Orijinalini görmek için tıklayınız : Alİyyen Velİyullah Ve Onun DeĞerİ Ezanin Ehlİ Beyt Nezdİndekİ DeĞerİ İle AnlaŞilir...


KoCGiRiLi_
12.11.2006, 23:01
ALİYYEN VELİYULLAH VE ONUN DEĞERİ EZANIN EHLİ BEYT NEZDİNDEKİ DEĞERİ İLE ANLAŞILIR...
Burada ilk önce işlenilmesi gereken konu ezanın Ehli Beyt a.s nezdindeki değeri ve konumudur . doğal olarak bunu ancak onların hadisi şeriflerinden anlayabiliriz...
1.EZAN ALLAH IN RESULULLAH SAAV HEDİYESİDİR...
İmamımız Hasan a.s şöyle rivayet eder :

“ Yahudilerden biri resulullah saav in bulunduğu bir topluluğa gelerek onların en alimini sorar. Sorduğu sorulardan biride şudur ; Allah diğer peygamberin içinde sana ve senin ümmetine yedi şey hediye etti. Nedir bunlar ? Resulullah saavbuyurdu ki ; Allahın bana hediyeleri ; Fatiha suresi , Ezan ...”

( Hisal-i Saduk c2 sf355 36.hadisi...)

demekki ezan Allah ın hediyesidir...

2.EZAN , HANİF DİNİMİZİN ÇEHRESİDİR...

imam Caferi Sadık a.s babasından o da dedesinden rivayet eder ki H.z Huseyin a.s a şöyle soruldu :

“Halk diyor ki Abdullah bin Zeyd rüyasında ezanı gördü ve oda Resulullah saav haber verdi. Böylece oda ezanı halka emretti? Hz. Hüseyin a.s buyurdu ki ; Vahiy sizin peygamberinizin kalbine nazil olurken ezanı da Abdullah bin Zeyd den aldığını mı zannediyorsun ? Ezan sizin dininizin çehresidir dedi...”

( Bihar ul Envar c86 sf156 54. hadisi...)

Demekki ezan dinimizin çehresidir...

3.EZAN İMANIMIZIN ŞİARI VE AZİZ İSLAMIMIZIN İLANIDIR...

Sekizinci imamımız Aliyy ür Rıza a.s ezanın yararı ve hedeflerini şöyle açıklıyor ;

“ Şaşırana hatırlatmak ve gafil olanı uyarmak , vakti bilmeyene başka bir işle uğraşana namazın vaktini bildirmek içindir . böylece yaradana ibadete çağırır ve ona davet eder. Tevhide ikrar verilir ve iman ilan edilir. Onu unutana haber verir...”

( Bihar ul Envar c84 sf143 39.hadisi...)

Demek ki ezan yaratıcıya ibadet için davet , gafile uyan , iman ehlinin açık şiarı ve sahih islamın ilanıdır...

4. EZAN ALLAH AZZE VE CELLE NİN DİNİDİR...

Şeyh ibni Babveyh r.a in rivayetine göre Mezeni , Südeyr , Muhammed bin Nu’man ve İbni Uzeyne ; imam Caferi Sadık a.s ın yanında toplandılar.

” İmam a.s buyurdu ki ; Ey Ömer bin Uzeyne ! Bu Ehli Beyt düşmanları ezan hakkında ne diyorlar? Arzettim ki ; Onu Übeyy bin Ka’b’ın rüyada gördüğünü iddia ediyorlar? İmam a.s buyurdu ki ; Yalan söylüyorlar. Allah azze ve cellenin dini rüyada görülmekten münezzeh ve üstündür...”

( Bihar ul Envar c82 sf 237 1.hadisi . Müstedrek ul Vesail c4 sf 55 1/4169. hadisi...)

Ezan hakkında konuşan imam a.s ın şu sözüne dikkat et : “Allah azze ve cellenin dini..”Demek ki ezan Allah ın dinidir...

5. EZAN ALLAH IN ÜMMETE HÜCCETİDİR...

Resulullah saav buyurdu ki

“ Ey Ali ! Ezan ümmetime hüccettir...”

( Bihar ul Envar c82 sf 237 1.hadisi . Müstedrek ul Vesail c4 sf 55 1/4169. hadisi...)

Öyleyse ezan hüccettir...

6.EZAN NURDUR , HİDAYETTİR , KURTULUŞTUR...

Resulullah saav buyurdu ki :

“ Ey Ali ! Ezan nurdur . her kim ona icabet ederse kurtulur . her kim aciz kalırsa hüsrana uğrar . aciz olana ben Allah ın huzurunda hasım olacağım . benim hasım olduğum adamın hali ne kötüdür...”

( Müstedrek ul Vesail c4 sf56 1/4169 hadisi...)

Demekki ezan nurdur , ona icabet eden kurtulur...

BUNLARA İLAVETEN EZAN , ELKÂFİ ‘ DEKİ ŞU MANALARDADIR...

Resulullah saav buyurdu ki

“ Melekler yer ehlinden ezan sesini duyduklarında şöyle derler ; Bu işittiğimiz Muhammed saav in ümmetinin Allah ın tevhidine dair sesleridir ve melekler o namaz bitene kadar Muhammed ümmetinin günahlarının affolunması için Allah a dua ederler..”

( Furuğ-el Kâfi c3 sf 307 31. hadisi...)

Bu durumda ezan ümmetin günahlarının affına vesiledir. Acaba günahlar Ali bin Ebu Talib a.s ın velayeti olmaksızın ve kalp ve dille ona ikrar olmaksızın hiç affolunur mu ? işte buradan Resulullah saav in ne buyurduğu anlaşılmaktadır..

“ Allah yolunda ezan okuyan müezzin ezan olduğu sürece kanına boyanan şehit gibidir. Öldüğü zaman yerin altındaki canlılar kabrinde ona zarar vermezler..”

( Müstedrek ul Vesail c4 sf 22 14/4078 hadisi...)

bu rivayetteki Allah ın yolu hangi yoldur dersiniz?
İmamlarımıza Camiet ul Kebire ziyaretinde şöyle hitab etmiyormuyuz :

“ Sizler en azametli yol ve en sağlam sıratsınız..”

( El Envar ul Lâmie fi Şerhi Ziyaret ul Camie (A. Abdullah Şubber) s.145...)

nudbe duasındada şöyle geçer ;

“ O yollardan sonrakiyol nerede? ....”

( Mefatih ul Cinan sf 535....)

tüm bunlar Allah azze ve celle nin şu ayetinin tefsirinde mütevatirdir ;

“ De ki rabbine doğru giden yola ulaşmak isteyenler dışındakilerden bir ücrt istemiyorum...”

( Mübarek “ Furkan “ suresi 57. ayeti şerife...)

Ezanın önemini vurgulayan bı rivayetlere dikkatle bakanlar eğer ezan okuyan tıpkı Allah yolunda kanına boyanan şehit gibi rivayetlerini de göz önünde bulundururlarsa sonuca rahat ulaşırlar. Ey Ehli Beyt dostu ! Gafil olma ! Her kim Âl-i Muhammed sevgisi üzerine olursa tıpkı oruç tutan ve gece namazı kılan mücahid gibidir. Ve eğer bu haliyle ölürse şehit gibidir. İmamlarımızın hadisleri bu konuda açık ve nettir. Bakın şu rivayete , Resulullah saav ne buyuruyor:

“ halkı ezana teşvik etti ve onlara ezanon faziletlerini anlattı. Bazıları dediler ki : Ey Allah ın resulü ! Ümmetin olarak ezamn okumak konusunda birbirimizi öldürmekten korkuyoruz....”

( Müstedrek ul Vesail c4 sf19 3/4067 hadisi...)

Eğer konunun dışına çıkmış olmasaydık sana ezanın hedefleri ve faziletleri hakkında çokca hadisler naklederdim. Yalnız bazı kaynaklara işaret edeceğim:

Bihar ul Envar c84 sf169 ve sonrası 73. hadisi şerif , ve sf 143 ve 144 39. hadisi şerif , Müstedrek ul Vesail c4 sf65 1/4187. hadisi şerif. Uyun-u Ahbar ir Rıza , ilel uş Şerayi , Tevhid-i Saduk , Maanil Ahbar...

Tüm bu melekûti sözler ve feyizlerden sonra anlaşılan şu ki ; Ezan Allah ın Resulullah saav e hediyesidir. Allah ın hediyesi ise keramettir. O da ne güzel bir keramet.! Allah ın peygambere verdiği tüm kerametler de nübüvvet dışında Ali a.s içindir. Daha önce bununla ilgili rivayetler naklettik. Ezandaki Muhammeden Resulullah nasıl ki Resulullah saav için bir keramet ise , Aliyyen Veliyullah da Ali a.s için bir keramettir ve ancak böylelikle o ikisinin kerameti ittifak eder. Bu manayı ifade eden onlarca rivayet vardır. Ayrıca ezan dinin çehresidir. Peki dinin çehresi olan Aliyyen Veliyullah nasıl ezanın manasında yer bulmaz. Halbu ki Aliyyen Veliyullah dinin ruhu , kalbi ve hayatıdır. Çok uzatmaya gerek yok. Nudbe duasında zamanının imamına şöyle hitap etmiyormusun ;

“Velilerin kendisine doğru yöneldiği Allah ın vechi ve çehresi nerede ?...”
( Mefatih ul Cinan sf535...)

Sonra dedik ki ezan dinin şiarıdır. Ezan imamımız Rıza a.s ın da buyurduğu gibi unutana hatırlatma ve gafilleri uyarma vesilesidir. Asıl gaflet ve gafilliğin manası nedir? Hakk velayetten ve Allh ın velisinden gafil olmak ve onu unutmak değilmidir ? Allah ‘ a ibadet ve onun tevhidine ikrar , Alevi velayete kalp ve dille ikrar olmasan mümkünmüdür ? bu manada söylenecek söz çoktur . Onun için ezandan melekler Muhammed Âl-i Muhammed in ümmeti için dua etmekteler. Bazen hadisler bunu açıkca bazen de işaret ve kinaye ile dile getirirler. Sonuçta hepsi de aşık olduğumuza işaret ederler. Ama en iyi tabir az önceki rivayette gelmiştir.

Allah ın dininin hakikatı ise Ali ve evlatlarının velayetidir.
Allah ın salatı hepsinin üzerine olsun. Öyle bir soru sorula bilir ; peki bu konuda yani Aliyyen Veliyullah hakkında niçin hadis kitaplarımızda açık bir hadis yoktur.
Genel manada bir takım rivayetler mevcuttur. Ancak Ehli Beytin hadislerindeki üslubu bilenler şu sonuca varırlar : imamlarımız a.s ve onların yakınları ile şiileri zalimlerin zulmü ile karşı karşıyaydılar . Bu yüzden tâ bugüne dek şii toplumlarıda ikinci dereceden hükümler ve bir takım takiyeler uygulanmak zorunda kalmıştır. Mesela bu yüzden ezan ve kametin vaciblerinin sayısı hakkındaki rivayetler farklıdır. Bir çok rivayetimizde ezanda olan “ Hayye alâ hayril amel” bölümü hiçbir şekilde yoktur. Bazıları ezandan Hayye alâ hayril ameli kaldırmış ve bunun sebebini halkı cihada davet olarak açıklamışlardır. Halbu ki bunun yegane sırrı Ali a.s a ve onun velayetine düşmanlıktır. Bu sırrı İmam Musa el Kâzım a.s şöyle açıklamaktadır: Fazl bin Şazan diyor ki ;

“ Muhammed bin Umeyr dedi ki : İmam Musa el Kâzım a.s a hayye alâ hayril amel in neden ezandan çıkarıldığını sordum ? Buyurdu ki : Zahiri sebebini mi istiyorsun yoksa işin iç yüzünü mü ? Dedim ki : ikisinide. Buyurdu ki ; Zahiri nedeni şu ki : Halk namaza güvenip cihaddan kaçmasın diye . Ama işin iç yüzü şu ki : Amellerin en hayırlısı velayettir. Hayye alâ hayril amel in ezandan çıkarılmasını emreden şahıs ona çağrılmayı ve teşvik edilmeyi engellemek istemiştir...”

( İlel uş Şerayi c2 sf368 4.hadisi...)

Velayetin kökünü kazımak için bu pak aileye karşı açıkça ilan edilen ve bazende külün altında gizlenen bu savaş ve mücadele sürmüyor mu Hayye alâ hayril amel in ezandan çıkarılması geçmişten süre gelip günümüzde de devam eden binlerce örnekten sadece biri değil mi ? Az önceki rivayete göre amellerin en hayırlısı Emirülmüminin a.s ın velayetidir. Başka bir hadiste ise amellerin en hayırlısı Fatıma ve evlatlarına iyilik yapmak olarak geçer:

“ Muhammed bin Mervan der ki : İmam muhammed Bâkır a.s bana dedi ki : Hayye alâ hayril amel in tefsirini biliyormusun ? Dedim ki : Hayır ! Buyurdu ki : Seni iyiliğe çağırıyor. Kime iyilik yapmaya biliyormusun ? Dedim ki : Hayır. Buyurdu ki ; Fâtıma ve onun evlatlarına iyilik yapmaya çağırır...”

( Maanil Ahbar ( Şeyh Saduk ) sf 42 3.hadisi...)

KoCGiRiLi_
12.11.2006, 23:04
Muhaddis el Nûri ise “ Müstedrek ul Vesail “ adlı kitabında şöyle rivayet eder...

“ İmam Caferi sadık a.s a hayye alâ hayriel amal in tefsiri sorulduğunda buyurdu ki : Amellerin en hayırlısı velayettir. Başka bir rivayette de Fatıma ve evlatlarına iyilik yapmaktır...”

( Müstedrek ul Vesail c4 sf70 )


Velayetin din ve dünya hayatındaki en açık mazharı ve uygulanması Fatıma ve onun evlatlarına iyilik yapmak değilmidir ? Allah ın selamı onlara olsun...
Onun için olanlar oldu ve imamlarımız defalarca düşmanlardan ve dostlarından eziyet ve zulümlere maruz kaldılar. Onlar da bu şiddetli belalar ve zorluklar karşısında kendi şiilerini ve dinlerini muhafaza altına almak için bu yolu seçtiler. Onun için onların ziyaretinde onlara şöyle hitap ediyoruz:

“ Ey efendilerim ! Sizi saran zorluklardan başka zorluk mu var ? Size ulaşan musibetlerden başka musibet mi var ? Size özel facialardan başka facia mı var ? Sizin başınızdaki belalardan başka bela mı var ?...”

( Mefatih ul Cinan sf581 )


İmamlarımızın karşılaştığı zorlukların karşısında bu anlatılanlar ve yazılanlar çok çok yetersiz kalır. Ama imamlarımız gemiyi ve gemidekileri güvenlik sahiline ulaştırmışlar ve bizim aziz gemimiz hidayet sahiline ulaşmıştır. Bayrağı Hüseyinin kanıyla yükselmiş keramet bayrağı ve o bayrak aziz Mehdi nin yüce azmiyle yükselen inkılabın sembolü olmuştur. Onun saçtığı ışıkta Seccâd ın Bâkır ın Sâdık ın ve diğer imamlarımızın tatığı acılar tüm alemi aydınlatmaktadır. Bazen bakarsın imamlardan soru soran adama temiz kalplerinin istemediği cevabı vermek zorunda kalıyorlar. Ya zalimlere karşı takiye yapmak zorundalar veya halkın akıllarının seviyesine göre konuşuyorlar veya sırlarını saklama kapasitelerine göre onlara beyanatta bulunuyorlar. Musa bin Uşeym diyor ki :

“ İmam Cafersi Sâdık a.s ın yanında idim. Adamın biri İmam a bir ayetin hakkında soru sordu. İmam onun cevabını verdi. Sonra başka biri gelerek ona aynı ayeti sordu. İmam a.s birinci adama verdiği cevabın tersini ona verdi. Bu durumdan o kadar şüphelendim ki kendi kendime dedim ki : Bir vav harfini dahi kaçırmayan Ebu Kutade yi ( Ehli Beyte düşman olan alimlerden biri) “am”da bırakıp bütün sözleri bir birine zıt olan bu adama neden geldim ki ? Ben bunları düşünürken üçüncü bir şahıs daha gelip ona aynı soruyu sorduğunda o ikisine verdiği cevaptan daha başka bir söz söyledi. İşte o anda anladım ki imam tüm bunları takiye olarak cevapladı. O sırada bana dönerek buıyurdu ki : Ey İbni Uşeym ! Allah azze ve celle Süleyman bin Davud a yetki verek dedi ki : “ Bu bizim hediyemizdir. İster öğret ister öğretme . sana hesap soramazlar....”

( Mübarek “Sad” suresi 39. ayeti şerife...)

Ve Resulullah saav e yetki vererek buyurdu ki : “ Resulün size emrettiğini yapın ve size yasakladığını da yapmayın “

( Mübarek “ Haşr” suresi 7.ayeti şerife...)

Peygambere verilen bu yetki bizede verilmiştir...”

( Usul ü Kâfi c1 sf265 ve 266 2. hadisi....)


Zürare bin A’yan da diyor ki ; İmam Muhammed Bâkır a.s a bir soru sordum , bana cevabımı verdi. Sonra birisi gelerek aynı benim sorduğum soruyu sordu. İmam bana verdiği cevabın tersini ona verdi. Sonra birisi daha geldi ve imam ikimize de verdiği cevabın dışında bir cevab verdi. O ikisi gittikten sonra imama şöyle arzettim:

“ Ey Resulullah ın oğlu ! Bu iki adam senin Irak taki şiilerinden idiler. Her ikisinede birbirne zıt cevaplar verdin? Buyurdu ki : Ey Zürare ! Bu , bizim ve sizin için daha hayırlıdır . eğer hepiniz aynı görüş üzerine birleşirseniz başkaları sizin birlik ve beraberlik içinde olduğunuz kanısına varır ve sizi ve bizi darmadağın ederler sonra imam Caferi Sâdık a.s a şöyle arzettim ; Eğer şiilerinizi ateşe sokup çıkarsanız sizin yanınızdan çıkarken ihtilaf içinde çıkarlar. Sonra bana tıpkı babasının verdiği cevabı verdi...”

( Usul ü Kâfi c1 sf65 5.hadisi...)


İşte imamlarımız a.s dostlarına ve düşmanlarına karşı böyle davranmak zorunda kalmışlardır. Düşmanın gözünü boyamak için imamlarımız bazen şiilerinin arasında düşmanın gözünde önemli görülen bir çok küçük konularda ihtilaf yaratmak zorunda kalmışlardır. Onun için Şeyh Saduk şöyle rivayet eder...

“ Hureyz diyor ki : İmam Caferi Sâdık a.s a şöyle arzettim: Dostlarınız arasında ki ihtilaftan daha ağrıma giden bir şey yok? Buyurdu ki : Bu , benden önce de böyle idi....”


( İlel uş Şerayi c2 sf395 14. hadisi...)


Şeyh Tûsi nin rivayetine göre İmam Musa el Kâzım a.s a şiiler arasındaki görüş ayrılıklarının sebebi sorulduğunda buyurdu ki :

“ Bu ihtilafı ben oluşturdum. Eğer siz bir görüş üzerinde birleşirseniz sizi öldürürler...”

( İlel uş Şerayi c2 sf395 15. hadisi...)

Hatta bazen çok ince ayrıntılar da dahi ihtilaflar görülmüştür tıpkı namazın vakitlerinde olduğu gibi . Mesela İmam Cafer Sâdık a.s a şiilerin namazın vakitleri konusunda ihtilafları sorulduğunda buyurdu ki :

“ Onların içine bu ihtilafı ben attım...”

( Uddet ul Usul ( Şeyh Tusi ) c1 sf343...)


Yine Şeyh Tusi “Tehzib” adlı kitabında şöyle rivayet eder:

“ İmam Caferi Sâdık a.s a birisi şöyle sordu: Camiye girdiğimde bazı şiilerin öğle namazı kılarken bazılarının ise ikindi namazı kıldıklarını gördüm. Buyurdu ki ; Onlara bunu ben emrettim. Eğer aynı vakitte namaz kısalar tanınır ve öldürülürler...”

( Hadaik un Nâzira c1 sf 6.....)


İnsaflı olanlar söylesin ! İmam a.s şiilerinin aynı vakitte namaz kılmalarından çekiniyorsa Aliyyen Veliyullah ın ezan ve kamette açıkca söylemeleri gerektiğini buyurabilirlermiydi ?

KoCGiRiLi_
29.11.2006, 21:49
sanki bunları herkes biliyormus gibi bir izlenım var sanırım ???

Zahir
30.11.2006, 09:06
Camilerden okunan Ezan Sunni Putperestliğin sembolüdür.

Allahu Ekber: Allah Kendi büyüklüğü için Kuranda Ekber kelimesini değil Kebir kelimesini kullanır.

La İlahe İlla Allah Muhammed Resulullah: Kuranda hiç bir zaman Allah ve Muhammed kelimeleri birlikte anılmamışıtır. Muhammed 4 defa geçer ve geçtiği yerlerde ismi Allah ile birlikte anılmaz. Eğer Allah böyle bir şey söleme gereği duysaydı bu La İlahe İlla Allah Muhammed Resulullah şeklinde değil

La İlahe İlla Allah Musa, İsa, Muhammed... Resulullah şeklinde olurdu.

Dolayısla buginki Ezan Kurani bir Ezan değil Putperestlerin niteliklerini taşıyan bir Ezandır.

müttaki
30.11.2006, 09:16
ezan-ı Muhammediye.... İzan-ı Muhammediyenin temsilidir..

ehlibeytin ResülAllahı zikridir.. onsekizbin alemde hiç susmaz izan-ı Muhammediye

müttaki
30.11.2006, 09:20
zahir abi...

padişahı padişah yapan lalapaşadır...

Allahı Allah yapanda Resülüdür... bu yüzden beraber anılırlar ResülAllah...

ezan.. temsildir .. bu yüzden temsilde hata olmasın denir

Zahir
30.11.2006, 09:21
ezan-ı Muhammediye.... İzan-ı Muhammediyenin temsilidir..

ehlibeytin ResülAllahı zikridir.. onsekizbin alemde hiç susmaz izan-ı Muhammediye


Sevgili Kardeşim Hakikati Muhammediye gibi Ezani Muhammedinizde uydurma mitolojik bir kurgudur. Biz mitolojik olgulara göre değil Allahın Kelamına göre konuşuyoruz.

müttaki
30.11.2006, 09:25
Sevgili Kardeşim Hakikati Muhammediye gibi Ezani Muhammedinizde uydurma mitolojik bir kurgudur. Biz mitolojik olgulara göre değil Allahın Kelamına göre konuşuyoruz.

:D

Muhammed yoksa Allahda yok zahir abi... Allah hep varda senin için yok benim içinde yok.. senin benim için yoksa yokdur bağlamaz beni..

Allah kelamına göre konuşmak için önce Allaha kelamlarını teslim etmek lazım

... duyduklarımızı değil hissettiklerimizi yaşadıklarımızı... şahit olduklarımızı İzan ediyoruz budur ezanın hakikati ...