Orijinalini görmek için tıklayınız : Alevilikte Hızır inancı ve hıdırellez
Serkan_Devrim 17.11.2006, 10:20 ANADOLU'DA HIZIR İNANCI VE HIDIRELLEZ
Hızır kelimesi bir isim değil bir lakaptır. bazı kaynaklarda el-Hadr, el-Hıdır olarak geçsede asıl doğrusu Hadır dır. bu sözcük Türklerde Hızır veya nadiren Hıdır, İranlılarda ise Khezr şeklinde kullanılmaktadır. El-Hadır kelimesi arapçada el-Ahdar(yeşil) anlamına gelmektedir. (Ocak, 1990:60-61)
Hızır halk inançlarında darda kalanların, başı sıkışanların yardımına koşan, insanlara bereket ve iyilik getiren ölümsüz bir nebi veya bir veli olarak betimlenir. (Barın,1995:22)
iyileri ödüllendirip kötüleri cezalandırır bereket ve bolluğa kavuşturur. (Ocak, 1990:113)
halk inançlarında Hızır; boz atlı, yeşil giyisili, nur yüzlü, ak saçlı, ak sakallı, kırmızı çarılı bir derviş ve ya dilenci kılığındadır. (Barın, 1995:22) elinde baston olan sevimli bir ihtiyardır. (Erseven, 1995:18) veya elinde mızrak yada kamçı taşıyan bir süvaridir. (Ocak, 1990:117) her konu da herşeyi bilen biridir ve yeryüzünde Tanrı'nın bir vekilidir. (Zelyut, 1995:13) Hızır'ı bir veli yada melek olarak görenlerde vardır.(Ocak, 1990:65)
Hıdırellez kelimesinin Hızır ve İlyas isimlerinin birleşmesinden dolayı Hızır ve İlyas iki ayrı kişi olarak görülür. ancak Kuran'da İlyas iki kez ismen belirtilmesine rağmen, Hızır adından hiç bahsedilmemesi dikkat çekicidir. Arapçada ki İlyas Grekçede Eliyas, İbranice de Elijah, batı dillerinde Elie, Süryanicede ki İliya veya İlya'nın aynı kelimenin farklı imaları olduğu ve Tevrat'ta İlya ve Elişa'nın Kuran'dakine benzeyen hikayeleri göz önünde bulundurulduğunda(bkzOcak, 1990:80) aslında Hızır ve İlyas'ın aynı kişi olduğu zorunlu görünmektedir.tasavvufta ve halk inanışlarında Hızır'ın yanında İlyas'ın sönük kalması, Hızır ile ilgili çok sayıda söylence anlatılmasına karşın; İlyas hakkında bilinenlerin çok az olması, yine Hızır ismi ile anılan çok sayıda makama karşılık İlyas adında pek az makam bulunması bu iki şahsiyetin birbiri ile örtüşmesinden kaynaklanıyor gibi görünmektedir.
Alevi Bektaşi ve Nusayri inançlarında hz Ali ile Hızır ve İlya özdeşleştirilmektedir. Ali ile Muhammedin özdeşliğinden dolayı Muhammed te Hızır ve İlya olur.
kırkların cemine beraber gelen
server Muhammed'in bacını alan
sancağı çekip zülfikar çalan
yetiş Hızır nebi sen imdat eyle
(Barın,1995:21)
senin velayetin hürmetine de ey Ali ey İlya
ey Hasan ve Hüseyin'in babası ey eba Turab
müşkillerimi çöz ey veliler velisi
ey harikuladelikler mazharı, ey Murtaza, ey Ali
(ocak, 1990:107)
pir sultanım bu bir sırdır
sırrını saklayan erdir
ay da sırdır gün de sırdır
Allah bir Muhammed Ali
(Öztelli, 1971:90)
bin bir adı vardır bir adı Hızır
her nerde çağırsam orada hazır
Ali padişahtır Muhammed vezir
bu fermanı yazan Ali değil mi
(Öztelli, 1971:94)
akan dört ırmağın gözün sorarsan
serçeşmeden gelir suyun durusu
Ali Muhammed'tir Muhammed Ali
ikisi bir elmanın yarısı
(Ergun, 1956:368)
Muhammed cisminde karar eyledik
Hak buyurdu Hak kelamın söyledik
indik aşkın deryasını boyladık
ikrar verdik şahı Merdan'a geldik
(Ergun, 1956:402)
Rah-ı şeriiatte buldum kemali
dört kapıdan girdim aslan misali
anda gördüm Muhammed'in cemali
araya araya buldum ya Ali
(Ergun, 1956:402)
Hızır Ali sultan ya senden medet
kara donlu sultan vallahi ahad
cedd-i paki sülale-i Muhammed
pirim Hacı bektaş değil mi
(Ergun, 1956:402)
Hızır İlyas ile içti hayatı
Yezid'e zulfikar zehirden katı
yine pirden ola er kerameti
bir ismi Muhammed bir ismi Ali
(Öztelli, 1971:91)
Ali söyler Hızır yazar ayeti
elinde zülfikar zehirden katı
aşikare Ali'nin kerameti
birisi Muhammed birisi Ali
(Öztelli, 1971:92)
aslan olup yol üstünde oturan
Selman'a destinde nergis getiren
kendi cenazesin kendin götüren
Allah bir Muhammed Ali'dir Ali
(Öztelli,1971:93)
zulmet deryasını nur edip gelen
Hızır İlyas Şah-ı Merdan Ali'dir
garibin mazlumun halini bilen
Hızır İlyaz Şah-ı Merdan Ali'dir
(Zelyut, 1995:14)
not: devamı gelecek. lütfen topiğe cevap vermeyiniz ki bilgiler derli toplu olsun. :)
Serkan_Devrim 18.11.2006, 06:58 Bektaşilikte 12 posttan mihmandar postunun Hızır'ı temsil ettiği(bkz. Erseven, 1995:19 Sertoğlu, 1969:255 Boratav, 1964:468) ileri sürülmektedir. misafir için Aleviler Ali derler.(Zelyut 1995:14) bunu da mihman Ali'dir sözüyle dile getirirler. Arap alevilerinde de misafir çok değerlidir ve misafire Ali gözüyle bakılır.
Hızır'ın Hıristiyan inancında ki ismi St. Georges'dir ya da Aya Yorgi. bu isim halk arasında aziz Corc olarakta bilinir. (Ocak, 1990:138-139)Hızır ile aynı kişi olduğuna inanılan St Geoges, bazı müslüman velilerle de özdeşleştirilmiştir. St. Georges, Teselya'da torbalı sultan, Cafer baba, Mustafa baba ve Üsküp'te Karaca Ahmet Sultan ile özdeşleşmiştir. (Ocak, 1991:670)
HIZIR SÖYLENCELERİ
Hani Mûsâ beraberindeki gence şöyle demişti: “İki denizin birleştiği yere varıncaya kadar durmayacağım ya da uzun zaman gideceğim.”
Onlar iki denizin birleştiği yere varınca balıklarını unuttular. Balık denizde yolunu tutup kayıp gitti.
Oradan uzaklaştıklarında Mûsâ beraberindeki gence “Öğle yemeğimizi getir, bu yolculuğumuzdan dolayı çok yorgun düştük” dedi.
Genç, “Gördün mü! Kayaya sığındığımız sırada balığı unutmuşum. –Doğrusu onu sana söylememi bana ancak şeytan unutturdu- Balık şaşılacak bir şekilde denizde yolunu tutup gitmişti” dedi.
Mûsâ: “İşte aradığımız bu idi” dedi. Bunun üzerine tekrar izlerini takip ederek gerisin geri döndüler.
Derken kullarımızdan bir kul buldular ki, biz ona katımızdan bir rahmet vermiş, kendisine tarafımızdan bir ilim öğretmiştik.7
Mûsâ ona, “Sana öğretilen bilgilerden bana, doğruya iletici bir bilgi öğretmen için sana tabi olayım mı?” dedi.
Adam şöyle dedi: “Doğrusu sen benimle beraberliğe asla sabredemezsin.”
“İç yüzünü kavrayamadığın bir şeye nasıl sabredebilirsin?”
Mûsâ, “İnşaallah beni sabırlı bulacaksın. Hiçbir işte de sana karşı gelmeyeceğim” dedi.
O da şöyle dedi: “O halde eğer bana tabi olacaksan, ben sana söylemedikçe hiçbir şey hakkında bana soru sormayacaksın.”
Derken yola koyuldular. Nihayet, bir gemiye bindiklerinde (adam) gemiyi deldi. Mûsâ, “Sen onu içindekileri boğmak için mi deldin? Doğrusu, şaşılacak bir iş yaptın.” dedi.
Adam, “Sen benimle beraberliğe asla sabredemezsin, demedim mi?” dedi.
Mûsâ, “Unuttuğum için bana çıkışma ve bu işimde bana güçlük çıkarma!” dedi.8
Yine yola koyuldular. Nihayet bir erkek çocukla karşılaştıklarında adam (hemen) onu öldürdü. Mûsâ, “Bir cana karşılık olmaksızın suçsuz birini mi öldürdün? Andolsun çok kötü bir iş yaptın!” dedi.
Adam, “Sana, benimle beraberliğe asla sabredemezsin demedim mi?” dedi.
Mûsâ, “Eğer bundan sonra sana bir şey hakkında soru sorarsam, artık benimle arkadaşlık etme.9 Doğrusu, tarafımdan (dilenecek son) özre ulaştın (bu son özür dileyişim)” dedi.10
Yine yola koyuldular. Nihayet bir şehir halkına varıp onlardan yiyecek istediler. Halk onları konuk etmek istemedi. Derken orada yıkılmaya yüz tutmuş bir duvar gördüler. Adam hemen o duvarı doğrulttu. Mûsâ, “İsteseydin bu iş için bir ücret alırdın” dedi.
Adam, “İşte bu birbirimizden ayrılmamız demektir” dedi. “Şimdi sana sabredemediğin şeylerin içyüzünü anlatacağım.”11
“O gemi, denizde çalışan bir takım yoksul kimselere ait idi. Onu yaralamak istedim, çünkü onların ilerisinde, her gemiyi zorla ele geçiren bir kral vardı.”
“Çocuğa gelince, anası babası mü’min insanlardı. Onları azgınlığa ve küfre sürüklemesinden korktuk.”
“Böylece, Rablerinin onlara, bu çocuğun yerine daha hayırlı ve daha merhametli bir çocuk vermesini diledik.”
“Duvar ise şehirdeki iki yetim çocuğa ait idi. Altında onlara ait bir define vardı. Babaları da iyi bir insandı. Rabbin, onların olgunluk çağına ulaşmalarını ve Rabbinden bir rahmet olarak definelerini çıkarmalarını istedi. Bunları ben kendi görüşüme göre yapmadım. İşte senin, sabredemediğin şeylerin içyüzü budur.”
Kehf(60-82)
dikkat çekici olan bu ayetler de Hızır ve ya başka bir isim geçmemesine rağmen 'kullardan bir kul' veya 'o kul' diye nitelendirilen kişinin bütün tefsir kitapları ve hadisler de Hızır olarak adlandırılmasıdır.
Merhaba abicim.
Paylaştığın bilgiler için çok teşekkür ederim.Alevilerde Hızırın yeri çok önemlidir..
Dualarımızda hep onun adı vardır.
Aleviler Hızır geldiğinde Niyaz/Kömbe yapıp tüm komşulara dağıtır..
Hızır aşkına Semahlar okunur, dönülür...
Benim Sevdiğimin
Şirin Sözleri
Büyüdü sinemde
Ne Haller oldu
Karınca yükünü
Fil çekmez oldu
Azdı Zaman azdı
Ne Çağlar oldu...
Ya Hızır Ya Hızır Hızır
Ne çağlar oldu
Ya Hızır Ya Hızır....
Hızır Lokması;
Bizde Hızır geldiğinde ister Kömbe/Niyaz, yada Babiko yapılır.
Nenemin Babikosu :=)
http://img246.imageshack.us/img246/518/dsc00561dy4.jpg
http://img246.imageshack.us/img246/2989/dsc00560tx0.jpg
Aynı böreklerden hızır gecesi bizdede yapılır. Aslında köydeki usülü günümüzde hala yaşatırız , biraz anlatayım . Genellikle bizim köylüler çekmece-kanarya mah. yerleşmişlerdir, köy derneğimizde oradadır. İlk önce karı- koca kılığına giren iki erkek , mahalledeki bütün evleri gezer. Kimisi un , kimisi şeker verir. Hatta karı dediğimiz kişiyi kaçırırlar , kocayı döverler , sanki bir komedi gösterisi , genelde herkese gülmekten kramp girer.
Malzemeler toplandıktan sonra börekler yapılır , akşamda o börekleri yerken bir yandan deyişler söylenir, muhabbetler yapılır.
Alevi Nüfusun daha yoğun olduğu yerlerde böyle birlik ve beraberler herzaman daha güzel olur... Mesela Hızır, Muharrem gibi..
Bizim bulunduğumuz yerde çok Alevi can yok ama elimizden geldiğince bu günlerde Teyzemler, Dayımlar vs. toplanmaya çalışırız..
O günki huzur ve birlik beraberlik bambaşka...
Hızır Hayırlara vesiledir..
"hızır ilyas" meselesi benimde kafamı kurcalamakta.
iranlılarda olduğu gibi zaza ve kürtlerde de Hızır "Xızır" şeklinde telaffuz edilir. Dersimliler "Xızır" ilahi anlamda "Xıdır"ı ise özel isim anlamında kullanırlar. dilbilimciler derki aslı "z" olan bazı harfler dillerden dillere geçerken "d" olabiliyormuş. eğer bu doğruysa aslının "hızır" olması lazım.
metin kemal kahramanın son albümündeki "Xızıro xeylaşi" deyişini hatırlayınız. Zazaca da "Xeylaş/Xelas/Xeles" kelimesi kurtuluş manasındadır. ayrıca Xızır orucuna "Xeylas" da deniyor. İlyas sözünün anlamını bilmiyorum ama Xeylas ve İlyas sanki aynı manada gibi geliyor bana öyleyse zazaca yine yol gösterici olarak KURTULUŞa işaret ediyor gibi. neyden kurtuluş? belki de tufandan
yoksa bu da mı zazacanın şifrelerinden biri:sook
Roze Xızır (Xélas)
Xızır orucu ocak ayın da tutulur. Duzgı orucunda olduğu gibi bu oruçta aşiretler arasında sıra ile tutulurmuş ve dört hafta da bitermiş. Bunun içindirki ocak ayına Dersimce de asma Xélas denir. Orucun aşiretler tarafından ayrı ayrı tutulmasının nedeni ise Xızırı’n bilinmeyen bir tarihte aşiretin kutsal mekanına (Dersimce de buna Hews yadan Bono Pil denir) misafir olmasıdından kaynaklanır. Bundan dolayı her aşiret Xızırın kendisine misasir olduğu haftada tutarmış. Oruç Şeğsen’u ile başlarmış. Ikinci hafta da Demenu, Heyderu, Alu, Arezu, Karsanu, Lolu, Bolu aşiretlerine geçer, üçüncü hafta da Kuresu ve Seydu aşiretlerinden sonra dördüncü hafta da Dewres Cemalu, Aguçanu, Sarı Saltuku ve diğer aşiretlerle son bulurmuş. Günümüzde bu oruçta bir hafta da tutuluyor, genellikle ocak ayının üçüncü salı, çarşamba ve perşembe günü tutulur ve perşembe günü kurban kesilir ve akşam da cem tutulur.
Xızır orucu aynı zamanda yeni yılı karşılama yılıdır. Paso newe bu ayda tahtına oturur. Dengeler yeniden belirlenir. Xızır da bu yeni dengelerin belirlemesin de hazır ve nazırlığıyla önemli bir yer tutar. Raa Haq de Xızıro Xélas, Xızıro Nebi ve Xızıro Ilas olamak üzere bir üçlü var. Orucun üçgün sürmesi buna bağlanır.
Efsaneye göre Xızır hal ve hareketlerinde tamamen serbesttir ve kimseye karşı sorumluluğu yoktur. Bunun nedeni şöyle anlatılır; “Dara düşen herkes Xızır’ı çağırır ve O da imdada yetişirmiş. Bu durumdan rahatsız olan Melekler durumu Tanrıya bildirir ve dara düşenlerin Tanrı yerine Xızır’ı çağırdığını ileterek bu durumdan rahatsız olduklarını iletirler. Tanrı bundan haberdar olmadığını ve gerkeni yapacağını söyler ve Cebrail’i huzura getirmesi için Xızır’a gönderir. Cebrail Xızır ile birlikte geri gelir ve Xızır Tanrı’nın huzuruna çıkarılır. Tanrı anlatılanları Xızır’a iletir ve bunların dogru olup olmadığını sorar. Xızır anlatılanların doğru olduğunu onayladığı sırada aniden eliyle bir şey tutup kaldırır gibi yapar. Tanrı ne yaptığını sorduğunda, Xızır bir geminin fırtınaya tutulduğunu ve batmak üzere iken kendisinden yardım istediklerini ve kendisinin de gemiyi kurtardığının söyler. Tanrı bakar ki gerçekten denizde fırtına içinde bir gemi bir şey olmamış gibi yoluna devan ediyor. Bunün üzerine Tanrı Meleklerine dönerek Xızır’ın serbestir ve istediğini yapabilir der.”(Kaynak Sılo Qız, söyleşi tarihi 1998, arşiv Hollanda Dersim Vakfı)
Dersimce de Xızır’ın bir ünvanı da “Xızır’e sate tenge” dir.
Xélas da Xızır yaşlı ve yoksul rolünde evlere misafir olur ve onları sınar. Bu sınamada kalbi temiz olmayanlar yaşlının Xızır olduğunu anlamazlar ve hayır duasını almazlar. Bu sınamanın gerçekleştiği yerden biride Jivan Hanıd’ır. 12 arkdaş sıladan evlerine dönerken bu handa konaklarlar. Xızr orucu zamanıdır. Akşam yaşlı ve yoksul biri hana gelir ve 12 sılacınında bulunduğu toluluğa, Xızır aşkına bana bir yer verin der. Kimse oralı olmaz. Hancı da yaşlıyı dısarı atar. Bu hanın yukarısında ise ikinci bir han vardır, aşağdakine nazaran daha eski ve bakımzızdır. Sahibi de yaşlı biridir. Yaşlının oğlu, kendi hanlarında kimse olmadığı için, aşağıda ki handa eğlenmeye gitmiş. Yaşlı hancı oğlunu almak için aşağı hana giderken, bakımlı handan atılan yaşlıya rastlar. Hal hatırdan sonra yaşlı hancı meseleyi oğrenir ve oğlunu almadan soğuktan titreyen yoksul yaşlıyı alır ve kendi hanına götürür. Ilgi ve alaka gosterir, konuğunu rahatlatmak için elinden geleni yapar. Sohbete dalarlar, vakit ilerler ve birden bire büyük bir gürültüyle ve sarsıntıyla silkinirler. Ne oldu demeden çığ gelir ve yukarı hana hiç bir zarar vermeden aşağı hanı yerle bir eder. Yaşlı hancı ah oğlum diyerek kendisini dışarı atarken, yaşlı konuk ev sahibine, korkma oğluna bir şey olmadı, kurtuldu der ve sır olur.
Xızır orucu da diğer oruçlar gibi saat 24.00 da başlar fakat diğer oruçlar gibi gün batımında bozulmaz. Xızır orucu gün kararmaya başlayınca bozulur, nedeni de Xızır’ın dağbaşlarında, fırtına ve tipiye tutulan yolcuları kurtarmakla uğraşmasıdır. Xızır orucunda yeme ve içmede bir kısıtlama yoktur. Yapılan rıtueller şunlardır:
Bekar gençler perşembe günü oruçlarını bozduklarında su içmezler. Inanca göre su içmeyen gence rüyasında kim su verir genç onunla evlenir.
Perşembe akşamı Qawuta Xızir denen kavrulmuş buğday unu bir tabağa konur ve yanında mum yakılarak evin bir köşesine bırakılır. Sabah unda her hangi bir iz görülürse Xızırı’ın haneye uğradığına inanılır ve ev sahibi önceden belirlediği Xızır kurbanından başka bir şükran kurbanı keser.
Perşembe günü Xızır kurbanı kesilir ve nohutla birlikte pişirildikten sonra dağıtılır. Xızır kurbanı çiğ dağıtılmaz. Xızır Kurbanı bir kaç ay önceden belirlenir, genellikle 4 yaşında ki bir koç veya tekedir. Kurban sahibi kurbanı belirledikten sonra bunu her kese bildirir. Bu aşamadan sonra kurban dokunulmazlık alır. Kimse dövmez, hakaret etmez, saygı ile yaklaşılır. Kışın başlaması ile kurban diğer hayvanlardan ayrı tutulur ve özel beslenir.
Perşembe akşamı cem tutulur.
Dersim yöresinde bu şekilde uygulanır. Ayrıca Soreş babiko(niyaz) fotoğrafları için sağol. :)
http://img246.imageshack.us/img246/518/dsc00561dy4.jpg
Komşulara dağıtırız bunu. Eğer bir adak varsa kurban yerinede geçebilir. Toplumsal dayanışmayı kolaylıştırır ve dini kolaylıştırır.
İlyas
Köken : İbr.
Cinsiyet: Erkek
Söyleyiş:
Anlam 1. İbr. Kutsal kitaplarda adı geçen, yağmurlara hükmeden İsrail Peygamberi.
2. Mersin ağacı.
tdk.gov.tr
****************
demekki "kurtuluş" manasına gelmesinin nedeni yağmurlara hükmetmesiymiş.
Nesimi yüzüldü Mansur asıldı
Ali düldüle bindi küffar basıldı
Nice ulu sular arktan kesildi
Aktı kör pınarlar ne çaylar oldu
Ya Hızır ya hızır ya hızır
Ne çaylar oldu...
Ozan Hızır Hz. Ali birliği ve Hızır'ın On iki İmamlarla görüşmesini böyle dile getirmiştir, darda kalanların, başı sıkışanların yardımını koşan, insanlara servet ve bereket dağıtan kutsal insandır, gelmiş yetişmiş olsun. Birliğimizi dirliğimizi bozanlara akıl lirkir versin. Bizi bu demden katardan esirgemesin. Bozguncu Fitnelerin dilini bağlasın. AMİN
xızır'la ilgili bilinen bir efsaneyi anlatacam.efsane kardeş türkülerin dıle mı sewda adlı parçasında da geçiyor.dersim yöresine aittir.
dersim'in bir köyünde bir aileden 3 kişi köyün arkasında kalan bir dağa ava gitmek istemisler.babaları da dağe gitmemelerini tembih etmiş ;ama babalarını dinlememiş ve dağa gitmişler aradan zaman gecmiş ve ihtiyar meraklanmış.o da peşleriden gitmiş.dağa vardıgında çığın geldiğini anlamış.o gün sabaha kadar ibadet etmiş, yakarmış.sabahın seherinde xızır yeşil kıyafeti ve boz atıyla görünmüş.elindeki kılıçla çığı ikiye bölmüş.çığ ikiye bölününce de kurtulmuşlar.
ilyas peygamber cennete gitmiş... fakat yaşanılacak daha kemalat olduğunu anlayıp denizden karaya dönmüş bir bahar sabahı.. karada Hıdırla buluşmuş... diye bir misal anlatmışlardı kamil abiler tam hatırlayamadık
hıdır- ilyas'tan ismi de bugün her bahar kutlamalarında ismi hıdrezllez olarak kalan bir misal...
Hızır... Hazır olandır ikilikten birliğe geçişdir.. bu yüzden iki denizin birleştiği yerde bekler derler.. baharla özdeşleştirilmesi bu yüzdendir.. kişinin baharıdır
ve her hıdrellez bayramında ateş yakılır üstünden atlayanın günahı kalmaz denir.. o da bir misaldir.. ikilik ateşinden atlayıp birliğe geçmeyi temsil eder..
bugünde birçok surette hızırlar... hazırlar vardır vesselam diyelim :)
Xızıro Xeylaşi
Tı Xéylasa tı Xızıra
Hem hazıra hem nazıra
Tı Xéylasa tı Xızıra
Ge feqıra, ge vezira
Ewro roza tuya nura
Halé ma aseno tora
Tıya tıya tıya tıya hasar u haydara
Roze gureto rozé Xızıri
Gul u cemali biye nuri
Roze gureto rozé Xızıri
Cem biye talıv u piri
Cevlan bıde astoro qıri
Caré made endi bé mekuye düri
**
Ya Xızıré seré deyrayi
Tıya wayiré puk u vayi
Ya Xızıré seré deyrayi
Tıya wayiré puk u vayi
Tı biya rayveré Musayi
Caré made mekuye hereyi
Tıya tıya tıya tıya hasar u haydara
Kam ke piré xo nas nékeno
Ra u welağé xo rew sas keno
Kam ke piré xo nas nékeno
Ra u welağu lewlas beno
Roz u cemalé na alemde
Piré mı Sa Heyder Duzgıno, serveré pilano
VE TÜRKÇESİ
Sen Xeylas´sın sen Hızır´sın
Hem hazırsın hem nazırsın
Sen Xeylas´sın sen Hızır´sın
Bazen fakir bazen vezirsin
Bugün senin nurlu günündür
Halimiz sana ayandır
Sensin sensin sensin Ayık ve Uyaran´sın
Oruç tutmuşlar, Hızır Orucu
Yüzler, çehreler nurlanmış
Oruç tutmuşlar, Hızır Orucu
Cem olmuş talipler, pirler
Çevir kıratını, koştur
Darımıza gel artık uzak düşme
**
Ey Deryaların-Üstündeki-Hızır
Sensin fırtınanın, rüzgârın sahibi
Ey Deryaların-Üstündeki-Hızır
Sensin fırtınanın, rüzgârın sahibi
Sendin Musa´nın rehberi
Darımızda geç kalma
Sensin sensin sensin Ayık ve Uyaransın
Kim pirini tanımıyorsa
İzini-yolağını çabuk şaşırır
Kim pirini tanımıyorsa
İzini-yolağını çabuk şaşırır
Şu gün-güneş ki, alemler cemali (önünde söylüyorum)
Pirim Sa Heyder Duzgın´dır; Büyükler Önderi
SEYİT MAHMUT YILDIZ
Ali_Yolcusu 07.01.2007, 04:32 hızır a.s e hatay halkı da çok inanır ve çok bağlıdır. onun için "ziyaret" ler yapılmıştır sık sık gidilir , dua edilir dilek tutulur.
hızır gecesi köyde yasadıklarımı bende anlatım (istanbul gibi bir yerde bunu yapmak cok zor) hızır gecesi bizde koyde karı-koca(galik_birik) olurdu genclerden biri biz cocuk olarak olarak cok korkardık sonra nıyazlar yapılır koy içinde bulunan ziyarete giderek orda nıyazlar bolunur ve paylasılır oracıkta koyun buyukleri parada atardı..bunlar aklımda kalmıs valla
Berucavan 12.01.2007, 14:11 ANADOLU'DA HIZIR İNANCI VE HIDIRELLEZ
Hızır kelimesi bir isim değil bir lakaptır. bazı kaynaklarda el-Hadr, el-Hıdır olarak geçsede asıl doğrusu Hadır dır. bu sözcük Türklerde Hızır veya nadiren Hıdır, İranlılarda ise Khezr şeklinde kullanılmaktadır. El-Hadır kelimesi arapçada el-Ahdar(yeşil) anlamına gelmektedir. (Ocak, 1990:60-61)
Hızır halk inançlarında darda kalanların, başı sıkışanların yardımına koşan, insanlara bereket ve iyilik getiren ölümsüz bir nebi veya bir veli olarak betimlenir. (Barın,1995:22)
iyileri ödüllendirip kötüleri cezalandırır bereket ve bolluğa kavuşturur. (Ocak, 1990:113)
halk inançlarında Hızır; boz atlı, yeşil giyisili, nur yüzlü, ak saçlı, ak sakallı, kırmızı çarılı bir derviş ve ya dilenci kılığındadır. (Barın, 1995:22) elinde baston olan sevimli bir ihtiyardır. (Erseven, 1995:18) veya elinde mızrak yada kamçı taşıyan bir süvaridir. (Ocak, 1990:117) her konu da herşeyi bilen biridir ve yeryüzünde Tanrı'nın bir vekilidir. (Zelyut, 1995:13) Hızır'ı bir veli yada melek olarak görenlerde vardır.(Ocak, 1990:65)
Hıdırellez kelimesinin Hızır ve İlyas isimlerinin birleşmesinden dolayı Hızır ve İlyas iki ayrı kişi olarak görülür. ancak Kuran'da İlyas iki kez ismen belirtilmesine rağmen, Hızır adından hiç bahsedilmemesi dikkat çekicidir. Arapçada ki İlyas Grekçede Eliyas, İbranice de Elijah, batı dillerinde Elie, Süryanicede ki İliya veya İlya'nın aynı kelimenin farklı imaları olduğu ve Tevrat'ta İlya ve Elişa'nın Kuran'dakine benzeyen hikayeleri göz önünde bulundurulduğunda(bkzOcak, 1990:80) aslında Hızır ve İlyas'ın aynı kişi olduğu zorunlu görünmektedir.tasavvufta ve halk inanışlarında Hızır'ın yanında İlyas'ın sönük kalması, Hızır ile ilgili çok sayıda söylence anlatılmasına karşın; İlyas hakkında bilinenlerin çok az olması, yine Hızır ismi ile anılan çok sayıda makama karşılık İlyas adında pek az makam bulunması bu iki şahsiyetin birbiri ile örtüşmesinden kaynaklanıyor gibi görünmektedir.
Alevi Bektaşi ve Nusayri inançlarında hz Ali ile Hızır ve İlya özdeşleştirilmektedir. Ali ile Muhammedin özdeşliğinden dolayı Muhammed te Hızır ve İlya olur.
kırkların cemine beraber gelen
server Muhammed'in bacını alan
sancağı çekip zülfikar çalan
yetiş Hızır nebi sen imdat eyle
(Barın,1995:21)
senin velayetin hürmetine de ey Ali ey İlya
ey Hasan ve Hüseyin'in babası ey eba Turab
müşkillerimi çöz ey veliler velisi
ey harikuladelikler mazharı, ey Murtaza, ey Ali
(ocak, 1990:107)
pir sultanım bu bir sırdır
sırrını saklayan erdir
ay da sırdır gün de sırdır
Allah bir Muhammed Ali
(Öztelli, 1971:90)
bin bir adı vardır bir adı Hızır
her nerde çağırsam orada hazır
Ali padişahtır Muhammed vezir
bu fermanı yazan Ali değil mi
(Öztelli, 1971:94)
akan dört ırmağın gözün sorarsan
serçeşmeden gelir suyun durusu
Ali Muhammed'tir Muhammed Ali
ikisi bir elmanın yarısı
(Ergun, 1956:368)
Muhammed cisminde karar eyledik
Hak buyurdu Hak kelamın söyledik
indik aşkın deryasını boyladık
ikrar verdik şahı Merdan'a geldik
(Ergun, 1956:402)
Rah-ı şeriiatte buldum kemali
dört kapıdan girdim aslan misali
anda gördüm Muhammed'in cemali
araya araya buldum ya Ali
(Ergun, 1956:402)
Hızır Ali sultan ya senden medet
kara donlu sultan vallahi ahad
cedd-i paki sülale-i Muhammed
pirim Hacı bektaş değil mi
(Ergun, 1956:402)
Hızır İlyas ile içti hayatı
Yezid'e zulfikar zehirden katı
yine pirden ola er kerameti
bir ismi Muhammed bir ismi Ali
(Öztelli, 1971:91)
Ali söyler Hızır yazar ayeti
elinde zülfikar zehirden katı
aşikare Ali'nin kerameti
birisi Muhammed birisi Ali
(Öztelli, 1971:92)
aslan olup yol üstünde oturan
Selman'a destinde nergis getiren
kendi cenazesin kendin götüren
Allah bir Muhammed Ali'dir Ali
(Öztelli,1971:93)
zulmet deryasını nur edip gelen
Hızır İlyas Şah-ı Merdan Ali'dir
garibin mazlumun halini bilen
Hızır İlyaz Şah-ı Merdan Ali'dir
(Zelyut, 1995:14)
not: devamı gelecek. lütfen topiğe cevap vermeyiniz ki bilgiler derli toplu olsun. :)
kendini yorma bence hangi kitaptan alıntı onu söyle okuyalım. olmazmı
Alevimen 12.01.2007, 16:24 kendini yorma bence hangi kitaptan alıntı onu söyle okuyalım. olmazmı
Daha önce internette yayınlanan ve büyük ilgi gördü bu özetleme. Parantez içindekiler kaynak bilgilerdir, şöyle: Yazar, yayım ylı (kitap), sayfa.
Son paragrafda ise Kuran nın kehf suresinden alıntıdır..
Serkan_Devrim 12.01.2007, 21:51 kendini yorma bence hangi kitaptan alıntı onu söyle okuyalım. olmazmı
benimle bir derdin var ama hadi bakalım. istersen kendini yorma okuma benim yazdıklarımı. :uhhm:
önemli bir not: yazılarım bir kitaptan alınsa da kopyala/yapıştır değildir.
Berucavan 12.01.2007, 23:10 benimle bir derdin var ama hadi bakalım. istersen kendini yorma okuma benim yazdıklarımı. :uhhm:
rica ederim ne derdim olabilir hatta yazılarınız çok hoş ve bir o kadar bilgi içerikli bundan dolayı çok tşk ederim ben gerçekten kitabın adını sormuştum sağolsun arkadaşın biri beni aydınlattı
saygılar
türküler_sevdam 16.01.2007, 20:35 canlar hepinize verdiğiniz bilgilerden dolay çok tşk ederim. bugün benimde hızır orucumun 1. günü. bugün oruç tuttum ama kendimi o kadar hafif hissediyorum ki. hızır yardımcım oldu.
türküler_sevdam 19.01.2007, 09:00 Bekar gençler perşembe günü oruçlarını bozduklarında su içmezler. Inanca göre su içmeyen gence rüyasında kim su verir genç onunla evlenir.
arkadaşlar bilen varmıdır bilmiyorum ama. gece rüyanda kendi evinde, kendin su alıp içersen ne olur peki...nolur bilen varsa söylesin. arkadaşımın yorumu evde su içersen akrabayla evlenirsin oldu... allahım umarım böyle değildir...
Yalvarması boynumuza farz oldu.
Edep erkan mü’münlere arz oldu
Mü’minin secdesi Hakk’a niyaz oldu
Yetiş Hızır Nebi sen imdad eyle
Kırklar’ın cemine beraber gelen
Server Muhammed’in bâcını alan
Sancağını çekip zülfikar çalan
Yetiş Hızır Nebi sen imdat eyle
Fakir Ednâ’m der ki bu sırra eren
Üstadım Hatâyi dârına duram
Tamû yanar mı nûrunu gören
Yetiş Hızır Nebi sen imdat eyle.
Mayıs ayının 5.günü bahar bayramıdır.Bu nedenle sizlere Alevi İslâm inancı açısında bahar bayramın kutsallığını ve önemini vurgulamak istiyorum.
Miladi takvime göre Mayıs ayının 6. günü, Rumi takvime göre ise Nisan ayının 23. günün kutlanan Hıdrellez’in sözcük anlamı.Arapça “yeşilik” anlamına gelen hadi, Arapların İslâm-öncesi mitolojilerinde tabiatın bahar mevsiminde yeniden canlanmasını simgeleyen bir tanrımsı varlık sanılıyor. İslâm geleneği bu varlığı “nebi” (peygamber) diye nitelendirir
Bir inanışa göre Hızır ile İlyas iki kardeştir. Hıdır ile İlyas Birbirlerine uzun süre hasret kalmışlar,Bir gece iki kardeş birbirlerine buluşmuşlar ve bu kavuşmanın sevinci içinde Hakk’a yürümüşlerdir
Hıdırellez Bayramı Niçin Yapılıyor?
Hz. Hızır’ın hem Nebilik, hem de Velilik gibi, manevi değeri vardır. Alevi İslâm inancına göre, darda ve zorda kalan, sıkıntıya düşen herkesin yardımına koşan ve insanları sıkıntılardan kurtaran Hakk’la Hak olmuş Veliyullah’tır. Hızır Aleyhisellam, inançlarımıza göre sıkıntılarımızda, ibadetlerimizde hep yardıma çağırırız. Alevi İslâm inancımızda “Hızır Nebi; Allah’ın kedini evrende insan sıfatında yansımasıdır.” Çünkü insanların gönlünde taht kurmuştur. Allah’ın bütün vasıflarının ondan tekamül ettiğine inanmaktayız. Hızır Nebi gittiği her yerde mutluluk, sağlık, bolluk ve zor durumda kalanların yardımına koşarak insanların dileklerini yerine getirir.
Kalbi temiz, iyilik sever insanlara daima yardım eden, dertlere derman, hastalara şifa verir, bitkilerin yeşermesine ve yaşamasına vesile olur.
Bu isteklerimizi yüce Allah’tan istiyoruz, her yerde,her zaman, cem yaparken, ibadet ederken “Yetiş ya boz atlı Hızır dar günüm geldi” Dualarımızda “Ya Allah ,Ya Muhammed ,Ya Ali ,ya Hızır yardımcımız olsun, kılavuzumuz olsun diye hep dua ederiz.
İşte 5 Mayıs- 6 Mayıs’a bağlayan gece, Hz.Hızır’ın yeryüzünde gezdiğine inanılan gece’ye “Hıdrellez” denir. Hızır, Alevi İslâm inancına göre, hayat suyu (ab-ı hayat) içerek ölmezliğe ulaşmış; zaman, zaman özellikle baharda insanlar arasında dolaşarak zor durumda kalanlara yardım eden, bolluk-bereket ve sağlık dağıtan, Allah katında ermiş bir ulu yada peygamberdir. Hızır’ın her yerde, her zaman iyi insanın, kalbi temiz insanın yanında hazır ve nazır olduğuna inanmaktayız.
Aleviler,yoksul,yetim ve esir kıyafetinde Hz.Ali’nin evine üç gün üst üste gelen kişinin Hızır Nebi olduğuna,Hızır orucunun bu nedenle tutulduğuna inanmaktayız. Hızır Orucu ve Hızır Cemleri her yıl 13-14-15 şubat günlerinde tutulur .Hızır kurbanları tığlanır ve cemler yapılır Ayrıca Hıdrellez;doğanın, baharın yeniden müjdecisidir. Doğanın yeşerdiği ve insanın yepyeni umutlarla dolduğunun, bereket ve bolluk kapılarının açıldığı bir bayramdır. Hz. Hızır’ın Hacı Bektaş-ı Veli’yi ziyaret ettiği ve bir rivayete göre de, Hz. Pir ile musahip olduğu gün olarak da inanmaktayız.
Hıdrellez, Hızır-ilyas olarak da bilinir, her yıl 5 Mayıs gecesi başlayıp 6 Mayıs gün de süren geleneksel bahar şenliğidir.
Halk inanışında ölümsüz sayılan Hızır ve İlyas kişiliklerinin birbirleriyle ilişkilendirilmesi, Hıdrellez kutlamalarının temelini oluşturur. İnanışa göre Hızır ve İlyas 6 Mayıs’ta bir araya gelirler. Hıdrellez kutlamaları bir bahçe bayramı niteliği taşımakla birlikte, zamanla Hızır’ın olağanüstü özelliklerinden yardım sağlama inancıyla birleşmiştir.
Hıdrellez’de çeşitli eğlencelerin yanı sıra halk arasında geleneksek özellikler taşıyan bazı uygulamalara da rastlanır. Bunlar ya geleceği keşfetme amacına yada çeşitli isteklerin gerçekleşmesini sağlamaya yöneliktir.
İlk gruba giren uygulamaların örnekleri, niyet çömlekleri ile kişilerin geleceğini, ağaca asılan hamurla bolluk yada kıtlık olup olmayacağını, soğan yaprakları ile gelecek
günlerin iyi mi kötü mü olacağını öğrenmeye çalışmaktır. Bütün bunlar, doğrudan Hızır’ın ya da ondan doğaya sinmiş olan gizli ilimin ve gücün insanlara gerçeği bildireceği inancına dayanır.
İkinci gruptaki uygulamalar ise Hızır’ın o gece dokunduğu yada bastığı bitkiler, ağaçlar, otlar ve ona ölümsüzlük kazandıran hayat suyuyla ilgili olduğu düşünülen sular aracığıyla zenginlik, sağlık, bereket, kısmet elde etme, kötülükleri, hastalıkları ve zararı güçleri uzaklaştırma amacına yöneliktir. Bunlara örnek olarak paranın bir gül dibine gömülmesi ya da bir ağacın dalına asılması, ev sahibi olmak için çöplerden yapılan bir ev maketinin gül fidanın dibine bırakılması, hastalıktan kurtulmak amacıyla yeşillikler üzerinde yuvarlanmak, çilek toplayıp suyunu içmek, bununla el yüz yıkamak, bir alanda yakılmış ateşin üzerinden sırasıyla atlamak gibi uygulamalar yapılmaktadır.
Hıdrellez’de düzenlenen törenler arasında genç kızların kısmetini açma amacı taşıyanların ayrı bir önemi vardır.”Baht açma”,” bahtiyar” “niyet çıkarma”, “mani çekme” gibi adlarla anılan ve yörelere göre bazı değişiklikler gösteren bu törenlerin biçimi genel olarak şöyledir: Hıdrellez’den bir gün önce hava kararınca, genç kızlar su dolu bir çömleği gül fidanının dibine yerleştirirler. Herkes bir niyet tutar ve yüksek, yüzük, saç, tokası, düğme, boncuk, madeni para ya da buna benzer bir eşyasını içine atar. Çömleğin ağzı mendil ile kapatılır. Yaygın bir inanca göre, o gece Hızır çömleğin başına geçer dua eder, herkesin nasibini bırakır. Ertesi sabah erkenden bir araya gelen kızlardan sesi en güzel olan bir mani söyler. Aklı ermeyen küçük bir çocuk da kolunu su dolu çömleğe sokup rast gele bir eşya çıkarır. O eşya kiminse söylenilen maninin anlamına göre yorumlar yapılır. Bu işlem herkesin eşyası bitince değin sürer.
Bu gelenek Anadolu’nun dışında Azerbaycan, Kırım, Balkanlar ve Orta Asya’da da yaşamaktadır. Rumi takvime göre ilkbaharın başlangıç sayılan 23 Nisan (Miladi takvimde 6 Mayıs) Hıristiyanlarca da kutsal kabul edilir. Ortodokslar da “ Asya Yorgi”, “Aziz Georgius” (Süryaniler arasında circis) günü olarak kutlanır.(Bkz.Anabiritanika)
Hızır‘ın Nebi bilindiği kadarıyla tasavvuf tarihinde ilk defa Mâruf-ı Kerhi’den itibaren söz konusu edilmeye başlandı. Tasavvuf İlyasın’da Hızır gibi ebedi hayatta olduğuna inanılmaktadır., genellikle İlyas’ın peygamber olduğunu açıkça söyleyenler vardır. (Bk.Msl. bk. Hace Muhammed parsa ve lami
XV1. yüz yıl halk şairlerinden Bahsi’nin bir destanında yer alan, bir dörtlüğünde şöyle der:
Zulmet deryasını nur edip gelen
Hızır- İlyas Şah-ı Merdan Ali’dir
Garibin mazlumun halini bilen
Hızır-İlyas Şah-ı Merdan Ali’dir
Hızır,sadece ebedi hayata ermemiş bir çok mağdurların ,yetimlerin ,çaresizlerin carına yetişen bir ziyadır.İlmile düne mahzar olan anın da dünyayı keşfeden bir Nebi dir. Menkıbelerde Hızır şahsında, içtiği hayat suyu dolayısıyla hayatı cevherine sahip olmuştur. (Bk. Melikoff, La Geste 1.sf.163-164)
Hızır, İran- Kırman Şah’ta biri sıcak, öteki soğuk su kaynağı, kıyamet gününe kadar Hızır’ın esas ikametgahı kabul edilmektedir.(Henrie Masse, Cuutumes Persemes, Paris 1938, 1,228)
Şah Hatayı de Şöyle der;
Azattır fenadan geçen
Ab-ı Hayattan su içen
Zulmetin(iyiliğin) kapısını açan
Hızır sıfat Veli gerek
Hatayi sözünün manisi verdi
Yar ile ettiği ahdinde durdu
Cebrail Musa’y, Hızır’a var dedi
Mürşid-i Kamile varmadan olmaz
Hindistan’da Hızır hep bir balığa binmiş olarak tasvir edilmektedir. Suriye sahillerinde Hızır gemicilerin koruyucusu kabul edilmektedir. Anadolu’da hastaları iyileştiren, dertlere derman, dar günde yetişen bir nebi olarak kabul edilir. Hatay’da 14 Temmuz’da Aleviler Hızır’a dua ederek denizde yıkanmaktadırlar..
Hacı Bektaşi Velâyet namesinde, Hızır’ın batmakta olan gemileri kurtardığını anlatan menkıbeleri yer almıştır. Hızır-İlyas makamları deniz, Irmak, göl ve su kaynak kenarlarında yer almaktadır. İşte Hıdrellez gerçekte, Hızır ve İlyas’ın bir araya geldiği gün olduğu inancı altında kışın sona erip, yaz mevsiminin başlamasının günü olarak kutlanmaktadır.
Bu nedenlerden dolayı Mürşitlerin tıpkı Hızır gibi, müritlerin her müşküllünü halledecek ve onları yanlış yollara gitmekten alıkoyacak vasıfta olması gerekir.
Muhyi’d -Din Abdal’da şöyle der;
Hızır’ın suyu benem
Ab-ı Hayat bendedir
Kevser’den içer geçsin
Kadr-ü Berat bendedir
Uşten ile cân benem
Delil-ü burhan benem
Bu cümle Kur’an benem
Sevm-ü salat bende dir
merhaba arkadaşlar.ben foruma yeni katıldım herkese selamlar öncelikle.
Hıdırellez en sevdiğim bayramdır diyebilirim.Hatayda çok güzel kutlanır.Benim ailemden hıdırellez ile ilgili bazı öğrendiklerim var onları söylemek isterim.Biz hıdırellezde bir kağıda dileklerimizi çizeriz.daha sonra onu hıdırellez gecesi bir gül ağacı altına koyar gün doğmadan alıp hızır duasını okur ve akar suya,denize veya göle atarız.hıdırellez duası şöyledir
Hızır nebi karada hızır ilyas deryada rabbim erdir murada.binbir adlı ya Allah binbir adlı ya Sübhan binbir adın hürmetine senden olsun bir derman.istihdamımı attım deryaya derya götürsün Mevlaya mevlam versin muradımı gelecek ay cumaya.
Ayrıca hızırellezde yakmak için hazırladığımız tütsüler vardır.en yakın zamanda onlarıda yazacağım.
sevgi ve muhabbetle
Ayrıca bizde hıdrellezdedileklere göre yapılan değişik şeyler vardır.Mesela evlenmek isteyenerkek/kız varsa yüzüğünü gül dalına asar.Gün doğmadan yüzüğü alır.Önce Hz muhammedin sonra kız ise Hz fatıma nın hürmetine,erkekse Hz Alinin hürmetine dileğinin kabulünü diler ya hızır deyip yüzüğü takar.
mahmet ali 26.06.2007, 20:43 Sevgili serkan
Hızır konusunda fazla eraştırma yapamadım
ama
hızır ile idris peygamber arasında bir örtüşme gördüm
Çok güzel anlatılmış .Hızır ah hızır oruçlarını tutuyoz kurban kesersek 5 gün 7 gün tutuyoz.Birde şöyle bişeydaha hızır gününde tuzlu lokmayı yiyip yattığında san kim su verirse onunlan evleneceğin söyleniyo. Annem babamı görmüş birazda niyet işi.Biz hada göremedik ..
delidervis 02.10.2007, 21:27 1- Karalar Hızır'ındır denizler İlyas'ın.. İkiside (selam olsun) birbirini tamamlarlar..
2- Hızır bütün evleri yılda 1 kere dolasır ama bunu kimse göremez, görenler anlayamaz, anlayanlar yakalayamaz..
3- Hızır orucunda esini görmeye niyetlenenler eger suyu esinden degilde baska bir sekilde icerse daha kısmeti acılmamıs, evlenmesi icin süre var demektir..
**alişer** 10.10.2007, 15:23 İlm-i ledün şahı o ya Bozatlı hızır,
allah ın (cc) ona peygamber üstü güç verdiği kur'an-ı kerim dede geçer.
Hıdrellez yani hızır-ilyas anlamıdır.biri karada, diğeri denizlerin velisidir.
insan-ı kamilin özü olmuştur hızır abı hayat-ı içerek. hızır alevi inanışında veli dir.
ya bozatlı hızır hepimizin yar ve yardımcısı olsun.
turna2001 09.12.2007, 21:14 canlar biz aleviler için hızır cok önemlidir meded ya Ali ya Hızır deri
z hızır saklasın beklesin deriz ayakları yerde başı gökte biliriz şubat 13 te orucu başlar tüm bekarlara tutun derimama önce hayırlısını dileyin hayat arkadaşlarınızı görmek marifet deyil ben evliyim ama dilek tutarım sevdiklerim için hızır oruçlarını cok seviyorum
|
|