mercan
23.11.2005, 18:17
merhaba arkadaşlar
"F tipinden mektup var" bu başlığı görünce girmeden edemedim ve karşıma gelen sayfada okuduklarımdan çok etkilendim.bunuda en iyi sizlerle paylaşabilirim diye düşündüm.yazılaları aynen olduğu gibi bilgilerinize sunuyorum.
F Tiplerinden mektup var : "Sesimiz Olun"
bu mektup tekirdag f tipi tecrit hücrelerinde tutuklu bulunan devrimciler tarafından yazılmıstır.belki az cok tanıyorsunuz, belki de hicbir fikriniz yok. belki de yasamınızın bir doneminde bizlerle kesisti yollarınız, belki bir arkadasınızdan biliyorsunuz ya da bir akrabanızdan dolayı tanıyorsunuz bizleri. bu mektupta asıl yazacaklarımıza gecmeden once bir de biz kısaca tanıtalım kendimizi. kimimiz onsekizindeyiz, kimimiz elli yasını gectik. kimimiz issizdik, kimimiz mühendis; kimimiz isci, memur; kimimiz ogrenci, isportacı, esnafız.
neden burada yattıgımızı da, neden hapishanede oldugumuzu, "suc"umuzu da bilmek hakkınız. kimimiz sendikalarda, derneklerde, meslek odalarında orgütlendik; kimimiz gecekondu yıkımlarına direndik; kimimiz polisin terorüne, baskısına, hukuksuzluguna karsı boyun egmedik, karsı koyduk. ancak hepimiz, imf'nin, dünyabankası'nın somürü politikalarına, ab'nin ve abd'nin kuklası haline gelen, ulusal onurumuzu ayaklar altına alan iktidarlara karsı cıktık. haklarımız ve ozgürlüklerimiz icin mücadele ettik. sonucta buradayız.
asıl konumuza gelelim. f tiplerini ne kadar biliyorsunuz? tecrit
iskencesi nedir, hic duydunuz mu? bilmiyoruz... ama almanya'daki nazi kamplarını duymussunuzdur. ya da bugünün dünyasında abd'nin guantanamo'daki hapishanesini veya irak'taki ebu gureyb hapishanesi'ni mutlaka duymus olmalısınız. iste ülkemizdeki f tiplerinin de o nazi kamplarından, guantanamo ve ebu gureyb'lerden farkı yoktur.
türkiye'deki f tipleri 19 aralık 2000'de 28 tutuklunun yakılarak, operasyonunun ardından acıldı. besinci yılına giren f tiplerindeki uygulamalar soyle:
- f tiplerine gelen herkes daha once elle ve elektronik cihazlarla
defalarca aramadan gecirilmesine ragmen giriste atlet ve külotunuz da üzerinizde kalmayacak sekilde cırıl cıplak soyulur. dayatılan bu onursuz ve ahlaksız aramaya direnirseniz, dayak yersiniz.- hastane ya da mahkemeye gidip gelirken daha hapishaneden cıkmadan
gidiste bes, donüste bes kez olmak üzere tam on kez aramadan gecirilirsiniz
- kaldıgınız hücreler tek ya da üc kisiliktir. tek kalıyorsanız hic kimseyle, üc kisi kalıyorsanız yanınızdaki iki kisi dısında - gardiyanlar haric- kimseyle konusamaz, kimsenin yüzünü bile goremezsiniz. hastane ve mahkemelere gotürülürken bile hücrelere bolünmüs araclarla gotürülürsünüz.
- mahkemeye sunacagınız el yazısı savunmanız once hukuki bir bilgi ve yetkiye sahip olmayan gardiyanlar tarafından denetlenir. gardiyanlar tarafından "sakıncalı" bulunmaz ve "olur" denilirse dilekcenizi mahkemeye ulastırabilirsiniz. yoksa el konulur.
- avukatınızla gorüsmeye giderken yanınıza kagıt kalem almanız yasaktır. hücrenizden en fazla elli adım uzaklıktaki avukat gorüsüne giderken, gidis ve donüste tam üc kez aranırsınız.
- bir haksızlıga ugradıgınızda verdiginiz dilekcenin akıbetini bilemezsiniz. isleme konulup konulmadıgını ogrenmek icin bile dilekce üstüne dilekce yazmak zorundasınız. (ek bilgi; dörtyıldır f tiplerinden verilen onbinlerce suc duyurusu dilekcelerine ragmen ne uygulamalar degismistir, ne de keyfi dayatmalarda bulunan tek bir gorevli cezalandırılmıstır. keza gelen ve giden mektuplarımızın da akıbeti belli olmaz, tıpkı dilekcelerimiz gibi...
- acil ve hayati rahatsızlıkları nedeniyle revire cıkmak isteyip de "doktor carsıda", "doktor uzmanlık sınavlarını kazanıp gitti" cevaplarıyla doktor yüzü gormeden olenler veya bizzat "doktor" tarafından hastaların kovulması f tiplerinin "sıradan" olaylarıdır
f tiplerindeki tecrit uygulamalarını daha da uzatabiliriz. hem de sayfalarca. ama gerek yok. sanırız aktardıgımız bu birkac madde bile yeterince anlatıyor tecriti. ve simdi yeni ceza infaz kanunu (cik) ile bütün bu yasadıklarımız, maruz kaldıgımız tecrit iskencesiyle sessiz sedasız hücrelerimize gomülmek istemiyoruz.
yeni cik'in tek bir maddesi degil, bastan sona bütün maddeleri incelendiginde tecrit iskencesinin, hukuksuzlugunun yasal uygulamalar haline getirildigi gorülecektir.
bu mektubu, bilmediginiz, duymadıgınız ya da simdiye kadar da yanlıs bilgilendirildiginiz f tipleri, tecrit ve yeni cik konusunda gercekleri
bir de bizden ogrenin diye yazdık.
ve unutmayın, 20 ekim 2000'de f tipleri ve tecrite karsı baslatılan olüm orucunda simdiye kadar 119 insan oldü. 600'den fazla insan sakat kaldı. ve besinci yılında halen sürüyor bu direnis. halen olüm doseginde tecritin kaldırılması icin direnenler var.
belki ilk defa duydunuz, belki de gormek, duymak istemediginiz bu
gercekle bir kez daha karsılasmıs oldunuz bu satırlarla. sonuc olarak istesek de istemesek de, bir direnis yontemi olarak dogru ya dayanlıs da bulsanız, olümlerin yasandıgı ve devam ettigi gercek'tir. ve bilirsiniz ki, kimse durduk yerde olmez, olemez. tecrit denilen politikanın nasıl bir sey oldugunu anlamanız icin hatırlatmak istedik bunu da.
"F tipinden mektup var" bu başlığı görünce girmeden edemedim ve karşıma gelen sayfada okuduklarımdan çok etkilendim.bunuda en iyi sizlerle paylaşabilirim diye düşündüm.yazılaları aynen olduğu gibi bilgilerinize sunuyorum.
F Tiplerinden mektup var : "Sesimiz Olun"
bu mektup tekirdag f tipi tecrit hücrelerinde tutuklu bulunan devrimciler tarafından yazılmıstır.belki az cok tanıyorsunuz, belki de hicbir fikriniz yok. belki de yasamınızın bir doneminde bizlerle kesisti yollarınız, belki bir arkadasınızdan biliyorsunuz ya da bir akrabanızdan dolayı tanıyorsunuz bizleri. bu mektupta asıl yazacaklarımıza gecmeden once bir de biz kısaca tanıtalım kendimizi. kimimiz onsekizindeyiz, kimimiz elli yasını gectik. kimimiz issizdik, kimimiz mühendis; kimimiz isci, memur; kimimiz ogrenci, isportacı, esnafız.
neden burada yattıgımızı da, neden hapishanede oldugumuzu, "suc"umuzu da bilmek hakkınız. kimimiz sendikalarda, derneklerde, meslek odalarında orgütlendik; kimimiz gecekondu yıkımlarına direndik; kimimiz polisin terorüne, baskısına, hukuksuzluguna karsı boyun egmedik, karsı koyduk. ancak hepimiz, imf'nin, dünyabankası'nın somürü politikalarına, ab'nin ve abd'nin kuklası haline gelen, ulusal onurumuzu ayaklar altına alan iktidarlara karsı cıktık. haklarımız ve ozgürlüklerimiz icin mücadele ettik. sonucta buradayız.
asıl konumuza gelelim. f tiplerini ne kadar biliyorsunuz? tecrit
iskencesi nedir, hic duydunuz mu? bilmiyoruz... ama almanya'daki nazi kamplarını duymussunuzdur. ya da bugünün dünyasında abd'nin guantanamo'daki hapishanesini veya irak'taki ebu gureyb hapishanesi'ni mutlaka duymus olmalısınız. iste ülkemizdeki f tiplerinin de o nazi kamplarından, guantanamo ve ebu gureyb'lerden farkı yoktur.
türkiye'deki f tipleri 19 aralık 2000'de 28 tutuklunun yakılarak, operasyonunun ardından acıldı. besinci yılına giren f tiplerindeki uygulamalar soyle:
- f tiplerine gelen herkes daha once elle ve elektronik cihazlarla
defalarca aramadan gecirilmesine ragmen giriste atlet ve külotunuz da üzerinizde kalmayacak sekilde cırıl cıplak soyulur. dayatılan bu onursuz ve ahlaksız aramaya direnirseniz, dayak yersiniz.- hastane ya da mahkemeye gidip gelirken daha hapishaneden cıkmadan
gidiste bes, donüste bes kez olmak üzere tam on kez aramadan gecirilirsiniz
- kaldıgınız hücreler tek ya da üc kisiliktir. tek kalıyorsanız hic kimseyle, üc kisi kalıyorsanız yanınızdaki iki kisi dısında - gardiyanlar haric- kimseyle konusamaz, kimsenin yüzünü bile goremezsiniz. hastane ve mahkemelere gotürülürken bile hücrelere bolünmüs araclarla gotürülürsünüz.
- mahkemeye sunacagınız el yazısı savunmanız once hukuki bir bilgi ve yetkiye sahip olmayan gardiyanlar tarafından denetlenir. gardiyanlar tarafından "sakıncalı" bulunmaz ve "olur" denilirse dilekcenizi mahkemeye ulastırabilirsiniz. yoksa el konulur.
- avukatınızla gorüsmeye giderken yanınıza kagıt kalem almanız yasaktır. hücrenizden en fazla elli adım uzaklıktaki avukat gorüsüne giderken, gidis ve donüste tam üc kez aranırsınız.
- bir haksızlıga ugradıgınızda verdiginiz dilekcenin akıbetini bilemezsiniz. isleme konulup konulmadıgını ogrenmek icin bile dilekce üstüne dilekce yazmak zorundasınız. (ek bilgi; dörtyıldır f tiplerinden verilen onbinlerce suc duyurusu dilekcelerine ragmen ne uygulamalar degismistir, ne de keyfi dayatmalarda bulunan tek bir gorevli cezalandırılmıstır. keza gelen ve giden mektuplarımızın da akıbeti belli olmaz, tıpkı dilekcelerimiz gibi...
- acil ve hayati rahatsızlıkları nedeniyle revire cıkmak isteyip de "doktor carsıda", "doktor uzmanlık sınavlarını kazanıp gitti" cevaplarıyla doktor yüzü gormeden olenler veya bizzat "doktor" tarafından hastaların kovulması f tiplerinin "sıradan" olaylarıdır
f tiplerindeki tecrit uygulamalarını daha da uzatabiliriz. hem de sayfalarca. ama gerek yok. sanırız aktardıgımız bu birkac madde bile yeterince anlatıyor tecriti. ve simdi yeni ceza infaz kanunu (cik) ile bütün bu yasadıklarımız, maruz kaldıgımız tecrit iskencesiyle sessiz sedasız hücrelerimize gomülmek istemiyoruz.
yeni cik'in tek bir maddesi degil, bastan sona bütün maddeleri incelendiginde tecrit iskencesinin, hukuksuzlugunun yasal uygulamalar haline getirildigi gorülecektir.
bu mektubu, bilmediginiz, duymadıgınız ya da simdiye kadar da yanlıs bilgilendirildiginiz f tipleri, tecrit ve yeni cik konusunda gercekleri
bir de bizden ogrenin diye yazdık.
ve unutmayın, 20 ekim 2000'de f tipleri ve tecrite karsı baslatılan olüm orucunda simdiye kadar 119 insan oldü. 600'den fazla insan sakat kaldı. ve besinci yılında halen sürüyor bu direnis. halen olüm doseginde tecritin kaldırılması icin direnenler var.
belki ilk defa duydunuz, belki de gormek, duymak istemediginiz bu
gercekle bir kez daha karsılasmıs oldunuz bu satırlarla. sonuc olarak istesek de istemesek de, bir direnis yontemi olarak dogru ya dayanlıs da bulsanız, olümlerin yasandıgı ve devam ettigi gercek'tir. ve bilirsiniz ki, kimse durduk yerde olmez, olemez. tecrit denilen politikanın nasıl bir sey oldugunu anlamanız icin hatırlatmak istedik bunu da.