Orijinalini görmek için tıklayınız : Kur'an değişti mi?
YOLGEZER1984 04.04.2005, 21:04 Kuran'in Bir Harfinin Bile Degismedigi Masali
Islamiyet Gercekleri... Islamci kesimin en buyuk iddialarindan birisi olan "Kuran'in bir harfinin bile degismedigi"; arastirmacilarin, Libya ve Arap Kuran'lari ile Hadis'leri incelemesi ile cürütüldü (http://www.islamiyetgercekleri.org/islkurdeg.html). Allah/Tanri'dan geldigi iddia edilen ama aslinda Muhammed'in hazirladigi Kur'an'in nasil hazirlandigini (http://www.islamiyetgercekleri.org/muhammedkuran.html), sonra nasıl degistigi/degistirildigini (http://www.islamiyetgercekleri.org/islkurdeg.html), bu sayfada "belgeleri" ile bulacaksiniz. Ayrica, Islamiyet'in kadina bakis (http://www.islamiyetgercekleri.org/islkadin.html) acisi ve ilgili ayetler, Islamiyet ve siddet (http://www.islamiyetgercekleri.org/siddet.html), Kur'an'daki bilimdisi ayetler (http://www.islamiyetgercekleri.org/kuranbilimdisi.html), günümüze uymayan insanları şiddete yönelten, başka dinleri tanımayan, kadınları ikinci sınıf insan yerine koyan ayetler (http://www.islamiyetgercekleri.org/islkuranayetler.html), bilimdisi hadisler (http://www.islamiyetgercekleri.org/mucize.html) hakkinda bilmediklerinizi ogrenebileceksiniz.
arkadaşlar sıkı durun ....
Kuran'ın ikinci orijinali: Ebubekir döneminde yapılan derleme. Yakıldı.
http://www.islamiyetgercekleri.org/islkurdegres1b.gif (http://www.islamiyetgercekleri.org/islkurdegres1b.gif)
Kuran'ın üçüncü orijinali: Osman döneminde oluşturulan "azmalar".Bunlar da dünyanın hiç bir tarafında yok. Yapılan inceleme ve aktarmalarla görülen o ki: Muhammed'in "vahiy katiplerine yazdırdığı" bildirilen "Kuran"ın ne "aynı" ne de "tümü" eldeki Kuran'da. Halife Mervan kendi gerekçesini şöyle açıklar; "Onda yazılı olanlar, Osman tarafından yazdırılan Mushaflara geçmiştir. Artık ona gerek kalmamıştır. Yakılıp yok edilmeseydi, zamanla kuşkulara yol açılabilir, ondan alınarak yazılan Mushaflar çevresindeki kuşkuları önlenemeyebilirdi. Bundan korktum, o nedenle yaktırdım......
arkadaşlar bu yukarıda da yazılı olduğu gibi çürütülmüş bir gerçektir artık.. ve konuyla ilğili bilği çok uzun olduğu için ben buraya koymayacagım.. bu bilginin tamamını ögrenmek siterseniz bana e-mail atın..
dem_dost 04.04.2005, 21:48 simdi dostum gercekci olalim
ben bunu iddia ediyorum:
sen kurànin degistirildigine inaniyorsun
ve her buldugun dala (dogru veya yanlis) zipliyorsun yeterkine kur'anin degistirildigi ortaya ciksin
simdi benim sana sorum: on iki imamlar o kadar bas kaldirdi haksizliga karsi, hicmi "ya kardeslerim siz bunu okiyorsunuz da... bu yanlis kuran" dememisler???
onu hic düsündünmü?
senin bana sundugun sitede baska bir baslik:
Kur'an'ın "Tanrı"sının ırkçılığı
gördügün gibi sundugun site tam bir bilim sitesi... ilim irfan kaynagi... tarihi arastirmalarla döseli
lütfen biraz daha somut kanitlar getir
ayrica bu site hz muhammedin peygamberligini kabul etmiyor
bakin ne diyorlar:
"Tüm bu eksiklikler, Kuran'ın Allah'tan-varsa eğer- inmediğinin, insan sözü olduğunun, bir başka deyişle Muhammed ve arkadaşlarının sözü olduğunun bir diğer göstergesidir. "
saygilarimla
YOLGEZER1984 04.04.2005, 22:15 Kuran'ın Orijinalleri Yakıldığı ?çin ?imdi Yok
Kuran'ın ilk orijinali: Küçük taşlar, deri, ağaç parçası, kemik gibi çeşitli nesnelere yazılıydı. Yakıldı. (Mehmet Akif'in yapmış olduğu Türkçe Kuran tercümesi de yakılmıştır (http://www.islamiyetgercekleri.org/mehmetakif.html)).
Kuran'ın ikinci orijinali: Ebubekir döneminde yapılan derleme. Yakıldı.
http://www.islamiyetgercekleri.org/islkurdegres1b.gif (http://www.islamiyetgercekleri.org/islkurdegres1b.gif)
Kuran'ın üçüncü orijinali: Osman döneminde oluşturulan "azmalar".Bunlar da dünyanın hiç bir tarafında yok.
Yapılan inceleme ve aktarmalarla görülen o ki: Muhammed'in "vahiy katiplerine yazdırdığı" bildirilen "Kuran"ın ne "aynı" ne de "tümü" eldeki Kuran'da. Halife Mervan kendi gerekçesini şöyle açıklar; "Onda yazılı olanlar, Osman tarafından yazdırılan Mushaflara geçmiştir. Artık ona gerek kalmamıştır. Yakılıp yok edilmeseydi, zamanla kuşkulara yol açılabilir, ondan alınarak yazılan Mushaflar çevresindeki kuşkuları önlenemeyebilirdi. Bundan korktum, o nedenle yaktırdım."(Kaynak: ?b Ebi Davud, Leiden 1937, yay.,s.243-Suphi e's-Salih Mebahis Fi ulûm-il Kuran).
Kuran nasıl derlendi?
Kuran ayetleri bugünkü biçimi ile yazılıp bir araya getirilmiş değildi. Hadislerde peygambere vahiy olan ayetler çeşitli nesneler üzerine yazılıydı; hepsi de dağınık durumdaydı. Ayetler "Lihaf" (küçük taşlar), "Rıka" (deri ağaç yaprağı, bir çeşit kâğıt), "Ektaf" (deve ve koyun kemikleri), "Usub" (agaç parçası" gibi nesnelere yazılmıştı.
http://www.islamiyetgercekleri.org/islkurdegres2a.gif (http://www.islamiyetgercekleri.org/islkurdegres2a.gif)Yitip gitmesin diye tümünü bir araya getirme çabasına ilk kez Halife Ebubekir döneminde gerek duyuldu ve bu çabalar gerçekleştirildi.
Bir aktarma da "bunların tümünün peygamberin evinde, bir arada bulunduğu ve dağınıkken bir araya getirip, içinden eksilen olmasın diye ortasından iple bağlanmış olduğu" da açıklanır. Buhari'nin yer verdiği bir hadise göre; "dinden dönüş" (ridde) olayları ve bu olaylar nedeniyle savaş hali vardı. Kuran'ı ezber etmiş kişilerin bir bölüğü ölmüştü. Ölenlerin sayısı artabilirdi, bunların tümü ölüp gitmeden Kuran'ın orada burada yazılı ayetleri derlenmeli, tümü bir kitap haline getirilmeliydi. Hattaboğlu Ömer durumu ve konunun önemini Halife Ebubekir'e anlattı. Ayetlerin derlenmesini önerdi. Halife başlangıçta pek doğru bulmamıştı bu görüşü.
"Peygamberin yapmadığı şeyi yapmak nasıl doğru olabilirdi?" diye düşünüyordu. Ömer direndi ve önerisini kabul ettirdi. işin gerçekleşmesi için de Zeyd Ibn Sabit'e görev verildi. Zeyd "Ebubekir bana 'Sen akıllı bir gençsin. Peygambere vahiy yazdığın için senin başaracağına güveniyorum. Araştır ve topla Kuran ayetlerini' dedi, Tanrıya ant içerek söylerim ki, dağlardan bir dağı yükleyip taşımayı önerseydi, buyurup verdiği görev kadar bana ağır gelmeyecekti. Yani Kuran'ı derlemek kadar." diyor ama sonunda görevi kabul ettiğini söylüyor ve işi nasıl yaptığını şöyle dile getiriyor:
"Kuran (ayetlerini) derlemeye koyuldum. Hurma dallarından, küçük taşlardan ve kişilerin ezberlerinden izleyip derledim. işin sonunda, Tevbe (Beraat) suresinin sonunu, Ebu Huzeymetu'l-Ensari'de buldum. Ki, başkasında bulamamıştım bu parçayı". Zeyd, bu parçanın Tevbe Suresinin sonundaki ayetleri (128 ve 129.ayetleri) oluşturduğunu açıklıyordu
Böylece Zeyd, Kuran ayetlerini derleme işini yaparken iki kaynağa başvurmaktaydı: Ayetlerin yazılı olduğu nesneler (ağaçlar, taşlar..) ve ezber bilenlerin bellekleri.
Ebubekir döneminde yazılan Kuran için başvurulan ezbercilerin başka deyişle hafızların sayısı Müslümanlar arasında tartışmalıdır. O döneme ilişkin kaynaklardan Buhari'nin "e's-Sahihi"nde yer alan üç hadisten anlaşıldığı kadarıyla Kuran'ın tümünü ezberleyenlerin en iyimser rakamla 7 kişi olduğu kabul edilebilir. Aynı zamanda, Peygamber dönemindeki "hafız"ların, yani Kuran'ı tümüyle ezberlemiş olanların sayısı pek azdı. Buhari'nin "e's-Sahih"inde geçen hadis şöyle:
Birinci hadis: Amr Ibnu'l-Ass anlatıyor: Peygamberin "Kuran'ı dört kişiden alın, Abdullah Ibn Mes'ud'dan, Salim'den, Muaz'dan ve Übeyy Ibn Ka'b'den" dedigini işittim. (Buhari, Fadailu'l-Kuran 8.) ?kinci hadis: Enes anlatıyor: "Peygamber öldüğünde, dört kişiden başka Kuran'ı tümüyle ezberlemiş olan yoktu. Ebu'd-Derda, Muaz Ibn Cebel, Zeyd Ibn Sabit ve Ebu Zeyd." (Buhari.)
YOLGEZER1984 04.04.2005, 22:17 http://www.islamiyetgercekleri.org/islkurdegres1a.gif (http://www.islamiyetgercekleri.org/islkurdegres1a.gif)Üçüncü hadis: Katade'den aktarılıyor: "Malik oğlu Enes'e; 'Peygamber döneminde, Kuran'ı tümüyle ezberleyenler kimlerdir?' diye sordum. şu karşılığı verdi: 'Dört kişi. Tümü de Medine'li. Übeyy Ibn Ka'b, Muaz Ibn Cebel, Zeyd Ibn Sabit ve Ebu Zeyd (Buhari, aynı yer, Müslim 2465. Hadis.)
Bu hadislerde adları yazılı olanları topladığımız zaman Peygamber döneminde Kuran'ı tümüyle ezberlemiş olanların sayısı yedi idi demek gerekiyor: Ibn Mesud (Birinci hadiste), Salim (birinci hadiste), Muaz Ibn Cebel (birinci, ikinci ve üçüncü hadiste.)
?slam din bilirleri bu hadislerdeki açıklamaların "dinsizlerin işine yaradığını" ileri sürerler. Suyuti, El ?tkan, Mısır 1978, c.1, s.94, satır 13.)
?l itkan'da daha başkalarının da Kuran'ı ezberlemiş oldukları adları ile açıklanıyor. Ama aktarmayı yapan, bu adları sayılanlardan kimilerinin, Kuran'ın tümünü ezberleme işini Peygamberin ölümünden sonra bitirdiklerini açıklamaktadır. (El ıtkan, 95-9ö.)
Zeyd Ibn Sabit, herhangi bir parçayı Kuran'a geçirmek için "iki tanık" koşulu koymuştu. Ancak bir tanıkla Kuran'ı alma gereği duyduğu ve geçirdiği parçalar da vardı. Örneğin, Ube Huzeyme'de bulduğu ve Tevbe Suresi'nin son iki ayetini oluşturan parça böyleydi.
Kuran'ı derleme ve yazma işi bir yıl sürer. Bu işe girişildiğinde Ömer ile Zeyd, mescidin kapısına oturmuşlar, "herkesin Peygamberden ayet olarak elde ettiği ne varsa getirmesini" istemişlerdi. Başarılan iş, kaynaklarda şöyle tanımlanır: Kuran ayetlerinin, surelerinin bulunduğu iki kapaklı bir kitap. Derlenip yazılan sayfalar, ölene dek Ebubekir'in yanında kaldı, sonra Ömer'in (halife) yanında bulundu. O da ölünce, kızı Hafsa'ya verildi.
Kuran ikinci kez derleniyor:
Buhari'de yer alan bir hadis şöyle: Ermeniyye ve Azerbaycan'ı ele geçirmek için savaşılıyordu. Huzeyfe, Ibnu'l-Yeman, Halife Osman'a geldi. Müslümanların okudukları Kuran'lardaki birbirini tutmazlıktan yakındı, "Emire'l-Mü'minin! Bu ümmet, kendisinden önceki Yahudiler ve Hıristiyanların içine düştükleri birbirini tutmazlılıklar gibi bir duruma düştü!" Bunun üzerine Osman, Hafsa'ya adam gönderdi, başka Kuran nüshaları yazıp almak için kendisinde bulunan sayfaları (yani Ebubekir döneminde yazılan kitabı) göndermesini istedi. "?ş bitince sana geri gönderirim" dedi. Hafsa da gönderdi o sayfaları Osman'a. Osman, hemen Zeyd Ibn Sabit'e, Abdullah Ibn Züyebr'e, Sa'd Ibnu'l-As'a ve Hişam oglu Haris oğlu Abdurrahman'a buyruğunu verdi. Onlar da Hafsa'dan getirilenden alıp Kuran nüshalarını oluşturdular. Osman, kuruldaki üç kişiye şunları söyledi: "(Medine'li) olan Zeyd ile, Kuran'dan herhangi bir kesimde ters düştüğünüz zaman, tartışma konusu olan parçayı Kureyş dili ile yazın. Çünkü Kuran sadece Kureyş dili ile inmiştir."
Onlar da bu buyruğu yerine getirdiler. Sonunda (esas) sayfalardan Kuran nüshaları oluşturup işi bitince, Osman, söz konusu sayfaları (Hafsa'dan getirilenler) geri gönderdi. Alınan nüshaların da her bir kesime gönderilmesini buyurdu. Ve bunların dışında kalan her bir Kuran sayfasını ya da Mushafı buyurup yaktırdı.(Bkz. Buhari, e's- Sahih, Kitabu Fedaili'l-Kuran/3.)
Buhari'nin kendisine anlatılan çabalardan ve "Kureyşli olanlarla olmayanlar arasında" belirecek anlaşmazlığın çözüm biçiminden anlaşıldığına göre, Kuran nüshalarını ortaya çıkarırken, Hafsa'daki Mushaf'tan aynen kopya etmek söz konusu değildi.
?leri sürüle gelen "aynen kopya edildiği" ileri sürülürken, neden kopya edildiğine de "ağız (şive) farklarından dolayı" diye gerekçe gösterilir. Ancak, Dr. Suphi e's-Salih, Mebahis Fi Ulumi'l-Kuran (Beyrut 1979) adlı eserinin 80, 84, 85 sayfalarında bu gerekçenin inandırıcı olmadığını belirtiyor. Dr. Suphi'ye göre, o zaman aynı metni, aynı sözcükleri değişik okunacak nitelikte yazıp yansıtabilmek için gerekli işaret ve noktalama yoktu. O zamanki yazı harflerinin dışında işaretsiz harfler de noktasızdı. Kısacası, halife Ebubekir döneminde oluşturulan "mushaf", istenseydi bile, çeşitli kabile ağızlarını (şiveleri) içerir nitelikte yazılır olamazdı.
http://www.islamiyetgercekleri.org/islkurdegres2b.gif (http://www.islamiyetgercekleri.org/islkurdegres2b.gif)Durum böyle olunca, şu sorular karşılıksız kalıyor: Ebubekir döneminde hazırlanan ve Hafsa'dan alıp getirilen "Mushaf" ile Osman döneminde meydana getirilen "nüshalar, mushaflar" arasındaki fark neydi? Yeni çalışma ile gerçekleştirilen nedir?
Yukarıda anlamı sunulan hadiste bu açıklanmamakta. Ancak, hadisin devamı niteliğindeki bir açıklamada, yapılan işin sadece "bir temel nüshadan alınıp, başka mushaflara aktarma" olmadığını anlatır niteliktedir Dörtlü kurulda yer alan Zeyd Ibn Sabit, şöyle diyor: "Mushaf oluşturma işini yaparken, Ahzab Suresinin sonundan bir ayet yitirdim ('fakattu'). Ki, Peygamberin onu Kuran'dan bir parça olarak okuduğunu işitip tanık olmuştum. Aradık bu ayeti. Ve Sabit oğlu Huzeyme el Ensari'de bulduk (Ahzab suresine 23.ayet) ekledik o mushafta." (Itkan, Mısır, 1978, C1, s.79.)
YOLGEZER1984 04.04.2005, 22:18 Birinci derlemenin yakılmasındaki amaç:
Ölümüne değin sandığında saklayan ve alınıp yakılmasını önleyen Hafsa idi. Bu koruyucu ölünce, Kuran'ın Tanrısı "Kuşkusuz Zikr'ı (Kuran'ı) biz indirdik; kuşkusuz koruyucuları da yine biziz" (Hicr, ayet:9) dese de koruyucusu kalmamıştı. Mervan Ibn Hakem, "sandıktan" aldırtıp getirmiş ve yaktırmıştı. Mervan'ın bu ilk derlemeyi yaktırmasındaki gerekçesini, kendisi şöyle açıklıyor: "Bunu yaptım, çünkü, Onda yazılı olanlar, resmi (imam) Mushaf'a yazılıp geçirilmiş ve korunmuştur. Korktum ki aradan uzun zaman geçtiğinde kuşkucu kimseler bu (resmi) Mushaf hakkında kuşkuya düşerler." (Bkz. Dr. Subhi e's-Salih, Mebahis fi Ulumi'l-Kuran, s.83. Dayandığı kaynak: Ibn Ebi Davud, Kitabu'l-Mesahif, s.24.) Oysa, asıl kuşkulara yol açan, esas alınmış olduğu belirtilen ilk derlemenin yakılması olmuştur. Çünkü, ilk derleme ile, sonraki (Osman döneminde oluşturulan ve imam adı verilen) "Mushaf" arasında fark olmasa idi, ilkini yakma yoluna gidilir miydi? ?lk derlemede bulunmayan eklemeler ya da Kuran'dan çıkarmalar yapılmamış olsaydı, neden korkulmuştu?
Muhammed Döneminin Kuran'ı ile Bugünkü Kuran Aynı Değil:
Burada çok önemli bir tanıklığa başvuralım: Ibn Ömer diyor ki: "Hiçbiriniz, Kuran'ın tümünü aldım (elimde bulunduruyorum) demesin. Bilemez ki, Kuran'ın çoğu yok olup gitmiştir. 'Ne kadar ortada varsa o kadarını elimde tutuyorum' desin yalnızca." (Bkz.Suyuti, el ?tkan, 2/32.)
http://www.islamiyetgercekleri.org/islkurdegres3na.gif (http://www.islamiyetgercekleri.org/islkurdegres3na.gif) http://www.islamiyetgercekleri.org/islkurdegres4a.gif (http://www.islamiyetgercekleri.org/islkurdegres4a.gif)
Bu tanıklık, bugün elimizdeki Kuran'la, Muhammed'in "vahiy katipleri"ne yazdırdığı bildirilen Kuran'ın aynı olmadığını çok açık biçimde anlatmıyor mu? Kaldı ki, Ibn Ömer, Osman dönemindeki derlemeden sonra bu sözü söylemiştir. Yani, Osman döneminde oluşturulan "Mushaf"ın da orijinali yok. O el yazması, Dünyanın hiç bir yerinde bulunmuyor...
Temel kaynaklarda sözü edilen, ama bugün bulunmayan "değişik mushaflar" da üzerinde durulmaya değer nitelikte. Suyuti'nin el ?tkan'ında, Buhari'nin eserlerinde bazı önemli mushaflardan ve bu mushafların içindeki surelerin listelerinden söz edilir. Örneğin, Muhammed'in en yakınlarından biri bilinen ve Peygamberin, Kuran için ezberine başvurulacak dört kişiden biri olarak belirttiği Ibn Mesud'un mushafı, yine Muhammed'in danışılması gereken dört kişiden biri olarak söz ettiği Übeyy Ibn Ka'b'ın mushafı, Abdullah Ibn Abbas'ın mushafı, Muhammed'in karılarından Aişe'nin mushafı, Ali'nin mushafı bunların başlıcaları. Ayrıca bugün Alevi'lerin, Ali'nin mushafı olarak söz ettikleri bir mushaf ve Hindistan'da saklanan ayrı bir mushaf daha var.
Suyuti'nin ve Buhari'nin kitaplarında belirtilen mushaflardan hiçbiri günümüze gelememiş. Ancak bunların içerik listeleri yazılmıştır.Ayrıca bazı din kitaplarında, bunlarda bulunduğu söylenen ayet ve surelerden parçalar günümüze kadar gelmiştir. Eldeki resmi nüshadan içerik yönünden farklı oldukları bu listelere bakınca hemen anlaşılıyor. Örneğin, Ibn Mesud'un "Mushaf"ında Fatiha Suresi gibi çok temel bir sure yok. Felak ve Nas sureleri de..Ali'nin surelerinin sırası bugünküne uymuyor. Suyuti, kitabında, Bakara suresinin, Ahzab suresi ile aynı uzunlukta olduğunu aktarıyor. (Bkz. Suyuti, el ıtkan, 2/32.) Oysa bugün, eldeki resmi Kuran'da, Bakara 285 ayet iken, Ahzab yalnızca 73 ayettir.
Üçüncü halife Osman döneminde bir heyet tarafından yeniden derlenip yazılan Kuran'ların kaç adet olduğu ve şu anda nerede bulundukları tartışmalıdır.
Kimilerine göre dört, kimisine göre beş ya da yedi adet yazılmıştır. Dörttür diyenlere göre, Osman bir nüshasını kendisine alıkoymuş, diğerlerini Kufe'ye, Basra'ya ve ?am'a göndermiştir. Mekke'ye, Yemen'e ve Bahreyn'e gönderilenlerden de söz ediliyor.
Kimi kitaplardaki bilgilere göre, bu nüshalardan kopya edilip çoğaltılmasına izin verilmiş, kimi kişiler kendileri için "mushaflar" meydana getirmişlerdir. Ancak, o zaman bu mushaflarda bulunduğu söylenen ve örnekler aktarılan bazı Kuran parçalarının resmi Kuran'da bulunmamasına ne demeli?
Bazı ?slam kaynaklarında, Osman döneminde çoğaltılan nüshaların bir kısmının bugün elde olduğu iddia edilir. Örneğin, bir kopyanın Taşkent'te olduğundan söz eden çok sayıda kitap vardır. Yine bazı ?slami Türk kaynaklarında Topkapı Müzesi'ndeki Kuran'ın da Osman zamanından kaldığı söylenir. (Turan Dursun'un bu makalesinin üzerinden geçen sürede , 2000 yılına gelindiğinde, Yemen'deki Ulu Cami'de yapılan restorasyon çalışmaları sırasında dünyanın en eski Kuran'ının bulunduğu The Guardian gazetesinin haberinde açıklanmıştır (http://www.guardian.co.uk/Archive/Article/0,4273,4048586,00.html). Bu Kuran üzerinde yapılan incelemeler, günümüzdeki Kur'an'ı tutmadığını göstermektedir (http://www.theatlantic.com/issues/99jan/koran.htm). )
Konunun araştırmacılarından Prof. Dr. Suphi e's-Salih kitabında, "Peki, Osman döneminde hazırlanmış resmi nüsha şimdi nerededir?" sorusunu ortaya atar ve doyurucu cevap bulamadığını açıklar. Kahire Kütüphanesi'nde olduğu söylenen nüshanın, Osman döneminden kalmış olamayacağını belirtir. Çünkü bu kitapta bir takım işaret ve noktalar vardır, böyle işaret ve noktaların ?slamiyet'in ilk yıllarında bulunmadığı bilinmektedir.
Ayrıca, Kuran'ın okunuşundaki farklar da, tek bir Kuran olmadığının göstergesidir. Nitekim, ?smail Cerraoğlu'nun, Ankara 1971 baskılı "Tefsir Usulu" adlı kitabının 90-110.sayfaları arasında, Islam kaynaklarından aktarılan bilgiler de şöyle:
"Kur'an'ın bir harfinin bile değişmediği" yalanı Tevbe suresinin 114.ayetindeki "iyyahu" sözcüğünü, Hammad ?bn Zeberkan, "ebahu" diye okurdu. Sad suresinin 2. ayetindeki "izzettin sözcüğünü de "ğırratin" okumaktaydı. Buradaki değişiklikler harf değişiklikleri.Birincisinde "ya""ba" ya, öbüründe de "ayın" harfi, "ğayın" harfine dönüşmüş. Haydi bu tür harf değişikliklerini önemsemeyelim. Eldeki Kur'an'da görülen kimi sözcüklerin yerine, Abdullah ?bn Abbas, "mürâdiflerini", yani "eş anlamlı olanları kullanırdı. Enes ?bn Malik de Müezzemmil suresinin 6. Ayetindeki "akvamu" sözcüğünün yerine, "asvabu" sözcüğünü kullanmıştır. ?bn Ömer, Cum'a suresinin 10. Ayetindeki "fes'av" sözcüğünün yerine, "femzû" sözcüğünü; ?bn Abbas Karia suresinin 5. Ayetindeki "kel'ıhni"yerine "k'essavfı"yı uygun görüp kullanırdı. Yine ?bn Abbas "sayhaten vahideten"lerdeki "sayhaten" yerine, "zeyfeten"i yeğlerdi.Enes ?bn Malik, ?nşirah suresinin 2. Ayetindeki "vada'nâ" yerine,"halelnâ" diye okurdu. (Bkz.Sf.95). Aynı kitapta, gösterilen kesimde başka örnekler de görülebilir.
YOLGEZER1984 04.04.2005, 22:20 Buralarda görülen de yalnızca harf değişikliği değil kelime değişikliğidir. Demek ki peygamberden bu yana bir harf bile değişmemiştir savı gerçek değildir.
?smail Cerrahoğlu'nun da kitabında yer verdiği (Bkz. aynı kitap, s.93-94) bir olay çok ilginçti bu konuda. Aktarıldığına göre, bir gün Hizam oğlu Hakim Oğlu Hişam, Furkan suresini okumaktadır. Ömer dinler, bakar ki, Hişam bu sureyi Muhammed'in kendisine öğretip okuttuğundan başka türlü okuyor. Ömer öfkelenmiştir:
"-Bu sureyi sana böyle kim belletip okuttu?"
"-Peygamber!"
"-Yalan söylüyorsun. Çünkü, Peygamber bu sureyi bana senin okuduğundan başka türlü okuttu."
Ömer bu tartışmayı yaparken, Hişam'ın yakasına sarılmıştır. Sonra, adamı alıp Peygamber'e götürür.
"-Bu adam, senin bana okuttuğundan başka türlü okuyor Furkan suresini."
"-Yakasını bırak da adamın okuduklarını ben de dinleyeyim."
Ömer yakasını bırakınca, Muhammed adama döner:
"-Hişam, haydi oku, bir de ben dinleyeyim, Furkan suresini nasıl okuyorsun?"
Hişam, Furkan suresini, kendisine öğretildiği gibi okur. Sonra, Muhammed, "-Bu sure bana böyle indi." der.
Muhammed, aynı sureyi bir de Ömer'e okutturur. Ömer'inki için de aynı şeyi söyler. Yani, ikisininkini de doğru bulmuştur. Sonra da şöyle der:
"- Kuran yedi harf (yedi türlü) indirildi. Bunlardan hangisi kolayınıza gelirse, Kur'an'ı ona göre okuyun. (Bkz. Buhari, e's-Sahih, Kitabu'l-Husûmât 4; Tecrîd, hadis no: 1766; Müslim, e's-Sahih, Kitabu Salâti'l-Müsâfirîn/270, hadis no:818)
Bu hadis, Hişam'ın okuduğu Furkan suresi ile, Ömer'in okuduğu Furkan suresinin çok çok başka olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Bu hadise göre, Muhammed, kavgayı tatlıya bağlıyor, "Kur'an'ın yedi çeşit indirildiğini" ve herkesin başka türlü okuyabileceğini söylüyor. Yani Kur'an'ı türlü biçimlerde öğrenip okumayı serbest bırakıyor. "Başkalık"sa, hadisten de kolaylıkla anlaşılacağı gibi, "okunuş"ta değil, "okunanlar"dadır. Yoksa, Ömer'in o denli öfkesinden söz edilebilir mi?
Kaynaklar, ayrı ayrı mushaflar üzerinde durur. Aktarılan örneklere göre, kimi mushaftakiler bugün elimizdeki "resmi kuran" dakileri tutmamaktadır. Ayrıca ?bn Ömer'in şu sözü son derece ilginçtir:
-?çinizden kimse, Kur'an'ın tümünü elinde tutuğunu söylemesin. Bunu diyen bilir mi Kur'an'ın tümü ne kadardı, nasıldı? Kesin olan o ki, Kur'an'ın çoğu yok olup gitmiştir. (Bkz. Süyuti, el ?tkan, 2/32)
Bütün bunlar karşısında, yine "kuran, Peygamberden bu yana olduğu gibi ve bir harfi bile değişmeden gelmiştir, denebilir mi?
Kur'an'ın birinci orijinali de, ikinci orijinali de yine müslümanlar eli ile yakılmıştır. Kuşkusuz gerçekleri örtmek için. Osman döneminde oluşturulup çoğaltıldıktan sonra belirli merkezlere gönderilen nüshaların orijinallerine de , dünyanın hiçbir yerinde raslanmamaktadır.
Müslümanların kutsal kitabının resmi nüshasının her yerde aynı olduğu doğrudur. Ancak, bugün ?slam dünyasında bilinen ve elde bulunan Kuran, Peygamberin "vahiy katiplerine yazdırdığı" söylenen Kuran'ın aynı değil. Kaynaklar, bunu ortaya koyuyor. Mehmet Akif'in yapmış olduğu Türkçe Kuran tercümesi de yakılmıştır (http://www.islamiyetgercekleri.org/mehmetakif.html)
Yararlanılan ?slami Kaynaklar: 1.Buhari E's-Sahih (Arapça); Kitabu'l Fedail-ül- Kuran Menakıbu'l Ensar, Sahihi Buhari Mustesari. Tecridi Sarih Tercümesi, 2.Dr. S. Suphi E's-Salih (?slam dünyasında son yüzyılın ıleri gelen ve birçok eserleri olan araştırmacı) Mebahis fi Ulum-il Kuran, 3.Celalettin Suyuti (Kuran yorumcusu, Hadis uzmanı olarak ?slam dünyasında en güvenilir din bilirlrinden birisi): El ?tkan Fi Ulumi-l,Kuran, 4.Müslim E's-Sahih (Arapça), 5.Ebu Davud Kaynak: 1) Turan Dursun, Din Bu, 1.cilt, Kaynak Yayınları, 10.baskı, sayfa 78-89.Kaynak yayınları 84.
2) Turan Dursun, Din Bu, 3.cilt, Kaynak Yayınları, 6.baskı, sayfa 187-189
YOLGEZER1984 04.04.2005, 22:21 http://www.islamiyetgercekleri.org/muhammedmektup.jpg
Evet, ne gariptir ki; Muhammed'in Allah'tan-varsa eğer- indiğini iddia ettiği Kuran'ın yazıya ilk dökülen kopyası yeryüzünde bulunmamaktadır. Muhammed'den asırlarca önce yaşamış olan eski Mısırlılar düşüncelerini ve tarihlerini bugüne kadar getiren yazılarını taşlar üzerine yazmayı akıl etmişken, Allah'ın-varsa eğer- ve onun peygamberi olduğunu iddia eden Muhammed'in bunu düşünememiş olması size garip gelmiyor mu? Muhammed, Kuran'ın yazıya ilk dökülen halini bu şekilde yazarak ölümsüzleştirmeyi niye düşünemedi? Eğer bu hatayı yapmamış olsa idi, bugünkü Kuran ile Muhammed'in Kuran'ı karşılaştırılarak kontrol edilebilirdi. Kuran'ın değişmesi de önlenebilirdi. Doğru sözdür; "Söz uçar, yazı kalır".
Tüm bu eksiklikler, Kuran'ın Allah'tan-varsa eğer- inmediğinin, insan sözü olduğunun, bir başka deyişle Muhammed ve arkadaşlarının sözü olduğunun bir diğer göstergesidir.
TheGodfather 05.04.2005, 11:38 Böyle şeyler fikir yürütmekle olmaz..Hele tahminle hiç olmaz..Kuranın değiştiği iddiası çok büyük bir mesuliyet ister....Bu konuda sizden daha temkinli konuşmanızı ve her duyduğunuza inanmamanızı tavsiye ederim...Kuran değişmişse islamiyettte değişir..Kuranda kendsisnin Allah taraından korunacağına dair bir ayet var..O AYET ÇOK ?LG?M? ÇEKM??T?R BU GÜNE KADAR...
saygılarımla
chatlakalper 05.04.2005, 13:03 Kuran-ı Mukaddes in değiştiğini iddia etmek veya bunu kabul etmek çok büyük bir mesuliyet ister The GodFather ın söylediklerine katılıyorum
dem_dost 05.04.2005, 16:32 okumak bilirsen kuran sendedir
demekle yetinmek istiyorum artik
YOLGEZER1984 06.04.2005, 08:56 arkadaşlar.. tabii ki degişip degişmediğini ben bilemem.. benim amacım bu yazıyı sizlerle paylaşmaktı.. ancak konu başlığı olark " doğruladılar" kelimesi kesin bir sonuç içerdiği için yanlış yapmışım aslında konu başlığı şöyle olmalıydı .. "kuran gerçekten değiş ti mi?"
yoksa bunu elbette bilemeyiz.. ancak ben kuranın değiştiğine inanıyorum .. o da ( muaviye ) döneminde.. bununla ilğili kanıtlar ve belgeler bulup sizlerlen paylaşaçagım..
chatlakalper 06.04.2005, 14:25 bunu en kısa zamanda bizlerle paylaşmanı temenni ediyorum.
munzur_hozat 06.04.2005, 14:32 Kuran-ı Kerim'in Kıyamet gününe kadar korunacağı başta ayetler sonrada sahih hadisler olmak üzere açıklanmış ve tartışılması bile dinden çıkmak ve Allaha'a isyan etmeye eş görülmüştür ve bu da kanaatimce çok doğru bir karardır.
Bugün ben aleviyim ama ateistim diyen traji komik insanlar görmekteyim Alevilik islamla var olmaktadır kökünü ondan almaktadır aleviyim diyen Allah'ı ve Kuran'ı kabul etmiş demektir sonrası yorumdur işte bu yorumlar Alevi ve sunni ayrımına sebeptir.Lütfen salt dine daha karşı dikkatli olalım eleştirilerimizi Kuran ve Allah'tan öte bizi sunnilerden farklı kılan yorumlar üzerine olsun.
Arkadaşlar, Kur'an en son indirilen kitaptır. Bu sebeple hükmü kıyamete kadar bakidir. Bütün indirilen kitaplar bize Allahın varlığını ve birliğini, ahireti, cennet ve cehennemi bize ders veriyorlar. Madem Kur'an tevhidi ve ahireti en mükemmel bir şekilde bize ders veriyor. Hem madem Kur'anın hükmü kıyamete kadardır. Hem madem Allah Kur'anda ''bu kur'an bir hidayet rehberidir, müminlere şifadır, Kur'anda hiç bir şüphe yoktur'' gibi ayetlerle bize Kur'anı medhediyor. Öyle ise Kur'anın bir harfini değiştirmeye hiçbir insanın gücü yetmez. Çünkü bir sinek kanadını, bir mikrobun midesini ehemmiyetle tanzim eden ve her insana ayrı bir sima veren bir zatın kelamına, insan sözünün girmesine imkan var mı? Cenab-ı Hak Kur'anda '' Kur'anı biz indirdik, onu koruyacak olan da biziz'' buyuruyor. ?ncil ve Tevratın hükmü kıyamete kadar olmadığı ve Allah onları koruyacağına dair bir söz vermediği için değiştirilmiştir. Dinsizler Kur'anın değiştirildiğini yanlış tevil ettikleri olaylarla değil de, Kur'andan ispatlasınlar. Yani, bize ayetleri çürütsünler . Siz, hiç dinsizlerin, Kur'anın temellerine itiraz ettiklerini gördünüz mü? Elbette Kur'ana itiraz edemediklerinden ve hiç bir meselesini çürütemediklerinden böyle bahaneler uyduruyorlar. Ben şunu idda ediyorum. Kur'anın her bir meselesi akla ve mantığa dayanıyor ve bunu ispat etmeye hazırım. Cenab-ı Hak Kur'anda ''eğer KUR'ANDAN bir şüpheniz varsa, onun bir suresinin mislini getiriniz'' buyuruyor. Madem bu dinsizler, bu meydan okumaya yanaşmıyorlar, öyle ise aciz ve zelil kalmaya mahkumdurlar. Onların inadına islamiyet her yerde hızla yayaılıyor. Elhamdülilah.
?slamiyet güneş gibidir, üflemekle sönmez.
Gündüz gibidir, göz yummakla gece olmaz. gözünü kapayan yalnız kendine gündüzü gece yapar.
Arkadaşım, sahabeler hak ve doğruluk için anne ve babasını ve kavim ve kabilesini terk etmiş insanlardır. Allah Feth suresinin sonunda sahabeleri medhediyor. ?şte Muaviye zamanında binlerce Kur'an hafızı vardı. Ayrıyeten Muavaiye, Peygamberimizin ölümünden, yaklaşık 20 yıl sonra halifeliğini ilan etmiştir. O zamana kadar ?slamiyet ta Fas'a kadar ulaşmıştır. Yani binlerce Kur'an ve Kur'an hafızı dünyaya yayılmıştır. Bugün, dünyadaki bütün Kur'anlar birbirinin aynıdır. 1 harf bile değişiklik yoktur. Oysa ki bir ara ?znik konsulünden önce 600 çeşit incil vardı. Sonradan 4'e indirildi. Eğer Kur'anda böyle bir değişiklik olsaydı, şimdi dünyada ayrı ayrı Kur'anlar olurdu. Fakat dünyanın neresine gidersen git, bütün Kur'anlar birbirinin aynıdır.(tercümeden bahsetmiyorum) Bir de Kur'an ayetleri içine insan sözü girse mutlaka anlaşılırdı. Çünkü, insan kelamıyla, Allah kelamı arasında çok büyük bir fark vardır. Mesela, insanların en beliği, yani en güzel ve en mükemmel söz söyleyen insan HZ Muhammed aleyhisselamdır. Onun sözleri bile Kur'ana yetişemiyor. Yani hemen hadis-i şerif olduğu anlaşılıyor. Madem peygamberimizin bile sözleri Kur'ana yetişemiyor. Öyleyse kimin haddi var ki Rabbül alemin olan Allahın sözleri içine kendi kelamını karıştırsın. Bir başka mesele de; Kur'anın ayetleri kainatı ihata ediyor. Yani; Kur'an, her bir meselesini akla ve kainata havale ediyor. Yani Kur'an kainatı, bütün meselelerine delil ve şahit yapıyor. Elbette, eğer insan kelamı Kur'anın içine girseydi, aklımızla ve kainatla çelişen hakikatlar içinde bulunurdu. Fakat Kur'anın herbir hakikatının aklen ve ilmen bir cevabı vardır. ?şte arkadaşım, tahmini olarak bir fikir yürütmeyelim. Yani ''belki veya ''olabilir'' ihtimaliyle hareket etmiyelim. Eğer elimizde gerçekten delil varsa inanalım. Delilsiz hiç bir şeyin değeri ve hükmü yoktur. Saygılar.
dem_dost 28.04.2005, 17:55 öncelikle.. biraz objektiv yaklasalim meseleye
ben objektiv bakabiliyormuyum orasi baska bir mesele.. ama bunu yapmaya bir mecburiyet var
cümle alem biliyor : Ku'ran 6666 Ayet
kimin haddinedir ki.. Hak kelamini... Kuran ayetlerini azaltsin?
ebubekirinmi? osmaninmi? ömerinmi? muaviyeninmi? baska bir sahabeninmi?
buna somut yanit verebilen yok.... durum böyle olunca... ben sorarim sana...
nerde bu ayetler????
hz alinin yazdigi methin neden ortaliklarda yok... yakilmis.. kayip olmus?
inanisa göre imam muhammed bakir ile magarada sir olmusdur bu on iki imamlardan imamdan imama gecen kuran
sunu da belirtmek istiyorum... ben degistirildimi.. degistirilmedimi... bundan hic bir bilgim yok...
ama su vardirkine... o cok övdügünüz 3 halife...
bütün kuran ayetleri yazili olan belgeleri toplamis yaktirmis
onun icin isimiz zor... bir cok dedemiz degismedigine inaniyor...
bir cok dedemiz de degisdigine inaniyor belli kisiminin
mesela bir cok defa al-i muhammed kavramini sildirtmisler
al-i muhammed direk ehl-i beyt ve hz aliyi temsil ediyor elbette
son olarak Ibreti Babanin bir dörtlügünü sunacagim:
IYICE INCELEDIK BIZ O KU'RANI
BIZ CANLI KITAPTAN OKUDUK ONU
ARIF OL DA EVVEL KENDINI TANI
YOKSA AKLIN ERMEZ LISANIMIZA
ve yine baska bir dörtlük
Feylesof Riza'dan
CÖLLERDE DOLASIP SERABA BAKMA
ALLAH ALLAH DEYÜ HAVAYA BAKMA
TALIP-I HAK ISEN KITABA BAKMA
OKUMAK BILIRSEN KURAN SENDEDIR
Turabi baba su dörtlügü yazmis:
Kuranidir sözümüz
Rahmanidir yüzümüz
Hakk’ı görür gözümüz
Aldanmayız hayale
umarim asiklarimizin ne demek istedigini anlamissinizdir
o kitap degismis olsa bile
O Ku'ran insanin özünde gizlidir, Ku'ran degismemis olsa bile... onu anlamak insanin gönlünü, cemalini okumaktan gecer
saygilarimla
TheGodfather 28.04.2005, 19:52 Evet can alıcı nokta ben kuranın değiştiğine inanmıyorum...Yalnız kuranda ayet sayısı meselesi tartışa gelmiştir..Bu konuda bir fikrim yok..Yalnız..Değişip değişişmediği konusunda bir kaynağı olmadan değiştiğini iddia etmek kesinlikle büyük bir mesuliyet ister...Kuranın Türkçesini okudum..Bana göre Umeyye oğullarının herhangi bir değiştirmesi söz konusu değil...Hayvan Halife Muaviye halifelik makamı için Ehli Beyte yaptığı zülümlerinin arefesinde Ehli beyt kurana sıkı sıkıya sarılmışlardır..?lk 3 halife döneminde yakılan nüshalar tahminime göre bir kitap altında toplandıktan sonra yakılmıştır...Kuranın koruyucusu Allah'tır..''ONUN KORUYUCUSU B?Z?Z'' ayeti gerçekten çok isabetli olmuş bu konu hakkında...Kimin haddine kuranın orjinalini değiştirmek...Kılıç zoruyla islamı kabul etmiş görünen şerefsiz ümeyye oğullarının haddine değil bu iş..?slamiyet emevilerin tekellinde olamaz...Yezid küffarı(Burada hayvan halife Yezidi rahmetle değil lanetle anıyoruz) Hz.Hüseyn'i katletmeseydi bunları tartışıyor olmazdık..Kısacası Emevi hanedanına burda bir kez daha lanet okuyoruz...
ALBAY_KAWA 03.05.2005, 17:21 uzun zamandir yzamak istemedim ama birseyler yazsam iyi olacak, kuranin degistirilip degistirilmedigi konusu, iki si iicnde evet derim..
Kuran, da bir cok ayet, var sure var, varki var, insaniz diyorsunuz, ama kadinlar insan olarak görülmüyor ikinci planda, kesim kesim, resmen hayvan muamelesi, hayla cogu yerlerde karisinin sayisi 4 olanlar, var birsefer sunu bir acikliga kavusturalim, neden 4 kadinla ayni anda evli kalabiliyorum, ve diger dinleri yok sayiliyor, sadece müslümanlik, kuranda yaziyor 'eger ben isteseydim tek bir millet tek bir irk yaratirdim, ama farkli farkli diller ve irklar yarattim' ( not burdaki iki tane sure alt alta olmak üzere sadece özetini yazdim )... Peki her gün allhatan korkan, her gün allah iicn namaz kilan, v.s yapanlar neden müslümanlarin diisndakilerini, gavur olarak sayiyorlar ve söylüyorlar, ( kurana göre dini olmayan millete gavur denir, yani bir seye inaniyor ve tapiyorsa, ona gavur denmez ) Türkiyede eskiden doguda örnegin alevileri, gavurdan sayiyorlari, simdi yer yer sayanlar var hayla...
Bunlari anlatalim önce acikliga kavussun, onda sonra inanalim, degistimi degismedimi...
Bence Kuran degistirilmistir Hz Muhammedin ölumunden sonra....
Öncelikle bütün arkadaşlara tekrar merhaba.
Albay Kawa arkadaşım, Kur'anın hiç bir ayetinde kadınlar ikinci sınıf muamelesi, hayvan muamelesi yoktur. Kadınlara hayvan muamelesi diye iddia ettiğin bir tek ayet göster.
4 kadın meselesine gelince, Kur'an evlenmeyi 1'den 4 'e çıkarmamış. 7-8'den 4'e indirmiş. Ayrıca, Kur'an, ''4 tane ile evlenmek daha iyidir '' demiyor. Sadece ''4'e kadar izin var'' diyor. 4 kadın ile evlenmeye de bir çok şart koşmuş.
Ayrıca, ?slamiyetten önce, 7-8 kadınla evlenmek vardı. Biliyorsunuz ki, insanların fıtratından, belirli bir adeti bir anda kaldırmak imkansızdır. ?şte Kur'an, 7-8 tane kadınla evlenmeyi yasaklamıştır. Fakat, çok önemli bazı şartlar içinde 4 tane kadınla evlenmeye izin vermiş. 7-8 kadınla evlenen insanlara, bir anda, ''sadece 1 kadınla evlenebilirsiniz'' emri gelseydi. insanlar bu emri yerine getirmekte imkansızlık derecesinde zorlanacaklardı. Fakat burası çok önemli, Kur'an, sadece izin vermiş. Daha güzeldir dememiş.
Kur'anın 4 kadınla evlenme hükmünün bir çok hikmetleri vardır. Çünkü, evlenmenin en büyük hikmeti, çoğalmaktır. Karı-koca ilişkisindeki lezzet ise, o çoğalma işini insanlara gördürebilmek için, Allah tarafından verilmiş bir küçük ücrettir. Bir erkek, yüz yaşına kadar, çocuk sahibi olabilir. Fakat bir kadın, 50 yaşından sonra ümitsizliğe düşer. Ayrıca, kadınların ayın hemen yarısında hayız gibi hastalıkları vardır. Erkek, o hastalık anında karısından uzak durmaya mecburdur. ?şte, eğer bu erkek, nefsine mağlup olursa fuhşiyata kadar gidebilir. ?şte, 4 tane kadınla evlenmeyi aklına sığıştıramayanlar, bir çok fuhuşhaneyi kabul etmek zorunda kalıyorlar.
?şte Kur'an böyle insanlara 4 tane kadınla evlenmeye izin vermiş. Fakat, çok ince ve hassas bazı şartlar koşmuş.
2.) Kur'anda, bütün peygamberlere ve kitaplara inanmak farz kılınmış. Yani, Kur'an diğer dinlerden de bahsediyor. Allah, ?slamiyetten önce de bir çok peygamber göndermiştir. Bu peygamberlerden Kur'an bahsediyor. Fakat, mesela bazı hristiyanlar, Hz ?sanın öğretmiş olduğu tevhid akidesini bozup, Hz. ?saya haşa ''Allahın oğlu'' diyorlar. Elbette, baştan sona kadar Allahın birliğini anlatan Kur'an, bu itikadı kabul etmez.
Ayrıca, Kur'an, hristiyanlara ''siz hz ?sayı ve incili inkar edin'' demiyor. ''Hz ?saya ve ondan önceki peygamberlere inandığınız gibi, son peygamber Hz Muhammed'e de inanın diyor. Elhasıl Kur'an, diğer dinlerden ve kitaplardan övgüyle bahsediyor.
Son olarak Eda'ya da şunu söylerim. Kur'anın bir harfi bile değişmeden bize gelmiştir. Bunun delili, Kur'anın bütün ayetlerinin birbirini tamamlaması ve içinde hiç bir çelişki olmamasıdır. Eda, bana değiştirilmiş dediğin bir tane ayet söyle...
Serhan beyy ben ayet size soylemem bana gore hz Muhammedin olumunden sonra kuran ömer ve diger halifeler tarafidan degistirildigine inaniyorum ama ben kuranin su ayetti gestirilmis diyemem imkaniszdirrr siz neden degistirilmedigine bukadar inaniyorsunuzkiii siz bize bunukanitliyabilirmisiniz tabiiki hayirrr....
saygilar
Eda, fakat o asırda sadece Hz Ömer yoktu. Peygamberimizin veda hutbesini yüzbine yakın sahabe dinlemiştir. Bunlar arasında, binlerce Kur'an hafızı vardı. Ve bilhassa HZ Ali vardı. Hz . Ali, ilk üç halifenin zamanında, onların şeyhül ?slamlık makamında bulunmuştur. Hz Ali ile diğer üç halife arasında, en ufak bir hadise yaşanmamıştır. Eğer, Kur'anın değiştirilmesine teşebbüs bile edilse idi, Hz . Ali, bir dakika bile durmadan hemen itiraz ederdi. Hz. Ali, 20 yıl boyunca o üç halifenin şeyhül ?slamlık makamında bulunmuş ve onlara tabi olmuştur ve onlara ciddi hürmet etmiştir. Eğer Hz Ali, onları haksız görseydi, onlara tabi olmazdı. Elhasıl, Hz Ali ile diğer üç halife arasında, en küçük bir münazaranın bile olmaması gösteriyor ki, Hz Ali o üç halifeyi kabul etmiş ve onlara hürmet göstermiştir. Eğer Hz Ömer, bu işi haşa Kur'anı değiştirse idi, Hz Ali bir dakika dururmuydu ve ona tabi olur muydu.
Kur'anın değiştirilmediğine bir delil de Kur'anı biz indirdik ve onu koruyacak olan da biziz'' ayetidir. Yani Allah, Kur'anı bizzat kendisinin koruyacağını vadediyor.
Ayrıca, Kur'anın ayetlerinin kainatı ihata etmesi ve içinde en ufak bir çelişkinin bile bulunmaması, Kur'anın bize sapasağlam geldiğinin en büyük bir delilidir.
Sevgili Eda, Allah sana ahirette, ''hangi delil ile benim sözlerimden bazılarına insan kelamı dedin'' diye sorarsa, ne cevap vereceksin?
TheGodfather 18.05.2005, 16:18 En iyisimi kuranın değişip değişmediği konusunda sağlam deliller olmadan yorum yapmamak..Bu konuda Allah'ın huzurunda suçlu duruma düşmemek için böyle bir iddia doğruda olabilir yanlışta ama elimde sağlam deliller olmadığı için bir yorum yapmama taraftarıyım.
saygılar
Sevgili Eda, Allah sana ahirette, ''hangi delil ile benim sözlerimden bazılarına insan kelamı dedin'' diye sorarsa, ne cevap vereceksin?
[/QUOTE]
sevgilii Serhan bey, allah bana ahirette o soruyu sorasa bende soyle bir cevap verrim, Insan oglu bu dunyada neyii degistirmedikii guzel olan yada orjinel olan ne kaldi sïze bir örnek: bir Hukumet basa gelince neyaparrr.......aslinda bunlari tatismak birazda benimde hadime degill benii asan bir konuu ama bende sadece dusuncemii acikladimm....
Fakat, Kur'an, kıyamete kadar gelecek insanların hidayet rehberidir. Kur'andan başka kitap gelmeyecek. Bakara suresinin başında Cenab-ı Hak, ''bu Kur'anda şüphe yoktur, Kur'an, müminlere hidayettir'' diye beyan ediyor. Ayrıca ''Kur'anı biz indirdik, onu koruyacak yine biziz'' ayetiyle Allah Kur'anı koruduğunu beyan ediyor. Allah ahirette sana diyecek ki; bu ayetleri hiç görmedin mi? sen ne cevap vereceksin.
Allah ahirette sana diyecek ki; bu ayetleri hiç görmedin mi? sen ne cevap vereceksin.[/QUOTE]
Bende ona cok durust bir sekilde Hayir gormedim ama duydum diyecegim buyuk babam arapcabilir o birza anlatirdii ben kuranin turkce cevrisi var sevgili serhan....
Eda, kusura bakma, benim amacım gereksiz tartışmak değil. Fakat, bir hakikat ortaya çıksın diye fikir alışverişi yapıyoruz. Niyetimiz gayet samimidir. Benim anlatmak istediğim şeyi elbette anladın.
dem_dost 20.05.2005, 17:10 Kur'an evrene yazilmistir alevi inancinda
evrenin özü, özeti olarak KU'RAN INSANIN CEMALINE YAZILMISTIR
neyse, alevilerin kitaba bagliliklari tartisilmaz seviyededir
ancak:
''Kur'anı biz indirdik, onu koruyacak yine biziz''
sana sorarlar
Musanin, Isanin getirdikleri nedir?
onu kim indirdi?
onu neden korumadi?
Allah ahirette sana diyecek ki; bu ayetleri hiç görmedin mi? sen ne cevap vereceksin.
Aleviler hakki kendilerinde ariyor
KURAN ZATEN INSANDADIR
Hak bize soracak:
BEN SENDEYDIM SEN NERDEYDIN?
alevilerin tüm amaci budur
Gönüllerinde Hakki tecelli ettirmektir
bunu basaran Cennettedir
basarmayan Cehennemde
ahiret inancina gelmisken....
yine tekrarliyorum
Fazlullah Hurufinin Islami yorumuna göre:
Kur'an 28 Harfdir, bütün evren 32 Harfden olusiyor
bu 32 Harf insanda mecvuttur
vahdet-i mutlak insani da kapsar
böylece insan Kur'ani insandan okumali
budur alevilerin Kur'ani
hal ehli olmaktir amacimiz
Kur'anin manasi insandan okunulur---> kisaca özetlemek icin
bunu da ne yezit ne muaviye ne de baska birisi degistirir
Hak birdir, ezel ebeddir,
saygilarimla
OzBektasi 23.05.2005, 10:39 Selam!
Bu konu diger Forumlarda tartisilmisti, ama görüyorum ki SAHTE ALEVILER (ki eninde sonunda ALLAHA nasil hesap verecekleri ve 12 Imamlarin yüzlerine nasil bakacaklarini gercekten merak ediyorum) yine bu konuyu acmislar. Ilim irfandan söz ediliyor, hic kimsenin dogru dürüst anladigi bir sey yok! Irfan okuyarak elde edilmez HAL ile elde edilir.
Biri gelmis Hurufiligi Aleviligin icine karistiriyor (ki bu zat ile isim bitmemistir), ve Marifet tasliyor. Halbuki cok okumus ama hic bir sey anlamamis.
Tek tarafli olmayan, ve iki de bir "bence" demeyin, kendi reyinize göre hareket etmeyin....
Peygamber (s.a.a.) buyuruyor ki: "Kuran ve Ehli Beytim Kevser havuzuna kadar BANA ULASACAKTIR!"
Ya sizler bu isi Hz.Muhammed'den daha iyi biliyorsunuz, ya da Kuranin tahrif edildigine inanip (ve HIC BIR DELIL gösteremeden) YANLIS YOLDASINIZ. Ego'lu insanlar oldugunuz icin tabiiki Peygamberi dislarsiniz.
Yoksa tabiiki kartli eviniz cökecek...
dem_dost 23.05.2005, 16:49 iyi düsüncelerine saygi duyarim
sana göre fazlullah hurufinin alevilikle alakasi yok
bana göre en temel taslarindan birisidir
fazlullahin halifesi olarak seyyid nesimi de aleviligin direk taslarindan birisi
dar-i fazli ve dar-i nesimi diyerek alevi cemlerinede girmislerdir bu zatlar
13 - 14 yüzyilda yaydiklari ögretim bütün hak asiklarini derinden etkilemistir, o aleviligin temeli olmustur
ve FAZLULLAH HURUFIYI INKAR EDERSEN, HALLACI MANSURU; SEYYID NESIMIYI inkar etmis olursun
bunlar alevilikten degil dersin
bunlar aleviligin özü özetidir
Hak asiklaridir
insanlar nesimiyi mansurun en büyük yolsüreni olarak simgeliyorlar
Nesimi ise Fazlullahin Halifelerinden birisi
simdi bu erenleri hangi alevi inkar eder?
sen edebilirsin, aleviler cemlerde
ALEVI CANLAR :" FAZLULLAH GIBI FEDA OLSUN CANIM BU YOLDA" DIYEBILIYORLAR
simdi aleviligin tanimini yapsan iyi olur, yok sen alevilik = sia diyorsan senin görüsün..ben öyle düsünmiyorum
saygilarimla
OzBektasi 23.05.2005, 18:48 sana göre fazlullah hurufinin alevilikle alakasi yok
EVET! HURUFILIGIN BIR TEMELI 12 Imamlarin (a.s.) yolunu takip edenlere karsi DÜSMAN olmaktir!
dar-i fazli ve dar-i nesimi diyerek alevi cemlerinede girmislerdir bu zatlar
Kusura Bakma, ben böyle birseyi ILK defa duyuyorum!(Tabii benim Dar-i Nesimi'yi duymamam bunun yoklugunu ifade etmez) Benim bildigim kadar ile Dar-i Mansur var!
13 - 14 yüzyilda yaydiklari ögretim bütün hak asiklarini derinden etkilemistir, o aleviligin temeli olmustur
Yok yaa!! Peki 13.yy ÖNCE Alevilik nasil bir inanc sistemine sahip idi??
Neden Pir Haci Bektas Fazlullah'dan bir söz etmiyor? Neden Yunus Emre etmiyor? Neden Pir Sultan (bizim bildigimiz HAKIKI Pir Sultan) bahs etmiyor?
Aleviligin tanitimi PIR SULTAN, HACI BEKTAS, SEYH ERDEBILI VE SAH ISMAIL vs. yapmislar bile... Benim tarif etmemim bir anlami YOK!
Bizim yolumuz 12 Imamlara (a.s.) cikar, peki neden sen kendi ALEVILIGINI tarif ederken,
EHLI BEYT'TEN bize ulasan BIR TEK HADIS bile nakledemiyorsun?
Yapamazsin, cünkü SENIN Aleviligine TERS gelir'de onun icin!
Fazlullahin TEVHID anlayisi VAHDETI VUCUD DEGIL IDI,
tam TERSINE:
VAHDETI MEVCUD idi!
Ve bu Tarz inanisa 12 Imamlar (a.s.) KARSI ciktilar!!!
Biraz'da sen arastir!
Allah askina, sen gercekten hic 12 Imamlarin TEVHID anlayisini arastirmadinmi??
VE,
lutfen,
argüman bulamayinca:
üzerime SII mühürünü basma INSAFSIZCA!!!
[QUOTE=ÖzBektasi]Selam!
Bu konu diger Forumlarda tartisilmisti, ama görüyorum ki SAHTE ALEVILER (ki eninde sonunda ALLAHA nasil hesap verecekleri ve 12 Imamlarin yüzlerine nasil bakacaklarini gercekten merak ediyorum) yine bu konuyu acmislar.
QUOTE]
slm bu konuyu daha önce ben açtım YOLGEZER1984 nick...le
öncelikle söylemiş olduğun sözleri iyi düşün .. SAHTE alevi diye bir şey yok.. herkes biridir..
ben aleviliği çok iyi bilmiyorum...ve bulduğum bir kaynaggıda o zamanki koşullara göre ..buraya arkadaşlarımın görüşüne bıraktım.. onların yorumlarını almak istedim..
sadece konuyu açarken yanlış bir deyim kullandım.. burda hatalıyım...
diğer konuya gelecek olursak.. sen ister beni sahte alevi olarak gör ister alevi olarak görme...
önemli olan..kalptir ,yürektir.,allaha bağlanmak her şekilde olau... tabii rabbiinin istediği halleeri göz önünde bulundurarak...
sana MEVLANA CELLAD?N? rumiden bir öykü abnlatayım.. kısa yazıyorum anlayacağını umarak..:
hz.musa bir gün birini allaha dua etttiğini görmüş ve onu dinlemeye başlamış..
adam .. allahım sana en güzel koyunlarımı.sana en güzel giysilerimi... vs sana vereyim...deyip yalwarmaktadir..
hz.musa orda gencin yanına gelip ona sen ne yapıyorsun..allah bunları kabul edermi..
her şeyi yaratan o dur...sen diyorsun al hepsi senin oılsun.sana en güzel elbiselerimi verip saçını tarayım diyorsun...
NE DEMEKT?R BU...! deyip genci azarlar.. genc ayağa kalkar musadan özür diler..üstünü başını yırtar.. çöle salar kendini...
olayın yaşanmasından kısa bir süre sonra musaya...!
allah tarafından bir haber gelir..!
benimle kulumun arasına ne diye girdin..!musa
senin yanlış tutumundan dolayı bir gönlü temiz insanı bizden ayırdın..! diye buyurmuştur...
-----
öykünün ne anlatmak istediğini sana bırakıyorum ben..!
bu bizim yanlış yolda olduğumuzu düşünen insanlar içinde geçerlidir...
sen cevapını veremessen .bir anlam çıkaramassan ..ben onun cevapınıda buraya yazarım...
dediğim gibi...! ben bu yazıyı buldum ve buraya bıraktım... taaa..! ama bana taa ilk baştan itibaren arkadaşların tümü önyarğılı yaklaştı.
lütfen insanlara hitap ederken ...birbirimizin insan olduğunu düşünelim..
kimse birbirini kırmassın..! saygılarımla
OzBektasi 24.05.2005, 14:12 slm bu konuyu daha önce ben açtım YOLGEZER1984 nick...le
Demek öyle! Ben bu Forum'a bir kac hafta üye oldum, ama Forum'dan atilman cok ilginc...
sadece konuyu açarken yanlış bir deyim kullandım.. burda hatalıyım...
Hatasiz KUL olmaz! AMA, baslik yanlis olunca, bütün konuyu dagittin!!!
Bütün topic iceriklerin YANLIS idi! Hep sünni kaynakli! Hem Aleviyim söylersin, hemde kendi inancini SÜnni kaynaklar ile ispatlamaya calisirsin!
Mademki Kur'an tahrif edilmis, neden 12 Imamlar (a.s.) hep Kur'an'in BOZULMADIGINI vurguladilar??
diğer konuya gelecek olursak.. sen ister beni sahte alevi olarak gör ister alevi olarak görme...
Kardesim, kim bir inancin mensubu dedigi halde, bu güzelim inancin ANA DIREGINI ve KAYNAGINI yok sayarsa, o zamanda burda bir egrilik bügrülül var demektir!
önemli olan..kalptir ,yürektir.,allaha bağlanmak her şekilde olau... tabii rabbiinin istediği halleeri göz önünde bulundurarak...
Kalp temiz safsataligi iste!! Argüman bulamayinca hemen birde bire kalbimiz temizlesiyor ve "rabbiinin istediği halleeri göz önünde bulunduracagin"
seyler GEREKSIZ kiliniyor öyle mi yani??
Kalp temizligi olacak her halde! O olmazsa bütün ibadetler bosa gider! Ama simdi senin dedigin kurtarma cabasina benziyor kusura bakma!
Aktardigin ÖYKÜ ile ilgili:
1. bu konu ile NE ALAKASI var? Marmut ve elmayi'da mi kiyaslarsin??
2. Bu öykünün tam adresini yazsan iyi olur! Mevlana, BÜTÜN PEYGAMBERLERIN MASUM (GÜNAHSIZ) olduklarina inanan BIR EVLIYA IDI!
Dolaysiyla Hz.Musa (a.s.) hasa HATA(!!) yapmis, Peygamber oldugu halde BIR KULUN KALBINI KIRIYOR ve ALLAH ILE MÜNACATINDA ALIKOYACAK??
Sen ise böyle MASALLARA inan dostum!
3. Eeehh!! Anladim iste senin niyetini! Yani: hic kimseye karisma, kim nasil inanirsa öyle inansin!
IYIDE,
Her inancin bir SISTEM vardir! Sistemler kaynaklar üzerine kuruludur!
Bizim Kaynagimiz: KUR'AN-I KERIM ve MASUM PAK OLAN EHL-I BEYT!
Bu iki büyük ve Kiyamete kadar BIRBIRINDEN AYRILMAYAN Kaynaklardan ne kadar Feyz alabildin? Nasil sarilbildin?
senin kafanın ne tarafa çalıştığı belli arkadaşım..?
sende SEMAH DÖNER ..CEM yapıp.. allahın yanına giderim diyenlerdesin bellki..
unutma ki.. nasıl :
ORUÇLA NAMAZLA CENNET PEYLEMEK....tanrının indinde suç ise ..
seninkide suçtur.. eminim sen böyle düşünenlerden birisin..?
şimdi..:
hangi kaynağı araştırırsan araştır..?
ehli sünnet kaynaklarında bir sürü çelişki var.. diye söylersiniz...
ondan sonra kuranın ..HZ. AL? den yararlanılmadığından yazarsınız..?
ebubekir döneminde yazılan kuranın tekrar...EBUBEK?R tarafından yakıldığını yazarsınız..
OSman tarafından ÜLKELERE dağıtılan kuranın gene yeniden yazılmış ve HZ.AL? danışılmadan yazıldığını söylersiniz..
BANA BAKSANIZA ..S?ZLER ?Y?M?S?N?Z..?
BEN tüm .. alevi kaynaklarını ve şiiirlerini sindire sindirte okudum..
ne yazıldığıda belli.....
hz. aliinin kaç ayet söylediği belli..? 586
BURAYI OKU...:
HZ.AL?(?AH-I VELAYET) 586 hadis -Belirtmeden geçemiyeceğim ebu hureyre peygamberin yanında 3(üç) sene kalmasına rağmen 5374 hadis nakladiyor!!!oysa
çocukluğundan beri peygamberin yanında yaşayan
"ilim şehrinin kapısı "Ali 586 hadis naklediyor
BU B?RAZ DÜ?ÜNDÜRÜCÜ DE??LM??
ta o zamanda ki AL? karşı çıkmamışta...çünkü ben alevi değilmişim..(KÜRTLER ALEV? değilmişş.)
ta o zamanki ON?K?MAMLAR mı.. karşı çıkacak..? haaaaa!
gelmiş burda bana din satıyor.. ?
bana anlatma... ben okudum ögrendim..
bellki sizlerde yoldan çıkmışşsınız..?
HAN? YOLUNUZ muhammed ali yolu idi..?
bizim meydanımız ER MEYDANIDIR...onların ki AR meydanıdır.. diyen sözleride biliyorum..
sen neye inanırsan inan..sen ister SEMAH DÖN...?STER sii ve sünniler gibi 3 VE 5 VAK?T NAMAZ kıl... beni ilğilendirmez..
beni,m yolum belli ...K?MSEDE yolumda döndüremez beniii..?
işte o kadar.... sen o kadar söylenip duruyorsun..?
senin musahipin var mı.. benim var.. işte bunlar alevilikte olması gereken şeyler.
ondan sonrada başlar dersiniz.. :
hiç erkana yola giden kalma dı diye..!
şunu unutma bir kazma yazmışş... demiş..KÜRTLER ALEV? DE??LD?R..
ali YOLUNDAN olan alevi sayılmıyor muşşş..? sayma be.. bizim insanları birbirinden ayıran insanlarlada topluluklarlda işimiz olmaz...?
72 M??LETE bir göz ile bakmayan ......biliyorsun gerisini?
sizler aleviyiz diyorsunuz..sadece aleviler türkmüş...
adama zorlan küfürettiriyorlar..?
aleviler sadece türkmü..?
aleviler kime denir..?
hz.muhammed ve onun ehlibeytine denir..onun yolunu sürene denir..
iyi adam türk doğacak anası babası alevi olacak bu adamda alevi olacak var mı öyle..?
eğer alevilik böyleyse ben kitapları yanlış okudum..yanlış bilği edindim..
ben burada neyin ne olduğunu belirtim..?
bu konuyu açarken bu nickte hata yaptığımı söyledim..
ama bizim aleviler değil..tüm insnlarda..karşıdakini görüşü yanlıştır..:
KÜÇÜK düşürmeye çalışırlar ve hep bunu yapmaya çalışırlar..
işte bende bu yolda olan insanlara ?NSAN DEMEM..?
ELE BELE D?LE .sahip olmayan alevisde olsa sünniside olsa istemem(aşık daimi)
-------------------------------------
YUKARIDA BU B?L??LER? YAZDIM...AMA BEN KÜRTÜM ALEV?L?KLE BESLENEMED?M..
tammmmmmı ! kalkmış burda bana..şu mevlanaya ait değildir diyorsun..
o kitapı milli eğitim bakanlığı bastırmış.. (1)
bende de bir alevi sitesinden arşivime attığım bir mevlana ile ilğili yazı var...onuda buraya bırakıp sana cevap yazacam o zaman onuda okurusn..
dikkat et ikinci söylediğim yazıyı .. bir alevi sitesinden edindim..(şii yada şia sitesinden değill.)
*****şimdilik bu kadar birde sen insanlarla konuşurken dalğa geçerek konuşma..o söyledğin ve dalğa geçerek söylediğin tüm yazılarını sana iade ediyorum..bana küfür yakışmaz.. onun için söylediklerini yazarken ..insan gibi yaz..küçük düşürerek değil.. böyle yazmaya devam edersen senin yazdığın yazılar bana ZUL verir.. cevap vermem..bilğine.*****
yukarıda bende sana karşı bazı şeyler yazdım.. çünkü ben konuyu niin açtığımı ve neden bu şekile geldide biri cevap yazdı ben buna cevap verdim..?
amacım bundan sonra kimseyle şiddetli bir tarışmaya girmek değil..
onun için bundan sonra yazacaklarınızı görmeyeceğim..?
saygılarla
[QUOTE=eren]senin kafanın ne tarafa çalıştığı belli arkadaşım..?
ERen sen yine aynii hatayi yapiyorsun senin hic kimseye bu sekil yazmaya hakkin yok biz forumda neye onemveriyoruz herkes birbirinin gorusune saygi duymak zorundadir dusuncelerini saygil bir sekilde yaz...
saygilar
eda
ben siteye her zaman girmiyorum..adımda : YOLGEZER1984...
BANA bu şekilde hitap et..!
bir ikincisi.. kendinii..adamın biri..ÖZBEKTA?? diye tanıımlamış..
eminim .. o nicke yakışmadığını kendisede biliyordur..!
bir ikinciside buaraya tekrar kimseyle.. seviyesiz bir tartışmaya gelmedim...
sadece sunulan kaynaklardan yararlanmaya geldim...
ben başka bir alevi forumuna üyeyim.. burda sadece sunulan kaynaklardan yaralanmaya geldim...
ve bu günden itiberan kim nne yazarsa yazsın cevap vermeyeceğim...
zaten IP numarasını kırarak giriyorum.. bi,rde onlara cevap vermek için uğraşamam...
forum aktifliğini iyice kaybetmiş... bir kişi daha banlanmış..
alevi çoçukta gitmiş.. efkuru biillahta gitmiş..
iyi çok güzel bu site böyle giderse... gider... o kadar.?
neyse bana ne .. sadece bu nickide banlamayın.. kaynaklardan yararlanacvam sadece.. byee.!
chatlakalper 30.05.2005, 13:50 forum aktifliğini iyice kaybetmiş... bir kişi daha banlanmış..
alevi çoçukta gitmiş.. efkuru biillahta gitmiş..
iyi çok güzel bu site böyle giderse... gider... o kadar.?
neyse bana ne .. sadece bu nickide banlamayın.. kaynaklardan yararlanacvam sadece.. byee.!
Forumun aktifliğini yitirmesinin sebebi ortalama 20 gündür sitede çalışma olmasından dolayı kaynaklanmatadır. Belki unutuldu forum fakat eski aktifliğine kavuşmasının çok fazla zaman alacağını zannetmiyorum.
OzBektasi 01.06.2005, 16:39 Merhaba!
Aslinda yazmak istemedim, ama satirlarini okuyunca....
senin kafanın ne tarafa çalıştığı belli arkadaşım
seninkide suçtur.. eminim sen böyle düşünenlerden birisin..?
Ön yargili konusmayi sen dogu bilirsen, iyi o zaman devam et. seni tutan yok, ama yazdiklarini okuyanlar var! konuyu iyice dagitiyorsun, kendi actigin konu'dan dönmeye basliyorsun!
Türklük-Kürtlük konusuna gelince: bunu simdi nerden cikardigini bilemiyorum malesef. ben kendim kürt'üm, fakat bunu alevilik ile karistirmam.
Alevlikte milliyetcilik yoktur, yapan Ehli Beyt'In (a.s.) yoluna ihanet etmis demektir.
Burda kim sana küfür ettiki? Lutfen kendini komik duruma düsürme? Küfür olsaydi elbette Admin'ler Müdahele ederlerdi. Yani simdi Polemik yapmanin zamani mi?
Mevlanaya gelince: sen önce bir o yüce Evliya'nin hayatini ve kisiligini arastir. PAt diye Milli Egitim falan diye cabaliyorsun. Mevlana nasil bir ögüt hangi konunda neden yazdi. O önemli iste.
Nick'ime gelince: normalde simdi seni tebrik etmek gerek. Neden mi? Cünkü bilmeden ve farkinda olmadan dogru konustun'ta onun icin. Ben kendimi Bektasilige layik görmüyorum annem babam kendileri olduklari halde.
Ama galiba melami yöntemim tuttu.
Haa, unutmadan: Din satmak diye birsey yok. Lutfen kendine gel.
şimdi..:
hangi kaynağı araştırırsan araştır..?
ehli sünnet kaynaklarında bir sürü çelişki var.. diye söylersiniz...
ondan sonra kuranın ..HZ. AL? den yararlanılmadığından yazarsınız..?
ebubekir döneminde yazılan kuranın tekrar...EBUBEK?R tarafından yakıldığını yazarsınız..
OSman tarafından ÜLKELERE dağıtılan kuranın gene yeniden yazılmış ve HZ.AL? danışılmadan yazıldığını söylersiniz..
BANA BAKSANIZA ..S?ZLER ?Y?M?S?N?Z..?
BEN tüm .. alevi kaynaklarını ve şiiirlerini sindire sindirte okudum..
ne yazıldığıda belli.....
hz. aliinin kaç ayet söylediği belli..? 586
BURAYI OKU...:
HZ.AL?(?AH-I VELAYET) 586 hadis -Belirtmeden geçemiyeceğim ebu hureyre peygamberin yanında 3(üç) sene kalmasına rağmen 5374 hadis nakladiyor!!!oysa
çocukluğundan beri peygamberin yanında yaşayan
"ilim şehrinin kapısı "Ali 586 hadis naklediyor
BU B?RAZ DÜ?ÜNDÜRÜCÜ DE??LM??
Tamam'da kim Kur'an'in Imam Ali (a.s.)'den yararlanamadigini söyledi? Ebu Bekir ve Osman ile ilgili o meshur sünni uyduruklu yalanlari kim söylüyor? Ben mi??
Imam Ali'ye (a.s.) gelince: Ayet degil Hadis'dir bunlar. Peki yani simdi bu Sünni kaynaklarda gecerli degilmi? öyle ya!
peki sia kaynaklar'da??? Vaybeeee... hep Hz.Ali (a.s.) ve 12 Imamlarin (a.s.) hadisleri ile DOPDOLU *LOL* Neden acaba?
Simdi söyle kardesim, ne yapalim yani? derdini pek anlayamadim! Hakikatler saf saf dizlimis önüne bagirip cagiriyorler "burdayiz!" diye! sen ise cevirmissin yüzünü...
Senin satirlarini pek anlayamadim. Yani sen simdi "haaa, olayi cözdüm!" zann ediyorsan, o zaman seni rahat birakmak gerekir.
Kal saglikca (iyi gelir)!
Herodotus 26.11.2005, 00:11 arkadaşlar bu konudaki fikrinizi belirtirseniz sevinirim...
genclik_atesi 26.11.2005, 00:13 ya tabiki kuran degisti aradan yillar seneler gecti ve obur tum din kitaplari gibi degisti herzaman bir konu eklendi. o zamanin kitabi simdiki gibi degildi benim bildigim kadariyla
o zamanlar sadece uran bir sayfadan ibadetmis....
farklı dönemlerde toplatılıp yakılan ve uzun dönem sünni inanışın hegamonyasında kalan kuranın kasıtlı olarak değiştirildiğini düşünüyorum.
Serkan_Devrim 27.11.2005, 02:42 kuranın bilinen 4 dönüm noktası vardır.
1. kuran peygamber zamanında shifelere(sayfa)(doğrusu o zamanlar kürek kemiğine yazılırdı) yazılıydı. kuran ebubekir zamanında kitap haline getirildi. buda herkesin elindeki ve zihnindeki ayetleri bir araya getirmesiyle oldu. bir ayetin kurana ait olduğunu idda eden kişiler iki şahit getirmek durumunda kaldılar.
2. ebubekirin kuranı ebubekirden sonra ömere ondanda kızı hafsaya geçti. osman kuranı çoğaltmak için hafsadan istedi. o vermek istemedi. osman geri verme sözü verince kuranı osmana verdi. osman zamanında çoğaltıldı ve ebubekir kuranı yakıldı. hafsaya geri verilmedi. o zaman 7 tane kuran olmuştu. bunlar osman kuranlarıydı. 6 tanesi vilayetlere(mekke, yemen, mısır, şam, kufe, basra) gönderildi. bir taneside merkezde(medine) kaldı.
3. mervan zamanında osman kuranları toplatıldı ve yıprandıkları gerekçesiyle yeniden yazıldı. eski nüshalar mervan tarafından yakıldı. soranlara çok eskidikleri için biri tarafından fitne çıkmasın diye yaktım dedi.
4. peygamber zamanında harflerde işaretler yoktu. bir tek be harfinde nokta vardı. bunun dışında ne noktalar nede okuma işaretleri yoktu. kuranın daha iii okunması için(kendi tabiri) haccacı zalim kurana okuma işaretleri getirdi. örneğin arapça ayn ve lam harflerini yanyana getirin. işaretlere göre bu kelime ala, ali, ila, ili, alu, ilu, ula, uli, alla, alli, allu, illa, illi, illu, ulla, ulli, ullu vb kelimelerin hepsi okunabilir. yani asıl kurandaki anlam bunlardan biri olabilirken haccac sayesinde bunlardan biri seçilmiştir. acaba doğrusumu
birçok şii rivayette kuranın aslında 300 den fazla ayetinin Ali'den bahsettiğini okuruz ama ne yazıkki Ali ismi açık olarak kuranda hiç yok.
yine çoğu söylem kuranın 6666 ayetten oluştuğunu söyler ama bugünkü kuran yaklaşık olarak 6351 ayetten oluşur. bu durm beni kuranın değiştiği inancına zorluyor.
NOT:bu arada kurandaki'zikri biz indirdik. şüpesiz onun koruyucusuda biz olcaz'
sözü beni tatmin etmiyor. kuranı değiştirenlerde yazmış olabilir bunu. ayrıca kuranın korunuyor olmasıda düşünülebilir. herkes biryerlerde saklı olan Ali mushafından söz eder.
ozgur416 27.11.2005, 03:20 Ali ekber kardeşim gerçekten bilgine hayran kaldım bana söz bırakmadın Allah razı olsun çok teşekkürler
ozgur416 27.11.2005, 03:27 Ali mushafı falan hikaye bence mushaf peygambere aittir.HZ ALİ peygamber olmadığına göre böyle bi kitap olamaz.Nechül belaga var.yani mushaf bizimkilerin abartıp uydurması
Herodotus 27.11.2005, 14:47 iyi bir açıklama! kaynak sorabilir miyiym? edindiğiniz bilgilerden şüphe ettiğimden değil de daha kapsamlı bilgi için bir de ona bakayım!
Serkan_Devrim 28.11.2005, 15:54 sevgili herodotus bu güne kadar çok fazla kitap okudum. bu bilgileri hangisinde okudum hatılamıyorum ama sana bunun kaynağını bulmaya çalışacağım.
bana göre kuran deişmiştir.Benim bir dayanağım, gösterebileceğim bir kaynağım yok ama H.z Muahmmed'in damadını, torunlarını gözlerini bile kırpmadan öldüren insanlar (insan demekde doğru değil ama) neden kuranı deiştirmesinlerki onu yapan.. onu çok rahatlıkla yapar. Kaldıki o devirdede türlü türlü saltanatlar kuruldu her düşünceden insanlar geçti başa elbette bunlarda kendi düşüncelerini, kendi görmek istedikleri şeyleri yazdırmış değiştirmiş olabilirler.
Şuanda bile dini ellerinde oyuncak haline getiren onu istedikleri gibi kullanan insanlar yokmu onlarda sanki kuranda yazıyormuş gibi bilmiş bilmiş halkın önüne çıkıp konuşmuyorlarmı onlarda sözlü olarak deiştiriyorlar kuranı milleti yanıltıyorlar.
mesela ilk okulda din hocamda kuranı kendi kendine yorumlayanlardandı aklımdan asla çıkmayan sözü şudur " kuranda yazdıgına göre saçı açık olanların cehennemde tektek o saçları yılana dönüşecek tir cocuklar" işte bu adamın o devirde eline bi şans geçse kurana bunu eklemezmiydi
Ben Sİzlere Katilmiyorum ArkadaŞlar!
ÇÜnkÜ:
Kuran-i Kerİm'İ DİĞer Kİtaplardan Ayiran BaŞlica Özellİk;kiyamet'e Kadar DeĞİŞmeyecek Olmasidir......
Ben Sİzlere Katilmiyorum ArkadaŞlar!
ÇÜnkÜ:
Kuran-i Kerİm'İ DİĞer Kİtaplardan Ayiran BaŞlica Özellİk;kiyamet'e Kadar DeĞİŞmeyecek Olmasidir......
İnanmak ayrı gerçek olan ayrı olabilirde ..Sen sana bu yaşına kadar din derslerinde empoze edilene inanıyorsun bence
kuranın bilinen 4 dönüm noktası vardır.
1. kuran peygamber zamanında shifelere(sayfa)(doğrusu o zamanlar kürek kemiğine yazılırdı) yazılıydı. kuran ebubekir zamanında kitap haline getirildi. buda herkesin elindeki ve zihnindeki ayetleri bir araya getirmesiyle oldu. bir ayetin kurana ait olduğunu idda eden kişiler iki şahit getirmek durumunda kaldılar.
2. ebubekirin kuranı ebubekirden sonra ömere ondanda kızı hafsaya geçti. osman kuranı çoğaltmak için hafsadan istedi. o vermek istemedi. osman geri verme sözü verince kuranı osmana verdi. osman zamanında çoğaltıldı ve ebubekir kuranı yakıldı. hafsaya geri verilmedi. o zaman 7 tane kuran olmuştu. bunlar osman kuranlarıydı. 6 tanesi vilayetlere(mekke, yemen, mısır, şam, kufe, basra) gönderildi. bir taneside merkezde(medine) kaldı.
3. mervan zamanında osman kuranları toplatıldı ve yıprandıkları gerekçesiyle yeniden yazıldı. eski nüshalar mervan tarafından yakıldı. soranlara çok eskidikleri için biri tarafından fitne çıkmasın diye yaktım dedi.
4. peygamber zamanında harflerde işaretler yoktu. bir tek be harfinde nokta vardı. bunun dışında ne noktalar nede okuma işaretleri yoktu. kuranın daha iii okunması için(kendi tabiri) haccacı zalim kurana okuma işaretleri getirdi. örneğin arapça ayn ve lam harflerini yanyana getirin. işaretlere göre bu kelime ala, ali, ila, ili, alu, ilu, ula, uli, alla, alli, allu, illa, illi, illu, ulla, ulli, ullu vb kelimelerin hepsi okunabilir. yani asıl kurandaki anlam bunlardan biri olabilirken haccac sayesinde bunlardan biri seçilmiştir. acaba doğrusumu
birçok şii rivayette kuranın aslında 300 den fazla ayetinin Ali'den bahsettiğini okuruz ama ne yazıkki Ali ismi açık olarak kuranda hiç yok.
yine çoğu söylem kuranın 6666 ayetten oluştuğunu söyler ama bugünkü kuran yaklaşık olarak 6351 ayetten oluşur. bu durm beni kuranın değiştiği inancına zorluyor.
NOT:bu arada kurandaki'zikri biz indirdik. şüpesiz onun koruyucusuda biz olcaz'
sözü beni tatmin etmiyor. kuranı değiştirenlerde yazmış olabilir bunu. ayrıca kuranın korunuyor olmasıda düşünülebilir. herkes biryerlerde saklı olan Ali mushafından söz eder.
Benzer şeyleri Genel İslam Konuları ana başlığı altında yer alan Kuran-ı Kerim'in yazılışı topiğinde yazmıştım. Ancak Herodotus arkadaşımızın iyi bir açıklama! kaynak sorabilir miyiym? edindiğiniz bilgilerden şüphe ettiğimden değil de daha kapsamlı bilgi için bir de ona bakayım!
sorusuna cevap vermek açısından bir kaynak önerme ihtiyacı duydum. Prof.Dr. Süleyman Ateş'in Kuran-ı Kerim Tevsiri kitabının 1. cildinin ilk bölümünde bu ve benzeri bilgiler yer almaktadır.
Hz.Ali'nin mushafı konusuna gelince Şii kaynaklarda böyle bir mushafın Hz. Ali tarafından yazıldığı hatta bir mushaftan çok içeriğinin tevsir şeklinde olduğu belirtilmektedir. Kimi kaynaklarca bu mushafın Hz.Muhammed'in ölümünden önce Hz.Ali tarafından yazılıp peygambere sunulduğu, kimi kaynaklarca da peygamberin ölümünün hemen ardından Kuran'ın bozulmaması için Hz.Ali tarafından yazıldığı açıklanmasına rağmen şu an için bilinen en eski musaf Topkapı Sarayında muhafaza edilen Hz.Osman'a ait mushaftır. Bildiğim kadarı ile Hz.Ali ye ait mushafta (bahsedilen mushaf değil) aynı şekilde Topkapı Sarayında bulunmaktadır. Hz.Ali mushafında iniş sırası esas olduğu, yeni gelen ayetlerle hükmü kaldırılan eski ayetlerin belirtildiği Şii kaynaklarında belirtilmektedir. Sünni kaynakların Hz.Ali mushafına karşı çıkıp gerçekçi bulmamalarına neden, böyle bir mushaf yazıldıysa neden Hz.Ali tarafından halka verilmediği ve neden gizlendiği yönündedir.
Bu konu hakkında insanı düşündüren bazı sorular ortaya çıkmaktadır;
1-Kuran'ın inişinin bitmesinden peygamberin ölümüne kadar geçen sürede Hz.Muhammed tarafından neden Kuran bir kitap bir musaf haline getirilmemiş neden tevsiri yapılmamıştır?
2-Kuran, yaşamı sırasında Hz.Muhammed tarafından kitap haline getirlmemiş ise bunun nedeni ne olabilir?
3-Hz.Muhammed saglığında Hz.Ali veya bir başkasına bunu kitap haline getirttiyse nu kitap veya musaf nerede ve ne oldu?
4-Hz.Ebubekir döneminde Kuran kitap haline getirilmiş olmasına rağmen bir kez daha elden geçirilip Hz.Osman döneminde yeniden yazılmasına neden ne olabilir?
5-Hz.Ebubekir ile Hz.Osman dönemlerinde yazılan iki kitap arasında kimi kaynaklarda farkılıklar olduğu belirtilmektedir bu farklılıklara neden nedir?
6-Kuran neden iniş sırasına göre yazılmamıştır?
7-Sure ve ayetlerin iniş sırası ve zamanı konusunda ki çelişkinin nedeni nedir?
8-Yazılışında noktalama işaretlerinin yapılmamasına neden nedir?
9-Noktalaması yapılırken temel alınan kural nedir?
gibi daha onca soru çıkarmak mümkündür.
Kuran değiştirilmiş olsa bile bu değişikliğin bütünü değilde küçük bir oranda yapılmış olması daha mantıklıdır. Hz.Ali ve Ehl-i Beyt konusu dışında yapılabilecek değişiklikler en fazla hukuksal düzenlemeleri getiren ayetler kısmında, bu ayetlerin iptali veya yeniden düzenlenmesine yönelik ayetlerin yer almaması gibi yerlerde olabilir.
İnanmak ayrı gerçek olan ayrı olabilirde ..Sen sana bu yaşına kadar din derslerinde empoze edilene inanıyorsun bence
Yok kardeşim,Düşündüğün gibi değil.
Ben bunu KURAN-I KERİM ve İLMİHAL'DE okudum,Din derslerinde değil!
Ha bide şu var,siz onlarada değişmiştir dediğiniz için,haliyle inanmamış oluyosun zaten.Onada bişi diyemem.
Zaten Böyle konularda fazla yorum yapmak istemiyorum,zinhar Din den,İman dan çıkma tehlikesi var bilmeyerek.
Genede herkesin görüşüne saygım var!
Sevgiyle Kal Dost!!:bitmisbu:
Serkan_Devrim 01.12.2005, 03:09 1. sorunun cevabı basit; kuranın tevsirini bir kitaba sığdırabilmek mümkün değildir. zaten bu yüzden her peygamberle beraber bir vasi gelir.
peygamberlerin genel olarak iki görevi vardır. tenzil ve tevil. tenzil arapça iniş demektir. yani ayetlerin inişi ve tebliği(insanlara duyuruluşu). tevil ise inen ayetin anlamlandırmak, manalandırmak, uygulamak vb peygamber hakka yürüdüğü zaman tenzil görevi sona erer. ancak tevil görevi devam eder ve bu işi vasiler yürütür. bu sebeble hz Muhammed'in 12 vasiyyi vardı.
diğer sorularının cevabı hep aynıdır.
prof. dr Ömer Uluçay'ın dilde ve gönülde hz Ali adlı kitabıda bazı şii rivayetler okumuştum. şöyle: peygamber ölmeden önce kuranı toplama görevini hz Ali'ye vermişti. peygamber vefaat ettikten sonra hz Ali kuranı iki levhada topladı. sonra ebubekire geldi. bu dedi Allah'ın resulüne indirdiği kitaptır. ben onu iki levhada topladım. ebubekir kitabı açar açmaz daha ilk sayfalarda ensarı ve muhaciri kötüleyen ayetler gördü. ömer kitabı ali verip'ey Ali bunu al. bizim buna ihtiyacımız yok' der. hz Ali de 'tamam. yalnız onu bir daha kıyamete kadar göremeyeceksiniz'der. ebubekir zeyd'i çağırır ve durumu anlatır. kendisine kuranı toplamasını ve ensarla muhaciri kötüleyen ayetleri çıkarmasını söyler. zeyd'eğer ben bunu yaparsam ve ali elindeki kuranı halka açıklarsa yaptıklarım boşa gitmezmi' der.
Serkan_Devrim 01.12.2005, 03:46 evet der onu öldürmekten başka çare yok. halit bin veliti onu öldürmesi için görevlendirir. o ise bunu beceremez. ebubekirin ölümünden sonra halifeliğe gelen ömer; alinin elindeki kuranı açığa çıkartmasından korktuğu için Ali'yi çağırtır. 'ey Hasan'ın babası ebubekire getirdiğin kuranı getirirsen onun üzerinde birleşiriz' der. hz Ali başını iki yana sallayıp' malesef.. ben onu siz kıyametgünü'biz onu bilmiyorduk, bizim ondan haberimiz yoktu' demeyesiniz diye getirmiştim.' der. ömer ise 'peki onun ortaya çıkması için bir zaman varmı' diye sorar. hz Ali ise'evet . soyumdan kaim imam kıyam edince onu açığa çıkarır. sünnet onunla cereyan eder' der.
Serkan_Devrim 01.12.2005, 03:50 hz muhammed şöyle der' kuranın herbir ayetinin batıni anlamı ve her defasında yedi kere batıni anlamı vardır.
hz Ali derki' Allah'a and olsunki isteseydim sadece fatiha süresinden bir deve yükü kitap tevsir yazardım' diyor. kuranın neredeyse 3/4 müteşabbih(anlamı kesin olmayan, yorumlanabilir) ayetlerden oluşur. bu kitabın tevsirini bir kitapta yazmak mümkün değildir.
Bismillahirrahmanirrahim
Değerli kardeşlerim öncelikle böyle bir konuyu gündeme getirdiğiniz için hepinize teşekkür ederim.Allah razı olsun.Ben öncelikle Kuran değişmişmidir,deyişmemiştir tartışmasına girmeden,Hz.Ali (as)’ın mushafı hakkında sizlere bir takım bilgileri kaynaklı olarak sunmak isterim.Aşşağıda özellikle bu konu hakkındaki sünni kaynaklar zikredilmiştir.
Ali (a.s) bütün bu özellikleri ve sınırsız ilmi ile İslâm'da ilk müellif unvanıyla mushafı yazmıştır. Gerçi Hz. Ali (a.s)'ın bu değerli mushafı maalesef bizim elimizde değildir, ancak böyle bir eserin var olduğunu tarihçiler, hadisçiler ve tefsirciler kaydetmişler, ayrıca İmam'ın kendisi ve diğer Ehl-i Beyt İmamları da belirtmişlerdir.
Birçok yazarlar böyle bir kitabın varlığından ve bazı özelliklerinden söz etmişlerdir. Bu kitap hakkında nakledilen sözler, gerçi teferruatta bir miktar farklı da olsalar, genel itibarla hepsi aynı şeyi söylüyorlar. Bu kitap hakkında ortak görüş şudur: Peygamber (s.a.a)'in vefatından sonra Hz. Ali (a.s), Kur'an'ı toplamadıkça sırtına aba almayacağına ve başka hiçbir işle uğraşmayacağına dair yemin etti. Kur'an'ı yazdıktan sonra onu alıp Mescid'ün-Nebi'ye getirdi, zamanın hâkimlerine ve halka sundu ve buyurdu ki: "Bu Kur'an'dır. Peygamber'in vefatından sonra ben onu toplamakla meşgul oldum ve şimdi onu size getirdim." Cevap olarak; "Bizim ona ihtiyacımız yoktur!" denildi. O da onu kaldırıp eve geri götürdü. Onun yazdığı Kur'an, ayetlerin nassını, tevil ve tefsirini kapsıyordu. O Kur'an'da surelerin tertibi, nüzul sırasına göre idi. Bugün elde olan Kur'an dizilişinde değildi.
Şimdi bu konuyla ilgili çok önemli birkaç rivayeti inceleyelim: İbn-i Nedim şöyle yazıyor: "Ali (a.s) Peygamber (s.a.a)'in vefatından sonra halktan vefasızlık görünce Kur'an'ı toplayıncaya kadar sırtına aba almayacağına dair yemin etti. Sonra bu isteğini yerine getirebilmek için üç gün evde oturdu. Böylece bu kitap, Ali (a.s)'ın göğsünden aktardığı ilk kitap idi. Bu kitap, Cafer (a.s) oğullarının (Ehl-i Beyt İmamlarının) yanındadır." Ve şöyle ekliyor: "Ben bu dönemlerde Ebu Hamza Ya'lî el-Hasanî'nin yanında bir kitap gördüm; birkaç yaprağı da düşmüştü. O kitap, Hz. Ali (a.s)'ın hattı ile yazılmıştı ve Hasan'ın çocuklarına miras kalmıştı."[10] (http://www.aleviforum.com/newreply.php?do=newreply&noquote=1&p=21934#_edn1)
Muhammed b. Sirin, İkrime'den şöyle nakletmektedir: "Ebu Bekir'in hilâfetinin ilk günlerinde Ali b. Ebî Talib (a.s) evde oturup Kur'an'ı toplamakla meşgul oldu." Ben İkrime'den: "Acaba o zaman aynı nüzul sırasına göre başka bir Kur'an da yazılmış mıydı?" diye sordum. "Eğer cinler ve insanlar hepsi bir araya gelselerdi, böyle bir Kur'an vücuda getiremezlerdi." cevabını verdi. İbn-i Sirin diyor ki: "Bu kitabı araştırmaya koyuldum; Medine'ye mektup yazdım, ancak ona ulaşamadım."[11] (http://www.aleviforum.com/newreply.php?do=newreply&noquote=1&p=21934#_edn2)
İbn-i Cezzî Kelbî şöyle yazıyor: "Kur'an, Peygamber zamanında sahifelerde ve kişilerin sinelerinde (hafızalarında) perakende ve dağınık bir hâldeydi. Peygamber (s.a.a)'in vefatından hemen sonra Ali b. Ebî Talib (a.s) onu ayetlerin iniş sırasına göre toplayıp düzenledi. Bu değerli kitapta saklı nice ilimler vardı; ama ne yazık ki elimizde değil."[12] (http://www.aleviforum.com/newreply.php?do=newreply&noquote=1&p=21934#_edn3)
Şeyh Müfid şöyle yazıyor: "Müminlerin Emiri (a.s) Kur'an'ı baştan sona bir araya getirdi; yapması gerektiği gibi de yaptı: Mekkî ayetleri Medenî ayetlerden önce, nesholunmuş ayetleri nesheden ayetlerden önce yazmak suretiyle her ayeti olması gereken yerde yazmıştı."[13] (http://www.aleviforum.com/newreply.php?do=newreply&noquote=1&p=21934#_edn4)
Şirazî Kur'an'ın nüzulü hakkında İbn-i Abbas'tan şöyle naklediyor: Allah (c.c), Peygamber (s.a.a)'e ondan sonra Ali (a.s)’ın Kur'an'ı toplayacağına dair garanti verdi. Sonra Allah Kur'an'ı Ali (a.s)'ın göğsünde karar kıldı ve Ali (a.s) da Peygamber (s.a.a)'in vefatından sonra altı ay içinde Kur'an'ı derleyip topladı."[14] (http://www.aleviforum.com/newreply.php?do=newreply&noquote=1&p=21934#_edn5)
Yine o şöyle yazıyor: Ebu'l-A’lâ Attar ve Harezm hatibi Muvaffak, kendi kitaplarında Ali b. Rubah'tan şöyle naklediyorlar: "Peygamber (s.a.a) Hz. Ali (a.s)'a Kur'an'ı toplamasını buyurdu. Ali (a.s) da toparlayıp yazdı. Yine Ali (a.s) buyurdu ki: "Eğer bana destek olunsa, Peygamber (s.a.a)'in imlâ ettiği ve benim yazdığım kitabı halka sunarım." [15] (http://www.aleviforum.com/newreply.php?do=newreply&noquote=1&p=21934#_edn6)
Birçok Ehl-i Sünnet ve Ehl-i Beyt kaynaklarında nakledildiğine göre, "Peygamber (s.a.a) Ali (a.s)'a yanında bulunan Kur'an ile yatağının başucunda perakende ve dağınık hâlde bulunan sahifeleri bir araya getirmesini, böylece Kur'an'ın da Tevrat ve İncil gibi bozulmasına engel olmasını buyurdular. Sonra Ali (a.s) bu sahifelerin hepsini sarı bir bez parçasına sarıp mühürledi ve şöyle buyurdu: "Bundan sonra bunları toparlayıncaya kadar sırtıma aba almayacağım." O günden sonra Kur'an'ı toplayıncaya kadar yanına gelenleri üzerine aba giymeden karşılıyordu."[16] (http://www.aleviforum.com/newreply.php?do=newreply&noquote=1&p=21934#_edn7)
İbn-i Ebi'l-Hadid şöyle yazıyor: "Hz. Ali’(a.s)’ın Peygamber (s.a.a) zamanında Kur'an hafızı olduğu ve ondan başka hiç kimsenin Kur'an'ın tamamına hafız olmadığı ve Peygamber (s.a.a)'den sonra ilk Kur'an'ı toplayan şahıs olduğu, görüş birliğine varılmış bir konudur."[17] (http://www.aleviforum.com/newreply.php?do=newreply&noquote=1&p=21934#_edn8)
İmam Bâkır (a.s) şöyle buyuruyor: "Halktan hiç kimse Kur'an'ı nüzul sırasına göre topladığını iddia etmemiştir, etmişse de yalan söylemiştir. Ali b. Ebî Talib (a.s) dışında hiç kimse, Kur'an'ı Allah'ın indirdiği şekilde hıfzedip toparlamamıştır."[18] (http://www.aleviforum.com/newreply.php?do=newreply&noquote=1&p=21934#_edn9)
Yine şöyle rivayet edilmiştir: "Hz. Ali (a.s) Kur'an'ı toparlayıncaya kadar omzuna aba almayacağına dair yemin etti. Sonra bu iş için bir müddet onlardan (zamanın hâkimlerinden) uzak durdu. Zamanı gelince yazmış olduğu Kur'an'ı bir parçaya sarılmış olarak -onlar mescitte oldukları bir sırada- mescide getirdi. Herkes Hz. Ali’(a.s)’ın bunca zaman sonra gelmesine hayret etmişlerdi. Onların arasına girince kitabı ortaya koyup şöyle buyurdu: "Peygamber (s.a.a) buyurmuşlardı ki: "Ben sizin aranızda kendi yerime bir şey bırakacağım, eğer ona yapışırsanız doğru yoldan sapmazsınız. O, Allah'ın Kitabı ve benim İtret’im ve Eh-i Beyt'imdir. Şimdi, bu Kitap’tır ve ben de Ehl-i Beyt'im." Ömer kalkıp şöyle dedi: "Eğer senin Kur'an'ın varsa, onun benzeri bizde de vardır." Hz. Ali (a.s), hücceti tamamladıktan sonra (delil ile mazeret yolunu kapadıktan sonra) kitabını alıp geri döndü."[19] (http://www.aleviforum.com/newreply.php?do=newreply&noquote=1&p=21934#_edn10)
Şeyh Saduk şöyle diyor: "Kur'an'ı onların yanına götürüp şöyle buyurdu: "Bu, Rabb'inizin kitabıdır, tıpkı Peygamberinize indirdiği gibidir. Bir harf dahi ondan azaltılıp çoğaltılmamıştır." Onlar dediler: "Bizim ona ihtiyacımız yoktur, sende olanın aynısı bizde de vardır." Bunun üzerine Hz. Ali (a.s) şu ayeti okuyarak oradan ayrıldı: "Sonra onlar Kur'an'ı arkalarına attılar ve onu çok ucuza sattılar. Ne de kötü bir ticaret yaptılar!"[20] (http://www.aleviforum.com/newreply.php?do=newreply&noquote=1&p=21934#_edn11)
Bazıları diyorlar ki: "Hz. Ali (a.s)'ın Kur'an'ının kabul görmemesinin nedeni şuydu: Ebu Bekir Kur'an'ı açtığında Muhacirler ve Ensar’dan bazılarının yanlış davranışlarının bu kitapta yazılı olduğunu gördü. Bunun, maslahata uygun olmayacağı korkusuyla onu reddetti."[21] (http://www.aleviforum.com/newreply.php?do=newreply&noquote=1&p=21934#_edn12)
Özet olarak söylemek gerekirse; Ali (a.s)'ın Kur'an'ı toplaması olayı, birçok Ehl-i Beyt ve Ehl-i Sünnet kaynaklarında nakledilmiştir. [22] (http://www.aleviforum.com/newreply.php?do=newreply&noquote=1&p=21934#_edn13)
Bütün bunlardan anlaşılıyor ki, Kur'an'ı toplama ve onu Müslümanlara sunma işinin, o büyük ve eşsiz insan tarafından gerçekleştirildiği apaçık bir gerçektir.
bir önceki konunun kaynakları
[10] - İbn-i Nedim, el-Fihrist, s.41-42, Beyrut basımı, Dar'ul-Marife. (http://www.aleviforum.com/newreply.php?do=newreply&noquote=1&p=22424#_edn14)
[11] - Suyutî, Celaluddin, el-İtkan, c.1, s.58; İbn-i Sa’d, et-Tabakat'ul-Kubra, c.2, s.101, Liden basımı ve c.2, s.338, (http://www.aleviforum.com/newreply.php?do=newreply&noquote=1&p=22424#_edn15)Beyrut basımı, Dar-u Sadır; Endülüsî, İbn-i Abdulbirr, el-İstîab Fî Marifet'il-Ashab, el-İsabe’nin hamişinde, c.2, s.253; Zerkanî, Abdulazim, Menabi'ul-İrfan, c.1, s.247, Beyrut, Dar-u İhya'il-Kutub'il-Arabiyye; Sadr, Hasan, Tesis'uş-Şîa Li Ulum'il-İslâm, s.317, Tahran basımı, A’lemî; Heytemî, İbn-i Hacer, es-Sevaik'ul-Mahrika, s.126, Kahire basımı, Dar'ut-Tabaet'il-Muhammediyye; Zencanî, Ebu Abdullah, Tarih'ul-Kur'an, s.48, Beyrut basımı, A’lemî Müessesesi; Marifet, Muhammed Hadî, et-Temhid Fî Ulum'il-Kur'an, c.1, s.289, Kum basımı, Neşr-i İslâmî Müessesesi.
[12] - Kelbî, İbn-i Cezzî, et-Teshil Li Ulum'it-Tenzil, c.1, s.4. (http://www.aleviforum.com/newreply.php?do=newreply&noquote=1&p=22424#_edn16)
[13] - Şeyh Müfid, Muhammed b. Muhammed b. Numan, el-Mesail'us-Serviye, s.79, Kum basımı, Kongre-i Şeyh Müfid; Meclisî, Muhammed Bâkır, (http://www.aleviforum.com/newreply.php?do=newreply&noquote=1&p=22424#_edn17)Bihar'ul-Envar, c.92, s.88, hadis: 27, Beyrut basımı, el-Vefa Müessesesi.
[14] - İbn-i Şehrâşub, Serv-i Mazenderanî, Menakıb-ı Ali b. Ebî Talib, c.2, s.40; Meclisî, Muhammed Bâkır, Bihar'ul-Envar, c.95, s.51. (http://www.aleviforum.com/newreply.php?do=newreply&noquote=1&p=22424#_edn18)
[15] - Aynı kaynak. (http://www.aleviforum.com/newreply.php?do=newreply&noquote=1&p=22424#_edn19)
[16] - Meclisî, Muhammed Bâ (http://www.aleviforum.com/newreply.php?do=newreply&noquote=1&p=22424#_edn20)kır, Bihar'ul-Envar, c.92, s.48; Tefsir-i Kummî, s.2451; Mukaddeme-i Tefsir-i Burhan, s.36; Feyz-i Kaşanî, Muhammed b. Murtaza, el-Meheccet'ül-Beyzâ, c.2, s.264; Suyutî, el-İtkan, c.1, s.57; es-Sırat'ul-Mustakîm, s.366; Feyz-i Kaşanî, el-Vafî, c.2, s.273-274; Zencanî, Tarih'ul-Kur'an, s.44-64; Askalânî, İbn-i Hacer, Feth'ul-Bari, c.9, s.10; Aynî, Umdet'ul-Kari, c.20, s.16 vs...
[17] - Mutezilî Hanefî, İbn-i Ebi'l-Hadid, Nehc’ül-Belâğa Şerhi, c.1, s.27, Kahire basımı. (http://www.aleviforum.com/newreply.php?do=newreply&noquote=1&p=22424#_edn21)
[18] - Meclisî, Muhammed Bâkır, (http://www.aleviforum.com/newreply.php?do=newreply&noquote=1&p=22424#_edn22)Bihar'ul-Envar, c.92, s.88.
[19] - İbn-i Şehrâşub, Serv-i Mazenderanî, Menakıb-i Ali b. Ebî Talib, c.2, s.40-41. (http://www.aleviforum.com/newreply.php?do=newreply&noquote=1&p=22424#_edn23)
[20] - Saduk, Kummî, Muhammed b. Ali b. Babeveyh, el-İtikadat, el-İtikad Fî Mebleğ'il-Kur'an, s.93. (http://www.aleviforum.com/newreply.php?do=newreply&noquote=1&p=22424#_edn24)
[21] - Tabersî, Fazl b. Hasan, el-İhticac, (http://www.aleviforum.com/newreply.php?do=newreply&noquote=1&p=22424#_edn25)c.1, s.227; Saffar Kummî, Muhammed b. Hasan, Besair'ud-Derecat, s.196, Kum basımı, Mektebet-ü Ayetillah Mer’aşî Necefî; Meclisî, Muhammed Bâkır, Bihar'ul-Envar, c.92, s.42-43.
[22] - (http://www.aleviforum.com/newreply.php?do=newreply&noquote=1&p=22424#_edn26)Bu konuyu işleyen bazı Sünnî tefsirci, tarihçi ve yazarları zikredelim:
Belâzurî, Ensab'ul-Eşraf, c.1, s.586; İbn-i Ebî Davud, el-Mesahif, s.10; İbn-i Nedim, el-Fihrist, s.30; Abdurrezzak, el-Musannef, c.5, s.45; Ebu Nuaym İsfahanî, Hilyet'ül-Evliyâ, c.1, s.67; İbn-i Sa’d, et-Tabakat, c.2, s.38; İbn-i Ebî Şeybe, el-Musannef, c.1, s.545; İbn-i Cezzî, et-Teshil Li Ulum'it-Tenzil, c.1, s.4; Hâkim Nişaburî, el-Müstedrek, c.2, s.611; Teyalisî, Müsned, s.270; İbn-i Abdulbirr, el-İstîab, el-İsabe’nin hamişinde, c.2, s.253; Sahih-i Buharî, İlim Kitabı, s.39, Cihad Kitabı, s.171 ve Cizye Kitabı, s.10; Tarih-i Yakubî, c.2, s.154; Hâkim Haskanî, Şevahid'ut-Tenzil, c.1, s.26-28; Askerî, el-Evail, c.1, s.214; Harezmî, el-Menakıb, s.49; Sibt b. Cevzî, Tezkiret'ul-Havas, s.148; Taberî, Muhibuddin, er-Riyaz'un-Nazıra, c.1, s.242; Kunduzî, Yenabî'ul-Mevedde, c.1, s.149; İbn-i Ebi'l-Hadid, Nehc'ül-Belağa Şerhi, c.1, s.27; İbn-i Haym, el-Fasl, s.3; İbn-i Kesir Tefsiri, c.4, s.28-29; MuttakîHindî, Kenz'ül-Ummal, c.2, s.373; İbn-i Hacer Heytemî, es-Savaik'ul-Muhrika, s.126; Kandehlevî, Hayat'us-Sahabe, c.3, s.355; Suyutî, el-İtkan, c.1, s.57 ve 72 ve Tarih’ul-Hulefa, s.185; Nuveyrî, Nihayet'ul-İrb, c.5, s.104; Tarih-i Şam, c.7, s.210; Kastalânî, İrşad'us-Sarî, c.7, s.459; Askalânî, İbn-i Hacer, Feth'ul-Bari, c.9, s.10; Aynî, Umdet'ul-Kari, c.20, s.16; İbn-i Nizamuddin Ensarî, Fevatih'ur-Rahamât, el-Mustesfa'nın şerhi, c.2, s.12; Ebyarî, Tarih-i Kur’an, s.84 ve 106; Zerkanî, Menabi'ul-İrfan, c.1, s.247; Abdussebur Şahin, Tarih'ul-Kur’an, s.71.
morkusakli 02.12.2005, 19:20 Ali ekber kardeşim gerçekten bilgine hayran kaldım bana söz bırakmadın Allah razı olsun çok teşekkürler
HEREDOTUS A KATILIYORUM SÖYLENECEK BİR SÖZ BIRAKMAMIŞSIN AMA BANA GÖREDE SADECE YORUMLANARAK DEĞİŞTİRİLMİŞTİR
Herodotus 04.12.2005, 23:49 Teşekütler arkadaşım! sağolun. Tartışılsın, bizce herşey tartışılabilir?
değişip değişmediğini saptamak bize düşmez. eğer değişti dersek gerçeğide vardır demek durumunda kalırız. Açık konuşmak gerekirse, zeki bir muhammed ile karşı karşıyayız. Ben bi dönem ne var şu kuranda diye epey okudum. incil kadar olmasada kuranda hikaye bana göre. Nerde çetrefilli bir konu sorulsa şüphesiz yaradan bilir diyerek geçiştirilmiş eğer herşeyi yaratanın kelamı ise daha açıklayıcı olmasını beklerdim ben. "şüphesiz herşeyi bilen", "şüphesiz sonsuz kudretli" sözleri havada kalmaya mecburdur. Mesela tüm insanların inanması için indiği savunulan bir kitapta başka bir dine inananlar kitabı ne kadar değişmiş değiştirilmiş olsada helak edilecekler vs laflarla rencide edilmemeliydi bence. ben eminim ki Muhammed tüccar olmasa basit bir köylü olsaydı daha farklı bir kuran yazılırdı. mesela belki çiftçilik övülür tüccarlık övülmeyebilirdi. Demek istediğim kuran tamamen o dönemin etkin kişilerinin kelamıdır. Putlara tapanlara alternatif kurulan din nasıl sonradan kabeyi putlaştırır bunları iyi tartmak gerek.
karamurat 28.12.2005, 13:58 Tabiki gecmis o dönemlerde alevilere ait belirli sayfalarin yakildigini ve degistirildigine inaniyorum.
Evet ben de duydum 6666 ayet olayını.Ama bunlar hakkında sünni lerin de bazı iddiaları var.ayetlerde cümlelerin ayrılmamış ayrılmış olmasına bağlıyorlar.Kısaca sallıyorlar.Bu dediğimi Süleyman Ateş söylemişti bir yazısında.
Ama barış-eşitlik dini olması gereken bir dinin içerdikleri korkunç.
Saygılar...
Sevgili Kardeşim Kuran Değişti Diye Kesin Yargilara Anketlerle Değil Kanitlarla Varilir. Kurani Kerimde Kuranin Değişmediği Ve Değişmesinin Kiyamet Anlamina Geleceği Var. Değiştiyse Nasil Ve Kim Zamaninda Değişti. Hatta Hz. Peygamber Kurani Kerimi Ezberleyen Kişiler Yetiştirmiştir. Lütfen. Aleviler De Kurani Temel Aliyor Elbette Peki Temel çürükse Sonraki Katlarda çürüktür. Bunu Iyi Düşünün Ve Böyle Bir Anket Bence Basit. çünkü Bilen Bilmeyen Oy Atiyoor.
Serkan_Devrim 02.01.2006, 17:46 Sevgili Kardeşim Kuran Değişti Diye Kesin Yargilara Anketlerle Değil Kanitlarla Varilir. Kurani Kerimde Kuranin Değişmediği Ve Değişmesinin Kiyamet Anlamina Geleceği Var. Değiştiyse Nasil Ve Kim Zamaninda Değişti. Hatta Hz. Peygamber Kurani Kerimi Ezberleyen Kişiler Yetiştirmiştir. Lütfen. Aleviler De Kurani Temel Aliyor Elbette Peki Temel çürükse Sonraki Katlarda çürüktür. Bunu Iyi Düşünün Ve Böyle Bir Anket Bence Basit. çünkü Bilen Bilmeyen Oy Atiyoor.
konu hakkında yazılanları okursan sadece oy atmadığımızı konu hakkında açıklama yaptığımızı ve kaynak gösterdiğimizi görürsün. bu konu başlığını baştan bir oku istersen
ibrahim-ch 02.01.2006, 18:00 Eskilerden duyardim Kuran Mushaf Carpsin diye söz verirlerdi yeminlesmelerde
simdi anliyorum ki KURAN ilk hali yani orijinali kemik ,Deri,ve baska türlü yazmaya müsait seyler üzerinde yazilanlar. Sonra sayfalar halinde toplananlar ise Mushaf dir Manasida sayfalar demektir.
batılım bedenim alemim
topraktan geldim toprağa gideceğim
birgün hakka döneceğim
o zaman batıl oluvereceğim
kabeyim, namazım, secdeyim
kuranda ki furkan benim
pir sultanım bektaşi veliyim
ama bunlardan habersizim
müttaki gafil gerçeği bilmez
konuşur dilin tutmayı bilmez
zan ile konuşur ettiğini bilmez
birlik ister ne olduğunu kendide bilmez.
Serkan_Devrim 09.01.2006, 19:24 canlar bu konuda yaptığım açıklamalara kaynak göstermemiştim. çok kitap okuduğum için hangisinde yazdığımı hatırlamamıştım. şimdi bir kaynak vereceğim.
haccacı zalim'in zamanına kadar bu 28 harfin(arapça harfler) 'b' harfinden başkasında nokta yoktu. islam ülkesi fevkalade genişlediği için ve halkta okumaya çalıştıkça, bir takım yanlışlıklar ve hataların sebep olduğu ve değişik manaların ortaya çıktığı görülmüştür. bunu önlemek için 'sarf' ve 'nahiv' ilminde, ihtisas sahibi olan Haccac(Haccacı zalim), şimdiki mevcut halinde harfleri noktaladı ve harekeledi. ve bunun için de kuran'a büyük ve önemli bir hizmet yapmış oldu.
yazı Serkan Tekin tarafından kuranda gizlenen tarihler kitabında yazılmıştır.
Serkan Tekin 1981 yılında Batman ilinin Kozluk ilçesinde doğdu. 2 ay da kuranı bitirdi. büyük islam alimi kabul edilen hafız Abdurrahman'ın yanında kuranın 12 ilmini(sarf, nahiv, mantık, meani, kelam, lugat, iştikak, fıkıh, hadis, tevsir, usulul fıkıh, kıraat) öğrendi ve hafız oldu.
yani sünnilerde gereken eğitimi aldı ve sünniler için yeter bir hafızdır.
haccacı zalim ise hiç sevilmeyen, yezidin kufe valilerindendir. böyle birinin kurana yaptığı hizmet adı verilen şey ihanette olabilir.
arapçanın noktalarını ve harekelerini düzenleyen haccacın kuranda değişiklik yapmış olması yüksek ihtimaldir.
kaynak isteyen sünni arkadaşlara sünni dayanaktır.
s selman 09.01.2006, 19:41 arkadaşlar bu konudaki fikrinizi belirtirseniz sevinirim...
arkadaşlar kelamı kibriyadan gelen menerefe sırlarındaki bu konu hakkındaki satırları okuyun en doğrusu hakkın bildigidir
HANCI PERVANE. 285
RUHLARIN HALK OLUŞU
VE DÜNYANIN KURULUŞU
Tah ezelden evrahı babından
Söyleyeyim dinleyin canlar
Kün veye kün elmi babı
Beyin altındaki yapraktan
Ak yareb aman
Künd eyledi Huda çıhhan bir arada
Ruhları illa dedi geldi
Hak nazar kıldı ruhlar geldi sırada
Ah yareb aman on sekiz bin alemi kurmak için
İlkin hak suyla çemalı nurunu halk etti yareb ama an
Kendi cemali nurunu halk etti
Ondan sonra ruhları halk etti
Suyu var etti yer gök yok iken
Künd ettide yareb beş isim halk etti
Çihhana var olmak için
Ah yareb aman
Üç takım şu çihhana gördüğün su doldu
İlk su dolunca melekler halk oldu
İlk su dolunca melekler halk oldu
Yareb ama an ya tabip
ALLAH kendi çemalı nurundan melekleri halk eyledi
Beş isim varında ak yareb aman
Bir katire düştü yere yerler gökler halk olunca
ya tabip Yer ile göğü su aldı
köpüğünden arş kürş var oldu yareb aman
Çihhanda bizde köpüğüde halk olunca varidik
Köpüğünden arş kürş var oldu
Ak yareb ama an sular çekildi topraklar
Sular çekildi topraklar maden ile doldu
Ak yareb ya Tabip
Nuh’a gelince ademin evlatı
Beşi kaldı da cümlesi yok oldu
Nuh’a gelince yareb adem evlatın
Beş kişi kaldı cümlesi yok oldu
Nuh dada su doldu dünyanın
Ya hu oldu üç su dünyada
Haktan nazar kıldık o zaman varidik
Nuh un oğlundan lem den dünyaya gelmek için
Naçiyle beraber ustazdik Hemi şar idik
Yareb aman
Bizim ervahımız taah ezelden
La mekanda bir oldu
Sitretil muntada gabaga hüseyinde
Yakında şar olduk
Yareb aman ya tabip hey
Ademden şıta yetiştik şıttan muta yetiştik
Muttan uda yetiştik uddan Nuh’a yetiştik
Ah aman eyler ey
Ah yareb ama an eyler hey
Ah yareb ama an idris nebi ile hüllenin yarısına
Biçtik dahi makas ile farisine
Farisine yareb ama an
Farisi aldık derdi ile demana
Ah hele yetiştik yareb aman
İdristen şu ayıba eyibten hidayet eyledik
Şuayıbtan eyube Kündü kenzullahtan
Bey tul mebura bey tul mukaddesile
Ademden hağteme ğhtemden ademe
Sıyıp çak taşınan uğraştık böyle şara
Yüz yirmi dört bin nebiyle geldik
ya hu hidayete ırklara
Tevek kil ettik bizde
İsmailli koç kurban ara ha ara
Halil ile düştük bizde nara
Ah yareb ama an eyler eey
Tah ezelden böyle yetiştik
Aliyle muhhamette ırkara
Aliyle muhhamette ırkara
Cümle derdi bir ettik
Tevvekkil babına kurana yetiştik yettik
Aliyle Muhammet gidence
Ah hele kuranı ser beser rasfale
Kuranı serbeser rasfale
Ah hele ayetlerin ucu kaldı
Cümle dahi lazım olan noktayı yok ettiler
Çekildi kuran ya hu aşıklara gitti pek ettiler
Aşıklarda ırkar kuranın ırkarı zay olmaz
Hiç kimse aşıklara elini vurup yetmez
Aşıkların sözü doğru kurandır
Kurana hiç kimsenin eli gitmez
Kağıtı yok ettiler hey kağıdı yok ettiler
Ah yareb ama an ya tabip
Her bulduğu aşıkları
Her bulduğu her bulduğu aşıkları
Kimisini kestiler kimisini astılar
Ah yareb geriden aşıklara hak yine nazar kıdı
Anadan anaya gelip yetişti
Kuran hak ile hak oldu hemen görüştü
Yareb aaman eyler ey
Tevvekkil babında söyleyimde dinleyin canlar
Bu dünyanın ötesi on sekiz bin alemdir
Yedi kat yer yedi kat gök selamdır
Ah Helen aya şemsi kamere
Aya şemsiyle kamere
Ah yareb şemsi aydır kamerde gündür
Leyliyle ırgarda hemde birdir
Geceyle gündüzün tavayı taktı tavayı
Tavanın bir kulpuda aşıklar haktır
Aşıklar haktır hak diyene şüphem yoktur
Aşık nikahını boşamak yoktur
Yareb aamaan eey
Cümle erenlerin bu da payıdır
Ah hele söylesem dahi gönül yayıdır
Ah yareb
amaan Tah ezelden evrakta illah sayıdır
Bizim geldiğimiz yerde yareb aaman eey
Adem den hğateme
Hğtemden o demden bu deme
Yetiştikte hancı dediler sonu bütün
Aşığın Hemi dünyası hem ide sonu
Tutar enceme enceme
Savayı tekbir eyle yareb böyle
Hancı kurban olsu Zühre hanıma
Çanım canıma tekbir eyle Nişanıma
Canım can |