Orijinalini görmek için tıklayınız : Emre Kınay:Sanatta Devrim Şart


SivanA SimyacI
24.09.2006, 19:00
İSTANBUL - Pek önemsenmiyor ama kültür ve sanat adına vahim günler yaşıyoruz. Bu ülkede sanat ve sanatçı, günbe- gün değer yitiriyor, işlevselliğini kaybediyor. Bunun son örneğini tiyatro camiasında yaşıyoruz. Kimi tiyatrolar boş koltuklara oynuyor, kimileri çoktan kapandı bile. Kamuoyunda konunun uzmanları (!) bunun nedenini tiyatro sanatçılarının çağa ayak uyduramaması olarak değerlendirdi. Hatta şimdilik kapalı gişe oynayan (çağa ayak uydurmuş) tiyatrolar buna örnek gösterildi. Lakin, tiyatro sanatında çağa ayak uydurmak nasıl bir şeydir, bunu pek anlayamadım. Bir sürü şeyi doğru dürüst anlayamıyorum o da ayrı bir mesele.
Sonuç olarak, tiyatronun bu umutsuz haline karşın, içinde hâlâ umut taşıyan tiyatrocular da var. Örneğin, daha çok televizyon dizilerinden tanıdığımız Emre Kınay. Gitmiş, kendine bir tiyatro kurmuş. Profilo Kültür Merkezi'nde 'Kara Sohbet' diye bir oyun sergiliyor.
Bu tiyatrocuları biraz mazoşist olarak görüyorum. 'Bırakın bu işleri, bar açın, kulüp açın, hırpalamayın kendinizi boş yere' diyorum, beni dinlemiyorlar. İyi ki de dinlemiyorlar.
Görüyorsunuz tiyatrolar kan ağlıyor. Hâlâgidip tiyatro kuruyorsunuz. Niye ki?
Bizim bir görevimiz var. 15 milyonluk bir şehirde yaşıyoruz. Bu şehirde iki elin parmağını geçmeyen sayıda tiyatro var. Ve, herkes feci durumda. Kimse tiyatroya gitmiyor ama herkes ekrandaki şiddetten şikâyet ediyor? Ben de kazandığım paranın bir kısmını tiyatroya yatırmaya karar verdim çünkü bu benim görevim diye düşündüm. Bunu bir misyon diye düşünüyorum. Türkiye'de tiyatro bitti denildiğinde çocuğum bana 'baba neden sen bir şeyler yapmadın?' demesin diye, biraz da ondan. Biraz da kendi ideallerim uğruna. Bir de tiyatro denilince artık çok yanlış anlaşılmaya başlandı. Tiyatro eşittir güldüren bir şey, tiyatro eşittir bir kişinin sahneye çıkıp 3.5 saat konuşması, tiyatro eşittir belden aşağı olan bir şey, böyle bir şey değil tabii ki tiyatro. Devletin sıkı bir kültür politikası yok. Tiyatrocular olarak da, böyle gidiyor, böyle olsun gibi bir tavrımız var. Geçen gün seyrettim bir tartışma programında ve Türk Tiyatrosu'nun bütün duayenleri o programdaydı. Bütün sorun Asuman Krause'nin sahneye çıkıp çıkmaması oldu. Yani bizim tek sorunumuz buymuş. 1.5 saat bunu tartıştılar. Avrupa'ya girmek istiyoruz ama bu konuda hiç özenmiyoruz Avrupa'ya. 1.5 milyon nüfuslu Atina'da 60 bin koltuk gecede seyre açılıyor ve tümü doluyor. 15 milyonluk İstanbul'da beş bin tane koltuk haftanın dört beş günü seyre açılıyor, ancak iki veya üç bini doluyor. O kadar sadece.
Eskiden İstanbul'da pek çok tiyatro salonu vardı, oyunlar kapalı gişe oynardı. Sizce neden bu duruma gelindi?
Sanat politikası nedeniyle böyle olsun isteniyor. Ülkenin sanat ihtiyacı yok diye düşünüyorlar herhalde. Beyoğlu'nda 40 tane tiyatro sahne açarmış, atlı polisler eşliğinde insanlar dağıtılırmış. Şimdi tiyatro izleyen 300 bin insan var. Bana da geliyor, Müşfik Kenter'e de gidiyor. Popüler kültür tiyatrolarına sıradan vatandaş da gidiyor. Ama diğer tiyatroların seyircisi yıllardan beri hiç değişmemiş. Çünkü, o bir kültür ama bu biraz devletin politikasıyla da ilgili bir şey. Yani sürekli eğitim kampanyasından bahsediyoruz. Eğitim ve kültür kampanyası olmalı. Sadece matematik ya da coğrafya öğretmekle bir toplumun kültürel seviyesini yükseltemezsiniz. Toplumun mutlaka estetik alanlara da yöneltilmesi lazım. Yoksa sanat ölüp gidecek.
Politikacılar sizce neden böyle davranıyor?
Üstelik, tiyatroyu küfür aracı olarak kullanıyorlar. Meclis'te birbirlerine küfür gibi 'Tiyatro yapma len' diye bağırıyorlar. Burada bize saldırı var. Ben de yeni bir küfür buldum, 'Milletvekili gibi yapma len? diye. Bir meclis düşünün, 550 milletvikilinin yüzde kaçı davet edilmediği zaman bir tiyatroya gitmiş bir araştırın Allah aşkınıza. Hangisi bir davet almadığı sürece bir sergiye gitmiş de, 'bu ressam ne çizmiş' diye bakmış. Söyleye bilir misiniz?
Böyle birini hatırlıyorum. Bir sergiye gidip orada, bir sanat eserine tükürük atmıştı.
Adamın bir tanesi de, çıktı 'Bale belden aşağıdır' dedi. Günlerce onu konuştuk. Biz böyle adamlarla Avrupa toplumuna entegre olmaya çalışıyoruz. Shakespeare gibi, Moliere gibi adamlar yetiştirmiş bir topluma. Benim bir umudum yok. Çok önemli bir filozofun lafıdır, 'Devleti yönetenler filozof olmadıkları sürece, işleri zorlaşır'. Devleti yöneteceklerin biraz filozof olması lazım. Ciddi bir insan kalitesizliğiyle karşı karşıyayız. Biz Avrupa toplumu için işgücünden başka bir şey olmayacağız bu mantıkla gittiğimiz sürece. O yüzden sanatın şiddetle devrime ihtiyacı var, sanatsal bir devrime.
Bazıları tiyatronun bu hale gelmesinde sizlerin suçu olduğu görüşündeler. Ne dersiniz?
Valla buna katılmam mümkün değil. Bir kere basın, popüler kültüre destek veriyor. Bir kız çıkıp dünyanın en rezil albümünü yapıyor. Nereyi açsan onun promosyonu var. Ama Müşfik Kenter'in oyununun promosyonu yok. Emre Kınay'ın da yok. Ben dizi yaparken set kamera ve fotoğrafçıyla doluyor, oyun yaparken kimse yok. Bizim aramızda halkla köprü kurup da, 'tiyatro mu yapıyorsunuz, nerede yapıyorsunuz? diyen olmuyor. Yılmaz Erdoğan'ın tiyatrosunun dolmasının sebebi de bence bu. Sen çok popüler oluyorsun, medya halkla aranda bağ kuruyor. BKM'nin en büyük başarısı burada. Ama bunu yaparken, çok da onları zorlamayacak hikâyeler yapıyor. Biraz seyirciyi oturduğu yerde düşünmeye yönlendirdiğin anda basının da ilgisini çekmiyor. Tiyatro bu hale geldi.
Ama tiyatro böyle bir şey değil. Bunun acısını reel olarak göremeyiz. Bunun olumsuz etkilerini, sonucunu ancak, 15 yıl sonra görürüz.
Ne olur 15 yıl sonra?
Medeni toplumlarda sanatın insanı özgürleştirmek gibi görevi vardır. Sanatın kendisi özgürlük hareketidir. Türkiye'nin siyasileri sanatın yeşermesini, dallanıp budaklanmasını, yaygınlaşmasını istemiyorlar. İnsanlar birbirinden nefret ediyor. Kapı komşusunu tanımıyor. Sanat iletişim sağlar. Bunu istemiyorlar tabii ki. Ayrıca tiyatro insanı kendi kısır yaşamından uzaklaştırır. Toplumsal terapidir.

Ben bir tiyatroseverim ve Emre Kınayı oyunculuğu gibi karakteriylede takdir edenlerdenim ben.Sanatın ne kadar devrime susamış olduğunu açıkca ifade ediyor sanat toplumsal bir terapi ve toplum için sanata sahip çıkılmalı ve devrimler gerçekleşmelidir.Katıldığım yorumlar yapmış Emre Kınay ben katılıyorum.Sizin görüşlerinizi paylaşmanızı da beklerim.

Akgüney
21.10.2006, 14:20
bende tiyatro sevenim...hatta tiyatro yapiyorum ve emre kinayin bu röportajini cok begendim...acikca isyan ediyor...
burdan yola cikarak tartisilmasi gereken konu su 'popüler kültür nereye gidiyor?''...

Rozemin
27.12.2006, 13:01
yorumlarınızı ve görüşlerinizi çok taktir ettim, ama maslesef tiyatrodan uzak ,beyinleri dizilerle özleşmiş bir toplumla yaşıyoruz

SivanA SimyacI
29.12.2006, 14:17
yorumlarınızı ve görüşlerinizi çok taktir ettim, ama maslesef tiyatrodan uzak ,beyinleri dizilerle özleşmiş bir toplumla yaşıyoruz

Bu gayet doğal eğitim durumu belli milletimizin ve devletin tiyatro imkanları bugün kaç tane konservatuar okuyan ama işşiz oyuncu var.Kendilerine yer bulabildikleri tek yerde diziler.
Ama Emre Kınay doğru diyor

''SANATTA DEVRİM ŞART''

anibal
29.12.2006, 15:00
Bu gayet doğal eğitim durumu belli milletimizin ve devletin tiyatro imkanları bugün kaç tane konservatuar okuyan ama işşiz oyuncu var.Kendilerine yer bulabildikleri tek yerde diziler.
Ama Emre Kınay doğru diyor

''SANATTA DEVRİM ŞART''

dediklerine yürekten katılıyorum.
ama bu dizi sisteminin değişmesi lazım

bi akşam Erdal Özyağcıların bi röportajını izlemiştim Türk dizilerine senede kaç milyon amerikan doları para harcanıyormuş o para eğitim sistemine harcansa belki çoğu aksaklıklar giderilebilir.

Rozemin
29.12.2006, 17:39
evet ama farkındaysanız dizilerde tiyatro egitimi almış çok az kişi oynuyor, gerisi hepsi manken yada gündemin ucuz popüler insanları, tiyatrodan çok az var

SivanA SimyacI
31.12.2006, 18:34
evet ama farkındaysanız dizilerde tiyatro egitimi almış çok az kişi oynuyor, gerisi hepsi manken yada gündemin ucuz popüler insanları, tiyatrodan çok az var

İlgi çeken bu olsa gerek ama bence bu her dizi için geçerli değil mesela ''Fırtına''

Serkan_Devrim
31.12.2006, 18:45
evet ama farkındaysanız dizilerde tiyatro egitimi almış çok az kişi oynuyor, gerisi hepsi manken yada gündemin ucuz popüler insanları, tiyatrodan çok az var sanattan önce halkkın devrimi olmalı. kafalar hep mankenlerle dolu iken, pöpülarite en yüksek reytingi alıyorken; sanatta devrim olsa ve tiyatro kökenliler oynasa ne olur? izlenmiyor ki. :yamukgul: ülkemizde tiyatroculara verilen değeri öğrenmek isten eski tiyatrocuların nasıl açlıktan kıvrandıklarını öğrenmek için hayatlarını araştırsınlar.

Rozemin
04.01.2007, 09:31
İlgi çeken bu olsa gerek ama bence bu her dizi için geçerli değil mesela ''Fırtına''

evt fırtına iyi bir diziymiş ben fazla izleyemiyorum ama iyi yorumlar duyuyorum

Rozemin
04.01.2007, 09:39
[QUOTE=Serkan_Devrim;324556]sanattan önce halkkın devrimi olmalı. kafalar hep mankenlerle dolu iken, pöpülarite en yüksek reytingi alıyorken; sanatta devrim olsa ve tiyatro kökenliler oynasa ne olur? izlenmiyor ki. :yamukgul: ülkemizde tiyatroculara verilen değeri öğrenmek isten eski tiyatrocuların nasıl açlıktan kıvrandıklarını öğrenmek için hayatlarını araştırsınlar.

dedigin gibi halkın devrimi olsa keşke