Orijinalini görmek için tıklayınız : İskenderun'nu yakından tanıyalım.


Aliyen
15.11.2006, 21:58
ARSUZ
Güneydoğu Akdeniz Bölgesinde, Hatay İli İskenderun İlçesi bir sahil köyü olan Arsuz, çevresi ve sahip olduğu doğa ve tarihi değerleri ile dikkati çeken turistik bir sayfiye yeridir. Ana ulaşımın İskenderun üzerinden 32 Km. lik sahil yoluyla sağlandığı Arsuz, mozaik Müzesi, St. Peter Kilisesi ve Daphne ( Harbiye ) antik yerleşimi ile tanınan Antakya'ya 90 Km. Adana Havaalanına ise 166 Km. uzaklıktadır. Arsuz ve çevresi 8 ay denize girilebilen Türkiye'nin en uzun tatil sezonuna sahip sahil bandı, son derece yoğun Akdeniz Bitki Örtüsü ile kaplı dağ ve tepeler, denizle dağ arasında yer alan ova ve yaylalarıyla zengin su kaynaklarına sahip gizli kalmış doğa hazinelerimizden biridir.
Arsuz, Nur Dağından doğan bir çayın İskenderun körfezinin en güzel koylarından birinde denize ulaştığı yarmada üzerinde kurulmuştur. Çevresinde sanayi tesisinin yer almadığı temiz denizi ve ince kumuyla son yıllarda bölgesel turizmin geliştiği 800 kış nüfuslu tipik balıkçı köyü olan Arsuz'un doğal zenginliklerinin yanı sıra, esas önemi bugünkü modern yerleşimin altında kalan fakat fazlaca tanınmayan Antik Kent'ten kaynaklanmaktadır.






Bilinen tarihinin Hellenistik Döneme kadar ( M.Ö. 4.yy. ) indirildiği Arsuz ve çevresinde, coğrafi koşullardan dolayı yerleşimin daha da eskiye gideceği şüphesizdir. Mevcut kalıntı, buluntu ve orjinal kaynaklardaki bilgiler, Antik Şehrin en parlak günlerinin Roma Dönemine ait olduğunu düşündürmektedir."Rhosus" , " Rhosopolis ", " Arsous " adlarıyla tarih sahnesinde tanınan Antik Kent, zamanla Arsuz ismini almıştır. Amasya'lı meşhur coğrafyacı ve tarih yazarı Strabo'nun; " Kilikya ( Cilicie )' ın en önemli şehirlerinden birisidir." diye ifade ettiği Arsuz, günümüzde Uluçınar adnı almakla birlikte, yaygın olarak yine Arsuz adıyla anılmaktadır.

Efsaneye göre, Antakya ( Antioch ) şehrinin kurucusu olan I. Seleucus Nikator, M.Ö.300 yıllarında Demetrius'un kızı Staratonica ile Arsuz'da evlenip karaya çıkmıştır. Üzerine modern yerleşimin kurulduğu Antik Kent'ten maalesef geriye görülebilir fazla bir iz kalmamıştır. Antik dönemde Doğu Akdenizde İskenderun Körfezi sahillerimnnde yer alan diğer koloni ve liman kentleri olan Aigai ( Ayas ), Issos ( Erzin civarı ), Baiae ( Payas ), Alexandreia ( İskenderun ), Nyriandros ( İskenderun civarı ) ve Seleuceia-Pieria ( Samandağ civarı ) ile birlikte bölgenin zengin tarımsal ürünlerinin ve mallarının pazarlandığı limanlardan birini oluşturan Rhosus Kenti, bir zamanların görkemli yaşantısını, geriye kalan izlerde bile yansıtabilmektedir. Özellikle son yıllarda yapılan inşaat kazıları sırasında bulunan heykel, sütun, lahit, mezar steli, kanalizasyon - su sistemi ve yer mozaikleri gibi yapısal ve mimari öğeler küçük buluntuları bugün askeri bölge sınırları içinde kalan iskele ve dalgakıran kalıntısı, Antik Şehrin görkemine işaret eden maddi verileri oluşturmaktadır. Şehrin Nekropolünün ise yerleşimin biraz dışında, yarımadanın Batı ucunda,denize karşı yamaçta olduğu anlaşılmaktadır. Son derece kaliteli Roma dönemi seramik parçaları toprak üzerinde açıkça görülebilmektedir. Aslında doğal bir Sit Alanı olması gereken Arsuz'daki hızlı yapılaşma sonucu geriye kalan izlerinde zamanla yok olacağı tahmin edilebilir.


Arsuz'dan güneye, Samandağ'a doğru sahil boyunca ilerlediğimizde, bir zamanların deniz üstü şeklinde kurulan yerleşmeler dikkati çeker. Port Aux Colonnes ( Sütunlu Liman ) adıyla tanınan yer, en çarpıcı özellikleri oluşturan yerleşme olarak karşımıza çıkar bu yerleşmelerde, dağdan getirilen suyun taşındığı su kemerlerine rastlanması, denizde iskele kalıntısının varlığıyla çok sayıda yarı gömülü sütun ve lahitleri bulunması üslerde, su ya da sıvı mal ikmali ve ihracı yapılan iskeleler bulunabileceğini düşündürmektedir.

Arsuz ve çevresinin, geriye kalan kilise ve kalelerden, Bizans ve Haçlılar dönemini de yaşadığı anlaşılmaktadır.1516 Mercidabık Savaşı ile Osmanlı topraklarına katılarak Halep Eyaleti içinde Belen kazasına bağlı bir nahiye olarak idare edilen Arsuz, bölgenin coğrafi konumundan dolayı etnik açıdan tam bir mozaik özelliğine sahiptir. Bunun bir sonucu olarak kitabesine göre 1737 tarihini taşıyan ve XIX. yy.da onarılan bir Rum Ortodoks Kilisesi inşa edilmiştir. İkonalarla kaplı zengin iç dekorasyonu, Çan Kulesi, servis mekanları ve tarihi mezarlığıyla The Old Maryo Fenne Ortodoks Rum Kilisesi günümüzde de kullanılan bakımlı bir yapıdır.Eskiden olduğu gibi bugün de Arsuz, çeşitli din ve mezheplere bağlı farklı diller konuşan halkıyla huzur ve barışı seven insanlara örnek bir beldedir.




Köyün can damarı olan Arsuz Çayı, denizden yaklaşık 1 Km. içeriye kadar derin bir yatak oluşturan Haliç benzeri doğal bir su yoludur. Etrafı Okaliptus Ağaçlarıyla kaplı Kafe, dinlenme tesisleri ve eski evlerle çevrili çay; Kefal, Lagos, Orfos, Mercan, Lüfer, Sinarit ve Levrek gibi bölgenin zengin su ürünleri avlayan ve pazarlayan köylünün adeta ikinci evi, iskelesi ve barınağıdır.

Çay kenarındaki kordonda ve yamaçlara doğru inşa edilen taş alt zemin üzerine iki katlı, manzaralı, büyük balkonlu ve arka cepheye bakan Turunçgil Bahçeli tipik evler, Arsuz'un geleneksel konut mimarisi özelliklerini yansıtır. Bugün hala bir kısmı da restore edilerek kullanılan evler, dar taş sokaklarla adeta kucaklaşarak yaşama savaşı verirler.


Arsuz Sahili tabii dalgakıranı, ince kumlu plajı, sert tabanlı, sığ, dalgasız Akdeniz Mavisi tertemiz deniziyle bölgenin en ilgi çeken sayfiye yeri, başlıca dinlenme ve eğlence merkezidir.Şayet seçiminiz yayla-dağ turizmi ya da çevre turları ise Arsuz ve çevresi bu açıdan da şanslıdır, çünkü denizden kısa bir mesafe sonra Turunçgil Bahçelerinden sonra 750-1000 m. yi aşan yükseklikteki Çam, Sedir ve Ladin' den oluşan bitki örtüsüyle kaplı yaylalar, sıcak yaz günlerinde piknik ve dinlenme alanları olarak değerlendirilir. Avcılık ve atıcılıkta yapılan yaylalardan Soğukoluk Yaylası, bölgenin ve Türkiye'nin en tanınmış doğal güzelliklere sahip yaylalarından birisidir.

Sonuç olarak yeterince tanınmayan Arsuz ve dolayısıyla Hatay'ın özellikle Türkiye geneline ve dış turizme açılması Turizmimiz için çok yararlı olacaktır. Arsuz'un en eski ve en büyük konaklama tesisi olan ARSUZ OTEL dışında, askeriyeye ve D.D.Y.' na ait kamplar ile, çok sayıda pansiyon, kafe ve restoran gelenlerin yatılı ve günübirilik turlarına hizmet verebilecek düzeydedir.



Kaynak:arsuzotel

Aliyen
15.11.2006, 22:01
Ünlü isveçli progresif metal grubu Adromedanın Chirimera albümünün 7. parçasının "iskenderun" olduğunu biliyormuydunuz?

Aliyen
15.11.2006, 22:02
TURİZİM
İskenderun’un turizm için yeterli yatırımı yaptığı pek söylenemez. Toplam 968 yatak kapasitesi ile on oteli ve pek çok pansiyonu olan ilçenin en büyük problemi, Türkiye turizmine bulaşıcı bir hastalık gibi zarar veren yazlık siteler. Özellikle plajları ve denizi ile ünlü olan Gülcihan ve Arsuz yöreleri bu yazlık sitelerden fazlasıyla nasibini almış. Ancak yolunuz İskenderun’a düştüğünde merkezinde Maryo Hanna Kilisesi’nin olduğu şirin bir tatil köyü olan Arsuz'a ve zindanlarında Namık Kemal’in hapis yattığı Payas Kalesi’ne uğramamazlık etmeyin. Haçlılar tarafından yaptırılan ve daha sonra Osmanlılar tarafından restore edilen bu kale, Payas’ın önemli sanat yapıtlarındandır. İlçenin diğer önemli turistik mekanlarını ise şöyle sıralayabiliriz: Helenistik dönemden kalan Frank Limanı, Şalan Kalesi ve Sarıkesi Kalesi; kimilerine göre Büyük İskender’in gömülü olduğu kentin giriş kapısı olan, kimilerine göre de Yunus peygamberin karnından çıktığı yer olarak rivayet edilen Yunus Sütunu Kalıntısı; Cenevizliler tarafından yaptırılan Cin Kalesi, Kanuni Sultan Süleyman Kervansarayı ve Hamamı ve bir Mimar Sinan eseri olan Sokullu Mehmet Paşa Külliyesi.

Kaynak:Buket Aşçı

Aliyen
15.11.2006, 22:03
İSKENDERUN YORUMLARI
Literatürde, İskenderun “Hatay’ın en gelişmiş ilçesi” olarak tanımlanmış. Ama bu nüfusunun 200 binin üzerinde olduğunu, demir ve çelik fabrikasının yarattığı istihdam ve ihracat gelirini, İskenderun Limanı’nın önemini, köklü tarihini, ulaşım kolaylığını ve en önemlisi bağlı olduğu ilden yani Hatay’dan daha şöhretli olduğunu kavradığınızda literatür, sizi pek tatmin etmiyor ve şu çelişkiye düşüyorsunuz; İl desem maddi bir hataya, ilçe desem gerçeğe aykırı düşeceğim. Pek çok ilden daha çok il olmayı hak eden İskenderun’un nev-i şahsına münhasır bu durumu genelde siyasi yorumlarla açıklanmıştır. Bunlardan en bilineni ise İskenderun’un bağlı olduğu Hatay’ın nüfusuyla ilgili olandır. Yani 1939’da Türkiye’ye bağlanan ve Arap ve gayrimüslim nüfusu yoğun olan Hatay için İskenderun’un Türk ağırlıklı nüfusu bir denge olarak yorumlanır. Ancak bu yorum da, en az İskenderun’un çelişkili durumu kadar tartışmalıdır. Gerçek olan, İskenderun yönetiminin il olma talebini sık sık gündeme getirmesine hatta Meclis’e taşımasına rağmen hala il olmadığıdır. Bu nedenle olsa gerek, ansiklopediler, web siteleri, makaleler İskenderun’dan bahsederken cümlelerine şöyle başlama gereksinimi duyuyor; “Modern bir il görünümüne sahip bu ilçe...”

Buket Aşçı - TurkishTime - 15 Nisan - 15 Mayıs 2003 Sf. 15

Aliyen
15.11.2006, 22:04
BİR BAKIŞTA İSKENDERUN
Yüz ölçümü: 743 km2
Nüfus: 300 bin
Kasaba sayısı: 13
Köy Sayısı: 37
Karayolları: E-5: 34 km, İl yolu: 33 km, Otoban: 20 km.
Köy yolları: 401 km. (Yarısı asfalt)
Kıyı şeridi: 50 mil Liman Bağlantısı: İskenderun Limanı deniz ulaşımı dışında kara ve demir yolu ile yurt içi ve yurt dışı bağlantılara sahiptir.

(Kaynak:Buket Aşçı)

Aliyen
15.11.2006, 22:08
İndiana Jones İskenderunda
İndiana Jones'un 3 Oscar ödüllü son bölümünün(İndiana Jones:Last Crusade) bazı sahnelerinin İskenderunda çekildiğini biliyormuydunuz?

Aliyen
15.11.2006, 22:09
Geçmişi Antik Çağ öncesine dayanan İskenderun, Hititler’e, Fenikeliler’e, Türk asıllı bir millet olan Hurriler`e ve MÖ. 6. yüzyılda da Persler’e ev sahipliği yapmış. Ama kuruluşu için MÖ. 333 yılında, Asya seferine çıkan Büyük İskender’i beklemiş. O zamanlar adı “Alexandreia” olan İskenderun, Roma hakimiyeti sonrasında İranlıların istilasına uğramış. Kalesi tahrip edilen kent, bir cüzzam salgını da atlatarak 4. yüzyıla geldiğinde “Küçük İskenderiye” adını da kazanmış. İslam kaynakları ondan

İskenderiye yerine İskenderun diye bahsetmiş. İki medeniyet arasında defalarca gidip gelirken tarih de ilerlemiş. Büyük Selçuklu Devleti kurulmuş, onlara geçmiş. Sonra sırayı Eyyubiler almış. Birinci Haçlı seferiyle zapt edilmiş, sonra Antakya Dukalığı’na o ortadan kalkınca Memlükler`e ara sıra da Dulkadirliler emirliliğinin nüfuzuna girmiş.

Bir devletin bayrağı altında uzun süre yaşaması ise ancak 16. yüzyılın ilk yarısında Osmanlı İmparatorluğu ile mümkün olmuş. Bu dönemde ticari ve stratejik özelliğini güçlendirerek önemli bir ticaret merkezi olmuş. Ta ki, 1832 yılına dek. Kavalalı Mehmet Ali Paşanın oğlu İbrahim Paşanın kumandasındaki Mısır ordusu, Osmanlı ordusunu ağır bir yenilgiye uğratınca İskenderun yine el değiştirmiş. Tanzimat ilan edilince Adana eyaletine bağlanmış. Ama I. Dünya Savaşı ve sonrasında imzalanan Mondros Ateşkes Antlaşması ile yeniden işgal edilmiş. Ardından Türk çeteleri Fransızlara karşı ayaklanmış, Ankara anlaşması sonucunda Hatay`da İskenderun Sancak İdaresi kurulmuş. Hatay’ın Türkiye’ye bağlanmasından bir yıl sonra da son kez devlet değiştirmiş.

Kaynak:Turkstime 15 mayıs 2003

Aliyen
15.11.2006, 22:11
İSKENDERUN BALIK ÇARŞISI
Hüriyet gazetesine göre Türkiyenin iyi dokuz balık çarşısından biri İskenderunda;


Körfezden jumbo karides çıkıyor Hatay'ın sahil ilçesi İskenderun'da. İki noktada balık satılıyor. İskenderun Körfezi'nde jumbo karides de olmak üzere her çeşit balık çıkıyor. 1985'te yapılan, 22 işyerinin bulunduğu barınak yanındaki Balıkçı Hali’ne, soğuk hava depoları eklenerek modern görünüm kazandırıldı. Burada 07.00-20.00 arasında genellikle toptan satış yapılıyor. Numune Mahallesi'nde 10 işyerinin bulunduğu hal ise 04.00-24.00 arasında perakende müşterilerin ihtiyacını karşılıyor. Balıkların toptan fiyatı: Jumbo karides 45 milyon, lagos 30 milyon, lüfer 12 milyon lira.

Kaynak:Hürriyet 26 ağustos 2006

Aliyen
15.11.2006, 22:14
İSKENDERUN GÜVERCİNİ

İskenderun Bağdat ırkları içinde en ilginç ve benzersiz olanıdır. İngiliz Carrier, Fransiz Bağdat, Steinheim Bağdat, İspanyol Bağdat, zaman içinde bazı melezlemelere maruz kalmıştır, İskenderun ırkı ise saf bir ırktır.
Aldrovani 1610, Willoughby 1676 ve John Moore 1735 yıllarında yazdıklarında, İskenderun ırkını uzun, kıvrık gagalı, kuvvetli bir ırk olarak tanımlamışlardır. Bu ırkın İngiltere'de Scandaroon olarak ismini koyan John Moore'dır. Almanlar bu ırkı Nurnberger Bagdette, Pagadette, Pavdotte, Bagotten, Pagadotten taube ve Hocker-taube gibi isimlerle isimlendirmişlerdir. Fransızlar ise Pigeon bagadais a grande morille ismini vermişlerdir. Bu ırkın İskenderun diye isimlendirilmesinin sebebi Avrupaya İskenderun limanından götürülmüş olmasıdır.
Araştırmalar bu ırkın Bağdat'tan Türkiye'ye getirildiğini göstermektedir. Almanya'nın güneyinde, Nurnberg, Erlangen, Fuhrt ve Michelav :skenderun üreticilerinin yoüun olduüu bölgelerdir. İlk Alman İskenderun güvercin cemiyeti 1895 yılında kurulmuş 35 üyeyle katıldıkları National Show'da 170 İskenderun sergilenmistir. Amerikada 1950 yılında George Neuerburg'a (N.P.A Master Breeder Certificate) Amerika'nın en usta İskenderun üreticisi ünvanı ve diploması verilmiştir.

İSKENDERUN IRKINA AİT STANDARTLAR
1- Boyu gaga ucundan, kuyruk bitimine kadar 42--43 cm'dir.
2- Gagası 4 cm'dir, aşağıya doğru kıvrıktır.
3- Gaga üzerindeki kopuk çapı 3 cm'dir.
4- Gözlerinin etrafındaki kırmızı dairenin çapı 12--15 milimetredir.
5- Bacakların uzunluğu 11-12 cm'dir.
6- Kanatlar açık olduğunda bir uçtan diğer uca uzunluğu 74 cm'dir.
7- Ağırlığı aç haliyle 590 gramdır.
8-Göz rengi, tüm parçalı renklerde ve düz beyazlarda, SİYAH'tır. Diğer renklerde koyu kırmızı, turuncu'dur. 9- Parçalı renk olanlarda gözlerinin altından gagaya doğru uzanan bıyık diye tabir edilen kısım vardır. Bunlar yüzün her iki tarafındada olmalıdır.

İSKENDERUN ÜRETİMİ
İskenderun üretimi diğer ırklara göre daha zahmetlidir. Bu kuşlarda döllenme, yumurtaya yatmama gibi problemler görülmez. Problem, yavrular yumurtadan çıktıktan iki hafta sonra başlar, yavruların gagaları uzadıktan sonra anaç İskenderun çift yavrularını besleyemez hale gelir. (çok ender olarak besleyenlerde görülmüştür.)
Üreticiler bu zorluklardan dolayı yumurtaları posta güvercinlerinin yada Magpie (orta doğu ülkelerinde bu ırka yahudi deniliyor) ırkı güvercinlerin altına aktararak çıkan yavruları üvey anaçlara besletirler, bu yapılsa bile üretici zaman zaman yavruları yuvadan alıp kendisi beslemek zorunda kalır. Posta güvercinleri bu cinsi en iyi besleyen ırktır.

RENKLERİ
İskenderun'un düz renkleri; Beyaz, Siyah, Kırmızı, Sarı'dır. Gri veya Küllü dediğimiz renkler siyah kuşaklı olur.
Parçalı diye tabir ettiğimiz çift renkli olanları ise, Beyaz üzerine Kırmızı, Siyah, Sarı, Gri renklerden oluşur. Bunlar düz renklere oranla daha populer'dir. Gözlerinin alt kısmında gagaya dogru uzanan yamalar (bıyık) olur.
İskenderun sert tüylü guvercinler sınıfına girer. Hızlı uçar vücudu ve kanatları kuvvetlidir. Filo uçucusudur. Türkiye'de eski yıllarda Iskenderun ve Tarsus bölgelerinde populer olduğu bilinmektedir
KAYNAK: ERSOY KOLDAS

Aliyen
15.11.2006, 22:16
Türkiyenin en büyük ilçesini tanıyacağız,
Bu blog dünyadaki tüm İskenderunlulara ithaf edilmiştir....

İşte konu başlıkları:

*teysir
*emirgan
*at sezai
*döner
*hamamböcekleri
*karaağaç kamikazeleri
*Mete Aslan
*5 temmuz festivali
*cumhuriyet lisesi
*lise
*sahil
*yelken Kulubü
*makzume
*efes döner
*petek Pastanesi
*şehit Pamir
*pac Meydanı
*Balıkhane
*flor Cafe
*5 temmuz ortaokulu
*tren istasyonu
*arsuz
*palmiyeler
*doktorlar caddesi
*özgürlük gemisi(freedom ship)
*soğukoluk
*künefe
*payas
*idç
*yarıkkaya
*iskenderun spor
*cafe m
*dedoş
*hıdır
*belen
*Antakya

Aliyen
15.11.2006, 22:21
İLK YÜZEN ŞEHİR İSKENDERUNDA YAPILACAK

Kaynak: Zaman gazetesi

11 milyar dolarlık yüzen şehir Türkiye’de yapılacak Dünyanın sayılı projelerinden biri olan ilk ‘yüzen şehir', İskenderun'da inşa edilecek. 11 milyar dolara mal olacak Freedom City'nin yapımında kullanılacak malzemelerin yüzde 80'i Türkiye'den karşılanacak. Sahasında ilk olan proje için Türkiye'nin yanı sıra Bahama Adaları, Venezüella ve Hollanda Antilleri de gündeme geldi. Ancak yüzen şehrin ortakları, ABD'de yaptıkları son görüşmelerde İskenderun Limanı'nda karar kıldı. İnşaatın yapılacağı İsdemir Limanı yönetimi ile ön anlaşma imzalandı. Ekim ayında başlaması planlanan proje için Denizcilik Müsteşarlığı Gemi Yapımı Daire Başkanlığı da olumlu görüş bildirdi. Projenin müşavir firması ANC'nin Genel Koordinatörü Aydın Eroğlu, geminin Türkiye'de inşa edilecek olmasını ‘ülkemiz adına büyük bir kazanım' olarak nitelendiriyor. “Yüzen şehir Türkiye'nin dünya çapında yaptığı en büyük iş.” diyen Eroğlu, organizasyonun çok büyük bir reklam değeri taşıdığına dikkat çekiyor. Şimdiye dek insan eliyle yapılan en büyük yüzen nesnenin inşa çalışmaları 12 yıl öncesine dayanıyor. ‘Freedom Ship’ adıyla hazırlıklara başlanan geminin adı geçen ay ‘Freedom City’ye dönüştürüldü. Projenin finansmanı, Amerika ve Avrupa’nın önde gelen bankalarında hisseleri bulunan ‘Compasei AG tarafından karşılanıyor. Amerikan Ekspres kartın da sahibi olan firma, Türkiye’de 30’dan fazla projenin finansmanını sağlıyor. Yüzen şehir porjesinin danışmanlığını Ankara Nation’s Capital (ANC), tasarım ve yapımını ise ABD’li ‘Freedom Ship International’ üstleniyor. Kentin inşası için bir ana müteahhit belirlenecek, işleri 60’a yakın 200 milyon dolar bütçeli firmalar yürütecek. Freedom City (Özgürlük Şehri) adeta devasa bir şehir görünümünde olacak. Binlerce işçiye istihdam sağlayacak gemi tamamlandığında 3 milyon ton ağırlığına ulaşacak. Bu boyutlarda yüzen nesne fikri şu ana dek gemicilik tarihinde ilk. İlk seferinde buzdağına çarparak batan Titanic 289,5 metre uzunluğundaydı. Şimdiye kadar yapılan en büyük yüzen nesne Jahre Viking adlı süper tankerin uzunluğu ise 493 metre. Freedom City bittiğinde ise bin 417 metre uzunluğa sahip olacak. Geminin genişliği 246 metre, yüksekliği ise 114,8 metreyi bulacak. Bu boyutları ile dünyanın en büyük yüzen nesnesinin yaklaşık 4 misli daha büyük bir gemi ortaya çıkacak. Bu derece büyük bir geminin fırtınalar ve tehlikeli okyanus şartlarında nasıl bir tepki vereceği ise mevcut teknolojiyle tespit edilemiyor. Yüzen şehir, geleneksel gemi yapım teknikleri el vermediği için kuru tersanelerde değil denizde inşa edilecek. inşaata en elverişli yer ise İskenderun Limanı olarak belirlendi. Bu liman, İkinci Irak Savaşı zamanında Amerikan lojistik üssü olarak planlanmış ve buna hizmet için tabanı daha da uygun hale getirilmişti. Projenin fikir babası Amerikalı Norman Nixon ilk olarak Karayip Adaları civarında yüzen bir ada tasarlamış. Ancak üzerinde çalışıldıkça bu nesnenin dünya çevresinde sürekli dönen büyük bir gemi olabileceği fikrini benimsemiş. Nixon, “Projeyi hayata geçirdiğimizde ayrı bir kültürün de ilk mimarı olacağız.” ifadelerini kullanıyor. Geminin yapı mühendisi Paul Kidwell, iktisadi olmayan bir yatırımın zaman kaybı olacağını vurguluyor. Yatırımcıların başta bunun inşa edilemeyecek kadar büyük olduğunu söylediğini; ancak sonuçta ikna olduklarını vurguluyor. İnşası 3,5 yılda tamamlanacak Yüzen şehrin yapımında 4 milyar dolarlık çelik kullanılacak. İnşaat sahasındaki ekipman ve malzemelerin toplam tutarı ise yaklaşık 1 milyar doları bulacak. 3 bin personel tarafından 3,5 yılda tamamlanması planlanan gemide 16 bin personelin istihdam edileceği kaydediliyor. 450 dönümden fazla açık hava parkı, eğlence merkezi ve sosyal tesislerin bulunduğu gemi 108 bin kişinin yaşamasına ve barınmasına imkân sağlayacak şekilde inşa edilmesi planlanıyor. Gemiye günde 13 bin civarında ziyaretçinin geleceği tahmin ediliyor. Uluslararası sularda 7 deniz mili süratle dünyanın etrafını 3 senede dolaşabilecek olan yüzen şehrin üzerinde iki pistli havaalanı yer alacak. Gemide 18 bin apart konut, 3 bin ticari alan, 2 bin 400 devremülk, 10 bin otel odası bulunacak. 30 bin kişiye hizmet verebilecek 3 veya daha fazla feribot da yüzen şehirde hazır bekletilecek. Birinci sınıf sağlık tesislerinde koruyucu hekimlik hizmeti verilecek. Öğrenimini sürdürenler için gerektiğinde ilgili ülkelerde uzmanlık eğitimi ve okul yer alacak. Dev yerleşim birimi nükleer enerji ile çalışan ve bağımsız olarak kendi etrafında 360 derece dönebilen 10 motor vasıtasıyla hareket edecek. Gemide deniz suyunu içme suyuna çeviren arıtma sistemleri de bulunacak. 100 metrekare evin fiyatı 2 milyon dolar ANC Genel Koordinatörü Aydın Eroğlu, gemide otel konaklama ücreti, daire satışı ve fuar alan ücreti için Danimarkalı bir şirketin danışmanlık hizmeti yürüttüğünü belirtiyor. Gemide yıl boyunca açık olacak 300 bin metrekarenin üzerinde fuar alanı bulunuyor. Gemi hangi ülkeye yanaşırsa o ülkeden ürününü sergilemek isteyen firmalar katılımcı olacak. Otelde bir gecelik konaklama yaklaşık 100 dolar. Yüzen şehirde konaklamak isteyenler için her gün otuza yakın uçak inip kalkacak. Gemi hangi ülkeye yanaşırsa gemide kalmak isteyenler için reklam şirketleri tarafından gazete ve televizyonlarda reklam yapılacak. Ayrıca kendi imkanları ile seyahat etmek isteyenler için geminin limanı var. Gemide ortalama 10 bin ev bulunuyor. 100 metrekarelik bir dairenin maliyeti metrekaresi 20 bin dolardan olmak üzere yaklaşık 2 milyon dolar. Karaya en fazla 12 mil yanaştığı için gemiye ürün satmak ihracat sayılıyor ve bunun için herhangi bir vergi ödenmiyor.

Ali_Yolcusu
15.11.2006, 23:10
verdiğin bilgiler için saol...

ben bile bu kadarını bilmiyodum :)

Serkan_Devrim
15.11.2006, 23:21
busarı da İskenderun. :)

Serkan_Devrim
15.11.2006, 23:54
buralarıda iskenderun. :)

Şoreş
15.11.2006, 23:55
Bende İskenderuna ait bir Fotoğraf var. Usta bir Fotoğrafçı tarafından çekilmiş.Eğer kendisi izin verirse paylaşacağım sizlerle..

Hatay çok güzel bir memleket.. Orda Alevi olmak güzel olmalı bence... Kendi insanımızla yaşamak güzeldir herzaman.

Serkan_Devrim
15.11.2006, 23:57
bu resimde dağda ki yarığı hz Ali'nin yaptığına inanılır yöre halkınca. inanca göre Ali bir düşmanla çarpışıyor. kılıcı adama vuracakken adam aman diliyor. hz Ali'de adama vurmamak için dağa indiriyor kılıcı. öyle şiddetli vuruyor ki dağda bu yarık oluşuyor. :)

Serkan_Devrim
16.11.2006, 00:06
tipik bir akdeniz memleketi. İzmirin küçüğü denilebilir. :)

Serkan_Devrim
16.11.2006, 00:11
derler ki büyük İskenderden yadigardır İskenderun. :)

eylüleren
16.11.2006, 00:13
iskendurun gerçekten çok güzel bir ilçe bu arada dünkü sağnak yağışta çok sayıda ev ve iş yeri su baskınları yaşandı.tatsız bir haber hazır konuyla bağlantılı olarak geçmiş olsun dileklerimi belirtmek isterim.umarım en yakın zamanda halka gerekli yardımlar yapılır...

Serkan_Devrim
16.11.2006, 00:19
iskendurun gerçekten çok güzel bir ilçe bu arada dünkü sağnak yağışta çok sayıda ev ve iş yeri su baskınları yaşandı.tatsız bir haber hazır konuyla bağlantılı olarak geçmiş olsun dileklerimi belirtmek isterim.umarım en yakın zamanda halka gerekli yardımlar yapılır...evet tatsız bir haber. :bitmisbu: memleketime geçmiş olsun. sayın belediye başkanımız gereken yardımları yapacaktır umarım. İskenderun çok çok güzel bir ilçedir. :)

Ali_Yolcusu
16.11.2006, 00:44
bu resimde dağda ki yarığı hz Ali'nin yaptığına inanılır yöre halkınca. inanca göre Ali bir düşmanla çarpışıyor. kılıcı adama vuracakken adam aman diliyor. hz Ali'de adama vurmamak için dağa indiriyor kılıcı. öyle şiddetli vuruyor ki dağda bu yarık oluşuyor. :)

bizim halkın böyle masalları vardır hep :p

hz.Ali yi yüceltiriz tamam da, böyle şeylerle yüceltmek yersiz ve saçmadır çünkü bunlara gerek yok onun yüceliğini anlatmaya...

Rose
16.11.2006, 00:47
hakkaten ya resimlere baktımda gerçekten çok güzel gözüküyor gelcem bir gün serkan; leydimi, selim kardeşimi, bide belediye başkanımızın oğlu varya oda bizden onu :), seni işte daha ne kadar hataylı tanıdıysam ve sevdiysem onları görmeye gelcem gezdirirsiniz artık beni yol bilmem iz bilmem oralarda kaybolmayayımda sonra:)

Ali_Yolcusu
16.11.2006, 01:13
hakkaten ya resimlere baktımda gerçekten çok güzel gözüküyor gelcem bir gün serkan; leydimi, selim kardeşimi, bide belediye başkanımızın oğlu varya oda bizden onu :), seni işte daha ne kadar hataylı tanıdıysam ve sevdiysem onları görmeye gelcem gezdirirsiniz artık beni yol bilmem iz bilmem oralarda kaybolmayayımda sonra:)

serkan ı görmeye geleceksen , bence gelme :D pişman olursun :D:D

Serkan_Devrim
16.11.2006, 03:08
bizim halkın böyle masalları vardır hep :p

hz.Ali yi yüceltiriz tamam da, böyle şeylerle yüceltmek yersiz ve saçmadır çünkü bunlara gerek yok onun yüceliğini anlatmaya...
şimdi yalnışın var. olay doğru olmayabişlir ama çokta ters bir inanış değildir. islami tarihlerde hayber kalesinin fethinde hz Ali'nin yedi kişinin yerinden kımıldatamadığı kapıyı Ali'nin söktüğü anlatılır hep. yine kurtuluş savaşında bir askerin 285 kiloluk(yada o cıvarda) topu kaldırdığı da söylenir. bu bir mucize değildir aslında. parapisikoloji bu tür durumları açıklamaya çalışır. mesela İsa'nın suyun üstünde yürümesi mücize olarak adlandırılır ama parapisikoloji bunun levitasyon yeteneği olduğunu ve her insanda bunu yapabilecek potansil olduğunu söyler. kamile aren kişiler bunu başarabilir. bir şekilde düşünceyi belli bir noktaya odaklaştırarak vucuttaki enerjiye hükmedebilmektir. :)

Ali_Yolcusu
16.11.2006, 03:20
şimdi yalnışın var. olay doğru olmayabişlir ama çokta ters bir inanış değildir. islami tarihlerde hayber kalesinin fethinde hz Ali'nin yedi kişinin yerinden kımıldatamadığı kapıyı Ali'nin söktüğü anlatılır hep. yine kurtuluş savaşında bir askerin 285 kiloluk(yada o cıvarda) topu kaldırdığı da söylenir.

tamam bunlar söylenir, doğrudur da ama bizim halkımızın aşırı abartılı şeyleri de oluyor hz ali hakkında, hz ali nin yüceliğini zaten biz biliyoruz ama bazı olayları masal haline dönüştürmek komik ve gereksiz geliyor bana...

mesela İsa'nın suyun üstünde yürümesi mücize olarak adlandırılır ama parapisikoloji bunun levitasyon yeteneği olduğunu ve her insanda bunu yapabilecek potansil olduğunu söyler. kamile aren kişiler bunu başarabilir. bir şekilde düşünceyi belli bir noktaya odaklaştırarak vucuttaki enerjiye hükmedebilmektir.

isa dan başka su üstünde yürüyebilen insanoğlu çıkmış mı? çıkmadı diye biliyorum, dolayısıyle çıkana kadar bu bir mucizedir...

o zaman musa nın denizi ikiye ayırması da mucize değil, parapisikoloji bunun levitasyon yeteneği olduğunu ve her insanda bunu yapabilecek potansil olduğunu söyler değil mi

Serkan_Devrim
16.11.2006, 03:37
tamam bunlar söylenir, doğrudur da ama bizim halkımızın aşırı abartılı şeyleri de oluyor hz ali hakkında, hz ali nin yüceliğini zaten biz biliyoruz ama bazı olayları masal haline dönüştürmek komik ve gereksiz geliyor bana...


isa dan başka su üstünde yürüyebilen insanoğlu çıkmış mı? çıkmadı diye biliyorum, dolayısıyle çıkana kadar bu bir mucizedir...

o zaman musa nın denizi ikiye ayırması da mucize değil, parapisikoloji bunun levitasyon yeteneği olduğunu ve her insanda bunu yapabilecek potansil olduğunu söyler değil mimasal değil bunlar. şu mana da. yani olmayacak şeyler değil. bu yücelikle ilgili de değildir. Hikmet Kıvılcımlı orta doğu İslam ve Osmanlı tarihini iyi araştırmış ve yorumlamış biridir. ve mitoslar hakkında şunu söyler;
'hiç bir mitos yalan değildir. yalan üzerine kurulmaz. sadece insanlar biraz abartır.'

şu halde abartıda olsa bu olaylar var ve gerçek. parapisikolojide tek levitasyon değil durugörü, duruişiti, telepati vb yeteneklerde vardır. bunlar insanın doğal yapısında vardır ancak bunu yapabilmek için düşünceyi belli bir noktaya odaklayabilmek gerekir. ibadetlerin amacıda aslında budur. düşünceyi bir noktaya odaklayabilmek. mesela namaz konsantrasyon meditasyon ve trans çalışmasıdır aslında. ve bunu yapabilen kişiler tek İsa Musa değildir. her mitolojide bunun örneklerini görürsün. levitasyon(yerçekimini sıfıra indirme) yeteneğini kullanabilen kişi suyun üstünde yürür ve yakın olmasa da gelecekte bu yapılacak. yada hiç bir alet kullanmadan milyonlarca mil ötede bulunan biriyle konuşabileceksin gelecekte.

bir gün ebu cehil peygamberin yanına gelir ve şu elimde ki taşların sayısı bil bakalım der. peygamberde sen benden gizli sayda bileyim der. ebu cehil gizlice sayar taşları. peygamberde sayısını tam olarak söyler ve şöyle der;
-bu bir bilimdir ve bunu bilen herkes bunu yapabilir.

not: konuyu saptırdık. istersen parapisikoloji ve mucizeler adında bir topik aç orda devam edelim. :)

egmor
16.11.2006, 05:22
hakkaten ya resimlere baktımda gerçekten çok güzel gözüküyor gelcem bir gün serkan; leydimi, selim kardeşimi, bide belediye başkanımızın oğlu varya oda bizden onu :), seni işte daha ne kadar hataylı tanıdıysam ve sevdiysem onları görmeye gelcem gezdirirsiniz artık beni yol bilmem iz bilmem oralarda kaybolmayayımda sonra:)

Ya Öznur Sen gönül kapını Hatay'a açtın ya bizim kapılarımız sana ve senin gibi herkese sonsuza kadar açıktır...

Zaten biz seni artık Hatay'lı olarak görüyoruz :)

Rose
16.11.2006, 11:35
serkan ı görmeye geleceksen , bence gelme :D pişman olursun

selim ben serkanı gördüm zaten onu ziyarete gelcem valla sana da tavsiye ederim pişman olunacak bir tarafı yok :biggrin:

sağol emre benim gönül kapım herkese açık valla ister alsınlar ister almasınlar ben zorlada olsa girerim :biggrin: şaka tabikide hakkaten güzele benziyor göremek lazım.
tekrar soğal bakalım tokatlı olmuştum şimdi hataylıda oldum neyse artık sıraya aldım memleketleri bakalım sırada hangisi var :biggrin:

egmor
16.11.2006, 18:06
hahah olaya bakın !!!

bu bilgileri veren kişiyi öznur sandım ya...
bide değerlendirme puanına biz seni hataylı olarak görüyoruz dedim :lol:

Çocuk zaten Hataylı :cursing:

isimlerden karıştırmışım. kusura bakmayın.
Meğer Rose jack değil Jack Rose muş...

Biilgiler için tekrar teşekkürler...

Aliyen
16.11.2006, 21:09
Arkadaşlar neden tartışıyorsunuz halbuki ben iskenderun u daha da yakından tanımanız için açtım bu topiği.
mitolojiden bahsediyorsunuz mitolojiden tam bilgi almak istiyorsanız M.
Fuat köprülü ğü okuyunuz ve araştırmalarına bakınız.
Tam anlamıyla gerçek bir mitos yoktur adı üstünde mitos.Abartama da bir mubalağa sanatıdır arada bir fark var.
Mitolojiyi tam anlamıyla anlamak istiyorsanız islamiyet öncesi inanışlara ve kültlere bir bakın bakın baklım da neler yazıyor.

Aliyen
16.11.2006, 21:34
uzun zaman önce böyle bir sel felaketi daha yaşamıştık.allah bir daha göstermesin.şehre girmek yasasklanmış bir gün boyunca.güzelim kent ne hale gelmiş.herkese geçmiş olsun.

Aliyen
16.11.2006, 21:37
kolay gelsin herkese:(

serkanbaki
16.11.2006, 21:43
jack.rose arkadaşım çok sevdiğim bir yeri o kadar güzel tanıtmışsın ki çok teşekkür ederim sana.ikinci memleketim iskenderun.daha güzel bir şehir var mıdır acaba.sel felaketini de yeni öğrendim.15 sene iskenderunda yaşadım ama hiç böylesini görmemiştim.umarım yaralar çabuk sarılır.diğer arkadaşlara da eklentileri için teşekkür ederim.hepinizin yüreğine sağlık...

sibbara
16.11.2006, 22:01
TURİZİM
İskenderun’un turizm için yeterli yatırımı yaptığı pek söylenemez. Toplam 968 yatak kapasitesi ile on oteli ve pek çok pansiyonu olan ilçenin en büyük problemi, Türkiye turizmine bulaşıcı bir hastalık gibi zarar veren yazlık siteler. Özellikle plajları ve denizi ile ünlü olan Gülcihan ve Arsuz yöreleri bu yazlık sitelerden fazlasıyla nasibini almış. Ancak yolunuz İskenderun’a düştüğünde merkezinde Maryo Hanna Kilisesi’nin olduğu şirin bir tatil köyü olan Arsuz'a ve zindanlarında Namık Kemal’in hapis yattığı Payas Kalesi’ne uğramamazlık etmeyin. Haçlılar tarafından yaptırılan ve daha sonra Osmanlılar tarafından restore edilen bu kale, Payas’ın önemli sanat yapıtlarındandır. İlçenin diğer önemli turistik mekanlarını ise şöyle sıralayabiliriz: Helenistik dönemden kalan Frank Limanı, Şalan Kalesi ve Sarıkesi Kalesi; kimilerine göre Büyük İskender’in gömülü olduğu kentin giriş kapısı olan, kimilerine göre de Yunus peygamberin karnından çıktığı yer olarak rivayet edilen Yunus Sütunu Kalıntısı; Cenevizliler tarafından yaptırılan Cin Kalesi, Kanuni Sultan Süleyman Kervansarayı ve Hamamı ve bir Mimar Sinan eseri olan Sokullu Mehmet Paşa Külliyesi.

Kaynak:Buket Aşçı


iskenderun gerçekten hakettiği turizim destegini alamıyor.yazlık siteler gün geçtikçe sahil şeridini büsbütün kirletmiş.karaağaç ta öyle.karağaç plajının yanı site dolmuş.görüntü kirliği.umarım bir gün hakettiği ilgiyi görür.

Aliyen
16.11.2006, 22:07
Evet haklısın.karağaç bölgesinin restore edilmesi lazım orası çok güzel bir yer.
Ama iskenderun kısa bir zaman içerisinde baya gelişti.10 sen öncesiyle şimdiki hali arasında dağlar kadar fark var.hergeçen gün biraz daha gelişiyor ama sadce bölgesel umarım genel anlamda el atarlar konuya.Mete aslana saygılar.

sibbara
16.11.2006, 22:18
Evet haklısın.karağaç bölgesinin restore edilmesi lazım orası çok güzel bir yer.
Ama iskenderun kısa bir zaman içerisinde baya gelişti.10 sen öncesiyle şimdiki hali arasında dağlar kadar fark var.hergeçen gün biraz daha gelişiyor ama sadce bölgesel umarım genel anlamda el atarlar konuya.Mete aslana saygılar.

mete aslanın iskenderunun havasını değiştirdii söyleniyor.hatta sahil şeridine sitelerin yerleşmesinde büyük bir rol oynadığını.doğru gerçek bilmem.iskenderun kırmızı ışıklarını yaktı.

Aliyen
16.11.2006, 22:20
İskenderun’dan 18 km’lik asfalt bir yol ile yeşilliğin ve ormanın hakim olduğu virajlı bir yol ile bu güzel yayla yerine ulaşılır. Çam ormanları içinde pitoresk bir konumu olan bu sayfiye yeri denize olan yakınlığı, pansiyon tipi evleri, günübirlik yeme-içme üniteleri sayesinde tatil yapıcıların dikkatini çekmektedir. Bu sayfiye yerinde kamp kurulup, piknik yapılarak orman içinde tracking yapılabilir.

Aliyen
16.11.2006, 22:22
Soğukoluğu tanıtmak için oluşturulmuştur

Aliyen
16.11.2006, 22:33
Limanı, özellikle payas'taki isdemir sanayi tesisleri, başta bahriyeliler olmak üzere askeriyesi ve yörenin etnik-kültürel çeşitlilği itibariyle oldukça kozmopolit bir demografiye sahip olan, metropol ilçeler dışında türkiye'nin en büyük ilçesi.

Yemekleri oldukça lezzetlidir. Öncelikle hasan babada lahmacun, içli köfte ve döner ya da kervansaray'da ızgara edilip nar ekşisine batırılmış soğanların eşliğinde bir buçuk porsiyon ızgara çöp şiş kebabı halletmek, arkasından petek pastanesinde kış aylarında künefe yaz aylarında ise mango ile dondurmayı mideye indirmek gayet uygun bir aktivite türüdür bu mekanda. bunların dışında küçük kervan lokantası da iyi sayılır. sahil tarafındaki saray lokantası'nın yemekleri ise daha yavandır.
Kentin sayfiye yeri olan ve Türkiye'nin en sıcak denizine sahip olan Arsuz yolu üzerindeki issos hotel, ulucami caddesi tarafındaki aykut palas, Mete Aslan bulvarındaki hataylı otel ve pac meydanı tarafındaki ontur hotellerde kalınabilir. iskenderun'a ulusoy firması ile gidilebilir. arsuz, Belen ve Antakya'ya da pac meydanı'ndan kalkan dolmuşlarla ulaşılır. kentin sahil tarafında akşamları gezinti yapmak gündüz sıcağından sonra bir miktar rahatlatıcıdır.

Bir an önce il yapılması kaçınılmaz olan bir mekandır.


Yorumu Yapan:Habermas

Aliyen
17.11.2006, 20:34
MV ULLA
İskenderun sahillinde batan MV Ulla'nın 4 (dört) yıldır 2 bin 200 ton zehirli ve kanserojen madde yükle İskenderun Limanı'nda beklediğine ilişkin "özel" bir haberi hangimiz hatırlıyoruz? Bugün bütün gazetelerde baş köşeye yerleştirilmiş olan MV Ulla'dan "Türk Basını" geçen bu 4 yıl içinde kaç kere söz etti?
"Türk Basını da 4 yıl bunu görmüyor.
Türk Basını meşgul.
Neden meşgul Türk basını
Neden kimse el atmıyor bu soruna?
Çünkü irtica var.
Eşsiz davetiye ile bir dizi kokteyl var.
(...)
Türk Basını meşgul.

Çünkü İstanbul'da deprem ihtimali var... İskenderun kendi başının çaresine baksın."

Ama biz sesimizi duyuracağız.Kendi gözlerimizle ulla adlı geminin nasıl battığını izledik şimidi de çıkarılışını izleyeceğiz.
NEDEN BATTI?

Bitmedi; işin bir diğer tuhaf yanı da MC Ulla'nın batma nedenini "Türk Basını"ndan hâlâ doğru dürüst öğrenemeyişimiz. Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe, tam da geminin üzerindeki haczin kaldırıldığı bir dönemde geminin batmasında "sabotaj ihtimali" görüyor. Fakat aynı gün gazetelerde "bazı gazeteler"in (anlayın artık!) görmek istemediği bir başka açıklama daha var. Hatay Vali Vekili Cafer Odabaş'a ait bu açıklamada da "Kesinlikle sabotaj ihtimali yok" deniliyor. Hürriyet'in büyük yer verdiği "Mavi Deniz Taşımacılığı ve Gemi Acentalığı"ndan yapılan açıklamada ise bambaşka telden çalındığını görüyoruz
Sizlerden isteğim internet aracılığıyla sık bir şekilde bu konudan bahsetmenizdir.Formdaki bütün arkadaşlara sesleniyorum!Deniz bizim denizimizdir,İskenderun hepimizin antik kentidir.
Saygılarımla...

Rose
17.11.2006, 22:30
MV ULLA
İskenderun sahillinde batan MV Ulla'nın 4 (dört) yıldır 2 bin 200 ton zehirli ve kanserojen madde yükle İskenderun Limanı'nda beklediğine ilişkin "özel" bir haberi hangimiz hatırlıyoruz? Bugün bütün gazetelerde baş köşeye yerleştirilmiş olan MV Ulla'dan "Türk Basını" geçen bu 4 yıl içinde kaç kere söz etti?
"Türk Basını da 4 yıl bunu görmüyor.
Türk Basını meşgul.
Neden meşgul Türk basını
Neden kimse el atmıyor bu soruna?
Çünkü irtica var.
Eşsiz davetiye ile bir dizi kokteyl var.
(...)
Türk Basını meşgul.

Çünkü İstanbul'da deprem ihtimali var... İskenderun kendi başının çaresine baksın."

Ama biz sesimizi duyuracağız.Kendi gözlerimizle ulla adlı geminin nasıl battığını izledik şimidi de çıkarılışını izleyeceğiz.
NEDEN BATTI?

Bitmedi; işin bir diğer tuhaf yanı da MC Ulla'nın batma nedenini "Türk Basını"ndan hâlâ doğru dürüst öğrenemeyişimiz. Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe, tam da geminin üzerindeki haczin kaldırıldığı bir dönemde geminin batmasında "sabotaj ihtimali" görüyor. Fakat aynı gün gazetelerde "bazı gazeteler"in (anlayın artık!) görmek istemediği bir başka açıklama daha var. Hatay Vali Vekili Cafer Odabaş'a ait bu açıklamada da "Kesinlikle sabotaj ihtimali yok" deniliyor. Hürriyet'in büyük yer verdiği "Mavi Deniz Taşımacılığı ve Gemi Acentalığı"ndan yapılan açıklamada ise bambaşka telden çalındığını görüyoruz
Sizlerden isteğim internet aracılığıyla sık bir şekilde bu konudan bahsetmenizdir.Formdaki bütün arkadaşlara sesleniyorum!Deniz bizim denizimizdir,İskenderun hepimizin antik kentidir.
Saygılarımla...

gerçekten üzücü bir durum. her şeye duyarsız kaldığımız gibi bu durumada duyarsız kalıyoruz yine. arkadaşlar bari buna duyarsız kalmayalım ben şimdi mail adresimde olan herkese göndereceğim sizlerde bunu yapın. elimizden buda gelse sadece bunu yapalım. her şeye gözümüzü yumumup sineye çektiğimiz gibi bunuda çekmeyelim.
güzel ülkem ne hallere geliyor ve biz hiçbir şey yapamıyoruz sadece susmaktan ve görmezden geliyoruz ya da hiç bir şey yapmadan yapsınlar diye konuşuyoruz. hiç bir yerde artık sesimizi duyurup bir şeylerin yapılmasını sağlayamıyoruz eğer böyle yapmaya devam edersek yaşanacak bir ülke kalmayacak.

serkanbaki
18.11.2006, 21:35
MV ULLA
İskenderun sahillinde batan MV Ulla'nın 4 (dört) yıldır 2 bin 200 ton zehirli ve kanserojen madde yükle İskenderun Limanı'nda beklediğine ilişkin "özel" bir haberi hangimiz hatırlıyoruz? Bugün bütün gazetelerde baş köşeye yerleştirilmiş olan MV Ulla'dan "Türk Basını" geçen bu 4 yıl içinde kaç kere söz etti?
"Türk Basını da 4 yıl bunu görmüyor.
Türk Basını meşgul.
Neden meşgul Türk basını
Neden kimse el atmıyor bu soruna?
Çünkü irtica var.
Eşsiz davetiye ile bir dizi kokteyl var.
(...)
Türk Basını meşgul.

Çünkü İstanbul'da deprem ihtimali var... İskenderun kendi başının çaresine baksın."

Ama biz sesimizi duyuracağız.Kendi gözlerimizle ulla adlı geminin nasıl battığını izledik şimidi de çıkarılışını izleyeceğiz.
NEDEN BATTI?

Bitmedi; işin bir diğer tuhaf yanı da MC Ulla'nın batma nedenini "Türk Basını"ndan hâlâ doğru dürüst öğrenemeyişimiz. Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe, tam da geminin üzerindeki haczin kaldırıldığı bir dönemde geminin batmasında "sabotaj ihtimali" görüyor. Fakat aynı gün gazetelerde "bazı gazeteler"in (anlayın artık!) görmek istemediği bir başka açıklama daha var. Hatay Vali Vekili Cafer Odabaş'a ait bu açıklamada da "Kesinlikle sabotaj ihtimali yok" deniliyor. Hürriyet'in büyük yer verdiği "Mavi Deniz Taşımacılığı ve Gemi Acentalığı"ndan yapılan açıklamada ise bambaşka telden çalındığını görüyoruz
Sizlerden isteğim internet aracılığıyla sık bir şekilde bu konudan bahsetmenizdir.Formdaki bütün arkadaşlara sesleniyorum!Deniz bizim denizimizdir,İskenderun hepimizin antik kentidir.
Saygılarımla...

çok güzel bir konu seçmişsin doğrusu.tam 803 gündür denizin altında.ve hala hiçbir sonuç çıkmadı.güzelim iskenderunumun denizini kirlettiler.evet türkiyenin başka sorunları var.banka soymalar,hırsızlık ve bunun gibi kötü haberler basında duyrulacak.iskenderunun ne önemi var ki.denizin kirlenmesi önemli mi sanki.bi de iskenderunun denizi.türkiyenin en güzel şehrinin denizi.peki antalyada,marmariste,fethiyede,bodrumda ya da kuşadasında batsaydı ne olacaktı.düşündünüz mü hiç.sadece can sıkıntısı.umarım her güzel şey iskenderun için gelişir.önce il oluruz sonra geriri gelir umarım...

ilkay123
19.11.2006, 14:35
Hepinize tesekkürler....Gurbet elde sehrimi tanitan herkesi kutlarim....Elinde Iskenderun umun fotagraflarini bizlere baylasanlara tesekkürler...Sel felaketinin biraktigi izleri cabuk atariz insaallah...saygilar,....

ilkay123
19.11.2006, 15:12
İskenderun, Hatay
Vikipedi, özgür ansiklopedi
(İskenderun sayfasından yönlendirildi)

İskenderun, Hatay ilinin ilçelerinden biridir. Şehir, 159.149 nüfusu ile merkez ilçe olan Antakya'dan daha kalabalık bir şehir olup, limanı ve sahip olduğu endüstri ile Türkiye çapında büyük önem taşır. Şehir Akdeniz kıyısında, arkasını Nur Dağları'na dayamış bir haldedir. İskenderun Körfezi'nin güneybatıdan gelip kuzeye devam ettiği dönüm noktasında ovada yerleşmiştir.

Tarihi [değiştir]

İskenderun'un kuruluşu tarih öncesi devirlere dayanmaktadır. Karaağaç mıntıkasında Telli köy adını taşıyan höyükte Mc. Evan'ın bulduğu bazı çanak çömlek parçaları buranın Antikçağ öncesi yerleşime açıldığını göstermektedir. M.Ö. 2000'li yıllarda burada Hititler'e bağlı Kadu Beyliği`nin kurulduğu bilinmektedir(Kadu, Hititçe de körfez anlamına gelmektedir.). M.Ö. 1200'lü yıllardan önce Fenikeliler burada “Myriandrus” adıyla bir koloni kurdular. Burası M.Ö. 1200'den sonra merkezi Reyhanlı (Kuruluo) olan geç devir Hattini Krallığına bağlandı. MÖ. 7. yüzyılda Hurriler'in eline geçen İskenderun ve çevresi M.Ö. 6. yüzyılda Persler'in eline geçmiştir.

İskenderun gerçek anlamıyla M.Ö. 333 yılında, Asya seferine çıkmış olan Büyük İskender tarafından kurulmuştur. O zamanlar asıl adı Alexandreia idi. Roma hakimiyeti başladıktan sonra, bügünkü İranlıların atası olan Partların istilasına uğrayan kalesi tahrip edilip, yeniden inşa edilen şehrin adı Peutinger tabularında bu bölgede cüzzam hastalığı yayılmış olduğu söylentileriyle Alexandreia Scabiasa olarak gösterilmektedir. Nihayet yine düzeltme amacıyla 4. yüzyıldan itibaren Küçük İskenderiye'ye (Alexandretta) denilmiştir. Kalesi muhtemelen Abbasi halifesi tarafından yeniden inşa ettirildi. İslam kaynaklarında ismi İskenderiye, İskenderun olarak geçen şehir, Doğu Roma-İslam rekabeti sırasında defalarca el değiştirmiş Büyük Selçuklu Devleti'ne sonra Eyyubiler`e geçmiş, Birinci Haçlı seferi sırasında Tancrede tarafından zapt edilmiştir (1097). Antakya Dukalığı'nın Mısır Memlük Devleti tarafından ortadan kaldırılması üzerine 14. ve 15. yüzyılda bu bölge Memlükler'in Halep valileri ve bazen de Dulkadirliler Emirliği'nin nüfuz sahasında kalmış, nihayet 16.yüzyılın ilk yarısında Osmanlı hakimiyetine girmiştir.

Osmanlı yönetiminde seçkin bir hayat sürdüren İskenderun ve çevresi 1607 yılında Sadrazam Kuyucu Murat Paşa ile Celali Canbolatoğlu arasında Oruç Ovası'nda meydana gelen savaş dolayısıyla hareketli olaylara şahit oldu. 17. yüzyılın başlarında ise Halep valisi Nasuh Paşa, bugünkü Varyant Yolu Güzün Deresi kanalının kesiştiği noktada, hâlâ bazı duvar kalıntılarının görüldüğü kalenin inşaatını başlattı.

İskenderun, Osmanlı İmparatorluğu zamanında ticari ve stratejik özelliğini giderek arttıran bir yoğunlukla sürdürdü. Doğu Akdeniz ticaretinde önemli bir liman vazifesi gören şehir, Ortadoğu ile olan ithalat ve ihracatta yerini aldı.

1832 yılında Kavalalı Mehmet Ali Paşa'nın oğlu İbrahim Paşa'nın kumandasındaki Mısır ordusu, Ağa Hüseyin Paşa komutasındaki Osmanlı ordusunu Belen Geçidi'nde ağır bir yenilgiye uğratınca İskenderun kısa bir süre için Mısır valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa'nın yönetimine girdi. 1839'da Tanzimat ile birlikte yapılan idari düzenlemeyle İskenderun, Payas ve Belen ile birlikte Adana eyaletine bağlanmıştır.


1872 depremi İskenderun'da çok hasara neden oldu. 1881 yılında Maliye Müfettişi Mesut Bey İskenderun hakkında detaylı bir bayındırlık raporu hazırlayarak maliye nezaretine sunmuştur. Bu rapor üzerine demiryolunun İskenderun'a bağlanması kararlaştırılmış, liman genişletilmiş ve İskenderun Halep şosesinin yapımı hızlandırılmıştır. 19. Yüzyılın sonlarında Osmanlı topraklarında ilk petrol İskenderun’un Çengen köyünde bulunmuş, bölgede sondajlarda bazı sonuçlar alınmışsa da açılan kuyulardan verim sağlanamamış ve çalışmalar durdurulur.

1912 yılında Bağdat demiryolunun tali bir hattı olarak Toprakkale-İskenderun demiryolu işletmeye açıldı ve şehrin Anadolu ile olan ulaşımı işlerlik kazandı. Bu tarihlerde İskenderun dört mahalleden oluşan, 1 nahiyesi, 24 köyü olan bir kazadır.


Mondros Ateşkes Antlaşması'nın imzalanması üzerine 12 Kasım 1918 günü İskenderun Fransız askerleri tarafından işgal edildi. İşgalin hemen ardından oluşturulan Türk çeteleriyle Fransızlar ve onların desteklediği Ermeni milisler arasında kanlı çarpışmalar meydana geldi. 21 Ekim 1921 de Fransa ile imzalanan Ankara Anlaşması doğrultusunda Hatay'da İskenderun Sancak İdaresi kurulmuştur. Fransa'nın Suriye'ye bağımsızlık tanıması için yapılan çalışmalar üzerine Türk hükümetinin müdahalesi ile bağımsız Hatay Devleti kurulmuş aynı gün Hatay meclisi yasama çalışmalarına başladı. Nihayet bir yıl sonra bu meclis Hatay'ın anavatana katılması kararını alınca İskenderun Türkiye sınırlarına dahil oldu. 5 Temmuz 1938 günü Türk ordusu İskenderun'a girmiştir.

Tarih [değiştir]

BAKRAS KALESİ

İskenderun-Antakya yolunun 27. Km. sinde Bakras köyü çevresinde, Nur dağları eteginde kurulmuş bir karakol şatosudur. Kalenin yapılışı, Helenistik döneme aittir. Kalenin önemi ise, Arabistan yolunu kontrol altında tutmasından ileri gelmektedir. Çeşitli zamanlarda onarım görmüş olan bul kale, Yavuz Sultan Selim’in Mısır seferi sırasında, Osmanlı topraklarına katılmıştır. Üzerinde bir kilise vardır.

YUNUS SÜTUNU
İskenderun-Payas demiryolu üzerinde, İskenderun kentinin giriş kapı kalntısıdır. Yunus peygamberin yunus balığının karnından burada çıktığına inanılır.

KERVANSARAY
İskenderun-Adana karayolunun 22 km. sinde bulunan Payas’tadır. Payas’ın doğusunda büyük bir avlu vardır. Avlunun etrafında ve içinde yolcuların barınması için kubbeli odalar mevcuttur.

Aliyen
19.11.2006, 16:32
İskenderun, Hatay
Vikipedi, özgür ansiklopedi
(İskenderun sayfasından yönlendirildi)

İskenderun, Hatay ilinin ilçelerinden biridir. Şehir, 159.149 nüfusu ile merkez ilçe olan Antakya'dan daha kalabalık bir şehir olup, limanı ve sahip olduğu endüstri ile Türkiye çapında büyük önem taşır. Şehir Akdeniz kıyısında, arkasını Nur Dağları'na dayamış bir haldedir. İskenderun Körfezi'nin güneybatıdan gelip kuzeye devam ettiği dönüm noktasında ovada yerleşmiştir.

Tarihi [değiştir]

İskenderun'un kuruluşu tarih öncesi devirlere dayanmaktadır. Karaağaç mıntıkasında Telli köy adını taşıyan höyükte Mc. Evan'ın bulduğu bazı çanak çömlek parçaları buranın Antikçağ öncesi yerleşime açıldığını göstermektedir. M.Ö. 2000'li yıllarda burada Hititler'e bağlı Kadu Beyliği`nin kurulduğu bilinmektedir(Kadu, Hititçe de körfez anlamına gelmektedir.). M.Ö. 1200'lü yıllardan önce Fenikeliler burada “Myriandrus” adıyla bir koloni kurdular. Burası M.Ö. 1200'den sonra merkezi Reyhanlı (Kuruluo) olan geç devir Hattini Krallığına bağlandı. MÖ. 7. yüzyılda Hurriler'in eline geçen İskenderun ve çevresi M.Ö. 6. yüzyılda Persler'in eline geçmiştir.

İskenderun gerçek anlamıyla M.Ö. 333 yılında, Asya seferine çıkmış olan Büyük İskender tarafından kurulmuştur. O zamanlar asıl adı Alexandreia idi. Roma hakimiyeti başladıktan sonra, bügünkü İranlıların atası olan Partların istilasına uğrayan kalesi tahrip edilip, yeniden inşa edilen şehrin adı Peutinger tabularında bu bölgede cüzzam hastalığı yayılmış olduğu söylentileriyle Alexandreia Scabiasa olarak gösterilmektedir. Nihayet yine düzeltme amacıyla 4. yüzyıldan itibaren Küçük İskenderiye'ye (Alexandretta) denilmiştir. Kalesi muhtemelen Abbasi halifesi tarafından yeniden inşa ettirildi. İslam kaynaklarında ismi İskenderiye, İskenderun olarak geçen şehir, Doğu Roma-İslam rekabeti sırasında defalarca el değiştirmiş Büyük Selçuklu Devleti'ne sonra Eyyubiler`e geçmiş, Birinci Haçlı seferi sırasında Tancrede tarafından zapt edilmiştir (1097). Antakya Dukalığı'nın Mısır Memlük Devleti tarafından ortadan kaldırılması üzerine 14. ve 15. yüzyılda bu bölge Memlükler'in Halep valileri ve bazen de Dulkadirliler Emirliği'nin nüfuz sahasında kalmış, nihayet 16.yüzyılın ilk yarısında Osmanlı hakimiyetine girmiştir.

Osmanlı yönetiminde seçkin bir hayat sürdüren İskenderun ve çevresi 1607 yılında Sadrazam Kuyucu Murat Paşa ile Celali Canbolatoğlu arasında Oruç Ovası'nda meydana gelen savaş dolayısıyla hareketli olaylara şahit oldu. 17. yüzyılın başlarında ise Halep valisi Nasuh Paşa, bugünkü Varyant Yolu Güzün Deresi kanalının kesiştiği noktada, hâlâ bazı duvar kalıntılarının görüldüğü kalenin inşaatını başlattı.

İskenderun, Osmanlı İmparatorluğu zamanında ticari ve stratejik özelliğini giderek arttıran bir yoğunlukla sürdürdü. Doğu Akdeniz ticaretinde önemli bir liman vazifesi gören şehir, Ortadoğu ile olan ithalat ve ihracatta yerini aldı.

1832 yılında Kavalalı Mehmet Ali Paşa'nın oğlu İbrahim Paşa'nın kumandasındaki Mısır ordusu, Ağa Hüseyin Paşa komutasındaki Osmanlı ordusunu Belen Geçidi'nde ağır bir yenilgiye uğratınca İskenderun kısa bir süre için Mısır valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa'nın yönetimine girdi. 1839'da Tanzimat ile birlikte yapılan idari düzenlemeyle İskenderun, Payas ve Belen ile birlikte Adana eyaletine bağlanmıştır.


1872 depremi İskenderun'da çok hasara neden oldu. 1881 yılında Maliye Müfettişi Mesut Bey İskenderun hakkında detaylı bir bayındırlık raporu hazırlayarak maliye nezaretine sunmuştur. Bu rapor üzerine demiryolunun İskenderun'a bağlanması kararlaştırılmış, liman genişletilmiş ve İskenderun Halep şosesinin yapımı hızlandırılmıştır. 19. Yüzyılın sonlarında Osmanlı topraklarında ilk petrol İskenderun’un Çengen köyünde bulunmuş, bölgede sondajlarda bazı sonuçlar alınmışsa da açılan kuyulardan verim sağlanamamış ve çalışmalar durdurulur.

1912 yılında Bağdat demiryolunun tali bir hattı olarak Toprakkale-İskenderun demiryolu işletmeye açıldı ve şehrin Anadolu ile olan ulaşımı işlerlik kazandı. Bu tarihlerde İskenderun dört mahalleden oluşan, 1 nahiyesi, 24 köyü olan bir kazadır.


Mondros Ateşkes Antlaşması'nın imzalanması üzerine 12 Kasım 1918 günü İskenderun Fransız askerleri tarafından işgal edildi. İşgalin hemen ardından oluşturulan Türk çeteleriyle Fransızlar ve onların desteklediği Ermeni milisler arasında kanlı çarpışmalar meydana geldi. 21 Ekim 1921 de Fransa ile imzalanan Ankara Anlaşması doğrultusunda Hatay'da İskenderun Sancak İdaresi kurulmuştur. Fransa'nın Suriye'ye bağımsızlık tanıması için yapılan çalışmalar üzerine Türk hükümetinin müdahalesi ile bağımsız Hatay Devleti kurulmuş aynı gün Hatay meclisi yasama çalışmalarına başladı. Nihayet bir yıl sonra bu meclis Hatay'ın anavatana katılması kararını alınca İskenderun Türkiye sınırlarına dahil oldu. 5 Temmuz 1938 günü Türk ordusu İskenderun'a girmiştir.

Tarih [değiştir]

BAKRAS KALESİ

İskenderun-Antakya yolunun 27. Km. sinde Bakras köyü çevresinde, Nur dağları eteginde kurulmuş bir karakol şatosudur. Kalenin yapılışı, Helenistik döneme aittir. Kalenin önemi ise, Arabistan yolunu kontrol altında tutmasından ileri gelmektedir. Çeşitli zamanlarda onarım görmüş olan bul kale, Yavuz Sultan Selim’in Mısır seferi sırasında, Osmanlı topraklarına katılmıştır. Üzerinde bir kilise vardır.

YUNUS SÜTUNU
İskenderun-Payas demiryolu üzerinde, İskenderun kentinin giriş kapı kalntısıdır. Yunus peygamberin yunus balığının karnından burada çıktığına inanılır.

KERVANSARAY
İskenderun-Adana karayolunun 22 km. sinde bulunan Payas’tadır. Payas’ın doğusunda büyük bir avlu vardır. Avlunun etrafında ve içinde yolcuların barınması için kubbeli odalar mevcuttur.


Kaynakların için sana teşekkür edrim.iyi kaynak toplamşsın.ancak biliyorsun ki aynı konu hakkında binlerce farklı buluntu ve farklı ispatlar var.Tarih yazıyor biz okuyorruz...
saygılar...

Aliyen
19.11.2006, 16:34
Hepinize tesekkürler....Gurbet elde sehrimi tanitan herkesi kutlarim....Elinde Iskenderun umun fotagraflarini bizlere baylasanlara tesekkürler...Sel felaketinin biraktigi izleri cabuk atariz insaallah...saygilar,....

Elimizden geldiğince tanıtmaya çalışıyoruz.Tanınmayacak bir kent de değil iskenderun.ne mutlu tanıyana.

ilkay123
20.11.2006, 12:28
bende okumadiginizi zannederek aktarmistim.okuyamayanlar okusun..bundan zarar olmaz

bahri bahiroğlu
21.01.2007, 19:08
iskenderunun nüfusu antakyadan kalabalık değildir,tersine daha azdır,iskenderunun genel nüfusu 287 bin antakyanın ki ise 345 bin dir antakyanın içine kadar sokulmuş olan 16 belediye merkez nüfusa dahil edilmediğinden antakyanın nüfusu iskenderundan daha az görünmektedir halbuki gerçekte antakyanın nüfusu iskenderundan çok daha fazladır,inanmayan varsa lütfen 2000 yılı nüfus sayımlarına baksın...

ilkay123
02.02.2007, 17:43
[QUOTE=bahri bahiroğlu;340036]iskenderunun nüfusu antakyadan kalabalık değildir,tersine daha azdır,iskenderunun genel nüfusu 287 bin antakyanın ki ise 345 bin dir antakyanın içine kadar sokulmuş olan 16 belediye merkez nüfusa dahil edilmediğinden antakyanın nüfusu iskenderundan daha az görünmektedir halbuki gerçekte antakyanın nüfusu iskenderundan çok daha fazladır,inanmayan varsa lütfen 2000 yılı nüfus sayımlarına baksın...[/QUnüfüs yogunlugu bakimindan yogun olabilir ancak konum bakimindan Iskenderun Antakya dan daha önemli bir konumdadir.1999 Yilina kadar Antakya da olmayan (Merkez Bankasi,bir cok banka subesi,DSI,Karayollari,Toprak ofisi,ET VE BALIK KURUMU vb,)kurumlar Iskenderunda var idi ancak politik sebeblerden dolayi bir cogu baska yerlere kaydirildi(Osmaniye ye )...Bunlar Hatay üzerine oynanan oyunlarin baslangicidir.Bir yere il merkezi sifati veriyorsan Valilik disindaki kurumlarida vermen gerek yoksa ilmerkezi olmak bence yeterli degil...saygilar...

bahri bahiroğlu
03.02.2007, 12:11
iskenderun eskiden daha gözde bir şehirdi bu doğrudur fakat şuanda antakya'nın gölgesindedir,antakya il merkezi olmanın avantajıyla iskenderunla arasındaki farkı kapatıp öne geçmiştir,en azından üniversite şehridir ve bürokratik kurumları daha fazladır,antakya'nın gündüz nüfusu 400 bini geçmektedir,gündüz aşırı derecede kalabalıklaşmaktadır,ben iskenderunda da bir yıl kaldım fakat iskenderun gündüzleri antakya kadar canlı bir kent değildir,ayrıca iskenderun gece tam bir ölü kente dönüşmektedir,şuanda yeni yapılan nüfus sayımı sonuçları açıklandığında antakya'nın iskenderun'dan en az 100 bin fazla nüfusu olduğu görülecektir,iskenderunlu hemşehrilerim darılmasınlar ve antakya'ya bağlı bir ilçe olduklarını da unutmasınlar lütfen...

bahri bahiroğlu
04.02.2007, 16:38
1970-1990 dönemi:bu dönem iskenderun'un yükselme antakya'nın gerileme dönemidir,bu dönemde iskenderun'da kurulan ve zamanında hem türkiye'nin hem de balkanların en büyük demir- çelik fabrikaları sayesinde iskenderun hızla gelişmiş ve nüfus ve sosyo ekonomik açıdan da antakya'yı geride bırakmıştır.
1990 dan günümüze:1990 yılından sonra ise İskenderun gerilemeye başlamış antakya yükselişe geçmiştir,özellikle mustafa kemal üniversitesinin kurulması ve iskenderun da bulunan fakültelerin dahi antakya ya taşınması nedeniyle,antakya aradaki farkı kapatıp öne geçmiştir,özellikle belenin de ilçe olmasından sonra nüfus açısından da iskenderun, antakyanın gerisinde kalmıştır ve aradaki nüfus farkı hergeçen yıl antakyanın lehine daha da açılmaktadır,iskenderun sosyo ekonomik yapısı ile il olmayı hakediyor olabilir ama iskenderunlu hemşehrilerim antakya dan daha büyük olduklarını iddia ederek hiç böbürlenmesinler ve antakya ya bağlı bir ilçe olduklarını da unutmasınlar.

ilkay123
06.02.2007, 13:37
1970-1990 dönemi:bu dönem iskenderun'un yükselme antakya'nın gerileme dönemidir,bu dönemde iskenderun'da kurulan ve zamanında hem türkiye'nin hem de balkanların en büyük demir- çelik fabrikaları sayesinde iskenderun hızla gelişmiş ve nüfus ve sosyo ekonomik açıdan da antakya'yı geride bırakmıştır.
1990 dan günümüze:1990 yılından sonra ise İskenderun gerilemeye başlamış antakya yükselişe geçmiştir,özellikle mustafa kemal üniversitesinin kurulması ve iskenderun da bulunan fakültelerin dahi antakya ya taşınması nedeniyle,antakya aradaki farkı kapatıp öne geçmiştir,özellikle belenin de ilçe olmasından sonra nüfus açısından da iskenderun, antakyanın gerisinde kalmıştır ve aradaki nüfus farkı hergeçen yıl antakyanın lehine daha da açılmaktadır,iskenderun sosyo ekonomik yapısı ile il olmayı hakediyor olabilir ama iskenderunlu hemşehrilerim antakya dan daha büyük olduklarını iddia ederek hiç böbürlenmesinler ve antakya ya bağlı bir ilçe olduklarını da unutmasınlar.
Yazdiklarinizin büyük cogunluguna katilmiyorum; biz Hatay in ilcesiyiz Antakya nin degil Antakya da Hatay in ilce merkezidir. Antakya da doganlarin ilce hanesinde Antakya yazar.Ikincisi Iskenderun nun gerilemesi diye bir durum söz konusu olamaz sadece siyasi tercihlerinde biz Iskenderunlular hep iktidara muhalefet olmusuzdur.CHP iktidarda olsa biz hep muhalefet bir partiye veririz.CHP muhalefette ise aksi bir partiye veririz.Özal zamanindaki yanlis tercih Iskenderunumuzun gercek degerine kavusmadigi bir gercektir.Nüfüs bakimindan Antakya daha yogun olabilir ancak Iskenderun nun konumu bakimindan Antakya dan daha uygundur.Deniz kara ve demiryolu baglanti lari acisindan Antakya dan öndedir.Havaalani yanlis kentlesmeden dolayi Iskenderun dan iptal edilmistir.Özal zamaninda anap kazanmis olsa idi bugun Iskenderun il olmus,Osmaniye hala ilce konumunda birakilmis olacakti.Hatay dan osmaniye ye kaydirilan bir cok yatirimlarda Iskenderun da olacakti.Benim anlatmak istedigim konu budur.Yoksa Antakya yi hor görecek veya Antakya-Iskenderun rekabetinin yasandigi 1990 yillarina dönmek amaci ile yorum yapmadim.Iskenderun konumu bakimindan Antakya dan daha iyi dir.Iskenderun da yapilmasi planlanan bir cok proje Osmaniye ye kaydirildi Antakya ya da yapilmadi anlatmak istedigim vurgulamak istedigim budur.saygilar.

bahri bahiroğlu
10.02.2007, 12:25
şehrimizin adı antakya'dır,hatay değildir,hatay sonradan verilmiş politik bir isimdir oysa antakya adı,mazisi ilkçağa kadar uzanan köklü bir isimdir,antakya ilçe merkezi değil il merkezidir,antakya belediyesi de ilçe belediyesi değil, il belediyesidir,şehre girildiğinde de tabelada "hatay" yazmaz "antakya" yazar dolayısıyla iskenderunluların biz hatay'ın ilçesiyiz demeleri gerçeği değiştirmeyecektir,zira şehrimizin esas adı antakya'dır.

ilkay123
10.02.2007, 20:49
şehrimizin adı antakya'dır,hatay değildir,hatay sonradan verilmiş politik bir isimdir oysa antakya adı,mazisi ilkçağa kadar uzanan köklü bir isimdir,antakya ilçe merkezi değil il merkezidir,antakya belediyesi de ilçe belediyesi değil, il belediyesidir,şehre girildiğinde de tabelada "hatay" yazmaz "antakya" yazar dolayısıyla iskenderunluların biz hatay'ın ilçesiyiz demeleri gerçeği değiştirmeyecektir,zira şehrimizin esas adı antakya'dır.

Arkadas neyin tartismasini yapiyorsun anlamadim ..Antakya hatay ilinin ilce sidir .il merkezidir....nasil ki kocaeli Izmit ADAPAZARI SAKARYA ÖRNEGI GIBI...HATAY dendigi zaman Hatayin tüm ilcelerini kaplar(ANTAKYA ISKENDERUN,dörtyol reyhanli altinözü kirikhan payas samandagi v.b )Antakya ise sadece belediye olan harbiye serinyol vb.eskiden köy olan ,sonradan belediye olan yerleri kapsayan yerlerdir...IL tanimini il merkezi tanimini bilmek gerek siz Antakyali iseniz Antakya nin icinde dogmussaniz nüfüsunuzda ILI Hatay ILCESI Antakya yazar...Esim Antakya li oldugu icin onunda kimliginde öyle yaziyor..bilgine..belki ben yaniliyorumdur...bize lise ve sonrasindaki egitimimizde öyle ögrettiler simdi yurt disinda oldugumuzdan bazi seyler degismismi acaba?SAYGILAR.

bahri bahiroğlu
10.02.2007, 21:03
ben hiçbir şeyin tartışmasını yapmıyorum,hiçkimse de sizin gibi düşünmek zorunda değildir,"hatay" ismi bir takım kaygılarla verilmiş politik bir isimdir ve daha 1938 lerde bu isim konmuştur,bu gerçeği de herkes bilir,yani demek istediğim resmiyette "hatay" adı geçiyor olabilir ama ilimizin gerçek adı Antakya'dır, verdiğiniz örnekler Türkiyede sadece 2 tanedir yani sadece sakarya ve kocaeli için böyle bir durum vardır geriye kalan 78 ilimizin, il merkezleri ile isimleri aynıdır.saygılar.

ilkay123
12.02.2007, 12:49
ben hiçbir şeyin tartışmasını yapmıyorum,hiçkimse de sizin gibi düşünmek zorunda değildir,"hatay" ismi bir takım kaygılarla verilmiş politik bir isimdir ve daha 1938 lerde bu isim konmuştur,bu gerçeği de herkes bilir,yani demek istediğim resmiyette "hatay" adı geçiyor olabilir ama ilimizin gerçek adı Antakya'dır, verdiğiniz örnekler Türkiyede sadece 2 tanedir yani sadece sakarya ve kocaeli için böyle bir durum vardır geriye kalan 78 ilimizin, il merkezleri ile isimleri aynıdır.saygılar.

Arkadas senin biraz cografya dersi alman gerekiyor bu inadiinin nedenini anlamiyorum benim kabul etmem veya sizin kabul etmeniz diye bir sey olamaz gercek bir tanedir....saygilar..il HATAY ilce Antakya...

bahri bahiroğlu
14.02.2007, 11:58
ben coğrafyayı biliyorum siz hiç merak etmeyin,ayrıca sizin bahsettiğiniz gerçek nüfus kağıdındaki haneden ibarettir.ben tarihsel ve mahalli gerçeklerden bahsediyorum siz almanyada olduğunuz için anlamayabilirsiniz,hatırlarmıssınız bir zamanlar içel il idi mersin merkez idi işte benim bahsettiğim gerçeklik burdan bellidir zira içel kaldırıldı, mersin adı kaldı bilmem anlayabiliyor mussunuz?Neden 78 ilimiz;merkezlerinin isimleri ile adlandırılmıştır hiç düşündünüz mü?yani esas olan il merkezinin ismidir ve bu esas içel isminin tarihe karışmasıyla belgelenmiştir.İskenderunlular da Antakya'ya bağlı oldukları gerçeğini; yapay "hatay" ismini ön plana çıkararak kamufle etmeye çalışmaktadırlar.Saygılarımla.

ilyacan
14.02.2007, 12:27
Merhaba Canlar; kayıp kıta Atlantis'in bir zamanlar var olduğunu ve o kıtada Mo İmparatorluğunun bulunduğunu yazar bazı kitaplarda. Bu kayıp kıtanın İskenderun ile bağlantısı olduğunu ,bu kayıp kıtanın akdenizde olduğunu da yazar bazı kaynaklar. Bu konuda bir bilginiz var mı acaba? Ya da İskenderun'da bununla ilgili bazı bulgular var mıdır?

ilkay123
14.02.2007, 14:36
ben coğrafyayı biliyorum siz hiç merak etmeyin,ayrıca sizin bahsettiğiniz gerçek nüfus kağıdındaki haneden ibarettir.ben tarihsel ve mahalli gerçeklerden bahsediyorum siz almanyada olduğunuz için anlamayabilirsiniz,hatırlarmıssınız bir zamanlar içel il idi mersin merkez idi işte benim bahsettiğim gerçeklik burdan bellidir zira içel kaldırıldı, mersin adı kaldı bilmem anlayabiliyor mussunuz?Neden 78 ilimiz;merkezlerinin isimleri ile adlandırılmıştır hiç düşündünüz mü?yani esas olan il merkezinin ismidir ve bu esas içel isminin tarihe karışmasıyla belgelenmiştir.İskenderunlular da Antakya'ya bağlı oldukları gerçeğini; yapay "hatay" ismini ön plana çıkararak kamufle etmeye çalışmaktadırlar.Saygılarımla.

arkadas ben yurt disinda olmama ragmen hic bir zaman Hatay imdan kopmadim...kopamam sizin anlamak istemediginiz konu eskiymis yeniymis diye bir sey yok vermis oldugunuz örnekte ayni hala mersin de doganlara ili icel ilcesi Mersin yazar eger Mersinin icinde dogmussa sizin cagrafya bilginiz var olabilirde ama yanlis biliyorsunuz...bu sirf nüfüsta öyle gecer diye bir tez degildir...bilmemek ayip degil ögrenmemek ayiptir...yanlis bilipte dogruyu bildigini söylemek ise daha büyük ayiptir...belki ben yaniliyorumdur...saygilar...

bahri bahiroğlu
14.02.2007, 17:48
üzgünüm ama 2002 temmuz ayından sonra mersinde doğanların il hanesinde artık mersin yazmaktadır,içel adı tarihe karışmıştır,içel valiliği ilga edilmiş mersin valiliği olmuştur,lütfen yazmadan önce bir araştırın ondan sonra yazın.

ilkay123
15.02.2007, 19:40
üzgünüm ama 2002 temmuz ayından sonra mersinde doğanların il hanesinde artık mersin yazmaktadır,içel adı tarihe karışmıştır,içel valiliği ilga edilmiş mersin valiliği olmuştur,lütfen yazmadan önce bir araştırın ondan sonra yazın.

Üzgün olmaniza gerek yok bilmedigim birseyi ögretene ,benim kisiligimde,bilmedigim bir konuda beni bilgilendirene tesekkürü borc bilirim. bu nu da sizin sayenizde ögrendigim icinde size tesekkür ederim...dogru bir tanedir...bilmemek ayip degil ögrenmemek ayiptir...saygilar..

ilkay123
15.02.2007, 20:49
Merhaba Canlar; kayıp kıta Atlantis'in bir zamanlar var olduğunu ve o kıtada Mo İmparatorluğunun bulunduğunu yazar bazı kitaplarda. Bu kayıp kıtanın İskenderun ile bağlantısı olduğunu ,bu kayıp kıtanın akdenizde olduğunu da yazar bazı kaynaklar. Bu konuda bir bilginiz var mı acaba? Ya da İskenderun'da bununla ilgili bazı bulgular var mıdır?

can edinmis oldugun bilgilere ek olarak google den "kayip sehir ATLANTIS "yazarak bilgi edinebilirsin...saygilar..