Orijinalini görmek için tıklayınız : Safevi Devletinin TÜrkiyede Ki Emmidaslari


karadagli
02.12.2006, 10:33
Hamza Aksüt: Safevi Türkmenlerinin Türkiye'deki Emmidaşları

Hatayi.de - Azerbaycan’da kurulan ve daha sonra güneydeki İran’a yayılan Safevi devletini kuran ana öge Anadolu Türkmenleridir. Bu konunun aydınlığa çıkarılmasında en büyük emek, Türkmen konusunun uzmanı büyük bilim adamı Faruk Sümer’e aittir. Faruk Sümer’in ortaya koyduğu gerçeklerden önce araştırmacıların belli bir önyargıyla hareket ettiğini söyleyebiliriz. Bu yargıya birçok örnek verebiliriz. Bunlardan birisi, Türk Tarih Kurumu başkanlığı da yapmış olan Tevfik Bıyıklıoğlu’na aittir: “Bu anlayışa göre Osmanlı devleti içindeki sufilerin Erdebil hesabına çalışan bir beşinci koldan hiç farkları yoktu.” (1) Sayın Bıyıklıoğlu’nun iddiasının tarihsel gerçekle tamamen ters olduğu artık bilinmektedir. Bu konuda ayrıntıya girmeyi gereksiz görüyorum.
Safeviler konusunda düşülen önemli bir yanılgıya özellikle değinmek gerekiyor. Bu yanılgı, bazı tarih yorumcularının, Anadolu’nun o dönemdeki siyasal coğrafyası konusunda yeterince bilgi sahibi olmadan konu hakkında görüş üretmesidir. Bu yorumcular, Anadolu’dan Azerbaycan’a göçerek Safevi devletini kuran Türkmenlerin tümünün Osmanlı sınırları içinde yaşayanlar olduğunu sanmaktadır. Oysa, Osmanlı devleti, kuruluşundan iki yüzyıl geçtiği halde Anadolu’nun çok büyük bir bölümüne sahip değildir. Anadolu’da yalnızca Ankara’nın batısı ile Kuzey Anadolu’nun bir bölümünde Osmanlı egemenliğinden söz edilebilir.
Safevi devletinin kuruluş sürecinde ve kuruluşundan sonra 1514 ve 1517 yılına dek olan zaman diliminde Anadolu’nun siyasal coğrafyası şöyledir: Başkenti Elbistan olan Dulkadır devleti, geniş bir coğrafyaya egemendi. Maraş’ın tümü, Kayseri ve Sivas’ın birçok yöresi ile Yozgat, Çorum, Kırşehir gibi geniş bir alan Dulkadır devletinindi. Dulkadır topraklarından büyük bir kitlenin Safevilere katıldığını biliyoruz. Dulkadırlılar, Safevilerde federasyonun dengi olan ‘el’ düzeyinde temsil ediliyordu. (2) Dulkadır toprakları 1516 ve 1517 yıllarındaki Mısır seferi sırasında Osmanlı egemenliğine girdi.
Yine aynı dönemde, kuzeydeki uç noktası Divriği olan Memluk devleti yer alıyordu ki, Divriği’den Halep’e kadar olan bölge, Anadolu’nun en yoğun Türkmene sahip yeriydi. (3) Bu bölgede yaşayan ve Halep Türkmenleri olarak da anılan Şamlular, Safevi Türkmenlerinin önemli bir bölümünü oluşturuyordu. Yeni- İl Türkmen grubu da bu bölgedeydi. Bu bölge, Çaldıran savaşından üç yıl sonra Mısır seferi sırasında Osmanlı egemenliğine girdi.
Fırat’ın doğusu Akkoyunlu toprağıydı. Akkoyunlu Türkmenlerinin Safevi devletinde önemli görevler aldığını biliyoruz.
Görüldüğü gibi 1514 ve 1519’lara kadar Osmanlının egemen olduğu coğrafyadan Safevi ülkesine dikkate değer bir göç olduğu söylenemez. Çünkü göçlerin büyük bölümü, Dulkadır, Memluk ve Akkoyunlu topraklarındandır. Osmanlı devleti buralara 1514 ve 1517 yıllarında egemen olmuştur. Hatta; daha farklı durumları da görmek gerekir. Örneğin; Safevilerdeki Tekelü topluluğunu yalnızca Teke yarımadasından göçmüş Türkmenler olarak görmek yanlıştır. Çünkü, Halep ve Şam Türkmenleri içinde Tekelü adlı kalabalık bir oymağın olduğunu biliyoruz.
Kısacası; Osmanlı devletinin coğrafyası ile Safevi devletinin coğrafyası arasında Memluk ve Dulkadır devletleri vardır. Bu devletleri görmezlikten gelerek yorum yapılamaz.
Bildirimin asıl konusu, Azerbaycan’a giden Türkmen topluluklarının Türkiye’deki boydaşlarının geçmişteki ve günümüzdeki yerleri üzerine bilgi sunmaktır. Bu bilgilerin büyük bölümünü Faruk Sümer bilim dünyasına sunmuştur. Ancak, ben şimdiye dek araştırılmamış topluluklardan on ikisini mercek altına almaya çalışacağım. Bu topluluklar boyun bir parçası olan oba niteliğindedir.
1-Solaklu
Don Juan’ın sıraladığı 32 oymak arasında ( Solachlu olarak ) yer almaktadır. (4) Solaklu topluluğunun Anadolu’da yurt tuttuğu yerlerden belirleyebildiklerim, geçmişte ve günümüzde yoğun Alevi nüfusun yaşadığı yerlerdir.
On altıncı yüzyıl Malatya tahrirlerinden hareket ederek Malatya’da en az üç köyde Solakların yaşadığını belirleyebiliyoruz. ( 5) Bu köylerden ikisi günümüz Malatya sınırları içindeki Kozluk ve Çermik’tir. Kozluk, Battalgazi ilçesinde Fırat yakınındadır. Çermik, Arguvan ilçesinde ve Fırat kenarındadır. Her iki köy Alevidir. Çermik’teki Solak obası varlığını günümüze dek sürdürmüştür.
Çermik köyünün yakınında, Fırat kenarında yer alan Korucuk köyündeki Hasan Dede türbesinde yatan üç erenden ikisi Solak adını taşımaktadır. Kara Solak ve Ağ Solak adlı erenlerin yattığı bu yer (6) tahrirlerde zaviye olarak kayıtlıdır. (7) Halkı Alevi olan Korucuk köyünde, Hasan Dede Ocağı dedeleri vardır. (8) Kara Solak ve Ağ Solak, aşağıda açıklanacağı gibi sosyal birer addır. Yani, bu erenler, Solak topluluğundan olduğu için Solak adıyla anılmaktadır.
1577 yılında Elbistan ve Malatya dolaylarında ortaya çıkan Şah İsmail ayaklanmasına nezir vererek katkıda bulunan Solaklu topluluğu (9), bu köylerdeki Solaklar olmalıdır. Fermanda Eğribük, Adafı gibi köylerin adı geçmektedir ki bu köyler, Solaklar’ın yurt tuttuğu köylere komşudur.
Bir başka Solak topluluğu, Samsad nahiyesindeydi. (10) Burası, Makar Haçlı Dar Baba adlı zaviyeye çok yakındı ve Baba Resul olayının başlangıç yöresindeydi.
Malatya’nın kuzeyinde yer alan Hasançelebi kasabasındaki geniş bir alanın adı Kara Solak Kuzu’dur. Buradaki Kuz, sabahleyin güneş ışığı almayan yer anlamındadır. Solak ise büyük bir olasılıkla, konumuz olan Solak topluluğudur.
Hasançelebi ve çevresinde -on sekizinci yüzyılda yöreye gelmiş olan Dirijan adlı Kürt aşiretinin üç köyü dışında- tümüyle Alevi köyler yer almaktadır. (11)
Solak adlı yerlerin en ilginci, Sivas’ın Kangal ilçesine bağlı Bektaş köyündeki yöre ve dağ-ziyarettir. Bektaş köyü, Hacı Bektaş’ın mensup olduğu Bektaş topluluğunun yayla yurduydu. (12) Bektaş topluluğunun hacısı olması dolaysıyla Hacı Bektaş da kuşkusuz topluluğuyla burada yaylıyordu. Köyde günümüzde Hacı Bektaş ziyareti ( yatırı ) vardır. Anlatılanlara göre Hacı Bektaş, bir süre bu köyde yaşamış, ziyaretin olduğu yere sofra silkmiştir. (13) Bektaş topluluğu on altıncı yüzyıldan önce bu yaylayı terk etmişti. Tahrir kayıtlarında burası Bektaş Viranı olarak geçmektedir. (14) Bektaş köyü çevresi gerek geçmişte gerekse günümüzde Alevilerin önemli yurtlarındandır. Yörede Geyikli Baba, Şeyh Şazeli, Dede Garkın’ın halifelerinden Ali Seydi, Garip Musa gibi erenlerin türbe ya da ocakları vardır. Ede Balı’nın mensubu olduğu Kayı’ya bağlı Balu topluluğu da bu yörede Başviran ve Hatun Çayırı’nda yaylıyor, Mardin’in güneybatısında kışlıyordu. (15)
Sonuç olarak, Safevilerdeki Solakların emmidaşı olan Anadolu’daki Solaklar, Alevi halkın yurt tuttuğu yerlerdedir ve günümüzde de bu Solakların torunları Alevidir.
2-Ördeklü
Şah Abbas zamanında 1628 yılında Kapanat valiliği yapan Hasan Sultan Ördekli obasındandı. (16) Safevilerdeki Ördeklü obası, Türkmen olarak adlandırılan gruptandı. Türkmen obası, Bayındır ve Musullu topluluklarından oluşuyordu. Musullu ve Bayındır, Akkoyunluların ana topluluklarındandı. (17) Ördeklü, Maraş kırsalında, Göksun ile Andırın arasındaydı. 1515 yılında Sinan Paşa komutasındaki Osmanlı ordusuyla Dulkadır devletinin ordusu, Ördeklü denen bu yerde çarpışmıştı. ((18) Tahrir kayıtlarına göre Ördeklü’nün tam yeri, Afşin’in kuzeyindeki Hezanlı dağı ile batısındaki Tahtalı dağı arasında yer alan Hurman nahiyesindedir. (19)
Öte yandan, Kahramanmaraş’ın Narlı ilçesinde Ördekdede köyü ve Ördekdede adlı bir ocak vardır. Ördekdede halkı Alevidir.
3-Harmandalu
Halep Türkmenlerinin dört ana kolundan birini oluşturan Harbendelüler (20), Safevilerde, Şamlu topluluğu içinde yer alan etkin ve kalabalık bir topluluktu. (21) Don Juan’ın listesinde Harmandalu olarak yer alan bu oba, Safevi kaynaklarında Harbendelü ve Hüdabendelü olarak yer almaktadır. Şah Abbas’ın kütüphanecisi, ressam,ve ozan Sadıki Beğ bu obadandı. (22)
Araştırmacılar Harmandalu topluluğunun ad babası olarak İlhanlı hükümdarı Olcayto Harbende’yi göstermekteyse de şimdilik, bu savın eleştiriye muhtaç olduğunu belirtmekle yetinmek durumundayız. Harbende’nin Moğolcada ‘üçüncü’ anlamında bir sözcük olduğu belirtilmektedir. (23) Şeref Han’ın yazdığına göre Harbendeliler, Akkoyunluların temel direklerinden biriydi. (Woods, s: 336)
Harmandalu topluluğunun yaylası, Yeni-İl Türkmenlerinin de yayla yurdu olan yöredeki Harmandalı köyüydü. Bu köy, Kangal ilçesine bağlıdır. Harmandallıların terk etmesiyle birlikte 1687 yılından itibaren Dirijan aşireti burayı yurt tutmuştur. (24) ve aşiret halen burada barınmaktadır.
Eskişehir’deki Harmandalu köyünü Harmandalı topluluğu kurmuştur ve bu köy halkı da Alevidir. ( 25) Harmandalı topluluğunun yoğun biçimde yurt tuttuğu köyler, Arguvan topraklarındadır. On altıncı yüzyıl kayıtlarına göre Korucuk, Ambarcık, Aşağı Enemendik, Mamerek, Karahisar, Kurdkuyu, Çemiş köylerinde Harbendelüler barınıyordu. ( 26) Bu köylerden Korucuk, Ambarcık, Mamerek günümüze ulaşmıştır ve üçünün de halkı Alevidir.
Eskişehir’deki Harmandalu köyüne on sekizinci yüzyıldan itibaren rastlanmaktadır. (27)

karadagli
02.12.2006, 10:34
4-Hacılar

Safevilerde Dulkadır grubunda yer alan Hacılar, kayıtlarda Bayat boyunun obası olarak geçmektedir. (28) Hacılar obası, Malatya livasında birçok yere yerleşmişti. Bu yerleşimler, Hekimhan ilçesindeki Hacılar, Arguvan ilçesindeki Hacılar, Hacıköyü, Şaban Hacı köyleriydi. (29) Ayrıca; Arguvan’ın güneyi ile Fırat arasındaki nahiyenin adı Küçük Hacılu idi. (30) Hacılar adlı iki köyden birisi günümüze dek ulaşmış olup Hekimhan ilçesine bağlıdır ve halkı Alevidir.

Günümüze ulaşmayan Hacılar köyü ise Hekimhan ilçesinin İğdir köyü yakınlarındaydı. Hacılar obasının kurduğu her iki köyde Şah Hüseyin adlı ziyaretler vardır. (31) Hekimhan’daki Hacılar köyünün on altıncı yüzyıldaki ve günümüzdeki ad vurma geleneği, Safevilerdeki Hacılar beyleri ad listesiyle tam bir uyum içinde olması dikkat çekicidir. (32) Hacılar köyü halkı, Hacım Sultan ocağının talibidir.

Hacılar sözcüğünün kökü olan hacı adını taşıyan topluluklar da vardır. Özellikle hacı ve hacılı adlı birçok topluluk vardır. Hacılı adını taşıyan bölge, Diyarbakır’ın güneybatısındaydı. (Mardin, Aşiret, Devlet, harita ) Hacılu topluluğunun Tunceli yöresinde de bir yerleşimi vardı. Tahrir kayıtlarında Hacılu Türk olarak kaydedilen bu köyün (33) Türk kökenli olduğu kuşkusuzdur. Köy, günümüzde Pülümür ilçesine bağlıdır. Hacılı köyünün Pir Sultan adlı dede ocağıyla ilgisi vardır. Ocak üyelerinin anlatımına göre Pir Sultan asılmadan önce Hacılu köyünde yedi yıl sürgünde yaşamıştır. Yedi yıl sonra Pir Sultan, Banaz’a dönmüş, üç oğlundan biri olan Ergaip ise Hacılu köyünde kalmıştır. Köyde Pir Sultan’ın yaptırdığı söylenen bir cemevi vardır. Pir Sultan ocağının Hacılı’daki koluna Ergaip denmektedir. (34)

Halkı Alevi olup Hacılı topluluğundan olan köylerden birisi, Diyarbakır’ın Bismil ilçesindeki Türkmen Hacılı köyüdür. Köyde Beyazıd-ı Bostan adlı dede ocağı vardır. Beyazıd-ı Bostan’ın türbesi Kırıkhan’dadır.

Çorumdaki Elmahacılı ve Şekerhacılı adlı Alevi köylerinin de Hacılı topluluğuyla ilgisi kuşkusuzdur.

Çorum’daki ve Erzurum’daki Hamzahacılı köyleri, Akkoyunlu Türkmenleri içindeki Hamzahacılıların bir parçası olmalıdır. Hamzahacılı obası Akkoyunlularda görev alan topluluklardandır. Örneğin; Uzun Hasan Beğ’in elçilerinden Ayne Beğ-i Hamza Hacı, bu obadandı. (35) Çorum’daki ve Erzurum’daki Hamzahacılı köyleri Alevidir.

5-Karagözlü

Karagözlü, Eymür boyunun obalarındandır. (36) Bu boyun en ünlü kişisi Baba İlyas’tır. Baba İlyas, Eymür boyunun İlyas obasındandır. (37)

On dokuzuncu yüzyılda Karagözlü obasının yurdu Hemedan’ın doğusundaydı. Safevilerdeki Karagözlü obası, Şamlu grubundaydı. (38)

Karagözlü obasının Anadolu’daki ilk yurdu Urfa ve Diyarbakır kırsalındaydı. Karagöz adını taşıyan bu yerlerden birisi, Urfa’nın doğusundaki Tilekören nahiyesinde, birisi de Amid’in doğusundaydı. (39)

Karagözlü obasının Maraş’taki yurdu, Elbistan’ın Orta Niyabet nahiyesindeydi. (40)

Karagözlü obası, Çemişkezek’in Bodik köyü yakınında Karagöz-ü Ülya ve Karagöz-ü Süfla adlı iki ekinliğe ad vermişti. (41)

Karagözlü obasının Malatya’daki yurdu, şimdiki Akçadağ ilçesi kırsalında Eski Eğin köyünün yanındaydı. Tahrirde burası Karagöz Viranı olarak kayıtlıdır ki bu (42) obanın on altıncı yüzyılda artık burada yaşamadığı anlamına gelmektedir. Karagözlü’nün bu yurdu, Dede Garkın’ın ve onun halifesi olan Ali Seydi’nin zaviyelerine çok yakındır. (43) ( Dede Garkın ocağının zaviyesi Zaviye-Zeyve köyünde, Ali Seydi ocağının zaviyesi Yirağaç köyündedir. ) Karagöz adını taşıyan köylerden birisi Çorum merkez ilçesi Cemilbey bucağındadır ve halkı Alevidir.

Öte yandan, Malatya’nın Darende ilçesindeki Engüzek (yeni adı Ağılbaşı) kasabasındaki bir sülale karagöz anlamındaki ‘ Coğ-raş’ adını taşımaktadır. Engüzek kasabası halkı Alevidir.

6-Gözübüyüklü

Don Juan’ın listesinde yer alan obalardandır. Şah Abbas’ın silahdarbaşısı Kanber Beğ, Gözübüyüklüdendi. Kanber Beğ, Cağaloğlu Sinan Paşa ile savaşmış, daha sonra Karabağ ve Şirvan’ı almıştı. (44)

Gözübüyüklü, Yeni-İl Türkmenleri içinde yer alan bir topluluktu. (45) 1812 yılında düzenlenen bir belgeye göre Rumkale nahiyesinde Gözübüyük adlı bir Çepni köyü vardır. Gözübüyükler, yine bir Çepni obasının kurduğu ve ad verdiği Gaziantep’in Sarılar köyündeki Mehdi oğullarının mürididir. (46) Kısacası, Gözübüyüklü obası Çepni boyundandır.

7-Arapgirlü

Arapkir, günümüzde Malatya’nın bir ilçesidir. Cumhuriyet’ten önceki dönemlerde Arapkir hem bir liva hem de ünlü bir şehirdi.

Safevilerdeki Arapgirlüler kuşkusuz Arapkir yöresindendi. (47)

1523’te Arapgirlü’nün başında Emir Ali Kulu Beğ vardı. (48) yılında Şah Tahmasb’ın avcı başısı Mahmud Ağa bu obadandı. Arabgirlü Mühelhil Bahadır, Van Gölü yöresine yapılan akınlarda görev almıştı. Arabgirlü, Şah Abbas zamanında Şamlu grubuna katıldı. (49)

Şah Abbas zamanında Azerbaycan emirlerinden Hak Verdi Sultan ile Muhammed Kulu Beğ, Kemal Beğ ve İsfendiyar Beğ, Arabgirlü’dendi. Şeref Han’a göre bu oba Kürt kökenlidir. (50) Ne var ki, günümüz Arapkir ilçesinin Alevi köyleri Türk kökenlidir. Eğer Şeref Han’ın verdiği bilgi doğruysa, bunu o dönemde Arapgir’in daha geniş bir coğrafyanın adı olmasıyla açıklamak gerekir. Arapkir, 1515 yılına dek Safevi egemenliğindeydi. Bu yılda Kemah yöresinden gelen bir Osmanlı birliği Arapkir’i aldı ve Safevilerin Arapkir beyi Fırat ırmağına atılarak öldürüldü. (51)

Arapgirliler, Akkoyunlularda da görev alan bir topluluktu. Örneğin; Kemah kuşatmasında görev alan Akkoyunlu komutanlardan Seyyid Mahmud-i Arabgir bu obadandı. (52)

8-Şam Bayadı

Safevilerde, Kaçar topluluğu arasında adı geçen Şam Bayadı, Şam Türkmenleri içindeki Bayat boyunun bir parçasıdır. Şam Bayadı’nın ana kolu, Malatya- Sivas arasındaki Yama dağlarında, Bektaş topluluğunun yurdunun yakınında yaylıyordu. Bu kolla yakın ilişki içinde olan bir kolu ise Elbistan’daki Sultan Korusu yaylasında ve Darende’deki Arslantaş ( öteki adı Hatun Kendi ) yaylasında yaylıyordu. Sultan Korusu, tahrirde tümüyle ‘Yörügan-ı Şam’ olarak nitelenen Türkmenlerin yaylasıydı. (53) Sultan-Korusu köyü halkı Alevidir. (54)

Safevi hükümdarı II Şah İsmail’in genç yaşta ve ansızın ölümüne Safevi toplulukları ve Anadolu’daki sevenleri pek inanamamış, bundan dolayı kendisini Şah İsmail olarak ilan eden kişiler ortaya çıkmış ve bu kişiler geniş yandaş kitlesi bulmuştu. Bu Şah İsmaillerden birisi Elbistan’ın Sultan Korusu’nda ve Darende’nin Arslantaşı’nda yaylayan Şam Bayadı obasındandı. Kışı Pehlivanlı ve Kemerli topluluklarıyla birlikte Amik ovasında geçiren Şah İsmail, 1577 yılında yaylada başlattığı ayaklanmada 30.000’den fazla kişi toplayıp Boz-Ok yöresindeki halifesiyle irtibat halinde Hacı Bektaş tekkesinde büyük bir törenle kurban kesti. (55)

9-Eberli:

Safevileri anlatan kaynaklarda Avşar’ın bir obası olarak adı geçen Eberlü’nün ilk yurdu Kazvin yakınlarıydı. Şah Abbas, Eberlüleri Abiverd’e göndererek başlarına Gürcü kökenli ve kul takımından Cemşid Sultan’ı getirmişti. Ayrıca; Avşar’ın Kırklu oymağından olan Nadir Şah’ın Eberlü obasından olduğu sanılmaktadır. (56)

Eberli obasının ad verdiği yerlerden birisi Arguvan nahiyesindeydi. (57) Ebercik köyü, günümüzdeki Kuşu köyünün yakınındaydı. On altıncı yüzyılda Ebercik köyünün yanında Avşar köyü vardı. Avşar köyü halkı, sonraki yüzyıllarda Kuşu köyüne yerleşmiştir ve günümüzde onların torunları Kuşu köyündedir. Avşar, Ebercik ve Kuşu köylerinin yanındaki Avşar Deresi , adını günümüze dek koruyabilmiştir. (58) Safevi kaynaklarındaki Eberli obasının Avşar boyu içinde gösterilmesiyle Arguvan’ın Avşar ve Ebercik köylerinin komşu olması, Eberli’nin bir Avşar obası olduğunu göstermektedir.

Öte yandan; Maraş’ın Karguluk, Güvercinlik, ve Keferdiz nahiyelerinde Ebeşli adlı bir topluluk kışlıyordu. (59) Bu topluluk da büyük olasılıkla Eberli’dir. On dördüncü yüzyılda yazılan ve on üçüncü yüzyıldaki Baba Resul olayını anlatan Elvan Çelebi’nin Menakıbul Kudsiyye adlı yapıtında da Eber adı karşımıza çıkıyor. Baba İlyas’ın oğlu Ömer, hükümet güçlerince asılıp aradan on gün geçtiği halde ölmemiş, on birinci gün, Hızır ve sekiz kişi gelip onu alıp götürmüştür. Bu kişilerden birisi ‘Eber-un Yusuf’tur. Bu ifade, Yusuf adlı kişinin Eber adlı yerleşimden ya da Eber adlı bir obadan olduğu anlamındadır. (60)

karadagli
02.12.2006, 10:36
10-Ecirli (Acirlü)

Safevilerde Dulkadır grubuna bağlı bir obadır. (61) Safevi devletinin kuruluş süreciyle birlikte adı geçen Ecirli’nin Şah Abbas zamanındaki en ünlü beyleri İmam Kulu Sultan, Şah Safi zamanında ise yüzbaşı Saru Han Beğ’di. (62) Fuzuli divanına esas olan nüshalardan birisi, Ecirlü obasından Selman Ağa oğlu Ağam Verdi Beğ’in emri ile 1668 yılında yazılmıştır. (63)

Acirlüler, Halep Türkmenleri, Bozulus ve Dulkadır Türkmen elleri içineydi. Bozulus elindeki Acurlular Diyarbekir yöresinde kışlıyordu. Bozulus’un on yedinci yüzyıl sonlarında Orta Anadolu’ya dağılması sırasında Acurlu obasının bir bölümü Keskin’de kaldı. Devletçe Rakka çölüne sürgün kararı çıkarılan Acurlular, iskan yerlerinden kaçarak Pehlivanlı, Reyhanlı ve Hacı Ahmetlü oymaklarının içine karıştı. Acurlu’nun 20 hanesi ise Balıkesir yöresine gitti. (64)

Kayseri’nin Felahiye ilçesine bağlı Acir köyünü konumuz olan oba kurmuştur. Bu köyü kuran Acurlular, Dulkadır elinden olmalıdır. Acır köyü halkı Alevidir. (65) Acırlı topluluğu Beğdili boyunun obasıdır. (66)

11-Demircilü

Safevilerde Dulkadırlı grubunda yer alan oymaklardandır. Şah Abbas zamanında Fars beylerbeyi Bünyad Beğ bu obadandı. (67)

Demircü obasının Anadolu’daki yurtları Dulkadır devleti topraklarındadır. Bunlardan en ünlüsü, Elbistan ovasındaki Demircilik kasabasıdır. Demircilik, on altıncı yüzyılda 17 neferanlı bir köydü. (68) Demircilü topluluğu, Hurman nahiyesine bağlı Öyücek Ördeklü, Kürtünlü (den Atlu Hanlu ), Kalecik Kaya, Karacaviran köylerinde, Zamantı kazasının Hınzıri nahiyesinde yer alan Tersakan, Kaynar Pınar, Sarım Beğ Viranı ( öteki adı Ebul Hayr Kışlası ) köylerinde yurt tutmuştu. (69) Ayrıca, Karahayıt nahiyesindeki Geçit Höyüğü köyünde 12 neferanlı bir Demircilü topluluğu vardı. (70)

Demirci topluluğunun ilk yurdu, Urfa-Viranşehir kırsalında, Alevi erenlerin kışlak köylerinin yoğun olduğu yöredeydi. Topluluk, burada Demürcü Viranı (71) Demirlü-i Ülya, Demürlü-i Süfla, (72) adlı yerlere ad babalığı yapmıştı.

Yerleşimlerin ilkindeki viran sözcüğü, topluluğun burayı terk ettiğinin ifadesidir.

Demirci, Akkoyunlu devletinde görev alan topluluklardandır. Akkoyunlu komutanlardan Şeyh Muhammed-i Demirci ve Ali-yi Demirci, bu topluluktandı. (73)

Günümüzde, Demircilerin bir bölümü, Malatya’nın Kuluncak ilçesinin Tersahan ( yeni adı Konaktepe ) köyündedir. Bunlardan kopan bir grup, Kayseri’nin Sarıoğlan ilçesinin Karaözü köyüne-kasabasına (74) bir başka grup ise Malatya’nın Hekimhan ilçesinin Cüzüngüt ( yeni adı Güzelyurt ) kasabasının Çermik mahallesine yerleşmiştir.

12-Şeyhlü

Şeylü obası asıl olarak Bozulus Türkmenleri içindeydi. Oba daha sonra Halep Türkmenleri ve Dulkadır Türkmenleri arasına karışmıştı. Bozulus’un Orta Anadolu’ya hareketi sırasında Şeyhlülerin bir bölümü Keskin yöresine gitmişti. Şeyhlülerin bir bölümü ise Çaşnigir köprüsü yakınlarında kışlıyor, Erciyes yöresinde yaylıyordu. (75)

Şeyhlü’nün Anadolu’daki ilk yurdu, Diyarbakır kırsalındaydı. Şeyhlu-i Büyük, Şeyhlu-i Küçük adlı yerler bu topluluğun yurduydu. (76)

Dede Garkın’a bağlı iki ocaktan biri olan Şeyh İbrahim’in üyeleri bu Şıhlı obasından olmalıdır. Ocağın merkezi, Malatya’nın Hekimhan ilçesinin Merzirme ( yeni adı Ballıkaya ) köyündedir. Arguvan’ın köylerinde de Şah İbrahim ocağı dedeleri vardır. Merzirme’de ve Arguvan’da bu dedelerin soyuna Şıhlı denmektedir. Dedelerin bir bölümü, Merzirme’ye Keskin’den gelmiştir. (77) Son yıllarda Şah İbrahim ocağı dedeleri, ocak kurucusu Şah İbrahim’in, Safevi ailesindeki İbrahim olduğunu iddia etmektedir ki, bu iddia, Şeyhlü obasının bir bölümünün Safevilerde yer almasından ortaya çıkmış olmalıdır. Ocak kurucusunun adının Şeyh İbrahim’den, Şah İbrahim’e dönüşmesi de son yılların ürünüdür. Dönüşümün mantığı, Alevilerde ‘şeyh’ olamayacağı, aslında bu unvanın ‘şah’ olması gerektiğidir ki, bu mantığı benimsemek olanaksızdır. (Anadolu Aleviliği Mardin ve Urfa yörelerinde ortaya çıkmıştır. Anadolu Alevileri, şeyh sözcüğünü komşu Arap aşiretlerinden almıştır.)

Şeyh İbrahim, ‘İbrahimli topluluğunun şeyhi’ ya da ‘İbrahimli topluluğundan olan şeyh’ anlamında sosyal bir addır. Şeyh İbrahim ocağı, Mardin’deki İbrahimiyye köyü (78 ) ve Viranşehir’deki İbrahimiyye çayı yöresinde ortaya çıkmıştır.

www.hatayi.de


--------------------------------------------------------------------------------

(1) Walter Hinz, Uzun Hasan ve Şeyh Cüneyd, çeviren: Tevfik Bıyıklıoğlu, çevirenin önsözü

(2) Faruk Sümer, Safevi Devletinin kuruluşunda Anadolu Türklerinin Rolü, s: 19 (SDKATR )

(3) Göknur Göğebakan, XVI Yüzyılda Malatya Kazası, s: 23-24

(4) Faruk Sümer, SDKATR, s: 160

(5) Refet Yinanç-Mesut Elibüyük, Kanuni Devri Malatya Tahrir Defteri, s: 81, 118, 425

(6) Hüseyin Şahin, Korucuk Köyünde Hasandede Türbesi, Uluslar arası Anadolu İnançları Kongresi, 2000

(7) Refet Yinaç, M. Elibüyük, aynı yapıt, s: 38, s: 38; GG, s:209

(8) Çermik ve Korucuk köylerinin tarihi için bakınız, Hamza Aksüt, Anadolu Aleviliğinin Sosyal ve Coğrafi Kökenleri, s: 241, 369-372

(9) Ahmet Refik, On Altıncı Yüzyılda Rafızilik, Bektaşilik, s: 104

(10) Refet Yinanç, M. Elibüyük, Malatya Tahrir Defteri, s: 426

(11) Hasançelebi yöresi için bakınız, Hasançelebi ve Çevresi Tarihi, Ank. 1998

(12) Hamza Aksüt, Anadolu Aleviliğinin Sosyal ve Coğrafi Kökenleri, s: 96

(13) 2002 yılında Bektaş köyünde yaptığım inceleme; Ahmet Gökbel, Kangal Yöresinde Ziyaret yerleri, Gazi Üni. Hacı Bektaş Veli Araştırma dergisi, 1998/7

(14) R. Yinaç, M.Elibüyük, Malatya Tahrir Defteri, s: 236

(15) Yusuf Halaçoğlu’nun çalışmasından alınan bilgi

(16) Faruk Sümer, SDKATR, s: 182

(17) Tufan Gündüz, Anadolu’da Türkmen Aşiretleri, s: 90;

(18) R. Yinanç, Dulkadır Beyliği, s: 98

(19) R. Yinanç-Mesut Elibüyük, Mararş Tahrir Defteri, s: 656, 657, 664, 666

(20) Faruk Sümer, Oğuzlar, s: 146

(21) Faruk Sümer, SDKATR, S: 160, 174

(22) Aynı yer

(23) G.Göğebakan, s: 207

(24) Necdet Sakaoğlu, Köse Paşa Hanedanı, belge no:1

(25) Yusuf Ziya Yörükan, Tahtacılar, s: 45

(26) Refet Yinanç, M. Elibüyük, Malatya Tahrir Defteri, s: 13, 38, 48, 86, 117, 119, 122, 185

(27) Faruk Sümer, SDKATR, s: 174

(28) G. Göğebakan, s: 199

(29) R. Yinanç, M. Elibüyük, Malatya Tahrir Defteri, s: 213, 163, 169, 168

(30) Aynı yapıt, s: 73-86

(31) H. Aksüt, Anadolu Aleviliğinin Sosyal ve Coğrafi Kökenleri, s: 320-323

(32) H. Aksüt, Hasançelebi ve Çevresi Tarihi, Hacılar köyü bölümü

(33) M. Ali Ünal, XVI Yüzyılda Çemişkezek Sancağı, s: 84

(34) Ali Yıldırım, İnanç Önderi Olarak Ozan Pir Sultan Abdal, Yol dergisi, Hüseyin Gazi Derneği yayın organı, sayı: 19

(35) Ebu Bekr-i Tihrani, Kitab-ı Diyarbekriyye, s: 217, çeviren: Mürsel Öztürk

(36) Faruk Sümer, Oğuzlar, s: 234

(37) H. Aksüt, Baba Resul Olayının İki Önderinin Kimlikleri, Gazi Üni. Hacı Bektaş-ı Veli Araştırma dergisi, 2003/1

(38) Faruk Sümer, Oğuzlar, s: 356

(39) Mehdi İlhan, Some Notes on the Settlements and Population of the Sancak of Amid According to 1518 Cadastral Survey, Tarih Araştırmaları Dergisi, 1982

(40) R. Yinanç, M. Elibüyük, Maraş Tahrir Defteri, s: 614

(41) M. Ali Ünal, XVI Yüzyılda Çemişkezek Sancağı, s: 93

(42) R. Yinanç, M. Elibüyük, Malatya Tahrir Defteri, s: 202

(43) Dede Garkın ocağının zaviyesi, Zaviye köyünde, Ali Seydi ocağının zaviyesi Yirağaç köyündeydi. Hamza Aksüt, Anadolu Aleviliğinin Sosyal ve Coğrafi Kökenleri, s: 49, 148-149

(44) Faruk Sümer, SDKATR, s: 168

(45) Aynı yer

(46) Rahime Kışlal-Ali Yeşilyurt, Dede Kargın, s: 195

(47) Faruk Sümer, SDKATR, s: 50, 51, 104, 173, 176, 177

(48) Aynı yapıt, s: 50, 51

(49) Aynı yapıt, s: 104

(50) Aynı yapıt, s: 176, 177

(51) Pitcer D. E, Osmanlı İmparatorluğunun Tarihsel Coğrafyası, s: 151, çev: Bahar Tırnakçı

(52) Kitab-ı Diyarbekriyye, s: 229

(53) Refet Yinanç, M. Elibüyük, Maraş Tahrir Defteri, s: 533, 569-570

(54) Ayhan Aydın, Alevi Dedeleriyle Söyleşiler, Gazi Üni. HBV Araştırma dergisi, 2001/9

(55) Faruk Sümer, Oğuzlar, s: 185

(56) Faruk Sümer, SDKATR, s: 139, 157, 190, 191

(57) G. Göğebakan, s: 404

(58) H. Aksüt, Anadolu Aleviliğinin Sosyal ve Coğrafi Kökenleri, s: 259-260

(59) R. Yinanç, M. Elibüyük, Maraş Tahrir Defteri, s: 147, 325, 326, 372, 377,

(60) Elvan Çelebi, Menakıbu’l Kudsiyye, yayınlayan: Mertol Tulum, s: 142, 143

(61) Faruk Sümer, SDKATR, s: 52, 105, 173, 176, 177

(62) Aynı yapıt, s: 52, 173, 176, 177

(63) Aynı yapıt, s: 177

(64) İlhan Şahin, Halep Türkmenleri,

(65) Ahmet Özerdem, Karaözü, s: 62, 65, 66

(66) İlhan Şahin, aynı yazı

(67) Faruk Sümer, SDAKTR, s: 180

(68) R. Yinanç, M. Elibüyük, Maraş Tahrir Defteri s: 573

(69) Aynı yapıt, s: 657, 661, 675, 677, 802, 803

(70) Aynı yapıt, s: 177

(71) M. Salih Erpolat, XVI Yüzyılda Siverek Sancağında İskan ve Nüfus, Tarihte Siverek Sempozyumu Bildirileri, 2001; M. İlhan aynı yazı, ilgili harita

(72) M. Salih Erpolat, XVI Yüzyılda Diyarbekir Beylerbeyliğindeki Yer İsimleri, basılmamış doktora tezi, s: 142

(73) Kiyab-ı Diyarbekriyye, s: 117, 124

(74) Ahmet Özerdem, s: 61

(75) Tufan Gündüz, aynı yapıt, s: 99-100

(76) M. İlhan, aynı yazı ve ilgili harita

(77) H. Aksüt, Anadolu Aleviliğinin Sosyal ve Coğrafi Kökenleri, s: 146

(78) M. Salih Erpolat, XVI Yüzyılda Diyarbekir Beylerbeyliğindeki Yer İsimleri, s: 126

ALINTI:www.hatayi.de[/url]