Orijinalini görmek için tıklayınız : Erdal Eren:(
cirkin_05 29.09.2006, 15:49 --------------------------------------------------------------------------------
Erdal Eren
12 Eylül cuntasının emekçi halklara gözdağı vermek için gündeme getirdiği idamlar sürecinde devrimci onuru sehpada dimdik tutan Erdal Eren’i 13 Aralık 1980 günü yitirdik. Henüz 17 yaşındayken devrim ve sosyalizm davasını hayatı pahasına savunan bu genç fidan, Türkiye devrimci hareketinin yüz akı olarak geleceğe ışık tutmaktadır.
Erdal, 25 Eylül 1961’de Giresun’a bağlı Şebinkarahisar’da doğdu. Erdal’ın babası o tarihlerde Giresun’un bir dağ köyünde öğretmendir. Doğduğunda okulların açılması ve ulaşım güçlüğü nedeniyle nüfusa yazdırılmayan Erdal, daha sonradan kimlik çıkartıldığında ise okula erken başlaması için bir yıl büyük yazdırılır.
Daha sonra, 1970’li yıllarda ailesiyle birlikte Ankara’ya yerleşen Erdal, Ankara Yapı Meslek Lisesi’nde okumaya başlar ve burada devrimci mücadeleyle tanışır. ANOD (Ankara Ortaöğretimliler Derneği) içerisinde ve GBK (Geleceği Birlikte Kurtaralım) içinde yer alır. Bu süreçte Erdal, ODTÜ’lü devrimci öğrenci Sinan Suner’in öldürülmesini protesto için 2 Şubat 1980 günü yapılan bir korsan gösteride yer alır. Eylem bitirilip kitle dağılmak üzereyken silah sesleri duyulmaya başlar. Herkes gibi Erdal da geri çekilir ve bir apartman bahçesine girer. O sırada gösteriyi bastırmak için gelen askeri birlikten bir er vurularak ölmüş ve yakalanan Erdal olayın faili olarak ilan edilmiştir. Ankara Merkez Komutanlığı’na götürülen Erdal işkencelerden geçirilir. Oradan Mamak Askeri Hapishanesi’ne götürülerek bir hücreye konur.13 Şubat günü duruşmaları başlar ve tüm hukuk usulleri hiçe sayılarak 45 gün içerisinde yapılan üç celsede hakkında idam kararı verilir. Ortada hiçbir kanıt olmaması bir yana Erdal’ın yaşının henüz 17 olması da bir başka engeldir. Yaş tespiti istekleri reddedilir. Ve Yargıtay’ın iki kez bozduğu karar sonunda onaylanır. Çünkü Cunta şefleri açıkça Erdal’ın kanını istemektedir. Erdal duruşmada, “Benim hakkımda peşin bir yargılama yapıldığı son derece açıktır. Nitekim benimle ilgili olayın ertesinde Genelkurmay Başkanı’nın ‘Çoktandır idam olmuyor, bazı kişilerin idam edilmesi gerek’ şeklinde demeç vermesi benimle ilgili idam kararıdır. Ve size de bu konuda ulaştırılan emirlerin açıkça dışa vurulmasıdır” der. Yine savunmasında Erdal, “Bugün devrimcileri ve onların bir parçası olan beni, aldığınız emirlere uygun olarak yargılayabilir ve ölüm cezası verebilirsiniz. Fakat bu ilelebet sürmeyecektir. Bir gün mutlaka sizin yerinizde halkımız olacak, sizi ve koruduğunuz düzeni yargılayacak ve doğru kararı verecektir” demektedir.
13 Aralık 1980 günü hücresine gelip Erdal’ı alırlar. İdam sehpasına giderken kimseden yardım istemez. Mamak’taki korkunç işkenceleri anlatır son mektubunda: “Cezaevinde yapılan (neler olduğunu ayrıntılı bir biçimde öğrenirsiniz sanırım) insanlık dışı zulüm altında inletildik. O kadar aşağılık, o kadar canice şeyler gördüm ki, bugünlerde yaşamak bir işkence haline geldi. İşte bu durumda ölüm korkulacak bir şey değil, şiddetle arzulanan bir olay, bir kurtuluş haline geldi. Böyle bir durumda insanın intihar ederek yaş***** son vermesi işten bile değildir. Ancak ben bu durumda irademi kullanarak ne pahasına olursa olsun yaşamımı sürdürdüm. Hem de ileride bir gün öldürüleceğimi bile bile.”
Son anlarında bile Erdal neşeli ve soğukkanlıdır. Gülümseyerek avukatına bakar ve göz kırpar. Sonra, tıpkı duruşmalarda olduğu gibi yine dimdik olarak sehpaya yürür. Saat sabaha karşı üçe on kala cellat Erdal’ın boynuna ipi geçirir. Ortamın sessizliğini Erdal’ın gür sesi bozmaktadır: “Yaşasın TDKP, Faşizme Ölüm, Halka Hürriyet” diyerek ayağının altındaki sehpayı tekmeleyen Erdal, böylece Deniz’lerin onurlu kervanına katılır. Arkasında kısa ama tertemiz bir yaşamın anılarını bırakarak...
cirkin_05 29.09.2006, 15:59 işte bir insna yapılabilecek en büyük haksızlık erdaal gibi birçok insan da bu işgencelerden geçti benim için en yakın örneği babamın en yakın arkadaşıdır oda bize yaşadığı işgenceleri anlattı arkadaşı arkadaşa nasıl dövdürttüklerini ve ben şimdi anlıyorumki gençliği bilgisayarla tv programlarıyla uyuşturuyolar ve düşünmelerini önlüyolar
deniz olmak 29.09.2006, 16:00 Ankara adı kara bu yara başka yara 17 yaşındaydı kıyılırmı Erdala...
Bizleri asmak kurtuluş değil,sevdamız dahada çoğalıyor siz kendi buruk kanınızı içerken...
onun ismini taşımaktan gurur duyuyorum ve bu ismi bana faşist işbirlikçi sisteme karşı koyan aileme çok teşekkür ediyorum...
erdal eren bende yaşamaya devam ediyor...
erdal...
ankara adı kara
gökte turna dizim dizim
dinmez yüreğimde sızım
erdal eren'i asmışlar
ağıdını söyler sazım
ankara adı kara
bu yara başka yara
onyedi yaşındaydı
kıyılır mı erdal'a
gökyüzünden bize der ki
durmasın sevdamın çarkı
sen ağlama anacığım
çoğalırız türkü türkü
bakın ne güzel anlatmış bu türkü. bu bilgiler için sağol göksun
cirkin_05 29.09.2006, 16:19 önemli değil ayvaz:):)
bir söz bitişi gibi son buldu sevişler
bir yaz güneşi gibi eritir hep bu terkedilişler
bir an duruşu gibi, ömrün gidişi gibi
veda ederken aşk ateşi gibi söner iç çekişler
aman aman yandım aman
kurşun gibi izler
son bakıştaki o gözler kaldı aklımızda
aman aman acı yüzler
kurşun gibi izler
son bakıştaki o gözler kaldı aklımızda
Aysel Gürel'den beklemezdim. Bu kadar önyargılı olduğum için kendimden utandım. Aysel Gürel fotoğrafını görerek, bakışlarından çok etkilendiği Erdal Eren için yazmış bu şarkıyı. Ne zaman Sezen Aksu'nun sesinden bu şarkıyı dinlesem içimden çığlık çığlığa sokaklara çıkmak geliyor.
nice canları feda ettik ,içim acıyor
göksunum ne güzel bir konuya değinmişsin inan erdalların, denizlerin, mahirlerin, yusufların bedenlari ölmüş olabilir ama ruhları bizimle yaşamakta ve bizler oldukça onlar yaşamaya devam edecek
Son Yaprağıydı 29.09.2006, 17:55 ya bi de rockçılardan adam çıkmaz derler...
Teoman--ki kendisini ben de sevmiyorum ama olsun:D--- son albümünde "iki çocuk" adlı bi şarkı yazmıştı.. şarkının başındaki radyo sesi kayıtları dinlemeye değer upload edebilirsem aklicem arkadaşlar..
pastoralsenfoni 29.09.2006, 19:07 haksız yere cana kıyıldı.umarım bu infazı gerçekleştirenlerin vicdanı sızlıyordur,tabi varsa.17 sinde küçük bir fidanı kökünden koparanlara yazıklar olsun.
ya bi de rockçılardan adam çıkmaz derler...
Teoman--ki kendisini ben de sevmiyorum ama olsun:D--- son albümünde "iki çocuk" adlı bi şarkı yazmıştı.. şarkının başındaki radyo sesi kayıtları dinlemeye değer upload edebilirsem aklicem arkadaşlar..
Evet çoğu insan sevmez ama bunu dile getirmesi ve kendi alanında buna ilgi çekmesi güzel bir durum.
Popçular ancak magazin peşinde koşsunlar. Halk için bedel ödeyen Deniz Gezmiş, Erdal Eren gibi masum insanları katledenleri sahiplenmeliyiz. Müzik alanındada bunu yapanlara saygı duyuyorum.
Faşizme ölüm..
Son Yaprağıydı 30.09.2006, 11:24 ya bi de rockçılardan adam çıkmaz derler...
Teoman--ki kendisini ben de sevmiyorum ama olsun:D--- son albümünde "iki çocuk" adlı bi şarkı yazmıştı.. şarkının başındaki radyo sesi kayıtları dinlemeye değer upload edebilirsem aklicem arkadaşlar..
ahan da buldum :D:D rock sevmeyen dinlemeyen arkadaşlara da tavsiye ederim başındaki haber kayıtlarını dinlersiniz..işte sözleri:crying:
El sallamıştı annesine
Bayram izni dönüşünde
Hissetmişmiydi oğlunu
Kurşun kalbi deldiğine
Kan revan içinde
Yanyana aynı köprüde
Annelerinin rüyalarında
Öldükleri yaşlarıyla
Ateş harlı delikanıllar
Ne şehit ne kahramanlar
Düşmansız bir savaşta
Düştüler kalkmayacak
Kan revan içinde
Yanyana aynı köprüde
Annelerinin rüyalarında
Öldükleri yaşlarıyla
Emin değil di kendi bile
Dokunmuşmuydu tetiğine
Kesin olan tek şeyse
En yakın mahkumdu ipe
Kan revan içinde
Yanyana aynı köprüde
Annelerinin rüyalarında
Öldükleri yaşlarıyla
Kalpte kurşun ilmek boynunda
İki çocuk ölüm karşısında
Hep çocuklar kalacaklar
Büyümeden birer tabutta
Ama yaşıyorlar
Gülüyorlar
Annelerinin rüyalarında:blink:
http://www.hemenpaylas.com/download/1715024/04_Iki_Cocuk.mp3.html
haksız yere cana kıyıldı.umarım bu infazı gerçekleştirenlerin vicdanı sızlıyordur,tabi varsa.17 sinde küçük bir fidanı kökünden koparanlara yazıklar olsun.
genci orta yaşlısı nice fidanlarımızı koparmadımı bunlar. denizleri nasıl unuturuz. saygılar.
cirkin_05 30.09.2006, 11:52 El sallamıştı annesine
Bayram izni dönüşünde
Hissetmişmiydi oğlunu
Kurşun kalbi deldiğine
Kan revan içinde
Yanyana aynı köprüde
Annelerinin rüyalarında
Öldükleri yaşlarıyla
Ateş harlı delikanıllar
Ne şehit ne kahramanlar
Düşmansız bir savaşta
Düştüler kalkmayacak
Kan revan içinde
Yanyana aynı köprüde
Annelerinin rüyalarında
Öldükleri yaşlarıyla
Emin değil di kendi bile
Dokunmuşmuydu tetiğine
Kesin olan tek şeyse
En yakın mahkumdu ipe
Kan revan içinde
Yanyana aynı köprüde
Annelerinin rüyalarında
Öldükleri yaşlarıyla
Kalpte kurşun ilmek boynunda
İki çocuk ölüm karşısında
Hep çocuklar kalacaklar
Büyümeden birer tabutta
Ama yaşıyorlar
Gülüyorlar
Annelerinin rüyalarında:blink:
esen abla çook güzel gerçekten çook saol çok duygulandım:crying: :crying:
ahan da buldum :D:D rock sevmeyen dinlemeyen arkadaşlara da tavsiye ederim başındaki haber kayıtlarını dinlersiniz..işte sözleri:crying:
El sallamıştı annesine
Bayram izni dönüşünde
Hissetmişmiydi oğlunu
Kurşun kalbi deldiğine
Kan revan içinde
Yanyana aynı köprüde
Annelerinin rüyalarında
Öldükleri yaşlarıyla
Ateş harlı delikanıllar
Ne şehit ne kahramanlar
Düşmansız bir savaşta
Düştüler kalkmayacak
Kan revan içinde
Yanyana aynı köprüde
Annelerinin rüyalarında
Öldükleri yaşlarıyla
Emin değil di kendi bile
Dokunmuşmuydu tetiğine
Kesin olan tek şeyse
En yakın mahkumdu ipe
Kan revan içinde
Yanyana aynı köprüde
Annelerinin rüyalarında
Öldükleri yaşlarıyla
Kalpte kurşun ilmek boynunda
İki çocuk ölüm karşısında
Hep çocuklar kalacaklar
Büyümeden birer tabutta
Ama yaşıyorlar
Gülüyorlar
Annelerinin rüyalarında:blink:
http://www.hemenpaylas.com/download/1715024/04_Iki_Cocuk.mp3.html
Güzel bir şiir indiriyorum saol
o dönemlerde lisedeydim okuldan alınanarkadaşlarımız günler sonra iki büklüm gelirlerdi anlardıkki işkence görmüşler anlatılanlar korkunçtu çocuklara işkence yaparlardı kahrolsun faşizm nice adı duyulmayan erdallar işkencelerde öldürülüp cesetleri bile yok edildi lanet olsun
YoLdAsMg 30.09.2006, 13:06 Türkiyde ırak ve filistinde yapılan işkencelere karşı çıkan ve tepki gösteren insanlar; hepiniz bilinki bu işkencelerin haksızlıkların hepsi sizinde ülkenizde yaşandı ve hala da yaşanmakta, Erdal EREN ler asılırken Denizler asılırken kahrolsun amarika emperyalizmi diyen gençler işkencelerde kaybolurken, EYYY AMARİKA SEN YOKKEN BENİM TÜRKİYEM VARDI.. diye haykıran Nazım HİKMET leri, 6. flilo ülkemizden defol diye bağıran gençleri şimdi ıraktaki politikaya karşı çıkan bu ülkenin insanları yok ettiler. Şimdi kimse Amarikaya suç bulmasın kimse türkiye harikası değişiyo diye bağırmasın çünkü bunların hepsinde sizlerinde bir tuhlası vardır ey türk halkı...
(Seslenişim vatan sever diye görünen ama vatanı mehmetcik doğuda bütünlüğümüz bozulmasın diye can verirken mecliste haydi bütün eller havaya diyerek toprak satanlaradır ve bu özgürlüğü erdal erenleri asarak elde ettiler şimdi ülkeyi pazarlasınlar pazarlıyabildikleri kadar. Ama unutmasınlar ki birgün hesap sorulacaktır)
Saygılar sevgiler canlar.
jacques lion 30.09.2006, 13:39 Ne kadar kahredicidir ki, gözümüzün içine baka baka, adeta bizimle dalga geçercesine, 'idam kararları verilirken vicdanım titremedi' diyen gedikli general, halâ Marmaris'te ikamete devam ediyor.
Murat Belge, '12 Yıl Sonra 12 Eylül' kitabının arka kapağında şöyle bir ifade kullanıyor Kenan Evren hakkında: " Sıradan yurttaş, Kenan Evren’in şahsında nihayet kendi gibi düşünen bir önder bulmuştu. Kenan Evren, memlekette hangi kahveye gitseniz beş-on benzerini bulabileceğiniz bir tipti. “Sallandıracaksın ellisini…” diyenlerden farksızdı. Farkı, sallandırma imkânını gerçekten bulabilmesi oldu.’
Tarih bir bütündür, geçmişle yüzleşme cesaretini bulabildiğimiz ölçüde demokratikleşme ve sivilleşme süreci anlam kazanabilir ancak. İyi bir geleceği, günahkâr geçmişin üzerinde yükseltemeyiz.
Saygılarımla.
puduhepa 30.09.2006, 13:53 sevgili erdal abi,
çok düşündüm sana nasıl seslenmeliyim diye. sonra aklıma geldi,
yaşasaydın, yani seni asmayıp da besleselerdi 43 yaşında olacaktın. o yüzden sana abi dedim.
ama belki memnun değilsin bu hitaptan, diyorsun ki "koca kadın bana niye abi diyor?" çünkü belki hala asıldığın yaşta, 17'sinde kaldın. yabancı korku filmlerinde hep öyle değil midir? ölüler büyümez, öldükleri yaşta kalır. hele bir de vakitsiz öldürülmüşlerse, vedalaşamamışlarsa sevdikleriyle, yapacakları işler yarım kaldıysa ruhları hep aramızda dolaşır.
o yüzden belki de 17'sindesin hala. 17'sinde çıkarıldığın mahkemedeki gibi bakıyorsun bana. üzerinde ütüsü kaçmış bir pantalon, saçların üç numara traşlı, bakıyorsun dimdik sorarak? "ne oldu bana?"
oysa biliyorsun o sandalye sadece senin altından çekilmedi...o
sandalyeyle beraber çok şey değişti. önce karanlık bir duman çöktü türkiye'nin üzerine. kitap dumanı. sen yanık kitap nasıl kokar bilir misin abi? o koku hepimizin üstüne sindi.
senin gibi binlercesi işkence tezgahlarından geçirildi yıllar boyu...
kimi sürüldü, kimi hapis edildi, kimi öldürüldü. bir koca gençlik tören adımlarıyla susturuldu.
biz küçüktük, çok korktuk abi. daha okula gitmeden anarşist,
komünist, faşist ne demekmiş öğrendik. sürekli televizyona çıkan
askerlerin omuzlarından rütbe okumayı, içünün aslında için demek
olduğunu, netekimin ne anlama geldiğini belledik.
okula başladığımızda annelerimiz bize "düşme, koşma, üşüme" dedi. dedi ama en sıkı tembih de öğretmenin "hangi gazeteyi alıyorsunuz" sorusuna verilecek cevaptı. "biz haberleri televizyondan seyrediyoruz."
cevap diyenden karakter analizi yapmayı, yanıt diyene yaftayı
yapıştırmayı, ihtimal ile olasılık arasındaki farkı, kimin imkan kimin koşul dediğini bir bir belledik. okulda sık sık müfredat değişti, bir yıl atatürk'ün devrimlerini öğrendiysek diğer yıl devrimlere inkılap dedik.
öyle büyüdük abi. o yüzden ne çok okuduk, ne de çok soru sorduk. öyle büyüdük işte. hep "mış" gibi yaptık. aydınlık bir nesil içeride çürürken biz modern-miş, çağdaş-mış gibi davrandık ele güne karşı. ama bir yandan da devlet eliyle yüzlerce imam hatip okulları açtık, kadrolar yetiştirdik, sakallı bürokratlarla tanıştık. birileri "benim memurum işini bilir" derken , anneannelerimizin başörtüsünü türbana çevirdik. televizyonda göbek havaları eşliğinde iftarlar açtık. yılın 11 ayı çıplak,
bir ayı kapalı gezen starlarla tanıştık. onları bağrımıza bastık.
sen şimdi kenan paşa'yı da merak edersin abi? senden sonra bayağı bir dolaştı türkiye'yi. ağzında hep "ben de imam çocuğuyum, namaz kılarım" sözleriyle. apoletlerinin çokça göründüğü resimler çektirdi, onları bütün okullara astırdı. sonra emekli oldu.şimdi deniz havası yaradığından mıdır bilmem dimdik ayakta. resim çiziyor, konserlere gidiyor, bağrımıza bastığımız starlarla "lale devri çocuklarıyız biz, zamanımız geçti' diye şarkı söylüyor. ama zamanı geçmemiş olacak ki her fırsatta televizyona çıkıyor. hala birileri ona soru sorup, cevap bekliyor.
türkiye'de durum çok kötü abi. artık avrupa birliği'ne uyum yasaları nedeniyle kimse asılmıyor ama, senden birkaç yaş büyük çocuklar askerde şehit oluyor. bak son 7 ayda 91 asker öldürüldü. her gün bir şehit haberi geliyor.başbakansa durup durup "askerlik yan gelip yatma yeri değil" diyor.umarım onun yan gelip yatacağı günler yakındır. ha bu arada başbakan da senin paşanınkilerden. onun zamanında palazlanan sakallı zihniyetten.
daha anlatacak çok şey var. avrupa birliği için tavizler , iğdiş edilen üniversiteler, hayat pahalılığı, işsizlik, her zaman her yerde her dakika amerika'yla yaşamak... çok dert var da , sıkmayayım seni ...
ama bil ki bu 12 eylül'de de seni hatırlıyoruz abi. senin sandalyene tekme vuranı değil, idam kararını verenleri değil,
yaşını büyütenleri değil, suçu senin üzerine atanları değil,
seni hatırlıyoruz abi.
şimdi anladın mı sana neden abi dediğimi ?
nesslimm 30.09.2006, 13:58 Son Yaprağıydı
El sallamıştı annesine
Bayram izni dönüşünde
Hissetmişmiydi oğlunu
Kurşun kalbi deldiğine
Kan revan içinde
Yanyana aynı köprüde
Annelerinin rüyalarında
Öldükleri yaşlarıyla
Ateş harlı delikanıllar
Ne şehit ne kahramanlar
Düşmansız bir savaşta
Düştüler kalkmayacak
Kan revan içinde
Yanyana aynı köprüde
Annelerinin rüyalarında
Öldükleri yaşlarıyla
Emin değil di kendi bile
Dokunmuşmuydu tetiğine
Kesin olan tek şeyse
En yakın mahkumdu ipe
Kan revan içinde
Yanyana aynı köprüde
Annelerinin rüyalarında
Öldükleri yaşlarıyla
Kalpte kurşun ilmek boynunda
İki çocuk ölüm karşısında
Hep çocuklar kalacaklar
Büyümeden birer tabutta
Ama yaşıyorlar
Gülüyorlar
Annelerinin rüyalarında
[/QUOTE]
gencecik insanlarımız gitmiş.17 sinde birini susturabilme acizliğine bile düşmüşüz yazık...
puduhepa 30.09.2006, 14:09 'büyü de baban sana büyü de büyü
acılar alacak yokluklar alacak büyü de baban sana
büyü de baban sana büyü de büyü
bitmez işsizlikler açlıklar alacak büyü de baban sana
büyü de baban sana büyü de büyü
baskılar işkenceler kelepçeler gözaltılar zindanlar alacak
büyü de baban sana büyü de büyü
büyüyüp de onyedine geldiğinde
baban sana idamlar alacak'
ulupınar 30.09.2006, 14:32 sn puduhepa arkadaş böyle yazılar yazmayın ben o günleri yaşamış ve işkencelere yatmış biriyim şimdi senin bu yazını okuyunca oturup ağladım içim tidredi dayanamadım bana kastınızmı var? Elinize aklınıza beyninize sağlık canlar.Taksim'de 1 mayıs törenlerinde sürekli bulunurdum 70 li yıllarda... Ecevit konuşma için Taksim'e gelecekti;bu sıradada konuşmalar yapılıyordu... Gül diye bir kız konuştu hapisten yeni çıkmıştı 12 Mart la ilgili düşmüş içeriye dediki:Polisler benim kızlığımı jopla bozdular o zaman çok gençtim Gül'ün bu acısını hiç unutmadım yüreyim yanmıştı. Yaşamım boyunca korkunç şeyler gördüm ama Erdal'ı ve Gül'ü hiç unutamadım içimde hep çiçek açmış 2 tane yaradır bunlar.Şimdi sizler bu yaraların üstünü açınca insanlığımdan utanıyorum o utanmazlar adına.Hepinizi öpüyorum güzel canlar.
cirkin_05 30.09.2006, 14:43 sn puduhepa arkadaş böyle yazılar yazmayın ben o günleri yaşamış ve işkencelere yatmış biriyim şimdi senin bu yazını okuyunca oturup ağladım içim tidredi dayanamadım bana kastınızmı var? Elinize aklınıza beyninize sağlık canlar.Taksim'de 1 mayıs törenlerinde sürekli bulunurdum 70 li yıllarda... Ecevit konuşma için Taksim'e gelecekti;bu sıradada konuşmalar yapılıyordu... Gül diye bir kız konuştu hapisten yeni çıkmıştı 12 Mart la ilgili düşmüş içeriye dediki:Polisler benim kızlığımı jopla bozdular o zaman çok gençtim Gül'ün bu acısını hiç unutmadım yüreyim yanmıştı. Yaşamım boyunca korkunç şeyler gördüm ama Erdal'ı ve Gül'ü hiç unutamadım içimde hep çiçek açmış 2 tane yaradır bunlar.Şimdi sizler bu yaraların üstünü açınca insanlığımdan utanıyorum o utanmazlar adına.Hepinizi öpüyorum güzel canlar.
ben o günleri yaşamadım ama abi sizlerden duyduklarımda yetiyo bana böylebir ülkede yaşadığıma lenet eediyorum bazen ki ben türkiye cumhuriyetini çook seven bir insan olarak
gercege_huu 01.10.2006, 15:42 vallahi canlar bu yazıyı okuduktan sonra gözlerim doldu yazacak 1 şey bulamıyorum ne canlar feda ettik bu uğurda ama yinede bir ölür bin çoğalırız bizi ölürmu sandın
DÜŞMEZSE DÜŞMESİN YAKAMIZDAN ÖLÜM
BİZİMDE ÜSTÜMÜZE GÜNEŞ DOĞACAK GÜLÜM
UMUDA KURŞUN SIKILSADA ÖLÜM
UNUTMA UMUDA KURŞUN İŞLEMEZ GÜLÜM!
HoZaTLi_62 02.10.2006, 14:09 erdallara denizlere mahirlere yusuflara hüseyinlere ve nice bu yolda bedelini canıyla ödemiş insanlarımıza bunları reva görenlere binlerce kez lanet olsun
''Dönen dönsün...Biz dönmeyiz yolumuzdan..''
Emeğine sağlık ya can....
''Denizler ölmez...''
“Yaşasın TDKP, Faşizme Ölüm, Halka Hürriyet” böyle dedi erdal EREN birgün mutlaka halk kazanacak işte o zaman erdal,deniz,mahir,ibrahim önderin ruhu sad olacak onlara işkence edenler karşılarında halkı görünce acaba onlar gibi onurlu davranabilecekler mi.Onların kavgası ve bayragı herzaman onurlu bir şekilde dalgalanacaktır ve elden ele dolaşacaktır.
Onlar bizim Devrim şehitlerimiz. Belki o güzel günler çok uzakta ama onlar olacak halkın gerçek tarihinin en güzel sayfalarında. Bir gerçekçi iyimserlik işte... Bu düzene kinim hiç bitmeyecek!
gürbüz deniz 13.12.2006, 18:31 bugün erdalın ölüm yıl dönümü kavganın ortasında genç bir fidandı o.yüreği mavzer gözleri ateşti düşmana inat ölüme tebessümle gitmenin adı,yarınların umudu olmanın bilinciyle yaşamış yigit insana ve tüm düşenlere selam olsun....
puduhepa 14.12.2006, 19:17 ...
Karıştırır martıların oyununa
çocukların getirilmemesi
rica olunan davetiyelerin
arkasına yazarak
Galata Kulesi'nden
attığımız son sözlerini
erdal eren'in
...
Sunay AKIN
SivanA SimyacI 14.12.2006, 19:46 http://img303.imageshack.us/img303/2518/erdalerenxp3.jpg
ERDAL EREN : Tarih 13 Aralık 1980... 12 Eylül faşist cuntası onu 17 yaşında idam sehpasına gönderdi.. Jet hızıyla göstermelik olarak yargılandı. Karar ve idamı aynı zamanda hukuk katliamı olarak insanlık tarihine kara bir leke olarak geçti.. Darbeciler ona idam gömleği giydirerek yükselen gençlik hareketinden de intikam alıyorlardı.. Bütün dünya Erdal Eren’in 17 yaşında idam kararına karşı ayaklanırken, cunta şefi Kenan Evren’de şu lafıyla tarihe geçecekti: “Asmayalım da besleyelim mi?” içinde bulunduğumuz hafta “insan Hakları Haftası” Cuntalar, cuntacı faşistler onların uzantıları, kurumları, kalemleri, köpekleri bir tarafta.. Erdal Eren’ler bir tarafta... Bize düşense unutturmamak...
ankara adı kara
bu yara başka yara
onyedi yaşındaydı
kıyılır mı erdal'a???
meryem demir 14.12.2006, 22:26 yitip giden bir hayatın ardından ne denebilirki??
Kadere inanmalıyız dediğimiz bazı dönemler, acaba Erdalın kaderi ile bu şekilde oynayıp, Allahcılık yapanlar, hesabını kendi vicdanları ie başbabşa kaldıkları an, bir cana kıymanın hesabını verebileceklerini düşünüyorlarmı??
cirkin_05 16.12.2006, 21:03 "..adı narçiçeği ki suçu patlamak
birdenbire güneşe haykırmak
ve güneş diliyle kıpkızıl çoğalmak
karanlıkta bir el koparır dalından
adı kayıptır artık
daha meyveye bile durmadan.."
.aşk demişti yaşamın bütün ustaları
aşk ile sevmek bir güzelliği
ve dövüşebilmek o güzellik uğruna
işte yüzünde badem çiçekleri
saçlarında gülen toprak ve ilkbahar
sen misin seni sevdiğim o kavga
sen o kavganın güzelliği misin yoksa"
adnan yücel
ne çok acımış içimiz ve ne çok borcu var gelenin gidene...
cirkin_05 16.12.2006, 21:06 12 eylül cuntasının karanlığında yaşı 17'den 18'e mahkeme kararıyla büyütülerek idam edilen liseli bir gençtir erdal eren. o kahraman değildir, olması da gerekmez. suçlu mu, suçsuz mu bu da o kadar önemli değil. (gerçi buz gibi ortadır bilirkişi raporunda erdal'ın suçsuzluğu) devletin dişlerini ne kadar sivriltebileceğini gösteriyor bize. idamın ne kadar olağanlaşabildiğini... ve diyor ki insanlar çocuklarına: sakın ha! aman oğlum/kızım bak biliyorum bu düzen kötüdür; ama sakın ha! sen dersine çalış, oku. ileride düşün bunları. bir erdal eren vardı, yaşını mahkeme kararıyla büyütüp idam ettiler, allah korusun...
tahtaya vurmayın ablalar abiler. taşlara kafalarınızı vurun. sustu herkes, tüm gençler sustu. hiçbir şey yok dillerde, sevinç yok dillerde veya umutla söylenen sözler... önümüzdeki maça bakacağız diyor insanlar. diğerlerini geçmek için daha çok çalışacağım, üç dil öğreneceğim, çift master yapacağım diyor. binlerce sınava hiç gocunmadan girip, standart sapmanın bana vereceği tüm avantajları da kullanarak tüm gençliğimi tahta sıraların üstünde geçireceğim diyor.
sakın ha demeyin artık, nolur demeyin. hala karanlık odalarda kola şişeleriyle gençleri iğfal ediyorlar. sevimli bir ressam dede oluvermedi mi kenan evren? yetmez mi bu belleksizlik, sinmişlik?
yaşamaya geciktik veya çok mu erkenciyiz?
"Asmayalımda besleyelim mi?" Mantığının ürünü bir infaz.
Behiç aşçının sözü geldi aklıma
"Adaletin ve hukuğun olmadığı bir ülkede ....." Bu kelimelerle başlıyor işte herşey ortada...
gözdecst 17.12.2006, 00:03 17 yaşında bu bilinç, bir de şimdiye bakın...
meymane_usari 17.12.2006, 08:40 Benim yaşımda yaptıkları bana ilham veriyor ama onun yaşında bir şeyler yapamamak beni çok üzüyor.Ben de ona birkaç dize yazdım bu acıyı hafifletmek için.Affınıza sığınıyorum.
Erdal Eren'e
Adı:Erdal Soyadı:Eren
Nerede şimdi seni
dar ağacına geren
17 yaşında bir yiğit
tıpkı benim gibi
yüreği avucunda
koşuyor devrim e
çünkü o da hasret
benim gibi Deniz'e
sana kıyan anayasa
bilmem kaçıncı madde
Büyüttüler yaşını erdi 18 e
ama bilmediler ki
büyüdü yüreğinde......
Özcan Koç
03-10-2006------21,18
uçurtmayı_vurmasınlar 17.12.2006, 15:43 17 yaşında bir insan asılır mı?
Vicdansızlar!
Kötüler yaşar, iyiler hep böyle erken mi ölür?
Kenan Evren faşisti de dünyaya çivi çaktı?
Adaletin bu mu dünya?
o günlerde 2 şubat 1980 de 2 yıllık bir,inşaa sürecinin ardından TDKP kurulmuştu ve Erdal Eren tdkp nin gençlik örgürnlenmesi olan TGKB(TürkiyeGenç Komünistler Birliği) içinde yer alıyordu.üniversite öğrencisi mehmet sinan suner,polis memuru süleyman ezendemir tarafından katledilmişti.daha sonra bu polisi terfi ederek ödüllendirmiş darbeciler.
Mehmet Sinan Suner'in katledilmesini protesto eden grubun içerisinde yer alıyor erdal.daha sonra jandarmalar tarafından ateş açılıyor ve bir er,başka bir erin tüfeğinden çıkan kurşunla ölüyor.erdal eren idam edildikten sonra,ölen erin er Hüseyin Pişke'nin silahından çıkan mermiyle öldüğü baristik incelemede tespit ediliyor.
daha sonra,Erdal Eren'in idamını protesto afişlerini duvara asan Ercan Koca polis tarafından ateş edilerek katlediliyor...
evet arkadaşlar,bu baristik inceleme erdal eren'i idam etmeden öncede tespit edilirdi ve asan caniler ölen askeri onun öldürmediğini adı gibi biliyordu.ama faşizm can istiyordu,faşizm kan istiyordu...
erdal eren ölümsüzdür.erdal eren in bıraktığı mirası yalnızca onun savunduğu ideolojiyi yaşamıyla özdeşleştirebilenler yaşatabilirler.reformist bir çabayla politika sahnesine atılıpta,denizlerin,erdalların mücadelesini sadece ölüm günlerinde anmak sananlar değil.devrimcilerin mirası,sistemle uzlaşmadan mücadele eden bütün devrimcilerindir.
cornflakegirl 26.06.2007, 14:19 bazı yerlerde hala okuyorum; hakkında kenan evren'in "bir sağdan adam astık bir de soldan, eşitlememiz gerekiyordu" şeklinde beyanatı varken, yıllar sonra açıklanmış balistik raporları mevcutken, temyiz mahkemesi idam kararını "öldürdüğüne dair yeterli kanıt yoktur" gerekçesiyle iki defa bozmuşken ve olay üzerinde 27 sene geçmişken hala ve hala zekariya öngen'in katili oldugunu iddia edenlerin olmasi ne kadar tuhaf gerçekten.
bu ülkede darbe yapan ekip hala yargılanmadı.bunların yargılanması ancak ve ancak toplumsal muhalefetin yükselmesiyle olur.erdal eren'i asan zihniyet gene iktidardadır.
BU SEVDA BİTER Mİ SANDIMIZ
HEPİMİZ YEMİN ETTİK ALİ YOLUNDA ŞEHİT OLMAYA !!!
cirkin_05 20.05.2008, 22:08 BEN 17 YAşINDAYIM!
Ben 17 yaşında bir bilgeyim
HenÜz sakallarım yok
Bir tek beynimde yeşeren sevdam var
17 yaşında gökçe bir fidanım ben
Hayatta unutulmayanlar listesinde adım geçiyor
İşkenceler görÜyorum
Ben 17 yaşındayım
Benim gibi fidanlar susuz kaldı yıllarca
Ama yeşerdik yinede
Kavgamız suyumuz oldu
Ben,
Dalları göğÜ saran bir çınarım ben
Yeşil vadilerde at koşturdum
Asfaltlarda toz yuttum ben
4 duvarlı odalarda korkumu yendim
Ben 17 yaşında bir çınarım ben
Karanlıklardan Ürpermedim
Zincir sesleri korkutmadı beni
Sarkık bıyıklara yenilmedim ben
Ben 17 yaşında bir çınarım ben
Ben,
İnce boyunlu bir adamım ben
Kalın ipler hiç yakmadı canımı
Metris denince akla geldim ben
Ben 17 yaşında bir kahramanım ben
Ayak sesleri ÜstÜne çekti beni
Gıcırdayan kapıların yağı oldum ben
cirkin_05 20.05.2008, 22:09 BEN 17 YAşINDAYIM!
Ben 17 yaşında bir bilgeyim
HenÜz sakallarım yok
Bir tek beynimde yeşeren sevdam var
17 yaşında gökçe bir fidanım ben
Hayatta unutulmayanlar listesinde adım geçiyor
İşkenceler görÜyorum
Ben 17 yaşındayım
Benim gibi fidanlar susuz kaldı yıllarca
Ama yeşerdik yinede
Kavgamız suyumuz oldu
Ben,
Dalları göğÜ saran bir çınarım ben
Yeşil vadilerde at koşturdum
Asfaltlarda toz yuttum ben
4 duvarlı odalarda korkumu yendim
Ben 17 yaşında bir çınarım ben
Karanlıklardan Ürpermedim
Zincir sesleri korkutmadı beni
Sarkık bıyıklara yenilmedim ben
Ben 17 yaşında bir çınarım ben
Ben,
İnce boyunlu bir adamım ben
Kalın ipler hiç yakmadı canımı
Metris denince akla geldim ben
Ben 17 yaşında bir kahramanım ben
Ayak sesleri ÜstÜne çekti beni
Gıcırdayan kapıların yağı oldum ben
17 yasında bir genc ama gülümseyen gözlerle bakan, inandığı değerlerden vazgecmeyen,
ortada hiçbir kanıt yokken ölüme giden erdal
erdal mahir deniz ulaş yusuf hüseyin ibrahim, alihaydar bu insanlar ve bunlar gibi yüzlerce insan bu ülkenin gördügü en onurlu insanlardır onlar halk için öldü onlar haksızlıga başkaldırdıkları için öldü. onlar işkence gördü onlar dar agacında öldü. bütün bunları biliyoruz onları seviyoruz. onları gerçekten seviyorsak onların bıraktıgı yerden tutup devam etmeliyiz. bir insan idam edildiginde işkence gördügünde insan olan herkez üzülür ama bu onları sevdigimiz anlamına gelmez onların yolunu sevmeyen onlarıda sevmiyordur. dogru bildigi yolda yürümeyen adam dogru adam degildir(yılmaz güney). amaçsız ot gibi yaşayacaksam ne anlamı var bu yaşamın
O nların arkasından ağlamak ve onlara acımak çok saçma.onlar boşuna ölmedi.düşünceleri uğruna ülkesininin geleceği uğruna feda ettiler kendilerini.bizim yapacağımız ağt yakmak değil onlardan bayrağı devralmak onların yaktığı kıvılcımı yangın a dönüştürmek.en önemlisi onları unutmamak..
Onlar dövüşerek öldüler!Güneşe gömüldüler!Vakit yok düşünlerin yasını tutmaya!Akın var!akın! Güneşe akın, Güneşi zaptedeceğiz! Güneşin zaptı yakın!!!!
şu bilinmelidir ki o gün Erdal Eren'i idam edenler aslında kendi karanlık düşüncelerini dar ağacına asmışlardır.Erdal Eren gibi devrimciler herzaman devrimcilerin yüreğinde ve ruhunda yaşarlar.Hatta devrimci ruhu taşımayanların aklında vardır . Bunlar düşünürler Erdal Erenler onurlarıyla ölüme gittiler bizlerse bu gün onursuzca bu kararların altında ezilerek kalıyoruz Onurlu devrimciler her zaman onurlarıyla hatırlanırlar.Erdal Eren gibi devrimcilerde her zaman idam sehpasına giderken bile o dimdik duruşlarıyla kalbimizde yaşarlar.
cirkin_05 18.08.2008, 11:41 Erdal Eren, 12 Eylül Darbesi öncesinde bir askeri inzibat erini öldürdüğü iddiasıyla tutuklanmış ve 13 Aralık 1980 tarihinde asılarak idam edilmiş olan TDKP üyesidir.18 yaşını doldurmayanlar reşit sayılmadığından, dönemin hükümeti yaşını büyüterek idam edilmesine karar verdi.ODTÜ’lü Sinan Suner’in 1980’de öldürülmesini protesto etmek için düzenlenen gösteride Erdal Eren de göstericiler arasındaydı. Göstericiler ve kolluk güçleri arasında çıkan arbedede er Zekeriya Önge yaşamını yitirdi; Erdal Eren’le birlikte 24 kişi gözaltına alındı. Eren, Zekeriya Önge’yi öldürmek suçundan tutuklandı. 2 Şubat’ta gözaltına alınan Erdal Eren, hızlı bir yargılama sürecinin ardından, 19 Mart 1980’de (gözaltına alındıktan 46 gün sonra) idama mahkum edildi. Erdal Eren’in henüz 16 yaşında olması, avukatlarının sundukları deliller ve tanıkların ifadeleri kararın uygulanmasını engelleyemedi.
Avukat Nihat Toktay’ın adli sürece dair iddiaları Dava sürecinde olay yerinde keşif yapılmadığını, Erdal’ın yaşının belirlenmesi için kemik incelemesi istediklerini ancak yerine getirilmediğini belirten Nihat Toktay; ayrıca Erdal Eren’le birlikte olay yerinde tutuklanan 24 sanığın da tanık olarak dinlenmediğini, ölen askerin üzerinden çıkan elbiselerin Adli Tıp’a gönderilmediğini de söyledi.Toktay, ‘Kurşunun mesafesine ilişkin bir inceleme yapılmadı ve yakın mesafe atışlarında meydana gelen etteki yanığa açıklama getirilmedi, olay yerinde kullanıldığı iddia edilen silahlar ile askerlerin silahlarının balistik incelemesi yapılmadı, tanık olarak dinlenen askerlerin ifadeleri arasındaki çelişkiler giderilmedi.’ dedi. Toktay, Erdal’ın üzerinde bulunduğu 3,5 metrelik yükseklik ile Önge’yi öldüren kurşunun giriş açısı ve yönünün çeliştiğini belirterek, otopsinin Oktay Çetinsoy isimli bir stajyere yaptırıldığını ancak bu isimde birinin varlığını tespit edemediklerini söyledi..((ALINTIDIR))
İsyanateşi 18.08.2008, 15:56 Kiralık tabancalar ateşlendi ansızın
Daha dün gibiydi, gencecik döküldüler
Aralı dudaklarında bir mutlu gülümseyiş vardı
Çizgi çizgi özgürlüktü parıldayan yüzlerinde.
Gel bir bak, ta yakından
Daha dün gibiydi, ansızın vuruldular
Belki yirmi tetikti belki daha çok
Namlular utanmıştı insanlar değil
Namlular şaşkındı, bitkindi çaresiz.
Düştüler toprağa özgürce, korkusuz
Kurşun sesi değildi bir sevdalı gülüştü
Düştüler dimdik, özgürce, yalın
Öldüler ama çoğaldılar ölümsüz.
Gel bir bak yakından şu yiğitlere
Daha dün gibiydi acımasız devrildiler
Kan bir kara görüntüydü göğüslerinde
Ölüm çirkindi onlar güzelleştirdiler.
Yeniden yaratmak sesini orduların
Ufuklardan çizgi çizgi büyüyen
Savaşları çoğaltmak yüce düzen adına
Uykular bir daha kaçmasın diye
Sömürülmesin diye şu çocuk eller.
Gözyaşları yaraşmaz o ölülere
Onlar için en soylu örtüler gerek
Gerelim hıncımızı alev alev yeniden
Devrim şarkılarından haykıralım onlara.
Ölmediler onlar, ölmezler ki
Bu yadsınmaz gerçeği bilmedi satılmışlar
Onlar bir atardamardı halkların yüreğinde
Gecelerde yıldız yıldız tutuşan.
Unutma söz etmek yok gözyaşlarından
Yaylar şimdi daha güçle gerildi
Yarın adına göğüs göğüs kuşandık gecede
Gecede en yenilmez güç bizde gönendi
Ölüler koştular ordu ordu dağlardan
Ölüler ansızın içimizde dirildi.
(Luis NIETO) (Perulu şair)
Onlar ölmediler içimizde dirildiler elbet bir gün herşeyin hesabı sorulacak...
İsyanateşi 18.08.2008, 16:09 Erdal Eren in yazdığı bir mektup:
Sevgili annem, babam ve kardeşlerim;
Sizlere bugüne kadar pek sağlıklı mektup yazamadım. Ayrıca konuşma olanağımız ve görüşmemizde olmadı. Zaten dışarıdayken de birbirimizi anlayacak şekilde konuşamadık.(Bu konuda sizlere karşı büyük oranda hatalı davrandım. Ancak bunu size karşı saygı duymadığım, bu nedenle böyle davrandığım şeklinde yorumlamamanızı dilerim) Bu nedenle sizlere anlatacağım, konuşacağım çok şey var.
Ancak olanak yok. Düşüncelerimi bu mektupla anlatmaya çalışacağım. Şu anda ne durumda olacağınızı tahmin ediyorum. Ama çok açıklıkla söylüyorum ki benim moralim çok iyi ve ölümden de korkum yok. Çok büyük bir ihtimalle bu işin ölümle sonuçlanacağını çok iyi biliyorum. Buna rağmen korkuya, yılgınlığa, karamsarlığa kapılmıyorum ve devrimci olduğum, mücadeleye katıldığım için onur duyuyorum. Böyle düşünmem, böyle davranmam,halka ve devrime olan inancımdan gelmektedir. Ölümden korkmadığımı söylemem, yaşamak istemediğim, yaşamaktan bıktığım şeklinde anlaşılmamalı. Elbette ki hayatta olmayı ve mücadele etmeyi arzularım. Ancak karşıma ölüm çıkmışsa, bundan korkmamam, cesaretle karşılamam gerekir. Biliyorsunuz ki bu ceza işlediğim iddia edilen suçtan verilmedi. Asıl amaçlanan böyle bir olayla gözdağı vermek ve mücadeleyi engellemek hedefine dayalıdır. Bu nedenle sizinde bildiğiniz gibi, kendi hukuk kurallarını çiğneyerek bu cezayı verdiler.
Cezaevinde yapılan (Neler olduğunu ayrıntılı bir biçimde öğrenirsiniz sanırım) insanlık dışı zulüm altında inletildik. O kadar aşağılık, o kadar canice şeyler gördüm ki, bugünlerde yaşamak bir işkence haline geldi. İşte bu durumda Ölü korkulacak bir şey değil, şiddetle arzulanan bir olay, bir kurtuluş haline geldi. Böyle bir durumda insanın intihar ederek yaşamına son vermesi işten bile değildir. Ancak ben bu durumda irademi kullanarak, ne pahasına olursa olsun yaşamımı sürdürdüm. Hem de ileride bir gün öldürüleceğimi bile bile. Sizlere bunları anlatmamın nedeni yaşamaktan bıktığım yada meselenin önemini, ciddiyetini kavramadığım gibi yanlış bir düşünceye kapılmamanız içindir. Bütün bu yapılanlar,başımdan geçenler, kinimi binlerce kez daha arttırdı ve mücadele azmimi körükledi. Halka ve devrime olan inancımı yok edemedi. Mücadeleyi sonuna kadar, en iyi bir şekilde yürütmek ve yükseltmekten başka amacım yoktur.
Mesele benim açımdan kısaca böyle. Ancak sizin açınızdan daha farklı, daha zor olduğunu biliyorum.
Anne, baba ve evlat arasındaki sevgi çok güçlüdür, kolay kolay kaybolmaz. Ve evlat acısının da sizin için ne derece etkili olacağını biliyorum. Ama ne kadar zor da olsa bu tür duygusal yönleri bir kenara bırakmanızı istiyorum. Şunu bilmenizi ve kabul etmenizi isterim ki, sizin binlerce evladınız var. Bunlardan daha niceleri katledilecek, yaşamlarını yitirecek, ama yok olmayacaklar. Mücadele devam edecek ve onlar mücadele alanlarında yaşayacaklar.
Sizlerden istediğim bunu böyle bilmeniz, daha iyi kavramaya çaba göstermenizdir. Zavallı ve çaresiz biriymiş gibi ardımdan ağlamanız beni yaralar. Bu konuda ne kadar güçlü, ne kadar cesur olursanız, beni o kadar mutlu edersiniz.
Hepinize özgür ve mutlu yaşam dilerim.
Devrimci selamlar
Oğlunuz Erdal
cezaevlerinde özellikle de siyasi suçlulara öyle işkenceler yapılıyormuş ki akıllara durgunluk veriyor.yazık ki sesimizi kesip köşelerimize çekiliyoruz ve sadece nedense damarımıza basıldığında meydanlara düşüyoruz hepsi bununla kalıyor görev bize devredildi bir gün değil hergün meydanlarda olmalı 3 gün değil ömrümüz boyunca slogan atmalı haykırmalıyız bu haksızlıkları...
Oğul_Deniz 28.08.2008, 16:13 hem acır içim,hemde dik başım,çünkü gururluyum,ölümüzden bile korkuyor bunlar,örneğin MAHİR ÇAYAN.başka bir yere gömülmesini istediler.Kimselerin görmediği bi yere.Neden Mi?...Çünkü korktular.Ve korkmaya devam edecekler...Sen rahat uyu ERDAL EREN...SİZ RAHAT UYUYUN YOLDAŞLAR...
17 yaşında kıyılırmı Erdal'a.
gencecik bi çocuğu astılar neyi düzelttiler peki? neyi kurtardılar?
cirkin_05 30.08.2008, 19:40 Erdal idam edilmeden 16 saat önce kendisini ziyaret eden gazeteci Savaş Ay'a, "avukatıyla görüştürülmediğini, 18 yaşının altında olmasına rağmen idam edilmek istendiğini, yaşının 18'den küçük olduğunu tespit edecek olan kemik testi yapılması talebinin kabul edilmediğini, vurduğu söylenen jandarma erine çok uzaktan ateş açtığını ama otopside yakın atışla öldüğünün kanıtlandığını, kendisini ibret olsun diye asacaklarını ve ölümden korkmadığını" söyledi.
|
|