Orijinalini görmek için tıklayınız : AB'nin talepleri, AKP hükümetini köşeye sıkıştırırken,


veli.topcu
17.09.2006, 13:45
9 - 15 Mart 2005 tarihli tempo dergisinden alıntıdır

AB'nin talepleri, AKP hükümetini köşeye sıkıştırırken, Aleviliğin, İslam'ın bir alt yorumu olup olmadığı tartışmaları büyüyor
Aleviler İslam'ın içinde mi, dışında mı?
Alevilik nedir, ne değildir? Bu tartışma Türkiye'nin Avrupa'ya tam üyelik sürecinde gündemin ön sıralarına taşınacak. Çünkü yaklaşık bin yıldır Anadolu topraklarında gelişip boy veren Alevilik, İran'daki Şiilikten çok farklı, dünyada eşi benzeri olmayan özgün bir inanç sistemi olarak ortaya çıkıyor. Günümüzde AB üyeliği çerçevesinde bu konu, ''Alevilik İslam'ın içinde mi dışında mı?'' tartışmasına kadar gelip dayanmış bulunuyor.

• Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Sekreteri Namık Kemal Kaya: Alevi-Bektaşi inancı, İslamiyet'ten tamamen farklıdır
• Anadolu Alevi Bektaşi Birlikleri Federasyonu Genel Sekreteri Atilla Erdem: Cami, oruç gibi şekilci ibadetle bizim ilgimiz yok
• Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu Başkanı Turgut Öker: Alevilik kendine özgü bir inanç sistemidir
• Cem Vakfı Başkanı İzzettin Doğan: Alevilik, İslam'ın ortasındadır
---------------
Türkiye'de Alevilerin Diyanet içinde temsil edilmemesi, ciddi bir dini kimlik sorunu yaratıyor. AB'nin Alevileri önce 'dini azınlık' olarak tanımlaması, daha sonra Türkiye ve Avrupa'daki Alevi derneklerden gelen tepkiler sonucu bunu kaldırması, konunun önümüzdeki dönemde alevleneceğini gösteriyor. Ayrıca AB'nin dini azınlıklara verdiği milyonlarca Euro'luk destek fonları da bu sorunun ranta dönük finansal yönünü oluşturuyor.

Zaten Avrupa Parlamentosu'nun Aleviler konusunda Türkiye'den talepleri de net: 1) Diyanet'in yapısı değişmeli veya kaldırılıp bu işler cemaatlere bırakılmalı. 2) Zorunlu din dersi kaldırılmalı veya inanca göre şekillenmeli. 3) Cemevleri ibadethane statüsüne alınmalı. Kısaca Alevilere tam dini özgürlük ve serbesti verilmeli. Avrupa bu konuda ısrarlı. Hatta Türkiye, önümüzdeki hafta 16 Mart tarihine kadar bir Alevi yurttaşın başvurusu sonucu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde açılan davada savunma yapmak zorunda. Ankara'nın yanıtlaması gereken soru şu: Türkiye'de din dersi kitaplarında neden yalnızca Sünni inanç anlatılıyor, Alevilerle ilgili tek bir satır bulunmuyor. AKP'nin siyasi sorumluluğundaki Dışişleri İşleri Bakanlığı'nın buna ne cevap vereceği merakla bekleniyor.
Peki 70 milyonluk Türkiye'de ne kadar Alevi yaşıyor? Bu sorunun cevabı net değil. Kimi çevrelere göre 10, kimilerine göre 25 milyon. Ancak kültürel karışım nedeniyle, Alevi kimliğini koruyan ve savunanların 5 milyonu geçmeyeceğini öne sürenler de var. Türkiye'de 100'e yakın cemevi benzeri mekân var. Sadece Almanya'da ise 50 tane resmi kayıtlı cemevi var. Tüm Avrupa'da yaşayan 4 milyon civarındaki TC yurttaşından, bir milyona yakınının Alevi olduğu tahmin ediliyor.

Türkiye'de zaman zaman kışkırtmalarla alevlenen Sünni-Alevi gerginliği 70'li yıllarda Kahramanmaraş bölgesinde ciddi ve kanlı çatışmalara dönüşmüştü. 1995'te ideolojik boyuta sıçrayan İstanbul Gazi Mahallesi olayları Alevi kimliğiyle örtüşen bir karakter kazanmıştı.

Günümüzde ciddi bir Sünni-Alevi geriliminden söz etmek mümkün değil. Ancak bu gerilimin özellikle tek başına iktidarda olan AKP içindeki Milli Görüş kökenli Sünni anlayış nedeniyle günümüzde alttan alta ısınmaya başladığı öne sürülüyor. Avrupa'dan güç alan Alevi dernek ve vakıfları, AKP hükümetini Diyanet İşleri'ni kullanarak "Alevileri asimile etmeye çalışmakla" suçluyorlar. AKP ve Diyanet İşleri ise "Alevilik İslam'ın bir alt yorumudur, ayrı bir inanç sistemi değildir" görüşünü savunuyor. Hükümette konunun bir numaralı yetkilisi 'din uzmanı aydın' Devlet Bakanı Mehmet Aydın ise bu hassas konuda herhangi bir yorum yapmaktan kaçınıyor.

AKP, Aleviler konusunda Avrupa karşısında sıkışırken, Alevi dernekleri tepki olarak, kendilerini yok sayan "Sünni İslam şemsiyesi" dışında kimlik tanımı yapmaya başlıyorlar.

Bu nedenle "Alevilik İslam'ın içinde mi, dışında mı?" tartışması hararetleniyor. Alevi dernekleri içinde de bu konuda farklı yaklaşımlar gözleniyor.
Aleviliğin, her ne kadar özellikle Sünni anlayışın tersine namaz, oruç, hac gibi ritüellere uzak bir duruş sergilese de İslam'dan farklı bir din anlayışı olarak tanımlanamayacağını belirtiliyor. Aleviliğin klasik İslam inancından hangi noktalarda ayrıldığını, bu anlayışa olan yaklaşımını konuştuğumuz Alevi örgüt liderlerinin açıklamaları sadece teolojik açıdan değil, siyasal açıdan da oldukça ciddi saptamaları içeriyor.

ALEVİLİK, İSLAM'ın NERESİNDE?

Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Sekreteri Namık Kemal Kaya, özellikle Sünni İslam inancından hangi noktalarda ayrıldığını anlatıyor ve söz konusu ayrılıklar ortadayken Alevi inancını İslam'ın içinde görmenin son derece anlamsız olduğunu vurguluyor:

"Alevi-Bektaşi inancı ve felsefesi, hiçbir dine sığmayacak kadar derinliğe ve birikime sahiptir. Bu anlamıyla konuya bakmak gerekir. Dolayısıyla iki inancın ortak noktalarına ya da farklılıklarına bakmak gerekir. Alevi-Bektaşi inancı; ibadetin biçimi, kurgusu, ritüelleri, Tanrı'yı algılayışı, dünyayı, doğayı ve insanı algılayışı ile İslamiyet'ten tamamen farklıdır. Buna rağmen İslamiyet’in içine yerleştirmek isteyenleri anlamakta zorluk çekiyorum. Bu çaba içinde olan birinci kesim Sünni İslam anlayışıdır. Biz bu anlayışı ve yürüttüğü politikaları zaten biliyoruz. Tek amaçları var, Alevi-Bektaşi inancı ve felsefesini asimile ederek yok etmektir. Politikalarını ve eylem planlarını sürdürmektedirler. İkinci bir kesim var ki, bu kesim yılların baskılarına maruz kalmış, direncini ve bilgi birikimini yitirerek Sünni İslam tarafından terbiye edilmiş Alevilerdir. Buradan, bu düşünceye sahip Alevilere şunu sormak istiyorum. Eğer Alevilik İslamiyet’in bir mezhebiyse, neden bu kadar baskılara maruz kaldı? Sünni İslam, Alevileri yok etmek için neden bu kadar çaba sarf etmektedir? İslamiyet'in Anadolu'da yayılışı ile birlikte neden dağlarda yaşamayı tercih ettiler? İnançlarını neden gizlediler?"

Anadolu Alevi Bektaşi Birlikleri Federasyonu Genel Sekreteri, Hacı Bektaşi Veli Kültür ve Tanıtma Dernekleri Genel Başkanı Atilla Erdem ise bu gizliliğin genellikle şehirlerde olduğunu, oysa Alevi köylerinde insanların kendi inançlarını daha serbest yaşadıklarını belirtiyor: "Biz şekilci ibadette yokuz. Cami gibi, oruç gibi şekilci ibadetle bir ilgimiz yok bizim. Biz insanın kutsal olduğuna inanıyoruz. Eline, beline ve diline sahip olabilen insan, bize göre en kutsal insandır. Bugünkü iktidar bizi bu yapımızla yok etmek istiyor. Bir anlamda asimile etmeye çalışıyor. İnsanlar üzerinde ciddi bir baskı var. Köylerde çok daha rahat yaşanabiliyor Alevi inancı, ancak şehirlerde böyle olmuyor. Çünkü tepkiden korkuyor insanlar."

Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu Başkanı Turgut Öker, Almanya başta olmak üzere Avrupa'daki bütün ülkelerde Alevilerin inançları nasıl gerektiriyorsa o şekilde yaşabildiklerini belirtirken, bu durumun Türkiye için söylenemeyeceğini anlatıyor: "Aleviliği biz sadece Alevilik olarak tanımlıyoruz. Başka bir inancı merkeze koyarak, Aleviliği ona göre tanımlamıyoruz. Bize göre Alevilik merkezdedir. Aleviliğin içinde ne kadar Müslümanlık, ne kadar Hıristiyanlık, ne kadar Budizm var, biz buna bakıyoruz. Aleviliği başka inançların yanında, arkasında ya da içinde tanımlamıyoruz. Kendine özgü bir yapısı var Aleviliğin. Biz İslam’ın içinde ya da dışında diye tanımlamıyoruz kendimizi. Alevilik kendine özgü bir inanç sistemidir. Aleviler dört kitabı da kutsal olarak tanımlar. Başka insanlara karşı da üstünlük taslamazlar."

Cem Vakfı Başkanı İzzettin Doğan ise bütün bu görüşlerin tersine, Alevi inancının İslam’ın tam merkezinde olduğunu, bu inancın tersinde olanların dikkat çekme çabası içinde olduğunu belirtiyor. "Alevilik, İslam'ın içinde hatta ortasındadır. Alevilik kendisini, şekilden, şekilcilikten sıyırmıştır ve İslam'ın özü olarak tanımlar. Aleviliğin İslam dışı olduğunu söyleyenler, bu konunun yakınından geçmemiş insanlardır. Bunların sayısı da çok değildir zaten. Bunu, dikkat çekebilmek için yapıyorlar. Kendilerini ayrı bir dinmiş gibi gösterip, AB fonlarından yararlanmak için yapıyorlar."

Kemal
17.09.2006, 14:06
konuyu açanın isteği üzere kazana kaydırılmıştır.