Orijinalini görmek için tıklayınız : Toplumsal Linç, Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Emin Alıcı'yı seçti...


Nesimi
28.09.2006, 11:55
●SES KAYDINI DİNLEYİN (http://www.vatanim.com.tr/pics/rektorses27092006.mp3)

http://www.internethaber.com/images/news/15904.jpg

ZAMAN GAZETESİNDEN ALINTIDIR

Rektör'den tuhaf sözler: Keşke Anadolu Müslüman olmasaydı (Ses Kaydı)


Papa’nın İslam ve Hz. Muhammed’e hakaret içeren sözlerine duyulan tepki devam ederken, tuhaf bir açıklama da üniversite rektöründen.


● 'Açıklamam matbaayla ilgiliydi'

Cumhurbaşkanı Sezer’in ısrarı ile atanan Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Emin Alıcı, CHP’lilerin düzenlediği bir toplantıda İslam dinine hakaret içeren ifadeler kullandı. İslamiyet’i geri kalmışlığın sebebi olarak gösteren Alıcı, “Keşke Anadolu Müslüman olmasaydı.” diye konuştu. Osmanlı’nın kovduğu akıl ve bilimin Avrupa'da geliştiğini ifade eden Alıcı, “1450'li yıllarda matbaa bulundu ve hızla Avrupa'da yayıldı. Biz, 250 yıl sonra matbaayı kullanabildik. Matbaayı Müslüman olmayan halk kullandı, gelişti. Keşke o zamanlar Anadolu Müslüman olmasaydı.” ifadelerini kullandı. Tuhaf açıklamalarını siyasi değerlendirmelerle sürdüren Alıcı, CHP’nin, genel seçimleri ölümüne alması gerektiğini savundu.

Eski CHP Karşıyaka İlçe Sekreteri Ertuğrul Gür tarafından 10 yıldır organize edilen Karşıyaka Toplantıları'na katılan Prof. Dr. Emin Alıcı, ‘Değişen dünya koşullarında Türkiye'nin konumu' konulu bir konuşma yaptı. Osmanlı padişahı Fatih Sultan Mehmet'in İstanbul'u fethederek Yeniçağ'ı başlattığını anlatan Alıcı, “Fatih Sultan Mehmet çok iyi yetişmiştir, felsefe, tarih, yabancı diller bilir. Ne yazık ki ülkenin akıl ve bilimle değil de din yoluyla yönetilmesi tercihini yaparak, hem Osmanlı'nın kaderini, hem de dünyanın tarihini değiştirmiştir." diye konuştu.

Osmanlı döneminde başlayan yanlış politikalar ve ekonomik borçlanmaların Kurtuluş Savaşı sonrası, Atatürk’le son bulduğunu dile getiren Alıcı, Atatürk’ün ölümünden sonra Amerika ve İngiltere gibi ülkelerin etkisiyle yapılan hatalarla 12 Eylül’e gelindiğini anlattı. Alıcı şunları söyledi: “Amerika’nın öz evlatlarından birisi başbakanımız oldu ve o günden sonra borçlanma katlanarak devam etti. 1982’ye kadar Türkiye’nin dış borç miktarı 13 milyar dolardı. 1982’den günümüze olan borçlanma miktarımız 370 milyar dolar ve bunun üçte biri son 4 yılda gerçekleşti.” Alıcı, Amerika’nın en son 3 Kasım’da kökten dinci bir grubu başa getirerek yine istediği iktidarı sağladığını ileri sürdü.

CHP, seçimleri ölüm pahasına almalı

Türkiye Cumhuriyeti’nin 1990’da işini bitirerek, borç batağının içine girdiğine değinen Alıcı, “Türkiye son iktidarla uzatmaları oynuyor, hak kavramı kalktı, ulufe kavramı geldi.” dedi. Demokratik işbirliği içinde ortak karar verilmesi gerektiğini anlatan Alıcı, şöyle konuştu: “Bugün karar verirsek 20 senede kurtulabiliriz. Dünyada ne kadar vatan haini varsa sanki ülkemizde toplanmış. Dıştaki menfaat gruplarıyla işbirliği içinde olan insanlar günden güne çoğalmakta ve bu insanlar cahil değil, tahsilli insanlar. Ulusal bilinç kavramını ne yazık ki biz veremedik, eğitmenler olarak bizler yetiştirdik bu insanları.” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanının değişebileceğini, yerine ‘doğru düzgün bir adam’ gelmezse kötü olacağını belirten Alıcı, “Adamın beyninin açık olması gerekir, hanımının başı açık-kapalı olmuş önemli değil. Genel seçimleri ölüm pahasına almak zorundasınız. Bunu başaramazsanız torunlarınızdan utanacaksınız, başınızı öne eğeceksiniz. Aklın ve bilimin yolu kazanmalıdır seçimi.” şeklinde konuştu..


Alıcı’nın atanmasında Cumhurbaşkanı Sezer ısrar etti

‘Gerekirse Kubilay gibi can veririz’ çıkışıyla tanınan Prof. Dr. Emin Alıcı’nın rektör olarak atanması Cumhurbaşkanı A. Necdet Sezer ile dönemin YÖK Başkanı Kemal Gürüz arasında krize sebep olmuştu. Alıcı, rektör seçiminde en yüksek oyu almasına rağmen YÖK’ün Çankaya’ya sunduğu listede yer almamıştı. Sezer, listeden hiç kimseyi rektör olarak atamayarak Alıcı için direnmişti. Bazı adayların istifa etmesinden sonra Alıcı’nın ismi listeye girince ataması yapılmıştı. O dönemde Alıcı’nın arkasında Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Mardinli Kemal Nehrozoğlu’nun bulunduğu iddia edilmişti. Vakit Gazetesi ise ‘Kubilay’ olayının ardından yaptığı haberde Alıcı’nın Hıristiyan olduğunu iddia etmişti. Gazetenin haberinde Alıcı’nın nüfus cüzdanının din hanesinde ‘Hıristiyan’ yazdığı belirtilmişti. Habere göre, geleneklerine ve dinine bağlı olduğu öne sürülen Malatya kökenli Alıcı ailesi İzmir’de yaşayan Ermeni akrabalarıyla yakın ilişki içindeydi. Ağabeyi İbrahim Alıcı 1998’de, kardeşi Aziz Alıcı 1989’da sakıncalı görülerek Bakanlar Kurulu kararıyla Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından çıkarılmıştı. Gazeteci Ahmet Hakan ise o günlerde yazdığı bir yazıda, Alıcı’nın Milli Eğitim Bakanı Çelik’e “Siz birkaç dönem üst üste görev yapabiliyorsunuz; ama bize bunu uygun görmüyorsunuz. Kendiniz için istediğiniz bir şeyi mümin kardeşiniz için istemedikçe hakiki mümin olamazsınız.” dediğini yazmıştı.

İzmir, Anka


--------------------------------------------------------------------------------

'Ben Hıristiyan'ım, bu sözler Papa'nın sözlerinden daha etkili olur'

Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Emin Alıcı 'Keşke Anadolu Müslüman olmasaydı' sözlerinin Papa'nın Müslümanlar'a sarf ettiği sözler kadar etkili olacağını söyledi. CHP eski Karşıyaka İlçe Sekreteri Ertuğrul Gür tarafından organize edilen 'Karşıkaya Toplantıları'nda Anadolu'nun Müslüman olmasından duyduğu rahatsızlığı dile getiren Emin Alıcı, Vatan Gazetesi'ne Hıristiyan olduğunu açıkladı. Haberin Anka Ajansı tarafından önceki gün servis edilmesinden sonra gazetenin görüştüğü Rektör Alıcı, önce sözleri inkar ederek ses kaydığının bulunmadığını savundu. Ajansın ses kaydının bulunduğunu açıklaması üzerine ise Alıcı'nın tepkisi farklı oldu: "Ben Hıristiyan'ım ve bu sözler Papa'nın Müslümanlar'a sarf ettiği sözler kadar etkili olur ve sonuçları da benim için çok kötü olur." İstanbul, Zaman
http://www.zaman.com.tr/?bl=haberler&alt=&trh=20060927&hn=353299


bu sözlerde vatan hainliği ya da müslümanlığa hakaret göremiyorum. Vatan gazetesinin çağdaş bilim insanlarına saldırmasını kınıyorum. Matbaanın geç gelmesi ve müslüman kesime yasaklanması Osmanlı devletinin suçudur..

Şoreş
28.09.2006, 12:21
Emin Alıcının ''Keşke Anadolu Müslüman olmasaydı'' sözüne katılıyorum.. Ama keşke Anadolu Alevi kalsaydı.. O zaman bu topraklarda özgürlük, barış olurdu.. Halklar kültürünü unutmaz, korurdu...

sertur
28.09.2006, 12:25
sevgili kızılkilise dostum, gerçekten gündemle ilgili bir sıcak konu teşekür ederim, sn. Emin Alıcı aslen malatyalı hemşehrimdir, hristiyan olduğu doğru, bu konuşmasında matbaa ile ilgili konuşmuş olabilir ama, anadolu hristiyan olsaydı dahamı modern olacaktı, ben bir ALEVİ olarak kendimi müslüman görüyorum ve bunuda Tanrının lütfu görüyorum osmanlının matbaa konusundaki geri kalmışlığını biz anadolu insanının inancına mal etmesi çok yanlış kaldıki tarihte hristiyan mahkemeleri çok bilim adamını idam etmişlerdir,

anadoluda yetişmiş bilim adamları;
Ali Kuşcu, Takuyiddini, İbni Sina, Harezmi, El Biruni, Cemşid, Kadızade el rumi, Piri Reis, Farabi, L. Hasan Çelebi, Ömer Hayyam, Cezeri, Fergânî, Cabir ibn Hayyan, G. İsmail Efendi, Bettani, Abdulhamid B. Vasi...gibi
ilginç bir alıntı
Aslen Malatyalı olan ve Manufer ile Zekiye Alıcı’nın oğlu Emin Alıcı’nın nüfus cüzdanının din hanesinde halen “Hıristiyan” yazıyor.
Dedelerinden birinin adı Artin, diğeri ise Ohanis
Emin Alıcı’nın 6 Ekim 1994’te hayatını kaybeden babası Manufer Alıcı’nın babasının, yani Emin Alıcı’nın dedesinin adı Ohanis, 5 Ocak 2001 tarihinde ölen anne Zekiye Alıcı’nın babasının adı ise Artin... Geleneklerine ve dinine bağlı bir aile olarak bilinen Alıcı ailesinin, İzmir’de yaşayan Ermeni akrabalarıyla yakın bir ilişki içerisinde olduğu öğrenildi.

İki kardeşi de vatandaşlıktan çıkarılmış!

Emin Alıcı’nın ağabeyi İbrahim Alıcı 1988’de, kardeşi Aziz Alıcı ise 1989’da, “sakıncalı” görülerek, Bakanlar Kurulu kararıyla Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından çıkarılmış. Kardeşlerin, Ermeni Terör Örgütü ASALA ile bağları olduğu ileri sürülüyor.

Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörü Emin Alıcı, Ermeni asıllı bir Hıristiyan. Üstelik, Alıcı’nın ağabeyi İbrahim Alıcı ve kardeşi Aziz Alıcı da, “Ermeniler lehine çalıştıkları” iddiasıyla “sakıncalı” görülerek, 1995 yılında Bakanlar Kurulu kararıyla vatandaşlıktan çıkarılmış.
Aslen Malatyalı olan ve Manufer ile Zekiye Alıcı’nın oğlu Emin Alıcı’nın nüfus cüzdanının din hanesinde halen “Hıristiyan” yazıyor. Emin Alıcı’nın babası Manufer Alıcı adına çıkarılan “Nüfus Kayıt Örneği”, hükümete karşı “Kubilay olmaya aday” olan Rektör Emin Alıcı’nın gerçek yüzünü açıkça gözler önüne seriyor.

NÜFUSUNU MALATYA’DAN İZMİR’E ALDIRMIŞ

Hicri 1334 doğumlu Manufer ile Hicri 1335 doğumlu Zekiye Alıcı’nın ortanca oğlu olduğu nüfus kayıtlarında belirtilen Emin Alıcı, 1 Mart 1947 doğumlu. Emin Alıcı, 1989 yılında kütüğünü Malatya Nüfus Müdürlüğü’nden alarak İzmir’in Bornova İlçesi’ne taşımış. Malatya’nın Salköprü Köyü’ne kayıtlı olan Emin Alıcı, şu an Bornova İlçesi Kozumdirik Mahallesi 3. cilt, 2175. hanede kayıtlı olarak hayatını sürdürüyor. Emin Alıcı’nın Bornova Nüfus Müdürlüğü’nden aldığı nüfus cüzdanın din hanesinde de “Hıristiyan” ibaresinin yer aldığı öğrenildi.
KARDEŞLERİ VATANDAŞLIKTAN ÇIKARILMIŞ

Dokuz Eylül Üniversitesi’nin açılışında yaptığı konuşmadan sonra “Kubilay Emin” olarak anılan Emin Alıcı’nın ağabeyi İbrahim Alıcı ve kardeşi Aziz Alıcı ise, Bakanlar Kurulu kararıyla “sakıncalı” görülerek vatandaşlıktan çıkarıldı. Baba Manufer Alıcı’nın Nüfus Kayıt Örneği’nde de açıkça yer alan bilgilere göre; Emin Alıcı’nın 15 Nisan 1946 doğumlu ağabeyi İbrahim Alıcı, 23 Aralık 1988 tarihli Bakanlar Kurulu kararıyla vatandaşlıktan atıldı. “403 sayılı karar ve Bakanlar Kurulu’nun 23/12/1988 gün ve 88/13631 sayılı kararı” ile vatandaşlıktan çıkarılan İbrahim Alıcı’nın, Ermeniler lehine hareket ederek, Türkiye aleyhine çalıştığı gerekçesiyle Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşlığı’ndan çıkarıldığı iddia edildi. Yine aynı gerekçelerle vatandaşlıktan çıkarılan 20 Aralık 1956 doğumlu, kardeş Aziz Alıcı’nın ise “403 sayılı karar ve Bakanlar Kurulu’nun 14 Nisan 1989 gün ve 89/13978 sayılı kararı” ile Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığına son verilmiş.

ERMENİ AKRABALARIYLA İLİŞKİLERİ DEVAM EDİYORMUŞ

Emin Alıcı’nın 6 Ekim 1994’te hayatını kaybeden babası Manufer Alıcı’nın baba adı, yani Emin Alıcı’nın dedesinin adı Ohanis, 5 Ocak 2001 tarihinde hayatını kaybeden Anne Zekiye Alıcı’nın baba adı ise Artin. Geleneklerine ve dinine bağlı bir aile olarak bilinen Alıcı ailesinin, İzmir’de yaşayan Ermeni akrabalarıyla yakın bir ilişki içerisinde olduğu öğrenildi.
Öte yandan; ; Aziz Alıcı, Ermeni terör örgütü ASALA’yla ilişkili olduğu için vatandaşlıktan atılmış. Türkiye’ye girişi yasak olduğu iddia edilen Aziz Alıcı’nın, Avusturya’nın başkenti Viyana’da yaşadığı öğrenildi. Yine Viyana’da yaşayan İbrahim Alıcı’nın ise, Türkiye’ye dönem dönem geldiği, en son olarak da yaklaşık 2 sene önce Türkiye’ye geldiği belirtildi.kaynak google: http://72.14.221.104/search?q=cache:jn93F2FNoGUJ:cgi.dostweb.com/pano/messages/25/12562.html%3F1064728777+emin+al%C4%B1c%C4%B1&hl=tr&gl=tr&ct=clnk&cd=1

deryaa
28.09.2006, 12:40
Bu sözlerde hakaret ya da linçi hak edecek hiç bir şey yok ki. Doğru söze ne denir ?
Matbaanın kullanılmaması, bir çok şeyin şeytan icadı olarak tanıtıldığını tarihte hepimiz okuduk tarih kitaplarında, bunun sebebide açıkca din den kaynaklanmaktadır. Aslında dini yanlış yorumlamaktan kaynaklanmaktadır. Kadınların geri planda kalması, anadolu da hala okuma yazma bilmeyen insanların bulunması bir gerçektir.

izmirksk
28.09.2006, 13:11
din , eğer toplumsal yaşamda son sözü söylerse o ülkede felaketten başka bir şey olmaz..
tabiki dileyen dilediğine inanmalı ve insanlar inancında özgür olmalı ama son sözü, din söylememeli..benimde Tanrı nın varlığına inancım, yokluğuna inancımdan kuvvetlidiir ama açıkçası tanrı adına konuştuğunu söyleyen hacılar, hocalar ,mollalar asırlardır, insanlara eza ve cefa vermekten başka bir şey yapmadılar..şimdide öyle..
bu noktada Atatük ün kafa yapısının, çok önemli olduğunu düşünüyorum..Atatürk ün medeniyet projesi yürütülmeli idi..yürütülemedi ,din siyasete alet edildi..camilerde tek bir saf bile dolmazken ,hemen 100 metre yanına bir cami daha yapıldı..bu hep böyle oldu..yazık o paralara, o emeklere..bilim ve insanlık için neler yapılamazdıki o paralarla .Bugün üniversitelerde bilimsel araştırmalar için para ayrılamıyor..
yazık çok yazık...

duygugemisi
28.09.2006, 13:22
KızılKilise dostum;şimdiye kadar özgürlükleri,eşitliği savunduğumu belki defalarca belirttim.Bir kişinin düşüncesini açıklaması,birilerinin özgürlüğünü ihlal etmediği müddetçe,hiçbir şekilde suç sayılmamalı.Aksi takdirde modern dünyanın çok ama çok gerisinde kalmaktan kurtulamazsınız..
Rektörün açıklamalarını nahoş ve yakışıksız buluyorum.Çünkü her ne olursa olsun bu ülkenin ezici çoğunluğu müslüman;bunları rencide edecek,küstürebilecek bir açıklamayı içime sindiremiyorum..
Bir Alevi olarak kimsenin benim inancımı sorgulamasını istemem.Buna mukabil de ben de başkalarının inançlarını sorgulayamam.Herkes dilediği gibi düşünür ve dilediği şekilde inanır buna birşey dediğimiz yok ama çıkıp da 'Anadolu keşke müslüman olmasaydı' demek başkalarının inancını sorgulamak olur..
Sonra;bir partili edasıyla CHP'ye seçimi kazanmaktan başka çarelerinin olmadığını hatırlatması da bir rektör olarak onun vazifesi değil..
Rektörün hıristiyan olmasına gelirsek..Gayet normal bir durum.Eğer herkes inancını serbestçe yaşayabilmeli diyorsak bu tür açıklamaları da doğal karşılamalıyız..Saygılarımla

Nesimi
28.09.2006, 13:24
Aslen Malatyalı olan ve Manufer ile Zekiye Alıcı’nın oğlu Emin Alıcı’nın nüfus cüzdanının din hanesinde halen “Hıristiyan” yazıyor.
Dedelerinden birinin adı Artin, diğeri ise Ohanis
Emin Alıcı’nın 6 Ekim 1994’te hayatını kaybeden babası Manufer Alıcı’nın babasının, yani Emin Alıcı’nın dedesinin adı Ohanis, 5 Ocak 2001 tarihinde ölen anne Zekiye Alıcı’nın babasının adı ise Artin... Geleneklerine ve dinine bağlı bir aile olarak bilinen Alıcı ailesinin, İzmir’de yaşayan Ermeni akrabalarıyla yakın bir ilişki içerisinde olduğu öğrenildi.

İki kardeşi de vatandaşlıktan çıkarılmış!

Emin Alıcı’nın ağabeyi İbrahim Alıcı 1988’de, kardeşi Aziz Alıcı ise 1989’da, “sakıncalı” görülerek, Bakanlar Kurulu kararıyla Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından çıkarılmış. Kardeşlerin, Ermeni Terör Örgütü ASALA ile bağları olduğu ileri sürülüyor.

Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörü Emin Alıcı, Ermeni asıllı bir Hıristiyan. Üstelik, Alıcı’nın ağabeyi İbrahim Alıcı ve kardeşi Aziz Alıcı da, “Ermeniler lehine çalıştıkları” iddiasıyla “sakıncalı” görülerek, 1995 yılında Bakanlar Kurulu kararıyla vatandaşlıktan çıkarılmış.
Aslen Malatyalı olan ve Manufer ile Zekiye Alıcı’nın oğlu Emin Alıcı’nın nüfus cüzdanının din hanesinde halen “Hıristiyan” yazıyor. Emin Alıcı’nın babası Manufer Alıcı adına çıkarılan “Nüfus Kayıt Örneği”, hükümete karşı “Kubilay olmaya aday” olan Rektör Emin Alıcı’nın gerçek yüzünü açıkça gözler önüne seriyor.

NÜFUSUNU MALATYA’DAN İZMİR’E ALDIRMIŞ

Hicri 1334 doğumlu Manufer ile Hicri 1335 doğumlu Zekiye Alıcı’nın ortanca oğlu olduğu nüfus kayıtlarında belirtilen Emin Alıcı, 1 Mart 1947 doğumlu. Emin Alıcı, 1989 yılında kütüğünü Malatya Nüfus Müdürlüğü’nden alarak İzmir’in Bornova İlçesi’ne taşımış. Malatya’nın Salköprü Köyü’ne kayıtlı olan Emin Alıcı, şu an Bornova İlçesi Kozumdirik Mahallesi 3. cilt, 2175. hanede kayıtlı olarak hayatını sürdürüyor. Emin Alıcı’nın Bornova Nüfus Müdürlüğü’nden aldığı nüfus cüzdanın din hanesinde de “Hıristiyan” ibaresinin yer aldığı öğrenildi.
KARDEŞLERİ VATANDAŞLIKTAN ÇIKARILMIŞ

Dokuz Eylül Üniversitesi’nin açılışında yaptığı konuşmadan sonra “Kubilay Emin” olarak anılan Emin Alıcı’nın ağabeyi İbrahim Alıcı ve kardeşi Aziz Alıcı ise, Bakanlar Kurulu kararıyla “sakıncalı” görülerek vatandaşlıktan çıkarıldı. Baba Manufer Alıcı’nın Nüfus Kayıt Örneği’nde de açıkça yer alan bilgilere göre; Emin Alıcı’nın 15 Nisan 1946 doğumlu ağabeyi İbrahim Alıcı, 23 Aralık 1988 tarihli Bakanlar Kurulu kararıyla vatandaşlıktan atıldı. “403 sayılı karar ve Bakanlar Kurulu’nun 23/12/1988 gün ve 88/13631 sayılı kararı” ile vatandaşlıktan çıkarılan İbrahim Alıcı’nın, Ermeniler lehine hareket ederek, Türkiye aleyhine çalıştığı gerekçesiyle Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşlığı’ndan çıkarıldığı iddia edildi. Yine aynı gerekçelerle vatandaşlıktan çıkarılan 20 Aralık 1956 doğumlu, kardeş Aziz Alıcı’nın ise “403 sayılı karar ve Bakanlar Kurulu’nun 14 Nisan 1989 gün ve 89/13978 sayılı kararı” ile Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığına son verilmiş.

ERMENİ AKRABALARIYLA İLİŞKİLERİ DEVAM EDİYORMUŞ

Emin Alıcı’nın 6 Ekim 1994’te hayatını kaybeden babası Manufer Alıcı’nın baba adı, yani Emin Alıcı’nın dedesinin adı Ohanis, 5 Ocak 2001 tarihinde hayatını kaybeden Anne Zekiye Alıcı’nın baba adı ise Artin. Geleneklerine ve dinine bağlı bir aile olarak bilinen Alıcı ailesinin, İzmir’de yaşayan Ermeni akrabalarıyla yakın bir ilişki içerisinde olduğu öğrenildi.
Öte yandan; ; Aziz Alıcı, Ermeni terör örgütü ASALA’yla ilişkili olduğu için vatandaşlıktan atılmış. Türkiye’ye girişi yasak olduğu iddia edilen Aziz Alıcı’nın, Avusturya’nın başkenti Viyana’da yaşadığı öğrenildi. Yine Viyana’da yaşayan İbrahim Alıcı’nın ise, Türkiye’ye dönem dönem geldiği, en son olarak da yaklaşık 2 sene önce Türkiye’ye geldiği belirtildi. kaynak google: http://72.14.221.104/search?q=cache:jn93F2FNoGUJ:cgi.dostweb.com/pano/messages/25/12562.html%3F1064728777+emin+al%C4%B1c%C4%B1&hl=tr&gl=tr&ct=clnk&cd=1

Ayrıca sertur yazıyı aldığın kaynağı inceledim biraz taraflı yazılmış gibi geldi. Bu yazıları yazan aynı kişi bir altr satırda şunları yazmış:


Son iddia; Arif Sağ da Ermeni asıllıymış. İddia eden ise bir alevi dedesi. İddia edilen yer, bir tartışma programı. Hatta Madımak otelinde iki kişinin kurşun yarasından öldüğü tesbit ediliyor. Otopsi raporları ortada yok. Otelde tek silahlı kişi Arif Sağ. Silahını vermiyor inceleme için. Arif Sağ'ın ataları 1915 sürgününde, sürgünden kurtulmak için Anadolu içlerinde saklanıp müslüman görünmüşler iddiaya göre. Daha sonra en iyi biz alevilerin içinde kamufle oluruz diye alevi oluvermişler ! İlginçtir masonluk Türkiyeye ya Bektaşi-Alevi ya Melami kılığında nüfuz etmiş. Kimi zaman Mevlevi kılığına da girmişler. Ermenilerinde onları örnek aldığı görülüyor. Rektör iddialar doğruysa iyi gizlemiş kendini. Dinime sövan bari müselman olsa ! Kimi dönme, kimi ermeni kimi bilmem ne bela. Siz hala beyninizin tozlarını silmemekte inat edin.

Bu yazıyı yazan kalemden üstteki sözlerde çıkmış dikkatimi çekti, güvenemedim

sertur
28.09.2006, 13:49
Merhaba can,

İnsanların dini yada etnik kimliği değil fikirleri önemlidir. Bu ülkenin vatandaşı ve TC kimliği taşıyorsa eşit yurttaşlık hakkına sahiptir.




.

Sn. Emin Alıcı burada Türkiye cumhururiyeti vatandaşı ve bir kurumda rektör olma kimliğiyle değilde gizli hristiyan kimliğiyle konuşuyor, bir nevi papa yı teyit ediyor, anadolu müslüman olmasaydı, hristiyan olsaydı keşke..gibi.! bilimden ve realiteden uzak bir açıklama takiye'..'' Cumhuruyetin ve Atatürkün ve Arkasında çok güzel saklanıyor, Osmanlının yanlış icraatları ve geri kalmışlığı tek sebebi yine kendisidir, Anadolu insanının inancı değil saydı ve muhabbetle,

Nesimi
28.09.2006, 19:34
Sn. Emin Alıcı burada Türkiye cumhururiyeti vatandaşı ve bir kurumda rektör olma kimliğiyle değilde gizli hristiyan kimliğiyle konuşuyor, bir nevi papa yı teyit ediyor, anadolu müslüman olmasaydı, hristiyan olsaydı keşke..gibi.! bilimden ve realiteden uzak bir açıklama takiye'..'' Cumhuruyetin ve Atatürkün ve Arkasında çok güzel saklanıyor, Osmanlının yanlış icraatları ve geri kalmışlığı tek sebebi yine kendisidir, Anadolu insanının inancı değil saydı ve muhabbetle,

İnsanlara önyargıyla davranmamlıyız. Nedr bu hristiyan korkusu? Anadolunun insanına laf yok bu sözlerde, Osmanlının halkı geride bıraktığına var. İnsanlar müslüman yada başka dinlerden olabilri ancak Devlet islam devletiyse o zaman iş değişir o devlet geri kalır. İranda Afganistanda ve Osmanlıda gördük bunları. Bilim alanında insanlara birşey veremediler Hurafelerle yaşadılar.

Bu olay önemli çünkü ilerde bunun daha farklı versiyonları gelip kapımızıa dayandığında geç kalmış olabiliriz