Orijinalini görmek için tıklayınız : Olgunlaşmış Ahlak
Gülseren58 09.11.2006, 12:11 Burada bir topikte idam cezası tartışılırken, aklıma bir eğitim psikologu olan Piaget’in aşağıdaki yazısı gelmişti.
Bu yazının daha objektif değerlendirmesinin yapılmasını sağlamak için aradan yeterli zaman geçmesini bekledim ve bana göre aradan yeterli zaman geçti.
Piaget, bir çocuktaki ahlaki gelişimi inceleyerek, aşağıdaki başlıkları çıkarmış. Bence toplum olarak da bizler ahlaki açıdan henüz çocukluk dönemlerimizi yaşamaktayız ya da benim yargımı bırakalım, toplumumuzun ahlakı yeterince olgun mu değil mi, bunu tartışalım istedim.
Bir çocuğun ahlakı olgunlaşmamış ahlak, yetişkinin ahlakı ise olgunlaşmış ahlak olarak tanımlanırsa;
Olgunlaşmamış Ahlak
Kuralları mutlak bir otorite koyar.
Olgunlaşmış Ahlak
Kurallar insanlar arası işbirliği ve etkileşim ihtiyacından çıkar.
Olgunlaşmamış Ahlak
Ceza bir şeye karşılıktır. “Göze göz, dişe diş”
Olgunlaşmış Ahlak
Ceza iyileştirmecidir, ihlalciyi topluma daha değerli bir katkı yapmaya teşvik eder.
Olgunlaşmamış Ahlak
Yaptırımlar çok önemli; davranış getirdiği ceza oranında kötüdür.
Olgunlaşmış Ahlak
Eylemler, başkalarına zarar verdiği ölçüde kötüdür.
Olgunlaşmamış Ahlak
Kötü bir davranışın ardından uğranılan talihsizlik (kaza, hastalık, iflas vb.) bir ceza olarak görülür.
Olgunlaşmış Ahlak
Ceza ile doğal ya da başka tür tesadüfler karıştırılamaz.
abla aslında ülkemizde her iki gruba giren insan var.ancak çoğunluk olgunlaşmamış ahlak. ama insanları bu duruma iten o anda ortada olan konu ve kişinin o anda o durumda hissettikleri ve kişi olayı sadece kendi açısından değerlendirdiğinden o anda ahlakı düşünmüyor. bu yüzden de kişi sadece kendi açısından durumu değerlendiriyor bu yüzden de olgunlaşmamış bir ahlak yapısına bürünüp kendini olaydan kurtarmaya çalışıyor. önemli olan bu durumu insanın neden ve hangi amaç için gerçekleştirdi asıl ona bakmak lazım bence
Ceza insanları birşeylerden Uzak tutma Mahrum etme gibi algılanma sürecinde Toplum bilincine yerleştirmiş..
Örnek olarak bir çocuk hata yaparsa Cezalandırılır..ama yaptığı güzel şeyleri Asla ödül ile onurlandırmıyoruz.bir insanın güzel şeyleri hiçe saymayı Toplum olarak kabul etmiş..ceza verme sürecine gelince Toplum bu konuda hiçde taviz vermeyi düşünmüyür..onurlandırmak ve ödüllendirmek Neden bukadar zor diye sormak gerekir..?
Olgunlaşmamış Ahlak
Kötü bir davranışın ardından uğranılan talihsizlik (kaza, hastalık, iflas vb.) bir ceza olarak görülür.
Olgunlaşmış Ahlak
Ceza ile doğal ya da başka tür tesadüfler karıştırılamaz.
ödüller de öyle...bir örnek bugün haberlerde izledim,adama lotodan para çıkmış,şans demiyor,iyi kalpli olduğundan ödüllendirildiğini düşünüyor.hastalıklar için de,kendilerine yaradanın bir cezası olarak görenler,hastalığın bilimsel tedavisi yerine ya dua etmek yada ne bileyim hocalara uğurlu nefesleriyle üfletmek yoluna gidiyorlar...
bir de ahlak konusunda çelişkileri de var toplumun farklı bir boyut olarak.aynı davranışı bacısı,kocası vb yapınca ahlaksızlık,seda,ibo,mehmet ali yapınca takdir:yaw2 gibi...
Gülseren58 10.11.2006, 00:01 abla aslında ülkemizde her iki gruba giren insan var.ancak çoğunluk olgunlaşmamış ahlak. ama insanları bu duruma iten o anda ortada olan konu ve kişinin o anda o durumda hissettikleri ve kişi olayı sadece kendi açısından değerlendirdiğinden o anda ahlakı düşünmüyor. bu yüzden de kişi sadece kendi açısından durumu değerlendiriyor bu yüzden de olgunlaşmamış bir ahlak yapısına bürünüp kendini olaydan kurtarmaya çalışıyor. önemli olan bu durumu insanın neden ve hangi amaç için gerçekleştirdi asıl ona bakmak lazım bence
Sevgili Rose.Jack,
Bireylerin ahlaki olgunluğa erişmesi birçok modern toplumlarda dahi çok zordur. Bunun nedenleri nelerdir?
Kişiler nasıl ahlaki olgunluğa erişirler?
Ceza insanları birşeylerden Uzak tutma Mahrum etme gibi algılanma sürecinde Toplum bilincine yerleştirmiş..
Örnek olarak bir çocuk hata yaparsa Cezalandırılır..ama yaptığı güzel şeyleri Asla ödül ile onurlandırmıyoruz.bir insanın güzel şeyleri hiçe saymayı Toplum olarak kabul etmiş..ceza verme sürecine gelince Toplum bu konuda hiçde taviz vermeyi düşünmüyür..onurlandırmak ve ödüllendirmek Neden bukadar zor diye sormak gerekir..?
Sn. FaLLeN,
Belki de onurlandırmak ve ödüllendirmek, tüm ahlak anlayışını cezalandırmak üzerine kuran toplumlarda ya da ailelerde mümkün olabilecek bir davranış şekli değildir.
Ve bugün bireylerin olgunlaşmış ahlaka sahip olmaları için ödüllendirmeyi bir yöntem olarak kullanılmasının ne kadar doğru olduğu da tartışılmakta.
Soru aynı yine, bireylerin ahlak olgunluğuna erişmesi için ne yapmak gerekir?
Olgunlaşmamış Ahlak
Kötü bir davranışın ardından uğranılan talihsizlik (kaza, hastalık, iflas vb.) bir ceza olarak görülür.
Olgunlaşmış Ahlak
Ceza ile doğal ya da başka tür tesadüfler karıştırılamaz.
ödüller de öyle...bir örnek bugün haberlerde izledim,adama lotodan para çıkmış,şans demiyor,iyi kalpli olduğundan ödüllendirildiğini düşünüyor.hastalıklar için de,kendilerine yaradanın bir cezası olarak görenler,hastalığın bilimsel tedavisi yerine ya dua etmek yada ne bileyim hocalara uğurlu nefesleriyle üfletmek yoluna gidiyorlar...
bir de ahlak konusunda çelişkileri de var toplumun farklı bir boyut olarak.aynı davranışı bacısı,kocası vb yapınca ahlaksızlık,seda,ibo,mehmet ali yapınca takdir:yaw2 gibi...
Sevgili Devrim,
Tespitlerinizde çok haklısınız. Bütün bu saptamalarınız olgunlaşmamış ahlak ile ilgili örnekler.
Tüm bu örnekler bize sorumuzu somutlaştırıyor. Bu yüzden teşekkürler.
Belki de toplumun ahlak konusunda çelişkileri olarak gördüğünüz olguları ben çelişki olarak nitelendiremiyorum.Sonuçta parası olan, popüler olanın yanında olmak, bir nevi yağcısı pozisyonuna düşmek olarak yorumlanabilir sizin örnekleriniz.
Bu da olgunlaşmamış ahlak ile ilgili bir durum.
Öyleyse, toplum ve kişiler nasıl ahlaki olgunluğa erişirler?
Sevgili Rose.Jack,
Bireylerin ahlaki olgunluğa erişmesi bir çok modern toplumlar da dahi çok zordur. Bunun nedenleri nelerdir?
Kişiler nasıl ahlaki olgunluğa erişirler?
ulaşabileceklerini ben sanmıyorum abla daha doğrusa tam bir olgunluğa ulaşılabileceğini sanmıyor. aslında sizlerle kohlberg ahlak yasasıyla ilgili örnekler verecektim ama örenekleri bulamadım o yüzden de yanlış bilgi vermeyeyim yazamadım bildiklerimi.
ulaşamamlarının nedeninide kendimce insnaların bulundukları durumda her daim kendilerini düşünmeleridir. daha doğrusu ben bunu söylersem ne gibi zarar görürüm veya görmem gibi. ama bazende onları bu duruma düşüren evrensel ahlak yasalarıdır yani kanunlara iteat etme durumlarıdır.
sizlere söylediğim örnekleri bulur bulmaz yazacağım.
Gülseren58 10.11.2006, 00:33 ulaşabileceklerini ben sanmıyorum abla daha doğrusa tam bir olgunluğa ulaşılabileceğini sanmıyor. aslında sizlerle kohlberg ahlak yasasıyla ilgili örnekler verecektim ama örenekleri bulamadım o yüzden de yanlış bilgi vermeyeyim yazamadım bildiklerimi.
ulaşamamlarının nedeninide kendimce insnaların bulundukları durumda her daim kendilerini düşünmeleridir. daha doğrusu ben bunu söylersem ne gibi zarar görürüm veya görmem gibi. ama bazende onları bu duruma düşüren evrensel ahlak yasalarıdır yani kanunlara iteat etme durumlarıdır.
sizlere söylediğim örnekleri bulur bulmaz yazacağım.
Sevgili Rose.Jack,
Neden tam bir ahlaki olgunluğa erişilmesin? Ben o kadar umutsuz değilim, olmamalıyız.
Belki de bu olgunluğa erişilmemesinin nedeni insanın kendilerini doğru şekilde düşünmemeleridir. Buna da bakmamız gerekir.
Benim derdim de bu topikte bu sorulara cevap aramak zaten.
Bakın, siz yazdıkça aklıma neler neler geliyor. Sonuçta ahlak insana ait bir şey. Mutlaka bir şeyler biliyoruz bu konuda.
Evrensel ahlak yasaları bence güzel yasalardır. Yani sevgi, iyilik,başkası için kendini tehlikeye atabilme cesareti, inançları uğruna ölmeyi göze alabilme..
Evet...lütfen o örnekleri bulmaya çalış, çok merak ettim çünkü.
Toplum ahlakı kendi içinde sürekli çelişki içinde Dolanır..Toplum mafyaya,dilencilere hep karşıdır.?
Fakat şu göz ardı edilmemeli ..başı sıkışan mafyaya,yolda dilenci gördüğümüzde de para vermeyi unutmuyoruz..Toplumun kendi içindeki Bu ahlakı anlamakta zor..
Polis Yoksa kırmızıda geçeriz..varsa dururuz.çevre kirliğine hep karşıyız..ama memleketin her sokağı pisdir...
Toplmunun olgunlaşmış ahlaka erişmesi aile içindeki ahlak yapısının genişlemesinden gelir..
ceza ve ödül kısmını söylemek gerekirse burda sadece Geri bildirim daha mantıklı ve çözücüdür..
Gülseren58 10.11.2006, 08:42 Toplum ahlakı kendi içinde sürekli çelişki içinde Dolanır..Toplum mafyaya,dilencilere hep karşıdır.?
Fakat şu göz ardı edilmemeli ..başı sıkışan mafyaya,yolda dilenci gördüğümüzde de para vermeyi unutmuyoruz..Toplumun kendi içindeki Bu ahlakı anlamakta zor..
Polis Yoksa kırmızıda geçeriz..varsa dururuz.çevre kirliğine hep karşıyız..ama memleketin her sokağı pisdir...
Toplmunun olgunlaşmış ahlaka erişmesi aile içindeki ahlak yapısının genişlemesinden gelir..
ceza ve ödül kısmını söylemek gerekirse burda sadece Geri bildirim daha mantıklı ve çözücüdür..
Sevgili FaLLeN,
Tüm bu tespitler ile bir yerlere varacağız sanırım. Haklısınız toplumun ahlak anlayışında bir çelişki var.
Ancak, hep yineledimiz gibi çelişki değişmenin baş koşuludur.
Burada verdiğiniz tüm bu örnekler olgunlaşmamış ahlakın göstergeleri.
Bir çok toplumda insanlar ahlak konusunda otoritenin koydukları kurallara uyarlar.
Bu kurallar genelde doğruymuş gibi görünse de şunu göz ardı etmemek lazım, toplumların yaşadığı deneyimlerden sonra ortaya çıkar. Yani, toplumları ileriye götürmek gibi bir iddiaları yoktur. Onlar deneyimlerdir.
Sizin verdiğiniz örneklerden hareketle; örneğin, bizim toplumumuzda herkes yolsuzluğa karşıdır ama eline geçen ilk fırsatta kendisi de yolsuzluk yapar.
Sonuçta ahlak açısından olgunlaşmış olduğumuz söylenemez.
Sizce, bu olgunlaşma nasıl sağlanır?
toplumun olgunlaşması nasıl sağlanır?
elbette bireyin öncelikle aile içinde olgunlaşmasıyla başlayacak.peki bu nasıl sağlanacak.ümitsiz olmamakla beraber tıkanmıyor da değilim bu noktada.çünkü öylesine kötü örnekler görüyoruz ki çevrede.
örneğin geçen bir ilkokulun önünden geçerken futbol oynayan çocukların oyunda söyledikleri küfürlerden yüzüm kızardı.
nasıl bir aile ortamında yetiştiklerini düşündüm,içim karardı.
sonra küçücük çocuklar büyüyünce polat alemdar olmak ister.
önceleri hayallerde hiç olmazsa topçuluk vardı.
sevgili gülseren ,tıkandım şimdilik,konuyu dağıtmak kaygısıyla da.ama bence bireyin ailede olgunlaşmasıyla devam etmeli... sonra okula,eğitime geliriz...
Gülseren58 10.11.2006, 22:59 toplumun olgunlaşması nasıl sağlanır?
elbette bireyin öncelikle aile içinde olgunlaşmasıyla başlayacak.peki bu nasıl sağlanacak.ümitsiz olmamakla beraber tıkanmıyor da değilim bu noktada.çünkü öylesine kötü örnekler görüyoruz ki çevrede.
örneğin geçen bir ilkokulun önünden geçerken futbol oynayan çocukların oyunda söyledikleri küfürlerden yüzüm kızardı.
nasıl bir aile ortamında yetiştiklerini düşündüm,içim karardı.
sonra küçücük çocuklar büyüyünce polat alemdar olmak ister.
önceleri hayallerde hiç olmazsa topçuluk vardı.
sevgili gülseren ,tıkandım şimdilik,konuyu dağıtmak kaygısıyla da.ama bence bireyin ailede olgunlaşmasıyla devam etmeli... sonra okula,eğitime geliriz...
Sevgili DrmdrM,
Evet..tespitiniz bence çok doğru. Bireylerin öncelikle aile içinde aldıkları eğitim çok önemlidir. Aile içinde kişiye birey olması için yeterince özgürlük tanınıp,tanınmadığı işin çekirdeğini oluşturmaktadır.
Bu çıkış noktası için teşekkür ederim.
Kendimizi bir baykuş yerine koyarak daha geniş açıdan bakmaya çalışalım.
Bu aşamayı yakaladığınıza göre benim sorum Özerklik nedir? olacak.
Sizce, bu olgunlaşma nasıl sağlanır?
Toplmunun olgunlaşmış ahlaka erişmesi aile içindeki ahlak yapısının genişlemesinden gelir..
Yazımı okuduğunuzu düşünerek gözden kaçırdığınızı Zannediyorum..
sevgiler
Toplmunun olgunlaşmış ahlaka erişmesi aile içindeki ahlak yapısının genişlemesinden gelir..
tamam işte cem,geç olmuş ama aynı noktaya geldik...
peki aile içindeki olgunlaşma nasıl olacak...beyin fırtınası şimdilik burda kesildi...:komik
Gülseren58 10.11.2006, 23:33 Toplum ahlakı kendi içinde sürekli çelişki içinde Dolanır..Toplum mafyaya,dilencilere hep karşıdır.?
Fakat şu göz ardı edilmemeli ..başı sıkışan mafyaya,yolda dilenci gördüğümüzde de para vermeyi unutmuyoruz..Toplumun kendi içindeki Bu ahlakı anlamakta zor..
Polis Yoksa kırmızıda geçeriz..varsa dururuz.çevre kirliğine hep karşıyız..ama memleketin her sokağı pisdir...
Toplmunun olgunlaşmış ahlaka erişmesi aile içindeki ahlak yapısının genişlemesinden gelir..
ceza ve ödül kısmını söylemek gerekirse burda sadece Geri bildirim daha mantıklı ve çözücüdür..
Sevgili Cem,
Dikkatsizliğim sizin yorumunuzu işyerinde okuyarak değerlendirmemden kaynaklı. Bugün çok yoğundum (300 kişilik personele maaş hazırlama günümdü) ve sizi de cevapsız bırakmak istemedim.
İstemeden yapmış olduğum dikkatsizliğimden ötürü özür dilerim.
Haklısınız. toplumun olgunlaşmış ahlaka erişmesi için aile içindeki ahlak yapısının yeterince olgunlaşmış olması gerekir.
bu olgunlaşmada dediğimiz gibi ailenin sayesinde oluşacak bence yapılması gerek şey çocuğa özgüven aşılamak. özgüvene sahip çocuk zaten kendinin farkındadır. buda çocukğa ahlaki açıdan olgunlaşması için ilk adımı sunar bence.
Gülseren58 11.11.2006, 12:47 bu olgunlaşmada dediğimiz gibi ailenin sayesinde oluşacak bence yapılması gerek şey çocuğa özgüven aşılamak. özgüvene sahip çocuk zaten kendinin farkındadır. buda çocukğa ahlaki açıdan olgunlaşması için ilk adımı sunar bence.
Sevgili Rose.Jack,
Evet senin de düşüncen bu yönde ve bence de buluştuğumuz nokta, iyi bir yerde.
Bu konuda iyi bir yerde olduğumuzu düşünüyorum.
Çocuğun ilk eğitimi aile içinde verilmektedir ve elbette ahlak da aile içinde verilir. Anne babasının sürekli yalan söylediğini gözlemleyen bir çocuk, ondan ne kadar yalan söylememesi istenirse istensin, başı her sıkıştığında yalan söyleyecektir.
Gülseren58 11.11.2006, 12:50 Bir konuda karar verirken etik olma durumumuz, karşımızdaki olayda yapacağımız tercihler ile ilişkindir.
Bu nedenle dün akşam aile içi eğitim ile tercihlerimiz konusunu düşündüm ve şu soruları aşağıya çıkardım.
Yetişkin olana dek seçimlerimiz neye göre yaptık?
Tercihlerimizi hangi doğrultuda kullandık?
Tercihlerimizi yaparken, ailemiz bizleri nereye kadar yönlendirdi?
Ve eğer var ise siz çocuklarınızın tercihleri konusunda nasıl davranıyorsunuz?
Yetişkiniz, tercihlerimizi belirleyen unsur nedir?
Bu sorularda ana unsur görüldüğü gibi tercihler konusu.
Bir örnekle başlayabiliriz.
Annesinin başı babası ya da büyükbabası tarafından örttürülen bir kadının kızını düşünelim.
Bu kızın başının da, diyelim ki 10 yaşında örtüldüğünü kabul edersek ki, benim başı bu amaçla örtülmüş olarak gördüğüm en küçük yaş üç idi.
Bu kız çocuğu ileride örtünmek ile örtünmemek arasındaki tercihini hangi yönde yapabilir?
Ya da başka bir örnek daha verebiliriz.
Her seçimde tutarlı bir şekilde aynı partiye oy vermeyi nasıl açıklayabiliriz. O partilerin tutarlı bir politikaları olmadığını düşünerek bunu cevaplamamız gerekir elbette.
Bu arada benim bu konuda çok şey bildiğimi düşünmeyin lütfen.
Burada gerçekten hep birlikte beyin fırtınası yapıyoruz.
Bu yüzden sizin de sorularınız olabilir ve mutlaka paylaşın bizlerle.
Dilerim başkaları da katılır bu beyin fırtınasına..
O zaman tartışmalarımız daha keyifli olacaktır kuşkusuz..
ben ilk sorulardan başlayayım abla
1.yetişkin demeyeyimde o ben kendimi bilene kadar diyeceğim küçükkende kendi isteklerimden hiç taviz vermedim artık inat mı deriz buna herneyse.tabi toplum içine çıkmadan önce ailemin yöneldirmesine göre yaptım toplumu azda olsa anlamaya çalıştığın vakitlerde de toplumda ki insanlarla olan diyoloğuma göre yönlendi seçimlerim. bir nevi o yaşlarda seçim yaparken aile içndikiler ve toplumdan etkileniyor insan.
2.genelde o andaki ihtiyaçlarım doğrultuda kullandım ben açıkcası.buna ahlak açısından bakarsak Kohlberg'in ahlak gelişimdeki evreyi ele alayım bende eğer 3-9 yaş arasındaysa ahlaki olgularda genelde itaat ve cezaya uyulur kısacası; kural koyucu ve otoritenin kurallarına koşulsuz uyulur. birde saf çıkarcı eğilim vardır oda; kişinin kendi çıkarları ön plandadır.bir davranış kendisi için yararlı ise doğrudur.
3.her konuda yönlerdirmeye çalışmışlardır bence bu bütün ailelerde vardır. ama kişi o onda küçük olduğu için belki her zaman ailesi tarafından yönelendirilmiştir. en iyi örnek üniversiteye gidecek birinin ailesi tarafından yöneledirilmesi belkide çocuklarının hiç istemediği bir bölüme gitmesine nedne olunmaktadır.
4.abla daha evli değilim evlenince yazsam olur mu bu sorunun cevabını:biggrin: ama burdaki tartışmamızla daha bilinçlencem o zaman kadar bu kesin.
yetişkinken tercihlerimizi belirleyen en büyük etken yine ihtiyaçlarımız bence ihtiyaşlarımız ve isteklerimiz doğrultusunda tercihlerimizi yaparız genelde.
başı 10 yaşında örtülmüş bir çocuk bence ailesinden ayrılana kadar başı örtülü gezer. eğer üniversite filan olursa büyük ihtimalle başını evden uzaktayken açacaktır evdeyken kapatacaktır bunun örneklerini okurken çok gördüm.okul bittikten sonrada ne yapar açıkcası kesytirmiyorum durumu. yok evden sadece evleneceği zamam ayrılacaksa başı kapalı olur. ondan sonrasıda eşiyle arasındadır ama öyle bir aile kızını yine kendi gibi düşünen biriyle evlendirir her daim o zaman başı kapalı olacaktı.
partiye oy vermeye gelince bunun büyük bir nedeni partizanlığa geliyor nasıl tutuğumuz takım yenilsede kümede düşse ondan vazgeçemeyizya aslında bu partide öyle bir şey açıkcası bir nevi tutku saplantı haline geliyor o yüzden de artık bir tutarsızlık içinde olduğunu görmüyoruz körü körüne bir şeyi savunmayı seçiyoruz. ya da görsekte kendimize yedirip tutarsız diyemiyoruz. bence en büyük nedeni saplantı ve alışkanlık haline gelmesi.
.
Yetişkin olana dek seçimlerimiz neye göre yaptık?
Tercihlerimizi hangi doğrultuda kullandık?
Tercihlerimizi yaparken, ailemiz bizleri nereye kadar yönlendirdi?
Ve eğer var ise siz çocuklarınızın tercihleri konusunda nasıl davranıyorsunuz?
Yetişkiniz, tercihlerimizi belirleyen unsur nedir?
soruların güzel seçilmiş,ancak ben yanıtlamayacağım,yada şöyle diyim,sıradışı bir ailede yetiştim,yanıltıcı olmaması açısından yanıtlamayacağım...
bireyin yetişmesiyle devam edeyim.öncelikle bireye,çocuğa diyelim,ahlakın ne olduğunu anlatabilecek,asıl kavratabilecek ebeveynler gerek...-oğlum yalan söylemek çok ayıptır der,sonra akşam telefonda arkadaşınıza-ay düğününüze katılamadık,şehir dışındaydık derseniz,çocuk iyi bir ihtimalle yalanın ayıp olduğunu anlamış olsa dahi ayıp olanın da zaman zaman yapılabileceği düşüncesine varacaktır.
çocukta güzel ahlakın ne işe yarayacağına dair fikirler de oluşturmalı.işte bu kısım biraz zor.çünkü toplumda takdir edilmek için artık güzel ahlak yeterli gibi görünmüyor...bir örnek,kayınbiraderim,seyyar elektronik eşya satan bir adamdan alışveriş edecek.adam arap ve T.L.nin sıfırlarından kafası karışmış olacak,50 milyonluk malı 5 milyona satmış,tabi kayınbiraderim adama doğrusunu anlatmış ve adam teşekkür etmiş,ama kamyon etrafındaki halk fena kızmışlar,biz de alsaydık öyle söyleseydin diye:cursing: şimdi,takdir edilecek bir davranış hatta hor görülüp yadırganınca,güzel ahlaklı olmanın ne getirisi olduğunu da çocuğa anlatmak kolay olmayacak.
........devam....
Gülseren58 12.11.2006, 18:21 ben ilk sorulardan başlayayım abla
1.yetişkin demeyeyimde o ben kendimi bilene kadar diyeceğim küçükkende kendi isteklerimden hiç taviz vermedim artık inat mı deriz buna herneyse.tabi toplum içine çıkmadan önce ailemin yöneldirmesine göre yaptım toplumu azda olsa anlamaya çalıştığın vakitlerde de toplumda ki insanlarla olan diyoloğuma göre yönlendi seçimlerim. bir nevi o yaşlarda seçim yaparken aile içndikiler ve toplumdan etkileniyor insan.
Sevgiler Rose.Jack
Kendimizi daha iyi bildiğimiz için kendi toplum yapımızı ele alırsak, genel olarak çocukların tercihlerine önem verilmez. Aileler genel olarak çocuklarını kendi tercihlerine göre yönlendirirler.
İlkokula başlayınca kadar, çocuk çoğunlukla ailesinin tercihlerine göre tercihlerini yapar.
Öğretim çağında ise toplumsallaşır. Toplumsallaşma döneminde ise toplumun tercihlerine göre kendi tercihlerini yönlendirir.
Sonuçta toplumda genel olarak kimse kendi tercihlerini yapmadan yaşar.
Bu durum için söylenmiş çok güzel bir atasözümüz dahi vardır.
Sürüden ayrılanı kurt kapar, denilir.
Kurt korkusuyla yaşayan bireylerden oluşmuş bir toplumda özgür iradeden, özgürlükten söz edilebilir mi?
Sanıldığı gibi birçok toplumda insanlar öyle özgürlük tutkusu ile yanıp tutuşmazlar. Özgürlüğün getireceği riskleri almak kolay değildir, böyle bir tercih de kolay yapılamaz.
Hemen hepimizde az ya da çok özgürlük korkusu vardır.
toplumda takdir edilmek için artık güzel ahlak yeterli gibi görünmüyor...bir örnek,kayınbiraderim,seyyar elektronik eşya satan bir adamdan alışveriş edecek.adam arap ve T.L.nin sıfırlarından kafası karışmış olacak,50 milyonluk malı 5 milyona satmış,tabi kayınbiraderim adama doğrusunu anlatmış ve adam teşekkür etmiş,ama kamyon etrafındaki halk fena kızmışlar,biz de alsaydık öyle söyleseydin diye:cursing: şimdi,takdir edilecek bir davranış hatta hor görülüp yadırganınca,güzel ahlaklı olmanın ne getirisi olduğunu da çocuğa anlatmak kolay olmayacak.
........devam....
Sevgiler DrmdrM,
Çok güzel bir örnekleme bu verdiğin..Ben burada ekonominin ahlakı nasıl etkilediğini gördüm ve bu bir gerçek..
Ahlakımızı içinde yaşadığımız ekonomik sistemin olumlu ya da olumsuz yönleri ciddi bir biçimde etkilemektedir.
Gülseren58 12.11.2006, 18:27 Özerkliği tanımlamak isterim. Biraz da bu kavram üzerinde tartışmak için.
Özerk kişi kime denir?
1-Özerk kişi kendi davranışlarının nedenlerini gösterebilen kişidir.
Bir insanın kendi davranışlarının nedenlerini gösterebilmesi için nasıl bir yapıya sahip olması gerekir? Böyle bir özelliğin kazanılması için neler yapılmalıdır?
2-Özerk kişi,seçim özgürlüğü ile ilişkisi olan kişidir.
3- Tüm bu davranışlarda kişinin kendi mizacı ne kadar önemlidir?
aslında burda özgürlüğün ne olduğu tam anlamak lazım özgürlük her istediğimizi yapabilmekse (tabi bu bizim toplumumuzun tabiri) ögür bir irdadeye sahip değiliz yani özgür değiliz çünkü her istediğimizi yapamıyoruz. bazen genelek ve görenekler bazen toplumdaki fertler bazende kurallar buna engel olmakta.
eğer özgürlük başkasını rahatsız etmeden, başkasının hakkına gasp etmeden düşüncelerini söyleyebilmek, aklındakileri uygulayabilmek ve istediğini yapabilmekse özgür bir iradeye sahibiz diyebilirim. ama bunu yapabilmekte ne yazık ki bizim ülkemizde zor bunları yaparken bile her zaman toplum ve kurallar göz önüne alınarak yapılmaktadır. benim için dogru olan bir başkası için yanlış olabiliri. şimdi ben özgür irademi kullanıp doğrumu açıklasam bir başkası için yanlış olacak o zamanda bir başkasını rahatsız ettiğimden yine özgür olamayacağım. demek ki bizler özgür iradeye sahip değiliz ve özgür değiliz.
o zaman özgürlükten kastımız nedir?ne yaparsak özgür olmuş oluruz? ben bunu hala çözemedim.
dediğin gibi abla hepimiz özgür olmaktan korkarız aslında çocukluktan beri hep birilerine bağımlı olduğumuzdan tek başımıza bir şey yapmaya korkarız hep arkamızda birileri olsun isteriz. örneğin dışarı alışverişe çıkarken bile tek başımıza çıkmayız ya da çıkamayız hep yanımızda birileri vardır.buda bizilerin özgür iradeye sahip olmadığını gösteren bir şeydir.kendine güven eksikliği bir nevi.
özeklikle ilgili sorulara gelince
1. insan davranışlarınının nedenlerini gösterebilmesi için öz güvene sahip olması gerekir. eğer kişi yaptığı şeylerde kendine güven duymuyorsa o zaman başka şeylerin arkasına sığınıp kendini haklı gösterme çabasına girecektir. yok hayı özgüvene saipse o zaman kişi yaptığı doğru veya yanlışların farkındadır ve hata yaptıysa bunu başkasına değilde kendine bağlayabilir böylece hatalarından ders çıkarabilir.
böyle bir özelliğin kazanılabilmesi bebeklik döneminde başlayan bir durumdur bir örnek verecek olursam bebek yürümeye başladığında aile onu yüreklendirir cesartlendirir ve kendi başına bir şeyler yapabileceği için ona fırsatlar verilebilirse bu güven yavaş yavaş oluşmaya başlar. yine aynı yere geldikki bu güvende aile tarafından verilecek bir şey.
3. kişinin micazı bence belli bir yaşa kadar pek önemli değildir çünkü kişinin kendine güveni bebeklikten başlayan bir olgudur. o yüzdende belli bir döneme kadar ailenin vereceği eğitimle ilişkilidir. belli bir yaştan sonrada çocuk bu aldığı eğitimin üzerine bir şeyler ekleyerek kişiliğini tanımlar tamamlar.
Kendi içimizdeki Ahlakıın çelişkileri ve aile içinde toplumun sorunsal problemi olup ayrıca sistemseldir..bu gibi Ahlaksız bir seviyenin nedenleri medeniyet ve çağdaşlık Bağlarımızın Kesilmesi ve daha yüksek ahlaksız seviye çıkması sistemin getirisidir...
Güçlünün ve Zayıfın Olduğu yerde Ahlaksızlığı asla bitiremez ve Önleyemeyiz...
Bir Amirin memuruna Hakaret Etmesinin nedeni Bana gücü yetmez Mantalitesinden gelir..Bu bir Ahlaksılıktır..
Bir Babanın,Dışardaki Kızgınlığınıda Eve GElip oğluna bir Tokat Atmasıda oğlunun Zayıf ve güçsüz görme Ahlaksızlığından geldiğini bilmemiz gerek..
Karşımızdakinin Güçlü olduğunu bildiğimizde Öfkemizi Kontrol Ediyor,Fakat Karşımızdaki Zayıf,Güçsüzse onu "Ezmeye" çalışıyoruz.. Buda Bir Ahlaksızlıktır
Güçlünün ve Zayfın Varlığı hissedildiği sürece Toplumda Ahlaksızlığı engellemek için Eşitliği,SAygıyı,Onurun Değerini Aile içinde ve toplumda sürekli irdelemek , anlatmak gerek..
Sevgilerle..
cemalettin 14.11.2006, 12:44 selam,
bireylerin ve toplumun ahlak seviyesinin "olgunlaşmış"hale gelebilmesinin ilk şartı
kişilere "kendilerini bilmek"öğretisini verebilmek için gerekli eğitimdir.
bu eğitim şahıslar/zümreler vasıtası ile değil,devlet eliyle olmak zorundadır.
devlet sistemini işleten kişilerin de bu yüksek ahlak seviyesine erişmiş olmaları olmaz ise olmaz şarttır.
bir fasit dairedir,bir yerden koptu mu boşluğu "olgunlaşmamış ahlak" sahipleri hızla doldurur,virüs gibi yayılmaya başlar ve vereceği zararı giderebilmek için
zarar verdiği sürenin kat kat fazlasını harcamak gerekir.kayıpları telafi pek zor olur.
başlangıç için "nüfus planlaması"yapılması ve uygulanması faydalı olabilir sanırım.
çok zor bir konu...
Hu
cemalettin 14.11.2006, 12:50 kişi kendini bilir ise,yaptıklarından utanmaz ve başkalarının beğenisini beklemez.kötülükten sakınır,iyi şeyleri ise sadece "O"nun rızası için yapar.
bu durum da pek çok sorunu ortadan kaldırır sanırım...
Ben bir gülüm sen bahçıvan
Çok açarsam bahar senin
Mis kokarsam hüner senin
Ama bir de soldurursan
Günah senin ,günah senin öğretmenim
Ben tohumum çiftçi sensin
Çok sularsan ürün senin
Bol olursam verim senin
Ama bir de çürütürsen
Hata senin ,hata senin öğretmenim
Ben elmasım sarraf sensin
Pırlantaysam emek senin
Parlıyorsam yaldız senin
Ama bir de parçalarsan
Kırık senin, kırık senin öğretmenim
Ben boş defter kalem sensin
Doğru yazsan yarın senin
Güzel yazsan ikbal senin
Ama bir de karalarsan
Vicdan senin ,vicdan senin öğretmenim
Ben öğrenci sen öğretmen
Başarırsam hüner senin
Kazanırsam zafer senin
Ama bir de kaybedersem
Yok diyecek başka sözüm
Yorum senin ,yorum senin öğretmenim
__________________
konu en son özgürlükte kalmıştı sanıyorum ama,bugün dolayısıyla bir minnacık çocuk bu şiiri okurken,klasik topuk üstünde sallanma hareketiyle ve bağıra bağıra heyecanla,aklımdan neler geçti...şimdi bu çocuk yarın bir hayırlı adam da olur,bir hırsız uğursuz da...öğretmene yada aslında eğitime bağlıyor sonunun ne olacağını yine....ben çok duygulandım bu şiirle,işte bu çocuğu nasıl yontarsan yont...
bu konuyu daha konuşmak gerek...
|
|