Orijinalini görmek için tıklayınız : Benim Aydınım Kemalisttir, Düpedüz Solcudur/Yetkin Aröz


SivanA SimyacI
07.10.2006, 16:16
BROY Edebiyat ve Düşün Dergisi Ekim 2005 sayısında “Aydın” tanımını kapak konusu yaptı. Bana da sordu. Aşağıdaki gibi yanıtladım.

Aydın üzerine birçok tanımlamalar yaparak, daha çok kafa karıştırmaya yarayarak işi uzatmak yerine, bildiğimizi söylemek en kestirmesi, en doğrusu…

Benim aydınım bütün dünyayı, giderek bütün evreni kucaklayan bir bilgedir. Gelmişinden geçmişinden sorumluluk duyan, iyinin doğrunun peşinde olandır. Fildişi kulesi vardır. Durup düşündüğü, algıladığı, süzdüğü, bakış açısını biçimlendirdiği fildişi kulesinde yan gelip yatanlardan, engin düşünceler denizinde dalgalara dalarak rahatına bakanlardan değildir. Yaşamın hüznünü yüreğinde taşıyandır! Üretkendir, sorgulayandır, yargılayandır. Kimi, durup kendini gözden geçirendir. Toplumsal önceliklerini özümseyendir.

Benim aydınımın temel özelliği; her türlü takıntıdan, çıkar bağından soyutlanmış, bağımsız düşünme yetkinliğidir. Doğru bildiğini sonuna kadar savunma erdemliliğidir. Bütün eylemlerinde bu bağımsız düşünme özgürlüğünü, insanca yaşama duyarlığını bir deniz feneri gibi açık tutandır.

Bütün bunlardan sonra vardığı yargıda, benim aydınım düpedüz solcudur. Ulusalcıdır, emekten ve insandan yanadır. Duyargası kendinden, bütün dünyanın seslerini dinler ve süzer. Nerde gözyaşı, nerde açlık, yokluk, umarsızlık, boynu büküklük varsa, ordadır! Kısacası, “kısa çöpün uzun çöpten” hakkını alma kavgasının yanındadır. Adı ne konulursa konulsun, hiçbir zaman “uzun çöpün” yanında yer almaz! İster dizi dizi diplomaları olsun ister olmasın o ezilenin yanındadır. Kendi öz yurdundan başlayarak bütün öz yurtların halklarıyla omuzdaştır, yoldaştır. Onların sorunları sorunudur, akılcı olmak, çözüm üretmek öz görevidir.

Benim aydınım Kemalist solcudur! Yurt severdir, yurt severliği tabansız değildir! Ulusunun topraklarına basar ayakları. Atatürk milliyetçiliği ile örtüşür. Doğal olarak: Antiemperyalist, bağımsızlıkçı, ulusal çıkarların savunucusudur. Emperyalist küreselleşme bataklığına karşı, insanların kardeşçe küreselleşecekleri dayanışmacı, özgürlükçü, toplumcu birlikteliğe omuz verir. Bunun ilk ve doğru adımının emperyalizme direnmek olduğunu bilir.

Bir şeyin daha altını çizer: Kemalizm bir aydınlanma, çağdaşlaşma devrimidir. Aklın ve bilimin aydınlığıdır. Ve yarım bıraktırılmıştır. Aydınlanma devrimi tamamlanmadan ülkenin kurtuluşu gerçekleşmez. Kırsalın feodal ve gerici üretim yapısını, üretim dizgesini dönüştürecek sanayileşme, oradan bilgi toplumu sürecine varılamadıkça, kulluktan yurttaşlığa, birey olmaya ulaşılamadıkça, demokratik, çağdaş bir düzen kurulamaz. Ne gerçek anlamda sol ne de sağ olunur Ancak bundan sonradır ki kendi özgür iradesiyle solcu “solcu” olur, sağcı “sağcı” olur. Demokrasi “demokrasi” olur. Çağdaş uygarlığa doğru yol alır.

Bunun için, ABD ve AB emperyalizmine karşı Kemalizm’i savunur benim aydınım, benim solcum. Gerçek aydınlanma olmadan, “insan hakları, demokrasi, özgürlük” söylemlerinin sömürünün, kültür emperyalizminin bir aracı olarak kullanıldığını bilir. AB olgusunun “kendi ülkesindeki sosyal içerikleri bile gitgide yok eden” bir emperyalist örgütlenme konumunda olduğunu saptar. Emperyalist kuşatmalardan kurtulmak için, İkinci bir Kurtuluş Savaşı vermekten başka çıkışı olmadığı bilincini taşır. Bu çizgide ayrımsız işbirliği yapar. Aynı siperde birlikte olur. Bunun en güzel dizelerini Komünist Aragon söyler:

Düşman kapıya geldiğinde

Delidir kendi davasını güden

Çünkü tetik çekildiğinde

Dinli de dinsiz de

Aynı şekilde ölecektir

(Yücel dergisinden Vedat Günyol-Orhan Burian çevirisi, anımsayan Başaran)

Benim aydınımın bir başat özelliği de, açık sözlü olmasıdır. Sözü bin dereden su getirmeden dosdoğru söylemesidir. Sanal aydıncılığını, sağcılık ya da solculuk rengine büründürerek halkını aldatmak için kullanan yazar takımına, medyasına, post modern sanat-edebiyat tayfasına, sözde bilim insanına, düşünüre, siyaset bezirganlarına sözünü esirgemez. Hakkını verir!

Benim aydınım, aydındır! Sis canını hiç susturmaz.

Yetkin Aröz
17 Eylül 2006