Orijinalini görmek için tıklayınız : dayanışma!!!!!


sunam
05.11.2006, 22:38
www.birumut.org

http://www.birumut.org/birumut.jpg

















bilet fiyatı:10 ytl

sunam
05.11.2006, 22:53
Merhaba;
Bu notu senin dikkatini çekmek için yazmıyoruz… Bu vesile ile seni dinlemek, anlamak için yazıyoruz, seni önemsiyor ve düşüncelerini merak ediyoruz…
Daha adil bir yaşam adına elbette sen dahil, herkesin mülksüz ve mutlu olmasını can-ı gönülden isteriz.
Biz kendimiz için hiçbirşey istemiyoruz..
Sadece hayattaki adaletsizliklere, eşitsizliklere işaret ediyoruz, kendimizi haksızlığa uğrayanın yanında, safında olunca daha iyi hissediyoruz…
Biz bu dünya üzerinde insanın birbirini ezmek için bu kadar düşünsel, fiziksel emek harcamasını manalı bulmuyoruz, geride bırakılan anılar ve izler içeriği dışında dünyadaki her şeyin fani olduğunu biliyoruz…
Ama şu an kendimizi kimseye akıl öğretecek durumda, sorumluluğunda, gereğinde hissetmiyoruz…çünkü seninde bir tarihin olduğunu biliyoruz ve bunu önemsiyoruz.
Bu not sadece seninle meramımızı paylaşmak ve olmayasıca talebimizi iletmek içindir..
Biz seni umuda çağırıyoruz, umutla küçük bir rabıta kurmaya çağırıyoruz, vahalardan oluşan yolculuğumuzda seni yanımızda hissetmek istiyoruz. Elbette her kes bir yolu başka biçimlerde kat etmek ister, eder… biz yolu önemseyenleriz, yolun huzursuz kıldıklarıyız…yol için vazgeçenleriz…
Bir ömür insana ne sunabilir? Yada bir ömre kaç para bedel biçilebilir? İnsan niçindir? Nedir bu koşuşturma, bu telaş; sınavlar, yarışmalar, eğitimler, sözleşmeler, evler, yatlar, katlar….ne olacak kim nereye götürecek bunları..birileri o faşist bir heves olan ölümsüzlüğün yolunu mu buldu? Bu sorular ağır ve vakitte kısa değil..her şey bizim zamanımızda gerçekleşmeyebilir biz bu bencilliği yapmayalım tarihe ve insana…doğanın avunmayan, dinmeyen sesini dinleyelim, yarasını görelim…yoksa “ doğa kendini niçin öldürdü?” sorusuna gerek olmayabilir…kalbin hissetmediği depremi beden hisseder sonradan..
Biz Sultanbeyli’de yoksul olandan kendini/çocuğunun sınıfını ayıran aileyi ve bunu yapan yöneticiyi anlıyoruz… Yine Tuzla’ya yada diğer yoksul hanelerinin içine zehirli pisliklerini gizlice gömen zenginin düşüncesini de biliyoruz. Ne ağlanıp sızlanıyoruz, şaşırıyoruz nede seviyoruz onları…”her şeyin bedeli var zenginliğinin de” çünkü bencillikle aramızdaki mesafenin yakın olmasını istemiyoruz, yakınsa insanlığımız problemlidir. Zaten insanlığımız problemli ise yoksul evlerinde doğan bir çocuğun ve ailesinin el mahkum karbonhidratla beslenerek Boğaziçi Üniversitesi’nde okuyabilme ihtimali olduğunu düşünebiliriz. Yada Ülker’in sahibi ile aynı cennette olabileceğimize inanmaya devam ederiz. Biz zaten yoksulun aklında suni bir sis olduğunu biliyoruz, gözündeki suni pus gibi.. Dünyada her şey zenginin istediği gibi, yazgıyı ve kaderi onlar belirliyorlar. Ölçüyü, kuralı, yasayı zenginler belirliyor, ezilene, garibana onaylamak, şaklabanlık, dilencilik, yavşaklık, yalakalık yada..bu suni olan her şeyi, her tür dengeyi kırmak, kalbin hakikat yolunda girdiği dirençli, zorlu yolculuğa katılmak kalıyor…
Çocuğunun okul önlüğü için ölümü, hapsi göze alıp hırsızlık yapmak zorunda kalan annenin, eşinin ve çocuklarının bilgisinde fuhuşa yönelen anne kadınların var olduğunu, sayılarının oldukça yüksek olduğunu ve sırf bedenleri hazza düşkün oluğu için bu “işi” yapmadıklarını biliyoruz. Yasanın mağdur, dinin mazlum, tevenin yardıma muhtaç, patronun iştah açıcı olarak gördüğü insanlar aslında kendilerinin varlık olma hallerini fark ettikleri an bambaşka bir güzellikte dünyanın kurulduğunu idrak ederler. Biz o anları çoğaltıyoruz. Unutmayalım 20 asrın yarısından sonra ve 21 yüzyılda evrensel bir aşk hikayesi yoktur. Çünkü henüz yoksullar ezilenler kendi tarihlerini yazmadılar, bu sefer yazıyı bilmediklerinden değil yazmamaları, yazmanın gereksizleştirildiği için hayatlarında, çünkü onlar yazgı değiştirince yazar. Ve yalnız ve yalnız ezilene, yoksula aittir bu çağda aşk.. başka bir iddiası olan varsa beri gelsin..o yüzden her kim aşık olmak isterse; bencillikten, paradan, mülkten, kariyerden, iktidardan ve bi cümle pislikten arına..tez vakit yoksuların yurduna vara..
-Biz gelip geçici bir hevesler, tikleşmiş reflekslerden biri olmak için değil, tarihi ve bu lanet zengin yazgısını değiştirecek hayat suyunu bulmak ve sahipsiz kılmak için uğraşıyoruz .
-Biz işsizlere gönüllü olarak iş bilgisi aktaran iş bulan ağlar oluşturuyoruz içine bencillerin giremediği..
-Biz kadın ve erkek işsizlerden, işçilerden, emeklilerden, yeşil kartlılardan oluşan ağlar oluşturuyoruz, birbirlerine tutunsunlar diye..
Biz kullanılabilir durumda olan fakat sahibinin artık ihtiyaç duymadığı ürünleri ve eşyaları topluyoruz çünkü onları kullanmaya ihtiyacı olan bir hayli insan var. Hem de bu çılgın-vahşi tüketim meselesine oldukça küçükte olsa bir tutumumuz olsun diye..
-Biz haksızlığa uğrayan tüm kadın erkek işçi ve işsizlere gönüllü hukuksal dayanışmada bulunuyoruz.. yasaları ve yasaların nasıl oluştuğunu ve değiştiğini ezilenler öğrensinler istiyoruz…
-Biz, temizliğe giden, bakım yapan ve evlerde çalışanlar( ki %95’ni) için aracıları ortadan kaldırmak, sosyal güvence ve çocukların kreş problemlerini ortak çözmek için kooperatifleşiyoruz..
-Yine iş yerlerinde çalışanlara yada grup gibi davranmaya başaranlara birlikte hareket etmenin erdemlerini anlatıyoruz, onları toplu pazarlık etmeye teşvik ediyoruz, yani gıdadan tatile her türlü ihtiyaçlarını firmalarla pazarlık yaparak edinmelerini öneriyoruz. (“biz 100 kişi gıda ihtiyaçlarımızı senden alırsak % kaç indirim yaparsın bize” gibi) Ya da Anadolu’unun değişik yerlerindeki tanıdıklarımız aracılığıyla ekolojik, organik gıda ürünlerini tüccarları devre dışı bırakarak direk ürünü üreten üreticiden alıp yoksulların sofralarına taşımaya çalışıyoruz. Yine işçi ve işsizlerin sağlıklı beslenmelerine dönük eğitim ve telkin çalışmaları yürütüyoruz, bunu(ezilenin aldığı düşük ücretle sağlık beslenme imkanı zaten çok kısıtlı) yaygınlaştırmanın imkanları üstüne düşünüyoruz.
Biz sadece kamuoyu araştırmalarında ve istatistik verilerinde birer rakam değiliz.. Canlı kanlıyız, sevip, aldatabiliyoruz, doğuyor ve ölüyoruz, gazete okuyor televizyon izleye biliyoruz, dünyada ve ülkemizde neler olup bittiğini yorumlaya biliyoruz. Sinemaya, tiyatroya hiç maça az gitsekte dünyanın değişen rengini hayatımıza taşımakta beceriksiz değiliz. Her zaman ete, bala, kiviye ulaşamasak da ara sıra evde faturalar ve ödenmemiş ev kirası için kavga etsekte biz hayatımızın neden böyle olduğunu bilmez, bilemez değiliz. Zenginlerin yemeklerini, ütülerini biz yapıyoruz, kapılarının ve hayatlarının güvenliği bize ait, mallarını biz üretiyoruz, araçlarını biz kullanıyoruz, otel odalarını biz temizliyoruz, eşlerinin/kızlarının tırnaklarındaki boyaları biz temizliyoruz..tuhaf ama “biz” onlara “gözümüz gibi” bakıyoruz, baka baka kararıyoruz..ancak…!elbette bizimde günümüz gelecek..!sabırla çalışıyoruz..
Birumut dernek merkezi içinde; vasıf, yetenek ve öğrenim destek kursları, ortak mutfak, ortak çamaşırhane, geçici barınma evi, çocuk odası, oyun atölyeleri, kütüphane bölümleri olacak ve tüketim faaliyeti için bir depo kurmamız gerekmekte. Her iki yakada kullandığımız binalar artık yetmemeye başladı. Kullandığımız teknik ekipman çalışmalarımızı kolaylaştırmak için yetersiz kalmaya başladı. Bütün bu ihtiyaçlarımızı bir etkinlikle karşılamak elbette mümkün değil..ancak emek etmeye değer buluyoruz. İsteyince bunu da başarabiliriz.
Ve umut ediyoruz ki, 25 Kasım Cumartesi Kadıköy Caferağa Spor Salonu’nda saat: 17.00- 23.00 arasında sizlerle beraber olacağız..
Bize gönüllü olarak destek olan, benciliğin deryasından uzak kalmış sanatçı arkadaşlarımıza şimdiden çoook içten teşekkür ediyoruz.
Ve şimdi şu sözü sizlerinde her türlü yardımıyla her yolla yaygınlaştırıyoruz

sunam
06.11.2006, 15:06
İşsizlerin ve güvencesiz çalışan ve yaşayanların örgütlenmesine dair sessiz sedasız ama yoğun bir çabayla geri de kalan iki yılın ardından artık daha örgütlü ve bir aradayız. İkili üçlü sohbetlerden, toplantılara, ortak alışveriş yapmaktan, okuma çalışmalarına, hak hukuk sorunlarına çözüm üretmekten, sendikalaşma çabalarına, gündelik hayatın ıvır zıvır sayılacak bir sürü probleminin çözümlerine varıncaya uğraştığımız ve halen uğraşmaya devam ettiğimiz yolda azımsanmayacak bir mesafeyi kat etmiş durumdayız.
Yeni işçi yığınlarının hayatını sürdüğü alanlarda sürdüğümüz arayış ve biriktirme çabamız, BİRLİKTE UMUT DERNEĞİ’NİN kuruluşuyla birlikte artık o hep altını çizdiğimiz kaosun yanında düzenli ilişkiler halinde kendi sarmallarını oluşturmaya başladı. Nihayetinde biz bu yolda işçi ve işsizlerin kendi istedikleri gibi ve kendi meşreplerince bir dünya kurmalarını kolaylaştıracak rolleri üstleniyoruz ve de bu hayatları kolaylaştıracak mücadele pratikleri ve dayanışma deneyimlerini inşa etmenin zorluklarına dalıyor.
1Umut; uzun bir işçi ve işsiz ilişkilerle el yordamıyla organize etmeye çalıştığımız pratikleri, toplantılarda bir araya gelmesi mümkün olmaya ilişkileri ve kimi yasallık ihtiyaçlarını karşılayacak, koordine edecek bir düzlem olarak kuruldu. Bütün inşa sürecinin maliyetini bizzat bu sürecinde yer alan işçi ve işsiz insanların sırtlandığı bu süreç hiç kuşkusuz zor ve ağır işledi. Ancak bu sürecin böyle oluşması faaliyette ortak bir mana dünyasının oluşmasını tetikleyen ana momentlerden biri oldu.
Birlikte Umut Derneği(1 Umut), adının işçi-işsiz arkadaşlarla uzunca süren toplantılar, oylamalar sonucu dillendirilen 500 civarında isim içerisinden tartışma oylama, tartışma usulüyle elenerek tespit edildi. Dernek tüzüğünün yazılması yoğun bir tartışma dizisinin akabinde mümkün hale geldi. Hukukçu arkadaşların kolaylaştırıcı olarak yer aldığı bu tartışmalar çalışmada ortak bir aklın ve tarzın nasıl oluşabileceğine dair bize önemli bir deneyim sundu.
İşçi hareketinin genel düzeyde örgütlenmesi gibi kallavi bir yükün altına girerken kuşkusuz buna yeltenen insanların büyük çoğunluğunun daha önce bu tür pratikler içerisinde olmamış olması, doğru ifadeyle acemilerden oluşmuş olması, yine bu çalışmayı sürdüren önemli sayıda insanın toplanma, bir araya gelme alışkanlıklarının olmaması, yani ilk kez böylesi bir faaliyette yer almaları dönem dönem bir handikap olarak karşımıza dikildi. Ancak biz hep olan biten bir keramet arayan bir yerde oldu. Bu halimizi örgütlenmeye olumlu olarak nasıl aktarırız, dönüştürürüz diye düşündük.. işçi ve işsizlerin oluşturdukları ağlara yaslanarak bizden bağımsız, hayat tarafından oluşturulmuş bu ağları çalışmanın kendi ağı haline nasıl getiririzi düşündük, bu ağlarını nasıl dayanışma ağlarına dönüştürebileceğimize kafayı yorduk. Sanırım bugün çalışma içerisindeki daha fazla insanında görmeye başladığı gibi “gelecek için bir yol bulduk”
Dernek kurulmadan önce, ortak alışveriş yapmak, hak hukuk açısından mağdurlarla dayanışma içerisinde olmak, sendikal örgütlenme çabasındakilere ulaşmak ve böylesi çabaları yeniden kurmak ve derinleştirmek, mevcut deneyimlerden ayrıştırmak, iş bulma dayanışmasında bulunmak, yoksul mahallelerde yaşanan çürüme, yozlaşma ve genel olarak kentin güvenliksiz bir hale gelmesine dayanışmacı ve savunmacı kimi pratiklerin yolun aramak, yoksulların tüketim alışkanlıklarının değiştirilmesine ve tekelleşmiş tüketim piyasasına alternatif tüketici bir araya gelişlerini oluşturmak gibi bir dizi çabayı sürdürmeye çalıştık. Genişçe bir havzada sürdüğümüz çalışma sık sık bize havan su dövüyoruz duygusu yarattığı oldu. Ama biz enformel sektör çalışma ilişkilerinin eski tür çalışma ilişkilerinin düzenli doğasının aksini kaotik bir yapıyla harmanlandığını bu kaotiklik içerisinde daha yalın yoların uzun ve sabırlı bir emek gerektirdiğini hep birlikte defalarca kendimize izah etmeye çalıştık, çalışıyoruz.
Dernek; tamda bu kaotikliğin içerisinde kimi sinirleri temsil edecek güzergahları tanımlama, kurma çabasının bir aracı oldu. Bizim ilişkilerimizdeki dayanışmadan yararlana bilmek için insanlar derneğimize üye olmak zorunda, insanların derneğimize üye olabilmesi içinse dayanışma ilişkilerimizin ve dayanışmanın oluşturduğu olanakların cazip veya ihtiyaç çözen düzeyde olması önemlidir.
Mayıs ayında tüzel kişiliğine kavuşan dernek, bulunduğu havzada insanların iş bulama ve iş bilgisi verme, çalışma hayatında karşılaştıkları sorun ve sıkıntılarının çözümü için hukukçu ve hukuk öğrencileri tarafından yürütülen hukuk dayanışması, ikinci el tüketim eşyalarının ihtiyaç sahiplerine ulaştırılması(giyim, ev eşyaları vb)gibi çabaları örgütlü bir şekilde sürdürüyor. İş ve işsiz bilgilerinin daha yaygın toplanması ve bizim dışımızda da bu değerin toplumca uygulanması amacıyla, kahve-cafe, muhtarlıklar, halkın yoğun olarak kullandığı mekanlara 1 Umut İş Ve İşsiz Bilgisi Panoları’nın asılmasına dönük bir çalışmaya yeni başladık. Her gün 5-25 civarında yeni insan dernek merkezine geliyor. Yirmi civarında insan telefonla, 5 civarında da internet üzerinde çalışmayla ilişki kuruyor. İki aylık bir süre bir arkadaşımızın tek başına açık tuttuğu dernek merkezi artık çalışmadaki arkadaşların günlük nöbetiyle açık tutuluyor. Bir buçuk yıldır sürüdüğümüz İş bulma dayanışmasında iş bulduğumuz insan sayısı 500 civarındadır. Halen elimizde 125 iş bilgisi, iş için başvuruda bulunmuş 70 işsiz bulunmaktadır. 15 gündür başladığımız bir müddet sonra daha organize hale getireceğimiz ikinci el eşyaların ihtiyaç sahiplerine ulaştırılması çalışmasından 20 alile yararlandı. Eylül ayının 11’inde yapacağımız kongrenin ardından web sitemizde açılacak.
Sonuç Yerine:
Dernek çalışmasının da bir kısmını oluşturduğu işçi-işsiz örgütlenmesi çalışması Eylül ayı içerisinde yapacağı değerlendirmeler ve düzenlenmelerim akabinde artık kamuoyunun geniş bir kesimi tarafından bilinen ve merak takip edilen bir hale dönüşmüş olacaktır. Bize bizim dışımızdan gelen sivil toplumcu, hayır kurumu, iş kur veya sınıfın geri eğilimlerini, geri kesimlerini örgütlüyorlar vb nitelemelerle başlayan eleştirileri önemsemiyoruz. Aklımızı, kalbimiz ve yüzümüzü çevirdiğimiz yer emekçi insanların gündelik hayatta, ekmeklerini kazanma mücadelesi verirken karşılaştıkları sorunların yine bu sorunu yaşayan insanların birlikte dayanışmasıyla aşılacağına inanıyoruz. Bir sınıf ilişkisi ve daha ötesi hareketinin ancak bu türde toplumun geniş ezilen kesimlerince meşruiyet kazanmış işleri yapanların yaptıklarıyla oluşturdukları hegemonyayla, daha ilerisini görebilmeyi, kurabilmeyi mümkün hale getirebileceğine inanıyoruz. Bunun dışındaki yolları küçümsemiyoruz ama sahici de bulmuyoruz. O yüzden böylesi eleştirilere kızmak yerine seviniyoruz.
Önümüzdeki dönemde İstanbul Avrupa yakası, Gebze-Kocaeli, Çorlu-Çerkezköy, Ankara havzasına açacağımız Zenginliğe, Haksızlığa, Yok sayılmaya Karşı VARIM Gastesi bürolarını açıp iş gücü piyasalarındaki işsiz ve güvencesiz çalışan kesimlere daha rahat ulaşabileceğimiz, bir konumlanışa geçiyoruz. Bu bürolardaki telefon numaraları üzerinden ALO BİR UMUT çalışmasını dört bölge üzerinde dört telefonla çalışmayı etkili kılacağız.

sunam
25.11.2006, 16:17
konser bu gün :)

mehmet_onal
25.11.2006, 17:38
çok uzaklardan sesimizin ve yüreğimizin sesinin ulaşabildiği kadar yakınınızdayız umarım düşünülen destek dostlar tarafından saglanır....

halitseyfi
25.11.2006, 18:16
değerli bir amaç uğrunda gösterdiğiniz cabayı taktir ve tebrik ediyorum.
başarılar

heviznur
10.12.2006, 02:16
ben bu konuyu yeni gördüm,geç oldu ama....
bende 1 umut'un Ankara daki grubundayım...sevindim burda görünce:)
bir şekilde kendi çevremizde bile biriyle,birileriyle bir şeyler paylaşmanın tadı çok başka,çalışmalarınızda başarılar=)