erayY
23.10.2006, 20:47
http://www.ligali.org/africanremembrance/2005/gallery/images/tommie_smith_john_carlos.jpg
http://www.startletheechoes.com/wp-content/blackpower.JPG
1968 Olimpiyatları, hafızamdaki ilk spor olayıdır. Televizyon yok. Yaşım küçük, üstelik Yeşilköy'den Levent'e taşındığımız yaz... Onun için 68 oyunlarından zihnime kazınan iki hadise, iki siyah Amerikalının madalya kürsüsündeki yumruklu protestosu ve yine Amerikalı atlet Bob Beamon'ın eski rekorunu 55 santim geçerek kırdığı inanılmaz 8,90 metrelik uzun atlama rekoru.
Gençlik ve serdeki hafif anarşistlik... 200 metrede altın ve bronz madalya kazanan Amerikalı iki siyah atletin, Tommie Smith ve John Carlos'un siyah deri eldivenli yumrukları havada, başları önde posteri yıllarca hayal dünyamızı ve asıl oda duvarlarımızı süslemişti.
İtiraf ediyorum ki, Aynur Çağlı'nın o muhteşem haberini okuyana kadar aynı karede önde duran, gümüş madalyalı Avustralyalı beyaz atlete hiç dikkat etmemişim. Adı Peter Norman imiş...
Bu atlet geçen hafta öldü. Konunun tekrar gündeme gelmesinin sebebi budur.
Gelelim hikâyeye...
Mexico City'de 200 metre finali koşulmuş. Amerikalı (siyah) atletler Tommie Smith ile John Carlos birinci ve üçüncü gelirken, ikinciliği Avustralyalı (beyaz) Peter Norman kazanmış.
Madalya törenini beklerken, Carlos, Peter Norman'ın yanına giderek sormuş:
– İnsan haklarına inanıyor musun?
– Evet, inanıyorum.
– Peki ya Tanrı'ya?
– Bütün kalbimle...
Eylem planlarını açıklayınca Norman onlara:
– Ben de eyleminizi destekleyeceğim, bana ne yapmam gerektiğini söyleyin, demiş.
O günler için müthiş bir provokasyondu bu: Amerika'daki ırk ayrımcılığını ve siyahlara reva görülen fakirliği ve ikinci sınıf vatandaşlığı protesto edecekler...
Ama nasıl?
Fikir Norman'dan geliyor: bir çift siyah deri eldiven buluyorlar; sağ tekini Tommie, sol tekini John eline geçiriyor; fakirliği sembolize etmek için çıplak ayakla kürsüye çıkıyorlar; başları kederle öne eğik, sıkılı yumruklarını havaya kaldırıyorlar. Önlerinde duran beyaz atlet Peter Norman'ın göğsünde de dayanışma belirtisi «İnsan Hakları İçin Olimpiyat Projesi Hareketi» kokartı var.
Amerikan millî marşı dinlenirken plan uygulanıyor.
Hatırlıyorum, dünya birbirine girdi. Amerika ayaktaydı. Bu olay o yıl olimpiyadı gölgede bıraktı diyebiliriz.
Amerikan Olimpiyat Komitesi iki siyahın spor kariyerini o saniye bitirdi. Eylem amacına ulaşmış, Amerika'daki zenci azınlığın durumu dünya gündemine girmişti. Smith ve Carlos spor hayatlarını (ve buna bağlı olarak geleceklerini) feda etmişler, ama dünya tarihine geçmişlerdi. Dünyadaki yüz milyonlarca ezilmiş insanın ve bütün siyahların ilahı haline gelmişlerdi.
Ya Avustralyalı beyaz Peter Norman? Meslektaşım Aynur'un anlattığına göre, Norman'ın da hayatı kararmış. Tommie Smith diyor ki:
– Peter, bir beyazdı. O günlerde siyahların haklarını savunma cesareti gösteren, onurlu ve belkemiği sahibi beyaz çok azdı. Peter, Avustralya'ya döndüğünde kimse yüzüne bakmadığı gibi, herkes tarafından yargılandı. Onun da atletizm kariyeri bitti, o da spor çevrelerinden dışlandı. Tehditler, işsizlik ve tecrit nedeniyle öyle sıkıntılı günler yaşadık ki, üçümüzün de ilk evliliği bu yüzden sona erdi.
Avustralya Devleti Norman'ı ölene kadar affetmemiş ama... Norman intikamını mezara götürmüş: 1968 Olimpiyatları finalinde ikinci olurken kırdığı 200 metre Avusturalya rekoru hâlâ, 38 yıl sonra bile kırılamamış.
İki amerikalı ve bir Avustralyalı 'lanetli' atletin o gün başlayan «eylem kardeşliği» ve dostlukları ömür boyu sürmüş. 38 yıl boyu yazışmış, buluşmuş, görüşmüşler.
Geçen hafta Norman, evinin bahçesinde kalp krizi geçirip 64 yaşında ölene kadar.
Yazı Radikal gazetesinden alıntıdır.
http://www.startletheechoes.com/wp-content/blackpower.JPG
1968 Olimpiyatları, hafızamdaki ilk spor olayıdır. Televizyon yok. Yaşım küçük, üstelik Yeşilköy'den Levent'e taşındığımız yaz... Onun için 68 oyunlarından zihnime kazınan iki hadise, iki siyah Amerikalının madalya kürsüsündeki yumruklu protestosu ve yine Amerikalı atlet Bob Beamon'ın eski rekorunu 55 santim geçerek kırdığı inanılmaz 8,90 metrelik uzun atlama rekoru.
Gençlik ve serdeki hafif anarşistlik... 200 metrede altın ve bronz madalya kazanan Amerikalı iki siyah atletin, Tommie Smith ve John Carlos'un siyah deri eldivenli yumrukları havada, başları önde posteri yıllarca hayal dünyamızı ve asıl oda duvarlarımızı süslemişti.
İtiraf ediyorum ki, Aynur Çağlı'nın o muhteşem haberini okuyana kadar aynı karede önde duran, gümüş madalyalı Avustralyalı beyaz atlete hiç dikkat etmemişim. Adı Peter Norman imiş...
Bu atlet geçen hafta öldü. Konunun tekrar gündeme gelmesinin sebebi budur.
Gelelim hikâyeye...
Mexico City'de 200 metre finali koşulmuş. Amerikalı (siyah) atletler Tommie Smith ile John Carlos birinci ve üçüncü gelirken, ikinciliği Avustralyalı (beyaz) Peter Norman kazanmış.
Madalya törenini beklerken, Carlos, Peter Norman'ın yanına giderek sormuş:
– İnsan haklarına inanıyor musun?
– Evet, inanıyorum.
– Peki ya Tanrı'ya?
– Bütün kalbimle...
Eylem planlarını açıklayınca Norman onlara:
– Ben de eyleminizi destekleyeceğim, bana ne yapmam gerektiğini söyleyin, demiş.
O günler için müthiş bir provokasyondu bu: Amerika'daki ırk ayrımcılığını ve siyahlara reva görülen fakirliği ve ikinci sınıf vatandaşlığı protesto edecekler...
Ama nasıl?
Fikir Norman'dan geliyor: bir çift siyah deri eldiven buluyorlar; sağ tekini Tommie, sol tekini John eline geçiriyor; fakirliği sembolize etmek için çıplak ayakla kürsüye çıkıyorlar; başları kederle öne eğik, sıkılı yumruklarını havaya kaldırıyorlar. Önlerinde duran beyaz atlet Peter Norman'ın göğsünde de dayanışma belirtisi «İnsan Hakları İçin Olimpiyat Projesi Hareketi» kokartı var.
Amerikan millî marşı dinlenirken plan uygulanıyor.
Hatırlıyorum, dünya birbirine girdi. Amerika ayaktaydı. Bu olay o yıl olimpiyadı gölgede bıraktı diyebiliriz.
Amerikan Olimpiyat Komitesi iki siyahın spor kariyerini o saniye bitirdi. Eylem amacına ulaşmış, Amerika'daki zenci azınlığın durumu dünya gündemine girmişti. Smith ve Carlos spor hayatlarını (ve buna bağlı olarak geleceklerini) feda etmişler, ama dünya tarihine geçmişlerdi. Dünyadaki yüz milyonlarca ezilmiş insanın ve bütün siyahların ilahı haline gelmişlerdi.
Ya Avustralyalı beyaz Peter Norman? Meslektaşım Aynur'un anlattığına göre, Norman'ın da hayatı kararmış. Tommie Smith diyor ki:
– Peter, bir beyazdı. O günlerde siyahların haklarını savunma cesareti gösteren, onurlu ve belkemiği sahibi beyaz çok azdı. Peter, Avustralya'ya döndüğünde kimse yüzüne bakmadığı gibi, herkes tarafından yargılandı. Onun da atletizm kariyeri bitti, o da spor çevrelerinden dışlandı. Tehditler, işsizlik ve tecrit nedeniyle öyle sıkıntılı günler yaşadık ki, üçümüzün de ilk evliliği bu yüzden sona erdi.
Avustralya Devleti Norman'ı ölene kadar affetmemiş ama... Norman intikamını mezara götürmüş: 1968 Olimpiyatları finalinde ikinci olurken kırdığı 200 metre Avusturalya rekoru hâlâ, 38 yıl sonra bile kırılamamış.
İki amerikalı ve bir Avustralyalı 'lanetli' atletin o gün başlayan «eylem kardeşliği» ve dostlukları ömür boyu sürmüş. 38 yıl boyu yazışmış, buluşmuş, görüşmüşler.
Geçen hafta Norman, evinin bahçesinde kalp krizi geçirip 64 yaşında ölene kadar.
Yazı Radikal gazetesinden alıntıdır.