Orijinalini görmek için tıklayınız : Fuzuli - Selam verdim, rüşvet değil diye almadılar.
Alevimen 23.03.2005, 23:34 Selam verdim, rüşvet değil diye almadılar.
http://www.alevi.li/images/stories/space/azericoins.jpgFuzûlî (1480? - 1556), 16.yüzyilin en büyük sairidir. Türkce'nin Azeri diyelegini kullanan sair, Türk dünyasinda büyük bir ün kazanmis, bütün divan edebiyatini genis ölcüde etkilemistir. Oguzlar'in Bayat boyundan olan Fuzûlî'nin asil adi Mehmet'tir. Irak'ta Kerbela'da dogdu. Hayati boyunca Hille, Bagdat ve Kerbela'da yasayan Fuzûlî, Irak'tan disari cikmamis ve bir veba salgininda ölmüstür. Fazlî adindaki oglu da zamaninda siirleriyle taninmistir.
http://www.alevi.li/images/stories/space/fuzuli1.jpgFuzûlî, pek cok sair tarafindan taklit edilmis, etkisi en önemli sairlerin eserlerinde bile görülmüstür. Siirleri halk tabakalari arasinda da yayilmis, bircok siiri bestelenmistir. Büyük sairin Farsca, Türkce ve Arapca olmak üzere üc divani vardir. Bunlarin arasinda Kerbela olayini anlatan "Saadet Ermisler Bahcesi" isimli sah eseri bulunmaktatir. Deha sahibi bir sair olan Fuzûlî'nin essiz lirizmi, divanindaki siirlerde bütün hasmetiyle görülür. Divani, bircok defa basilmistir. Secme siirler pek cok Bati diline cevrilmistir. Fuzûlî'nin divanlarindan baska baslica eserleri: Leylâ ile Mecnun, Halkatu's-Suadâ, Heft Câm, Beng-ü Bâde, Sah-ü Gedâ, Hüsn-ü Ask'tir.
Kaynak: www.alevi.li
Tsk alevimen tamzaminda :3D_NG (4)
TheGodfather 24.03.2005, 22:40 Fuzulinin, Osmanlıların zirvede olduğu Kanuni döneminde kendine bağlanan maaşı sahtekar rüşvetçi osmanlı memurların kesmesi ile Padişaha sunduğu şikayetnameyi okumanızı tavsiye ederim arkadaşlar..
saygılar...
dem_dost 27.03.2005, 00:23 Fuzuli, de isimi gectigi zaman niyaz ettigimiz, ondan bu bicimde yalvardigmiz bir insan
o hem büyük bir sair hem de bir dini önder konumunda
ask-i niyazimi sunarim o ulu sahisa
Beni candan usandırdı cefâdan yâr usanmaz mı?
Beni candan usandırdı cefâdan yâr usanmaz mı?
Felekler yandı âhımdan murâdım şem’i yanmaz mı?
Kamu bîmârına cânan devâ-yı derd eder ihsan,
Niçin kılmaz bana derman beni bîmâr sanmaz mı?
Şeb-i hicran yanar cânım töker kan çeşm-i giryânım,
Uyarır halkı efgaanım kara bahtım uyanmaz mı?
Gül-i ruhsârına karşu gözümden kanlı akar su,
Habîbim fasl-ı güldür bu akar sular bulanmaz mı?
Gamım pinhan dutardım ben dediler yâre kıl rûşen
Disem ol bi-vefâ bilmem inanır mı inanmaz mı?
Değilim ben sana mâil sen ettin aklımı zâil.
Bana ta’neyleyen gaafil seni görgeç utanmaz mı?
Fuzûlî rind-i şeydâdır hemişe halka rüsvâdır,
Sorun kim bu ne sevdâdır bu sevdâdan usanmaz mı?
Fuzuli
Gönülde bin gâmım vardır ki pinhân eylemek olmaz
Gönülde bin gâmım vardır ki pinhân eylemek olmaz
Bu hem bir gam ki il ta'nından efgân eylemek olmaz
Ne müşkil derd olursa bulunur âlemde dermânı
Ne müşkil der imiş aşkın ki dermân eylemek olmaz
Fena mülküne çok azm etme ey dil çekme zahmet kim
Bu tedbîr ile def'i derd-i hicrân eylemek olmaz
Sakın gönlüm yıkarsın pendden dem urma ey nâsih
Hevâ-yi nefs ile bir mülkü vîran eylemek olmaz
Dehânın üzre lâ'lin istemiş dil def-i müşkildir
Görünmez hiç cürmü yok yere kan eylemek olmaz
Du'âlar eylerim benden yana bir dem güzâr etmez
Ne çâre sihr ile servi hırâman eylemek olmaz
Fuzûlî âlem-i kayd içre sen dem urma aşkından
Kemâl-i cehl ile da'vây-i irfân eylemek olmaz
Fuzuli
Ya Rab, belâ-yı aşk ile âşinâ kıl meni
Ya Rab, belâ-yı aşk ile âşinâ kıl meni
Bir dem belâ-yı ışkdan kılma cüda meni
Az eyleme inayetini ehl-i derdden
Ya'ni ki çok belâlara kıl mübtela meni
Oldukça men götürme belâdan irâdetim
Men isterem belâyı çü ister belâ meni
Temkinimi belâ-yı mahabbetde kılma süst
Tâ dost ta'n edüp demeye bî-vefa meni
Gittikçe hüsnün eyle ziyâde nigârımın
Geldikçe derdine beter et mübtelâ meni
Öyle zâif kıl tenimi firkatinde kim
Vaslına mümkin ola yetürmek sabâ meni
Nahvet kılub nasîb Fuzûlî gibi mana
Yâ Rab mukayyed eyleme mutlak mana meni
Fuzuli
Eyle ser-mestem ki idrâk etmezem dünya nedür
Eyle ser-mestem ki idrâk etmezem dünya nedür
Men kimem sâkî olan kimdür mey ü sahba nedür
Gerçi cânândan dîl-i şeyda içün kâm isterem
Sorsa cânân bilmezem kâm-ı dîl-i şeyda nedür
Vasldan çün âşıkı müstağnî eyler bir visal
Âşıka mâşukdan her dem bu istiğna nedür
Hikmet-i dünya vü mâfiha bilen ârif degül
Ârif oldur bilmeye dünya vü mâfiha nedür
Âh u feryâdun Fuzûlî incidübdür âlemi
Ger belâ-yı ışk ile hoşnûd isen gavga nedür
Fuzuli
Su Kasidesi
Saçma ey göz eşkten gönlümdeki odlara su
Kim bu denlü dutuşan odlara kılmaz çâre su
Âb-gûndur günbed-i devvâr rengi bilmezem
Yâ muhît olmuş gözümden günbed-i devvâra su
Zevk-ı tîğından aceb yoh olsa gönlüm çâk çâk
Kim mürûr ilen bırağur rahneler divâra su
Vehm ilen söyler dil-i mecrûh peykânın sözün
İhtiyât ilen içer her kimde olsa yâra su
Suya versin bâğ-ban gül-zârı zahmet çekmesin
Bir gül açılmaz yüzün tek verse min gül-zâra su
Ohşadabilmez gubârını muharrir hattına
Hâme tek bakmaktan inse gözlerine karasu
Ârızın yâdıyla nem-nâk olsa müjganım nola
Zâyi olmaz gül temannâsıyla vermek hâra su
Gam günü etme dil-i bîmârdan tîğın dirîğ
Hayrdır vermek karanu gicede bîmâra su
İste peykânın gönül hecrinde şevkım sâkin et
Susuzam bir kez bu sahrâda menimçün ara su
Men lebin müştâkıyam zühhâd kevser tâlibi
Nitekim meste mey içmek hoş gelir huş-yâra su
Ravza-i kûyine her dem durmayıp eyler güzâr
Âşık olmuş gâlibâ ol serv-i hoş-reftâra su
Su yolun ol kûydan toprak olup tutsam gerek
Çün rakîbimdir dahi ol kûya koyman vara su
Dest-bûsu ârzûsuyla ger ölsem dostlar
Kûze eylen toprağım sunun anınla yâra su
Serv ser-keşlik kılur kumrî nîyâzından meğer
Dâmenin duta ayağına düşe yalvara su
İçmek ister bülbülün kanın meğer bir reng ile
Gül budağının mizâcına gire kurtara su
Tinet-i pâkini rûşen kılmış ehl-i âleme
İktidâ kılmış tarîk-i Ahmed-i Muhtâr’a su
Seyyid-i nev’-i beşer deryâ-yı dürr-i ıstıfâ
Kim sepüptür mu’cizâtı âteş-i eşrâra su
Kılmak için tâze gül-zâr-ı nübüvvet revnakın
Mu’cizinden eylemiş ızhâr seng-i hâra su
Mu’cizibir bahr-ı bî-pâyân imiş âlemde kim
Yetmiş andan min min âteş-hâne-i küffâra su
Hayret ilen parmağın dişler kim etse istimâ
Parmağından verdiği şiddet günü ensâra su
Dostu ger zaehr-i mâr içse olur âb-ı hayât
Hasmı su içse döner elbette zehr-i mâra su
Eylemiş her katreden min bahr-ı rahmet mevc-hîz
El sunup urgaç vuzu için gül-i ruhsâra su
Hâk-i pâyine yetem der ömrlerdir muttasıl
Başını taştan taşa urup gezer âvâre su
Zerre zerre hâk-i der-gâhına ister salınur
Dönmez ol der-gâhtan ger olsa pâre pâre su
Zikr-i na’tın virdini derman bilir ehl-i hatâ
Eyle kim def-i humâr için içer mey-hâra su
Yâ Habîba’llah yâ Hayre’l-beşer müştâkınam
Eyle kim leb-teşneler yanıp diler hem-vâre su
Sensin ol bahr-ı kerâmet kim şeb-i Mi’râc’da
Şeb-nem-i feyzin yetirmiş sâbit ü seyyâra su
Çeşme-i hurşîdden her dem zülâl-i feyz iner
Hâcet olsa merkadin tecdîd eden mi’mâra su
Bîm-i dûzah nâr-ı gam salmış dil-i sûzânıma
Var ümîdim ebri ihsânın sepe ol nâra su
Yümn-i na’tından güher olmuş Fuzûlî sözleri
Ebr-i nîsandan dönen tek lü’lü-i şeh-vâra su
Hâb-ı gafletten olan bîdâr olanda rûz-ı haşr
Eşk-i hasretten dökende dîde-i bîdâra su
Umduğum oldur ki rûz-ı haşr mahrûm olmayam
Çeşme-i vaslın vere men teşne-i didâra su
Fuzuli
Eyle ser-mestem ki idrâk etmezem dünya nedür
Eyle ser-mestem ki idrâk etmezem dünya nedür
Men kimem sâkî olan kimdür mey ü sahba nedür
Gerçi cânândan dîl-i şeyda içün kâm isterem
Sorsa cânân bilmezem kâm-ı dîl-i şeyda nedür
Vasldan çün âşıkı müstağnî eyler bir visal
Âşıka mâşukdan her dem bu istiğna nedür
Hikmet-i dünya vü mâfiha bilen ârif degül
Ârif oldur bilmeye dünya vü mâfiha nedür
Âh u feryâdun Fuzûlî incidübdür âlemi
Ger belâ-yı ışk ile hoşnûd isen gavga nedür
Fuzuli
Ol ki her sa'at gülerdi çeşm-i giryânım görüp
Ol ki her sa'at gülerdi çeşm-i giryânım görüp
Ağlar oldu hâlime bî-rahm cânânım görüp
Eyleyen ta'yin-i cezâ-yi müdâvâ derdime
Terk edip cem' etmedi hâl-i perîşânım görüp
Lâle-ruhlar göğsümün çâkine kılmazlar nazar
Hiç bir rahm eylemezler dâğ-i hicrânım görüp
Tut gözün ey dûd-i dil çerhin ki devrin terk edip
Kalmasın hayrette çeşm-i gevher efşânım görüp
Pertev-i hur-şîd sanmam yerde kim devr-i felek
Yere urmuş âf-tâbın mâh-i tâbânım görüp
Suda aks-i serv sanmam kim koparıp bağ-bân
Suya salmış servini serv-i hırâmânım görüp
Ey Fuzûlî bil ki ol gül-'ârızı görmiş değil
Kim ki ayb eyler benim çâk-i girîbânım görüp
Fuzuli
BU Gazel'ler Fuzilinin, bunlarida ben ekliyim dedim.
1-Senin sokağının başında beladan başka
elde ettiğim (bir şey) yok
-aşkının yolunda yok olmaktan (ölmekten) başka da bir amacım yok.
2-Ey ah! Gam (hüzün) meclisinin ney'iyim,
ateşe yanmış kuru vücudumda arzudan başka
ne bulursan yele ver (savur) dağıt.
3-Kimsesizliğim o dereceye vardı ki, çevremde
-bela girdabından başka dönen kimse yok.
4-Bana, ne gönül ateşinden başka kimse yanar,
-ne de tan yelinden başka kimse kapımı açar.
5-Fuzûlî! Aşk meclisinde nasıl ah etmeyeyim?
-bende sesten başka ne kar bulunur.
**********************************
1 bende mecnundan daha fazla aşıklık özellikleri var
sadık olan aşık benim, mecnunun sadeece adı var
2 ben senin aşığınım ki bununla övünmelisin
nasıl leylanın mecnunu şirinin ferhadı var
3 aklım başımda ey gül beni bülbüle benzetme
onun derde sabrı yok her an feryadı var
4 öyle kötü haldeyim ki halimi görenler mutlu olur
zamanın çarkından kimin neşesiz bir gönlü varsa
5 ey gönlümün kuşu, aşk aleminde boş boş gezme
cunku bu alemin her yolunda birçok avcısı var
6 ey fuzuli! aşkı yasaklayan nasihatçıya uyma
o aklın tedbiridir sanmaki onun bir temeli var
**********************************
1 hasılım yok ser-i kuyunda beladan gayrı
garazım yok reh-i aşkında fenadan gayrı
2 ney-i bezm-i gamem ey ahbulsan yele ver
oda yanmış kuru cismimde hevadan gayrı
-
3 perde çek çehreme hicran günü ey kanlı sirişk
ki gözüm görmeye ol mah-likadan gayrı
-
4 yetti bikesliğim al gayete kim çevremde
kimse yok çevrile girdab-ı beladan gayrı
-
5 ne yanar kimse bana ateş-i dilden özge
ne açar kimse kapım bad-ı sabadan gayrı
-
6 bozma ey mevc gözüm yaşı hababın ki bu seyl
koymadı hiç imaret bu binadan gayrı
-
7 bezmi aşk içre fuzuli nice ah eylemeyem
ne temettu bulunur bende sadadan gayrı
********************************
1 senin etrafında elde edebildigim bir sey yok beladan baska
bir amacım yok aşkının yollarında kendimi kaybetmekten başka
2 uzuntu toplulugunun neyiyim, ne bulursan rüzgara ver
ateşle yanmış kuru cismimde havadan başka
3 hicran günü yüzüme bir perde çek ey gözyaşı
ki gözüm kimseyi görmesin o ay yüzlü güzelden başka
4 yetti artık kimsesizliğim, çevremde kim varsa al
dönen hiç bir şey yok bela girdabından başka
5 ne yanar kimse bana gönül ateşinden özge
ne açar kimse kapımı sabah rüzgarından başka
6 ey dalga! bu sel gözümün yaşının bir kabarcığıdır, bozma
sağlam hiç bir şey bırakmadı bu binadan başka
7 aşk alemi içinde ah edip sızlanma ey fuzuli!
ne kar bulabilirsin ki kendinde bu sedadan başka
************************************
1 tanrım, aşk belasıyla beni tanıştır
bir an bile aşk belasından uzak tutma beni
2 elinin bolluğunu dert isteyenlerden esirgeme
yani bir sürü belalara müptela et beni
3 ben olduğum sürece beladan dileğimi çevirme
çünkü ben belayı istiyorum, bela ister beni
4 sevgilimin güzelliğini gittikçe artır
bela geldikçe derdine daha beter müptela et beni
5 vücudumu onun ayrılığında öyle hafif kıl ki
hafif esen sabah rüzgarı bile ulaştırabilsin ona beni
6 kibirlilik edip fuzuli gibi bana
ey tanrım, bir an bile başbaşa bırakma kendimle beni
*************************************
Gazel
Gönülde bin gâmım vardır ki pinhân eylemek olmaz
Bu hem bir gam ki il ta'nından efgân eylemek olmaz
Ne müşkil derd olursa bulunur âlemde dermânı
Ne müşkil der imiş aşkın ki dermân eylemek olmaz
Fena mülküne çok azm etme ey dil çekme zahmet kim
Bu tedbîr ile def'i derd-i hicrân eylemek olmaz
Sakın gönlüm yıkarsın pendden dem urma ey nâsih
Hevâ-yi nefs ile bir mülkü vîran eylemek olmaz
Dehânın üzre lâ'lin istemiş dil def-i müşkildir
Görünmez hiç cürmü yok yere kan eylemek olmaz
Du'âlar eylerim benden yana bir dem güzâr etmez
Ne çâre sihr ile servi hırâman eylemek olmaz
Fuzûlî âlem-i kayd içre sen dem urma aşkından
Kemâl-i cehl ile da'vây-i irfân eylemek olmaz
***************************************
Bilmez idüm bilmek ağzun sırrını düşvâr imiş
Ağzunı derlerdi yoh dedüklerince var imiş
Âciz olmuş yakmağa âhı ile kûhu Kûh-ken
Neylesün miskin anun 'ışkı hem ol mikdâar imiş
Daşa çekmiş halk içün Ferhâd şîrîn suretin
'Arza kılmış halka mahbûbun 'aceb bî-'ar imiş
Ka'be ihrâmına zâhid dediler bel bağladı
Eyledüm tahkîk anun bağlanduğı zünhâr imiş
'Ömrlerdir eylerem ahvâl-i dünyâ imtihân
Nakd-i 'ömr ü hâsıl-ı dünyâ hemün bir yar imiş
Zevk-i dîdârı ile dir-dârun yoh etdüm varumı
Devlet-i bâkî ki derler devlet-i dîdâr imiş
Dün Fuzûlî 'ârızun görgeç revân tapşurdu cân
Lâf edüp derdi ki cânum var emânet-dâr imiş
*********************************
Aşk derdiyle hoşem el çek ilacımdan tabib!
Kılma derman kim, helakim zehri dermanındadır!!!!!!!
hasanerdogan 02.02.2006, 11:36 Hansı Gülşen
Fuzuli dünya edebiyat litaratüründe en büyük isimlerden bir tanesidir.Onun bu aşağıdaki gazelini sizlerle paylaşmaktan mutluluk duyacağımı öncelikle belirtmeyi vazifem bilirim.
Hansı Gülşen
1-Hansı gülşen gülbüni serv-i hıramanunca var
Hansı gülbün üzre gonce la’l-i handanunca var
(Hangi gül bahçesinin gül fidanı senin salınan selvi boyun kadar uzundur? Hangi gül fidanındaki gonca senin gülen dudaklarına benzer?)
2-Hansı gülzar içre bir gül açılur hüsnün kimi
Hansı gül bergi leb-i la’l-i dür-efşanunca var
(Hangi gül bahçesinde senin güzel yüzün gibi bir gül açılır? Hangi gül yaprağı senin inci saçan kırmızı dudağın gibidir?)
3-Hansı bağun var bir nahli kadün tek bar-ver
Hansı nahlün hasılı sib-i zenahdanunca var
(Hangi bahçenin senin boyun gibi meyveli bir fidanı vardır.Hangi fidanın meyvesi senin çenenin elmasına benzer?)
4-Hansı huni sen kimi cellada olmuşdur esir
Hansı celladun kılıcı nevk-i müjganunca var
(Hangi katil senin gibi bir cellada tutsak olmuştur.Hangi celladın kılıcı senin kirpiklerinin ucu gibi sivri ve keskindir?)
5-Hansı bezm olmış münevver bir kadün tek şem’den
Hansı şem’ün şu’lesi ruhsar-ı tabanunca var
(Hangi toplantı senin boyun gibi bir mumla aydınlanmıştır? Hangi mumun ışığı senin parlak yanağın gibidir?)
6-Hansı yerde tapılur nisbet sana bir genc-i hüsn
Hansı gencün ejderi zülf-i perişanunca var
(Sana benzeyen bir güzellik hazinesi nerede bulunur? Hangi hazineyi bekleyen yılan senin dağınık saçlarına benzer.)
7-Hansı gülşen bülbüin derler Fuzuli sen kimi
Hansı bülbül nalesi feryad-u efganunca var
(Fuzuli, hangi gülbahçesinin bülbülünün sana benzediğini söyleyebilirler? Hangi bülbülün iniltisi senin bağırışın, haykıırışın gibidir?
.
Fuzuli
.
ıyi şiirin yalnızca bilimle elde edilebileceğine
inanan Fuzûlî, bu düşüncesini Türkçe divanının
önsözünde "ılimsiz şiir, temeli yok duvar gibi
olur, temelsiz duvar da sonunda itibarsız olur"
diye açıklar. Bu düşüncesini her zaman savunduğunu
ve "ilimsiz şiirden ruhsuz kalıp gibi nefret
ettiğini" vurgular.
LEYLA ve MECNUN
Ey Rabbim! Aşk belasıyla beni tanıştır
Beni bir an bile olsa; aşk belasından ayırma!
Detlilerden yardımını uzak tutma.
Yani beni daha çok belalara müptela eyle!
Ben var oldukça, beladan, isteğimi uzaklaştırma!
Ben belayı isterim, çünkü bela da beni ister.
Sevgi belasıyla ağırbaşlılığımı gevşetme!
Ta ki dostlar beni kınayıp vefasız demesinler!
Gidip geldikçe, sevgilimin güzelliğini arttır,
Sevgilimin derdine beni daha çok mübtela et.
Ben nerede, mevki ve itibar kazanma nerede?
Bana yoksulluk ve yokluk ulaşma kabiliyeti ver
Senden ayrıyken, bedenimi öyle zayıf kıl ki,
Bahar yeli beni sana kavuştursun.
Fuzûlî' nin nasibi gibi beni gururlandırıp,
Ey Rabbim, asla beni bana bağlı kılma!
Sonunda yar, ağlayıp inlememize acıdı ve
Bugün hüzünler evimize ayak bastı.
Gözyaşı yağmurum, demek, öyle tesir etti ki,
Gül bahçemizde taze bir gül dalı düşürdü.
Ah ateşinin bizi yaktığı,
Ayrılık gecesini aydınlatan meş' aleden bellidir.
Eğer ağlayan gözümüzde uyku olsaydı,
Bu kavuşma uyku halinde görülen bir rüya demek mümkün olurdu.
Gördüğümüz bir hayal mi?
Yoksa sevgilinin yanımıza geleceği aklımıza bile gelmezdi.
Ey can ve gönül! Sevgili, misafirimiz oldu!
Neyimiz varsa, misafirimizin ayaklarına dökelim.
Ey Fuzûlî! Sevgilinin kasdı, canımızı almakmış.
Gel.. Güzel uğruna can vermeyi kendimize bir borç bilelim.
**
Fuzûli' nin 1535' te yazdığı
Leylâ ve Mecnûn adlı mesnevîsi.
Fuzûlî'nin şiirleri diğer divan şairlerinin
şiirlerinden bambaşka bir özelliğe sahiptir. Onun
şiirleri genellikle din dışı şiirlerdir. Bu
şiirlerde çoğunlukla aşk teması işlenmiştir. şair
bir anlamda aşkı şiirlerinde metalaştırmış ve aşk
derdinden mutlu olduğunu söylemiştir. Hatta bu
dertten hiç kurtulmak istemediğini vurgulamıştır.
Ayrıca Fuzûlî divan şiirinin bir özelliği olan söz
sanatlarını en ustaca kullanmış bir şairdir. O
nedenle gazelleri ve diğer şiirleri hayli süslü ve
anlaşılması çok zor şiirlerdir
hulyasera 30.06.2006, 12:18 ya rab belayı aşk ile kıl aşina beni
bir dem bela-yı aşktan etme cüda beni
az eyleme inayetini ehli derdden
yani ki çok belalara kıl mübtela beni
oldukça ben götürme beladan iradetim
ben isterim belayı çü ister bela beni
gittikçe hüsnün eyle ziyade nigarımın
geldikçe derdine beter et muptela beni
öyle zaif kıl tenimi firkatinde kim
vaslına mümkün ola yeürmek saba beni
nahvet kılıp nasib fuzuli gibi bana
ya rab mukayyed eyleme mutlak bana beni
Divan Edebiyatı'nın en ünlü şairi olan Fuzuli Bağdat dolaylarında doğmuştur, asıl adı Mehmet'tir. Doğum yılı bilinmemektedir. Fuzuli'nin Bağdat, Kerbela,Necef illerinde yaşadığı, iyi bir öğrenim gördüğü, kendi dönemindeki bilimlerle de uğraştığı anlaşılıyor. Hatta şiirlerini Azeri şivesiyle yazdığı halde kendisinden sonra gelen pek çok şairi etkilemiştir. Divan şiirine kendine özgü bir söyleyiş getirmiştir.Yine kendine özgü bir aşk anlayışı vardır:"Aşk derdi çekmek kişiyi olgunlaştırır; kavuşma ise aşkı öldürür."Şiirlerinden onun süre Hz Ali türbesinde hizmet ettiğini, buna karşılık bir süre 'ratibe' adlı bir aylık aldığını, son zamanlarının ise yoksulluk içinde geçtiğini öğreniyoruz. Bir ara kendisine bağlanan 'evkaf fazlası aylığı' alamayışını da 'Şikayetname' adlı mektubunda yazmaktadır.
Türkçe eserleri: Türkçe Divan, Leyla vü Mecnun, Bengü ü Bade, Şikayetname, Su Kasidesi.
Arapça Eserleri: Arapça Divanı, Hadikatü's Süeda
LEYLA DİLİNDEN MURABBA
Rüsvalık eliyle pare pare oldu, yakam da, eteğim de;
Beni rüsvalığımda dost da ayıpladı, düşman da;
Aşk yolunda belâya tutsak oldu; canım da, hem tenim de...
Bu yetmez mi ki, bir dert katarsın derdime sen de?
Eğer kaderimi ellerden saklasam; sabrım kararım yok;
Ve eğer gamlarımı döksem; bir dert ortağım yok;
Zindan ve bağ tutsağıyım; elimde iradem yok...
Bu yetmez mi ki, bir dert katarsın derdime sen de?
Soluk çehrem, kanlı gözyaşlarımla kızarmış;
Dertli canım, ayrılık ateşiyle yanmış;
Kötü huylu feleğin cefasıyla derdim bine varmış...
Bu yetmez mi ki, bir dert katarsın derdime sen de?
Kâh vuslat hevesiyle, kâh ayrılık belâsıyla ağlarım;
Ben de bilmiyorum; nedir derdim, ben neden hastayım?
Aşkın gamıyla, binlerce dermansız derde tutsağım...
Bu yetmez mi ki, bir dert katarsın derdime sen de?
Belâ ve aşk derdine alıştım, senden ayrı kalalı;
Her dem bana zulmetmedeler; dert ayrı, belâ ayrı...
Belâya, derde düşmüşüm; günlerim böyle, halim bu...
Bu yetmez mi ki, bir dert katarsın derdime sen de?
Aşk tabibine çok açtımsa da gizli gamlarımı;
Ben hastaya hiç bulunmadı bir sıhhat imkânı;
Ezelden, öyle bin derdim var ki, yok asla dermanı...
Bu yetmez mi ki, bir dert katarsın derdime sen de?
Ey Fuzulî, hem beni ayıplayıp, bağrımı eylersin kan;
Acep bilmez misin ki, kolay değil vazgeçmek aşktan?
Biliyorsun, öyle bir derde düşmüşüm ki, yok ona derman...
Bu yetmez mi ki, bir dert katarsın derdime sen de?
duyduğumn kadarıyla babilde ölüm istanbulda aşk isimli kitapta fuzuliden bahsediyormuş.
aykudgöksun 03.02.2007, 14:10 sanırım fuzuli divan edebiyatı kullanan nadir alevilerden..
Gönlünüzü sağlık...
Teşekkürler...
Mehmed bin Süleyman, Fuzûlî (Kerbela, 1480 - 90? - Kerbela Bağdat, 1556) En tanınmış Türk divan şairidir. Asıl adı Mehmet bin Süleyman'dır. Öğrenimi hakkında kesin bir bilgi olmayıp, eserlerinden islami bilimler ve dil alanında çok iyi bir eğitim aldığı anlaşılmaktadır.Türkçe divanının önsözünde şiirin özünü sevgi, temelini bilim oluşturur demektedir. "Bilimsiz şiir temelsiz duvar gibidir, temelsiz duvar da değersizdir" der.
Yâ Rab bela-yı aşk ile kıl âşîna beni
Bir dem bela-yı aşktan kılma cüdâ beni
(Ya Rab aşk belasıyla içli dışlı kıl beni,
bir an bile ayırma aşk belasından beni)
Az eyleme inayetini ehl-i dertten
Yani ki çoh belâlara kıl müptelâ beni
(Az eyleme yardımını dertlilerden,
Yani çok aşk belaları ver bana)
Gittikçe hüsnün eyle ziyâde nigârımın
Geldikçe derdine beter et müptelâ beni
(Gittikçe artır sevgilimin güzelliğini,
Bana gelince onun derdine daha çok müptela et beni)
Fuzuliyi hocam hep büyük bir hayranlıkla anlatmıştır .
Padişahın huzuruna çıktığında kendisine maaş bağlanmasını istemiş.Fkat padişahin askerleri okadar rüşvete alışmişlarki yerinden bile kıpırdamamışlar bunun üzerine
Fuzuli 'selam verdim rüşvet deyül deyü almadılar ' demiş
bunları hala unutmam çok güzel anlatırdı hocamız...
dereza78 10.08.2007, 00:46 Paylaşımlarınıza ayrı ayrı teşekkürler Arkadaşlar Fuzuli, gönülden bağlı olduğu Ehlibeyt’e bağlılığını yazdıkları dışında, Necef’te Hz. Ali’nin, Kerbela’da İmam Hüseyin’in türbelerine hizmet ederek de kanıtlamıştır. 1556 yılında Kerbela’da hakka yürümüş ve burada defnedilmiştir.
Ey felek bu mülkü bi vefayı al başına çal
Tacı, tahtı, zihnet, sarayı al başına çal
Bir gün için neylerim, fani cihan emlâkini
İster isen büsbütün dünyayı al başına çal
Bu Fuzuli Kerbela’nın mecerasın okudu
Softa efendi verdiğin fetvayı al başına çal
(Fuzuli)
Anatolianman 16.06.2008, 18:27 Fuzulinin, Osmanlıların zirvede olduğu Kanuni döneminde kendine bağlanan maaşı sahtekar rüşvetçi osmanlı memurların kesmesi ile Padişaha sunduğu şikayetnameyi okumanızı tavsiye ederim arkadaşlar..
saygılar...
Fuzuli Evkaf yönetiminde gördüğü yolsuzlukları Sadrazam Nişancı Mehmet Paşa’ya “Selam verdim, rüşvet diye almadılar” başlığı ile gönderdiği şikayetnamesinde, bugünkü dille şöyle diyor “
dedim: vakıf malını fazla kısmak vebaldir. Cevaben ” Paramızla aldık, bize helaldir.” dedi.
Sordum “hesap sorulursa, tutuğumuz kötü yolun belgeleri bulunur” dedim.
Cevaben ”o hesap kıyamette sorulur.”
Sordum “dünyada da hesap sorulduğunu duymadınız mı?”
Cevaben “ondan korkumuz yoktur, tüm şahitleri hazırladık” dediler.
Acaba, Fuzuli, bu devirde yaşasaydı, şikayetnamesini başka türlümü yazardı?
Şikayet edenler ve edilenler aynı gibi de...
|
|