Orijinalini görmek için tıklayınız : "Alemin ruhu insan"


Uveysi_HUU
14.10.2006, 03:55
“Duyumsadığımız çevre, beynimizin algılama ve biçimlendirmesiyle bilinir, eş deyişle 'âlem'e dönüşür. Bu nedenle, âlemin rûhu 'insan'dır”

Her şey bizimle anlam bulup sona erse de insan bu aleme gelmiş olmanın ve böylelikle kendisine atfedilen önemin farkında değildir. Yaratılmış olmak başlı başına yoktan var olmakla elde edilmiş bir haktır. Bu yüzden “yaratılış” insana bahşedilmiş bir ayrıcalıktır. Bu cihanda kendi varlığını "hiçliğe" bağlayan insanla onu bir "değere" bağlayan insan asla bir olmaz.

Varlık nedenlerini boşlukta görenler bin bir türlü uğraş peşinde koşarlarken kendi köklerindeki nuru fark edenler alemin aynasında onları seyre dalarlar. Çoğu insan bu dünyada arayıp bulduğuna taparken, onlar içlerinde açan aşkla gerçeği aramaya koyulurlar. Senin ruhun boşaldıkça kasvet deryasına kaçarken onun ruhu taştıkça huzur kapılarını aralar.

Akıllarda değil asıl gönüllerdeki soru işaretleri ile birlikte yaşmak zordur. Akıl zayıflığı insanı cahilliğe götürürken her zaman saflığı tam olarak ortadan kaldırmaz ancak ruh zayıflığı insana dair ne varsa hepsini alıp götürür. Akla kalsa ruhun varlığı da şüphelidir ancak beyne giden kan sonuçta kalpten geçip temizlenmektedir. İnsanda akıl ateşe benzer ne kadar çok parlayıp yanarsa kendi varlık nedenini o kadar çabuk tüketir. Ruh ise berrak akan bir suya benzer gönülden ne kadar çok taşıp yayılırsa yükünü o kadar çok hafifletir.

Bu dünyada taşıdığı yükün bilincinde olana değil asıl nerden gelip nereye gittiğini bilmeyene hammalık yakışır. Çoğu insan yaşamı boyunca iki bilinmez arasında uzanan düz bir çizgi üzerinde koşup durur. Ruhuna uygun bir elbise biçemediğinden dolayı her ne kadar üşüyor olsa da kendini hızıyla avutur. Oysa yaşam ademin etrafını saran, her soru işaretini tamamlayıp aşk ile dönen bir kabuktan ibarettir. Onun yarışı sadece kendiyledir.

Görmeyen bu alemden aldığını içine tıkar sonra yine dönüp bu aleme kusar. Ben evvelden doluyum diyen içinse almaktan öte ilkin vermek gelir. Kimi dışındaki tanrıyı içine almaya kalkar kulluğa erer kimi içindeki tanrıyı dışarı salar aşka erer. Unutma ki adem oğlu için bu hayat ya elde tutulu bir bastondan ibarettir ya da başta takılı duran bir taçtan.

Cem Bülent İSTEK

müttaki
15.10.2006, 00:29
Bu dünyada taşıdığı yükün bilincinde olana değil asıl nerden gelip nereye gittiğini bilmeyene hammalık yakışır. Çoğu insan yaşamı boyunca iki bilinmez arasında uzanan düz bir çizgi üzerinde koşup durur. Ruhuna uygun bir elbise biçemediğinden dolayı her ne kadar üşüyor olsa da kendini hızıyla avutur. Oysa yaşam ademin etrafını saran, her soru işaretini tamamlayıp aşk ile dönen bir kabuktan ibarettir. Onun yarışı sadece kendiyledir.


çok güzel bir Yazıydı teşekkürler.....

ResülAllah birgün yürüyüşe çıkar... Karşısına EbuCehil çıkar Ya Muhammed ne kadar çirkinsin der ResülAllah doğru söyledin ya Ebucehil der...

yürümeye devam eder... karşısına Hz. Ebubekir çıkar... Ya ResülAllah ne kadar güzelsiniz der... doğru söyledin ya Ebubekir der... yürümeye devam eder...

yanındaki sahabe şaşırır... ya ResülAllah ikisine de doğru söyledin dediniz hangisi doğru söyledi...

İkiside Bizde kendi nefsini gördü Biz sadece ayna olduk ikiside doğru söyledi der.....

herkes Kendi Nefsinde olanı görüyor kendi Nefsinde olanı söylüyor kendi nefsiyle kavga edip tartışıyor ve kendi nefsinde olanı seviyormuş :)

herşey kendisinden kendisine ve Allahın hakikatini ancak Allah görebiliyor....

gönlümüzde Benlik oldukça ancak Benliğimizi görür çirkinlikler görürüz...
gönlümüzde Allah olunca nereye baksan Dostun yüzü der kamil abiler... Bir gönüldede iki sevgi olmuyor ya Ben varım ya Dost....