Orijinalini görmek için tıklayınız : Toplumumuzdaki Kanayan Yara: Aile İçi Şiddet
TOPLUMUMUZDAKİ KANAYAN YARA :AİLE İÇİ ŞİDET
yaşadığımız toplumdaki en büyük sorunlardan biriside bilindiği gibi aile içi şiddettir.aile içi şiddet çeşitli biçimlerde uygulanarak geçmiş yüzyıllardan günümüze kadar süre gelmiştir.ana erkil toplumların sürecini tamamlamasından sonra,eşinden dayak yiyen istisna erkeleri saymazsak genellikle kadınlara ve zaman zamanda aile içindeki çocuklara uygulanmaktadır.kim tarafından ve kime karşı uygulanmış olursa olsun ve hangi gerekçeyle uygulanıyor olursa olsun aile bireyleri içerisindeki şiddetin hiçbir makul,mantıklı bir açıklaması ve hiçbir haklı gerekçesi yoktur.hiçbir hukuki temeli olmayan aile içi şiddet,genellikle güçlünün güçsüz olanı ezmesiyle oluşan, orman kanunlarına dayanır.
her sorunun kaynağı yaşanmakta olan toplumsal sistemin işleyiş tarzıdır.bu konununun her türlü toplumsal,ekonomik,kültürel dayanaklarını ve varlık nedenlerini genel özellikleriyle ele almaya çalışacağım.
1-öncelikle şunu açıkça belirtmek gerekirki,yaşadığımız ülkede hala bayanların,ebeveyni tarafından yüksek başlık parası karşılığında evlendirildiği(satıldığı demeye dilim varmıyor) bir ülkede aile içi şiddetin tamamen ortadan kalkmasını bekleyemeyiz.her nekadar konu dışı gibi görünsede konuyla direkt olarak ilgili olduğundan değinmeden geçmeyeceğim.bazen 11-16 yaş arası ve hatta çoğu zaman ilk okul öğrencisi olan kız çocukları yüksek başlık parası karşılığında çoğu zaman hiç tanımadıkları,bazende yaşça kendisinden bir kaç kat yaşlı olan insanlarla(aslında torunu yaşındakilerle evlenenlere insan demek istemiyorum) zorla evlendiriliyor.bazende kendi yaşıtlarıyla evlendirildikleride oluyor ve birbirini hiç tanımayan iki çocuğun yaşamı karartılmış olup,ömür boyu birbirine katlanmak zorunda bırakılıyor.eğerki kız karşı çıktığında, derhal aile içi baskıyla susturuluyor''adamlar sana şu kadar para vermişler,değer biçmişler'' deniliyor.eğerki kabul etmeyip kaçmaya kalkıştığında,bu bir namus timsali sayılıp,sonu ölüme kadar varabilen çağdışı ve ahlak dışı saçma sapan törelerle karşı karşıya kalıyor.
eğerki bir bayan bu şekilde evlendiğinde,kendisiyle evlenen kişi ona tıpkı feodal dönemlerdeki gibi para karşılığında aldığı bir köle muamelesi yapıyor.
2-evlilik biçimi nasıl olursa olsun,tarafların paylaştığı değerlerin az olması,bir aile yaşantısında karşılıklı içten sevgi ve saygının olmaması ya da taraflardan birisi yada her iki tarafıtanda uygulanmıyor olması.tabii asıl sorun ülkenin ekonomik-sosyal sorunlarıdır.ahlaki,kültürel çözülmeyide önemli nedenler arasında sayabiliriz.
3-bir çok evliliğin,insanların doğal,biyolojik özelliği olan üreme iç güdüsüyle meydana gelmiş olması.eğerki bir ailede çocuk sadece üreme iç güdüsüyle oluşmuşsa ve çocuklar temeli sevgiye dayanan bir paylaşımın ürünü olmamışsa ve tarafların birlikteliği sadece basit doğal nedenlere dayanıyorsa ve onun dışında paylaştıkları çok fazla bir şey yoksa.
bu ve bunun gibi örnekleri çoğaltabiliriz.aile içi şiddetin bir çok nedenleri vardır.ancak en büyük nedenlerden biriside sevgisiz bir aile yaşamıdır.aile içi geçimsizliklerin başında ekonomik sorunlar gelir.akşam iş çıkışında çocuğuna bir şeyler alıpta sevindiremeyen bir babanın doğal olarak morali bozuk olabilir.ancak aile içinde güçlü bir sevgi varsa,varlıkta yoklukta paylaşılabilir.
ailesinde şiddet yaşayan ya da şiddet uygulandığına şahit olan çocuklarda psikolojik sorunlar ortaya çıkabiliyor.bu açıdan baktığımızda aile içi şiddet uzun süreli sorunlara neden olabiliyor.burda hepimize düşen görev yaşadığımız toplumdaki en yanlış uygulamalardan birisi olan bu soruna karşı duyarlı olmaktır.bu konuda ailelere düşen görev çocuklarını sevgiyle büyütebilmek,insanları ve canlıları sevmeyi öğretebilmektir.unutmamak gerekirki bu konunun kaynağı bir insanın yetitiriliş tarzıylada doğrudan bağlantılıdır.
Çevremde de aile içi şiddet beni çok etkilemiştir.Ailemde olmasada oturduğum bölgelerde çok defa rasladım...
Aile için şiddet anne ve babayı yıprattığı gibi en çok çocukları yıpratıyor.Çocuklar küçük yaştan psikolojik olarak etkileniyorlar ve kesinlikle ilerki yaşlarda aile içi şiddet çocuklar üzerindeki kalıntılarını ortaya çıkarıyor.
Benim üzüldüğüm hem anne baba hemde çocuklar.Ama en çok çocuklar.
Düşünsenize baba, anneyi dövüyor.Çocuk ya susuyor, ya donup kalıyor yada ağlıyor.. Bunun çocuğun üzerinde bıraktığı etki ve ilerleyen yaşlarda kendini göstermesi, derin izler bırakması muhakkaktır.
eylüleren 07.10.2006, 23:21 aile içi şiddet toplumumuzda kanayan yaradalardan biri bu durumdan en fazla zarar görenler çocuklardır.düşününkü anne ile baba arasındaki tartışmalar içinde büyüyen bir çocuk'un psikolojisi ne kadar düzgün olabilir.ileride yetişkin olduğunda kuracağı yuvanın temelleri ne kadar sağlam olabilir.yada yetiştireceği çocuklar ne kadar sağlam bir psikolojiye sahip olabilir..
birde küçük yaştaki kızları başlık parası adı altında kendilerinden yaşaca çok büyük insanlarla zorla evelendirilmeleri karşı çıkmaları halinde töre cinayeti adı altında vahşi bir şekilde öldürülmeleri.bunları önlemek için ne yapılabilir toplum bilinçlendirilmeli eğtim çok önemli bu konuda kadınlarımız eğer sahip oldukları hakları bilirlerse bunları kullanabilirler.bu tür sorunların yaşanmasının önüne geçilir diye düşünüyorum...
Önemli bir konu bu. Aile içi şiddetin en büyük nedeni olarak cahilliği görüyorum. her ne kadar ekonomik sebepleri buna dayanak olarak gösterselerde bir insan mantıklıysa ekonomik durumu ne kadar kötü olursa olsun evladına hanımına kıymaz.
Toplumların en önemli eğitimcileri ailelerdir. Aile çocuklara belirli konuları öğretir ve onları şekillendirir. Çocuklara yapılan baskılar ilerde onların kişiliği bozuk bireylere dönüşmelerine neden olur.
Devletin kurumları bu konuda nasıl davranmalıdır ve etkisi varmıdır?
Kesinlikle etkisi vardır. Okul öncesi eğitim çok önemli. İnsanların kişiliklerinin şekillendiği yaş 3 - 5 arasıdır. Bu yaşlarda insanlar yaşadıkları olaylardan olumlu-olumsuz etkilenirler bu açıdan okul öncesi eğitimin zorunlu olmasından yanayım. Deneyimli, bilinçli öğretmenlerin psikologların yönetiminde bu eğitim verilmelidir. Tarihte sovyetler birliğinde uygulanmış ve oldukça başarılı sonuçlar elde edilmiştir, bilim ve sağlık alanında Sovyetlerin üstünlüğü her kesimce kabul edilir.
seheryeli 08.10.2006, 21:54 Toplumun yaralarından biri,aile içi şiddet.
Teşekkürler garcia...
Şiddet,insanların sadece bedensel değil yani sadece kaba kuvvet içeren davranışları değil, aşağılamak, tehdit etmek, ekonomik özgürlüğünü kısıtlamak ve zorla evlendirmek gibi sebepler dolayısıyla ruhsal açıdan da zarar görmesine neden olan bireysel veya toplu bir harekettir.Şiddet gören kişinin kendisine ve çevresine olan saygısını,güvenini azaltan, korku duymasına sebep olan sonuçlar doğurur.Sağlıksız yetişen birey,sağlıksız toplum demektir.
Aile içi şiddet toplumun her kesiminde değişik oranlarda görülmekte,çünkü kültürel alt yapımız ne yazıkki buna müsait..
Aile içi şiddete en fazla çocuklar sonra kadınlar maruz kalmaktadır.Ebeveynler gerek birbirleriyle olan çatışmalarından doğan öfkeyi, gerekse günlük yaşamdaki streslerini en fazla çocuklarına yansıtmaktadırlar. Onlar savunmasız ve masum olduklarından ebeveynlerin en kolay hedefi oluyorlar.Bu tür şiddete maruz kalan çocuklar ya da gençler ya aşırı çekingen, pasif ve özgüvenden yoksun;ya da hırçın, agresif, kural tanımayan bireyler haline gelebiliyorlar.Genç kızların bir kısmı şiddet ortamından kurtulmak için erken evlilik yapar,fakat "yağmurdan kaçarken doluya tutulabilir",kimisi erkeklerden nefret eder ve sağlıklı karşı cins ilişkisi kuramaz.
Aile içi şiddete maruz kalanlar ne yapmalı,asıl önemli olan kısım bu sanırım.Çocuklar en şanssız kesim oluyor bu konuda,ya aile bireylerinden insaflı ve mantıklı olan biri çocuğa sahip çıkacak ya da devletin resmi kurumlarına başvurulacak.
Eşler arasında sürekli bir şiddet akımı varsa ve düzelmeyecekse kesinlikle boşanmak gerekir.Tabiki şiddeti kanıtlayabilmek için doktor raporuna ihtiyaç var.
Gençler mahalli yönetimlerin ilgili birimlerine başvurup, rehberlik ve danışmanlık hizmeti alabilir.
Şiddet uygulayan kişinin(aileler veya öğretmenler)tespiti halinde,zorunlu olarak tedavi edilmeli ve rehabilitasyon sürecinden geçirilmeliler. Tekrarı halinde ise cezalandırılmalılar.
Toplum olarak bize düşen görev ise; yazılı- görsel, sanatsal her türlü aktivitelerimizden şiddeti dışlamalıyız.
yıllar ilerledikce aile içinde de huzursuzluk cıkıyor ben bunun kanısındayım neden derseniz gecim derdi olunca ister istemez aile içinde huzursuzluklar oluyor bunda en cok etkilen de her zaman ki gibi hic bir guhanı olmayan cocuklardır her konuda cocuklar zarar görüyor zaman ilerledikce bosanmalar cogalacak ne yazıkki:(
arkadaşlar mutlaka her ailede huzursuzluk,anlaşmazlık olabilir.ancak diyalog denen bir şey varken şiddetin kullanılmasının amacı bir tarafın diğer tarafın düşüncelerini susturma,bastırma zihniyetinden kaynaklanır ve''eğer bir daha bana karşı gelirsen sonu bu olur'' gibisinden bir dahaki münakaşa ve ya aile içi tartışmada karşısındakinin farklı,zıt bir fikir söylemesine karşı bir tehdit unsuru oluşturmaktır.
buna karşı mücadele etmek gerek arkadaşlar.yaşamın her alanında yanlışlara karşı duyarlı olmak ve çaba sarfetmek gerekir.
Sevgi Erkan 14.10.2006, 16:13 İZMİR VALİLİĞİ,ÇAĞDAŞ EĞİTİM VAKFI,HÜRRİYET GAZETESİ,CNN TÜRK İşbirliği ile desteklenen, İzmir il Sosyal Hizmetler Müdürlüğünün düzenlediği seminere katıldım.orada bize verilen anketi sizlerle paylaşmak istedim.
Sizler de farkında olmadan şiddet uyguladığınızı ve şiddete maruz kaldığınızı görüp benim gibi şaşıracaksınız.(Umarım şaşırmazsınız:) )
SİZ DE ŞİDDETE UĞRUYOR OLABİLİRSİNİZ
• Sizinle arkadaşlarınız, aileniz, çocuklarınızın önünde alay ediyor mu?
• Bazı arkadaşlarınızı görmenizi yasaklıyor veya engelliyor mu?
• Sizi rahatsız eden isimlere hitapta bulunuyor mu?
• Eşyanızı kırdığı, yırttığı,parçaladığı oldu mu?
• İstemediğiniz şeyleri yapmak için sizi zorluyor mu?
• Onunla sevişmek istemediğinizde veya cinsel birlikteliğinizde istediği şeyler yapmanız için zorluyor mu?
• Bir kişinin eşine vurmasını, korkutmasını doğal karşılıyor mu?
• Ona karşı gelmeye veya farklı düşündüğünüzü söylemeye korkuyor musunuz?
• Onun yanında kendinizi tedirgin huzursuz ve ne söyleyeceğini bilmez hissediyor musunuz?
• Her dakika ne yaptığınızı ve nerede olduğunuzu takip etmek istiyor mu?
• Sizin müzik,dizi film,giysi gibi seçimlerinizi aşağılıyor mu?
• Size veya çocuklarınıza vurdu mu?
• Siz tehdit etti mi?
• Sık sık kendinizi ona karşı savunur musunuz?
• O yokken aslında yanlış yapmadığınızı düşündüğünüz bazı durumları ona nasıl açıklayacağınızı düşünerek zaman geçiriyor musunuz?
• Onunla yalnız konuşmak sizde tedirginlik yaratıyor mu?
• Onunla aynı fikirde olmadığınızı söylerken kalbiniz çarpıyor, çeneniz titriyor,gözlerinizden yaş boşanır gibi oluyor mu?
• Onu kızdırmamak için her şeyi yapmaya hazır mısınız?
• Çocuklarınıza onu kızdırmamasını tembih edip onları sürekli kontrol altında tutma ihtiyacı hissediyor musunuz?
• Onunla birlikteyken, o gelmeden önce ya da o gittikten sonra baş, karın, boyun ağrısı, el ve ayaklarınızda boşalması, aşırı yorgunluk ya da gerginlik hissediyor musunuz?
• O yokken siz ve çocuklarınız kendinizi daha rahat , mutlu, huzurlu hissediyor musunuz?
• Sizi sık sık bencil, aptalca,cahilce,çocukça,kıskanç,tutucu, yanlış davranmakla suçluyor mu?
• Onun istemediği bir şeyi yaptığınızda size çok uzun sürelerle ve sık sık küsüyor mu?
• Size kızdığı zaman sık sık sizinle vakit geçirmek veya birlikte olmak istemediğini söylüyor veya hissettiriyor mu?
• Onu bırakacak olursanız size, çocuklarınıza veya kendisine zarar vereceğini söylüyor mu?
• Sizi ondan sık sık para istemek zorunda bırakıyor mu?
• Ailenize ve size ait bütçenin nasıl yapılacağını, paranızın nereye ve nasıl harcanacağını o mu belirliyor?
• Çalışmanızı engelliyor mu?
• Sizi sık sık suçluyor mu?
• Size ona hizmet etmekle yükümlü olan biriymişsiniz gibi mi davranıyor?
• Görüşlerinizi, inançlarınızı küçümsüyor mu?
• Sık sık sözünüzü kesip, söylemek istediklerinizi engelliyor; tartışmak istediğinizde ‘’seninle tartışmıyorum’’ diyor mu?
• Ne kadar direnseniz bile eninde sonunda işler onun istediği şekilde mi gerçekleşiyor?
• Kendinizi istemeseniz de onun taleplerini yerine getirirken buluyor musunuz?
• Çocuklarınızı, arkadaşlarınızı , yakınlarınızı kendi yanına çekmeye çalışıp sizi onlara şikayet ediyor mu?
• Onun eleştirileri karşısında sizi siz yapan davranışlarınızdan,alışkanlıklarınızdan, tutumlarınızdan,zevklerinizden utanır hale mi geldiniz?
• Kızdığında kapıları çarpıyor, cam çerçeve kırıyor, eşya fırlatıyor mu?
• Yakınlarınıza yüzünüzde, kollarınızda, bacaklarınızda oluşan çürük veya kesikleri açıklamakta zorluk çekiyor musunuz?
• Onunla başkalarının yanında birlikteyken ne dediğinize, nasıl oturduğunuza, nasıl güldüğünüze sürekli dikkat etmek zorunda hissediyor musunuz?
• Sizi ıssız, tehlikeli olabilecek yerlerde yalnız bırakıp gitti mi?
• Nedenini anlayamadığınız şekilde, haftada birkaç kez size bağırıyor, söyleniyor veya küsüyor mu?
• Ona duygularınızı anlatmaya çalıştığınızda daha da kırılmış, anlaşılmamış,aşağılanmış hissediyor musunuz?
Testin sonucunda en az 5 tanesini işaretlediyseniz ;
İlişkinizde fiziksel, sözel, sosyal veya ekonomik şiddet türlerinden birine uğruyor olma ihtimaliniz bulunuyor.
Umarum bu forumda ciddi şekilde şiddete maruz kalan yoktur.eğer varsa 155 polis imdat , ardından da İl sosyal Hizmetler Müdürlüklerine baş vuru yapabilirler.
ardahanli 17.10.2006, 12:59 siddet uygulayanlar bence sirf kendi ruhsal zayifliklarini ortaya koyarlar.ve tabiki cahillik.mesela su bizim meshur laf gibi.
kizini dövmeyen dizini dövermis.
bir insan her ne yapmış olursa olsun asla şiddeti haketmediğinden yanayım, konuşularak halledilemeyecek bir sorun olamaz.Aile içi şiddetin sonuçlarıda malum ,psikolojisi çökmüş bireyler..
Adem YAVUZ 21.10.2006, 00:45 Hergün okuduğumuz gazetelerin üçüncü sayfasına yazan olaylar bunların örnekleri ile dolu. İnsanlar bu üçüncü sayfada resimleri çıksın isimleri yazsın diyerek, şiddet her çeşidini deniyorlar. Bu iş eğitim ile düzelir diyoruz. Ama eğitim için okula giden öğrenciler üçüncü sayfaya haber oluyorlar.
Okullarda şiddet;
Erkek öğrencilerden sonra kız öğrencilerde çeteleşme başladı. http://www.milliyet.com.tr/2006/10/20/yasam/axyas02.html .
Şair der ki,
Çocuklara kıymayın efendiler.
Ama artık çocuklar birbirine kıyıyor.
Yaşasın Kurtlar Vadisi
ThassosIsland 21.10.2006, 01:14 http://www.aileicisiddeteson.com
4320 sayılı ailenin korunmasına dair kanun’a eksen teşkil eden mesele. kanun temel olarak ülkemizde çok sık rastlanan bu sorunun çözümüne yönelik tedbirler içermektedir. ancak pratikte kadınların "bak kızım ne de olsa kocan" nasihatlarıyla şikayetlerinden dönderilmeleri esas, bu kanunun hakkıyla uygulanması ise istisnadır. bu da hukukun bir sosyal mühendislik aracı olarak kullanılmasının neden olduğu hukuk kuralının metrukiyeti ile ilgilidir.
tubişimm 21.10.2006, 02:09 Okullarda şiddet;
erkek öğrencilerden sonra kız öğrencilerde çeteleşme başladı. http://www.milliyet.com.tr/2006/10/20/yasam/axyas02.html .
ya o haberi ben de izledim.artık toplumdaki her yaştan kesim bi şekillde şiddetin içinde bu çok üzücü bi durum. çünkü bu şiddet eğiliminin bir sonraki nesilleri yansıması da söz konusu. umarım bu şiddet olgusuna kısa zamanda çözüm bulunur yoksa şiddet her yerde kendini göstermeyi sürdürecek...
suyunsesi 21.10.2006, 06:17 Şiddet olgusunu ele alırken Türk toplumunun kültürel, ilkel, feodal düşünce yapısından yola çıkarsak bugün neden hala şiddet? sorusunu çok daha iyi anlamış oluruz.
Bir kız çocugu düşünün çocukken ilk dayağı babadan, genç kızken abiden, evlenince kocadan yiyor.
Erkek çocuğu düşünün ilk dayagı babadan, okulda hocadan, askerde komutandan...
Bakın dayakla terbiye edilmiş bir toplumuz ve meşhur atasözlerimiz nede örnek olmuş bize, örnek: kadının sırtında sopayı karnında sıpayı eksık etme, kızını dövmeyen dizini döver, öğretmenin vurduğu yerde gül biter, eti benim kemiği senin vs...
Böyle bir mantıkla ne derece sağlıklı bireyler yetiştirebiliriz?
Biraz daha geriye dönüp baktıgımızda tablo dahada ürperticiBugün hala bir çok avrupa ülkesinde adımız barbar türklerdir. Bu birey olarak hepimizde var. Kimimizde az, kimizde çok,kimimizde sözle şiddet, kimimizde uygulamalı şiddet.
Hepimizin bildigi gibi durum çok vahim.
Evde şiddet, sokakta şiddet, okulda şiddet, ölümler, intaharlar, töreler ve kan davası zincirleri...
Arkadaşlar şimdi bu foruma yazarken biraz gerçekçi ve samimi olalım başta kendimizden başlayalım,hangimiz masumuz? En basit birbirimize kızdıgımız zaman ilk tepkimiz medenice insanca konuşup meselyi halletmekmi ? yoksa sataşarak bagırarak "bak gelirim yanına, kafanı kırarım, bi tane çakarım sakın birdaha olmasın..."
Bakın "sakın bir daha olmasın"ı sölerken bile tehtitkar söylüyoruz. bak çok ."kırdın beni
, bu yaptıgın hiç hoş degil" demıyoruz bunları sölemek zor gelıyor bize
Despot ve feodal bir kültürle yetiştirilmiş bizler üstüne üstlük birde kurtlar vadisi ve şiddet içerikli filmler bizlere yol gösterici olursa işte sonumuz böyle agresif, sadist, piskopat bireylerin cogalması kaçınılmaz olur. Sonuç olarak kuşkusuzki egitim egitim dıyorum!
Kendimize verecegimiz en güzel ödül hoşgörü, dostluk, sevgi, saygı ve güven olsun.gelin hepberaber bu ödüle aday olalım hoşça ve dostça kalın
pastoralsenfoni 02.11.2006, 12:34 bir çocuğu büyütürken tohumuna sevgi katmak lazım.yani çocukluğun ilk dönemlerini iyi geçiren yeterince sevgi saygı gören bir birey ileri yaşantısını sağlıklı biri olarak geçirir bence.şiddeti doğal olarak gören birey ise sevgi ve saygıdan eksik büyümüştür.
denizsefiri 02.11.2006, 13:00 Kardeşlerim, dün küçücük bir bebeciğe yapılanları görünce şok oldum. Sadece 1.5 yaşında bir yavru nelere maruz kalmış. Darp, tecavüz..Gerçi aile kurumu içinde yaşanan bir şiddet değil ama annesi de bu zulme izin vermiş belli. Keşke bu konuda birşeyler yapılabilse, ben haberi duyduğumdan beri Rabbim'e o bebiş için dua ediyorum ve aynı muameleleri bir yerlerde yaşamakta olan diğerleri için.
benim bildiğim aile toplumun temel taşıdır. bu temelin sağlamlığıda karşılıklı saygı ve sevgiyle sağlanır. fakat günümüzde yani hala eğitimsiz bir toplum olarak görüyorum kendimizi eğitim almamış insanlarımızın ailede egemenliği elde etmek için kullandığı şiddet yanlış ve kötüdür. tek temennim bu tür olayların yaşanmamasıdır. saygılar.
acareftelya 06.11.2006, 15:39 aile içi şiddet toplumun kanayan en büyük yaralarından biridir. çevremde buna pek rastladığım söylenemez ama bu demek değil ki şiddet yok.illa bunu gözle görmeye gerekte yok. eğitimsiz ve bilincsiz insanlar ancak bunu yapar .yanlış çok yanlışşş
aile içi şiddet çoçuklarının psikolojik yapılarını şekillenmelerinde çok ama çok büyük rol oynuyor ve çoçuk yaşadığı şekliyle yaşatıyor çevresine toplum için sağlıklı bireyler aileden yetişip şekillenip çıkıyor ve aile içi şiddete maruz kaln birey toplum tarafından da sürekli bir korku içinde olduğundan toplum kurallarına uymayan davranışlar biçimini sergiliyor.
aile içi ilişkilerden şekillenen birey toplumun için yararlı yada ciddi şekilde zararllı bir birey oluyorlar
bir araştırma yapılsa ve şuan suçlu olarak yargılanan insaların geçmişleri incelense kesinlikle aile içi düzensizlik ve şiiddete maruz kalış yatıyordur .
çoçuklar hamura benzer nasıl şekillendirisek o şekle girer ve toplum için o kadar faydalı yada zararlı olur..
bir çocuğu büyütürken tohumuna sevgi katmak lazım.yani çocukluğun ilk dönemlerini iyi geçiren yeterince sevgi saygı gören bir birey ileri yaşantısını sağlıklı biri olarak geçirir bence.şiddeti doğal olarak gören birey ise sevgi ve saygıdan eksik büyümüştür.
Düşüncelerine ek olarak iznin olursa şunu da belirtmekte fayda var;
Dört kişilik bir aile düşünün, anne-baba-kız çocuk ve bir erkek çocuk.... Çekirdek bir aile görüldüğü üzre, bu aile içinde karı-kocanın sürekli tartıştığını, hatta karşılıklı ya da tek taraflı şiddet uyguladığını, dahada kötüsü bütün bu olumsuz, çirkin davranışlarını çocuklarının gözünün önünde yaptığını düşünecek olursak, arkadaşımız pastoralsenfoni'nin dediklerinin yanı sıra şu olacaklardan da kaçınılamaz artık...
Aile içinde babasının annesini dövdüğü bir ortamda büyüyen bir erkek çocuk, evlenip aile sahibi olduğunda şiddeti içine okadar çok sindirmiştir ki, artık ufacık bir tartışmada dahi kendi eşi üzerinde bu durumu sergilemeye başlar oluyor. Bu da neden kaynaklanıyor, arkadaşımızın dediği gibi sevgi ve saygıdan yoksun geçen bir çocukluğun kişi üzerinde bırakmış olduğu izlerdir bunlar....
Yine aynı ailede yetişmiş kız çocuk, ileride evlenip barklandığında, belki eşine bu şiddeti gösteremiyecek ama zihninde ve ruhunda taşıdığı bu sevgiden-saygıdan yoksun yaşantının izlerini bişekilde yaşantısının bir yerlerinde dışa vuracaktır...
Çocuklarının ilerideki bütün hayatlarını zehreden bu gibi ailelere çok öfkeliyim ço:thumbdown ok...
ayhancalik 07.12.2006, 11:31 Arkadaşlar başlığı görünce bende karşıyım , çok çirkin , ayıp filan demek istedim . Konuyla ilgili aydınlatıcı bir site varsa onun adresini vermek istedim . Dolayısı ile web'de arama yaptım . Tüm bakış açım değişti .
Aile içi şiddetin kapsamı çok genişmiş ; Şiddetin yönü ve sebebi çok önemliymiş ;
Yön olarak en çok rastlanan
A -) Anneden Babaya yada çocuğa ;
B -) Babadan anneye veya çocuğa ;
C -) Çocuktan anneye veya babaya ;
D -) Çekirdek aileden kalabalık ailelerde ise genelde çekirdek aileden büyük aileye nediren tek yönlü
Sebepler ise
1 -) Alkol
2 -) İşsizlik
3 -) Aile bireylerinde psikolojik sorunlar
4 -) Lider olma hevesi veya liderliği koruma güdüsü
5 -) Adetler , Ananeler ve görenekler
6 -) Toplumsal çarpık baskılar
7 -) Büyük ailenin küçük aileyi baskı altında tutmaya çalışması
8 -) Cinsellik ve ensest ilişki güdüsü
9 -) vs vs vs vs ................
Ama en çok şu cümle dikkatimi çekti .
........................"Toplumda şiddet uygulayan her birey psikolojik zayıflıklarından sebeple bu yola başvurur . Tedavi her ne kadar sebepleri yok etmesede bireyin zayıf psikolojisini güçlendirerek şiddet eğilimini azaltır veya yok eder .".........................
Demekki tedavi edilebilirmiş .Hasta olmak ayıp değil . Hastalığına çözüm bulmamak yardım almamak veya yardım etmemek toplumsal hata .Sağlıklı günlerde kalın ................
Sagılarımla
türküler_sevdam 16.01.2007, 20:52 allahıma binlerce şükür olsun ki ailemde şiddet görmedim. ama birçok ailede şiddet uygulanıyor ve geriye ne huzur, ne sevgi ne de saygı kalıyor. bide o ortamda yetişen çocukları düşünürsek gerçek içler acısı :( o çocuklar bizim geleceğimiz ama şiddetin içinde büyüdükleri için çogu zaman ya gördüklerini uygularlar, ya da psikolojileri bozuluyor ve kendilerini ifade etmekte zorlanıyorlar.
ilkay123 29.01.2007, 18:26 Aile ici siddet bewnce toplumsal bir yaramiz.Kendini kültürlü sanip siddete karsi oldugunu söyleyip malesef esini döven kimselere tanik oldum.Siddetin her türlüsüne karsiyim aile ici olsun veya sokakta olsun siddetin her türlüsü bence cag disidir.Bas edemedigimiz alt edemedigimiz kimselere siddet yerine bence ikna yolu ile ulasmak kazanmak daha uygundur..saygilar...
mipodrall 30.01.2007, 01:45 Bu konu en ehemmiyetli konulardan bence de... Çocukların psikolojisini bozuyor çünkü... Hem de fena halde bozuyor. Dikkatli olmak lazım, yuva kurmak kolay değil...
minik serçe 02.03.2007, 12:48 insanın şiddete başvurması acizlikten başka bir şey değildir ve böyle davranan insanlara toplumda daha kötü bir göale bakılır ne kimseye vurmalı nede bize vurulmasına izin vermeliyiz
Berucavan 02.03.2007, 13:06 şiddet uygulayan mahlukları mahluk diyorum çünkü ben onları insan olarak görmüyorum. ister baba ister anne ............... kim olursa olsun insan değiller.
ne demek ya birinin başka birine şiddet uygulaması ne hakla ya; akıl karı değil.
maalesefki her yerde her zaman oluyor. sadece aile içi değil toplumun her parçasında şiddet var. heryer pislik kokmakta; birileri dur demeli buna artık dur demeli!
insanlar belli sebeplerden dolayı sürekli birbirine şiddet uygulamakta.evde baba anneyi,anne çocuğunu,okulda öğretmen öğrencisini,sokaklarda farklı görüşte insanlar birbirlerini.insanlar sevgi,saygı,kardeşlik varken güçlü güçsüzü döver düşüncesindeler.şiddet ne kadar acı verici ve onur kırıcı bir davranış.gerçekten aciz insanlar şiddete başvururlar.konuşarakta her zorluğun üstesinden gelinebilir.artık konuşa konuşa anlaşan çok nadir insan var.bildiğim tekşey çocuklar büyüdüklerinde ne gördüyse onu uygularlar gelecekteki yaşamlarında.ŞİDDETİN HER TÜRLÜSÜNE HAYIR.
merhaba canlar,bu siteye yeni üye olup da sizlerle paylaştğm ilk mesajım olması dolayısıyla çok mutluyum.ben alevi değilim sünniyim.hataylıyım.hataylılar bilirler orda alevi çoktur.benm de bir sürü alevi arkdşm var.hepsiyle samimiyetim iyi.neyse şu aile içi şiddet hakkında ben de görüşlerimi aktarmak istyrm.Türkiye'de yaşıyorsak aile içi şiddeti de normal karşılamak gerekir.Türk insanında şiddet vazgeçilmezlerdendir.Sadece burda değl dünyanın her yerinde erkekler eşlerini dövüyor ama sanırm biz de biraz fazla.ekonomik sıkıntılar şiddete sebep oluyr demş bir arkadşımız.evet dorğu ama evlenmeden önce maddi imkanları değerlendirmeyenlerin bu gibi sebeplerşn arkasına sığınmaları mantıksızca.bu tür insanlar felakete davetiye çıkarıyor.sonra da şiddete başvuruyor.aslında ben olaya aleviler açısında yaklaşmk istyrm.benm bildğm kadarıyla alevilikte herkesi kucaklamak yumuşak huyluluk insancıllık ön plandadır.alevi ailelerde her ne kadar ekonomik sıkıntılar da olsa bu yönleriyle şiddet olmaz diye düşünüyorum.birbirilerine iyi davranıp ne kadar çok sıkıntı çekilrse çekilsin yine de şiddete başvurmazlar.bu aleviler için bir avantaj.saçmaladım mı yoksa?saçmaladıysam elbette ki söylersiniz değl mi sevgili arkadşlar?tekrardan görüşmek dileğiyle...tüm canlara selamlar...
Bu ancak eğitimle düzelir diyorum ben.
arkadas_62 07.03.2007, 15:34 bence aile içindeki şiddetin en büyük yaptirimcisi babadır tabi kültüre baktıgın zaman baba her zaman ailede otoriteyi saglamaya baskınlık yapmaya çalişmaktadır nedense bizim erkeklerimizin hepsi demiyicem ama % 75 i bu olguda hemgörüşler kadını ikinci planda tutmak sanki onları göge erdirir kim derse desin benim ailemde aile içi şiddetin en ufak örnegi cereyan etmemiştir diye yalan söylemiş olur bunun acısınıda çocuklar çekiyor tabiki gelecek yaşantısında ailesindeki cereyan eden şiddet olayları onun beyninde kazınmış bir abide olarak kaliyor maalesefki...
Hep deniliyorki siddeti cahil okumamis insanlar yapiyor.Halbuki okumus iyi egitim gören insanlarda siddet uyguluyor.Siddet bir tek dayakla degil sözle söylenenlerde siddet diye geciyor.Su anda bulundugumuz durumda insanlara ufak bir önemsiz laf söylesende karsindaki insanin ne kadar degistigini görüyoruz.Bir tek aile ici degil arkadas cevre heryerde siddet var ve azalacagina cig gibi büyüyor ve cinayetle bitiyor.Siddetse bu hepimizde var kim derse bende yok yalan söyler kendini kandirmis olur kime sorsan aa siddet ne kadar kötü birsey der herkes kendini kandirir.Kizginlik aninda dille söylenen laf dövmekden daha beterdir.Cogu siddet uygulamam diyen erkekler disarda melek gibi hic demezsinki bu adam esini ve cocugunu döver kesinlikle inanmazsin ama aslinda öyle degildir mahlesef yaniliriz birde baskalarinin yaninda esine iltifatlar saka, nese dört duvar arasinda yanliz olduklari zaman kiyametler kopar.Arastirmacilar bile arastiriyor ne gibi care buluruz diye, bundan sonra cok zor siddet asla bitmez.
kendisiyle hesaplaşamayan insan rahatsızlık duyar ve sürekli olarak hesaplaşacak birilerini arar.bu davranış için içinde yaşayan rahatsızlığı başka birine aktararak rahatlama isteğinden kaynaklanır.bu durumda kişi hep birileriyle uğraşır birşeyleri dert edinir başkalarının derdini temsil eder.aslında derdi kendisidir.ve kendisiyle hesaplaşmadan kaçınır.ve bu insanlar toplumları oluşturur.bizim toplumumuzda hiç bir gerceğiyle hesaplaşamıyor.hiç bir sosyal olayın hesaplaşması yapılamamıştır.sağı solu kendi içinde hesaplaşamamıştır.ihtilaller yapılmış hesaplaşılmamıştır.siyasal partiler kendi içinde hesaplaşamamıştır,susurluk çetesi ortaya cıkmış hesaplaşılmamıştır.neden iç hesaplaşmalarımızı yapamıyor da bu hesabı kendi dışımıza atarak rahatlamaya çalışıyoruz?
Toplumumuzda şiddet her zaman vardı, halada var.Eskiden eğitimsizlikten deniyordu,eğitimle alakası yok çevremizde,yazılı ve görsel basında da görüyoruz bir çok yüksek eğitim almış insanlar eşine,çocuklarına şiddet uyguluyor.Ekonomik zorluklar bahane ediliyor, mutlaka hepimiz ekonomik bunalımlar yaşıyoruz bu asla bir bahane olamaz.Bir evlilikte saygı,sevgi kalmamışsa şiddet başlar,derler işte çocukların hatırına yürütüyoruz bu evliliği halbuki çocuklara daha fazla zarar verirler bu kişiler.Bu tür kişilerinde mutlaka profosyönel yardım almaları gerekir.Aksi taktirde toplumumuzda bu yara kapanmaz süreklide kanamaya devam eder...
"Kızını dövmeyen dizini döver"
"Ders vermek için dövdüm"
Gerçek : Hem şiddete doğrudan maruz kalan hem de annesinin, babasının veya kardeşlerinin sık sık küçük düşürüldüğüne, tehdit edildiğine ya da dayak yediğine şahit olan çocuklar şiddetten olumsuz etkilenir. Her iki durumda da çocuğun kendine saygısı, büyüklere duyduğu güven duygusu ve yaşam sevinci yara alır.
Aile içi şiddetin çocuğun üzerindeki etkisi çocuğun yaşına, şiddete maruz kaldığı ya da şahit olduğu süreye, çevresindeki akraba - arkadaş - yetişkin çemberinde şiddetin nasıl yorumladığına göre farklılık gösterir. Evlerinde şiddetle iç içe yaşayan çocuklarda sık sık şu tepkiler görülür:
Duygusal: Ailede yaşanan şiddet ve şiddeti durduramamak ile ilgili suçluluk duyguları, ailesi adına üzüntü, anne babasına karşı duygularında karışıklık ( sevgi ve nefreti aynı anda hissetme), terk edilmekten korkma, duygularını ifade etmekten korkma, yaralanmaktan korkma, yaşamındaki şiddet ve karmaşa nedeni ile kızgınlık duyma, depresyon ( aşırı mutsuzluk), çaresiz ve güçsüz hissetme, evde olan bitenlerden utanma gibi.
Bilişsel: Şiddetin sorumluluğunun kendinde olduğunu düşünme; kendi davranışları için başkalarını suçlama; istediğini yaptırmak, kızgınlığını belirtmek, güçlü hissetmek ve ihtiyaçlarını karşılamak için sevdiği insanlara vurmanın normal olduğuna inanma; ailede şiddetle bağlantılı olarak düşük benlik saygısı; istediklerini ve ihtiyaçlarını belirtememe; verilenle yetinme; başkalarına güvenmeme; kızgınlığın kötü bir şey olduğuna ve kızgın insanın başkalarına zarar vereceğine inanma; rollerle ilgili katı yargılara sahip olma ( kadınlar………….., erkekler………., kızlar……..., oğlanlar……….davranmalıdır) gibi.
Davranışsal (sık ve abartılı ortaya çıktığı durumlarda): Aşırı hırçın davranma ve isyankarlık, içine kapanma, okulda başarısızlık veya başarı için aşırı gayret, okula gitmeyi reddetme, başkalarını memnun etmek için aşırı çaba gösterme, saldırganlık ya da aşırı pasiflik, bahaneler bulma, kendini savunma gayretleri, alaycı yaklaşımlar, duygusuz davranma, donukluk, her şeyi "siyah ya da beyaz" görme, aşırı ilgi çekme davranışları, yalan söyleme, uyku sorunları, kabuslar, altını ıslatma, kontrol edilememe, sınırlarını bilmeme, yönergeleri yerine getirememe gibi.
Toplumsal: Arkadaşlarından ve akrabalarından uzak durma, ilişkilerinde genellikle kavgacı olma, çok çabuk arkadaş olup arkadaşlıklarını aniden bitirme, başkalarına güvenmekte ( özellikle yetişkinlere) zorluk çekme, kızgınlığını kontrol edememe, uzlaşma becerileri gösterememe, evden uzaklaşma, aşırı sosyal yaşantı, arkadaşlarına zorbalık yapma ya da kendini ezdirme, şiddet içeren ilişkiler içine girme ve bu ilişkilerde ya ezen ya da ezilen taraf olma, arkadaşlarla aşırı sert oyunlar oynama gibi.
Fiziksel: Ağrı şikayetleri ( baş ağrısı, karın ağrısı gibi), sinirlilik, gerginlik, kısa dikkat, yorgunluk ya da aşırı enerji, sık hastalanma, kişisel temizliğine dikkat etmeme, gelişsel gerileme, yaşından küçük davranışlara geri dönme ( Yatak ıslatma, parmak emme gibi), acıya karşı duyarsızlık, tehlikeli oyunlar oynama ve etkinliklerde bulunma, kendine zarar verme ( bilerek bir yerini kesme, yakma, kafasını vurma) gibi.
Eğer ailenizde şiddet varsa ve çocuğunuz bu tepkilerin bazılarını gösteriyorsa, onunla konuşabilir ve destek verebilirsiniz. Ayrıca okulundaki öğretmenlerinden biri ile veya çevrenizdeki eğitimli bir yakınınızla konuşarak bir psikolojik danışmandan nasıl destek alabileceğinizi danışabilirsiniz.
Aile içi şiddetin yaşandığı evlerde,
"Çocuklar anne baba arasındaki gerginliğe yol açmakla suçlanırlar;
"Çocuk evin içinde korku duyarak dolaşır;
"Evdeki mutsuzluk nedeni ile çocuğun yeme, içme, bakım ve temizlik ihtiyaçları ihmal edilebilir, okul durumu takip edilmez veya çocuğun uykuları bölünür, ders çalışamaz
"Çocuğun duygusal ihtiyaçları karşılanamaz; üzüntüsü, sevinci, korkusu, endişesi yetişkinler tarafından fark edilmez;
"Çocuğun kavgalar sırasında taraf tutması istenir;
"Çocuğun şiddet gören kişiyi koruması, rahatlaması veya şiddet gösteren kişiyi sakinleştirmesi beklenir;
"Şiddet gösteren ebeveyn sık sık çocuğa kendisinin ne kadar haklı olduğunu anlatmaya çalışır ve çocuğun kafası karışır;
"Çocuk şiddet anında annesini ve kardeşlerini korumaya çalışır;
"Çocuk aşağılamaları, hakaretleri duymak ve dayak, tekme, tokata seyirci olmak veya bunları kendisi yaşamak zorunda kalır.
Aile içi şiddet olan evlerde büyüyen çocuklar güçlü olanın güçsüz olana vurma hakkı olduğunu, şiddet yoluyla istediklerini elde etmenin mümkün olduğunu öğrenir.
küçük peri 16.08.2007, 17:13 :devil2: tamamen haklısınızn katılıyorum sizlere en çok sinir olduğum nokta kendilerini namus bekçiliğiyle görevlendirmiş yaratıklar bi insan ne kadar kötü bişi yapmış da olsa çocuğunu canını öldürür mü yaw
hem o genç kızlar o kötü şeylere yine ailesi yüzünden yapıyo genelde aileler vermio kızı felan
kız sevmişse verceksin abi daha kötü şeyler olmadan yada çocuğunla bi çözüm noktası arıyacaksın
ve sinir olduğum bi nokta daha analar babalar çocukları büyüyünce ve istemediği onayalamadığı yollara gidince vay benim oğlum b vay benim kızım olmaz canim çocuğuna baştan aile disiplini terbiyesi doğruyu yanlışı ne yapması ve yapmaması gerektiğini küçük yaşta öğretmek anlatmak gerek atalarımız ne demiş."ağaç yaş iken eğilir". bide küçük yaşta çocuklar okutulmuyo bazı geri kalmış yerlerde yada 8 den çıkınca hemen kocaya ailelerin cahilliğinden kaynaklanıyo bunlar aileler resmen çocuklarının hayatını karartıyo yaaabende bu kadar bunlar benim düşüncelerim by:devil2:
Önemli bir konu bu. Aile içi şiddetin en büyük nedeni olarak cahilliği görüyorum. her ne kadar ekonomik sebepleri buna dayanak olarak gösterselerde bir insan mantıklıysa ekonomik durumu ne kadar kötü olursa olsun evladına hanımına kıymaz.
Toplumların en önemli eğitimcileri ailelerdir. Aile çocuklara belirli konuları öğretir ve onları şekillendirir. Çocuklara yapılan baskılar ilerde onların kişiliği bozuk bireylere dönüşmelerine neden olur.
Devletin kurumları bu konuda nasıl davranmalıdır ve etkisi varmıdır?
Kesinlikle etkisi vardır. Okul öncesi eğitim çok önemli. İnsanların kişiliklerinin şekillendiği yaş 3 - 5 arasıdır. Bu yaşlarda insanlar yaşadıkları olaylardan olumlu-olumsuz etkilenirler bu açıdan okul öncesi eğitimin zorunlu olmasından yanayım. Deneyimli, bilinçli öğretmenlerin psikologların yönetiminde bu eğitim verilmelidir. Tarihte sovyetler birliğinde uygulanmış ve oldukça başarılı sonuçlar elde edilmiştir, bilim ve sağlık alanında Sovyetlerin üstünlüğü her kesimce kabul edilir.
Egitim, egitim,egitim diyorum, ailede, okulda,toplumda...nesimin sözlerine katiliyorum, 3- 5 yaslari en önemli zamandir.........
Siddet cocugunun ilerlemesini engeller yada trauma yaratir..........
Saygilar
|
|