solcuyuz.biz
13.10.2006, 18:58
Hep birlikte tırlatmanın eğik düzeyine girdik; kavuk, sarık, agel kefiye, takke, kalpak, fes, çarşaf, başörtüsü, peçe, türban gibi bizim coğrafyada kullanılan takım taklavatı toptan kutsal, dokunulmaz, ilahi mi ilan edeceğiz?..
Domuza türban takmanın suç sayıldığı bir Türkiye, kafadan çatlakların ya da kasıtlı yobazların yapay olarak tohumlandığı bir irtica toplumuna doğru sürükleniyor demektir...
Turhan bir karikatür çizdi.
Başına türban takmış bir domuz AB'ye doğru yürüyor...
Erbakan AB için ''Hıristiyan Kulübü'' demiyor muydu?.. Müslümanın değil; ama, AB yolundaki herhangi bir İslamcının, dincinin, mürtecinin hali pür melâlini, çelişkisini, çatışkısını vurgulayan çizgiyle mizahın ta kendisidir bu karikatür...
Turhan'ın karikatüründe türban takmış domuzun resmedilmesine mürteci hemen tepki gösterdi...
Çünkü o karikatürde kendisini görüyor...
Şunu bilelim ki AB'ye insan haklarına dayalı laik Türkiye girebilir; ılımlı ya da köktenci İslam Cumhuriyeti devleti değil...
Türkiye nereden nereye savruldu?..
Bizim toplum mizahçı aklın hoşgörüsünden koparak mollalığın ve softalığın kara kuyusuna çekiliyor...
Kanıt mı?..
İşte Nasrettin Hoca !..
Ve işte Bektaşi !..
Aşağıdaki fıkrayı hepimiz biliriz, ya da bilmemiz gerekir; dedelerimiz ve babalarımız da bilirler, birbirlerine anlatırlar, gülüşürler, keyiflenirlerdi...
Nasrettin Hoca bir gün camiye gitmiş, bakmış ki içerde bir gürültü var..
İmam camiye nasılsa girmiş bir domuzu çıkarmaya çalışıyor; ama başaramıyor...
Domuz caminin içinden bir türlü dışarı çıkmıyor...
Nasrettin Hoca demiş ki:
- Şimdiye dek sofunun domuzunu çok görmüştüm, ama domuzun sofusunu ilk kez görüyorum...
Geçmişte domuzu kutsal camiye sokan Türk mizahı, bugün domuza bir türban giydiremeyecek mi?..
Türban sonradan ortaya çıkmış bir molla icadı...
Geçmişte Şirazlı Sadi 'lerin, Hafız 'ların, Hayyam 'ların ülkesi komşumuz İran bugün karanlığa gömüldü...
Nasrettin Hoca, Bektaşi, İncili Çavuş mizahının mirasçısı Türkiye nereye gidiyor?
Karanlığa mı?..
Domuza türban takmanın suç sayıldığı bir Türkiye, kafadan çatlakların ya da kasıtlı yobazların yapay olarak tohumlandığı bir irtica toplumuna doğru sürükleniyor demektir...
Turhan bir karikatür çizdi.
Başına türban takmış bir domuz AB'ye doğru yürüyor...
Erbakan AB için ''Hıristiyan Kulübü'' demiyor muydu?.. Müslümanın değil; ama, AB yolundaki herhangi bir İslamcının, dincinin, mürtecinin hali pür melâlini, çelişkisini, çatışkısını vurgulayan çizgiyle mizahın ta kendisidir bu karikatür...
Turhan'ın karikatüründe türban takmış domuzun resmedilmesine mürteci hemen tepki gösterdi...
Çünkü o karikatürde kendisini görüyor...
Şunu bilelim ki AB'ye insan haklarına dayalı laik Türkiye girebilir; ılımlı ya da köktenci İslam Cumhuriyeti devleti değil...
Türkiye nereden nereye savruldu?..
Bizim toplum mizahçı aklın hoşgörüsünden koparak mollalığın ve softalığın kara kuyusuna çekiliyor...
Kanıt mı?..
İşte Nasrettin Hoca !..
Ve işte Bektaşi !..
Aşağıdaki fıkrayı hepimiz biliriz, ya da bilmemiz gerekir; dedelerimiz ve babalarımız da bilirler, birbirlerine anlatırlar, gülüşürler, keyiflenirlerdi...
Nasrettin Hoca bir gün camiye gitmiş, bakmış ki içerde bir gürültü var..
İmam camiye nasılsa girmiş bir domuzu çıkarmaya çalışıyor; ama başaramıyor...
Domuz caminin içinden bir türlü dışarı çıkmıyor...
Nasrettin Hoca demiş ki:
- Şimdiye dek sofunun domuzunu çok görmüştüm, ama domuzun sofusunu ilk kez görüyorum...
Geçmişte domuzu kutsal camiye sokan Türk mizahı, bugün domuza bir türban giydiremeyecek mi?..
Türban sonradan ortaya çıkmış bir molla icadı...
Geçmişte Şirazlı Sadi 'lerin, Hafız 'ların, Hayyam 'ların ülkesi komşumuz İran bugün karanlığa gömüldü...
Nasrettin Hoca, Bektaşi, İncili Çavuş mizahının mirasçısı Türkiye nereye gidiyor?
Karanlığa mı?..