzel bir ticaret elde eder ki, sermâyesi birden bine çıkar. Öteki hizmetkâr bedbaht, serseri olduğundan, istasyona kadar yirmi üç altınını sarf eder. Kumara mumara verip ziyan eder. Birtek altını kalır. Arkadaşı ona der:
"Yahu, şu liranı bir bilete ver. Tâ, bu uzun yolda yayan ve aç kalmayasın. Hem bizim efendimiz kerîmdir; belki merhamet eder, ettiğin kusuru affeder. Seni de uçağa bindirirler. Bir günde ikamet edeceğimiz yere gideriz. Yoksa, iki aylık bir çölde aç, yayan, yalnız gitmeye mecbur olursun."
Acaba, şu adam inad edip, o tek lirasını bir defîne anahtarı hükmünde olan bir bilete vermeyip, geçici bir lezzet için sefâhete sarf etse; gayet akılsız, zararlı, bedbaht olduğunu en akılsız adam dahi anlamaz mı?

İşte ey namazsız adam! Ve ey namazdan hoşlanmayan nefsim!
O hâkim ise; Rabbimiz, Hàlıkımızdır.
O iki hizmetkâr yolcu ise; biri dindar, namazını şevk ile kılar; diğeri gàfil, namazsız insanlardır.
O yirmi dört altın ise, yirmi dört saat her gündeki ömürdür.
O has çiftlik ise, Cennettir.
O istasyon ise, kabirdir.
O seyahat ise; kabre, haşre, ebede gidecek insan yolculuğudur. Amele göre, takvâ kuvvetine göre o uzun yolu çeşitli derecede keserler. Bir kısım takva ehli, şimşek gibi, bin senelik yolu bir günde keser. Bir kısmı da, hayal gibi, elli bin senelik bir mesafeyi bir günde keser. Kur’ân-ı Azîmüşşan şu hakikate iki âyetiyle işaret eder.
O bilet ise namazdır. Birtek saat, beş vakit namaza abdestle kâfi gelir. Acaba, yirmi üç saatini şu kısacık dünya hayatına sarf eden ve o uzun ebedi hayata birtek saatini sarf etmeyen ne kadar zarar eder, ne kadar nefsine zulmeder, ne kadar hilâf-ı akıl hareket eder! Zîrâ, bin adamın iştirak ettiği bir piyango kumarına yarı malını vermek, akıl kabul ederse -halbuki, kazanç ihtimâli binde birdir- sonra yirmi dörtten bir malını yüzde doksan dokuz ihtimâl ile kazancı musaddak bir ebedi hazineye vermemek, ne kadar akla ve hikmete ters hareket ettiğini, ne kadar akıldan uzak düştüğünü kendini akıllı zanneden adam anlamaz mı?

Halbuki, namazda ruhun ve kalbin ve aklın büyük bir rahatı vardır. Hem, cisme de o kadar ağır bir iş değildir. Hem, namaz kılanın diğer mübah dünyevî amelleri, güzel bir niyet ile ibâdet hükmünü alır. Bu sûrette bütün ömür sermayesini âhirete mal edebilir. Fânî ömrünü bir cihette bakileştirir.

Lamekan
15.09.2006, 20:51
Güzel bir kopyala yapıştır...

Kopyala yapıştırlar için yaklaşımımız bellidir.. Kaynak kişi ve yazan arkadaşın düşüncelerine destek yada kanıt amaçlı kullanılması gibi kısıtlı durumlarda ullanılması taraftarıyız.. Burada kendi görüşlerinizi yazsaydnız daha makbule geçerdi...

Bunun dışında neden yeni bir konu.. Namaz hakkında yazabileceğiniz konumuz mu yoktu ?

Kazannn

Balta
15.09.2006, 20:54
Kopyala yapıştır kurallarımızı çok iyi okumanızı tavsiye ediyorum

Kaynaksız.
Amaçsız
Yorumsuz