Orijinalini görmek için tıklayınız : Tokat- / Zile / Şeyhköy Köyü


Özgür-Taylan
08.10.2006, 08:44
Selam herkese,
$eyhköylüler nerede acepppppppp!
annemin hemserilerine selamlar saygilar ;)
tchüssssssss


Uzun yillar önce Zile'nin Seyhköy'ünde bir genç yasar. Her haliyle her davranisiyla diger tüm gençlerden ayridir. Yoksul bir ailenin üç çocugundan en küçügüdür. Ne oyuna katilir ne ise. Bir garip tutkusu vardir: Saz çalip daga, tasa kusa dalgin bakip türküler yakmak. Ise hiç önem vermez. Büyüklerin diledigince hiçbir ise yaramaz. *** *** kizar babasi. "Ya dogru dürüst çalis, ya da yok ol gözümün önünden" der. Bir gün dayanamaz Hüseyin. Babasinin önünde durur ve söyle der. "Var say ki oglun Hüseyin ölmüs, yok olmus. Ona göre davran. Benim bir yitigim var, onu bulmam gerek. Ya onu bulurum, ya bu ugurda ölürüm. "Anlar babasi oglunun durumunu. Üstüne üstüne gitmeyi dogru bulmaz. "Ne halin varsa gör." Diyerek onu kendi haline birakir.

Hüseyin alir sazini omuzuna yollara düser. O köy senin, bu köy benim, her gittigi yerde söze sohbete katilir. Içinde eksikligini duydugu yitigi arar. Zile'nin tüm köylerini gezer. Tatmin olmaz. Bulamaz aradigini. Amasya'ya sonra Çorum'a geçer. Bir köy, bes köy derken bir degisik kisi ile karsilasir. Bu bir kisi degil sanki çaglayan bir ulu nehir. Bir engin denizdir. Konusur sözü baldir. Çagirir, kelami haktir. Hüseyin'in içini bir aydinlik doldurur. Sürer yüzünü esigine, pir tutunur kendine. Yillar nasil geçer, ne kadar kalir orada? Saymaz geçen zamani. Bir zaman gelir gönül evi ister. O da nasibini alir. Ak sakalli pir olur. Destur diler, destur alir ustasindan ve gene yollara düser. Döner köyüne, kalir hayli bir zaman. Herkes ondaki degisikligi görür. Görür ya deliligine sayar. Kimse veliligini kabul etmez. O da sesini çikarmaz. Gel zaman git zaman "Ova'ya in" emrini alir. Ova'ya iner. Agcakeçili, Masat, Çiftlik, Elarap köylerini gezer. Elarap Köyünde Musa Çavus'un Sadik adinda bir ile dostluk kurar. Iyi anlasirlar. Gelir giderler bir zaman Sadik Aga'nin evde bir it vardir, ki adina layik tam adi ile sani ile it. Itligi ile ün yapmistir o çevrede. Beri benzer tanidik filan demez atilir üstüne. Kurtulabilene ask olsun. Kapi önünden kus bile uçurtmaz. Ama her nedense daha ilk geldiginden beri Hüseyin Aga'ya hiç sesini çikarmaz. Sesini çikartmak bir yana onun gelecegini nereden bilirse bilir, ta bir saatlik yoldaki Çadiroba'dan karsilar konugu. Atinin ayaklarina kapanir. Bacaklarini yalim yalim yalar. Inler, türlü türlü sesler çikarir, yalvarir gibi. Itin sahibi bir anlam veremez buna sasar kalir.

Bir aksam içindekini döker ortaya. "Hüseyin Aga" der. "Sen de bir is var. Bir is var emme nedir anlayamadim, gitti. Bizim kapidan kus uçurtmayan azgin it gelecegin gün seni ta nerelerde karsilar. Gidecegin zaman gene nerelere kadar yolcu eder. Sende ne var ki bu böyle davranir? Bizim sende göremedigimizi yoksa bu it mi görüverdi? Su sendeki her neyse bana da anlat. " Hüseyin Aga önce bir sey söylemek istemez. "Ne olsun Bende Sadik. Yok bir sey." Derse de ev sahibi israr eder. O zaman anlatir yavastan, yavastan. Içindeki ummani. Isigini salar odaya , çevreye. Okur bir garip dilden . Sirri Baba der okuduklari deyislerdeki adina. Sabaha dek sürer bu. Zaman durur. Ikilik kalkar birlik sirasina dururlar. Derken bir , iki yil daha geçer aradan. O köyden baska arayip soran olmaz.

Asagida bir Çiftlik köyü vardir. Elarap'a yakin bir köy. Çiftlikte bir ayagi topal bir Ali vardir. Adina Gaydur Ali derler. Geçimi davulculuktur. Nerede dügün, Ali ekmek parasi için oradadir. Nasil olur, olur Ali Elarap köyüne gelip giden Seyhköylü Hüseyin'i duyar. Herkes Hüseyin Aga aleyhine atip tutmaktadir. Çesit çesit suç yakistirmaktadir. Gaydur Ali merak eder. Bir gün gene Elarap'a geldigini duyunca yanina gider. Oturdugu odanin kapisini aralar, selam verir. Kösede ak sakalli, iri cüsseli, hoca sarikli biri oturmaktadir. Göz göze gelirler, bir an. Bir keskin isik girer Ali'nin gözlerine. Davulcu Ali'nin yüregine bir ates düser. Cayir cayir yakan bir yalim sarar her bir yanini. Oturmayi akil edemez bir türlü. Zaman durmustur. Varlik yoklukla, çokluk birlikle içiçe olmustur. Gözlerinden süyüm süyüm yaslar bosanir. Neden sonra Sirri Baba'nin aydinlik yüzünde bir gülümseme yayilir. "Gel Ali, Erenler evrahini tanidi. Gayret et bul yitigini." der.

Ali uyanir bir tatli düsten. Varir niyaz eder oturur. Gözünü gözünden ayiramaz, bir daha. "Beni de al yanina, aydinlat ruhumu, yolumu." Der. "Olur Ali'm , esinle birlikte bizim köye gel, konusup tanisalim".
O gün Ali'nin ötmeyen dilleri ötere döner. Içinden çaglayip gelen dizelere engel olamaz. Nereye baksa Sirri Baba'nin gözlerini görür. Baktigi her seye asik olur. Okuma yazma bilmeye Ali, bir canli ozan olur çikar.

Gaydur Ali topaldir, yarimdir ama bir esi vardir ki dünya güzeli. Babayigit görenin yüregini hoplatan biri. Ali, bir iki kez ona da anlatir. Sirri Baba'nin karisi olmazlanir. Hemde kesin kes olmazlanir. Ne etse , nasil anlatsa ki karisini kendi ile birlikte gitmeye inandirsa.

Hayli bir zaman geçer. Konu unutulmus gibidir. Gaydur Ali güz gelipte ürün içeri alindigi gün, karisini yanina çagirir. "Bak hanim, geçen yil Acisu Köyü'nden filancaya biraz ödünç bugday vermistim. Birlikte gider, hem gezer hem de onu alir geliriz. " der. Hanimi inanir buna. Gezmeyi sever zaten. Iki esege binerler, yola koyulurlar.

Acisu, Seyhköyü yolu üzerinde bir köy. Oraya yaya iki saatlik bir yer. Hele oraya bir varsinlar gerisi gelir. Ögleye dogru Acisu'ya ulasirlar. Köyün alt basindan yokus yukari yürürken, "aha su ileriki ev, aha bir öteki ev" diyerek köyün üst tarafina ulasirlar. Daha ileride ev yoktur. Karisinin kafasinda bir simsek çakar. Anlar kocasinin niyetini. Hemen oraciga oturur. "Sen beni Seyhköyüne götüreceksin, ama imkani yok gitmem." Zavalli Ali'de oturur. Yalvarir, yakarir. Ikna etmeye çalisir. Kirk dereden kirk su getirir. Dilini bülbül eder sakitir. Ama yok, bir türlü yumusatamaz karisini. Ne yapsa ne etseki bilemez. Içi kaynar gelir, aglar. Gözünden yaslar sel gibi akar. Karisi biraz yumusar. Sonunda, "Esege binmem, eger beni sirtinda tasir götürürsen ne ala. Yoksa bir adim bile atmam." Der. Tekrar yalvarir, yakarir Ali. Etme, eyleme. Ben seni nasil tasiyim? Zaten yarim bir insanim. Ayagim sakat. Kendimi zor tasiyorum. Seni nasil tasiyim? Ama nafile. Ne dese, en anlatsa bos. Karisini yürütemeyecegini, esege bindiremeyecegini anlamistir. "Ver elini" der, karisina. Dedigi ile de yüz kiloluk koca gövdeyi sirtina atar. Kosarcasina yürür. Yokus yukari tüy gibi gider. Iki saatlik yolu nasil yürüdügünü anlamaz. Uzaktan köy görünür. Karisinin utanasi gelir. "Birak beni artik, yürüyecegim." Birakir Ali. Kan ter içinde kalmis olmasina ragmen yorgunluk hissetmez. Içinde baharin tatli melteminin ferahligini duyar.

Sirri Baba'nin evini sorarlar, bulurlar. Sirri Baba evinde , odasindadir. Vurur kapiyi girerler, içeri. Sirri Baba'nin gözleri ates gibi çakmak çakmaktir. Kizgin kizgin Ali'nin esine bakar. "Bre utanmaz kadin, derdin ne ki bu zavalli adama olmadik eziyetler edersin? Arada su Nisanin Keh Tepesi var diye erenleri görmez mi sanirsin?" Der. Kadinin basindan kaynar sular dökülür. Dizlerinin bagi çözülür. Yigilir esigin üstüne, içini bir korku kaplar. Niceden sonra varir niyaz eder, af diler esinden ve de Sirri Baba'dan.

Ve iste bir günes daha olusmaya baslamistir. Zaman gelir, nöbet degisimi olur. Sirri Baba göçer. Ali Baba alir görevi. Ustasinin kaldigi yerden , isittigi alani daha da genisleterek devam eder, gider...

şahinoğlu
18.09.2007, 22:21
slm ben kendim zilenin şeyh köyündeyim adım kemal şahinoğlu seyhkoyu.azbuz.com köyümüzün sitesi belki bakmak istersin daha yeni açtık bu siteyi üye olabilirsin