Orijinalini görmek için tıklayınız : Atatürk ile Sincanlı ana..


Saygılı
27.03.2006, 12:47
Bugün maile gelen bu maili paylaşmak istedim.




Gazi Çiftliğinde dolaşıp hava alırken oldukça
yaşlı bir kadına rasladık.
Atatürk attan inerek bu ihiyar kadının yanına
sokuldu.
Merhaba nine Kadın Ata'nın yüzüne
bakarak hafif bir sesle;
Merhaba dedi.
Nereden gelip nereye gidiyorsun?
Kadın şöyle bir duralayıp, - Neden
sordun ki, dedi.
Buraların sabısı mısın? Yoksa bekçisi
mi? Paşa gülümsedi.
Nesahibiyim ne de bekçisiyim nine. Bu topraklar
Türk milletinin malıdır.
Buranın bekçisi de Türk milletinin kendisidir. Şimdi
nereden gelip nereye gittiğini söyleyecek misin? Kadın
başını salladı. - Tabii
söyleyeceğim, ben Sincan'ın
köylerindenim bey, otun
güç bittiği, atın geç yetişdiği
kavruk köylerinden
birindeyim. Bizim mıhtar bana bilet aldı trene
bindirdi, kodum Angara'ya geldim.
Muhtar niçin Ankara'ya gönderdi
seni? - Gazi Paşamızı
görmem için. Başını pek ağrıttım
da.... Benim iki oğlum gavur harbinde şehit düştü. Memleketi
gavurdan kurtaran kişiyi bir kez
görmeden ölmeyeyim diye hep dua ettim
durdum. Rüyalarıma girdi
Gazi Paşa.
Bende gün demeyip mıhtara anlatınca, o da bana
bilet alıverip saldı Angaraya, giceleyin geldimdi.
Yolu neyi de bilemediğimdenişte ağşamdan belli
böyle kendimi ordan oraya vurup duruyom bey.
Senin Gazi Paşa'dan başka bir isteğin var mı?
Kadını birden yüzü sertleşti.
Tövbe de bey, tövbe de! Daha neisteyebilirim
ki...
O bizim vatanımızı gurtardı. Bizi düşmanın
elinden kurtardı.
Şehitlerimizin mezarlarını
onlara çiğnetmedi daha ne
isteyebilirim
ondan?
Onun sayesinde şimdi istediğimiz gibi yaşıyoruz.
Şunun bunun gavur dölünün köpeği
olmaktan onun sayesinde kurtulmadık
mı? Buralara bir defa
yüzünü görmek,
ona sağol paşam! Demek için düştüm.
Onu görmeden ölürsem
gözlerim açık gidecek. Sen efendi bir
adama benziyon, bana bir yardım ediver de Gazi
Paşayı bulacağım yeri deyiver.
Atatürk'ün gözleri
dolu dolu olmuştu, çok duygulandığı her halinden
belliydi.Bana dönerek,
Görüyorsun ya Gökçen, işte bu bizim
insanımızdır...
Benim köylüm, benim vefalı Türk anamdır bu. Attan
indim.
Yaşlı kadının elini tuttum anacığım dedim, sen
gökte aradığını yerde
buldun, rüyalarını süsleyen, seni buralara kadar
koşturan
Gazi Paşa işte karşında
duruyor. Köylü kadın bu sözleri
duyunca şaşkına döndü.
Elindeki değneği yere
fırlatıp, Atatürk'ün ellerine sarıldı. Görülecek bir manzaraydı
bu.İkisi de ağlıyordu. İki Türk insanı biri
kurtarıcı, biri
kurtarılan, ana oğul gibi sarmaş dolaş
ağlıyorlardı.Yaşlı kadın belki on defa öptü atanın ellerini.
Ata da
onun ellerini öptü.
Sonra heybesinden küçük bir paket çıkarttı. Daha
doğrusu beze sarılmış bir köy peyniri.
Bunu Atatürk'e uzattı;
Tek ineğimim sütünden kendi ellerimle yaptım
Gazi Paşa, bunu sana hediye getirdim.
Seversen gene yapıp getiririm. Paşa
hemen orada bezi açıp
peyniri yedi.
Çok beğendiğini söyledi. Sonra
birlikte köşke kadar gittik.
Oradakilere şu emri verdi; "Bu
anamızı alın burada iki gün konuk
edin.
Sonra köyüne götürün. Giderken de
kendisine üç inek verin benim armağanım olsun."