ahmeterdogan
01.11.2006, 22:04
Ve Tanrı çok üzgün olduğunu söyledi. “Ben böyle olsun istemedim aslında. Bir yerde hata yaptım ama nerede yaptım, bilemiyorum. Zaten her şey kontrolden çıktı bugünlerde. Güçlüler, zayıfları eziyor. Zenginler, yoksullar ile alay ediyor. Sudan bahanelerle bazı ülkeler başka ülkelere saldırıyor. Binlerce insan boş yere ölüyor. En çok da çocuklara üzülüyorum” dedi. Tanrı çok üzgündü en son gördüğünde adam…
“Peygamberleri de görmek isterdim aslında. Onları da dinlemek isterdim müsaadeniz olursa” dedi adam. “Onlar da bir alem. Her biri kendisinin en iyi olduğunu iddia edip, tartışıyorlar. Kendi hallerine bıraktım onları.” dedi Tanrı. Bir bildiği vardı elbet Tanrının.
“Dünyada çok şey bilgisayara endekslendi. Burada da bilgisayar sistemine geçildi mi acaba?” diye dangalakça bir soru yöneltti adam Tanrıya. Tanrı “Bunlar çok basit şeyler benim için” dedi ve tuhaf bir bakışı vardı adama… Adam utandı kendince…
“Sahi sen nasıl gelebildin buralara. O kadar bürokratik kademeyi nasıl geçtin de taaa buralara ve benim yanıma kadar gelebildin?” diye sordu Tanrı adama. “Soyadım Erdoğan ya, sanırım birileriyle karıştırdılar galiba” dedi adam. “Anladım” dedi Tanrı ve “Dünyadan gelen bazıları buranın da sistemini bozuyorlar. Bir şeyler sezinler gibiyim, bugünlerde” dedi imalı imalı…
“En büyük pişmanlığım, Adem ile Havva’yı yeterince bilgilendirmeden ve olgunlaştırmadan dünyaya göndermek oldu. Aslında ilk insanları yaratırken, bazı şeyleri iyi programlamam gerekirdi. Kullarım çoğaldıktan sonra bir takım tedbirler almak istedim ama istediğim tedbirler tam anlamıyla oturmadı ve uygulanmadı.” Tanrının üzgün ve kırılgan durduğu her halinden belliydi. Hatta yüzünden biraz da pişmanlık okunur gibiydi.
Adam Tanrı beni dinleyebiliyor, düşüncesi ile dangalakça bir soru daha yöneltti: “Canlılar içinde en üstün varlığın olan insanoğlu gerçekten harikalar yaratıyor. Aya çıktılar, yani dünyanın sınırlarını aştılar. Hatta senin yarattığın canlıları kopyalamaya başladılar. Bunlara bu kadar fazla akıl vermekten de pişmanlık duyuyor musun?” Tanrı, “Yok, kesinlikle. Kullarım akıllarını sonuna kadar kullansınlar, bundan çok memnunum. İnsanlar; diğer insanlara ve insanlığa faydalı olduğu sürece benim gözümde muteberdir. Bunu tebliğlerimde de iletmiştim. Şerlik, benim anlayışımda zaten yasaktır, biliyorsunuz. Dünyada olduğu gibi, burada da bizleri uğraştırıyorlar. Aylarca, yıllarca sürüyor duruşmaları. Hit’lerin davası yüzyıldır sürüyor örneğin. Malum burada avukatlık müessesesi yok. Herkes, kendi savunmasını kendisi yapmak zorunda. Alçakgönüllü olun, kibirli olmayın dedim. Adamlar burada bile artislik yapmaya çalışıyorlar.” diye yanıtladı adamın sorusunu.
Adam bir soru daha yöneltecek oldu, Tanrı müdahale etti: “Dünyanın varoluşundan bu yana kaç milyar insan geldi buraya tahmin edebiliyor musun. Onlarla uğraşmakta bize yetiyor. Bir de böyle magazin sorularınla beni yorma ve rahatsız etme” dedi.
“Ben burada kamuoyu adına soruyorum” diye yanıtladı adam Tanrıyı.
Tanrı “Görevliler bu adamı, kamu düzenini bozmaktan yargılayın” diye biraz yüksek sesle emir verdi.
“Duruşma tarihi olarak ne yazalım” dedi görevliler..
Tanrı “Fazla uzun olmasın, araya bir yerlere sıkıştırın” dedi görevlilere.
Adam “Sizi Başbakana şikayet edeceğim, sizi dava edeceğim” diye söyleniyordu görevlilerce Tanrının yanından uzaklaştırılırken…
Not: Yapılan sicil yoklamasında adamın meczup olduğu anlaşıldı ve davanın düştüğü açıklandı…
Ahmet Erdoğan
Dursunbey-Balıkesir
“Peygamberleri de görmek isterdim aslında. Onları da dinlemek isterdim müsaadeniz olursa” dedi adam. “Onlar da bir alem. Her biri kendisinin en iyi olduğunu iddia edip, tartışıyorlar. Kendi hallerine bıraktım onları.” dedi Tanrı. Bir bildiği vardı elbet Tanrının.
“Dünyada çok şey bilgisayara endekslendi. Burada da bilgisayar sistemine geçildi mi acaba?” diye dangalakça bir soru yöneltti adam Tanrıya. Tanrı “Bunlar çok basit şeyler benim için” dedi ve tuhaf bir bakışı vardı adama… Adam utandı kendince…
“Sahi sen nasıl gelebildin buralara. O kadar bürokratik kademeyi nasıl geçtin de taaa buralara ve benim yanıma kadar gelebildin?” diye sordu Tanrı adama. “Soyadım Erdoğan ya, sanırım birileriyle karıştırdılar galiba” dedi adam. “Anladım” dedi Tanrı ve “Dünyadan gelen bazıları buranın da sistemini bozuyorlar. Bir şeyler sezinler gibiyim, bugünlerde” dedi imalı imalı…
“En büyük pişmanlığım, Adem ile Havva’yı yeterince bilgilendirmeden ve olgunlaştırmadan dünyaya göndermek oldu. Aslında ilk insanları yaratırken, bazı şeyleri iyi programlamam gerekirdi. Kullarım çoğaldıktan sonra bir takım tedbirler almak istedim ama istediğim tedbirler tam anlamıyla oturmadı ve uygulanmadı.” Tanrının üzgün ve kırılgan durduğu her halinden belliydi. Hatta yüzünden biraz da pişmanlık okunur gibiydi.
Adam Tanrı beni dinleyebiliyor, düşüncesi ile dangalakça bir soru daha yöneltti: “Canlılar içinde en üstün varlığın olan insanoğlu gerçekten harikalar yaratıyor. Aya çıktılar, yani dünyanın sınırlarını aştılar. Hatta senin yarattığın canlıları kopyalamaya başladılar. Bunlara bu kadar fazla akıl vermekten de pişmanlık duyuyor musun?” Tanrı, “Yok, kesinlikle. Kullarım akıllarını sonuna kadar kullansınlar, bundan çok memnunum. İnsanlar; diğer insanlara ve insanlığa faydalı olduğu sürece benim gözümde muteberdir. Bunu tebliğlerimde de iletmiştim. Şerlik, benim anlayışımda zaten yasaktır, biliyorsunuz. Dünyada olduğu gibi, burada da bizleri uğraştırıyorlar. Aylarca, yıllarca sürüyor duruşmaları. Hit’lerin davası yüzyıldır sürüyor örneğin. Malum burada avukatlık müessesesi yok. Herkes, kendi savunmasını kendisi yapmak zorunda. Alçakgönüllü olun, kibirli olmayın dedim. Adamlar burada bile artislik yapmaya çalışıyorlar.” diye yanıtladı adamın sorusunu.
Adam bir soru daha yöneltecek oldu, Tanrı müdahale etti: “Dünyanın varoluşundan bu yana kaç milyar insan geldi buraya tahmin edebiliyor musun. Onlarla uğraşmakta bize yetiyor. Bir de böyle magazin sorularınla beni yorma ve rahatsız etme” dedi.
“Ben burada kamuoyu adına soruyorum” diye yanıtladı adam Tanrıyı.
Tanrı “Görevliler bu adamı, kamu düzenini bozmaktan yargılayın” diye biraz yüksek sesle emir verdi.
“Duruşma tarihi olarak ne yazalım” dedi görevliler..
Tanrı “Fazla uzun olmasın, araya bir yerlere sıkıştırın” dedi görevlilere.
Adam “Sizi Başbakana şikayet edeceğim, sizi dava edeceğim” diye söyleniyordu görevlilerce Tanrının yanından uzaklaştırılırken…
Not: Yapılan sicil yoklamasında adamın meczup olduğu anlaşıldı ve davanın düştüğü açıklandı…
Ahmet Erdoğan
Dursunbey-Balıkesir