Orijinalini görmek için tıklayınız : Nepal'de Maoist Devrim


spartacus
01.12.2006, 16:43
Birinci Bölüm
Dünyanın çatısında kızıl bayrağımızı dalgalandıran Nepalli Maoistlerin 10 yılı aşkın bir süredir başarıyla sürdürdükleri Halk Savaşı'nı ülkemizde de elimizden geldiğince takip etmeye çalışıyoruz. Emperyalizme, faşizme ve feodalizme karşı bağımsızlık, halk demokrasisi, özgürlük ve sosyalizm şi-arlarıyla, emperyalizmin yaşam bulamadığı başka bir dünyayı tanımlayan ve toplumun gerçek dönüşümü için emperyalizme ve yerli uşaklarına karşı silaha sarılan Nepal halkına önderlik eden yoldaşlarımızın izlediği çizgiyi anlamak, sorgulamak ve deneyimlerinden öğrenmek için sınırlı olanaklarımızı mümkün olduğunca kullanmaya dikkat ediyoruz. İşte Nepal devriminin içinden geçtiği böylesi kritik öneme sahip bir dönemde Kathmandu'da gerçekleşen 2 Konferans'ın davetiyesini alınca Nepal devrimine doğrudan tanıklık edebilmek amacıyla Yeni Demokrat Gençlik adına Nepal'e gidiş hazırlıklarına başlıyoruz.

Bu konferanslardan ilki 18-21 Eylül tarihlerinde Maoistlerin gençlik alanındaki cephe Örgütlenmesi olan Tüm Nepal Ulusal Bağımsız Öğrenci Birliği-Devrimci'nin (ANNISU-R) 17. konferansıyken, diğer konferans ise, aynı zamanda ILPS ve UHAB'ın da desteklediği ve Nepal Politika Enstitüsü ile Uluslararası Nepal Dayanışma Ağı tarafından 22-24 Eylül tarihlerinde örgütlenen "Nepal Halkının Demokrasi ve Barış Mücadelesiyle Uluslararası Dayanışma Konferansı" idi.

Genel durum

Bugün yerküremizin dört bir yanında emperyalizme ve uşaklanna karşı
halklar direniş göstermektedir. Ülkenin yapısına, çelişkilerin derinliğine, devrimin Öznel güçlerinin gerçekliğine ve niteliğine paralel olarak her ülkede şu veya bu düzeyde halk muhalefeti devam ediyor.

Özellikle son 20 yılda emperyalizmin artan ideolojik, politik, kültürel ve askeri saldırılarına paralel olarak devrimci-komünist güçlerin de gereken örgütlenmeyi yaratamaması nedeniyle dünya çapında devrim güçlerinde bir gerilemenin yaşandığı bilinen gerçektir. Ancak gericiliği temsil eden ve baskı, sömürü ve zulüm üzerine sistemini kuran ve krizler içinde dünya halklarına yönelik saldırganlığına hız veren emperyalizmin halkların haklı mücadelesine son verebilmesi mümkün değildir.

Büyük Ekim Devrimi'ni, Çin Devrimi'ni ve sayısız destansı devrimi ve mücadeleyi deneyim hazinesine katan dünya halklarının bilincinin karartıl-ması ve tamamen bastırılması, özcesi sınıf mücadelesine son verilmesi mümkün değildir. Ve özellikle son yıllarda emperyalizmin askeri işgallerine, ekonomik yaptırımlarına karşı Asya'dan Latin Amerika'ya, Avrupa'dan Afrika'ya halkların mücadelesindeki gelişim dinamikleri kendisini hissettirmektedir. İşte böylesi bir ortamda, tarihin sonunu ilan etme gafletine düşenlere, emperyalizmin "yenilmez" gücünü övgüler dizerek diz çökenlere sert bir cevap Maoistler önderliğinde ayağa kalkan yoksul Nepal halkı tarafından verilmektedir.

Nepal halkı, kendisini yüzyıllardır otokratik, feodal rejim altında bastıran, halkın köleleşmesine hizmet eden kast sisteminin altında boğan, eğitimden, sağlıktan ve insanca yaşam koşullarından mahrum bırakan, ülkenin yeraltı ve yer üstü kaynaklarını Hindistan yayılmacılığına ve ABD ile İngiliz emperyalizmine yağmalatan egemen sınıflara karşı ilk kez 10 yıl önce 1996'da Halk Savaşı'nın başlamasıyla ayağa kalkabildi. Nepal halkı kendisini on yıllardır seçim vaatleriyle aldatan, emperyalizme ve faşist krallığa olan öfkesini sömüren NKP (BML) (Nepal Komünist Partisi-Birleşik Marksist Leninist) gibi tüm revizyonistlere karşı ilk kez 1996'da başayan Halk Savaşı'yla dur diyebildi. Ve Nepal halkı, komünist önderlik altında ilk kez bir halk olduğunun bilincine vardı, birleştiğinde ortaya çıkan gücünü gördü ve kendisine güveni kazandı. Ve en yiğit oğul ve kızlarını özgürlük kavgasına bedel vererek bugünkü aşamaya ulaştı.

spartacus
01.12.2006, 16:45
İkinci BölümGünümüzde Nepal'de 2 ayrı devlet bulunmakta. İlki Başkent Kathmandu ile şehir merkezlerine sıkışan gerici Nepal devleti, öteki ise ülkenin % 80'ine hakim olan Demokratik Halk İktidarı. Nepal Halk Savaşı, 10 yıl içinde savaşın son aşaması olan stratejik saldırı aşamasına ulaşmış ve Halk Kurtuluş Ordusu (PLA) düşmanı sürerek başkentin yaklaşık 2 saat ötesine kadar gelmiş durumda.
Ülkede politik krizin derinleşmesi ve Maoistlerin başkenti ablukaya alabilecek güce erişmesi üzerine egemen sınıflar içindeki klik çatışmaları da artmış ve Kral Gyanendra ABD'nin desteği ile darbe yaparak parlamentoyu ve parlamentodaki partileri kapatmış, bu partilerin liderlerini hapse atmıştı. Ancak bu darbe de kralın işine yaramamış, halk hareketi Maoistlerin önderliğinde daha da yükselmişti. Parlamenter partilerin etkisizliği iyice ortaya çıkmış ve faşist kraliyet rejiminin karşısında alternatif olarak yalnızca Maoistler kalmıştı.

Bu da sadece yoksul halkın değil farklı sınıflardan geniş halk kesimlerinin Maoistlere olan desteğini arttırmıştı.
Geçtiğimiz yıl 22 Kasım'da Maoistler klikler arası çatışmadan yararlanarak egemen sınıfları bölmek ve özellikle gücünün az olduğu şehirlerdeki kitleler arasında gücünü arttırmak amacıyla 7 parlamenter partiyle 12 maddelik bir anlaşma imzalamış ve kralın ülkeden kovularak demokratik bir cumhuriyet kurulması talebini bu partilere de kabul ettirerek kendi gündemini ulusun gündemi haline getirmeyi başarmıştı. Anlaşmanın ardından Maoistler ile YPİ (Yedi Parti İttifakı) birlikte büyük bir halk hareketi başlatmış ve Nisan ayında 19 gün süren genel grev ve militan kitle eylemleri ile milyonlar sokağa çıkmıştı. (1990'da parlamentonun açılışı ile sonuçlanan "Halk Hareketi 1" nedeniyle bu harekete "Halk Hareketi 2" adı verilmektedir.) Bunun üzerine kral geri adım atmış ve parlamentonun açılması önerisini YPİ'ye sunmuştur. Kralın kovuluşu üzerine anlaşılmasına karşın YPİ, sınıfsal doğasına uygun davranmış ve halkın özlem ve taleplerine ve imzaladığı anlaşmaya aykırı olarak kralın bu "lütfunu" kabul ederek hükümeti kurmuştu.

Parlamentonun açılışı ile Halk Hareketi 2, görünürde dursa da ülke kaynamaya devam etmektedir. Halkın baskısı ve tepkisi sonucu hükümet geri adım atmış, anlaşmaya uyacağını, yeni, demokratik bir Nepal için Kurucu Meclis seçimlerine gideceğini ve Maoistlerle ittifaka devam edeceğini ilan etmek zorunda kalmıştır. Ardından barış sürecine geçilmiş ve barış görüşmeleri üzerinden çeşitli anlaşmalar imzalanmıştı.

Bunun sonucunda hapishanelerdeki tutsak Maoistler serbest bırakılmış, savaş sırasında kaybedilen devrimcilerin akıbetleri öğrenilmiş, kaybedenlerden hesap sorulmaya başlanmış, Maoist Parti üyeleri ve önderleri açığa çıkma imkanına kavuşmuş, Maoistler şehirlerde açık kitle çalışmasına başlayarak örgütlülüklerini geliştirmeye başlamıştır. Ancak süreç bitmemiştir.

spartacus
01.12.2006, 16:46
Üçüncü Bölüm
Maoistler bu imkanları kullanmakta, YPİ'yi teşhir etmekte, 6 ay öncesine kadar zayıf oldukları şehirlerde halkın güvenini ve desteğini kazanmakta ve tüm halkı, kraliyeti ve gericileri yıkacak olan ayaklanmaya, Halk Hareketi 3'e hazırlanmaya çağırmaktadır. Bu barış süreci ve ülkedeki dengeler üzerine gezimiz boyunca görüştüğümüz onlarca insandan edindiğimiz deneyimleri yazının ileri kısımlarında aktarmaya çalışacağız.


Ancak yazının başındayken vurgulamak istediğimiz bir gerçek var. Hem dünyadaki gerçek devrimci ve komünist güçler hem de emperyalistler, faşistler, revizyonistler ve tüm gericiler Nepal'deki süreci takip etmeye çalışıyor. Emperyalistler çeşitli müdahalelerde bulunurken devrimci güçler de enternasyonal dayanışmayı kısıtlı olanaklarını kullanarak yükseltmeye çalışmakta. Bu dayanışmayı somutlamak için de Nepal'deki süreçten sağlıklı bilgiler edinmek gerekmektedir. Bilgi kaynaklarını ele aldığımızda esas güveneceğimiz kaynak Maoistlerin ve Nepal'deki gerçek devrimci-demokratların yayınlarıyken, dikkate almamız gereken bir diğer kaynak da emperyalist ve yerli gerici medyadır. Ve açıktır ki gerici tekelci medya Nepal'in koşullarını ve Maoistlerin açıklamalarını çarpıtarak vermektedir. Maoistlerden akan bilgi ise oldukça kısıtlıdır. Bu nedenle emperyalist medyanın aktardığı Maoist önderlerce yapılan açıklamalara dikkat etmek gerekmektedir.

Özellikle silahların denetimi, barışçıl geçiş, Hindistan'a övgüler vb. konularda yalan haberler devrimcilerde de soru işaretleri yaratmaktadır. Bu anlamda bu kısa gezinin genel bir gözlem açısından yararlı olduğu düşüncesindeyiz. Bu konuya örnek vermek gerekirse. 26 Eylül de emperyalist medyada Maoist önderlerden Baburam yoldaşın bir açıklaması yayınlandı. Bu haberde, yoldaş Baburam'ın kendilerinin Hindistan'a tehdit olmadığını açıkladığı belirtilmekteydi. Oysa Baburam'ın açıklaması okunduğunda YPİ'nın iplerinin Hindistan'ın elinde olduğu ve Hindistan desteklemedikçe anlaşmaların hayat bulmayacağı vurgulanmakta, demokratik bir Nepal'in Hindistan'a tehdit olmayacağı belirtilmekte ve YPİ teşhir edilmekteydi. Ancak bilgiyi sadece emperyalist medyanın verdiği şeklinde yorumladığımızda Maoistlerin sınıfsal duruşu dahi sorgulanır hale gelebilmektedir.



18 Eylül sabahı Kathmandu'ya vardığımızda bizi karşılayan Gopal adlı yoldaş o gün konferansın açılışını bir kitle toplantısı ile gerçekleştireceklerini söylediğinde eylemin büyüklüğünü anlayamamıştık. Beklenen öğrenci sayısını sorup da yaklaşık 100 bin cevabını
aldığımızda söz konusu açılışın büyük bir kitle eylemi olacağının farkına varabildik. Gopal gezimiz boyunca bize rehberlik etti. Babası 6 yıl önce parti merkez komitesi üyesiyken kaybedilmiş ve kendisi şu an gençlik örgütünde faaliyet yürütüyor. Gezi boyunca bizimle ilgilenen esas yoldaş Gopal'di.



Öğlen saatlerinde eylem alanına doğru gidiyoruz. Kathmandu'nun her tarafı ANNISU-R'un bayrakları ve afişleri ile donatılmış. Otobüslerin üstlerinde okul kıyafetli gençler ANNISU-R'un bayraklarını sallayarak sloganlar atmakta. Okullardan gruplar halinde çıkan gençler, sloganlar ve pankartlarla yürüyorlar. Başkentin her bir yanından yüzlerce öğrenci irili ufaklı gruplar halinde miting alanına gidiyor. Biz de küçük bir gruba katıldık. Mitingin başlamasına 2 saat kala alana varmamıza karşın alan büyük oranda doluydu. Miting başlayana kadar ANNISU-R'dan birçok yoldaşla tanışabildik. Bunlar arasında yıllarca tutsak tutulan ve barış sürecinde serbest kalan yoldaşlar da bulunmakta.

Miting saat 2'de başladı. Miting başladığında alanda gerçekten 100 bin civarında öğrenci yerini almıştı. Kürsüde NKP (Maoist)'in, çeşitli ilerici gençlik örgütlerinin ve farklı demokratik kitle örgütlerinin temsilcilerine yer verilmişti. Konferansa bizim dışımızda Yunanistan'dan KOE (Yunanistan Komünist Örgütü), Brezilya'dan MEPR (Halkın Devrimci Öğrenci Hareketi), Bütan'dan ABRSU (Tüm Nepal Devrimci Öğrenci Birliği) ve Hindistan'dan Nepal Devrimiyle Dayanışma Komitesinden de yoldaşlar ve arkadaşlar katıldı. Biz de kürsüde yerimizi aldık ve önümüzde duran büyük öğrenci kitlesini izlemeye başladık.

Miting ANNISU-R'un sekreteri Hi-mal Sharma tarafından yapılan konuşmayla başladı ve devrim şehitleri için yapılan saygı duruşuyla devam etti. Ardından söz alan ANNISU-R başkanı Lekh-nath Neupane konferansın öneminden bahsetti ve içinden geçtiğimiz süreçte, gericilerin tüm çabalarına karşın devrimi başarıya ulaştırmak için gençliğin üzerine düşen büyük sorumluluktan söz etti.


Eylemde ayrıca NKP (Maoist) Merkez Komitesi adına Dev Gurung da söz alarak emperyalistlerin ve gericilerin barıştan yana olmadığını, gizli işler yaptıklarını ve krallığı korumak için çaba harcadıklarını belirterek özellikle YPİ'yi teşhir etti.


Mitingde enternasyonal katılımcılar olarak biz de birer konuşma yaptık. YDG adına kitleye yaptığımız konuşmada Nepalli genç devrimcileri YDG olarak selamladığımızı, devrimin bu kritik döneminde Nepal'de olmaktan mutlu olduğumuzu, ülkemizde de Nepal devrimini takip ettiğimizi ve Yeni Demokratik Devrim'in başarıya ulaşmasını dilediğimizi vurguladık. Yine bu alanda toplanan kitlenin bize gerçekleri gösterdiğini ve Nepal'deki tartışmanın aslında çoktan sona erdiğini anladığımızı söyledik. Çünkü gençlik kiminse gelecek onundur ve buradaki kitle de gösteriyor ki, gençlik devrimin safında yerini çoktan almış durumdadır.

Mitingde konuşmaların yanında çeşitli kültürel gösteriler de gerçekleştirildi. Gerilla kıyafetleri içinde sahneye çıkan grup, devrimci şarkılar eşliğinde danslar etti ve kitleyi devrim ve Kurtuluş Ordusu saflarında örgütlenmeye çağırdı. Dansın ardından da kısa bir askeri eğitim gösterildi. Komut eşliğinde mevzilendiler ve nişan aldılar. Bunun yanında çeşitli azınlık milliyetleri temsilen halk oyunları da oynandı. Ayrıca devrimci hareketin önemli şairlerinden biri de okuduğu şiirlerle kitleyi coşkulandırdı.

spartacus
01.12.2006, 16:47
Dördüncü Bölüm
Ayağımızın tozuyla Nepal'de katıldığımız bu ilk kitle eylemi bize başkent Nepal'de Maoistlerin artan gücünü göstermesi ve devrimin gerçekliğini hissetmemiz açısından büyük bir veri oldu.

ANNISU-R

Burada kısaca ANNISU-R'dan bahsetmekte fayda var. Tüm Nepal Ulusal Bağımsız Öğrenci Birliği- Devrimci'nin Nepal çapında 125 binden fazla aktif üyesi var ve Nepal'deki en büyük gençlik Örgütü. Ülkedeki okulların büyük çoğunluğunda örgütlülükleri bulunmakta. Bu sayıyı ele alırken ülkede üniversite ve okul sayısının çok az olduğunu, okulların önemli bir kısmının da özel statüde olduğunu hesaba katmak gerekmektedir.


Örneğin tüm Nepal'de yalnızca 1 tane üniversite (Kathmandu Tribhuvan Üniversitesi) bulunmakta. Öğrenci sayısının azlığı da göz önüne alındığında ANNI-SU-R'un gücü ve etkisi daha iyi anlaşılabilir.

ANNISU-R 1995'de kuruluyor. Daha öncesinde 1966'dan önce Tüm Nepal Öğrenci Federasyonu (ANSF) bulunmakta.

1966'da ANNISU (Tüm Nepal Ulusal Bağımsız Öğrenci Birliği) kuruluyor ve 1995'de bu isme "Devrimci" kelimesi eklenerek ANNISU-R kurulmuş oluyor. ANNISU-R 14. konferansını 2001 yılında gerçekleştiriyor.

Bu konferansta başka bir devrimci gençlik örgütü de yoldaşlara katılıyor. Ancak aynı yıl kralın darbesiyle örgüt yasaklanıyor ve terörist ilan ediliyor. 2001 'den bu yana ateşkes dönemleri hariç sürekli illegal faaliyet yürütmekte. 2001'deki ve 2003'deki kısa ateşkes döneminde legalleşen ANNISU-R bu kısa dönemleri fırsat bilerek 15. ve 16. konferanslarını da örgütlemiş. Konferanslarda örgüt yeni Merkez Komitesini seçmekte.

Yasaklı döneminde devlet Maoistleri ihbar edene para vaadinde bulunmuş ve parti hiyerarşisine uygun olarak herkese bir değer biçmiş. Prachanda ve Babu-ram'ın "kafası" başına 5'er milyon rupi para konulmuş. Diğer parti üyeleri için miktar azalırken ANNISU-R'un bir önceki başkanı Diebendra Parajuli için de 5 milyon rupi para ödülü konulmuş. Bu da devletin öğrenci hareketinden duyduğu rahatsızlığı gösteren bir başka veri. Yine de devlet hedefine ulaşamamış.

ANNISU-R kuruluşundan bu yana, son 10 yılda 17 Merkez Komitesi üyesini şehit vermiş. Bunların bir kısmı işkencede, bir kısmı ise gerillada şehit düşmüş. Yine 20'ye yakın MK üyesi de kaybedilmiş, barış süreciyle birlikte akibetleri araştırılıyor.

17. Konferans'ın sloganı ise "Demokratik Cumhuriyet, halk yanlısı, bilimsel bir eğitim için Kurucu Meclis seçimleri koşulsuz bir şekilde gerçekleştirilsin!"

spartacus
01.12.2006, 16:48
5. Bölüm
Konferans resmi olarak 19 Eylül'de başlıyor. Kathmandu'daTribhuvan Üniversitesi'ndeki salonda yapılan konferansa, ülkenin dört bir yanından 1200 kadar delege katılıyor.

19 Eylül sabahı tüm delegeler kan bağışı yapıyor. Bu nedenle tartışmalara öğleden sonra geçiliyor. Biz de bu esnada üniversiteyi geziyoruz. Ülkenin tek devlet üniversitesi ve üniversite öğrencilerinin büyük çoğunluğu bu üniversitede okuyor. Büyük bir kampusu var ama bölümlerin ders gördüğü binalann hemen hepsi tek ya da çift katlı. Daha çok köy okullarını andırıyor. Üniversitenin her yeri yoldaşların afişleri, pankartları ve bayrakları ile süslenmiş.

Kütüphaneyi gezerken Maoistlere destek veren bir aydınla tanışıyoruz. Kendisi esasen Marksizm üzerine incelemelerde bulunuyor ve yaklaşık 7 yıldır "21. Yüzyılda Ekonomi Politiğin Eleştirisi" adlı 2 ciltlik bir kitap üzerinde çalışıyor. Kısa sohbetimizde bize "Maoistler olmasaydı bu ülkede hiçbir gelişme olamazdı" diyor ve kralın ancak Maoistlerin önderliğindeki bir halk hareketiyle, bir şehir ayaklanması ile kovulabileceğini düşündüğünü belirtiyor.

Halkın taleplerini yalnızca Maoistlerin temsil ettiğini vurguluyor. Benzeri düşünceleri daha sonraki günlerde tanışacağımız aydınlardan, garsonlara ve taksi şoförlerine bir çok kişiden duyuyoruz.

Alıntı:
Konferans öğleden sonra başkanın açılış konuşmasıyla başlıyor. Başkan konuşmasında bu konferansın daha önceki konferanslardan daha farklı bir niteliğe sahip olduğunu; çünkü artık ülkeden feodalizmi tamamen kovarak demokratik bir düzeni kurmanın son safhasına geldiklerini, gerici güçleri yıkacak olan Halk Hareketi 3'ü hazırlamak için çalıştıklarını vurguluyor.

Tüm üyelerin bu bilinçle alanlarında gerçek değişim için harekete geçmeleri gerektiğini belirtiyor ve zafere ulaşmada NKP (Maoist)'in belirlediği çizgiye ve politi kalara uygun faaliyet yürütmenin önemli olduğundan bahsediyor.

"Bizler yeni bir dünya talep ediyoruz. Yeni bir dünyaiçin yeni bir bilime ihtiyaç vardır. Bu da ancak Marksizm-Leninizm-Maoizm'dir.

7 Parti İttifakı emperyalizmin safındadır ve bizleri bastırmak istiyor. Saray da iktidarını geri almak için çaba harcıyor. Ve hepsi var olan sistemi korumaya çalışıyor. Bizler barışçıl mücadeleyle monarşiyi ve YPİ'yi sınırladık. Biz ülkemizde demokratik cumhuriyet mücadelesine önderlik ediyoruz. Bu salon da gösteriyor ki, gençlik monarşinin yıkılmasını istiyor. Bu nedenle konferansta bu talebi yükseltmek önem kazanmaktadır."

Başkanın konuşmasının ardından eski merkez komitenin görevi sonlanmış oluyor. Yeni MK seçilene kadar konferansı yönetecek bir Geçici Komite oluşturuluyor. Yeni MK konferansın sonunda seçilecek. Ancak bu herkesin oy kullanarak gerçekleştireceği bir seçim değil. Eski MK içinden 5 kişilik bir Seçim Komisyonu örgütleniyor ve bu komisyon yeni 61 kişilik MK'yı seçiyor. Yeni seçilenler konferansta duyuruluyor ve delegelerin onayı isteniyor. Delegeler beğenmedikleri üyeleri reddetme hakkına sahip. Bu usül tam anlamıyla demokratik sayılamaz.

Ancak uzun süre yasaklı olduğu halde faaliyet yürüten bir örgütte üyelerin birbirini tanıması, denetlemesi ve buna göre seçmesi çok mümkün görünmüyor. Aynı zamanda Partinin farklı alanlarda, özellikle de PLA'da görevlendirdiği yoldaşların kimler olduğu da herkesçe bilinmiyor. Bu konulara ve alanlara hakim olan seçim komitesi en iyi seçimi yapacak kapasiteye sahip olduğu için delegelerin desteğini kazanabiliyor.
Konferansın 2. ve 3. günü daha öncesinde taslak olarak hazırlanan ve delegelerin alt konferanslarda tartışıp eleştirdiği politik raporun son hali okunuyor. Yaklaşık 80 sayfalık rapor tüm delegelerce takip edilerek, sessiz bir ortamda okunuyor ve 3. günün sonunda ve 4. gün seçimlerden önce delegeler raporun son haline eleştirileri ve katkılarını sunuyorlar.

Raporu özetlemek gerekirse; ülkede ve dünyada durum bölümü şöyle başlıyor; "Karşımıza çıkan altın fırsatları değerlendirebilirsek özgür Nepal'i yaratmak için feodalizme son darbeyi de vuracağız. Toplumun dönüşümünün bu önemli dönemecinde ANNISU-R'un konferansı sıradan bir konferans değildir. Bu örgüt ideolojik olarak en devrimci, düşünce olarak en önder, örgütlenme olarak en büyük ve doğası gereği en militan ve ülkenin her birimine kadar sesini duyuran bir örgüt olduğunu kanıtlamıştır. Kendisini feda eden binlerce şehidin, yüzlerce kaybedilen arkadaşımızın kurduğu temeller üzerinden yükselen, yüzlerce gazi arkadaşımızın sayesinde güçlenen örgütümüz ANNISU-R feodalizmin yıkılması için son kavgaya hazırlanmakta ve örgütlenmektedir." Yoldaşlar aynı zamanda tüm solcu, ulusalcı ve halk yanlısı gençleri ve gençlik örgütlerini demokratik cumhuriyet için bir platformda birleşmeye de davet ediyor. "Bizler emperyalizme ve feodalizme karşı bu tarihsel görevi ancak birleşerek ve ortak hareket ederek başarabiliriz." "237 yıldır Nepal halkını sömüren krallığa karşı çok sayıda mücadele yaşandıysa da bunların hiç biri şu ana kadar başarıya ulaşamadı. Bu hareketlerin bazıları vahşice bastırılırken bazılarında ise önderliğin ihanetine uğradılar. Halk hareketi 2'de de YPİ, Hindistan ve ABD'nin çabaları ile harekete ihanet etti.

Şayet halk hareketi 2-3 gün daha sür-seydi hedefi olan kraliyeti yıkabilecekti. Ancak bu gerici güçler bilmekteydi ki hareket 2-3 gün daha sürseydi iktidarı ele geçiren Maoistler olacaktı. YPİ '' törensel kral'' adı altında monarşiyi koruma" çabalarına devam ederek ihanetten vazgeçmeyeceğini gösteriyor. Bu da - göstermektedir ki YPİ'nın liderlerinin bağımsız düşünme kapasiteleri bulunamamakta ve Nepal topraklarının ve halkının ihtiyaçlarına uygun bir planları da yoktur.Nepal halkı yabancılarca yönetilen bu güçleri temizlemedikçe bağımsızlığına ulaşamıyacaktır.

Emperyalizme ve feodalizme karşı mücadele 12 maddelik anlaşmayla somutluk kazanmıştı. Ancak bu partilerin sınıfsal doğaları, feodal ideolojileri ve mekanik düşünme tarzları imzaladıklan anlaşmaya ihanet etmelerine neden oldu. Maoistlerin 10 yılı aşkın süredir önderlik ettikleri Halk Savaşı ve 19 gün boyunca yönettikleri Halk Hareketi 2 olmasaydı Kralın geri adım atması ve YPİ liderlerinin politik yaşama dönebilmesi mümkün olur muydu? Ancak ülke YPİ tarafından yeniden kirli parlamenter oyunlara çekilmek istenmektedir. Kral hapsedilmemekte, sermayesine el konulmamakta, Kraliyet Ordusunun (RNA) katil komutanları soruşturulmamakta, böylece halk hareketinin talepleri göz ardı edilmektedir."

YPİ imzaladığı anlaşmalara uymamakta ve ABD büyükelçisi Moriarty'nin emirlerine göre hareket etmektedir. Açıktır ki Moriartyler halkın düşmanlarıdır. Artık Nepal halkı için zaman gelmiştir. Kaderimizi kendi ellerimize mi alacağız yoksa emperyalizme ve onun uşaklarına mı bırakacağız? Onlar NKP (Maoist)'i bitirmek istiyorlar ama bu mümkün değildir. Halkımızın bilinci yüksektir, partiyle bağı sıkıdır. Halk Savaşı ve Halk Hareketi bu bilinci geliştirmiştir."



Eğitim alanında ise özel okulların ulusallaştırılması öne çıkmakta. Hâkim sınıfların ve ideolojinin eğitime yön verdiğinin vurgulandığı raporda eski eğitim sisteminin idealizme, gericiliğe ve baskıya dayandığı belirtilmekte. "Bu eğitim sistemi feodallere ve kapitalistlere hizmet etmektedir. Emperyalizme yeni uşaklar yetiştirmektedir. Emekçileri ve emeği reddetmektedir. Bağımsız insanlar yetiştirmemektedir. Bu nedenle eğitim sistemi kökten değişmelidir.

Okur-yazarlık kampanyası en acil görevlerden birisidir. Ülkede okur yazar olmayanların oranı % 47'dir. Okullar eğitimli işsizler yetiştirmektedir. Çünkü ülkede üretim, ihtiyaç duyulan emek gücü üzerine bir plan yapılmamaktadır. Çünkü bu sistem bağımsız değildir. Ülkenin ihtiyaçlarına uygun olarak tarım, sanayi, turizm vb. alanlarda bilimsel, eşit, parasız olarak eğitim verilmelidir. ANNISU-R eğitimin özelleştirilmesine ve ticarilestirilmesine tamamen karşıdır.
Eğitim herkese açık ve zorunlu olmalıdır. Eğitim süresi çok uzundur. Yaşam süresinin kısa, halkın yoksul olduğu bir ülkede 12-13 sene okumak gereksizdir. Eğitim üretime dayanmalıdır. Öğrenciler üretim içerisine de girmelidir. Eğitim sistemi federal hükümetin denetiminde olabilir. Böylece her bölgenin özgünlüğüne göre bir eğitim modeli seçilebilir.

spartacus
01.12.2006, 16:48
6.Bölüm
Öğrenci hareketi ilk kez ANNISU-R ile bilimsel ve doğru bir önderliğe sahip oldu. Daha öncesinde ekonomist, sendikal mücadele esastı ve bu mücadeleler trajediyle sona eriyordu.
ANNISU-R'un halk eğitimi için talepleri şunlardır: tüm öğrencilere zorunlu askeri eğitim verilmeli. Kafa ve kol emeği şeklinde halka hizmet edilmeli, öğrenciler üretime katılmalı. Eğitim sistemi emeği esas almalı. Okulların atölye, fabrika ve tarlalarında öğrenciler teorik bilgilerini pratikte sınamalıdır. Halkına ve ülkesine bağlı, bağımsız insanlar yetiştirmelidir."

Prachanda ve Baburam konferansı ziyaret ediyor

Konferansın son günü NKP (Maoist) Başkanı Prachanda ve önderlerinden Baburam konferansı ziyaret ederek birer konuşma yaptılar. Yoldaşların Nepal'in içinden geçtiği süreçte devrimci gençliğin üzerine düşen görevler ve bu anlamda konferansın önemi üzerine yaptıkları konuşmalar delegelerin yoğun ve coşkulu alkışları ile karşılandı.

Konuşmaların ardından Prachanda ve Baburam yoldaşlarla enternasyonal misafirler olarak kısa bir görüşme yapıyoruz. Temsil ettiğimiz örgütleri tanıttıktan sonra Prachanda yoldaş, bizlere teşekkür ediyor ve yoldaşlarımızı selamladığını belirtiyor. Prachanda yoldaş görüşme sırasında özet olarak şunları vurguluyor:


"Biz devrimin önemli bir dönüm noktasındayız. Final dönemindeyiz. Barış görüşmeleri sürecindeyiz, ancak biz masaya güvenmiyoruz. Düşmanlar arasında diplomatik görüşmeler gerçekleştiriyoruz.

Biz hedeflerimizde kararlıyız. 21. yüzyılda devrimi gerçekleştirmek için bu yüzyılın olumlu ve olumsuz yanlarını görüp MLM'yi güçlendirmek istiyoruz. MLM'yi dogmatik ve mekanik bir şekilde algılamak zaferi de engeller. Entemasyonalistler ve bilim insanları olarak MLM'yi güçlendirmek görevimizdir. Biz burada evrensel bir teori geliştirmeyi değil ülkemizin somut şartlarına uygun bir teori geliştirmek istiyoruz. Yeni bir politik çizginin yanında yeni bir askeri çizgi de geliştirmek için çaba harcıyoruz.

Enternasyonal görevimizi tamamladığımızda bu özellikle Güney Asya'yı etkileyecektir. ABD emperyalizmiyle doğrudan mücadeleye şimdiden başladık. ABD emperyalizmi barış sürecini açıktan sabote ediyor, provoke ediyor. ABD'nin bölgede çok güçlü bir üssü var. Mücadele çok ciddi ama eminim ülkemizde bir yıl içinde önemli gelişmeler olacak ve bu gelişmeler enternasyonal proletarya Enternasyonal görevimizi tamamladığımızda bu özellikle Güney Asya'yı etkileyecektir.

ABD emperyalizmiyle doğrudan mücadeleye şimdiden başladık. ABD emperyalizmi barış sürecini açıktan sabote ediyor, provoke ediyor. ABD'nin bölgede çok güçlü bir üssü var. Mücadele çok ciddi ama eminim ülkemizde bir yıl içinde önemli gelişmeler olacak ve bu gelişmeler enternasyonal proletarya için de yararlı olacaktır."

Basın açıklaması

Uzun süren konferansın sonunda yeni MK delegeleri selamlıyor ve delegelerin desteğini alıyor. Yoldaşların önünde çok ciddi bir süreç duruyor. Konferansın aldığı kararları uygulamak ve devrimin zaferi için son tarihsel görevleri gerçekleştirmek genç yoldaşların omuzlarında. Farklı bölgelerden gelen yoldaşlarla konferans ve süreç üzerine sohbet etmeye çalışıyoruz. Yoldaşlar bize çok yakın davranıyor, ancak dil sorunu yaşıyoruz. Özellikle kırsaldan gelen yoldaşlar İngilizce bilmiyorlar. Ancak yine de yemek aralarında, mercimekle pirincimizi kaşıklarken (daha doğrusu yoldaşların önemli bir kısmı yemeği elleriyle yiyorlar) karşılıklı sorular sorabiliyoruz. Delegelerin büyük çoğunluğu kırsaldan, özellikle Kurtarılmış Bölgelerden geliyorlar.

Bu daha çok ilgimizi çekiyor. Çoğunun köyü PLA'nın denetiminde. Ve birçok yoldaş okuldan sonra PLA'ya katılmak istiyor. Devrimden sonra ABD saldırırsa ne olur diye sorduğumuzda tereddütsüz bir şekilde bunun büyük bir olasılık olduğunu ve işgal durumunda tüm halkın savaşacağını söylüyorlar.
Nepal'de yoldaşlar tanışırken veya birbirleriyle karşılaştıklarında önce yumruklarını kaldırıp ardından tokalaşıyorlar. Ve "Lal Salam" yani Kızıl Selamlar diyorlar. Uzaktaki yoldaşları selamlamak istediğimizde yumruğu kaldırmak yeterli.

Konferans 21 Eylül akşamı 18.00 dolaylarında sona eriyor ve tüm delegeler otobüslere binerek şehir merkezinde yapılacak basın açıklamasına gitmeye hazırlanıyor. Nepal'de otobüslerin üstünde de yolcu taşınıyor. Özellikle heyecanlı yoldaşlar kendilerini otobüsün üstüne atıyorlar ve daha yola çıkmadan bayraklarını sallayarak sloganlarla ortalığı inletiyorlar.


Bu basın açıklaması kitleye duyurulan bir açıklama değil. Sadece 1200 kadar delegenin ve basının katılımı bekleniyor. Zaten hava karardığı için sokaklarda da çok fazla insan yok. Yoldaşlar ve onlarla biz sık sık "Dzona luda dzinda bahd!" (Yaşasın Halk Savaşı!), "Moriarity Murdabahd!", "Amerika Murdabathd!" (Kahrolsun Amerika/ Moriarty!) ve "NKP (Maoist) dzinda bahd!" (Yaşasın NKP (Maoist)) sloganlarını atıyoruz. Daha doğrusu bir yoldaş bu sloganı atıyor ve biz de 2 kez "Kahrolsun" ya da "Yaşasın" diyerek tekrar ediyoruz.
Otobüslerimiz bir konvoy halinde yola çıkıp yoldaşlarımız ortalığı inletmeye başladıklarında sloganları duyan halk evinden, dükkanında dışarı çıkıp bizleri izlemeye başlıyor. Çok sayıda insan el sallıyor, sloganlara katılıyor.

Basın açıklamasına 100 metre kala otobüslerden inip yürüyüşe geçiyoruz ve basın açıklaması fiili bir eyleme dönüşüyor. 100 metre içinde çevredeki halkın katılımı ile kitlenin sayısı 5 bini geçiyor ve kısa sürede 10 bine ulaşıyor. Brezilyalı yoldaş da slogan attıranlar arasına katılıyor ve gür sesiyle "Kahrolsun Amerika!" diye bağırıyor. Kitle büyük bir coşkuyla alana akıyor ve basın açıklaması için belirlenen yeri de aşıp bir süreliğine kontrolden çıkıyor. Görevli yoldaşlar coşkulu kalabalığı planlanan yere geri getiriyor.

Ve başkan kameraların karşısında feodalizmi ezecek ve demokratik cumhuriyeti kuracak son kavgaya hazır olduklarını ilan ediyor.
Gerek ilk gün katıldığımız 100 bin kişilik eylem gerekse de konferansın son günü katıldığımız ve kendiliğinden büyük bir kitlenin katıldığı eylem bizlere Maoistlerin artan gücünü ve halkın devrime olan desteğini gösteren çok önemli kanıtlar oluyor. Gerici egemen sınıfların denetiminde olan başkent Kathmandu'da Maoistler militan ve kitlesel kitle eylemlerine imza atarak önlerinde duran büyük halk hareketinin tohumlarını atıyorlar, kitleleri hazırlıyorlar.

bolşevik_partizan
23.12.2006, 23:09
Bizim kızıl bayrağımız bugün daha görkemli dalgalanıyor Himalyalar'da.


http://img264.imageshack.us/img264/484/bayrkyr8.gif

Maoizmle yüklen kazanacağız!