Orijinalini görmek için tıklayınız : bir çuval tahıl


izmirksk
24.11.2005, 18:58
bu hikayeyi bir internet sitesinde okumuştum aklımda kaldığı kadarı ile paylaşmak isterim.

iki erkek kardeş, babalarından kalma çiftliklerinde çalışmaktadırlar.kardeşlerden birisi bekar diğeri ise evli ve çoluk çocuk sahibi.
her gün karlarını eşit olarak bölüşürlermiş.bir gün erkek kardeşlerden küçüğü kendi kendine demişki 'ben bekarım kardeşim ise evli ve ailesi var.ben her gece bir tahılı gizlice onun tahıl deposuna koyacağım ,onun ihitiyacı var '

bu arada büyük olan kardeş ise kendi kendine şöyle düşünmüş'ben evliyim çocuklarım var eşim var ben yaşlanınca onlar bana bakarlar kardeşime bakacak kimse yok 'diye düşünür ve her gece gizlice bir çuval tahılı küçük erkek kardeşinin tahıl deposuna götürür.
aradan yıllar geçer ama kardeşler hiç bir şeyi anlamazlar sonra bir akşam vakti aynı anda birbirlerini depolarına tahıl taşırlarken çarpışırıverirler ve durumu anlarlar.çuvalları yere bırakıp birbirleri ile kucaklaşırlar.
bu hikayede beni gerçekten etkiledi

memço
24.11.2005, 19:58
Hikayenin orjinali su sekilde:

HALİL İBRAHİM BEREKETİ

Vaktiyle birbirini çok seven iki kardeş varmış...
Büyüğü Halil... Küçüğü ise İbrahim...
Halil; evli, çocuklu. İbrahim ise bekârmış...
Ortak bir tarlaları varmış iki kardeşin...
Ne mahsul çıkarsa, ikiye pay ederlermiş... Bununla geçinip giderlermiş...
Bir yıl, yine harman yapmışlar buğdayı. İkiye ayırmışlar... İş kalmış taşımaya...
Halil, bir teklif yapmış :
- İbrahim! Kardeşim, ben gidip çuvalları getireyim. Sen buğdayı bekle.
- Peki, abi demiş İbrahim...
Ve Halil gitmiş çuval getirmeye... O gidince, düşünmüş İbrahim:

- Abim evli, çocuklu. Daha çok buğday lazım onun evine. Böyle demiş ve kendi payından bir miktar atmış onunkine...
Az sonra Halil çıkagelmiş.
- Haydi İbrahim, önce sen doldur da taşı ambara demiş
- Peki abi..!
İbrahim, kendi payından bir çuval doldurup düşmüş yola...
O gidince, Halil'i düşünmüş: Demiş ki:

- Çok şükür, ben evliyim, kurulu bir düzenim de var. Ama kardeşim bekâr. O daha çalışıp, para biriktirecek. Ev kurup evlenecek.
Böyle düşünerek, Kendi payından atmış onunkine birkaç kürek...
Velhasıl, biri gittiğinde, öbürü, kendi payından atmış diğerine.
Bu, böyle sürüp gitmiş...
Ama birbirlerinden habersizlermiş.
Nihayet akşam olmuş. Karanlık basmış.
Görmüşler ki, bitmiyor buğdaylar.
Hatta azalmıyor bile...
Hak Teala bu hali çok beğenmiş.
Buğdaylarına bir bereket vermiş, bir bereket vermiş ki...
Günlerce taşımış iki kardeş, bitirememişler.
Şaşmışlar bu işe...
Aksine çoğalmış buğdayları.
Dolmuş taşmış ambarları.

Bugün "Bereket" denilince, bu kardeşler akla gelir.
Bu bereketin adı: Halil İbrahim bereketidir...

izmirksk
25.11.2005, 10:13
benim okuduğum tam olarak bu değildi.yani Allah işin içinde hiç yoktu
iyi hatırlıyorum
belkide internete aktaranlar orjinalinden saptırmışlardır

Ezo
25.11.2005, 14:35
bende memçonun yazdigi sekil biliyorum bize gerçi bunlari büyük babam anlatirdi..

izmirksk
25.11.2005, 16:14
kaynaklarımız farklı o zaman.bende halil ibrahim diye bir şeyde yoktu.hikaye hayal meyal aklımda
neyse önemli olan bir çuval tahılı berbat etmemek:36_7_8:

memço
26.11.2005, 00:33
Hikayenin içerigi ne olur olsun veya hikayede bazi degisiklikler olabilir. Fakat verilen mesaj iki hikayede de ayni ve açik, önemli olan da bu degil mi zaten?

izmirksk
26.11.2005, 11:38
Hikayenin içerigi ne olur olsun veya hikayede bazi degisiklikler olabilir. Fakat verilen mesaj iki hikayede de ayni ve açik, önemli olan da bu degil mi zaten?
evet memço doğru söylüyorsun.fakat görünen o ki aynı hikaye.
farklı şekillerde farklı yerlerde yayınlanınca bu tür şeyler olabiliyor
ama mesaj önemli idi haklısın

Lamekan
26.11.2005, 16:33
merhaba arkadaşlar

ben ikinizin aktardıgı şekliylede beğendim hikayeyi.. ama memço nun anlattıgı biraz daha dini içerik kazandırılmış hali bence.. buda kimimize uyuyor kimimize uymuyor haliyle ama ikinizinde emeğine sağlık dostlar....

Dostca kalın