pirsultanca
16.09.2006, 03:09
Forumdaki bu bölümün başlığı Alevi Araştırmaları.Bende merak ettim acaba Aleviler araştırma işinde ne boyuttalar,neler yapıyorlar diye. Acaba akademik düzeyde bilimsel hangi çalışmaları yapmışız diye.Karşıma çıkan tablo içler acısı. Aleviliği araştırma işini hemen hemen tamamiyele Devlete ve gerici kurumlara kaptırmışız.
"Alevi Araştırmaları" başlığı altında toplayabileceğimiz bir kaç çalışmadan bahsetmek yerinde olacaktır.
1. ALEVİ AKADEMİSİ (http://www.aleviakademisi.de/) Almanya merkezli bir araştıma platformu olan Akademi, Avrupa'daki Alevi kuruluşlarının desteğiyle 1997 yılında kurulmuş. Araştırma ve proje anlamında pek faliyetleri yok. AABF 2004 yılında Alevi Akademisi le bağlarını koparmış ve desteğini çekmiştir.AABF açıklamasında şöyle diyor:
Avrupa Alevi Araştırmalar Merkezi ile ilgili
AABK GYK kararı:
Avrupa da yaşayan Alevi toplumuna bilimsel alanda hizmet etmek amacıyla Alevi Federasyonları olarak kurulmasına ve çalışmalarına katkı sunduğumuz Alevi Akademisi ne yazıkki beklentilerimizin aksine Konfederasyon üyesi Alevi Federasyonlarının demokratik iradesine müdahale ederek hizip yaratmaya yönelik çalışmalar yapmaktadır.
Akademi Kuruluş amacına yönelik hiç bir bilimsel çalışma yapmadığı gibi mevcut yapısı itibari ile bu ihtiyaca cevap vermesi de mümkün değildir.
Bu nedenle Akademik ve Bilimsel anlamda çalışmalar yapmak amacıyla Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu desteğiyle Avrupa Alevilik Araştırma Merkezi nin kurulmasına karar verilmistir.
Bu karar doğrultusunda Federasyonlarımız ve Federasyonlarımıza üye Alevi Kültür Merkezlerimiz Alevi Akademi´siyle hiç bir Platform da ve Proje de ortak çalışma yapmayacaklardır.
Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Genel Yönetim Kurulu.
Oberhausen 3.04.2004
2- AABF'nun (http://www.alevi.com/) bahsettiği "Avrupa Alevilik Araştırma Merkezi"nin kurulması ile ilgili şu ana kadar hiç bir çalışma yapılmamıştır.Ancak İSMAİ KAPLAN'ın AVRUPA`DA ALEVI ÖRGÜTLENMESININ GEÇMISI VE GELECEGE BAKIS (http://www.alevi.com/aabf0+M5416c893e74.html) adlı makalesinde Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) Tüzüğünden bazı maddeleri sıralar:
*AABF, üyelerine Cemevi, Alevi-Bektaşi inancı, kültürü ve felsefesi içeren kütüphaneler açmalarında yardımcı olur.
*AABF, Alevi-Bektaşi kültürünün yaşaması, yaygınlaşması ve araştırılması için Kadın ve Gençlik konularında yapılan çalışmaları destekler. Ayrıca Basın-Yayın ve diğer alanlar için komisyonlar kurar. Alevi inancının, geleneklerinin ve tarihinin ortaya çıkarılması için bilimsel araştırma ve incelemeler yapar. Bu amaçlar doğrultusunda kurum ve kurullar kurar. Ayrıca bu doğrultuda konferanslar, kurslar, seminerler, paneller, basın toplantıları düzenler ve yayınlarda bulunur.
Yine aynı makalede:
Eğitim ve Entegrasyon Projeleri:
2000 yıllarında, üst örgüt olarak AABF, Alevi Kültür Merkezlerine hizmet vermek ve örnekleme çalışma göstermek, AABF`de kadrolaşma ve uzmanlaşmayı sağlamak, eğitim ve öğretim alanında eleman yetişmesini teşvik etmek, kamuoyunda Aleviliğin tanınmasını sağlamak ve Alman resmi makamları ile ilişkilerin sağlanmasına katkıda bulunmak amaçlarına yönelik projeler geliştirmekte ve yürütmektedir. Son üç yıl içinde toplam 5 proje gerçekleşmis ve yürütülmüştür
denmektedir.
Ancak eğitim ve bilimsel araştırma merkezi ve kurumlarının oluşturulması yönünde bir faaliyet göze çarpmamaktadır.
AABF'nun özellikle Almanyada “Okullarda Alevilik Dersleri” konusuna yoğunlaştığını rahatlıkla gözlemlemekteyim.
3- Turk Kulturu ve Haci Bektas Veli Arastirma Merkezi (http://www.hbektas.gazi.edu.tr/portal/html/) Gazi Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Eğitimi Bölümü Başkanı Prof. Dr. Abdurrahman GÜZEL’in teklifi ile,1987 yılında
Gazi Üniversitesi bünyesinde “Türk Kültürü Açısından Hacı Bektaş Veli Araştırma Merkezi” adıyla kurulmuştur.
Ayrıca Hacı Bektaş Veli Meslek Yüksekokulu (http://www.hacibektas.gazi.edu.tr/) NEVŞEHİR'in Hacıbektaş ilçesinde kurulmuştur.
Bu çalışmalar rahatlıkla söyleyebiliriz ki "Devlet eliyle yeni bir Alevilik" yaratmaya yöneliktir. G.Ü Araştırma Merkezinin Alevilikle ilgili resmi ve gayrı-resmi törenlerde baş aktör olması, yapılan araştırmalar, yayınlanan makale,kitap ve dergiler,belgeseller,sergiler,sempozyum,konferans, panel vb. toplantılar tamamen bu amaca yöneliktir. Bu çalışmalarda Devlet olanaklarının çok cömertçe kullanıldığını, ve Merkezin iyi bir bütçeye sahip olduğunu söylemektede yarar var. Ayrıca Merkezin siyasal bir aktör olarak (egemen sınıf) her yerde boy göstermeye başlaması,belkide MHP'lilerin Tekir Yaylasında Semah dönmesinden daha tehlikeli bir durumdur. Hacı Bektaş Törenlerinde bu Merkezin başındaki kişiye "Dostluk ve Barış ödülü" verilmesi çarpıcı bir örnektir. Aleviler içindede bu kurumla yakın temas içinde olan bazı gruplar vardır.
4- Süleyman Demirel Üniversitesi (http://w3.sdu.edu.tr/sdu.aspx?dosya=genel) konumuz açısından bir başka aktördür. Üniversitenin 28-30 EYLÜL 2005 tarihi,nde düzenlediği "1. Uluslararası Bektaşilik ve Alevilik Sempozyumu" Devletin konuya gösterdiği ilgi(!)nin açık bir kanıtıdır. Bu sempozyumun İlahiyat Fakültesi tarafından düzenlemeside ilginçtir. Yani Aleviliği Felsefi, sosyolojik vb. boyutuyla değil,dini boyutuyla ele alma gibi bir yaklaşım sözkonusudur.
Sempozyumla ilgili şu küçük alıntı Sempozyumun amacı ile ilgili yeterli olacaktır:
Sempozyumun açılışına katılan Diyanet’ten sorumlu Devlet Bakanı Prof. Dr. Mehmet Aydın’ın, Bektaşilik ve Aleviliği İslam’ın farklı tasavvufi yorumlamaları içinde kabul etmesi bu kesimler tarafından ilk kez ‘tanınma’ olarak kabul edildi. İslamiyet’in içinde olduklarını belirten katılımcılar, ülkeyi bölmek isteyen dış güçlerin bu ayrılığı din dışı gibi göstermeye çalıştığını savundu. “Allah, Muhammed ve Ali diyen herkes Müslüman’dır.” ortak görüşünde birleşen yurtiçi ve yurtdışından onlarca Alevi ve Bektaşi, ayrılıkların 500 yıl öncesine kadar dayandığı, 1940’lı yıllardan sonra bu konunun bilinçli olarak öne çıkarıldığı ve PKK benzeri bir yapıya dönüştürülmeye çalışıldığına dikkat çekti.
Sempozyumla ,ilgili olarak Alevi Bektaşi Federasyonu (http://www.alevihaber.org/)yaptığı açıklamada;
DEVLETİN ALEVİLERİ ASİMİLASYON ÇABALARI SÜRÜYOR!...
......
Sempozyumun kadrosuna ve destekçilerine bakıldığında bir çoğunun Aleviliği ve Alevilerin ibadethaneleri olan cemevlerini inkar ettiği ve Diyanet adlı fetva kuruluşunun temsilcileri ve akıl hocalarından oluştuğu görülüyor. Örneğin Prof. Dr.Sönmez KUTLU Alevilik'in din ve ahlak kitaplarına konulmasındaki heyetin başı ve cemevleri inkarında da başı çekmekte... Sempozyuma alevi çevrelerinde Alevileri sünnileştirmeye ve camiye sokmaya yönelik asimilasyoncu ve inkarcı yaklaşımları ve ‘alevi örgütlerine’ düşmanlığı ile tanınan kimi sözde alevi görüntülü kişilerin de çağrıldığı bildiriliyor. Alevileri sünnileştirmeye ve camiye sokmaya yönelik Devlet Aleviliğinin yaratılması için yürütülen çabada yeni bir hamle olarak değerlendirilen sempozyumda böylece ‘alevi’ sosu da eklenmiş olduğu yorumu yapılıyor.
denilerek sempozyumun amacı net olarak ortaya konmuştur.
Sonuç olarak diyebiliriz ki Alevilik alanında ki araştırma faaliyetleri Alevi kurumlarının konuya yeterince eğilmemelerinden dolayı Devletin ve ona bu konuda destek veren sözde Alevi aydınlarının elinde kalmıştır.
Önümüzdeki süreçte üzerinde en çok durmamız gereken konulardan biriside "Araştırma ve Araştırmaya yönelik Merkez,Akademi vb. kurumların oluşturulması olacaktır.
"Alevi Araştırmaları" başlığı altında toplayabileceğimiz bir kaç çalışmadan bahsetmek yerinde olacaktır.
1. ALEVİ AKADEMİSİ (http://www.aleviakademisi.de/) Almanya merkezli bir araştıma platformu olan Akademi, Avrupa'daki Alevi kuruluşlarının desteğiyle 1997 yılında kurulmuş. Araştırma ve proje anlamında pek faliyetleri yok. AABF 2004 yılında Alevi Akademisi le bağlarını koparmış ve desteğini çekmiştir.AABF açıklamasında şöyle diyor:
Avrupa Alevi Araştırmalar Merkezi ile ilgili
AABK GYK kararı:
Avrupa da yaşayan Alevi toplumuna bilimsel alanda hizmet etmek amacıyla Alevi Federasyonları olarak kurulmasına ve çalışmalarına katkı sunduğumuz Alevi Akademisi ne yazıkki beklentilerimizin aksine Konfederasyon üyesi Alevi Federasyonlarının demokratik iradesine müdahale ederek hizip yaratmaya yönelik çalışmalar yapmaktadır.
Akademi Kuruluş amacına yönelik hiç bir bilimsel çalışma yapmadığı gibi mevcut yapısı itibari ile bu ihtiyaca cevap vermesi de mümkün değildir.
Bu nedenle Akademik ve Bilimsel anlamda çalışmalar yapmak amacıyla Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu desteğiyle Avrupa Alevilik Araştırma Merkezi nin kurulmasına karar verilmistir.
Bu karar doğrultusunda Federasyonlarımız ve Federasyonlarımıza üye Alevi Kültür Merkezlerimiz Alevi Akademi´siyle hiç bir Platform da ve Proje de ortak çalışma yapmayacaklardır.
Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Genel Yönetim Kurulu.
Oberhausen 3.04.2004
2- AABF'nun (http://www.alevi.com/) bahsettiği "Avrupa Alevilik Araştırma Merkezi"nin kurulması ile ilgili şu ana kadar hiç bir çalışma yapılmamıştır.Ancak İSMAİ KAPLAN'ın AVRUPA`DA ALEVI ÖRGÜTLENMESININ GEÇMISI VE GELECEGE BAKIS (http://www.alevi.com/aabf0+M5416c893e74.html) adlı makalesinde Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) Tüzüğünden bazı maddeleri sıralar:
*AABF, üyelerine Cemevi, Alevi-Bektaşi inancı, kültürü ve felsefesi içeren kütüphaneler açmalarında yardımcı olur.
*AABF, Alevi-Bektaşi kültürünün yaşaması, yaygınlaşması ve araştırılması için Kadın ve Gençlik konularında yapılan çalışmaları destekler. Ayrıca Basın-Yayın ve diğer alanlar için komisyonlar kurar. Alevi inancının, geleneklerinin ve tarihinin ortaya çıkarılması için bilimsel araştırma ve incelemeler yapar. Bu amaçlar doğrultusunda kurum ve kurullar kurar. Ayrıca bu doğrultuda konferanslar, kurslar, seminerler, paneller, basın toplantıları düzenler ve yayınlarda bulunur.
Yine aynı makalede:
Eğitim ve Entegrasyon Projeleri:
2000 yıllarında, üst örgüt olarak AABF, Alevi Kültür Merkezlerine hizmet vermek ve örnekleme çalışma göstermek, AABF`de kadrolaşma ve uzmanlaşmayı sağlamak, eğitim ve öğretim alanında eleman yetişmesini teşvik etmek, kamuoyunda Aleviliğin tanınmasını sağlamak ve Alman resmi makamları ile ilişkilerin sağlanmasına katkıda bulunmak amaçlarına yönelik projeler geliştirmekte ve yürütmektedir. Son üç yıl içinde toplam 5 proje gerçekleşmis ve yürütülmüştür
denmektedir.
Ancak eğitim ve bilimsel araştırma merkezi ve kurumlarının oluşturulması yönünde bir faaliyet göze çarpmamaktadır.
AABF'nun özellikle Almanyada “Okullarda Alevilik Dersleri” konusuna yoğunlaştığını rahatlıkla gözlemlemekteyim.
3- Turk Kulturu ve Haci Bektas Veli Arastirma Merkezi (http://www.hbektas.gazi.edu.tr/portal/html/) Gazi Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Eğitimi Bölümü Başkanı Prof. Dr. Abdurrahman GÜZEL’in teklifi ile,1987 yılında
Gazi Üniversitesi bünyesinde “Türk Kültürü Açısından Hacı Bektaş Veli Araştırma Merkezi” adıyla kurulmuştur.
Ayrıca Hacı Bektaş Veli Meslek Yüksekokulu (http://www.hacibektas.gazi.edu.tr/) NEVŞEHİR'in Hacıbektaş ilçesinde kurulmuştur.
Bu çalışmalar rahatlıkla söyleyebiliriz ki "Devlet eliyle yeni bir Alevilik" yaratmaya yöneliktir. G.Ü Araştırma Merkezinin Alevilikle ilgili resmi ve gayrı-resmi törenlerde baş aktör olması, yapılan araştırmalar, yayınlanan makale,kitap ve dergiler,belgeseller,sergiler,sempozyum,konferans, panel vb. toplantılar tamamen bu amaca yöneliktir. Bu çalışmalarda Devlet olanaklarının çok cömertçe kullanıldığını, ve Merkezin iyi bir bütçeye sahip olduğunu söylemektede yarar var. Ayrıca Merkezin siyasal bir aktör olarak (egemen sınıf) her yerde boy göstermeye başlaması,belkide MHP'lilerin Tekir Yaylasında Semah dönmesinden daha tehlikeli bir durumdur. Hacı Bektaş Törenlerinde bu Merkezin başındaki kişiye "Dostluk ve Barış ödülü" verilmesi çarpıcı bir örnektir. Aleviler içindede bu kurumla yakın temas içinde olan bazı gruplar vardır.
4- Süleyman Demirel Üniversitesi (http://w3.sdu.edu.tr/sdu.aspx?dosya=genel) konumuz açısından bir başka aktördür. Üniversitenin 28-30 EYLÜL 2005 tarihi,nde düzenlediği "1. Uluslararası Bektaşilik ve Alevilik Sempozyumu" Devletin konuya gösterdiği ilgi(!)nin açık bir kanıtıdır. Bu sempozyumun İlahiyat Fakültesi tarafından düzenlemeside ilginçtir. Yani Aleviliği Felsefi, sosyolojik vb. boyutuyla değil,dini boyutuyla ele alma gibi bir yaklaşım sözkonusudur.
Sempozyumla ilgili şu küçük alıntı Sempozyumun amacı ile ilgili yeterli olacaktır:
Sempozyumun açılışına katılan Diyanet’ten sorumlu Devlet Bakanı Prof. Dr. Mehmet Aydın’ın, Bektaşilik ve Aleviliği İslam’ın farklı tasavvufi yorumlamaları içinde kabul etmesi bu kesimler tarafından ilk kez ‘tanınma’ olarak kabul edildi. İslamiyet’in içinde olduklarını belirten katılımcılar, ülkeyi bölmek isteyen dış güçlerin bu ayrılığı din dışı gibi göstermeye çalıştığını savundu. “Allah, Muhammed ve Ali diyen herkes Müslüman’dır.” ortak görüşünde birleşen yurtiçi ve yurtdışından onlarca Alevi ve Bektaşi, ayrılıkların 500 yıl öncesine kadar dayandığı, 1940’lı yıllardan sonra bu konunun bilinçli olarak öne çıkarıldığı ve PKK benzeri bir yapıya dönüştürülmeye çalışıldığına dikkat çekti.
Sempozyumla ,ilgili olarak Alevi Bektaşi Federasyonu (http://www.alevihaber.org/)yaptığı açıklamada;
DEVLETİN ALEVİLERİ ASİMİLASYON ÇABALARI SÜRÜYOR!...
......
Sempozyumun kadrosuna ve destekçilerine bakıldığında bir çoğunun Aleviliği ve Alevilerin ibadethaneleri olan cemevlerini inkar ettiği ve Diyanet adlı fetva kuruluşunun temsilcileri ve akıl hocalarından oluştuğu görülüyor. Örneğin Prof. Dr.Sönmez KUTLU Alevilik'in din ve ahlak kitaplarına konulmasındaki heyetin başı ve cemevleri inkarında da başı çekmekte... Sempozyuma alevi çevrelerinde Alevileri sünnileştirmeye ve camiye sokmaya yönelik asimilasyoncu ve inkarcı yaklaşımları ve ‘alevi örgütlerine’ düşmanlığı ile tanınan kimi sözde alevi görüntülü kişilerin de çağrıldığı bildiriliyor. Alevileri sünnileştirmeye ve camiye sokmaya yönelik Devlet Aleviliğinin yaratılması için yürütülen çabada yeni bir hamle olarak değerlendirilen sempozyumda böylece ‘alevi’ sosu da eklenmiş olduğu yorumu yapılıyor.
denilerek sempozyumun amacı net olarak ortaya konmuştur.
Sonuç olarak diyebiliriz ki Alevilik alanında ki araştırma faaliyetleri Alevi kurumlarının konuya yeterince eğilmemelerinden dolayı Devletin ve ona bu konuda destek veren sözde Alevi aydınlarının elinde kalmıştır.
Önümüzdeki süreçte üzerinde en çok durmamız gereken konulardan biriside "Araştırma ve Araştırmaya yönelik Merkez,Akademi vb. kurumların oluşturulması olacaktır.