Orijinalini görmek için tıklayınız : Laz Kapital


spartacus
22.11.2006, 11:37
http://www.resimekle.com/yukle/thumb/77067.jpeg (http://www.resimekle.com/yukle/view/77067)
Yazar:
Yılmaz Okumuş

Bizum Sementa Recep vardur, iyi uşaktur. Geçenlerde yekten dedi ki, “Laz Marks emice, sen böyle konişiyisun ama kimsenun daha iyi bir dünya münya ipleduği yok. Nasil olacak bu işler?” Uşağum dedum, mütareke basini gibi konişma, bu sana gösterilen gerçek. Bir de, gerçek olan gerçek var. Körfez Savaşı'ndaki petrole bulanmış karabatağı bile “Saddam yapti” diye yutturdilar size uşağum. Tamam, kabul etmek lazım, Emperyalizum karşusinda ilk yarıyı yenuk kapattuk. Şimdi soyunma odasında yaralarumuzi sarayiruz.
...
Şimdi ikinci yariya çikacağuz. Ara tiransferde kadroya Çavez'i ve Maradona'yi da kattuk. Kadromuz fena değildur, yürekten oynarsak bunlarla başa çikabiluruz. Ula biraz Çanakkale'yi, Settülbahir'i hatırlayun ula. İstersenuz sahaya Bandırma adlı bir vapurla çikun.
Baktum bizum Sementa Recep'un yüzi güleyi, “Ne cüzel anlattun Laz Marks emice…” dedi.
Eşşeğun önde gideni, maç kurgusuyla anlatmasaydum dinlemezdun ama.

KİTAPTAN BAZI BÖLÜMLER
Okumuş’un “Laz Kapital”inde, Karl Marx’ın metanın kullanım ve değişim değerine ilişkin tezleri mizahi dille şöyle anlatılıyor:

“Efendum meta iki yönlidur. Kullanum değeri ve değişum değeri vardur. Baluk Pazarinun orada bizum uşaklari bir araya toplayup buni örneklerle açuklamak istedum. Foter Osman’i koni mankeni yaptum. ‘Ula Foter Osman, 20 kilo hamsin var tamam mi?’ ‘Tamam Laz Marks emice.’ ‘Şimdi buni 20 metre kumaşla değişturmek isteyisun...’ Ula bu dingil tutturdi, “ben değişturmem, hamsimi kimseye vermem’. Ula eşşeğun öndegideni, haburaya size Laz Kapital’un can damari olan bir koniyi, değişum değerini açuklayacağum, bu tutturmiş ‘değişturmem’ diye. Bizumörnek yatti tabii. Keşke hamsi örneği vermeseydum. Efendum tahmin edeceğunuz gibi metayla-metayi değişturmek içun 20 kilo hamsiyi sirtuna vurup çarşu pazar gezinmek berbat bir iştur. Haydi 20 kilo hamsiyi taşidun ya 20 tane beyuk kütüğün varsa. Ula kütüğü nasil taşiyacaksun? Kütüğün değişim değerini hayata geçurmek, Asteruks ve Hopdeduks dişindaki insan evladi içun imkansuzdur. Uzatmiyayim, soninda bütün metalarun yerine geçecek ortak bir değişum değeri bulundi; para. Böylece o zamana kadar sirtinda 20 kilo hamsiyle, 40 kilo tuzla gezinmekte olan insanluk beyuk bir zahmetten kurtulmiştur. Bakunuz, bel ve sirt ağrilari, disk kaymasi paranun bulunmasindan sonra giderek azalmiştur. Ta ki hali saha denen lanet buluşa kadar.”


EPSİLON*yayınları *6/2006
Isbn:*9753318812 *151*sayfa *Dil:*Türkçe
Türü: Mizah

azeyy
22.11.2006, 12:21
Mizah yazarı Yılmaz Okumuş, aynı zamanda Laz olması münasebetiyle, Karl Marx'ı bir Laz düşünürü olarak tasavvur etmiş ve başlamış Laz Kapital'i yazmaya.

Küstah dergisinde de yazıları yayımlanan Okumuş, hayatın farklı alanlarından konuları, Karadeniz'in kendine özgü şivesi ve düşünce tarzıyla ele almış, kağıda dökmüş, 'öldü' denen Marksizmin hâlâ hamsi gibi capcanlı olduğunu anlatmaya koyulmuş...


Laz Kapital, Trabzon'da üst üste yaşanan linç provokasyonlarından içi daralan herkese iyi gelecek bir kitap. Aslında kitap okuduklarını düşünseydim, linççilere ve onları mazur göstermeye çalışan devlet erkanına da günde üç öğün aç karına Laz Kapital okumalarını tavsiye ederdim ama onlardan pek umudum yok...





Kambur hep aynı kambur

Açıkçası, bizim tuhaf memleketimizin, kendi içinde ayrı tuhaflıkları, çelişkileri barındıran bölgesi Karadeniz'e bu linç kültürü nereden musallat oldu diye de düşünüyor insan Yılmaz Okumuş'un kitabını okuyunca. Nüfusun yaşamak için göç etmek zorunda kaldığı, işsizliğin, yoksulluğun esir aldığı, buna rağmen bir mizah seviyesinin her zaman baki kaldığı bu topraklarda, bir zamanlar memleket meselelerine duyarlı dünya kadar insan vardı. Nasıl tepesine binildiyse artık memleketin, sırtları pışpışlanarak gövde gösterisi yapmaya gönderilen bir linççi tortu kaldı Karadeniz'de. Neyse, biz bu çarkın tersine işleyeceğini ummaya devam edelim ve sözü Laz Kapital'e bırakalım:

"Kambur hep ayni kambur, halkun sirtindaki ayni yerinde durayi. Kamburun adı kah Süleyman olayi, kah Tansu, kah Mesut, kah Erbakan, kah Ecevit, kah Baykal, kah Tayyip... Birbirlerini girtlaklayacak pespayelukler yapsalar da soninda hepisi gidup ABD emperyalizuminun öninde secdeye varayiler.
Hastaluğun teşhisi; empeyalist kapitalist kambur. Çözümi, başarili bir operasyonla alinmasi.

Uşaklardan Sementa Recep, 'Laz Marks emice, sanki bir sivilceden bahseder gibisun. Bu iş o kadar kolay midur?' dedi.
Uşağum, tabiyi ki zordur. Fakat kambur alinduktan sonra bünyede ha böyle bir ferahlama, bir rahatluk hasil olacak.
Ne türban dert olacak, ne anadilun... Kizgin kumlardan serin sulara atlayan bir hamsi gibi özgürce yüzeceksun.
Ula hiç bi pok olmazsa bile dimdik duracaksun da..."



LAZ KAPİTAL
Yılmaz Okumuş, Epsilon Yayınevi, 2006, 151 sayfa,

suyunsesi
22.11.2006, 15:00
Akadaşlar,
gerçekten çok hoş bu kadar sorunlar arasında laz kapitali bizlerle paylaşıp yüzümüze görmeye değer bir gülümseme verdiğiniz için çok teşekür ederim.
Yılmaz Okumuş içine mizahıda katarak ( kim demiş marksizim öldü capcanlu hamsi gibudur )
daha bunun üstüne ne denilirki sağ olasın hocam...
ilk fırsatta bu kitabı alıp okuyup ülkem sorunlarını hem düşünüp hem güleceğim.




_____________________________

Sesler gittikçe azalıyor
kuşlar azalıyor
ve ne zaman yolum düşse vurulduğun yere
kızgın bir halka oluyor boynumda o sokak

reyhan22
22.11.2006, 15:30
arkadaşlar teşekkürler ama daha önce bu konuyla bağlantılı bir konu açılmıştı sanırım oradan devam edilse daha iyi olacak


http://www.aleviforum.com/showthread.php?t=19301

EŞİTLİK PARTİSİ
22.11.2006, 17:40
Değerli Canlar...

İnsanın temel özelliklerinden birisi ve en önemlisi kendisine DÜŞMANLIK edeni tanımasıdır...eğer bunu tanımıyorsa insani başarısının olması mümkün değildir.
ALEVİ ve DEVRİMCİLER artık bunu anlamalı...
Tekrarlayalım,
PONTUS denen eli kanlı ve insanlık düşmanı örgüt hala ve ısrarla saklanmaya çalışılmasının nedeni,
Halk bunu anladığı an yok olmasıdır ki yok olmaya doğru hızla ilerlemektedir...
Bu örgüt dünya emperyalist sisteminin bölgemiz için örgütlediği, eylemlerini
Londra-Atian-Trabzon-Rize hattıyla gerçekleştirdiği artık bilinmektedir...
Kendilerini ''SEVİMLİ'' gösterme çabaları bundan...
Görevler,
-Alevi ve Devrimcilere işkence yapmak
-Muhbirlik
-Ülke ekonomisine kuruş katkıları olmadığı halde tüm ihalelerin % 100 nü almak ve bundan elde edilen paralarla halka eziyet etmek...
-Resmi güçlerin yapamadığı bazı suikastleri gerçekleştirmek için Mafyacılık yapmak
Efendim bunların içinde iyisi yokmu,
-Okuldaki çocuklarını bile muhbir olarak kullanan, evliliklerini bu temele oturtan bu örgütün artık maskesi inmiştir.
Örn:
-Alaaddin ÇAKICI nın, Hacıbektaşlı olan eski YARGITAY başkanı ile ilgili hazırladığı provaktif eylem
-Sedat PEKER in adamlarının DANIŞTAY Katliamında görev alması
-Bu günlerde PERA PALAS olayı dikkatinizden kaçtı sanırım...bilirsiniz SÜZER ailesi GAZİANTEP-MALATYA hattında yerleşmiş hataları ve sevaplarıyla köklü bir ALEVİ ailedir...otelcilik işi ile uğraşırlar, bu işletmelerde tamamen ALEVİ gençleri çalışır,çoğu EMEP li arkadaşlardır...bu günlerde KALKAVAN denen PONTUS örgütüne geçti bu işletmeler...bu olayda Erdal İNÖNÜ-Sevinç İNÖNÜ adlı PONTUS maşaları kullanıldı...
Daha hükümet düzeyinde olanları saymıyorum...
Konuya gelecek olursak sitemizde buna benzer zaman zaman bazı başlıklar açılıyor, konuyu açan arkadaşı tenzih ederek belirtelim ki sırf bu örgüt hakkında ALEVİ ve DEVRİMCİLER ne düşünüyoru öğrenmek için...
Sevgi ve Saygılarımla

Bektaş ÇELEBİ

slush
22.11.2006, 20:07
Değerli Canlar...

İnsanın temel özelliklerinden birisi ve en önemlisi kendisine DÜŞMANLIK edeni tanımasıdır...eğer bunu tanımıyorsa insani başarısının olması mümkün değildir.
ALEVİ ve DEVRİMCİLER artık bunu anlamalı...
Tekrarlayalım,
PONTUS denen eli kanlı ve insanlık düşmanı örgüt hala ve ısrarla saklanmaya çalışılmasının nedeni,
Halk bunu anladığı an yok olmasıdır ki yok olmaya doğru hızla ilerlemektedir...
Bu örgüt dünya emperyalist sisteminin bölgemiz için örgütlediği, eylemlerini
Londra-Atian-Trabzon-Rize hattıyla gerçekleştirdiği artık bilinmektedir...
Kendilerini ''SEVİMLİ'' gösterme çabaları bundan...
Görevler,
-Alevi ve Devrimcilere işkence yapmak
-Muhbirlik
-Ülke ekonomisine kuruş katkıları olmadığı halde tüm ihalelerin % 100 nü almak ve bundan elde edilen paralarla halka eziyet etmek...
-Resmi güçlerin yapamadığı bazı suikastleri gerçekleştirmek için Mafyacılık yapmak
Efendim bunların içinde iyisi yokmu,
-Okuldaki çocuklarını bile muhbir olarak kullanan, evliliklerini bu temele oturtan bu örgütün artık maskesi inmiştir.
Örn:
-Alaaddin ÇAKICI nın, Hacıbektaşlı olan eski YARGITAY başkanı ile ilgili hazırladığı provaktif eylem
-Sedat PEKER in adamlarının DANIŞTAY Katliamında görev alması
-Bu günlerde PERA PALAS olayı dikkatinizden kaçtı sanırım...bilirsiniz SÜZER ailesi GAZİANTEP-MALATYA hattında yerleşmiş hataları ve sevaplarıyla köklü bir ALEVİ ailedir...otelcilik işi ile uğraşırlar, bu işletmelerde tamamen ALEVİ gençleri çalışır,çoğu EMEP li arkadaşlardır...bu günlerde KALKAVAN denen PONTUS örgütüne geçti bu işletmeler...bu olayda Erdal İNÖNÜ-Sevinç İNÖNÜ adlı PONTUS maşaları kullanıldı...
Daha hükümet düzeyinde olanları saymıyorum...
Konuya gelecek olursak sitemizde buna benzer zaman zaman bazı başlıklar açılıyor, konuyu açan arkadaşı tenzih ederek belirtelim ki sırf bu örgüt hakkında ALEVİ ve DEVRİMCİLER ne düşünüyoru öğrenmek için...
Sevgi ve Saygılarımla

Bektaş ÇELEBİ


Sayin Bektas Celebi yazinizin bu topikle olan iliskini anlayamadim... Neden böyle yazi yazma geregi duydunuz..

spartacus
22.11.2006, 23:50
Bektaş Çelebi. Sanırım hatlar karıştı. Çok anlamsız ve konuyla alakasız bir yorum yazmışsın.

Balta
23.11.2006, 03:23
arkadaşlar teşekkürler ama daha önce bu konuyla bağlantılı bir konu açılmıştı sanırım oradan devam edilse daha iyi olacak


http://www.aleviforum.com/showthread.php?t=19301

Uyarı dikkate alındı. Teşekkürler,

Bu konu hakkında daha önce açılan konudan devam edelim.

Konu kapanmıştır