solcuyuz.biz
09.10.2006, 22:46
Hep öyle yaparlar…
Vatan, millet Sakarya!..
Kimi zaman ellerinde pala, bıçak, muşta olur, kimi zaman döner bıçağı.
On-on beş kişidirler!...
Sürü gibi…
Birey olmadıkları için tek başına dolaşamazlar…
Korkarlar…
Pusu kurarlar bir akşam vakti, köşe başını tutarlar, tetiği çekerler…
Sadece onlar severler vatanı!...
Başkalarının sevmesini istemezler.
Katkısız “milliyetçi”dirler, mayolu kadın fotoğraflarını tesettüre sokarlar,din pazarlamacılarıyla birlikte “Ya Allah bismillah” deyip kafeterya, şenlik,sinema, tiyatro basarlar.
Polis sadece seyreder onları…
Kıllarına bile dokunmazlar, dokunamazlar…
Bugünlerde üniversite bahçelerinde görülüyorlar sık sık. Uzun saçlı, küpeli öğretim üyelerini dövüyorlar, Ankara Ziraat Fakültesi’nde boy gösteriyorlar…
Aslanlarım, koçlarım benim!...
Fotoğraflara baktım, koçlar gibi kafa tokuşturuyorlar.
Ankara’yı ve İstanbul’u mesken tutmuşlar…
Gazi, Marmara ve Ankara Üniversitesi’nde terör estiriyorlar…
Ellerinde döner bıçakları, sopalar, demir çubuklar…
IMF’ye, Dünya Bankasına teslim olmuş, Arap sermayesinin kucağına oturmuş bir neslin kahraman vatansever tosuncukları bunlar…
Bekir Coşkun’un dediği gibi “siyasi ve ekonomik bağımsızlık olmadan vatan olmayacağının”da farkında bile değiller.
Vuruyorlar, kırıyorlar…
Marmara Üniversitesi’nin resim atölyesinde çıplak resimlere palto giydiriyorlar…
Canım, din pazarlamacıları da Atatürk Havalimanı’ndaki Zeki Triko’nun mayolu kadın reklamlarını kaldırmamışlar mıydı?
Din bezirganlarıyla bu milliyetçi esnafın arasında hiçbir fark yoktur…
Biri “ vatan elden gidiyor” deyip döner bıçağını kapar, öteki “din elden gidiyor” deyip Sivas Madımak Oteli”ni yakar.
Bir zamanlar el ele kol kola yürürlerdi.
Orhan Yavuz’u Erzurum da muştayla vurdular, Ahmet Taner Kışlalı’yı bombayla öldürdüler…
Daha 10 yıl önce Batman’da Diyarbakır’da yüzlerce faili meçhul cinayete imza attılar, Gaffar Okan’ı Diyarbakır’ın göbeğinde katlettiler…
Tam bu sırada biri çıktı ortaya…
“Ben de Hizbullah’ım!.”
Rizeliydi dinibütündü.
Mezar evler ortaya döküldü bir bir…
Domuz bağı işkenceden geçirilmişlerdi ölenler.
Halkımız bu olup bitenleri izliyorlardı yakından…
Ben de izliyordum herkes gibi.
Yağmurlu bir İzmir akşamında, Alsancak’ ta “Can Yücel Sokağın’da, yaşadığımız Günleri tartışıyoruz bir masada.
Nedir bu yükselen milliyetçilik mi, yoksa yurtseverlik mi?
İşte o gün yazdı Yılmaz Özdil Sabah’ta:
“Bana sorarsanız milliyetçilik değildir, yurtseverliktir tırmanan…”
Aynen öyledir! Yükselen kör milliyetçilik değildir…
Çünkü yurtsever ulusal bağımsızlıktan yanadır, çünkü yurtsever Atatürk Devrim ve ilkelerinin, aydınlanma devriminin, laikliğin ve demokrasinin yanındadır.
Eli muştalı döner bıçaklı 10-15 kişilik sürülerin, Madımak Otelini yakanlardan hiçbir farkı yoktur.
Yurtsever olmak öyle hiç kolay değildir.
Dubai Kuleleri ABD Emperyalizmi, Irak’a giren, çoluk çocuğu öldüren işgalciler, din pazarlamacıları, tarikat sermayesi…
Onlara karşı sesleri solukları çıkmaz.
Kuzu kuzu otururlar…
Ellerini ovuştururlar…
Vatan elden mi gidiyor?
Uzun saçlılara küpe takan gençlere saldırırlar…
Evet! Evet!...
Vatan size minnettardır!...
Ben de size göre vatan hainiyim!...
Ne dersiniz Nazım Hikmet’in “Vatan Haini” şiirine?
Alın okumadıysanız okuyun:
“Nazım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor halâ
Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz, dedi Hikmet
Nazım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor halâ
Bir Ankara gazetesinde çıktı bunlar, üç sütun üstüne kapkara haykıran puntolarla,
Bir Ankara gazetesin de fotoğrafı yanında Amiral Wilyamson’un
66 santimetre karede gülüyor, ağzı kulaklarında, Amerikan amirali
Amerika, bütçemize 120 milyon lira hibe etti, 120 milyon lira
Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz, dedi Hikmet
Nazım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor halâ
Evet, vatan hainiyim, siz vatanseversiniz,siz yurtseversiniz…”
www.solcuyuz.biz sitesinden alıntıdır.
Vatan, millet Sakarya!..
Kimi zaman ellerinde pala, bıçak, muşta olur, kimi zaman döner bıçağı.
On-on beş kişidirler!...
Sürü gibi…
Birey olmadıkları için tek başına dolaşamazlar…
Korkarlar…
Pusu kurarlar bir akşam vakti, köşe başını tutarlar, tetiği çekerler…
Sadece onlar severler vatanı!...
Başkalarının sevmesini istemezler.
Katkısız “milliyetçi”dirler, mayolu kadın fotoğraflarını tesettüre sokarlar,din pazarlamacılarıyla birlikte “Ya Allah bismillah” deyip kafeterya, şenlik,sinema, tiyatro basarlar.
Polis sadece seyreder onları…
Kıllarına bile dokunmazlar, dokunamazlar…
Bugünlerde üniversite bahçelerinde görülüyorlar sık sık. Uzun saçlı, küpeli öğretim üyelerini dövüyorlar, Ankara Ziraat Fakültesi’nde boy gösteriyorlar…
Aslanlarım, koçlarım benim!...
Fotoğraflara baktım, koçlar gibi kafa tokuşturuyorlar.
Ankara’yı ve İstanbul’u mesken tutmuşlar…
Gazi, Marmara ve Ankara Üniversitesi’nde terör estiriyorlar…
Ellerinde döner bıçakları, sopalar, demir çubuklar…
IMF’ye, Dünya Bankasına teslim olmuş, Arap sermayesinin kucağına oturmuş bir neslin kahraman vatansever tosuncukları bunlar…
Bekir Coşkun’un dediği gibi “siyasi ve ekonomik bağımsızlık olmadan vatan olmayacağının”da farkında bile değiller.
Vuruyorlar, kırıyorlar…
Marmara Üniversitesi’nin resim atölyesinde çıplak resimlere palto giydiriyorlar…
Canım, din pazarlamacıları da Atatürk Havalimanı’ndaki Zeki Triko’nun mayolu kadın reklamlarını kaldırmamışlar mıydı?
Din bezirganlarıyla bu milliyetçi esnafın arasında hiçbir fark yoktur…
Biri “ vatan elden gidiyor” deyip döner bıçağını kapar, öteki “din elden gidiyor” deyip Sivas Madımak Oteli”ni yakar.
Bir zamanlar el ele kol kola yürürlerdi.
Orhan Yavuz’u Erzurum da muştayla vurdular, Ahmet Taner Kışlalı’yı bombayla öldürdüler…
Daha 10 yıl önce Batman’da Diyarbakır’da yüzlerce faili meçhul cinayete imza attılar, Gaffar Okan’ı Diyarbakır’ın göbeğinde katlettiler…
Tam bu sırada biri çıktı ortaya…
“Ben de Hizbullah’ım!.”
Rizeliydi dinibütündü.
Mezar evler ortaya döküldü bir bir…
Domuz bağı işkenceden geçirilmişlerdi ölenler.
Halkımız bu olup bitenleri izliyorlardı yakından…
Ben de izliyordum herkes gibi.
Yağmurlu bir İzmir akşamında, Alsancak’ ta “Can Yücel Sokağın’da, yaşadığımız Günleri tartışıyoruz bir masada.
Nedir bu yükselen milliyetçilik mi, yoksa yurtseverlik mi?
İşte o gün yazdı Yılmaz Özdil Sabah’ta:
“Bana sorarsanız milliyetçilik değildir, yurtseverliktir tırmanan…”
Aynen öyledir! Yükselen kör milliyetçilik değildir…
Çünkü yurtsever ulusal bağımsızlıktan yanadır, çünkü yurtsever Atatürk Devrim ve ilkelerinin, aydınlanma devriminin, laikliğin ve demokrasinin yanındadır.
Eli muştalı döner bıçaklı 10-15 kişilik sürülerin, Madımak Otelini yakanlardan hiçbir farkı yoktur.
Yurtsever olmak öyle hiç kolay değildir.
Dubai Kuleleri ABD Emperyalizmi, Irak’a giren, çoluk çocuğu öldüren işgalciler, din pazarlamacıları, tarikat sermayesi…
Onlara karşı sesleri solukları çıkmaz.
Kuzu kuzu otururlar…
Ellerini ovuştururlar…
Vatan elden mi gidiyor?
Uzun saçlılara küpe takan gençlere saldırırlar…
Evet! Evet!...
Vatan size minnettardır!...
Ben de size göre vatan hainiyim!...
Ne dersiniz Nazım Hikmet’in “Vatan Haini” şiirine?
Alın okumadıysanız okuyun:
“Nazım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor halâ
Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz, dedi Hikmet
Nazım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor halâ
Bir Ankara gazetesinde çıktı bunlar, üç sütun üstüne kapkara haykıran puntolarla,
Bir Ankara gazetesin de fotoğrafı yanında Amiral Wilyamson’un
66 santimetre karede gülüyor, ağzı kulaklarında, Amerikan amirali
Amerika, bütçemize 120 milyon lira hibe etti, 120 milyon lira
Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz, dedi Hikmet
Nazım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor halâ
Evet, vatan hainiyim, siz vatanseversiniz,siz yurtseversiniz…”
www.solcuyuz.biz sitesinden alıntıdır.