Orijinalini görmek için tıklayınız : Erkan Oğur "Benim Okulum Elazığın Köy Düğünleri"


ZülfüKakul
05.11.2006, 10:35
"Erkan Oğur"


O benim gözümde bir "dev", hayranı olduğum büyük sanatçı, büyük usta, büyük ses... Onun eserleriyle onun sesiyle benim sevdam başladı..
Benim için vazgeçilmez bir idoldür Erkan Oğur...
Bu bölümü ise severek hazırlıyorum... Onun sesinin inceliğinden.. Yüreğinin büyüklüğünden.. Telinin kuvvetinden eksik etmeyin yüreğinizi..

http://img174.imageshack.us/img174/88/0311mo5.jpg


»Elime bir bağlama verdiler, yaşamım değişti.«
Erkan Oğur

http://home.arcor.de/erkanogur/images/EO-P4.jpg


1954 yılında Ankara'da doğdu. Müzikle ilgilenmeye, çocukluğunun geçtiği Elazığ’da başladı. Keman ve bağlama öğrenmeye de o yıllarda yöneldi. Liseyi Ankara’da tamamladıktan sonra özellikle babasının isteği üzerine fizik-kimya öğrenimi görmek için Almanya’ya gitti.

1973 yılında gitar öğrenmeye başlayan Oğur, Doğu müziğindeki sesleri de kullanabilme gereksinimden dolayı birkaç yıl içinde perdesiz gitarı yaparak müziğe kazandırdı. Almanya ve Avrupa’nın öteki ülkelerinde gitarcı olarak çalıştı.

1980 yılında Türkiye’ye dönerek İTÜ Türk Müziği Devlet Konservatuarına girdi. 5 yıllık eğitimi tamamlayan Erkan Oğur, askerlik dönüşü sonrasında konservatuarda ud dersleri verdi. Aynı dönemlerde öncelikle Fikret Kızılok ve Bülent Ortaçgil olmak üzere birçok müzisyene perdesiz gitarla eşlik etti. Birçok konser verdi.

1989’da Amerika’ya giderek birçok sanatçıyla ağırlıkla Blues olmak üzere çalışmalar yaptı. Perdesiz gitarın Batı müziğe girmesini sağlayan Oğur’un, perdesiz gitarla yaptığı bir albüm Almanya’da liste başlarına tırmandı.

Müzikteki arayışlarının yanında, çalgılardaki geliştirme çalışmalarını Kemal Eroğlu ile birlikte sürdürmektedir.

Türkiye ve Türkiye dışında birçok konser veren Oğur, Fahir Atakoğlu, Bülent Ortaçgil, İsmail Hakkı Demircioğlu ve Okan Murat Öztürk gibi birçok sanatçıyla çalışmalarını sürdürmektedir.


http://img147.imageshack.us/img147/530/eop11cg6.jpg



Erkan Oğur İle Söyleşi



Rüzgâr sesi, denizlerin, dalgaların nağmeleri, yağmur, kuş sesleri… Müzikle, ahenkle dolu bir kâinat… Kalpleri, ruhları aşka çağıran müziğin coşkusudur. Sanatçı bozmadan, bulandırmadan duygulara müziği taşır.
Müziğin piyasaya “para” olarak düşmesi, piyasa malı olması, gerçek müziğin gizlenmesine neden olmuştur. Erkan Oğur’un ifadesi ile, “Hoyratça tüketme çabasında olanlar kaybederler.” Zaman bunu gösterecektir.
Erkan Oğur’un müziği başkadır. “Müziğim pek eğlenceli değildir. Hep uzak bir şeye, ulaşılmaz bir hedefe özlem vardır. Dingindir, hüzünlüdür, enerjisi vardır ama. Bir şeyler anlatmak ister; ama bunun ne olduğunu ben de tam bilemiyorum.” diyen sanatçı gerçekten de has müziğin izini süren birisi. Televizyon ve radyo programlarına pek çıkmayan, gazetelerde görünmeyen bir isim. İnsanın ruhuna, kalbine dokunmayan müziklerin egemen olduğu, televizyon ve radyo programlarında Erkan Oğur’un görünmeyişi yerinde bir duruş olsa gerek.
Erkan Oğur kimdir? “Erkan Oğur (1954 - ) Müziği sever…” Bu kadar. Bir de, “Anadolu farklıdır. Ne başkası Anadolu’ya benzer, ne Anadolu başkasına… Kendisidir. Kendi olandır.” der ve bu toprakların sesini yakalamaya çalışır. Albümlerinden birkaçı: Gülün Kokusu Vardı (1998), Hiç (1999), Anadolu Beşik (2000), Bir Ömürlük Misafir (2000), Fuad (2001).
Erkan Oğur’la konser için geldiği (İsmail Hakkı Demircioğlu ile) Eskişehir’de, dar bir vakitte görüştük. Söyleşi isteğimizi Erkan Oğur’a ileten Mehtap Şenol’a, eşi Süreyya Şenol Bey’e teşekkür ederim.

Mehmet Konukçu




Türkülerden hareketle bu toprakların insanının köklerine inmek mümkün. Türkülerin, sözlerinin, ezgilerin izini sürersek bu toprakların insanına ait neler söyleyebilirsiniz?


Müziğin izini sürerseniz Anadolu halklarına ulaşıyorsunuz. Dolayısıyla ne kadar büyük bir armoni içerisinde ve zenginlik içerisinde olduğunu, olmak durumunda bir yer olduğunu görüyorsunuz. Hem müzik açısından hem diller açısından hem folklorun diğer öğeleri, yemek, kıyafet, örf adet vs bunlar ile ilgili zenginlikleri görüyorsunuz. Bu sadece Anadolu’da yaşayan Türk halkları için değil, diğer bütün halklar için de geçerli. Burası sanki dünyanın olması gereken ideal bir armonisi içerisindeymiş gibi bir sezgi uyandırıyor türkü ile Anadolu’nun derinliklerine girdiğiniz zaman. Ama bugün olmayan şekilde bu. Öyle bir hayalimiz var. Yani günün birinde inşaallah Anadolu eski armonisine eskiden de aslında ulaşamadığı o armonisine kavuşur ve buna bağlı olarak da dünya tam tamına bu uyuma ulaşır diye düşünüyoruz.



Bizim toplumumuzda çocuklar ninni ile uykuya dalıyor, düğünlerde kına yakılırken türkü söyleniyor, yârinden ayrılana türkü yakılıyor, askere gidenin arkasından türkü söyleniyor. Müzik birçok alanda bir şekilde kendini gösteriyor. Dolayısıyla türkülerimiz sizce insanımızı ne şekilde etkiliyor?



Türküler okul gibi işte, eğitiyor insanları, zamanında da eğitti, bugün de öyle. Sadece ondan bir şey almak isteyenleri eğitir tabii. O, öylece duruyor orda. Ama dünya ve dolayısıyla bizim bölgemizde insanlarımız da değişme süreci içerisinde bu kaçınılmaz. Artık kına yakılmıyor mesela.


Sesli, köklü bir tarih. Bir ifadeniz var -ben ilk defa duydum- “süt kalemiz” diyorsunuz, bu neyi anlatıyor?

Süt kalemiz bizim yörede Urartu döneminden kalma, Harput’ta bir kale var, sonra çeşitli katmanlar yani çeşitli halklar geldiğinde dört-beş bin sene öncesine kadar giden bir arkeolojik tarihi var. Belki daha da öncesine gidiyor. Bir iddiaya göre, ateşe tapanların dönemine kadar giden bir mâbet olduğu da söyleniyor orada. Onun tarihi altı-yedi bin yıl öncesine giden bir katman. Neyse o arkeologların konusu. Yakın zamanda da yani Urartu sonrasında da Artukoğulları, Selçuklular, bir dönem de Araplar, derken Osmanlı dönemi içerisinde o kale çeşitli onarımlar görüyor. Yapımı esnasında süt kullanıldığı söylenir. Öyle bir efsanesi vardır. Harcına süt ve yumurta akı katılmıştır. Harcını analiz edenler onun öyle olduğunu ispatlamışlar. Öyle bir efsanesi var. Bu sanıyorum birçok yerde böyle. Anadolu süt kalelerle dolu aslında. Sivas’ta da vardır, Erzurum’da da vardır, Urfa’da da vardır, Antep’te de vardır. Harçlar hep sütlüdür, ama onun kıymetini bilmiyorlar işte şimdi iyi kötü virâne, bir de onarmaya kalkıp daha beter bir hâle sokuyorlar ve o sütler kimyasal şeylere dönüşüyor, çok çirkin bir hale dönüştürüyorlar.



“Fuad” albümünüzde kaleme aldığınız bir kısım var, benim en çok hoşuma giden. “Mantık kalbimizde şekillenir.” demiştiniz. “Kalb öncesi, kalb ânı, kalb sonrası sorularını kendime sormaktayım.” diyorsunuz. Şimdi bu noktada iç dünyanızda bu derin soruyla hemhâl olduğunuz serüveninizden biraz anlatır mısınız? Kapalı bir soru oldu.



Kısa zamanda olacak bir şey değil. Kalp öncesi olmadığımız zaman demek, kalp zamanı şimdiki zaman, kalp sonrası da gittikten sonraki zaman, gelecek zaman, diye bir mânâ var orda. Bunu kendi içinde de kalbin atmaya başladığı an mânâsına da indirebilirsiniz. Atma öncesi, atma anı ve süreci ve durma anı en son, diye de anlaşılabilir. Herkes için geçerli.



Özet bir şekilde diyebiliriz değil mi? An öncesi, an ve sonrası...



Yaşamın tâ kendisi işte ve bütün kainat, bütün evren, bütün zaman kavramı hepsini içeren tasavvufî bir mânâ var orda.



“Fuad “ismiyle zaten çok uymuş.


Fuad, kalbin durduğu ya da kalbin kırılma noktası. Esas anlatılmak istenen orda insan ilişkisinin değeri vurgulanıyor, yani kalbin kırılmaması gerekiyor.



“Halk müziği Veysel’le son bulmuştur.” diye bir ifadeniz var. Şimdi ya da gelecekte halk müziğini, türküleri nasıl bir gelecek ya da serüven bekliyor?


Pek iyi bir şey beklemiyor anladığım kadarıyla, ya da hissettiğimiz kadarıyla. Eskinin kötü bir tekrarı, kısır bir tekrarından başka bir şey olmayacak. Giderek daha da kısırlaşan, azalan, sonunda arkeolojik bulunup, müzelere kaldırılacak cinsten bir gidişatı var. Yörelerde mahallî sanatçılar belli ölçüde korumaya çalışıyorlar ama çok yozlaşmış vaziyette. Yörelerden, köylerden ya da dağlardan başlayan yozlaşma daha tehlikeli, daha dehşet verici. Kaynaktan kirlilik başlayınca, aşağıya, ovaya inene kadar akşam oluyor. O yüzden türkü olayı bizim için geçmişte kalmış bir konu



Sümer müziğini, Çin müziğini incelediğinizi söylüyorsunuz. Geniş bir açıdan türküye, halk türkülerine nasıl odaklandınız, arada bir ilgi var mutlaka...


Halk birliğine odaklanmak çok doğal. Yaşadığım, büyüdüğüm ortam, nasıl denir? Elazığ’da büyüdüm, sokakta duydum her şeyi. Köy düğünleriyle, mahallî sanatçıların icraatları ile çok sonraları radyo ile ilişkimiz oldu. Dolayısıyla doğal olarak halk müziği yerleşti içimize. Müzikle özel ilgim nedeniyle artık onu bilemiyorum, bir türlü çözüm bulamıyorum kendime. İşte, müzikle olan ilişkimiz nedeniyle de başka müzikleri ve bu işin biraz belli ölçüde de olsa bilimiyle uğraşmaktan vardığımız netice dönüp dolaşıp halk motiflerine, halk ezgilerine, halkın ürettiği her şeye geliyor ve o çıkıyor karşımıza. Dünya müziklerini incelediğimiz zaman en yüksek seviyede araştırma yapılan deneysel müzik de dahil olmak üzere bir dönem klasik müzikleri de dünyaya empoze eden -batı tarafından empoze edilen- ve güzellikleri tartışılmaz olan bütün müziklerin temelinde de, motiflerinde de incelendiğinde halk ezgileri bulunmaktadır. Rus müziğinde de, Avrupa müziğinde de, Beethoven’de da öyle, Mozart’ta da öyle, Bach’ta da öyle. Bach bir de üstüne üstlük Allah için çalmıştır, yazmıştır, söylemiştir, onunki daha da öte bir şey.


E Dergi, Mayıs 2005, sayı. 3, Eskişehir Millî Eğitim Müdürlüğü Dergisi



http://img171.imageshack.us/img171/9915/eogur1il7.jpg

ZülfüKakul
05.11.2006, 10:48
http://img145.imageshack.us/img145/3319/eop131yv5.jpg

Nağmenin Tekamülü

Erkan Oğur'u yakın zamanlarda Babylon müzik performans merkezinde dinleyenler 1995'te kurulmuş bir grubu ilk kez tanıma şerefine de erişmiş oldular.

Bu konserde diğer konserlerden farklı olan bir şey daha vardı: Oğur'un parça aralarında, eserle ilgili izahları yaparken tasavvufî terimler kullanması. Yaptığı müziğin daha iyi anlaşılması için tasavvufî argumanlardan yararlanması, icra ettiği müziğe ve sahnede sergilediği "hâl ve tavrı"na çok ters durmuyordu doğrusu. Fakat, Eşkıya filminin müziği, perdesiz gitar, Elazığ türküleri gibi onun imajını oluşturan kavramların içinde tasavvuf yoktu

Tasavvuf ve müzik

"Tasavvufla ilişkim sırf müzikle sınırlı değil. Müzik, hayatımızın içinde bizimle devam eden bir unsur sadece. Ben koyu, geleneksel mânâda tasavufî kişiliği olan veya öyle yaşayan, yazan-çizen birisi değilim; ama doğal olarak kendimi tabiata yakın hissediyorum, öyle yaşamak özlemi var bende. Düşüncelerim, oturuşum, kalkışım filan biraz öyle gibi görünüyor. Ya da ben öyle hissediyorum."

Çok içe dönük bir insan olduğunu söyleyen Erkan Oğur "Hislerimle yaşarım, aklımla yaşamam" diyor. "Aşırı duygusal birisiyim. Herkesin de çok fazla duygu yoğunluğu içinde olduğuna inanıyorum. Kimisi açığa vurur, kimisi vurmaz; kimisi anlar, kimisi anlamaz." Erkan Oğur'un kurduğu grub "Telvin", 1995'in başlarında kurulmuş olmasına rağmen günyüzüne çıkmamış, daha çok kendi kendilerine çalmış, söylemişler. İlk konserlerini bu yıl verdiler. Telvin bir tasavvuf terimi. "Renkten renge akma, hâlden hâle geçiş" demek. Erkan Oğur hayatta olduğu gibi müzikte de halden hale geçmeye inanıyor, bunu icra ediyor. Tasavvufta Telvin'le birlikte kullanılan bir kavram daha var: Temkin. Kararlılık hâli demek. "Karara doğru gidişatın mânâsı zaten telvin. Halden hâle geçişte her hâlin farklı olması gibi. Bütün canlılar, bütün varlıklar ve yokluklar için geçerli, müzik için de geçerli. Kararlılık hâli bir özlem, bir hedef. Peki Erkan Oğur'un telvin'den muradı ne? "Benim için hedef arınmak, saflaşmak. Bütün kötülüklerden arınma. Onun neticesinde ne olur, ben arınabilir miyim, içime doğan bütün pisliklerden kurtulabilir miyim, bebek halime tekrar ulaşabilir miyim bilmiyorum. Böyle gidiyoruz bakalım..." Erkan Oğur için bu yeni bir açılım değilmiş fakat 'adını koyması'nda bir gecikme olmuş.

Müziklerin "harmanlanmasına" inanmıyorum

Müzik, notalar, savrulan nağmeler, enstüramanlar, orkestralar, kayıtlar sadece işin yüzeysel tarafı; aslında her şey bir enerji biçiminden başka bir şey değil ona göre. "Her seferinde başka bir enerjiyle, başka bir duygu yoğunluğuyla, başka bir algılamayla veya ifade biçimiyle oluyor icraatlar. Her enstrümanı elimize alışımızda veya müzik tasarımı için bir şekilde kendimize zaman ayırdığımızda, bir öncekinden farklı olmakta. O yüzden müzikteki bu hâlden hâle geçmeyi telvin'le, tasavvuftaki mânâsıyla bağdaştırıyorum. Bu hayatımızın gidişatı gibi. O yüzden grubun adını da Telvin koyduk. Hiçbir iddiası yok. İfade biçimi, sürekli değişen bir karara doğru, hiçbir zaman ulaşılamayan o karara doğru giden bir yapı. Benim yaptığım ya da yapmaya çalıştığım müziklerde böyle bir yaklaşım var."

Oğur, türküyle ilgilendiği kadar caz müziği ile, etnik müzikle de ilgileniyor fakat sentezlere pek inanmıyor. Türküyle caz yapmasını, dünyadaki etnik müziklerle cazın yan yana geldiği bir döneme rarstlamasını tamamen tesadüfi buluyor. "Etnik müziklerin birbirleriyle harmanlanması, Doğu'yla Batı'nın birleşmesi olayını pek fazla önemsemiyorum. İnanmıyorum da. Burası böyle, orası öyle. Öyleyle böyleyi karıştırdığın zaman bazen güzel şeyler çıkabilir ama benim öyle bir iddiam yok."

Erkan Oğur'un geniş kitlelerin ilgisini çeken çalışmaları var ve eğer Kalan Müzik'i takip ediyorsanız bunları görmüş olmalısınız. Fakat Telvin projesi ile daha dar kitleyi ilgilendiren bir müzik üretiyor. "Çoğunluğa hitap eden bir şey değil bu. Biraz laboratuvar çalışması gibi, biraz da müzisyenin deşarj olması olarak bakılabilir. Yani müzisyenler genellikle başkalarının bir şeylerini çalarak yaşıyorlar. Kendi içlerinden geldiği gibi çalmayı özlerler çoğu zaman. Biraz da onu gideriyoruz."

Kaynak Elazığ

Erkan Oğur, pek çok müzik tarzıyla ilgileniyor; halk müziği, klâsik Batı müziği, etnik müzik, caz vs. Aslında biraz da ailesinin "okusun da adam olsun" demesiyle fizik gibi bir bölümü okumuş olsa da içinin sesini dinleyip geç de olsa Türk müziği devlet konservatuvarını bitirmiş. Elazığlı olmasına rağmen Elazığ türkülerini keşfetmesi biraz geç olmuş. "İçimden çıkan, dönüp dolaşıp gelen müzik Elazığ çıkışlı bir şey. Kaynak orası. Oradaki motifler, oradaki makam, oradaki nağme, oradaki formlar..."

Dedem gibi adam

Civan Gasparyan'ı Günaha Çağrı, Death Man Walking, Gladyatör gibi film müziklerinden ya da Peter Gabriel, Michael Brook, Lionel Rıchie'yle yaptığı albümlerden "yanık üflemeleriyle" hatırlayanlar olacaktır. Geçen Caz Festivali'nde Andreas Vollenweider'le beraber konser vermek için ilk defa İstanbul'a gelen Civan Gasparyan'la Erkan Oğur burada tanışmışlar ama birlikte müzik yapma projeleri bir kaç yıl daha eskiye dayanıyor. "Kalan Müzik'in önerisiydi böyle bir çalışma yapmak. Kendisiyle tanıştık. Ben Elazığlıyım, o da Muş'tan göçmüş birisi. Yanık bir üfleme biçimi var. Dedem gibi bir adam. Dede torun gibi bir durum oldu aslında." Oğur, projenin eskiye dayandığını, dolayısıyla son zamanlardaki Türk-Ermeni gerilimiyle ilgili ticari bir proje olmadığını özellikle vurguluyor. Hatta bir kaç ay önce Civan Gasparyan'la stüdyoda kayıt yapmalarına rağmen kasetin çıkması hazirana uzayacakmış. "Böyle bir gündem varken farklı algılanabilir diye mümkün olduğu kadar işi yavaşlatıyorum " diyor. Peki bu gündemle ilgili olmasa bile bir mesajı yok mu bu albümün? Elbette. Farklı dilleri konuşmalarına, 'tercüman' aracılığıyla anlaşmalarına rağmen kayıt yaparlarken hiçbir uyum problemi yaşamamışlar. Albümün mesajı bu uyum ve armonide gizli. "Müziğin ortak bir dil olduğu, bütün insanların eşdeğer duyguları taşıdıkları ve güzel şeylerin uyumlu bir şekilde aktarılabilmesi" başlı başına bir mesajdır zaten.







"İNSAN DEĞİL DE AĞAÇ OLSAM"


http://img301.imageshack.us/img301/2757/0011ro8.jpg



"Müziğim pek eğlenceli, neşeli değildir. Hep uzak bir şeye, ulaşılmaz bir hedefe özlem vardır. Dingindir, hüzünlüdür, enerjisi vardır ama. Bir şeyler anlatmak ister, ama bunun ne olduğunu ben de tam bilemiyorum, ama bir şey söylemek isteyen bir müzik bu; sözle değil de müzikle, duyguyla... Söz benim için müziğin bir unsuru sadece. İnsan sesi doğal olarak, direkt kontak açısından kullanılan bir unsur bence. 0 bakımdan anlatım müziğidir benimki. Benim yaşam biçimimde tasavvufa eğilim var. Herkes bunu söyler de, ben temizlikten, hem iç hem dış temizlikten, doğru olmaktan, dürüst olmaktan, inanmış olmaktan yanayımdır. Müzikte de öyle, birebirdir. Ben bir emprovizasyon yaptığım veya bir şey çaldığım zaman bir kere çalarım, olursa olur, olmazsa olmaz. Israr yoktur. 0 andaki duygu odur. Olduğu zaman yaparım. Kadercilik vardır bende."


http://img177.imageshack.us/img177/9232/0802of3.jpg



"Ben pasif bir insanım. İçe dönük yaşayan birisiyim. Bir şeyler yaparım sunarım, kabul görür görmez veya eleştirilir filan, onlara çok kulak asmıyorum. Kapılar da açık, isteyen, merak eden gelip inceler, eleştirir. Ben insanları eğitmek istemiyorum. Ders veren insanlardan olmak istemiyorum. Şöyle yapılmamalıdır, bunun doğrusu budur, kötüsü şudur gibi... Müzik çok özel bir konu. Bana sorarsanız, yalnız yapan kişiyi ilgilendiren bir konu. İnsanların gece gördükleri bir rüya gibi. Birisi ondan hoşlanıyor, birisi öbüründen hoşlanıyor. Bir şey diyemezsin, sınırlayamazsın. Müzikle ilgili standartlar var tabi. Matematiksel sınırlamalar getirebilirsin. Estetik için de matematik sınırlamalar getirebilirsin ama, yine de acaip bir özgürlüğü var. Ben sadece kendim için yapıyorum. Civarımdakiler, insanlar hoşlanınca mutlu oluyorum."



http://img301.imageshack.us/img301/958/eop51rv7.jpg

maymay
05.11.2006, 10:51
Ozlemkral topic cok guzel olmus, tesekur ederim.
Su anda Erkan ogur ve Ismail Demircioglu'dan Seher yeli'ni dinliyorum :)

ZülfüKakul
05.11.2006, 10:56
Ozlemkral topic cok guzel olmus, tesekur ederim.
Su anda Erkan ogur ve Ismail Demircioglu'dan Seher yeli'ni dinliyorum :)

Ben teşekkür ederim.. Esasında bu yazılar onu anlatmak için çok az.. :)
Elimden geldiğinince onu anlamaya ve anlatmaya çalışacağım..

student
05.11.2006, 11:39
Teşekkürler bu yazılar için bende hayranıyım erkan baba nın gene konseri var bu ay bizim burda :laugh:

yiğitcan
05.11.2006, 11:42
bu usta için ne yazsak onun için yinede eksik kalır ...
muhtesem ötesi bir insan.
eline saglık özlem, tesekurler bu topıgı hazırladıgın için..

ufuk2235
05.11.2006, 22:58
Ne DemİŞ Erkan Hoca: Bİr Hirka Bİr Lokma
Konu Çok GÜzel PaylaŞim İÇİn Çok TeŞekÜrler...

GaMzE58
06.11.2006, 00:19
paylaşımın için teşekkürler can çok güzel olmuş :)

Rose
06.11.2006, 00:32
eline, yüreğine, emeğine sağlık özlem bizimle böyle güzel bir şeyi paylaştığın için teşekkürler

di-lara
06.11.2006, 20:49
Yorumu, bilgisi ve efendiliği ile sanatçı olmayı hakeden bir kişilik sahibi Erkan Uğur.
Daha güzel yorumlara ve aydınlık yarınlara

ZülfüKakul
06.11.2006, 20:57
http://img96.imageshack.us/img96/7539/erkanogur03rx2.jpg


Bağlama, Gitar, Perdesiz Gitar,Vokal

Erkan Oğur’un müziğinin kökenini kendi içinde, yaşantısında ve Anadolu’da aramak gerekir. 1954 yılında Ankara’da doğan ve Elazığ’da büyüyen sanatçının müzik anlayışına bu bölgenin çok büyük etkisi olmuştur.
5 yaşındayken keman çalmaya başlayan sanatçı daha sonra bağlama (ırızva) çalmaya başladı.

Ankara Üniversitesi’nde başladığı üniversite eğitimine, Almanya’da, Münih Üniversitesi’nde Fizik dalında devam etti. Burada geçirdiği 3 senenin sonunda tamamen müzikle ilgilenmek istediğini anlayan Erkan Oğur, üniversiteyi terk ederek yaşamını sadece müzikle devam ettirmeye başladı. Hergün 10 - 12 saat klasik gitar ve daha sonra elektrik gitar çalıştı. Bu ağır çalışmanın sonucunda bilekleri rahatsızlanan sanatçı, dokunarak ve az kuvvet harcayarak çalabileceği ve Türk müziği seslerine olan ihtiyacını giderebileceği bir gitarı yapmak isterken perdesiz gitarı keşfetti.
1980’lerin sonunda yerli ve yabancı ünlü sanatçılar da bu enstrümana ilgi duyarak çalmaya başladılar.
1976’da yarattığı perdesiz gitarı, hayatının büyük bir dönüm noktası olarak nitelendiren sanatçı daha sonra Türkiye’ye dönerek İstanbul Devlet Konservatuarı Klasik Türk Sanat Müziği bölümünden mezun oldu.

1980 yılında Türkiye’deki profesyonel kariyerine başlayan sanatçı Bülent Ortaçgil ile çocukluğundan gelen müzikal birlikteliğini halen devam ettirmektedir.

1980’de başladığı yıllarından arkadaşı olan İsmail. H. Demicioğlu ile birlikte halk müziği çalışmalarını halen sürdürmektedir. İkilinin beraber çıkardığı "Gülün Kokusu Vardı" ve "Anadolu Beşik" adlı iki albümü bulunmaktadır. İsmail H. Demircioğlu’nun Ocak 2004’te çıkan "Nasibolsa" adlı solo albümünün kayıtlarını da beraber gerçekleştirmişlerdir.

Geleneksel Anadolu müziği yanısıra, “Telvin” adlı grubu ile de caz müziği icra etmektedir. Telvin, bas gitarda İlkin Deniz, davulda Turgut Alp Bekoğlu ve gitarda Erkan Oğur’dan oluşmaktadır.

Philip Catherine ve Djivan Gasparyan gibi uluslararası sanatçılarla konser veren ve albüm yapan Erkan Oğur ayrıca The Borremeo Quartet ve Eric Vloeimans gibi tanınmış diğer uluslararası sanatçılarla da konser vermiştir.

Sefarad müziği yapan Janet & Jak Esim Topluluğu ile de çalmaktadır.

Elazığlı olan Erkan Oğur, Harput folklorü ile ilgili bir albüm hazırlığı da yapmaktadır.

Sanatçı kendisi için “sadece müziği seven birisiyim” demektedir.



http://img120.imageshack.us/img120/2845/erkan20ogur20with20ud20no9.jpg





Video izlemek ve eserlerinden dinlemek için tıklayın...
http://www.oz-ist.com/artist.asp?id=80




BASINA "ERKAN OĞUR"


Gülün Kokusu Vardi CD sesi sıcak ve zengin. Bunu sıklıkla dinleyeceğiz.
Albert Grantowski, Nisan 2002

İki sanatçının buluşmasından tek bir yürek çıkmış ortaya. İkisi de kendi müziklerinde derinleştikçe derinleşmişler. Ortaya, büyüleyici bir yürek ortaklığı çıkmış.
Orhan Kahyaoğlu, Radikal, Kasım 2001

Yüreğin titrediği, dolup taştığı, kendini bulup kaybettiği yerden doğan nağmelere tanıklık etti Açıkhava’daki binlerce insan.
Zeki Coşkun, Radikal , Ağustos 2001

Erkan Oğur ve Civan Gasparyan’ın yakında bir CD ile kitleler ulaşacak olan birlikteliği, yalnızca içerdiği barış mesajları açısından değil, türkülerin gücünü kanıtlaması açısından da etkileyici idi.
Vecdi Sayar, Cumhuriyet, Ağustos 2001

Erkan Ogur, müziğiyle sizi tam kalbinizden vuruyor. Son albümü Fuad gibi...
Fikret Eser 2001

Ve İsmail Hakkı Demircioğlu ile birlikte müthiş bir çalışma yaptı.: “Gülün Kokusu Vardı.” Ve ardından geçen yıl “Anadolu Beşik.” Düzenleme ve yorumlardaki sadelik, müzik yaptığını sananların yüzüne bir tokat gibi indi. 1999 yılındaki enstrümantal “Hiç” ise adıyla çok anlamlı bir albümdü. Ve Eylül ayında sessiz sedasız “Fuad” çıkageldi. Ermeni halk çalgısı duduk’u üfleyen 70lik delikanlı Djivan Gasparyan ile buluşan Oğur bu kez sınır ve milliyet dinlemiyordu.
Fikret Eser 2001

Ne diyelim Oğur ilerliyor biz de arkasından.
Fikret Eser 2001

Anadolu Beşik albümü hem içerik yönünden hem de repertuar açısından birçok seyircinin kendinden birşeyler bulabileceği bir albüm.
Orhan Avey, Evrensel, Temmuz 2000

Türkülerin 300 yıllık tarihine müzikal yolculuk: Anadolu Beşik
Sevinç Özarslan, Yeni Binyıl, Temmuz 2000

Erkan Oğur ve İsmail Demircioğlu’nun konserleri de albümleri kadar beğeni topluyor. Herkes onları konserlerinde büyük bir sukunet içinde dinliyor.
Yeni Binyıl, Ağustos 2000

Ezgilerinde yalnızca bugünün Anadolu halkını değil, yüzyıllardan beri bu topraklar üzerinde varolmuş, hayatın her safhasında değişik tatlar bırakmış farklı kültürlerin izleri de var.
Yeni Binyıl, Ağustos 2000

İki büyük usta, bütünüyle kendine özgü bir estetik ve felsefe taşıyan Anadolu türkülerini keşfetmeye çağırıyor dinleyicilerini.
Yeni Binyıl, Ağustos 2000

Kimilerine göre yüreklere merhem oluyorlar, kimilerine göre de türküyü yalınlıktan kurtarıp destansı bir hava içinde sokuyorlar. Kaybolan değerlerin farkına varmamıza ve içimizdeki binbir renkli sedaları ortaya çıkarmaya yardımcı oluyorlar.
Yeni Binyıl, Ağustos 2000

Anadolu Beşik, sevdikleri türküleri, abartıya kaçmadan, temiz, farklı yorumla ve herşeyden önemlisi, doğru söylemek için gelişen bu proje nihayet Türkiye popüler müzik camiasının en önemli sahnesine kadar ulaştı.
Cumhur Canbazoğlu, Cumhuriyet 2000

Bir dinleyici notu, Erkan Oğur’u bütün süslü cümlelerden daha güzel anlatıyor: “Şurda sanal sanal yaşıyorduk, ne vardı bu kadar gönülden söyleyecek. Bize insanı arattın.”
Murat Tunalı, Aktüel 2000

Türküyü yeniden hatırlatarak ona hakettiği protest kimliği iade eden ikiliye teşekkürü bir borç biliyoruz.
Murat Tunalı, Aktüel 2000

Engin Türk müziği deneyimini Anadolu’nun zenginliklerine özgün yorumlar getirerek, gittikçe genişleyen hayran kitlesiyle paylaşmayı da ihmal etmedi.
Murat Tunalı, Aktüel 2000

Anadolu insanının yaşamını yansıtan halk müziğiyle tasavvuf ezgileri arasındakı ortak noktaları araştırıyordu: “Hiç”
Cumhur Canbazoğlu, Cumhuriyet 2000

Erkan Oğur artık hem kendi enstrümanını icat edip hem de kusursuz icra tekniklerini sergileyebilecek nitelikte bir müzisyen olarak anılmıyor sadece. O aynı zamanda türkülere hakettiği ağırbaşlı havayı iade eden, yarattığı farklı tınılarla onları yeni müzik anlayışına yaklaştıran bir usta, halk müziğinde yeni bir ekolün öncüsü olarak kabul görüyor.
Murat Tunalı, Aktüel 2000

"CD: Hiç"
Türkülerin orijinalliğine en ufak bir hasar vermeden, enstrümanları ve oluşturdukları grupla türkülere duyarlı yorumlar getiriyorlar. İki müzisyenin virtüöz yanı bazen öne çıkıyor. Ama bu virtüözite hiç bir türküde öne çıkma, sivrilme anlamına gelmiyor. Tam tersi, doygun ve ustalık dolu yorumlarla dolu. Oğur’un iki türküdeki kısacık vokallerinin de etkili olduğunu söylemek mümkün. Oğur’un perdesiz gitarı da, birçok türküye yeni ve farklı bir tat getirmiş. Bu albüm gizliden gizliye bir iddiayı gösteriyor aslında. "Biz yaptığımız müzikle varız" diyorlar. Ötesi kendilerini çok ilgilendirmiyor!
Orhan Kahyaoğlu, Milliyet, Ekim 1999

Erkan Oğur, doksanlı yılların adından en çok söz edilen müzisyenlerinden. Onun müziğini ve çalış tekniklerini yakından bilenler, stili kadar buluşlarına hayran olur. Müzik ufku çok geniştir Oğur’un. Anadolu’nun halk müziği geleneğinden, acid-jazz’a kadar uzanan geniş bir müzik mecrasıdır bu.
Orhan Kahyaoğlu, Milliyet, Ekim 1999

"CD: Hiç"
Bir usta, bir çırak tasavvufun sınırlarında geziniyor. "Hiç", son günlerin en yetkin enstrümental Türk Halk Müziği albümü. Ama albümde Oğur’un yanık sesi de eksik değil.
Bugüne kadar hep sevdiği türkülere hayat veren, bu konuda bir anlamda duygusal davranan Erkan Oğur’un seçtigi repertuar, Türk Halk Müziği’nden tasavvufa açılan yolu gözler önüne seriyor. Hiç’in enstrümental olmasi ise dinleyeni sözlerin kısıtladigi mana ortamından seslerin soyut dünyasına sürüklüyor.
Murat Tunali, Time out, 419 1999

"CD: Hiç"
Hakiki bir mistisizm: Hiç
Halk mistisizminin örneklerinin yer aldığı ilginç ve ilginç olduğu kadar da hayranlık uyandırıcı bir çalışma...
Yeni Şafak 1999

Perdesiz gitar aşırı duygusallar için mi?
Ogur tam olarak geleneksel müzik çalmıyor ama duygularıyla değişken kompozisyon ve aranjmanlarına mikrotonal dalgalanmalar ve klasik Türk müziğinin anlamlı glissandolarını getirmek için akustik perdesiz kullanıyor. Philip Catherine ikinci gitar olarak katılıyor ve bu perdeli/perdesiz çifte doyulmuyor.
Guitar Player , Temmuz 1994

Bay Oğur perdesiz, naylon bağlı gitarda sözü edilmeye değer bir çalma stili geliştirmiş. Sonuç orijinal çalışmalar ve Doğu Anadolu’dan geleneksel melodilerden oluşan karışıma verdiği harika, kayan giden ve olgunluğun yumuşaklığında bir ses.
Ian Anderson, Folk Roots , Nisan 1994

Böyle bir enstrümandan nota kesinliği, ton, netlik derecesi alamayacağı konusunda şüpheleri olan gitarcılara hemen kapı gösterilmeli. Sözde bir tarz geliştirmemiş, bunda virtüöz olmuş.
Ian Anderson, Folk Roots, Nisan 1994

Güzel kaydedilmiş ve tekrar tekrar çalmak için baştan sona ayartıcı.
Ian Anderson, Folk Roots, Nisan 1994

Dünyada ilk defa perdesiz gitar yapan ve bunu albümlerinde kullanan Erkan Oğur, halk müziği icra etmeye başladıktan sonra geniş kitleler tarafından tanındı.
Şemsinur Bektaş

Erkan Oğur, İsmail Hakkı Demircioğlu ile beraber çıkardığı Anadolu Beşik albümüyle, gittikçe popülerleşen müzik kültürümüz içinde kaliteyi arayanları mest ediyor.
Şemsinur Bektaş

Erkan Oğur, bana göre Tanburi Cemil’den bu yana Türkiye’nin görüp görebildiği çok büyük bir müzisyen.
Okan Murat Öztürk (müzisyen)

cemmustu
06.11.2006, 21:13
o parmaklarıyla yüreğini birleştiren mükemmel bir sanatçı
kim mi? tabi ki Erkan OĞUR
sevgili özlem paylaşımın için teşekkürler, Erkan oğur televizyonlara radyolara çıkmayan ama yüreğinin sesisyle türkülerini söyleyen bir insan,parmaklarının perdesiz gitardaki gezmesiyle bizleri yüreğinin akıntısında götüren mükemmel insan

tekrardan paylaşım için teşekkürler özlem ellerine sağlık

Naci
07.11.2006, 20:05
Aklımda olduğu kadarı ile anlatayım. İsmail hakkı demircioğlu ile erkan oğur , çok eskiden arkadaş imişler. İsmail kendini müziğe adıyor , kasetler falan yapıyor. Bir gün stüdyoya girecekken karşılaşıyor erkan oğur ile. O zaman bir deneme yapıyorlar, erkanın çok ince tınısı hemen parlıyor. Ve o gün bugün beraberce yola devam ediyorlar. Gerçekten çok uyumlu ve başarılılar. Sanatını nitelikli icrat eden güzide insanlarımız

ZülfüKakul
07.11.2006, 20:08
Aklımda olduğu kadarı ile anlatayım. İsmail hakkı demircioğlu ile erkan oğur , çok eskiden arkadaş imişler. İsmail kendini müziğe adıyor , kasetler falan yapıyor. Bir gün stüdyoya girecekken karşılaşıyor erkan oğur ile. O zaman bir deneme yapıyorlar, erkanın çok ince tınısı hemen parlıyor. Ve o gün bugün beraberce yola devam ediyorlar. Gerçekten çok uyumlu ve başarılılar. Sanatını nitelikli icrat eden güzide insanlarımız

Bu bilgiyi ben bilmiyordum!.. Kaynağı neresi acaba :)
Bence de öyle İsmail Hakkı Demircioğlu'da en az Erkan Oğur gibi örnek alınması gereken ve dinlenmesi gereken SANATKARlardan biridir bana göre...

ZülfüKakul
23.12.2006, 21:42
İnsan değilde ağaç olsam,
Dallarımın arasından rüzgarlar esse,
yapraklarım, çiçeklerim, meyvelerim olsa!!
Mevsimleri yaşasam
Köklerimle toprağın derinliklerine sarılsam
Kuşlar konsa dallarıma yuva bile yapsalar
Böcekler karıncalar yollansalar içime...
Çürütseler aralarımı
Ballarım sakızlarım olsa
Gövdeme bir insan yaslanıp uyusa
Ben bunları hiç bilmesem sadece ağaç olsam....

Erkan Oğur

TKare
26.03.2007, 02:41
erkan baba diyor ki!

ben müzik yapamıyorum

http://www.youtube.com/watch?v=1WR4kS4neew

.................................................

zülfü kaküllerin amber misali....


1 ay kadar once klip haline getirip youtube de yayınladım...

http://www.youtube.com/watch?v=Th20nWNt5sA

belki izlersin

Agop
26.03.2007, 22:08
Oğur'un büyük bir hayranıyım. Müziği süper ötesi. Ne yazıkki kapitalist medya yüzünden bir türlü yıldızını parlatmadı. Ama olsun biz varız nede olsa.

sir60
26.03.2007, 22:20
bence süperinde ötesinde cok ama cok sevdigim ve her dinledigmde mutluk keyif aldıgım bir sanacı agzına ellerine yüregine saglık

ONU®
26.03.2007, 23:14
Halk müziğimizde farklı tınılarla yılların otantizmini yakalamaya çalışan ve bunu da başaran bir üstad kendisi.

mustyy
26.03.2007, 23:16
emeğine sağlık can çok güzel anlatmışsın...

paslıyüz
26.03.2007, 23:20
Erkan oğur gibi bir üstad dünya müziğine perdesiz gitarı kazandırmıştır.Ayrıca kendine has yorumları ve dünya müziğine katkıda bulunduğu içinde minnettarız kendisine....

mustojen
27.03.2007, 17:16
paslıyuz katılıyorum sana amam merak ettiğim bişe var aslında cvbını biliorum da emn olmak istedim bazı fasşist ulkucu siteler ve şahıslar erkan oğurun onla gibi faşi,st olduğunu iddia ediyor ne diyosunuz

TKare
29.03.2007, 16:03
paslıyuz katılıyorum sana amam merak ettiğim bişe var aslında cvbını biliorum da emn olmak istedim bazı fasşist ulkucu siteler ve şahıslar erkan oğurun onla gibi faşi,st olduğunu iddia ediyor ne diyosunuz

dostum Erkan Oğur birçok alevi sanatçı ile birlikte ortak projelere imza atmış emeğini ortaya koymustur. ulkuculerle beraber oldugu bir nokta goremedim..rastaladıysan bizede soyle bizde bakalım...

ali ekber23
03.05.2007, 17:30
Oğur'un büyük bir hayranıyım. Müziği süper ötesi. Ne yazıkki kapitalist medya yüzünden bir türlü yıldızını parlatmadı. Ama olsun biz varız nede olsa.

can yıldızı parlayamadı diosun erkan oğur gibi insanların yıldızının parlamsı demek soradan faşistlerin onu sahiplenmesi anlamına gelir bende elazığlıyım çoğunlukla elazığ kültürüne ait parçaları sölüo buda faşistlerin onu sahiplenmesine yol açar eger popüler kültüre kurban olursa...

siyahgul
03.05.2007, 17:58
açıkçası erkan oğuru pek yakından takip etmezdim,sıradan bı sanatçı gibi yorumlardım onu ama onu canlı dinleyip muhabbetini değerlendirince ne kadar ince ve muhteşem bir insan olduğunu gördüm.onu yeni keşfettiğim için kendimden utanıyorum...böyle eğerlere sahip çıkmak lazım lütfen konserlerini takip ednler varsa bilgilendirirlerse çok sevinirim elinize sağlık