karadagli
02.12.2006, 10:33
Hamza Aksüt: Safevi Türkmenlerinin Türkiye'deki Emmidaşları
Hatayi.de - Azerbaycan’da kurulan ve daha sonra güneydeki İran’a yayılan Safevi devletini kuran ana öge Anadolu Türkmenleridir. Bu konunun aydınlığa çıkarılmasında en büyük emek, Türkmen konusunun uzmanı büyük bilim adamı Faruk Sümer’e aittir. Faruk Sümer’in ortaya koyduğu gerçeklerden önce araştırmacıların belli bir önyargıyla hareket ettiğini söyleyebiliriz. Bu yargıya birçok örnek verebiliriz. Bunlardan birisi, Türk Tarih Kurumu başkanlığı da yapmış olan Tevfik Bıyıklıoğlu’na aittir: “Bu anlayışa göre Osmanlı devleti içindeki sufilerin Erdebil hesabına çalışan bir beşinci koldan hiç farkları yoktu.” (1) Sayın Bıyıklıoğlu’nun iddiasının tarihsel gerçekle tamamen ters olduğu artık bilinmektedir. Bu konuda ayrıntıya girmeyi gereksiz görüyorum.
Safeviler konusunda düşülen önemli bir yanılgıya özellikle değinmek gerekiyor. Bu yanılgı, bazı tarih yorumcularının, Anadolu’nun o dönemdeki siyasal coğrafyası konusunda yeterince bilgi sahibi olmadan konu hakkında görüş üretmesidir. Bu yorumcular, Anadolu’dan Azerbaycan’a göçerek Safevi devletini kuran Türkmenlerin tümünün Osmanlı sınırları içinde yaşayanlar olduğunu sanmaktadır. Oysa, Osmanlı devleti, kuruluşundan iki yüzyıl geçtiği halde Anadolu’nun çok büyük bir bölümüne sahip değildir. Anadolu’da yalnızca Ankara’nın batısı ile Kuzey Anadolu’nun bir bölümünde Osmanlı egemenliğinden söz edilebilir.
Safevi devletinin kuruluş sürecinde ve kuruluşundan sonra 1514 ve 1517 yılına dek olan zaman diliminde Anadolu’nun siyasal coğrafyası şöyledir: Başkenti Elbistan olan Dulkadır devleti, geniş bir coğrafyaya egemendi. Maraş’ın tümü, Kayseri ve Sivas’ın birçok yöresi ile Yozgat, Çorum, Kırşehir gibi geniş bir alan Dulkadır devletinindi. Dulkadır topraklarından büyük bir kitlenin Safevilere katıldığını biliyoruz. Dulkadırlılar, Safevilerde federasyonun dengi olan ‘el’ düzeyinde temsil ediliyordu. (2) Dulkadır toprakları 1516 ve 1517 yıllarındaki Mısır seferi sırasında Osmanlı egemenliğine girdi.
Yine aynı dönemde, kuzeydeki uç noktası Divriği olan Memluk devleti yer alıyordu ki, Divriği’den Halep’e kadar olan bölge, Anadolu’nun en yoğun Türkmene sahip yeriydi. (3) Bu bölgede yaşayan ve Halep Türkmenleri olarak da anılan Şamlular, Safevi Türkmenlerinin önemli bir bölümünü oluşturuyordu. Yeni- İl Türkmen grubu da bu bölgedeydi. Bu bölge, Çaldıran savaşından üç yıl sonra Mısır seferi sırasında Osmanlı egemenliğine girdi.
Fırat’ın doğusu Akkoyunlu toprağıydı. Akkoyunlu Türkmenlerinin Safevi devletinde önemli görevler aldığını biliyoruz.
Görüldüğü gibi 1514 ve 1519’lara kadar Osmanlının egemen olduğu coğrafyadan Safevi ülkesine dikkate değer bir göç olduğu söylenemez. Çünkü göçlerin büyük bölümü, Dulkadır, Memluk ve Akkoyunlu topraklarındandır. Osmanlı devleti buralara 1514 ve 1517 yıllarında egemen olmuştur. Hatta; daha farklı durumları da görmek gerekir. Örneğin; Safevilerdeki Tekelü topluluğunu yalnızca Teke yarımadasından göçmüş Türkmenler olarak görmek yanlıştır. Çünkü, Halep ve Şam Türkmenleri içinde Tekelü adlı kalabalık bir oymağın olduğunu biliyoruz.
Kısacası; Osmanlı devletinin coğrafyası ile Safevi devletinin coğrafyası arasında Memluk ve Dulkadır devletleri vardır. Bu devletleri görmezlikten gelerek yorum yapılamaz.
Bildirimin asıl konusu, Azerbaycan’a giden Türkmen topluluklarının Türkiye’deki boydaşlarının geçmişteki ve günümüzdeki yerleri üzerine bilgi sunmaktır. Bu bilgilerin büyük bölümünü Faruk Sümer bilim dünyasına sunmuştur. Ancak, ben şimdiye dek araştırılmamış topluluklardan on ikisini mercek altına almaya çalışacağım. Bu topluluklar boyun bir parçası olan oba niteliğindedir.
1-Solaklu
Don Juan’ın sıraladığı 32 oymak arasında ( Solachlu olarak ) yer almaktadır. (4) Solaklu topluluğunun Anadolu’da yurt tuttuğu yerlerden belirleyebildiklerim, geçmişte ve günümüzde yoğun Alevi nüfusun yaşadığı yerlerdir.
On altıncı yüzyıl Malatya tahrirlerinden hareket ederek Malatya’da en az üç köyde Solakların yaşadığını belirleyebiliyoruz. ( 5) Bu köylerden ikisi günümüz Malatya sınırları içindeki Kozluk ve Çermik’tir. Kozluk, Battalgazi ilçesinde Fırat yakınındadır. Çermik, Arguvan ilçesinde ve Fırat kenarındadır. Her iki köy Alevidir. Çermik’teki Solak obası varlığını günümüze dek sürdürmüştür.
Çermik köyünün yakınında, Fırat kenarında yer alan Korucuk köyündeki Hasan Dede türbesinde yatan üç erenden ikisi Solak adını taşımaktadır. Kara Solak ve Ağ Solak adlı erenlerin yattığı bu yer (6) tahrirlerde zaviye olarak kayıtlıdır. (7) Halkı Alevi olan Korucuk köyünde, Hasan Dede Ocağı dedeleri vardır. (8) Kara Solak ve Ağ Solak, aşağıda açıklanacağı gibi sosyal birer addır. Yani, bu erenler, Solak topluluğundan olduğu için Solak adıyla anılmaktadır.
1577 yılında Elbistan ve Malatya dolaylarında ortaya çıkan Şah İsmail ayaklanmasına nezir vererek katkıda bulunan Solaklu topluluğu (9), bu köylerdeki Solaklar olmalıdır. Fermanda Eğribük, Adafı gibi köylerin adı geçmektedir ki bu köyler, Solaklar’ın yurt tuttuğu köylere komşudur.
Bir başka Solak topluluğu, Samsad nahiyesindeydi. (10) Burası, Makar Haçlı Dar Baba adlı zaviyeye çok yakındı ve Baba Resul olayının başlangıç yöresindeydi.
Malatya’nın kuzeyinde yer alan Hasançelebi kasabasındaki geniş bir alanın adı Kara Solak Kuzu’dur. Buradaki Kuz, sabahleyin güneş ışığı almayan yer anlamındadır. Solak ise büyük bir olasılıkla, konumuz olan Solak topluluğudur.
Hasançelebi ve çevresinde -on sekizinci yüzyılda yöreye gelmiş olan Dirijan adlı Kürt aşiretinin üç köyü dışında- tümüyle Alevi köyler yer almaktadır. (11)
Solak adlı yerlerin en ilginci, Sivas’ın Kangal ilçesine bağlı Bektaş köyündeki yöre ve dağ-ziyarettir. Bektaş köyü, Hacı Bektaş’ın mensup olduğu Bektaş topluluğunun yayla yurduydu. (12) Bektaş topluluğunun hacısı olması dolaysıyla Hacı Bektaş da kuşkusuz topluluğuyla burada yaylıyordu. Köyde günümüzde Hacı Bektaş ziyareti ( yatırı ) vardır. Anlatılanlara göre Hacı Bektaş, bir süre bu köyde yaşamış, ziyaretin olduğu yere sofra silkmiştir. (13) Bektaş topluluğu on altıncı yüzyıldan önce bu yaylayı terk etmişti. Tahrir kayıtlarında burası Bektaş Viranı olarak geçmektedir. (14) Bektaş köyü çevresi gerek geçmişte gerekse günümüzde Alevilerin önemli yurtlarındandır. Yörede Geyikli Baba, Şeyh Şazeli, Dede Garkın’ın halifelerinden Ali Seydi, Garip Musa gibi erenlerin türbe ya da ocakları vardır. Ede Balı’nın mensubu olduğu Kayı’ya bağlı Balu topluluğu da bu yörede Başviran ve Hatun Çayırı’nda yaylıyor, Mardin’in güneybatısında kışlıyordu. (15)
Sonuç olarak, Safevilerdeki Solakların emmidaşı olan Anadolu’daki Solaklar, Alevi halkın yurt tuttuğu yerlerdedir ve günümüzde de bu Solakların torunları Alevidir.
2-Ördeklü
Şah Abbas zamanında 1628 yılında Kapanat valiliği yapan Hasan Sultan Ördekli obasındandı. (16) Safevilerdeki Ördeklü obası, Türkmen olarak adlandırılan gruptandı. Türkmen obası, Bayındır ve Musullu topluluklarından oluşuyordu. Musullu ve Bayındır, Akkoyunluların ana topluluklarındandı. (17) Ördeklü, Maraş kırsalında, Göksun ile Andırın arasındaydı. 1515 yılında Sinan Paşa komutasındaki Osmanlı ordusuyla Dulkadır devletinin ordusu, Ördeklü denen bu yerde çarpışmıştı. ((18) Tahrir kayıtlarına göre Ördeklü’nün tam yeri, Afşin’in kuzeyindeki Hezanlı dağı ile batısındaki Tahtalı dağı arasında yer alan Hurman nahiyesindedir. (19)
Öte yandan, Kahramanmaraş’ın Narlı ilçesinde Ördekdede köyü ve Ördekdede adlı bir ocak vardır. Ördekdede halkı Alevidir.
3-Harmandalu
Halep Türkmenlerinin dört ana kolundan birini oluşturan Harbendelüler (20), Safevilerde, Şamlu topluluğu içinde yer alan etkin ve kalabalık bir topluluktu. (21) Don Juan’ın listesinde Harmandalu olarak yer alan bu oba, Safevi kaynaklarında Harbendelü ve Hüdabendelü olarak yer almaktadır. Şah Abbas’ın kütüphanecisi, ressam,ve ozan Sadıki Beğ bu obadandı. (22)
Araştırmacılar Harmandalu topluluğunun ad babası olarak İlhanlı hükümdarı Olcayto Harbende’yi göstermekteyse de şimdilik, bu savın eleştiriye muhtaç olduğunu belirtmekle yetinmek durumundayız. Harbende’nin Moğolcada ‘üçüncü’ anlamında bir sözcük olduğu belirtilmektedir. (23) Şeref Han’ın yazdığına göre Harbendeliler, Akkoyunluların temel direklerinden biriydi. (Woods, s: 336)
Harmandalu topluluğunun yaylası, Yeni-İl Türkmenlerinin de yayla yurdu olan yöredeki Harmandalı köyüydü. Bu köy, Kangal ilçesine bağlıdır. Harmandallıların terk etmesiyle birlikte 1687 yılından itibaren Dirijan aşireti burayı yurt tutmuştur. (24) ve aşiret halen burada barınmaktadır.
Eskişehir’deki Harmandalu köyünü Harmandalı topluluğu kurmuştur ve bu köy halkı da Alevidir. ( 25) Harmandalı topluluğunun yoğun biçimde yurt tuttuğu köyler, Arguvan topraklarındadır. On altıncı yüzyıl kayıtlarına göre Korucuk, Ambarcık, Aşağı Enemendik, Mamerek, Karahisar, Kurdkuyu, Çemiş köylerinde Harbendelüler barınıyordu. ( 26) Bu köylerden Korucuk, Ambarcık, Mamerek günümüze ulaşmıştır ve üçünün de halkı Alevidir.
Eskişehir’deki Harmandalu köyüne on sekizinci yüzyıldan itibaren rastlanmaktadır. (27)
Hatayi.de - Azerbaycan’da kurulan ve daha sonra güneydeki İran’a yayılan Safevi devletini kuran ana öge Anadolu Türkmenleridir. Bu konunun aydınlığa çıkarılmasında en büyük emek, Türkmen konusunun uzmanı büyük bilim adamı Faruk Sümer’e aittir. Faruk Sümer’in ortaya koyduğu gerçeklerden önce araştırmacıların belli bir önyargıyla hareket ettiğini söyleyebiliriz. Bu yargıya birçok örnek verebiliriz. Bunlardan birisi, Türk Tarih Kurumu başkanlığı da yapmış olan Tevfik Bıyıklıoğlu’na aittir: “Bu anlayışa göre Osmanlı devleti içindeki sufilerin Erdebil hesabına çalışan bir beşinci koldan hiç farkları yoktu.” (1) Sayın Bıyıklıoğlu’nun iddiasının tarihsel gerçekle tamamen ters olduğu artık bilinmektedir. Bu konuda ayrıntıya girmeyi gereksiz görüyorum.
Safeviler konusunda düşülen önemli bir yanılgıya özellikle değinmek gerekiyor. Bu yanılgı, bazı tarih yorumcularının, Anadolu’nun o dönemdeki siyasal coğrafyası konusunda yeterince bilgi sahibi olmadan konu hakkında görüş üretmesidir. Bu yorumcular, Anadolu’dan Azerbaycan’a göçerek Safevi devletini kuran Türkmenlerin tümünün Osmanlı sınırları içinde yaşayanlar olduğunu sanmaktadır. Oysa, Osmanlı devleti, kuruluşundan iki yüzyıl geçtiği halde Anadolu’nun çok büyük bir bölümüne sahip değildir. Anadolu’da yalnızca Ankara’nın batısı ile Kuzey Anadolu’nun bir bölümünde Osmanlı egemenliğinden söz edilebilir.
Safevi devletinin kuruluş sürecinde ve kuruluşundan sonra 1514 ve 1517 yılına dek olan zaman diliminde Anadolu’nun siyasal coğrafyası şöyledir: Başkenti Elbistan olan Dulkadır devleti, geniş bir coğrafyaya egemendi. Maraş’ın tümü, Kayseri ve Sivas’ın birçok yöresi ile Yozgat, Çorum, Kırşehir gibi geniş bir alan Dulkadır devletinindi. Dulkadır topraklarından büyük bir kitlenin Safevilere katıldığını biliyoruz. Dulkadırlılar, Safevilerde federasyonun dengi olan ‘el’ düzeyinde temsil ediliyordu. (2) Dulkadır toprakları 1516 ve 1517 yıllarındaki Mısır seferi sırasında Osmanlı egemenliğine girdi.
Yine aynı dönemde, kuzeydeki uç noktası Divriği olan Memluk devleti yer alıyordu ki, Divriği’den Halep’e kadar olan bölge, Anadolu’nun en yoğun Türkmene sahip yeriydi. (3) Bu bölgede yaşayan ve Halep Türkmenleri olarak da anılan Şamlular, Safevi Türkmenlerinin önemli bir bölümünü oluşturuyordu. Yeni- İl Türkmen grubu da bu bölgedeydi. Bu bölge, Çaldıran savaşından üç yıl sonra Mısır seferi sırasında Osmanlı egemenliğine girdi.
Fırat’ın doğusu Akkoyunlu toprağıydı. Akkoyunlu Türkmenlerinin Safevi devletinde önemli görevler aldığını biliyoruz.
Görüldüğü gibi 1514 ve 1519’lara kadar Osmanlının egemen olduğu coğrafyadan Safevi ülkesine dikkate değer bir göç olduğu söylenemez. Çünkü göçlerin büyük bölümü, Dulkadır, Memluk ve Akkoyunlu topraklarındandır. Osmanlı devleti buralara 1514 ve 1517 yıllarında egemen olmuştur. Hatta; daha farklı durumları da görmek gerekir. Örneğin; Safevilerdeki Tekelü topluluğunu yalnızca Teke yarımadasından göçmüş Türkmenler olarak görmek yanlıştır. Çünkü, Halep ve Şam Türkmenleri içinde Tekelü adlı kalabalık bir oymağın olduğunu biliyoruz.
Kısacası; Osmanlı devletinin coğrafyası ile Safevi devletinin coğrafyası arasında Memluk ve Dulkadır devletleri vardır. Bu devletleri görmezlikten gelerek yorum yapılamaz.
Bildirimin asıl konusu, Azerbaycan’a giden Türkmen topluluklarının Türkiye’deki boydaşlarının geçmişteki ve günümüzdeki yerleri üzerine bilgi sunmaktır. Bu bilgilerin büyük bölümünü Faruk Sümer bilim dünyasına sunmuştur. Ancak, ben şimdiye dek araştırılmamış topluluklardan on ikisini mercek altına almaya çalışacağım. Bu topluluklar boyun bir parçası olan oba niteliğindedir.
1-Solaklu
Don Juan’ın sıraladığı 32 oymak arasında ( Solachlu olarak ) yer almaktadır. (4) Solaklu topluluğunun Anadolu’da yurt tuttuğu yerlerden belirleyebildiklerim, geçmişte ve günümüzde yoğun Alevi nüfusun yaşadığı yerlerdir.
On altıncı yüzyıl Malatya tahrirlerinden hareket ederek Malatya’da en az üç köyde Solakların yaşadığını belirleyebiliyoruz. ( 5) Bu köylerden ikisi günümüz Malatya sınırları içindeki Kozluk ve Çermik’tir. Kozluk, Battalgazi ilçesinde Fırat yakınındadır. Çermik, Arguvan ilçesinde ve Fırat kenarındadır. Her iki köy Alevidir. Çermik’teki Solak obası varlığını günümüze dek sürdürmüştür.
Çermik köyünün yakınında, Fırat kenarında yer alan Korucuk köyündeki Hasan Dede türbesinde yatan üç erenden ikisi Solak adını taşımaktadır. Kara Solak ve Ağ Solak adlı erenlerin yattığı bu yer (6) tahrirlerde zaviye olarak kayıtlıdır. (7) Halkı Alevi olan Korucuk köyünde, Hasan Dede Ocağı dedeleri vardır. (8) Kara Solak ve Ağ Solak, aşağıda açıklanacağı gibi sosyal birer addır. Yani, bu erenler, Solak topluluğundan olduğu için Solak adıyla anılmaktadır.
1577 yılında Elbistan ve Malatya dolaylarında ortaya çıkan Şah İsmail ayaklanmasına nezir vererek katkıda bulunan Solaklu topluluğu (9), bu köylerdeki Solaklar olmalıdır. Fermanda Eğribük, Adafı gibi köylerin adı geçmektedir ki bu köyler, Solaklar’ın yurt tuttuğu köylere komşudur.
Bir başka Solak topluluğu, Samsad nahiyesindeydi. (10) Burası, Makar Haçlı Dar Baba adlı zaviyeye çok yakındı ve Baba Resul olayının başlangıç yöresindeydi.
Malatya’nın kuzeyinde yer alan Hasançelebi kasabasındaki geniş bir alanın adı Kara Solak Kuzu’dur. Buradaki Kuz, sabahleyin güneş ışığı almayan yer anlamındadır. Solak ise büyük bir olasılıkla, konumuz olan Solak topluluğudur.
Hasançelebi ve çevresinde -on sekizinci yüzyılda yöreye gelmiş olan Dirijan adlı Kürt aşiretinin üç köyü dışında- tümüyle Alevi köyler yer almaktadır. (11)
Solak adlı yerlerin en ilginci, Sivas’ın Kangal ilçesine bağlı Bektaş köyündeki yöre ve dağ-ziyarettir. Bektaş köyü, Hacı Bektaş’ın mensup olduğu Bektaş topluluğunun yayla yurduydu. (12) Bektaş topluluğunun hacısı olması dolaysıyla Hacı Bektaş da kuşkusuz topluluğuyla burada yaylıyordu. Köyde günümüzde Hacı Bektaş ziyareti ( yatırı ) vardır. Anlatılanlara göre Hacı Bektaş, bir süre bu köyde yaşamış, ziyaretin olduğu yere sofra silkmiştir. (13) Bektaş topluluğu on altıncı yüzyıldan önce bu yaylayı terk etmişti. Tahrir kayıtlarında burası Bektaş Viranı olarak geçmektedir. (14) Bektaş köyü çevresi gerek geçmişte gerekse günümüzde Alevilerin önemli yurtlarındandır. Yörede Geyikli Baba, Şeyh Şazeli, Dede Garkın’ın halifelerinden Ali Seydi, Garip Musa gibi erenlerin türbe ya da ocakları vardır. Ede Balı’nın mensubu olduğu Kayı’ya bağlı Balu topluluğu da bu yörede Başviran ve Hatun Çayırı’nda yaylıyor, Mardin’in güneybatısında kışlıyordu. (15)
Sonuç olarak, Safevilerdeki Solakların emmidaşı olan Anadolu’daki Solaklar, Alevi halkın yurt tuttuğu yerlerdedir ve günümüzde de bu Solakların torunları Alevidir.
2-Ördeklü
Şah Abbas zamanında 1628 yılında Kapanat valiliği yapan Hasan Sultan Ördekli obasındandı. (16) Safevilerdeki Ördeklü obası, Türkmen olarak adlandırılan gruptandı. Türkmen obası, Bayındır ve Musullu topluluklarından oluşuyordu. Musullu ve Bayındır, Akkoyunluların ana topluluklarındandı. (17) Ördeklü, Maraş kırsalında, Göksun ile Andırın arasındaydı. 1515 yılında Sinan Paşa komutasındaki Osmanlı ordusuyla Dulkadır devletinin ordusu, Ördeklü denen bu yerde çarpışmıştı. ((18) Tahrir kayıtlarına göre Ördeklü’nün tam yeri, Afşin’in kuzeyindeki Hezanlı dağı ile batısındaki Tahtalı dağı arasında yer alan Hurman nahiyesindedir. (19)
Öte yandan, Kahramanmaraş’ın Narlı ilçesinde Ördekdede köyü ve Ördekdede adlı bir ocak vardır. Ördekdede halkı Alevidir.
3-Harmandalu
Halep Türkmenlerinin dört ana kolundan birini oluşturan Harbendelüler (20), Safevilerde, Şamlu topluluğu içinde yer alan etkin ve kalabalık bir topluluktu. (21) Don Juan’ın listesinde Harmandalu olarak yer alan bu oba, Safevi kaynaklarında Harbendelü ve Hüdabendelü olarak yer almaktadır. Şah Abbas’ın kütüphanecisi, ressam,ve ozan Sadıki Beğ bu obadandı. (22)
Araştırmacılar Harmandalu topluluğunun ad babası olarak İlhanlı hükümdarı Olcayto Harbende’yi göstermekteyse de şimdilik, bu savın eleştiriye muhtaç olduğunu belirtmekle yetinmek durumundayız. Harbende’nin Moğolcada ‘üçüncü’ anlamında bir sözcük olduğu belirtilmektedir. (23) Şeref Han’ın yazdığına göre Harbendeliler, Akkoyunluların temel direklerinden biriydi. (Woods, s: 336)
Harmandalu topluluğunun yaylası, Yeni-İl Türkmenlerinin de yayla yurdu olan yöredeki Harmandalı köyüydü. Bu köy, Kangal ilçesine bağlıdır. Harmandallıların terk etmesiyle birlikte 1687 yılından itibaren Dirijan aşireti burayı yurt tutmuştur. (24) ve aşiret halen burada barınmaktadır.
Eskişehir’deki Harmandalu köyünü Harmandalı topluluğu kurmuştur ve bu köy halkı da Alevidir. ( 25) Harmandalı topluluğunun yoğun biçimde yurt tuttuğu köyler, Arguvan topraklarındadır. On altıncı yüzyıl kayıtlarına göre Korucuk, Ambarcık, Aşağı Enemendik, Mamerek, Karahisar, Kurdkuyu, Çemiş köylerinde Harbendelüler barınıyordu. ( 26) Bu köylerden Korucuk, Ambarcık, Mamerek günümüze ulaşmıştır ve üçünün de halkı Alevidir.
Eskişehir’deki Harmandalu köyüne on sekizinci yüzyıldan itibaren rastlanmaktadır. (27)