helige_62
01.10.2006, 11:11
Yazar Ceyhun Günal
Saturday, 30 September 2006
Ünlü Türkolog ve Alevilik Araştırmacısı Irene Melikoff günümüz Alevilerini üçe ayırıyor. Bektaşi geleneğine sahip çıkan Atatürkçü ve Sosyal Demokrat Hacı Bektaş Dernekleri, Kızılbaş geleneğinin devamcısı sosyalist çizgideki Pir Sultan Dernekleri ve devletçi-sağcı çizgideki Cem Vakfı.
Alevilerin bir 5-10 yıl önceki saflanışı bu şekildeydi. Ama birkaç yıl önce atılan adımla Hacı Bektaş Dernekleri, Vakıfları ve Pir Sultan Abdal Dernekleri yanlarına birkaç Alevi kuruluşunu daha alarak federasyonlaştı. Böylece Alevilerin büyük çoğunluğunu temsil eden "sol çizgi" biraraya gelerek kurumsallaşmış oldu.
Bununla birlikte Alevilik üçe bölünmüş halinden kurtulup iki kutuplu bir hal aldı. Alevilerin bilinen "sol" kimliğinin yansıması olarak Alevi Bektaşi Federasyonu Alevi toplumu içindeki "ilerici" misyonu ile önemli bir çoğunluğa sahip. Bunun karşısında ise Cem Vakfı ve Hacıbektaş Belediye Başkanı etrafında birleşen "muhafazakar", "sağ" bir çevre; solun kan kaybetmesine uygun olarak Alevilerin üzerindeki "sağcılaştırma" politikasının bir sonucu. "Hacıbektaş Belediye Başkanı'nı niye kattın" diyebilirsiniz? İşi olan belediyeciliği bırakıp öncelikli görevi Alevi dernekleriyle uğraşmak yaptığına göre kendisinde "Alevileri temsil" gibi bir misyon görüyor bu kişi, anladığım kadarıyla. E ne temsil gücü olduğuyla çok fazla ilgilenmek gerekmiyor. Sonuçta Cem Vakfı da 13 tane şubesiyle Zaman, Vakit gibi gazeteler tarafından sürekli "Alevilerin temsilcisi" diye sunuluyorsa, Hacıbektaş Belediye Başkanı'nı da Hacıbektaş'ta aldığı birkaç bin oyla bu saflaşmada taraf yapabiliriz o halde.
Burada Alevi Bektaşi Federasyonu ve Avrupa'daki benzer örgütlenme olan Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu tartışılmaz bir sayısal üstünlüğe sahip. Onbinlerce kişilik üye sayıları ve yüzlerce şube ve merkezle kafalarda soru işareti bırakmayacak şekilde temsil gücünü ellerinde bulunduruyorlar. Bunun ana nedeni Alevilerin geleneksel sol çizgisiyle çelişmiyor olmaları ve gelişen Alevi dinamiklerine uyumlu halde bulunmalarıdır. Bu grupta Avrupa'daki ülkelerdeki Alevi federasyonları, Türkiye'deki Hacı Bektaş Dernekleri, Hacı Bektaş Vakıfları, Pir Sultan Dernekleri, Hubyar Sultan Derneği gibi kurumlar incelenebilir. Bu örgütlülük sayısal üstünlüğün yanısıra Hacıbektaş Dergahı postnişini Ulusoy Ailesi'nin de desteğini yanlarında bulunduruyor. "Alevilik , İslam dışıdır", "Bizim Ali'miz Hz.Ali değildir" gibi söylemler de bu grup arasında kendisine taraf buluyor. Gene "Zorunlu din derslerinin kaldırılması", "diyanetin kaldırılması" gibi kamuoyunda çokca tartışılan Alevi talepleri de bu grup tarafından dillendirilmekte. Bu konuyla ilgili davalar da bu dernekler tarafından açılmakta. Bu grubun tabanını ise CHP'den TKP'ye kadar solcu Aleviler oluşturuyor. Genelde kentleşmiş ve genç nüfustan destek alıyorlar.
Sayısal üstünlüğü elinde bulunduran ve kendisine "Demokratik Alevi Hareketi" diyen grubun karşısında ise sağ yelpazenin bir ittifakı göze çarpıyor. En son AKP ve MHP'lilerle cem(!) olan Cem Vakfı bu ittifakın en örgütlü gücü. Fakat Alevi Bektaşi Federasyonu'ndaki üç büyük derneğin de ayrı ayrı 50'den fazla şubesi var iken, Cem Vakfı'nın sadece 13 şubesi bulunuyor. Dolayısıyla ABF karşısında önemli bir üye tabanı ve temsil gücü bulunmuyor. Cem Vakfı Alevilerin "sol" kimliğinden dolayı sola karşı bir cephe almasa da yıllardır Alevilerin oyunu sağ partilere dağıtmakla meşgul. Şu sıralarda gene ANAP, AKP, hatta MHP gibi partilerle ilişkileri bilinmekte.
Gene "sağ" cephenin bir diğer ismi ise Hacıbektaş İlçesi Belediye Başkanı Ali Rıza Salmanpakoğlu. Bu kişinin üzerinde fazla durmaya gerek yok. Hacıbektaş ile ilgili hiçbir işi gündeme gelmezken, katıldığı her programda, mikrofonu her alışında Alevi derneklerine laf yetiştirmekle uğraşıyor. Büyük ihtimalle bir sonraki yerel seçimde Alevilerin gündeminden düşecek.
Gene "sağ" cephenin bir diğer ayağında ise internet sitelerinde biraraya gelen gruplar yeralıyor. AABF içinde bir süre muhalefet yürüten ama üstüste büyük seçim yenilgileri alan ve AABF'den ümidi kesen Avrupa merkezli bir grubun elinde bulundurduğu "Aleviyol" isimli site bunlardan birisi. Gene Cem Vakfı'na yakınlığı ile bilinen Karacaahmet Derneği'nin web sitesi de bu gruba dahil. Bu grupta Karacaahmet ve Aleviyol'da sürekli yazıları yayınlanan Cemal Şener isimli kişi de yeralıyor. Bir süre önce katıldığı Biri Bizi Gözetliyor tarzı magazin yarışmasıyla adını duyuran bu araştırmacı (!), en son MHP'ye övgüler düzdüğü yazısıyla gündeme gelmişti. Gene Aleviyol ve Karacaahmet'in müdavimleri arasında; açtığınızda sizi "bozkurt" resmi karşılayan "Türkçü-Toplumcu" (Nasyonal Sosyalist, yani Hitler'in NAZİ partisinin adının Türkçesi) isimli bir sitenin sahibi Mustafa Cemil Kılıç isimli bir kişi de yer alıyor. Özellikle MHP'ye övgüler, bozkurt resimleri vs deyince "Alevi" ismini taşımasına rağmen bu sitelerin kimlikleri hakkında belirli bir bilgiye sahip olabilirsiniz. Verdiğimiz site ve kişi isimleri bellidir. İsteyen teyid edebilir. Dolayısıyla bu grubu da çok fazla tartışmaya gerek yok. Internette çokca siteleri olan bu grupların Aleviyol, Aleviyolu, Karacaahmet, Türkçü-Toplumcu vs diye birçok sitesiyle karşılaşabilirsiniz. Bu sitelerden herhangi birine gidin bahsettiğimiz tarzda yazıları ve verdiğimiz isimleri sıklıkla duyacaksınız. Örneğin karacaahmet.com isimli sitenin forumuna girin çokca "Türkçülük", "MHP", "müslümanlık" gibi kelimelerle karşılaşırsınız. Dolayısıyla bizim fazla yorumumuza gerek yok.
Son günlerdeki Hacıbektaş Şenlikleri'nden, MHP tartışmalarına kadar Alevilerin içinde bulunduğu kamplaşmayı böyle tarif etmeye çalıştım sizlere. Özellikle "Alevilik islam içidir/dışıdır" diye sembolik şekilde formüle edilen tartışmanın aslında "siyasi" temelleri olduğu bilinmesi gerekiyor. Genel seçimlerin yaklaştığı şu günlerde Alevilerden oy alması düşünülemeyecek AKP ve MHP gibi partilerin Aleviler üzerinde faaliyetleri göze çarpmakta. En son Cem Vakfı tarafından organize edilen bir ceme AKP'li bakan Hüseyin Çelik'in konuşmacı olarak katılması veya MHP'nin Erciyes'te semahı kullanması bu durumun işareti. Muhtemelen seçimler yaklaştıkca Aleviler içerisindeki tartışmalar da daha çok hararetlenecektir. Özellikle "sağcı" grubun sağ propoganda yerine "Alevilik İslam içidir/dışıdır" tartışmasının üzerinde durması da şaşırtıcı olmaz.
not:alıntıdır...
Saturday, 30 September 2006
Ünlü Türkolog ve Alevilik Araştırmacısı Irene Melikoff günümüz Alevilerini üçe ayırıyor. Bektaşi geleneğine sahip çıkan Atatürkçü ve Sosyal Demokrat Hacı Bektaş Dernekleri, Kızılbaş geleneğinin devamcısı sosyalist çizgideki Pir Sultan Dernekleri ve devletçi-sağcı çizgideki Cem Vakfı.
Alevilerin bir 5-10 yıl önceki saflanışı bu şekildeydi. Ama birkaç yıl önce atılan adımla Hacı Bektaş Dernekleri, Vakıfları ve Pir Sultan Abdal Dernekleri yanlarına birkaç Alevi kuruluşunu daha alarak federasyonlaştı. Böylece Alevilerin büyük çoğunluğunu temsil eden "sol çizgi" biraraya gelerek kurumsallaşmış oldu.
Bununla birlikte Alevilik üçe bölünmüş halinden kurtulup iki kutuplu bir hal aldı. Alevilerin bilinen "sol" kimliğinin yansıması olarak Alevi Bektaşi Federasyonu Alevi toplumu içindeki "ilerici" misyonu ile önemli bir çoğunluğa sahip. Bunun karşısında ise Cem Vakfı ve Hacıbektaş Belediye Başkanı etrafında birleşen "muhafazakar", "sağ" bir çevre; solun kan kaybetmesine uygun olarak Alevilerin üzerindeki "sağcılaştırma" politikasının bir sonucu. "Hacıbektaş Belediye Başkanı'nı niye kattın" diyebilirsiniz? İşi olan belediyeciliği bırakıp öncelikli görevi Alevi dernekleriyle uğraşmak yaptığına göre kendisinde "Alevileri temsil" gibi bir misyon görüyor bu kişi, anladığım kadarıyla. E ne temsil gücü olduğuyla çok fazla ilgilenmek gerekmiyor. Sonuçta Cem Vakfı da 13 tane şubesiyle Zaman, Vakit gibi gazeteler tarafından sürekli "Alevilerin temsilcisi" diye sunuluyorsa, Hacıbektaş Belediye Başkanı'nı da Hacıbektaş'ta aldığı birkaç bin oyla bu saflaşmada taraf yapabiliriz o halde.
Burada Alevi Bektaşi Federasyonu ve Avrupa'daki benzer örgütlenme olan Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu tartışılmaz bir sayısal üstünlüğe sahip. Onbinlerce kişilik üye sayıları ve yüzlerce şube ve merkezle kafalarda soru işareti bırakmayacak şekilde temsil gücünü ellerinde bulunduruyorlar. Bunun ana nedeni Alevilerin geleneksel sol çizgisiyle çelişmiyor olmaları ve gelişen Alevi dinamiklerine uyumlu halde bulunmalarıdır. Bu grupta Avrupa'daki ülkelerdeki Alevi federasyonları, Türkiye'deki Hacı Bektaş Dernekleri, Hacı Bektaş Vakıfları, Pir Sultan Dernekleri, Hubyar Sultan Derneği gibi kurumlar incelenebilir. Bu örgütlülük sayısal üstünlüğün yanısıra Hacıbektaş Dergahı postnişini Ulusoy Ailesi'nin de desteğini yanlarında bulunduruyor. "Alevilik , İslam dışıdır", "Bizim Ali'miz Hz.Ali değildir" gibi söylemler de bu grup arasında kendisine taraf buluyor. Gene "Zorunlu din derslerinin kaldırılması", "diyanetin kaldırılması" gibi kamuoyunda çokca tartışılan Alevi talepleri de bu grup tarafından dillendirilmekte. Bu konuyla ilgili davalar da bu dernekler tarafından açılmakta. Bu grubun tabanını ise CHP'den TKP'ye kadar solcu Aleviler oluşturuyor. Genelde kentleşmiş ve genç nüfustan destek alıyorlar.
Sayısal üstünlüğü elinde bulunduran ve kendisine "Demokratik Alevi Hareketi" diyen grubun karşısında ise sağ yelpazenin bir ittifakı göze çarpıyor. En son AKP ve MHP'lilerle cem(!) olan Cem Vakfı bu ittifakın en örgütlü gücü. Fakat Alevi Bektaşi Federasyonu'ndaki üç büyük derneğin de ayrı ayrı 50'den fazla şubesi var iken, Cem Vakfı'nın sadece 13 şubesi bulunuyor. Dolayısıyla ABF karşısında önemli bir üye tabanı ve temsil gücü bulunmuyor. Cem Vakfı Alevilerin "sol" kimliğinden dolayı sola karşı bir cephe almasa da yıllardır Alevilerin oyunu sağ partilere dağıtmakla meşgul. Şu sıralarda gene ANAP, AKP, hatta MHP gibi partilerle ilişkileri bilinmekte.
Gene "sağ" cephenin bir diğer ismi ise Hacıbektaş İlçesi Belediye Başkanı Ali Rıza Salmanpakoğlu. Bu kişinin üzerinde fazla durmaya gerek yok. Hacıbektaş ile ilgili hiçbir işi gündeme gelmezken, katıldığı her programda, mikrofonu her alışında Alevi derneklerine laf yetiştirmekle uğraşıyor. Büyük ihtimalle bir sonraki yerel seçimde Alevilerin gündeminden düşecek.
Gene "sağ" cephenin bir diğer ayağında ise internet sitelerinde biraraya gelen gruplar yeralıyor. AABF içinde bir süre muhalefet yürüten ama üstüste büyük seçim yenilgileri alan ve AABF'den ümidi kesen Avrupa merkezli bir grubun elinde bulundurduğu "Aleviyol" isimli site bunlardan birisi. Gene Cem Vakfı'na yakınlığı ile bilinen Karacaahmet Derneği'nin web sitesi de bu gruba dahil. Bu grupta Karacaahmet ve Aleviyol'da sürekli yazıları yayınlanan Cemal Şener isimli kişi de yeralıyor. Bir süre önce katıldığı Biri Bizi Gözetliyor tarzı magazin yarışmasıyla adını duyuran bu araştırmacı (!), en son MHP'ye övgüler düzdüğü yazısıyla gündeme gelmişti. Gene Aleviyol ve Karacaahmet'in müdavimleri arasında; açtığınızda sizi "bozkurt" resmi karşılayan "Türkçü-Toplumcu" (Nasyonal Sosyalist, yani Hitler'in NAZİ partisinin adının Türkçesi) isimli bir sitenin sahibi Mustafa Cemil Kılıç isimli bir kişi de yer alıyor. Özellikle MHP'ye övgüler, bozkurt resimleri vs deyince "Alevi" ismini taşımasına rağmen bu sitelerin kimlikleri hakkında belirli bir bilgiye sahip olabilirsiniz. Verdiğimiz site ve kişi isimleri bellidir. İsteyen teyid edebilir. Dolayısıyla bu grubu da çok fazla tartışmaya gerek yok. Internette çokca siteleri olan bu grupların Aleviyol, Aleviyolu, Karacaahmet, Türkçü-Toplumcu vs diye birçok sitesiyle karşılaşabilirsiniz. Bu sitelerden herhangi birine gidin bahsettiğimiz tarzda yazıları ve verdiğimiz isimleri sıklıkla duyacaksınız. Örneğin karacaahmet.com isimli sitenin forumuna girin çokca "Türkçülük", "MHP", "müslümanlık" gibi kelimelerle karşılaşırsınız. Dolayısıyla bizim fazla yorumumuza gerek yok.
Son günlerdeki Hacıbektaş Şenlikleri'nden, MHP tartışmalarına kadar Alevilerin içinde bulunduğu kamplaşmayı böyle tarif etmeye çalıştım sizlere. Özellikle "Alevilik islam içidir/dışıdır" diye sembolik şekilde formüle edilen tartışmanın aslında "siyasi" temelleri olduğu bilinmesi gerekiyor. Genel seçimlerin yaklaştığı şu günlerde Alevilerden oy alması düşünülemeyecek AKP ve MHP gibi partilerin Aleviler üzerinde faaliyetleri göze çarpmakta. En son Cem Vakfı tarafından organize edilen bir ceme AKP'li bakan Hüseyin Çelik'in konuşmacı olarak katılması veya MHP'nin Erciyes'te semahı kullanması bu durumun işareti. Muhtemelen seçimler yaklaştıkca Aleviler içerisindeki tartışmalar da daha çok hararetlenecektir. Özellikle "sağcı" grubun sağ propoganda yerine "Alevilik İslam içidir/dışıdır" tartışmasının üzerinde durması da şaşırtıcı olmaz.
not:alıntıdır...