Orijinalini görmek için tıklayınız : F Tipi Kör Etti


spartacus
03.12.2006, 14:30
Wernicke-Korsakoff hastası olan Savaş Kör, F Tipi cezaevlerindeki tecrit uygulamalarına karşı girdiği ölüm orucundan sonra yakalandığı hastalığın etkisiyle iki gözünü kaybetti. Tedavisi yapılmadan uzun yıllar cezaevinde tutulan Kör, 'cezası' bittiği için serbest bırakıldı ancak dışarıda da tedavi için başvurduğu bütün kapılar yüzüne kapandı.

Savaş Kör (30), Türkiye Komünist Partisi/ Marksist Leninist örgütüne üyelik iddiasıyla 1997'de tutuklandı. 26 Eylül 1999'da Ulucanlar Cezaevi'ne düzenlenen operasyonda sol elinin 3 parmağını kaybetti. Ulucanlar katliamının etkisini üzerinden atmaya çalıştığı dönemlerde F Tipi cezaevlerinin inşaası gündeme geldi. Kör, diğer siyasi tutuklularla birlikte F Tipi cezaevlerine ve tecrit uygulamalarına karşı ölüm orucuna girdi. Devletin, ölüm orucunu sona erdirmek için 19 Aralık 2000'de cezaevlerine 'Hayata Dönüş' adıyla yaptığı operasyon sonrasında, eyleminin 153'inci gününde Ankara Numune Hastanesi'ne kaldırılan Kör'e 'zorla' müdahale edildi. Daha sonra Wernicke-Korsakoff hastalığına yakalandı. Cezaevi idaresince tedavisi yapılmayan Kör, 2001'de tahliye edildi ancak hastalığı onu dışarıda da yalnız bırakmadı.

http://www.kaypakkaya.net/resimler/90172.jpg
Dışarıdayken de yargılanması devam eden Kör, hastalığı nedeniyle duruşmalar için mahkemeye gidemedi, hüküm giydi ve aranır duruma düştü. Hastalığı yüzünden evden dışarı çıkamayan Kör'ü devlet, evinden alarak Kandıra F Tipi Cezaevi'ne götürdü. Cezaevi koşulları nedeniyle hastalığı daha da ilerledi.

Cezaevinin suyunu içmedi

Hastalığı için gerekli gıda ve ilaçları alamayan Kör'ün direnci git gide düştü, vücudu ve gözleri yaralar içinde kaldı. F Tipi 'hücre hapsi' Kör'ü kendi dünyasına hapsetti. Kör, hastalığı nedeniyle her iki gözünü kaybetti. Körlük, beraberinde psikolojik rahatsızlığı getirdi. Cezaevi görevlilerinin kendisini zehirleyip öldüreceklerine inandığı için görevliler tarafından kendisine verilen suyu içmedi, yemekleri yemedi.

Ailesi ve avukatları tarafından cezaevi idaresi ve Adalet Bakanlığı'na gönderilen birçok dilekçeye, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne yapılan başvurulara rağmen, hastalığı ileri boyutlara ulaşan Kör, serbest bırakılmadı.

Hastaneler tedavi etmedi

Kör, tüm çabalara karşın ancak 'cezası'nın sona erdiği 16 Kasım 2006'da serbest bırakıldı. Kör'ün dışarıdaki ilk durağı hastaneler oldu. İyileşmesi için uzun bir tedaviye ihtiyacı olan Kör'ü hastaneler kabul etmedi. Şişli Etfal Hastanesi 'hastane araç gereçlerinin yetersizliği' nedeniyle Kör'ü geri çevirirken, 'hastalığının gözlerinden beynine sıçrama riski' olduğu teşhisi koyan İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi ise Kör'ü Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'ne sevk etti. Daha önceleri tutuklu olduğu sırada 'rol yapıyor' gerekçesiyle Kör'ü cezaevine geri gönderen Bakırköy Hastanesi, bu sefer de tedavisini yapmadan evine gönderdi.

Kızını hatırlamıyor

Kör, Wernicke-Korsakoff nedeniyle hafıza sorunu da yaşıyor. Geçmişine yönelik soruları cevaplamakta zorlanıyor. Geçmişi unuttuğu için 12 yaşındaki kızı Simge'yi hatırlamıyor. Kör, 'Simge'nin kızım olduğunu söylüyorlar ama ben buna inanmıyorum' diyor.

Oğlunun bakımını üstlenen ve hastalığını üzüntüyle karşılayan Anne Aynur Kör ise, tüm olanlardan cezaevi yönetimini ve doktorları sorumlu tutuyor.

sutoprak
03.12.2006, 14:54
daha kac kisi bu durumlara dusecek biseylerin anlasilmasi bu kadar zor mu insanlar isizleri istemiyor defolun gidin bunu anlamk bu kadar zor mu... gozdeki hastalik beyine sicrayinca psikolojisini mi bozuluyor insanin ruh ve sinir hastaliklarinda ne isi var ben baglanti kuramadim... Asil F tipleri yasalar kanunlar bozuyor insanlarin psikolojisini artik depresyona girmeyi biraktim organlarimizi kaybettik.

peki o cocuk ve kadina ne olacak simdi kim bilir kadin cocugunun karnini doyurmak icin kac tane kapiyi asindiracak ve kac tane kapinacak vicdanlari rahat uyuyorlar bu insanlar...

huseyn
03.12.2006, 19:48
tecriti kaldırın ölümleri durdurun....
içerde dışarda hücreleri parçala...

aydınlık
03.12.2006, 21:02
Ben F tipi cezaevlerinin inşaasında çalıştım. F tipi cezaevinde hücre yoktur. O yüzden hücre hapsi veya tecrit kavramı olamaz. Odalar 2 veya 3 kişiliktir ve 2 katlıdır. Kendi lavabosu küçük mutfağı radyo yayını vardır. Sosyal alanları vardır. Spor salonu vardır. Sosyal açıdan insani hakları açısından diğer cezaevleriyle kıyaslanamaz bile.

epikurus
03.12.2006, 21:41
Ben F tipi cezaevlerinin inşaasında çalıştım. F tipi cezaevinde hücre yoktur. O yüzden hücre hapsi veya tecrit kavramı olamaz. Odalar 2 veya 3 kişiliktir ve 2 katlıdır. Kendi lavabosu küçük mutfağı radyo yayını vardır. Sosyal alanları vardır. Spor salonu vardır. Sosyal açıdan insani hakları açısından diğer cezaevleriyle kıyaslanamaz bile.

Biliyor musun bu yazını okurken seni bir celleda benzettim. Aldığı bir canın ardından darağacını ve darağacı ipinin kalitesinden bahseden bir cellada. Ve ben bu yazını okuyunca insanlığımdan utandım. Sorun senin oranın inşaatında çalışman değil. Orasını 5 yıldızlı otel gibi gösteren insanlarla aynı perdede konuşmanda. Orası madem bu kadar rahattı da "hatta sosyal tesisleri" vardı da insanlar neden ölümü seçiyor? Düşündün mü?

Servan
03.12.2006, 21:55
tecrite hayır ölüme son

h.ismail tut
03.12.2006, 22:44
Ben F tipi cezaevlerinin inşaasında çalıştım. F tipi cezaevinde hücre yoktur. O yüzden hücre hapsi veya tecrit kavramı olamaz. Odalar 2 veya 3 kişiliktir ve 2 katlıdır. Kendi lavabosu küçük mutfağı radyo yayını vardır. Sosyal alanları vardır. Spor salonu vardır. Sosyal açıdan insani hakları açısından diğer cezaevleriyle kıyaslanamaz bile.

sen bence başka bir yerde çalişmişın... niye dersen f. tiplerinde tek kişilik hücreler vardır ve o tek hücreler yanyanadır ve tek katlıdır 3 tane tek hücrenin havalandırması aynıdır .
bunun yanında 3 kişilik hücrelerde vardır (senin tabirince odalar) ve onlar iki katlıdır. evet radyo yayını var ama radyoda ne dinleyecegine sen karar vermiyorsun.!! onlar istedigi zaman banyo yapıyorsun ve çay demlemek için ketil var ve tv izlemek için priz yerleri var paran varsa onlardan yararlanıyorsun ziyaretcin geldiginde afedersiniz ama külotunuza kadar aranıyorsunuz sayımlarda asker gibi esas duruşa geçmeniz bekleniyor(tabi nafile) sen hak hukuk nedir galiba bilmiyorsun . bunlar sadece kabaca durumlar daha yazsam çok sürer f. tipi hapishanelerini saray villa gibi lanse etme inşaasında çalışmıssın ama birde orda kalsan kırılsın bu ellerim derdin kesinlikle

Zelal
03.12.2006, 23:02
Ben F tipi cezaevlerinin inşaasında çalıştım. F tipi cezaevinde hücre yoktur. O yüzden hücre hapsi veya tecrit kavramı olamaz. Odalar 2 veya 3 kişiliktir ve 2 katlıdır. Kendi lavabosu küçük mutfağı radyo yayını vardır. Sosyal alanları vardır. Spor salonu vardır. Sosyal açıdan insani hakları açısından diğer cezaevleriyle kıyaslanamaz bile.

ya ben bugune kadar yanlış biliyormuşum meğer f tipinde hücre yokmuşş!!! ilk defa senden duyuyorum bunu.. ilginç gercekten çok ilginç.Yanlış okumuşum demek ki bugune kadar f tipiyle ilgili yaşananları, ne büyük dikkatsizlik dimi???

DrmdrM
04.12.2006, 00:16
Ben F tipi cezaevlerinin inşaasında çalıştım. F tipi cezaevinde hücre yoktur. O yüzden hücre hapsi veya tecrit kavramı olamaz. Odalar 2 veya 3 kişiliktir ve 2 katlıdır. Kendi lavabosu küçük mutfağı radyo yayını vardır. Sosyal alanları vardır. Spor salonu vardır. Sosyal açıdan insani hakları açısından diğer cezaevleriyle kıyaslanamaz bile.

veee radyo yayını da var...''insanın giresi geliyor ya,ne güzel ne güzel''...komik olma arkadaşım...ne niyetle geldin foruma ,önyargısız olayım diyorum ama daha ikinci mesajında böyle saçma sapan yazman,neyse umarım telafisini yaparsın...

Savaş Kör'ün başına gelenler, F tipinin tüm çirkinliği işte.kim olsa aynı durumda güvenip içemezdi o suyu.tecrite,f tipine ve insanlıkdışı tüm uygulamalara hayır...

spartacus
04.12.2006, 00:18
H.ismail tut arkadaşın dediği gibi sen başka yerlerde çalışmışsın.
Bir kuş dahi kafesteyken yanına bir iki kuş daha konulur. Özgürlüğü elinden alınmış bir canlıyı altın kafese koysan dahi orası onun için işkence mekanıdır. O kafesin altın mı, yoksa gümüşten olması hiç önemli değil. İnsan gibi sosyal bir varlığa hücreleri reva görmek insanlık suçudur.

Nesimi
04.12.2006, 00:43
Ben F tipi cezaevlerinin inşaasında çalıştım. F tipi cezaevinde hücre yoktur. O yüzden hücre hapsi veya tecrit kavramı olamaz. Odalar 2 veya 3 kişiliktir ve 2 katlıdır. Kendi lavabosu küçük mutfağı radyo yayını vardır. Sosyal alanları vardır. Spor salonu vardır. Sosyal açıdan insani hakları açısından diğer cezaevleriyle kıyaslanamaz bile.

5 yıldızlı otel gibi desene. Hapishanelere kokoreç arabası sokanlardan bahsedilmiyor konu siyasi tutuklular için yapılan bir cezaevi. Türkiyedeki 1980 öncesi ve sonrası cezaevlerini objektif olarak incelemeni ve bugünkü konuma göre yorum yapmanı isterdim.

suyunsesi
04.12.2006, 01:49
Yüreğim Kanıyor

Sakin göllerin kuğusuyduk
Salınarak suyun yanağında
Yarılan ekmeğin buğusuyduk
Gözüm yaşarıyor
Yüreğim yanıyor /kanıyor
Olmasaydı sonumuz böyle
'biri saksımızı çiğneyip gitti
biri duvarları yıktı
camları kırdı
fırtına gelip aramıza serildi
biri milyon kere çoğaltıp hüzünleri
her şeyi kötüledi
bizi yaraladı
biri şarabımızı döktü
soğanımızı çaldı
biri hiç yoktan vurdu kafeste kuşumuzu
ciğerim yanıyor yüreğim kaniıyor
olmasaydı, olmasaydı sonumuz böyle'
Gözüm yaşarıyor
Yüreğim yanıyor /kanıyor
Olmasaydı sonumuz böyle
Dağlarda çoban ateşiydik
Dolanarak mavzer yatağında
Ceylan pınara inişiydik
Göğsüm daralıyor
Yüreğim kanıyor
Olmasaydı sonumuz böyle
'birer yolcuyduk aynı ormanda kaybolmuş
aynı çıtırtıyla ürperen birer serçe
hep aynı yerde karşılaşırdık tesadüf bu...
birer tomurcuktuk hayatın kollarında
birer çiğ damlasıydık
bahar sabahında gül yaprağında
dedim ya hiç yoktan susturuldu şarkımız
yüreğim kanıyor yüreğim kanıyor
bitmeseydi, bitmeseydi bizim öykümüz böyle'
Göğsüm daralıyor
Yüreğim kanıyor
Olmasaydı sonumuz böyle

Yusuf Hayaloğlu

insanlık suçu tecrite hayır daha fazla hasarlar çoğalmasın ölümler olmasın, durdurulsun yürekler yanmasın
analar yavrular ağlamasın!...

bozalcan
04.12.2006, 09:59
burası nasıl bir memleketdir.yada memleket güzelde bu memleketi bu hale kimler getirmiştir.yazının başında f tipi cezaevlerinin doğurduğu felaketi okuyup hayata lanet okuyorum.yazının devamında katılan bir arkadaşımın f tipi cezaevleri aslında bu tip insanlara çok bile bunları kör kuyulara atalım dediği yazısını okuyorum.Yazık çok yazık.bu site elit bir site insanlar yazdıklarına çok dikkat etmeli!

azemheval
04.12.2006, 10:08
kesinlikle orda yaşananları sadece orda yaşamaya çalışanlar anlatırlar , benim kuzenim f tipi kandıra cezaevinde kadınlar koguşunda , ve gecen ay ölüm orucundan hastaneye kaldırıldı tedaviyi kabul etmedi ve şimdi hala cezaevinde , kaç arkadaşını kaybetti ne gençler gitti, hepsi daha iyi bir yaşam savaşı verdiği için elbette ölüm orucunu savunmuyorum çünkü bedeni ölüme yatırmak bundan sonrası için savaşamamktır , bir anlamda bazende hak veriyorum hani onları caydıracak savunmasız bırakacak hiç birşeyin yok sadece canın ve gün geliyo sen yaşam ugruna canından geciyosun

ordaki hücrelere gelince , tek kişilik banyosu olan havalnadırmayı 3 hücreyle paylaşabilecegin bir zindan (oda degil) ve sen her istediğinde banyo yapamıyosun suyu istedikleri saatte veya günde veriyolar. rodyomu? herhalde orda sana türkü çalmıyorlar ..insanın yaşam hakkını kimse elinden alamaz , ve hücrelerde yaşamaya çalışan bizim insanlarımız , hani orda rahatlar rodyo bile dinleyebiliyolar demek gercvekten çok yanlış
hücrelere özgürlük getirene kadar savşam cesaretini gösteren tüm tutsakları sevgiyle selamlıyorum

hafikakpinar
04.12.2006, 10:12
Ben F tipi cezaevlerinin inşaasında çalıştım. F tipi cezaevinde hücre yoktur. O yüzden hücre hapsi veya tecrit kavramı olamaz. Odalar 2 veya 3 kişiliktir ve 2 katlıdır. Kendi lavabosu küçük mutfağı radyo yayını vardır. Sosyal alanları vardır. Spor salonu vardır. Sosyal açıdan insani hakları açısından diğer cezaevleriyle kıyaslanamaz bile.

Bu senin dediğin , mücadelemiz için savaş veren , f tipi HÜCRE'lerin kalkması için ölüm orucuna giren yoldaşlarımıza hakarettir , saygıszlıktır..

O insanlar tecritin kalkması için canlarını ortaya koyuyorsa bir bildikleri vardır.. Buna ne sizin ne de başkalarının dil uzatmaya hakkı vardır.. :no:

Gülseren58
04.12.2006, 13:29
Ben F tipi cezaevlerinin inşaasında çalıştım. F tipi cezaevinde hücre yoktur. O yüzden hücre hapsi veya tecrit kavramı olamaz. Odalar 2 veya 3 kişiliktir ve 2 katlıdır. Kendi lavabosu küçük mutfağı radyo yayını vardır. Sosyal alanları vardır. Spor salonu vardır. Sosyal açıdan insani hakları açısından diğer cezaevleriyle kıyaslanamaz bile.


Sn.aydınlık,

Siz F tipi cezaevlerinin inşaasında çalıştığınız zaman yevmiyeleriniz ne kadardı? Ücretinizi zamanında alabiliyor muydunuz? Öğle yemeği için 1 saatlik paydos, aralarda iki kez çay molası veriliyor muydu? O ücretle geçiminizi sağlayabiliyor muydunuz?
İş kazası geçiren işçiler için yeterince sosyal haklar mevcut muydu? Sendikalı mıydınız?

Sorularımın konuyla ne alakası var değil mi?

Sizin yazdıklarınız da konuyla alakasız. Bir yerin sizin tarif ettiğiniz şekilde inşaa edilmesi çok önemli değildir. Önemli olan orada Hapishane Müdürünün, çalışanların, gardiyanların vs.vb toplarsak devletin, kendi himayesinde olarak kabul etmesi gerektiği tutuklulara nasıl davrandığıdır.

Pardon..siz aslında bir sosyal bilimcisiniz değil mi psikolojide de uzman olan. Ama oldu bitti ameleliği sevdiniz siz. Bu yüzden inşaatlarda da hevesinizi almak için çalışıyorsunuz. Yoksa herhalde sosyal açıdan diğer hapishaneler ile kıyaslanamayacağını burada beyan etmezdiniz.

Şimdi sizin bu yorumunuzdan sonra aklıma geldi.

Kim bilir belki nazi toplama kampları da çok insaniydi, orayı inşaa edenlerce.

spartacus
04.12.2006, 16:56
İnsan hücreye sığar mı? Tutuklu ve Hükümlü Yakınları Birliği (TUYAB), cezaevlerinde yaşanan tecridi ve hak ihlallerini protesto etmek için bugün Yüksel Caddesi’nde basın açıklaması yaptı.

İstanbul’dan Ankara’ya gelen tutsak aileleri adına açıklama yapan Seza Mis Horuz, “Cezaevlerinde uygulanan tecrit ve izolasyon politikası 7. yılına girdi. Tecride karşı sürdürülen direnişte 122 siyasi tutsağın ölümüne ve binlerce insanın sakat bırakılmasına neden oldu” diye konuştu.

Horoz, tecrit ve izolasyon saldırısını geri püskürtmek, milletvekilleri ve kurumlarla görüşmek için İstanbul’dan geldiklerini ifade eti. Türkiye cezaevlerinde 70 binin üzerinde insan olduğuna dikkat çeken Horoz, “Okul yerine cezaevleri açılıyor. F tipleri insanlarımızın insanlığını yok ediyor. Tecridin mutlaka kaldırılması gerekiyor” dedi.

Eylemde konuşma yapan Limter-İş Genel Başkanı Cem Dinç ve Özgür Radyo Haber Müdürü Halil Dinç’in annesi Gülizar Dinç, “Ben çocuklarımla gurur duyuyorum. Çocuklarım suçsuz yere cezaevindeler. Görüşe gittim, görüş cezası vermişler. Zırt pırt ceza veriyorlar” diyerek uygulamaları protesto etti.

Geçtiğimiz günlerde, “F Tip’leri villa gibi ” manşetleri atan medyayı eleştiren Dinç, “F tipleri rahat diyorlar. Çocuklarımı ilk görmeye gittiğimde, kalaslarla dövmüşlerdi. Ben oğlumun kanlı gömleğini aldım. İşkence mi rahatlık? Adalet Bakanı nerede? Gelsin konuşalım, sesimizi duysun artık” şeklinde konuştu. “Çocuklarımın yeri yurdu belli biri sendikacı, diğeri radyoda çalışıyor. Altı ay boyunca ne ile suçlandıklarını bile bilmeden yatacaklar” diyen anne Dinç, oğlunun görüşe yalınayak getirildiğini, yediği dayaklar nedeniyle gömleğinin kan içinde olduğunu belirtti.

Eylem, “İçerde, dışarıda hücreleri parçala”, “Anaların öfkesi katilleri boğacak” sloganlarıyla son buldu

KızılBant
04.12.2006, 17:12
F tipi hücreler devrimci sosyalist, solcu muhalif insanlar için inşa edildi.

Zalim Ecevit bu işin uygulayıcısı oldu

Evet bu F tipine Aleviler olarak bizlerde girebiliriz nede olsa Osmanlıdan beri Muhalif kesimini başını çekiyoruz

Unutmayınki F tipleri Tecavüzcüler, katiller, Kapkaçcılar için değil bizler için yapıldı


F tipine karşı olmalıyız

Balta
04.12.2006, 18:26
.
Şimdi benide adaptasyon dönemine alın faşistler.

Hayır sana bu bile az gelir. Seni direk faşistlerin yanına gönderelim.

Bu forumda böyle külhanbeylere yer yok.

Güle güle.

Forumdan kovuldunuz

orak_çekiç
04.12.2006, 18:32
bildiğim kadarıyla F tiplerinde sadece devirimciler,solcular kalımıyor.islamcılar da var.ve bugün ölüm orucunda olan canlarımız kendileri için değil herkes için bu yola baş koydular.herkes onlar kadar cesur olabilse keşke.devletin hoşuna gider tabi bi devrimcinin gözler önünde ölümü.

spartacus
05.12.2006, 13:24
YANGIN YERİDİR YÜREĞİM

Bu yüreğin,
Bu kadar acıya dayanması
Kolay olmaz elbet…

Bu acıya,
Bu amansız sevdaya
Ve bu çiyan pazarlığına
şiir yazmayan birisi,
Şair’im demesin kendine, Ey sevgili yurdum !

Değildir daha,
Dağlarına bel verip kan kusturmamışsa düşmana
Hasret kalmamışsa uykuya,
Düğüm atmamışsa yar yoluna,
Çatmamışsa silahını kayalıklarına
El vermemişse kurtuluş kavgasına,
Oğullarımla, kızlarımla…
“Yiğidim” demesinler gençlerim kendilerine….

Serhat Uğur

Vapurmania
05.12.2006, 13:26
F tipileri solcular için yapıldı.

NE berbat faşist bir ülkede yaşıyoruz.

Hırsızlar, tecavüzcüler hapse girmez, düşüce suçluları, devrimciler f tipine atılır.

barısarock
06.12.2006, 01:09
vay be ben de bgüne kadar anatılanın yanlış biliyormuşum bakın f tipi hapshanelerin de çalışan arkadaşlar var f tip degil diyor ardından da kendi çelişkisine düşüyor yaw kardeş düşüne biliyonmu hergün aynı insanla konuşdunu. ve bu yılar alacak bişey sen bir saat bile bir yerde duramazken bunlar nasıl duracak piskoljik açıdan bakarsan ne durumda olduklarını düşünemiyorum hem kendin diyon küçük bir wc küçük bir mutfak küçük bir oda yani zından bu anıyacan ne yazıki sen de bunun güzel oldunu düşünüyon git bir ay kal görürüm nasıl güzelmiş o zaman seni

ziyakc
06.12.2006, 12:53
F tipileri solcular için yapıldı.

NE berbat faşist bir ülkede yaşıyoruz.

Hırsızlar, tecavüzcüler hapse girmez, düşüce suçluları, devrimciler f tipine atılır.

Bölücülük ne zamandan beri düşünce suçu oldu.
Sizin gibiler yüzünden insanlar aleviyim demeye çekiniyor. Hadi benide atın forumdan.

KızılBant
06.12.2006, 13:00
Bölücülük ne zamandan beri düşünce suçu oldu.
Sizin gibiler yüzünden insanlar aleviyim demeye çekiniyor. Hadi benide atın forumdan.

Kim kimi atıyor? Atılmaya meraklıysan gelmezsin buraya. Ortalığı karıştıran bir tipe benziyorsun.

Bölücülükle ne alakası var anlayamadım Vapurmania nın yerine cevap yazıyorum çünkü saçmalamışsın

Tecavüzcüyü kapkaççıyı görünce bu milli değerlerin ortada olmaz. Ama solcu görünce hemen bölücü dersin

Bak kapkaççı tecavüzcünün F tipine atıldığını gördün mü? Kusura bakmada tecavüzcüye kapkaççıya laf söylemeyipde F tipindeki devrimcilere laf söyleyen sen en büyük bölücüsün. Yolda çantana dikkat et kapmasınlar, tecavüzcülerde sokaklarda cirit atıyor hepsi de vatansever :)

karyatit
06.12.2006, 13:32
[COLOR="Purple"]bildiğim kadarıyla F tiplerinde sadece devirimciler,solcular kalımıyor.islamcılar da COLOR]yok canım islamcı dediklerin bir ara çıkartılıp devlet kurumlarına yerleştirildi onuda yapamadıklarına koruma vb.. işlerle topluma geri kazandırdılar...

spartacus
06.12.2006, 14:24
Bölücülük ne zamandan beri düşünce suçu oldu.
Sizin gibiler yüzünden insanlar aleviyim demeye çekiniyor. Hadi benide atın forumdan.


Söz konusu olan tecrittir. Burda insanların düşüncesine bakılmaksızın diyoruz ki, insan hücreye sığmaz. Ayrıca bildiğim kadarıyla PKK'liler şuan için F tiplerinde tutulmuyor. Biz meseleye yaklaşırken insan hakları ve insan onur temelinde yaklaşıyoruz, düşüncelerine göre değil. Bu sebeple diyorum ki, sen bir provaktör ve bölücüsün. Alevi olmana gelince. Seni Hüseyin'e su vermeyen yezide benzettim. Bir yezit kadar insafsız ve gaddarsın. Eğer ki, bu sebepten dolayı sen "aleviyim" demeye çekiniyorsan, bilki alevilik bu kadar ucuz değil. Çünkü Hz. Ali der ki, benim "soyundan gelen değil, benim düşüncemi sürdüren benim için önemlidir".

h.ismail tut
06.12.2006, 22:41
arkadaşlar f. tiplerinde çete suçluları[organize suçlar] islami örgütler ve pkk lilerde kalıyor sadece bilmeniz açısından yazdım yanlış anlamayın . ama bu insanlar da f. tiplerinde kalıyorlar ha rahatları nasıl derseniz çeteciler in rütbelileri esrarını vb. ihtiyaçları ayaklarına kadar getirtiriyorlar islamcılar derseniz [hepsi için demiyorum] gerçekten onurlu insanlar var içlerinde temiz ahlaklı ve dürüst insanlar çok var ama hokkabazlarda yok degil ama pkk konusunda yorum yapmam [ 19 aralık operasyonunda ....] ama şuan onlarda f. tipinde hatta d. tipinde hatta f2 .tipi hapishanelerde

garcia
06.12.2006, 23:28
Ben F tipi cezaevlerinin inşaasında çalıştım. F tipi cezaevinde hücre yoktur. O yüzden hücre hapsi veya tecrit kavramı olamaz. Odalar 2 veya 3 kişiliktir ve 2 katlıdır. Kendi lavabosu küçük mutfağı radyo yayını vardır. Sosyal alanları vardır. Spor salonu vardır. Sosyal açıdan insani hakları açısından diğer cezaevleriyle kıyaslanamaz bile.

sen hangi ülkeden bahsediyorsun?kendininde aidiatı içerisinde olduğu uzayın bir başka gezegenindenmi?senin gibilerine söyleyecek uygun tek kelime bir şey bulamıyorum.yoksa,f tipi bir hücrede tenis falanmı oynadın?saçmalama orda masa tenisi bile oynanmaz.sen f tiplerini çok modern ve insani bulduğuna göre insanlarımızı ahıra,kümese layık görüyor olmalısın.o zaman hemen söyleyim devrimciler değil,bu ülkede yaşayıpta bir öküzün yediği ot kadar işe yaramayan ve zekası bir öküzden bile daha düşük olanlar o ahıra layıktır.o zaman bu kadar modern ve insancıl yerde olmamak için boş yere insanlar öldü öylemi?yani solcu mahkumlar yalan söylüyor öylemi?bu yaptığın insanlığın değerleriyle dalga geçmektir ve bunları yazarken karşılığınıda alırsın.

garcia
06.12.2006, 23:36
Bölücülük ne zamandan beri düşünce suçu oldu.
Sizin gibiler yüzünden insanlar aleviyim demeye çekiniyor. Hadi benide atın forumdan.

arkadaşım sana gelince senin durumun çok vahim...sen hiç korkma çünkü hiç bir zaman düşünce suçu işlemezsin sen bu kafayla giderse.çünkü bu suçu işleyebilmek için, herşeyden önce düşünebilmek gerekir.ama düşünmek konusunda değilde, söyleneni taklit etme konusunda bir papağan kadar yetenekli olduğunu söyleyebilirim sana,çünkü faşizmin yıllardır söylediklerini çok iyi tekrar etmişsin forumda.hiç düşünmeden yapmışsın bunu.

düşünüyorum öyleyse varım..

huseyn
07.12.2006, 13:45
arkadaşlar f. tiplerinde çete suçluları[organize suçlar] islami örgütler ve pkk lilerde kalıyor sadece bilmeniz açısından yazdım yanlış anlamayın . ama bu insanlar da f. tiplerinde kalıyorlar ha rahatları nasıl derseniz çeteciler in rütbelileri esrarını vb. ihtiyaçları ayaklarına kadar getirtiriyorlar islamcılar derseniz [hepsi için demiyorum] gerçekten onurlu insanlar var içlerinde temiz ahlaklı ve dürüst insanlar çok var ama hokkabazlarda yok degil ama pkk konusunda yorum yapmam [ 19 aralık operasyonunda ....] ama şuan onlarda f. tipinde hatta d. tipinde hatta f2 .tipi hapishanelerde



arkadaşım sen hangi onurdan bahsediyosun???? islamcılar gerçekten onurlu demişsin ankara etimesgıt ta çıkan islamcı evlerinin bahçelerine gömen insanların, sivasta ozanları yakan insanların neresi onurlu eğer onlara onurlu diyosan şunu bil ki onur kavramını bilmiyosun... kimlerin esrarları ihtiyaçları ayağına kadar geliyo ya sen hiç f tipinde yatan birisiyle tanıştın mı??????
122 insan f tiplerinin çok güzel koşulları içiin mi ölüm oruçlarında öldü?????
onur budur zalimin karşısında herşeyinle yeri geldiğinde bedeninle direnmektir....

huseyn
07.12.2006, 13:50
Bölücülük ne zamandan beri düşünce suçu oldu.
Sizin gibiler yüzünden insanlar aleviyim demeye çekiniyor. Hadi benide atın forumdan.
düşünce suçunu bölücülük gibi algılyosan ya en bölücülüğü bilmiyosun ya da düşünmeyi... alevi demeye çekiniyomuşsun ne yaptın alevilik için??????
forumdan atılmak için geldiysen GÜLE GÜLE....

boranali
07.12.2006, 14:04
arkadaslar bu yaziyi okuyunca tuylerim diken diken oldu.artik yeter ya illa bircok insanin olmesimi gerek bir seylerin degismesi icin.illa irticami edilsin bu ulkeden neden ulkemde kendi dusumcemi savunamiyorum istenen halkimizin i yasamasi ve ozellikle insanca yasamasin el kapilarinda niye dilendiriyorlar bizi kendi ulkemi baskalarina peskes cekmek neden.ya ratik yeeeeeeeeeeeeetttttttttteeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeee errrrr.

garcia
07.12.2006, 21:37
DEVRİMCİLERİN PROVAKATÖRLERE KARŞI UYANIK OLMASI GEREK

arkadaşlar şu ''aydınlık'' rumuzlu şahıs ve onunla aynı düşüncede olanlar geçmişten beri ülkemizde provakatör olarak politika sahnesinde yerini alan,doğu perinçek'in izinden giden ip(işçi partisi)liler namı diğer ''aydınlıkçılardır''.hitlerin nasyonal sosyalizminin ülkemizdeki versiyonu olan bu şahıslar 12 eylül öncesi olduğu gibi 12 eylülden sonrada devrimcilerin verdikleri mücadeleyi her alanda proveke etmek için faaliyet yürütüyorlar.bunları deşifre etmek insanlık görevidir ve bunlara yanıt verirken bunu bilmek gerek.daha önce devrimcileri katleden,sürtüşme içinde oldukları devrimcileri gazetelerinde ihbar eden ve adreslerini verenler, işte bu devrimci düşmanı aydınlıkçılardır.şimdide üniversitelerde faşistlerle ve kolluk kuvvetleriyle omuz omuza verip,devrimci öğrencileri saldıranlar,ihbar edenler gene bu düşünceyi savunanlardır.bakın işte o kadar insan yaşamını yitirmiş,o kadar insan cezaevlerinde yakılmış ki,cezaevi operasyonunda yaşamını yitiren bir bayan mahkumun vücudunun yarıdan fazlası yanmış,kül olmuştu.bu aydınlık rumuzlu şahıs ve onun gibi düşünenlerin umurunda bile değil,onlar bunu bilerek yapıyor ve onurlu olan her mücadeleyi, proveke etmek istiyorlar.baksanıza adam f tipi cezaevlerini beş yıldızlı otele benzetti.bunun gibilerine karşı politik uyanıklığımızı yitirmeyelim.onların emekçi yığınları yalanlarla ve yanlışlarla kandırmasınada izin vermeyelim.bunlar mhplilerden daha tehlikelidir benim gözümde...

h.ismail tut
07.12.2006, 23:10
arkadaşım sen hangi onurdan bahsediyosun???? islamcılar gerçekten onurlu demişsin ankara etimesgıt ta çıkan islamcı evlerinin bahçelerine gömen insanların, sivasta ozanları yakan insanların neresi onurlu eğer onlara onurlu diyosan şunu bil ki onur kavramını bilmiyosun... kimlerin esrarları ihtiyaçları ayağına kadar geliyo ya sen hiç f tipinde yatan birisiyle tanıştın mı??????
122 insan f tiplerinin çok güzel koşulları içiin mi ölüm oruçlarında öldü?????
onur budur zalimin karşısında herşeyinle yeri geldiğinde bedeninle direnmektir....

degerli dost ben islamcıların zihniyetini ideolejisini ele almadım ve onların içlerinde onurlu insanlar var dedim . varda temiz namuslu onurlu insanlar var ama sen olayı benimde kesinlikle onaylamadıgım yönden almışın ben islamcıların ideolejisini övücü bir laf söylemedim söylemem bu benim kişiligime yakışmaz yazımı dikkatli okursan esrarı çeteci mafya vb.kişilerin ayagına kadar geldigini yazdım ve öylede cep telefonuna kadar ayaklarına geliyor ben f.tipinde yatan bir insanla tanışdım ve onlarca insan var tanıdıgım ve ölüm oruçları ile senle tartışmak istemem niye dersen bu işler senide benide aşan çok ciddi durumlar degerli kardeşim ama sen beni galiba yanış anladın bireysel olarak islamcı insanların içinde onurlu insanlar var dedim sevgiler saygılar.

halitseyfi
08.12.2006, 00:39
Bölücülük ne zamandan beri düşünce suçu oldu.
Sizin gibiler yüzünden insanlar aleviyim demeye çekiniyor. Hadi benide atın forumdan.

bir alevi olarak sudan bahanelerle alevi olduğunu söylemeye çekiniyorsan, söyleme gitsin. Sana ne dene bilir ki. Allah müstehakını versin. :no:

spartacus
08.12.2006, 23:48
İşkencede, hücrede ve zindanlarda eğilmeyen, bükülmeyen, solmayan onuruyla yaşayan tüm devrimcilere atfen yazılmıştır "hücrem demir" şiiri. Yine bir ölüm orucu sürecinde, bir sağır sessizlik ortamında, cehennemi andıran Diyarbekir zindanında teslimiyete, yılgınlığa ve onursuzluğa başkaldıran direnişi anlatır.
Bu anlamlı ve güzel şiir tüm devrimci tutsaklara armağan olsun.

Hücrem demir, yürek demir

Şirindir de yarenlerim can şirin
İşkencede tükeniyor günlerim
Yare bere kan içinden inlerim
Hücrem demir, yürek demir can demir.

Kaldırında şu zindanın üstünü
Kimi asmış kimi yakmış kendini
Kimi yatmış ölüme oy beni
Hücrem demir, yürek demir, can demir.

Belki sabah gün ışımıl aleme
Yol bulunmaz ki ışık sızsın hücreme
Bir mezarıma bakıyorum bir hücreme
Hücrem demir yürek demir can demir.

Verem girmiş hepimizi kemirir
Zülüm bir yanda öfkem kinde semirir
Cellat çekmiş hancerini çevirir
Hücrem demir yürek demir can demir.

Kardeşlerim yanıyordu ateşte
Ölüm orucunda ölür peş-peşe
Alem sağır hel bakın şu işe
Hücrem demir yürek demir can demir.

Neylersin bre cellat neylersin
Hiç usanmaz zülüm cefa eylersin
Bizden kemlik döneklik mi istersin
Hücrem demir yürek demir can demir.

Can kurbandır sakınır mı bu halktan
Gün bu gündür dayan yürek, can dayan
Bizi hasret ettin kavim kardaşa
Hücrem demir yürek demir can demir

Hasan Hayri Aslan

Akayizm
09.12.2006, 20:20
"F Tipi ve tadilatlı E Tipi cezaevi hücrelerinde tek kişilik veya küçük grupta izolasyon esasına dayanan bu model havalandırma, görüş, okuma, giyim, sağlık gibi temel ve vazgeçilemez hakları dahi "ıslah yaptırımı" adı altında kısıtlamakta veya yok etmektedir, tutuklu ve hükümlülerin fiziksel sağlığında ruhsal bütünlüğünde, kültürel ve siyasal kimliklerinde telafisi mümkün olmayan hasarlar bırakan ve maalesef bunu amaç edinen TECRİT- TRETMAN sistemi ortadan kaldırılmalıdır."

Bu Bir Hukukcunun Adalet Bakanligina Yazdigi Dilekceden Bi Kesittir

F-Tipi Ceza Evlerini Kültürel Etkinlik Sahasi Sosyal Bi Tesis "Hatta Spor Alani bile Varmis" Gibi Anlatan Arkadaslara Göstermek Istedim..
Size Bisey Söylim Madem Bu Kadar Harikaymis Bu F-Tipi Neden Kendiniz Gidip Yatmiyosunuz? Gidin Devlet Babanin Cebine 5 Kurus Koyun Size Yaparlar Bi Torpil Gidip Hayatinizin Kalan Kismini Orda Gecirirsiniz Cok Kapsamli Faaliyet Alanlari da Varmis Sizin Anlattiginiza Göre Hatta Düblex Villa Bile Denebilir :)
Nedersiniz Arkadaslar Hos Olmaz mi? Yeter Artik ! Insanlarimiz Ölüyo Bunu Engelleyemiyoruz Hepimiz Icin Ölüyorlar Belki Yarin Bizde Biz Icin Ölücez

Yeter Artik! Tecrite ve Ölümlere Son!
Yollumuz Ölüm Yolludur Son'a Geldigimizde Bizde Biz Icin Ölürüz..
F Tipi E Tipi B-Tipi Bizi Yollumuzdan Döndüremez.
Bunu Anlamayan Beyinlerinizin
F-Kösesine Sokun Artik F-Ciler !!!

spartacus
17.12.2006, 19:23
İnsan hücreye sığar mı?

İşçi-köylü Gazetesi

http://www.iscikoylu.org/2006/sayi-61/resimler/7/7.-semiha.JPG



TUYAB’ın uzun zaman önce başlatmış olduğu kampanya ve tecrit üzerine TUYAB faaliyetçilerinden Semiha Kırkoç ile görüştük.

Semiha Kırkoç: Toplumumuzun % 70’i insan ilişkilerinden kopuk, karamsar ve gelecekten umutsuz bir halde yaşıyor. İstatistiklere baktığımızda, hastanelerin psikiyatri bölümünde depresyon tanısıyla tedavi görenlerin sayısının oldukça artmış durumda olduğunu görürüz. Sosyal bir varlık olan insanın sağlık durumunu etkileyen faktörlerden birisi de çevresindeki insanlarla kurduğu ilişkilerdir.

Tam da burada TUYAB’ın kampanyasını ele almak, çok yönlü değerlendirmek gerekiyor. Amacımız sadece tutsakların üzerindeki tecridi kırmak değil toplumdaki tecridin de kırılmasıdır, çünkü ikisi birbirine geçmiş durumdadır.

- Bu konuda ne gibi girişimlerde bulundunuz?

- 2006’nın Mart sonunda “İnsan hücreye sığar mı?” şiarıyla bu kampanyayı başlattık. İlk önce tecride karşı olduğu bilinen bütün demokratik kitle örgütlerini dolaşarak kampanyayı ortaklaştırmak istedik. Ama gerek dar grupçu yaklaşımlardan, gerekse de farklı gündemleri olmasından kaynaklı biz kampanyayı kendi öz gücümüzle başlattık. İlk önce dört ana talep belirleyerek bir dosya hazırladık. Bunlar da gayet insani ve ortaklaşılabilecek taleplerdir. Kurumları ve gazeteleri tekrar dolaşarak kamuoyuna sesimizi duyurmaya çalıştık. Diğer yandan basın açıklamaları ve çeşitli etkinliklerle birlikte aileleri toparlamak için, yoğun aile ziyaretleri ve bir piknik gerçekleştirdik. Ailelerle birlikte eş zamanlı olarak semtlerde film gösterimleri düzenledik. Yapılan her mitinge, yöre pikniklerine, toplantılara katılarak yine bazı semtlerdeki esnafları, pazarları, evleri dolaşarak bülten satışıyla birlikte kampanyayı anlattık ve insanlara şunu sorduk; “İnsan hücreye sığar mı?”

Özellikle diğer aile kurumlarına ısrarla gittik. Eylem birlikteliği önerisi sunduk. TUAD göreceli olarak olumlu baksa da, pratikte harekete geçemedi. TAYAD ise kendi politikalarının ayrı olduğunu, ölüm orucu sürecini bitirmedikleri gibi gerekçeler sundular. Şu bir gerçek ki, herkesin sürece dair bir politikası olmak zorundadır. Ama aile kurumu olarak hepimizin ana gündemi tecrit ve izolasyondur.

Bunun yanında il dışında görüşmelerimiz oldu. Meclis ve Ankara’daki kurumlara gittik. Mayıs ayında bir kez daha gittik. DKÖ’lerle tecrit noktasında ısrarcı olursak ortaklaşabileceğimizi gördük. Ankara 78’liler, TUAD-DER, Ankara DTP yanımızda olduklarını açıkladılar ve orada bir basın açıklaması örgütledik. Geçen ay kampanya çerçevesinde bir kez daha Ankara’ya aile heyeti gönderdik. Bu kez sadece Meclis görüşmeleri yapıldı. AKP Manisa Milletvekili Hakan Taşçı Meclis’e soru önergesi verdi. Ceza Tevkif Evleri Daire Başkanı Türker Tok’la görüştük. Türker Tok, umut vermesine karşın biz onu samimi bulmuyoruz. Çünkü daha önceki pratiklerine baktığımızda aileleri oyalama, başından savma politikaları uyguladığını düşünüyoruz. Sürekli umut vermesine rağmen pratikte atılan bir adım yok. İzmir’de ise diğer kurumların yanı sıra İzmir Cezaevi İnisiyatifi (İCİ) ile görüştük şu anda koordineli olarak çalışıyoruz.

- Kampanya ile ilgili bundan sonra neler yapacaksınız?

- Önümüzdeki süreçte 19 Aralık mitingi düzenleyeceğiz. Bu mitingi diğer kurumlarla ortak yapmak istiyoruz. Bu hafta böyle bir çağrımız olacak. Bir yandan da imza topluyoruz, onları da Meclis’e götüreceğiz. Ayrıca ailelerin Adalet Bakanlığı’na ve Cezaevleri Tevkif Başkanlığı’na yazdığı dilekçeler var, onları göndereceğiz. 19 Aralık mitingiyle birlikte kampanya çalışmalarımız devam edecektir. Biz bu konuda ısrarlıyız. Kasım’ın son haftası veya Aralık ayının başında bir kez daha Ankara’ya gideceğiz ve yine haykıracağız; “İnsan hücreye sığar mı?” diye. Bizim cevabımız tek ve net; “Mücadelesiyle, bilinciyle, sevdasıyla, sevgisiyle, iyiye güzele doğruya olan inancıyla insan hücreye sığmaz”. Ya sizce? Eğer sığmaz diyorsanız harekete geçmek için daha ne bekliyorsunuz?

bolşevik_partizan
18.12.2006, 17:45
Kalbimizin yarısı burdaysa yarısı da Çin'dedir.
Ama sarı nehre doğru akanların arasında değildir!
Tiananmen Meydanında ezilenlerin yanındadır.

Zıtların birliği ve mücadelesi yaşamın ta kendisidir. Savaş Kör'ün durumu bu çelişkiyi en iyi ifade ediyor. Bir yanım hüzün, bir yanım öfke dolu...

bolşevik_partizan
19.12.2006, 22:27
Girdiği ölüm orucunda vucudunun aşırı vitaminsiz kalmasından dolayı gözleri kör olan Savaş Kör’ün durumu her geçen gün kötüye gitmektedir. Gözlerinde oluşan iltihaplı hastalık beyine doğru ilerliyor ve bu iltihap gözlerinde akıntı oluşturmuştur. Durumu her geçen gün kötüye giden Savaş Kör oturduğu yerde kalkmakta güçlük çekiyor. Geçirdiği kalp spazmı vucudında tahribatları büyütüyor. Tedavi masraflarının çok ağır olması nedeniyle sağlık durumu daha da ciddiyetini koruyor. Savaş Kör'ün tedavisi için ailesinin yaptığı bütün girişimler sonuçsuz kalmıştır. Özellikle tedavi masraflarının çok ağır olmasından ötürü ailesi perişan durumdadır. İstanbul'daki devlet hastaneleri de çeşitli bahaneler göstererek Savaş Kör'ü mağduriyetine bir yenisini ekliyor. Bunun en bariz örneği Çapa Tıp fakültesinde yaşanmaktadır.
Savaş Kör'e sahip çıkalım ve tedavisi için girişimde bulunalım.

İş Bankası Hesap No:1002 1179 698 SEMA GÜL İstanbul Aksaray Şubesi

spartacus
20.12.2006, 20:29
Savaş Kör'e sahip çıkmak tüm devrimcilerin görevi olmalıdır.
Yurt dışında bulunan devrimciler Savaş Kör'ü orada bulundukları ülkede tedavi etme yollarını aramalıdır. En azında yurt dışında tedavi imkanları daha fazladır. Özellikle ispanya'da bulunan devrimciler girişimde bulunmalıdır. İspanya göz konusunda Rusya'dan sonra en yüksek teknolojiye sahip bir ülkedir. Ama diğer batı avrupa ülkelerinde de olanaklar fazladır. Biz bulunduğumuz ülkede girişimlerde bulunduk. Sıra şimdi sende!
Savaş Kör'e sahip çık, yanlız bırakma!
Maddi ve manevi desteği esirgemeyin!

bolşevik_partizan
21.12.2006, 14:37
Ölüm oruçlarına ilişkin bakış açımı daha önce Behiş Aşçı'yla ilgili topikte belirttiğimde kimse beni anlamadı. Hatta kızan ve sekter söylemlerle ön yargılı davrananlar oldu. Ölüm oruçları sürdürenlerin elbette fiili destekçisiyiz. Onların direnci, kararlılığı ve devrimciliği tartışılmaz. Benim eleştirilerim eylem biçimine ilişkindir. Ben bu durumlara düşülmemesi ve sonucun bu kadar ağır olmaması için sitem etmiştim. Ben bu tabloyu ve manzarayı daha önceki ölüm oruçlarında da yaşamıştım. Ateş düştüğü yeri yakıyor dediğimde bazıları klişe yazılar yazdı. İşte bakın Savaş Kör'ün ailesi ne kadar zor durumda ve de mağdur. Daha bugün Savaş Kör'leri kaderleriyle baş başa bırakacaksak, yarın ne olacak. Yani bugün duyarlılığın en hassas olduğu evredir.
Ortada dayanışma için bir kampanya mevcut ama görüyorum ki, kampanyaya sadece 3-4 kişi duyarlı...
Şimdi ince sitemimi anladınız mı?

suyunsesi
22.12.2006, 02:01
Savaş Kör, gözlerini doğuştan veya geçirdiği her hangi bir hastalıktan ötürü kaybetmedi.
O F tipi hücrelerdeki karanlığı aydınlatmak için gözlerinin tüm ışığını akıttı hücresine.
Hücresini gözlerinin nuruyla aydınlattı.
Savaş Kör'ün hikayesi F tiplerinin karanlık yüzüdür.

azeyy
22.12.2006, 10:08
Tüm kör ruhların açılması için daha kaç can ölmeli,kör olmalı,hafızasını kaybetmeli?Bu bekleyiş bitsin artık..

azeyy
22.12.2006, 10:13
Ben F tipi cezaevlerinin inşaasında çalıştım. F tipi cezaevinde hücre yoktur. O yüzden hücre hapsi veya tecrit kavramı olamaz. Odalar 2 veya 3 kişiliktir ve 2 katlıdır. Kendi lavabosu küçük mutfağı radyo yayını vardır. Sosyal alanları vardır. Spor salonu vardır. Sosyal açıdan insani hakları açısından diğer cezaevleriyle kıyaslanamaz bile.

Sen bunu kör sağır dilsizlere anlat belki inanırlar..Öyle çoksunuz ki we öyle zawallı..
WE CELLAT UYANDI YATAĞINDAN BİR GECE; ''TANRIM'' DEDİ BU NE ZOR BİLMECE,ÖLDÜKÇE ÇOĞALIYOR ADAMLAR BEN TÜKENMEKTEYİM ÖLDÜRDÜKÇE..

bolşevik_partizan
23.12.2006, 03:03
Aydın mısın?

Kilim gibi dokumada mutsuzluğu
Gidip gelen kara kuşlar havada
Saflar tutulmuş top sesleri gerilerden
Tabanında depremi kara güllelerin
Duymuyor musun

Kaldır başını kan uykulardan
Böyle yürek böyle atardamar
Atmaz olsun
Ses ol ışık ol yumruk ol
Karayeller başına indirmeden çatını
Sel suları bastığın toprağı dönüm dönüm
Alıp götürmeden büyük denizlere
Çabuk ol

Tam çağı işe başlamanın doğan günle
Bul içine tükürdüğün kitapları yeniden
Her satırında buram buram alınteri
Her sayfası günlük güneşlik
Utanma suçun tümü senin değil
Yırt otuzunda aldığın diplomayı
Alfabelik çocuk ol

Yollar kesilmiş alanlar sarılmış
Tel örgüler çevirmiş yöreni
Fırıl fırıl alıcı kuşlar tepende
Benden geçti mi demek istiyorsun
Aç iki kolunu iki yanına
Korkuluk ol

Rıfat Ilgaz

ziyakc
25.12.2006, 19:04
Yani adam bi suç işliyor hapse düşüyor. Ondan sonrada ben burayı beğenmedim deyip ölüm orucu adı altında isyan ediyor grev yapıyor.
Üstelik beyenmediği yer F tipi. Eski cezaevleri tutuklular tarafından adeta bir eğitim yuvası haline getirilmişti. Devlette sorunu mahkumları ayırarak çözdü. Mahkumların kaldıkları yer hücre tipi değildir. Tecrit yoktur. Çünkü belirli saatlerde tutukluların biraraya gelmesine izin verilir. 6 tane mahkum odası aynı üzeri açık avluya açılır. Mahkum odalarındada yatağın bulunduğu arakat mutfak tezgahı ve tuvalet vardır. Odalar 2 ve 3 kişilik olarak yapılmıştır.
Ama eski cezaevleri bütün mahkumların birarada ranzalarda yattığı koğuş sistemiydi.
Bence bu grev provakatif bir hareket ve bir insanın hayatını ortaya koyarak bu şekilde bir eylem yapması çok yanlış.

sunam
25.12.2006, 21:26
Yani adam bi suç işliyor hapse düşüyor. Ondan sonrada ben burayı beğenmedim deyip ölüm orucu adı altında isyan ediyor grev yapıyor.
Üstelik beyenmediği yer F tipi. Eski cezaevleri tutuklular tarafından adeta bir eğitim yuvası haline getirilmişti. Devlette sorunu mahkumları ayırarak çözdü. Mahkumların kaldıkları yer hücre tipi değildir. Tecrit yoktur. Çünkü belirli saatlerde tutukluların biraraya gelmesine izin verilir. 6 tane mahkum odası aynı üzeri açık avluya açılır. Mahkum odalarındada yatağın bulunduğu arakat mutfak tezgahı ve tuvalet vardır. Odalar 2 ve 3 kişilik olarak yapılmıştır.
Ama eski cezaevleri bütün mahkumların birarada ranzalarda yattığı koğuş sistemiydi.
Bence bu grev provakatif bir hareket ve bir insanın hayatını ortaya koyarak bu şekilde bir eylem yapması çok yanlış.

Adam bir suç işlemiyor suçu düşünmek.Ayrıca siz odaların şeklini iyi bildiginize göre göreviniz nedir?

şimdi tam provakatörlülk sizin yaptıgınız gibi bişey.gidin yatın gelin sonra konuşun.

Zelal
25.12.2006, 21:39
Yani adam bi suç işliyor hapse düşüyor. Ondan sonrada ben burayı beğenmedim deyip ölüm orucu adı altında isyan ediyor grev yapıyor.
Üstelik beyenmediği yer F tipi. Eski cezaevleri tutuklular tarafından adeta bir eğitim yuvası haline getirilmişti. Devlette sorunu mahkumları ayırarak çözdü. Mahkumların kaldıkları yer hücre tipi değildir. Tecrit yoktur. Çünkü belirli saatlerde tutukluların biraraya gelmesine izin verilir. 6 tane mahkum odası aynı üzeri açık avluya açılır. Mahkum odalarındada yatağın bulunduğu arakat mutfak tezgahı ve tuvalet vardır. Odalar 2 ve 3 kişilik olarak yapılmıştır.
Ama eski cezaevleri bütün mahkumların birarada ranzalarda yattığı koğuş sistemiydi.
Bence bu grev provakatif bir hareket ve bir insanın hayatını ortaya koyarak bu şekilde bir eylem yapması çok yanlış.

ne yani suç işlemiş biri(ki bi oncekı mesajda arkadasın da dediği gibi düşünmek suçsa!!!) verilenlerle mi yetinmeli..uslu uslu durmalı dimi cezaevinde!!?Bazı haksızlıklara boyun egmeyi o kadar benimsemişiz ki olaylara tepkisiz kalmayı da ögretmiş bunlar bize.Ölüm orucundaki insanlar için hiç mi yüreginiz sızlamıyor.Ben Behiç Aşçı'nın resmine her baktığımda tecrite lanet yagdırıyorum..

slush
25.12.2006, 22:12
Ölüm oruçlarına ilişkin bakış açımı daha önce Behiş Aşçı'yla ilgili topikte belirttiğimde kimse beni anlamadı. Hatta kızan ve sekter söylemlerle ön yargılı davrananlar oldu. Ölüm oruçları sürdürenlerin elbette fiili destekçisiyiz. Onların direnci, kararlılığı ve devrimciliği tartışılmaz. Benim eleştirilerim eylem biçimine ilişkindir. Ben bu durumlara düşülmemesi ve sonucun bu kadar ağır olmaması için sitem etmiştim. Ben bu tabloyu ve manzarayı daha önceki ölüm oruçlarında da yaşamıştım. Ateş düştüğü yeri yakıyor dediğimde bazıları klişe yazılar yazdı. İşte bakın Savaş Kör'ün ailesi ne kadar zor durumda ve de mağdur. Daha bugün Savaş Kör'leri kaderleriyle baş başa bırakacaksak, yarın ne olacak. Yani bugün duyarlılığın en hassas olduğu evredir.
Ortada dayanışma için bir kampanya mevcut ama görüyorum ki, kampanyaya sadece 3-4 kişi duyarlı...
Şimdi ince sitemimi anladınız mı?

Siteminde haklisin. Zaten bu tip sekter tutum icinde olup ahkam kesenler kendilerine pratik görev verildiginde her zaman kacacak yer ararlar cunku onlarin canlari ve mallari kiymetlidir.

Sinan Cemgil, Alpaslan Özdoğan , Kadir Manga, Deniz Gezmis, Mahir Cayan, İbrahim Kaykapkaya ve niceleri bizzat kendileri pratikte yer almisdir ve sehit düsmüslerdir... Yüksekten atip pratikten kacmamislardir... ve o yüzdendir ki o dönem icinde kitleleri önderlik yapmislardir ve halen saygi ile anilmaktadir...

erdemcan
25.12.2006, 22:42
sn ziyakc
Adam suç işlemiş diyorsunuz .Ne suç işlemiş ki bu şekilde insanlık dışı bir yere konulmak isteniyor.Aaa doğru ya unutmuştum bizim ülkemizde en büyük suçun düşünme suçu olduğunu.Devleti hortumlayanların yaptıkları suç sayılmamakta hatta onları yaptıklarından dolayı başımıza taç edebiliyoruz.Tabii İnsani özeliklere sahip olmayan varlıklar tarafından.F tipinin konforundan söz etmişsiniz ne kadarda basit söylüyorsunuz .Yapılan onca eylemler ve buna karşılık operasyonlarda ölen onca insan acaba niçin direnmiş olabilirler.Bence bunu bir sorgulamak lazım

ziyakc
25.12.2006, 22:57
Ben F tipi cezaevini gezdim. Tamamını hemde. Gördüklerimi anlatıyorum size.
Ama hiçbir bilginizin olmadığı bir konuda başkalarının düşüncelerine körükörüne inanarak savunuyosunuz.
Birde beni hemen nerde görev yapıyosun diye suçlayan arkadaşlar var. Ben alevi-kürdüm ama gözlerim bazı arkadaşlar gibi kapalı değil ve kimsenin maşası değilim.
Düşünce suçu diyosunuz bakın ben burda düşüncelerimden ötürü kendimi savunmak zorunda kalıyorum.

garcia
25.12.2006, 23:11
Ben F tipi cezaevini gezdim. Tamamını hemde. Gördüklerimi anlatıyorum size.
Ama hiçbir bilginizin olmadığı bir konuda başkalarının düşüncelerine körükörüne inanarak savunuyosunuz.
Birde beni hemen nerde görev yapıyosun diye suçlayan arkadaşlar var. Ben alevi-kürdüm ama gözlerim bazı arkadaşlar gibi kapalı değil ve kimsenin maşası değilim.
Düşünce suçu diyosunuz bakın ben burda düşüncelerimden ötürü kendimi savunmak zorunda kalıyorum.


sayın ziyakc bu topikte yazı yazmanın engellenmesini istemiyorsan,burada yaşanan bir insanlık dramından bahsederken,yaşanmış gerçeklerden bahsederken''körü körüne'' ibaresi kullanma elinde bilgi ve belge varsa sun.ayrıca senin''alevi-kürt'' olman bizi hiçbir şekilde bağlamaz.o zaman egemenlerin maşası olarak kullanılan aleviler yokmu?yani bu yasakçı zihniyetin hizmetinde olan?takrar uyarıyorum..bu topikte karşıt görüşleride savunmuş olsanız,yazı yazma hakkınız elinizden almak istemiyorum ama;şunuda unutmaki burda yazı yazanlarda maşa değil...

garcia
25.12.2006, 23:15
Yani adam bi suç işliyor hapse düşüyor. Ondan sonrada ben burayı beğenmedim deyip ölüm orucu adı altında isyan ediyor grev yapıyor.
Üstelik beyenmediği yer F tipi. Eski cezaevleri tutuklular tarafından adeta bir eğitim yuvası haline getirilmişti. Devlette sorunu mahkumları ayırarak çözdü. Mahkumların kaldıkları yer hücre tipi değildir. Tecrit yoktur. Çünkü belirli saatlerde tutukluların biraraya gelmesine izin verilir. 6 tane mahkum odası aynı üzeri açık avluya açılır. Mahkum odalarındada yatağın bulunduğu arakat mutfak tezgahı ve tuvalet vardır. Odalar 2 ve 3 kişilik olarak yapılmıştır.
Ama eski cezaevleri bütün mahkumların birarada ranzalarda yattığı koğuş sistemiydi.
Bence bu grev provakatif bir hareket ve bir insanın hayatını ortaya koyarak bu şekilde bir eylem yapması çok yanlış.

ne suç işlemişler?ziyakc gerçekten bir insan senin yazdıklarını okuyunca acaba,farklı bir görevi ve ya mesleğimi var diye düşünmekten kendini alamıyor..

Gülseren58
25.12.2006, 23:22
Yani adam bi suç işliyor hapse düşüyor. Ondan sonrada ben burayı beğenmedim deyip ölüm orucu adı altında isyan ediyor grev yapıyor.
Üstelik beyenmediği yer F tipi. Eski cezaevleri tutuklular tarafından adeta bir eğitim yuvası haline getirilmişti. Devlette sorunu mahkumları ayırarak çözdü. Mahkumların kaldıkları yer hücre tipi değildir. Tecrit yoktur. Çünkü belirli saatlerde tutukluların biraraya gelmesine izin verilir. 6 tane mahkum odası aynı üzeri açık avluya açılır. Mahkum odalarındada yatağın bulunduğu arakat mutfak tezgahı ve tuvalet vardır. Odalar 2 ve 3 kişilik olarak yapılmıştır.
Ama eski cezaevleri bütün mahkumların birarada ranzalarda yattığı koğuş sistemiydi.
Bence bu grev provakatif bir hareket ve bir insanın hayatını ortaya koyarak bu şekilde bir eylem yapması çok yanlış.

Yani olay aynen şöyle oluyor..Bir suç işliyorsunuz, bu suçun mutlaka düşünce suçu olması lazım ama..
Zaten şu düşünce suçu denen kavramı baştan sorgulamak gerekir.
Mahkemeye çıkarılıyorsunuz. Ceza alıyorsunuz..

Ooooohhhh yaşadınız mı yani?

Bunu mu demek istiyorsunuz? Şu anlatılan şekliyle hapishaneye girmeyi değil herhangi birinin reddetmesi, milletvekilleri herkesten önce davranır bana kalırsa buraya kapağı atmak için.
Mübarek ceza çekeceğiniz yer değil de tatil köyü sanki..

Ve ne tuhaf..insanlar böylesine güzel koşullarda yaşamayı reddettikleri için ölmeyi tercih ediyorlar öyle mi?

Sn.ziyakc,

Hiçbir şey bilmeden, sağcı gazetelerden okuduğunuzu F tipi hapishane haberlerini burada tekrarlamayın. Bizim onlara karnımız tok. Çünkü bu söylediklerinizi bizler de duyduk, okuduk.
En çok da Hayata Dönüş Operasyonu ile ilgili haberlerde.
Hayata Dönüş operasyonu ne kadar hayatı simgeliyorsa, bu hapishaneler de o kadar lüksü simgeliyor..Aynı ülkede, aynı siyasetçilerin elinde yaşıyoruz. Atıp tutarken çok coştuğunuz için bunu atlıyorsunuz.

Gülseren58
25.12.2006, 23:27
Ben F tipi cezaevini gezdim. Tamamını hemde. Gördüklerimi anlatıyorum size.
Ama hiçbir bilginizin olmadığı bir konuda başkalarının düşüncelerine körükörüne inanarak savunuyosunuz.
Birde beni hemen nerde görev yapıyosun diye suçlayan arkadaşlar var. Ben alevi-kürdüm ama gözlerim bazı arkadaşlar gibi kapalı değil ve kimsenin maşası değilim.
Düşünce suçu diyosunuz bakın ben burda düşüncelerimden ötürü kendimi savunmak zorunda kalıyorum.

Demek F tipi cezaevlerine artık tur da düzenliyorlar. Nasıl yani?

Ben de ara bir tatile Bodrum'a falan giderim ama bunu yaparken bilirim ki bir yeri şöyle bir gezip geçmekle orada yaşamak arasında dağlar kadar fark vardır.

Evet..gardiyan gibi çıkıp konuşursanız insanlar şüphelenir elbette.

Ben de şu Alevi-Kürdüm sözünüzden şüphelenerek profilinize baktım. Orda da Alevi misiniz? sorusuna Hayır demişsiniz.

Niye ki?

Ya da hangi sözünüze güvenelim. Burada yazdıklarınızla arka taraftakiler tutmuyor birbirini çünkü..

garcia
27.12.2006, 00:02
Gerçekten hepinizi anlıyorum. Bu yaşanalar çok üzücü olaylar. Özellikle hayata dönüş operasyonunda yanarak ölen kadınları hatırlıyorum kendilerini yakarak öldüren. İnanılmaz görüntülerdi. Ulucanlar cezaevinde yaşananlar. Ben Ankaradayım. Ulucanlar birkaç ay önce tamamen kapatıldı. Açıldığı senede Sincan F tipini gezdim.
Ama lütfen gidin ve F tipini gezin görün. Bu konuda kanun çıkarıldı herkes gidip gezebilir her cezaevi için farklı günler var.

sayın ziyakc burada insanlara yalan yanlış bilgiler vermeyin,faşizmin çığırtkanlığını yaparak insanları yanıltmaya çalışmayın.bir kere yanarak ölen bayanlar kendi kendini yakmadı,kolluk kuvvetlerinin attığı gaz bombalarıyla yakıldılar.peki kolu,bacağı,parmağı ağır iş makineleriyle koparılanlarda kendilerimi kopardı?sizi daha önce uyardım ama,siz pişkin bir biçimde yalanlarınızı yazmaya devam ediyorsunuz.amacınız ve niyetinizi gayet iyi anlıyorum.yani öyle masumane pozlarla kendinizi savunmaya kalkışmanızı falan ...

Şoreş
07.01.2007, 23:57
Arkadaşlar tartışma içerikli mesajlar silinmiş ve konu tekrar açılmıştır..

İyi forumlar.

odtülü aslan
08.01.2007, 00:12
DEVRİMCİLERİN PROVAKATÖRLERE KARŞI UYANIK OLMASI GEREK
geçmişten beri ülkemizde provakatör olarak politika sahnesinde yerini alan,doğu perinçek'in izinden giden ip(işçi partisi)liler namı diğer ''aydınlıkçılardır''


Çok haklısın.Geçen sene ODTÜ de olan olayları elbet izlemişsinizdir.Olay kısaca Doğu Perinçeğin konferans için ODTÜ ye gelip korumalarının bikaç devrimci arkadaşımızı dışarı atmak istemesiyle başladı ve bu insanlar böyle bir ortamda silah çekme cesaretini bile kendilerinde buldular.Olaylar sonucu 33 kişi hakkında soruşturma açıldı ve sanırım atıldılar.İşin ilginç tarafı orada bulunmayanlara soruşturma açılmasıydı.İnsanlar biran önce olayların gerçek yüzlerinden bakmaya başlasınlar.Devrimci mücadeleyi baltalamaya çalışanlara hesap sormanın vakti geldide geçiyor bile.

spartacus
08.01.2007, 00:59
Savaş Kör Ist.Balıklı Rum Hastanesinde tedavi görmektedir. Edindiğimiz bilgiye göre sağlık durumda pozitif gelişmeler var. Hafızası ve bilinci yerine geliyor. Daha önce serum tedavisi gören Savaş Kör, şimdi normal katı yiyecekler verilemeye başlandı. Savaş Kör'ü yanlız bırakmayan dostlar ona kart ve mektup gönderirseniz durumu daha da iyiye gidecektir. Bu tür destekler çok yararlı oluyor.


Adres:
Savaş Kör / Dahiliye No.41
Balıklı Rum Hastahanesi Belgrat kapı Yolu No;2 Yedikule Zeytinburnu/istanbul
Tel;02125471600
Fax;02125102075

kemalbezar
08.01.2007, 01:23
ben f tipi cezaevlerine kesinlikle karşı biri olarak devlet denilen sistemin bu cezaevlerini bir an önce ortadan kaldırması lazım.onlarca insan yalnızlaştırılarak delirtilmeye çalışılıyor.bu durumu şiddetle kınıyorum

meryem demir
08.01.2007, 02:41
psikolojisi düzelebilecekmi. Asıl sorun bu.
F tipi cezaevlerinde bulunan tutuklular, insanca yaşamak adına, belki kendilerinden çoktan ümidi kesmiş olmalarına rağmen, gelecek nesil için, bir daha böyle yüz kızartıcı, insanlık dışı muamele ile yüzyüze kalmamaları adına verdikleri bedeller acaba yerini bulabilecekmi.
F tipi cezaevleri, insanı bölmeyi beceremeyen kapitalist düzenin baş vurduğu en acı ve en korkutucu sonuçlara sebep olan bir uygulamadır. 4 duvara karşı verilen savaştır. Bu mücadele, sonucunda kimisi ölümle yüzyüze kalırken, kimisi bedenen ve ruhen dönüşü mümkün olmayan tahribatları ölene dek taşıyacaklardır.
Düşünmek suç olamaz.suçun bedelide bu kadar ağır olamaz...

Vapurmania
08.01.2007, 16:08
Konu tekrar açılmış sevindim.

Faşistleri bu zülümleri kar kalmayacak onlara elbet hesap sorulacak.

hypatia
08.01.2007, 19:53
Ben F tipi cezaevlerinin inşaasında çalıştım. F tipi cezaevinde hücre yoktur. O yüzden hücre hapsi veya tecrit kavramı olamaz. Odalar 2 veya 3 kişiliktir ve 2 katlıdır. Kendi lavabosu küçük mutfağı radyo yayını vardır. Sosyal alanları vardır. Spor salonu vardır. Sosyal açıdan insani hakları açısından diğer cezaevleriyle kıyaslanamaz bile.

Bence sen bırak F tipini beş yıldızlı bir otelde iki kişyle yalıtılmış olarak kal bakalım ne oluyor. Sosyal hakları var haklısın ama düşünsene spor salonuna veya tiyatroya gidiyosun ve amaç belirlenmiş kimseyle konuşamadan geri dönüyosun. Bunlarda olsun ancak insanların amaçsızca biraraya gelebilecekleri mekanlarda olsun. F tipindeki yalıtılmışlık insan doğasına aykırı.

suyunsesi
09.01.2007, 12:30
Savaş Kör'le kucaklaştık!
Bugün Devrimci Proleter Gençlik olarak 3 haftadır Balıklı Rum Hastanesi'nde tedavi görmekte olan Ölüm Orucu gazisi Savaş Kör'ü ziyaret ettik.

Savaş Kör'ü hastaneye yatmadan önce İHD'de de görmüştük. O zamanki halinden çok daha iyi bulduk O'nu.

Saçı sakalı birbirine karışmış, gözleri tamamen kapalı ve yürüyemeyen bir haldeydi...

Fakat, o kadar uğraşmasına rağmen faşizmin katledemediği Savaş Kör, çevresini saran sevgi çemberi ile hızla iyileşiyor.

Bugün hastanede onu ziyaret ettiğimizde tıraş olmuş, konuşmaya hevesli, ağızdan sıvı alınımı yeterli bulunduğu için serum tedavisi sonlanmış, yaşama tutunmak için savaşan bir Savaş bulduk.

Hala belli psikolojik ve fiziksel sorunlar yaşıyor. Ağır psikoz teşhisi konulmuş olan Savaş Kör'ün gözlerinden biri oldukça kötü, diğerine ise perde inmiş durumda.

Artık ilaç kullanmayı kabul eden Savaş Kör, koridorlarda yürüyüşe de başlamış. Refakatçisi bugün iki saat yürüdüklerini anlattı.

Yaptığımız sohbetimizde sağlığının yanısıra onunla Ulucanlar direnişini beraber yaşayan bir arkadaşımızın da bulunması nedeniyle direniş üzerine konuştuk.

Ulucanlar, Savaş Kör'de çok derin ve olumlu bir iz bırakmış ve direnişi anlatmaktan onur duyuyor. Ziyaretçileriyle Ulucanlar üzerine sohbet etmekten çok mutlu oluyor.

Savaş bu savaşdan da başı dik çıkacak. Tıpkı Ulucanlar'da parmakları bedeliyle geri savurduğu bomba gibi savurup atacak bu hastalığı...

Bize düşense bu savaşımında Savaş Kör'ün omuz başındaki yerimizi boş bırakmamak. Ve sürekli ziyaret ederek moralini yüksek tutmak.

İnternetten alıntıdır.

nihat 61
09.01.2007, 13:31
[QUOTE=suyunsesi;330437]Savaş Kör'le kucaklaştık!
Bugün Devrimci Proleter Gençlik olarak 3 haftadır Balıklı Rum Hastanesi'nde tedavi görmekte olan Ölüm Orucu gazisi Savaş Kör'ü ziyaret ettik.

Savaş Kör'ü hastaneye yatmadan önce İHD'de de görmüştük. O zamanki halinden çok daha iyi bulduk O'nu.

Saçı sakalı birbirine karışmış, gözleri tamamen kapalı ve yürüyemeyen bir haldeydi...

Fakat, o kadar uğraşmasına rağmen faşizmin katledemediği Savaş Kör, çevresini saran sevgi çemberi ile hızla iyileşiyor.

Bugün hastanede onu ziyaret ettiğimizde tıraş olmuş, konuşmaya hevesli, ağızdan sıvı alınımı yeterli bulunduğu için serum tedavisi sonlanmış, yaşama tutunmak için savaşan bir Savaş bulduk.
------------------------------------------------------
cezaevlerindeki ölüm oruçları uzun bir süredir devam ediyor onların eylemlerine saygım var ölüm oruçlarıyla hayatına ve saglıgına kalıcı hasarlar vermek yerine bu riskleri göze alan bu insanların yaşamlarını riske atmadan yaşayarak degişik yollarla mücaelelerini sürdürmelerini istiyorum hayatlarına son verip bu dünyadan göçmelerini degil. Bugüne kadar yüzlerce genc insan ölüm orucuyla bu mücadelesine son verdi bence yaşasalardı bir gün kaldıgı yerden mücadelerine devam ederlerdi simdi o insanlar yok son olarak söyleyecegim insanların ölüm oruçlarıyla kendi yaşamlarını sonlandırmalarını degil yaşayarak insanlıgın yaşamını degiştirmeleri dilegiyle
ayrıca savaş kör ün yaşama tutunması sevindirici bir gelişme
suyunsesi arkadaşımdan ricam arkadaşların ziyaretcisi olarak onların yaşama daha sıkı sarılarak mücadeleye sıkı sıkı sarılmasını ve yaşamalrını saglaması

spartacus
09.01.2007, 15:50
Nihat Arkadaş. Öncelikle böylesi bir siteminin onları sahiplenmenden ileri geldiğini anlıyorum. Hepimizin yüreği kan ağlıyor. Böyle acıları görüpte, yüreğimizin örselenmemesi imkansızdır.
Söylediklerin doğruluk içersede bazı yanlışlarıda barındırmaktadır. Şöyle ki, biz kendimizce ölüm oruçlarını doğru yada yanlış bulalım bu ayrı konu. Bu konuya girmeyeceğim. Ancak ölüm oruçlarını sürdüren insanların amaçlarının ölmek olarak algılanması yanlıştır. Yani bu insanlar yaşama tutkulu oldukları için bedel ödediler. Öyle olmasaydı, Savaş Kör her şeye rağmen yaşama dört elle sarılma gereği duymazdı. Yani bedel iki gözünü, iki kolunu, iki bacağını kaybetmek bile olsa, onlar onurlu ve başı dik yaşamak istediler.

tuncerbio
09.01.2007, 16:21
istanbuldaki dostlara bir öneride bulunmak istiyorum hafta sonu savaş körü ziyaret etmek isteyen olursa ben orada olacağım...

spartacus
11.01.2007, 22:58
SAVAŞ KÖR BİZE TECRİDİ ANLATIYOR!

Birgün Gazetesi

Onur GÜLBUDAK (*)
Savaş Kör bir mapustu üç hafta öncesine kadar. Politik nedenlerle tutuklu. Kuru ekmekten başka bir şey yemeyip musluk suyundan başka bir şey içmeyen. Battaniyesini alnına kadar çekip gün boyu kımıldamayan, konuşmayan; duyabildiği, koklayabildiği, görebildiği fikrini unutturacak kadar hareketsiz. Yalın ayak. Görüşe gelen annesini, yıllarını birlikte geçirdiği yoldaşlarını tanımayan, zorla arama yapılıyormuş gibi, kollarını iki yana kaskatı kesip giyinmeye direnen, giyinmeyen. Konuşmak, gülmek bir yana, mırıldanmayan, ses çıkarmayan. Ağlamayan. Mektup beklemeyip yazmayan. Kendisine okunan mektuplara bir göz işareti ile bile tepki vermeyen. Özgürlüğüne kavuşma arzusunda olup olmadığı anlaşılmayan. Yanındaki mahpusların fark etme hislerini dahi atlatabilecek kadar soluğu sessiz olan.

'MAPUSTA KALMAYA MÜSAİT'

Ama kalbi atıyordu Savaş'ın; gözü, kulağı, ağzı, burnu yok muydu... Her şeyi tamamdı... Öyleyse devletin fermanı hükmetmişti: "Savaş Kör'ün sağlığı mapusta kalmaya müsaittir!"

SAVAŞ KÖR'E BAKIN, TECRİT'İ GÖRECEKSİNİZ

Savaş Kör'ün başını kaldırıp gözlerini ölüme çevirdiği kritik vakitlerde dahi tedavisi engellendi. Tedavisi için tahliye edildiği halde, tedavi sırasında hüküm giymesi nedeniyle yeniden tutuklandı. Savaş, yalın ayak, çıplak, kuru ekmek ve onu her gün kurutan musluk suyu ile, hislerinin bir an olsun kendi dünyası dışında görülmesine izin vermeden, benliğinin farkında olduğuna ilişkin bir ipucu dahi olmaksızın F tipinde yıllarını geçirdi.

Velhasıl, Savaş Kör, kanlı Ulucanlar Cezaevi operasyonunda üç parmağını kaybettiği kararmış elleri ile, bir kızı olduğuna inanmayan us dağınıklığı ile infazını tamamlayarak özgürlüğüne kavuştu... Hastalığı ölümcül bir aşamaya ulaştığı için değil, infazı sona erdiği için.

Savaş Kör tecridin ulaştığı son noktadır. Siyasi bir proje olmasa dahi tecridin sessiz bir tenkile dönüşebileceği bir gerçeklikte, politik bir strateji olan F tiplerinin, algı ve duyuda mahrumiyet sağlaması ile, psiko-sosyal yoksunluğa, devamla psişik ve organik tahribatlara neden olduğunun, tecrit hapishanelerinin ruh ve bedeni aynı bağlamda etkisizleştirmeye dönük devasa bir psiko-politik tahkimat olduğunun en yakın, en can alıcı örneğidir. Savaş Kör, tecridi temelde niteleyen "duyusal ve algısal uyarımların sınırlandırılması" durumunun sıradan mimari bir gündem olmadığının, algı ve duyu bozukluklarının insanı ruhen ve fiziken kaybedebilecek bir gerçeklik olduğunun en sarsıcı göstergesidir. Savaş, tecrit sisteminin, "insan iradesi" değişkenine bağlı olmak ile birlikte, disosiyatif rahatsızlık (bilincin, kişiliğin, benlik algısının, duyusal-motor davranışların bütünsel işleyişinde bölünme, parçalanma, çözülme), anksiyete bozuklukları (kaygı, korku, gerilim, sıkıntı hali), depresyon, konsantrasyon ve uyku bozukluğu, görsel-işitsel halüsinasyon, bilişsel erime, düşünsel yetide zayıflama gibi türlü semptomların hem kaynağı hem yürüteni olduğuna ilişkin sıklıkla ifade edilen gerçeklerin ne derece yerinde olduğuna dair atlanamaz, inkâr edilemez bir işarettir. Bununla birlikte infaz rejimi için çıban başı olan "siyasi tutuklular" alanına devletin patolojileri reva gördüğünün; dahası, "patolojilerin ortaya çıkacağı bir ortam yaratarak" iktidarın siyasal paradigmaları dışına çıkmış unsurları önce siyaseten, sonra bir bütün olarak fikren ve nihayetinde bedenen yaşamsal bağlamın dışına çıkarma hevesinin kanıtıdır.

SINIR TANIMAYAN DOKTORLAR

Tecridin ağır sonuçlarını bedeninde taşıyan Savaş Kör, hapishaneden çıktığında da yalnızca kuru ekmek ve su ile beslendi; vitaminsizlik gözlerini "kör" etti - o yüzden soyadı ile hitap etmeye dilim varmıyor. İltihabın ilerlemesi, beynine sıçraması tehlikesi olan Savaş, yaralarla akıntılarla boğuşmakta. Son günlerde yerinden kalkama-makta, hareket edememekte, sık sık kalp spazmları geçirmekte, vücudunun çeşitli yerleri kararmakta. Tedavisi için yapılan girişimler ise birçok hastanenin, durumu kritik olan ve tedavisi çok masraflı olan Savaş Kör'e mesafeli yaklaşması nedeniyle sonuçsuz kaldı. Önceki hafta ülkeye gelip Savaş Kör'ü evinde muayene eden 'Sınır Tanımayan Doktorlar' ise tedaviye başlanmazsa her an ölümün gerçekleşebileceğini söyledi.

Tecrit insan öldürüyor... Olan bu!

VİCDANIMIZ "KÖR" MÜ ?

Savaş Kör, bugün vicdanın bam telidir. Ona ideolojik olarak yakın ya da uzak olma münakaşasından bağımsız olarak o, bir yürek yarasıdır. Tecride dönük politik, insani, akademik her türlü eleştirinin ortak bağlamıdır. Behiç Aşçı'yı gerçekten anlayabilmenin de momentidir.

Ama asıl önemlisi, tecridin "insan olmayı" buz gibi soğuk surlarla çevreleme telaşını, sırtını insan onuruna yaslayarak karşılayabilme kararlılığının çok ama çok güncel bir eşiği, tecridin dayanışma ile kırılabi-leceği söyleminin önemli bir sınavıdır. Hapishanelerde sosyal izolasyona karşı toplumsal damarın uyandığı şu günlerde Savaş Kör'ü anlayabilme, sahiplenebilme insan duyarlılığı adına bir semboldür.

Savaş Kör konuşmayarak, ağlamayarak, hareket bile etmeyerek ve "görmeyerek" bize tecridi anlatıyor; anlamayan var mı...

(*) Danışma Psikologu

Savaş Kör, Zeytinburnu Balıklı Rum Hastanesi Acil Servisi'nde tedavi görmekte. Kendisi için açılan hesap numarası:

İş Bankası, İstanbul Aksaray Şubesi, Hesap No: 10021179 698, Sema Gül.

spartacus
13.01.2007, 00:03
http://www.komunarca.com/img/savas_kor3.jpg

Savaş Kör'ün tedavi gördüğü hastanedeki görüntüsü.
Tecrit içerde olduğu kadar dışarda da sürüyor.

doctorctf
13.01.2007, 00:18
önce suçsuz yere mahkum ediyorlar.sonra köleleştirmeye çalışıyorlar.sesini çıkarırsan bi şekilde kısıyorlar.insanlık,bunun hesabını soracaktır

spartacus
13.01.2007, 01:49
Tecritin sona ermesi için 14 Ocak Cumartesi günü saat 16.da Taksim Tranvay Durağında Tecrit Kaldırılsın eylemine katılalım.
http://istanbul.indymedia.org/uploads/2007/01/___kapi____k__304_l__304_t.jpgmid.jpg

insanlar kardeş
13.01.2007, 01:58
Vakalrımız Türk Adaletinin yüzkarası olarak tarihlerde yeralacak.
Ancak Türkiyemiz İnsansız kalmayacak.
İnsanlık suçu tecritlerle örtpas edilemez.
Tecrit uygulaması başlı başına vatana ihanettir.
Adalet buysa Adeletsizim
Aykırıyım.
saygılarımla..

spartacus
13.01.2007, 05:13
Reva mı?
Hüsnü Öndül
Durumda değişiklik yok. Savaşlar, yokluklar, yoksulluklar, idamlar, işkenceler, haklar ve özgürlüklerden yoksun bırakmalar, tecritler (hapiste ve her yerde tecritler), katliamlar, adil olmayan yargılamalar, sürüp gidiyor her yerde…
Hapishanelere baksanıza: Savaş Kör, ölüm orucu nedeniyle sağlığını yitirmiş bir insan. F tiplerinde cezası hasta hasta çektirildi. Devlet “alacağını” aldı ondan. Erol Zavar, tam 11 kez ameliyat oldu. Devlet “ille de içerde tutacağım” diyor. Kanser hastası olmuş Erol, bırakmıyor, anlı-şanlı hukuk devleti. “Verdiğim cezayı çekeceksin” diyor. Neymiş suçu? Devletin düzenine muhalif olmuş. Suçu buymuş. Halil Savda, bir insan hakları savunucusu. Neymiş suçu?
“Ben” demiş, “vicdani ret hakkımı kullanıyorum. Elimi silaha sürmüyorum.” Şimdi cezaevinde. Emre itaatsizlikten hapiste. Askeri mahkeme vermiş cezayı. Şimdilik bu kadar yeter sanırım…

spartacus
13.01.2007, 15:14
'Hayata Dönüş'le kararan bir hayat
"...Anadan doğma yere serilmiş bir yatak üzerinde bütün vücudunu bir örtü ile örten ve dış dünyayla irtibatını kesmiş, sadece sağ kolunu ve elini dışarda tutan bir tutuklu ile karşılaşıldı."
Ceza ve İnfaz Kurumları ve Tutukevleri İzleme Kurulu, Ağustos 2004'te İstanbul H Tipi Cezaevi'nde Savaş Kör'ü böyle bulmuştu. Kör, 1999 yılında yasadışı TKP-ML/TİKKO yöneticisi olduğu gerekçesiyle tutuklanıp Bayrampaşa Cezaevi'ne konulduğunda 23 yaşındaydı. 6 Mart 1999'da Çankırı Valisi Ayhan Çevik'e suikast girişimi sonrası yakalanmıştı. 19 Aralık 2000'deki 'Hayat Dönüş' adlı operasyondan sonra Sincan F tipi Cezaevi'ndeydi. Operasyondan sonra ölüm orucuna başladı. Eyleminin 153. günü geldiğinde müdahale edildi..
Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin 17 Temmuz 2001'deki raporuna göre bulgular WK'ya işaretti, Kör'ün cezasının infazı ertelenmeliydi.
İstanbul 2 No'lu Devlet Güvenlik Mahkemesi, talebi kabul etti. Artık Sefaköy'deki evindeydi. Anne Aynur Kör, oğlunu haftada bir hastaneye götürüyordu. Psikolojisi düzelmeyen Kör, bağırıyor, camları kırıyor, evden çıkmak istemiyordu. Üç yıl böyle geçti.
Bu arada, Ankara 1 No'lu DGM, Kör'ün de bulunduğu örgüt üyeleriyle ilgili davayı 26 Ağustos 2003'te bitirdi. Kör'ün cezası indirimlerle 1.5 yıldı.
Kör, 12 Ocak 2004'te Bayrampaşa Cezaevi'ne konuldu. 17 Şubat'ta Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'ne yatırıldı. Hastane, raporunu 16 Haziran'da verdi: "Bir ay yürümedi, tuvalete gidemediği için altı bezlendi, birden konuşmaya ve yürümeye başladı, sonra camları kırdı..."
Bu saptamalara rağmen hastane, yaşamsal tehlike yaratacak hastalığa rastlamadığını biltirdi.
Kör, cezaevine dönerken, annesi her kapıyı aşındırıyor, bunun üzerine Cezaevi İzleme Komitesi, Kör'ü çıplak halde buluyor, bir koğuş arkadaşı da mektuplar yazarak, çağrıda bulunuyordu:
"Dış dünyayla ilişki kurmuyor. İdareciler açlık grevi yaptığını sanıyor ama ciddi sağlık sorunu çıkabileceğinin farkında değiller..."
Avukatlar AİHM'ye ulaşınca Bayrampaşa Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı Kör. 14 Eylül'de verilen raporda WK tanısı konuldu. ama Bakırköy Sinir Hastalıkları Hastanesi eski raporunda ısrar etti.
Kör, geçen 16 Kasım'da, cezası bitince tahliye edildi. 2004'ün ocak ayında, psikolojisi bozuk halde 'devletin kucağına' alınan Kör, 'annesinin kucağına' iki gözü kör olmuş ve yatalak halde iade edildi. Artık kuru ekmek ve su dışında gıda tüketmiyor, saçını ve sakallarını kestirmiyor. Balıklı Rum Hastanesi'nde tedavi görüyor. Annesi, "Hele oğlum iyileşsin, o sağlam raporunu veren doktorlara dava açacağım" diyor. Kör, pek konuşmuyor. "Ben seyirciyim" diyor. Üstelenince, "Savcı olsaydım Savaş'ın cezasını ertelerdim" diyor. Fotoğrafları çekilirken, "Flaşın patladığını sol gözümle gördüm annecim" diyor. Anne'nin ağzından, "Allahım!" diye bir çığlık yükseliyor.

Radikal Gazetesi
İSMAİL SAYMAZ

spartacus
13.01.2007, 22:11
Taksim'de ikinci kitlesel buluşma: Tecride son
Bakanlığını acilen adım atarak tecrit işkencesine son vermeye çağıran tecrit karşıtları, bugün bir kez daha Taksim Tramvay Durağında buluştu. Eylemde “Tecridi kaldırın, ölümleri durdurun” sloganı hep bir ağızdan haykırıldı.

Sendikalar, meslek odaları, demokratik kitle örgütleri, siyasi parti ve platformlar bugün Taksim'de buluşarak hücre-tecrit zulmüne son verilmesini istedi. Yaklaşık 750 tecrit karşıtının bir araya geldiği oturma eylemi alkışlar ve sloganlar eşliğinde başladı.


Polis yığınağının dikkat çektiği eylemde, kurumlar adına sanatçı Bilgesu Erenus basına açıklama yaptı.


Hapishanelerde yaşanan hak gasplarını ve Av. Behiç Aşçı'nın ölüm orucu eylemini hatırlatan Erenus, meslek odaları ve barolar tarafından hazırlanan raporların dikkate alınmadığını dile getirdi. “Yedinci yılında herkes tarafından görülen bu sonucun artık siyasal iktidar tarafından da görülmesini istiyoruz” diyen Erenus, TTB Merkez Konsey Başkanı Dr. Gencay Gürsoy'un başkanlığında Tekirdağ 1 Nolu F Tipi Cezaevinde yapılan incelemeler sonucu hazırlanan raporda tecridin varlığının tespit edildiğine işaret etti.


Erenus açıklamasının sonunda tespit ve önerileri dikkat almaya ve sorunu yok saymaktan vazgeçmeye çağırarak, “İktidarı bilime ve insanlığa karşı direnmeye son vermeye, ölüm üreten tecridi ortadan kaldırmaya çağırıyoruz” şeklinde konuştu.


Erenus'un ardından Av. Behiç Aşçı'nın annesi de bir konuşma yaptı. İlkay Akkaya'nın kısa bir müzik dinletisi verdiği eylemde, tecrit karşıtları hep bir ağızdan “Çav Bella Marşı”nı söyledi. Polisin eylemin erken bitirilmesine dönük girişimlerinin boşa çıkarıldığı eylem, atılan sloganların ardından sona erdi.

spartacus
14.01.2007, 20:18
Adalet Bakanlığı’ndan işkence itirafı
ÇHD İzmir Şubesi'nin, Kırıklar F Tipi Cezaevi’ndeki “domuz bağı ve süngerli oda” iddialarına ilişkin sorularına Adalet Bakanlığı'ndan dikkat çekici bir yanıt geldi.

Adalet Bakanlığı, iddiaları doğruladı fakat uygulamanın Ceza İnfaz Kanunu gereğince yapıldığını belirtti. Bakanlık, bu odalarda kaç kişinin, niçin, ne kadar ve hangi pozisyonda tutulduğu sorularını ise yanıtsız bıraktı.

Çağdaş Hukukçular Derneği İzmir Şubesi, “İzmir F tipi cezaevlerinde pozisyon işkencesi ve uzun süreli ağırlaştırılmış tecrit uygulaması” adlı raporunu açıkladı. Söz konusu rapor, Kırıklar 1 ve 2 No’lu F Tipi Cezaevlerinde uygulanan “süngerli oda ve domuz bağı işkencesi”ni gündeme getirdi.

31 tutuklu süngerli odada tutuldu

ÇHD’nin raporuna göre, süngerli oda ve domuz bağı işkencesine ilişkin iddialar, 2004 yılından bu yana gündeme getiriliyor. ÇHD’ ye ilk başvuru 2005 yılının Aralık ayında yapıldı. Son başvuru tarihi ise, Eylül 2006. Bu uygulamaya maruz kalan 31 tutuklunun olduğu biliniyor. ÇHD’li avukatlar bunlardan ancak 11’i ile görüşebiliyor. Bu kişilerden 10’u adli tutuklu ve hükümlü, biri ise İslami bir örgüte üyelik suçlamasıyla tutuklu bulunuyor.

“Süngerli oda”ya genellikle tek başlarına alındıklarını anlatan tutuklular, ayaklarının birbirine bağlanması ve her iki elin arkadan bağlanması ve bu iki bağın yine vücudun arkasında birbirine bağlanması ile oluşturulan pozisyonda yere yatırılmak sureti ile tutuluyor. Ve buna tutuklular “Domuz bağı” adını veriyorlar. İlk uygulamalardan başlayarak kelepçe, bez, koli bandı, yatak çarşafı gibi materyaller bağ için kullanılıyor. Arkadan bağlama uygulamasının tek istinası İslami örgüt suçundan hükümlü bulunan bir mahpusa namaz kılmasına olanak sağlamak için ellerin önden bağlanması şeklinde gerçekleştiriliyor.

Tutuklular aç bırakılıyor


Bu hücreye konulan tutuklular, uzun süre aç bırakıldıklarını belirtiyor. Yemek verilmesi sırasında elleri açılmayan ve gardiyanlar tarafından beslenen mahpuslar bulunuyor. Genel olarak sandviç/tost gibi besinler verildiği anlatılıyor.

Tutuklular, hücrenin bir köşesinde bulunan delikte sadece işeyebildiklerinden, dışkılarını yapamıyorlar. 4 gün boyunca bu ihtiyacını gideremediği için hemoroit olduğunu belirten bir tutuklu bulunuyor. Uygulama 17 saatten 7 gün’e kadar uzayabiliyor. Aralıklar ile 11 gün tutulanlar da bulunuyor.

Cezaevi hekimi odayı gözetliyor

Cezaevi hekimlerinin kapı penceresi ve kamera ile kişileri izlediği de ileri sürülüyor. Bir tutukluya süngerli odaya konduğunda mevcut olan kesikler nedeni ile iğne yapılması dışında tutma sırasında ve sonrasında tıbbi tedavi ve kontrol uygulaması bulunmuyor. Yine tutulma sırasında dilekçe verme, görüş ve doktora çıkma gibi istemler reddediliyor. Adli tıp ve iz tespitine ilişkin talepler reddediliyor.

Adalet Bakanlığı işkenceyi kabul etti




F tipinde yaşananlar üzerine ÇHD İzmir Şubesi, konuyu Adalet Bakanlığı’na taşıdı. Bakanlığın verdiği yanıt oldukça dikkat çekici. Adalet Bakanlığı, cezaevlerinde bazı tutukluların etrafı süngerle kaplı odalara konulması uygulamasının dayanağının 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanunun 49. maddesi olduğunu açıkladı. Madde ise şöyle; “Kurumun düzeninin ve kişilerin güvenliklerinin ciddi tehlikeyle karşı karşıya kalması halinde, asayiş ve düzeni sağlamak için kanunda açıkça belirtilmeyen diğer tedbirler de alınır. Tedbirlerin uygulanması, disiplin cezasının verilmesine engel olmaz”

Adalet Bakanlığı, uygulamanın “sayıları çok az olan bazı kapalı infaz kurumlarında etrafı süngerle kaplı ve herhangi bir olumsuzlukta müdahale edilmek üzere kamera ile takip edilen” odalarda doktor denetiminde kısa bir süre için gerçekleştiğini de belirtiyor. Ancak, Bakanlık, ÇHD’nin bilgi edinme yasası kapsamında, bu odalarda kaç kişinin, kaç kez, hangi sürelerde ve niçin tutulduğu konusundaki sorusunu yanıtsız bıraktı. İddia edilen uygulamaya ilişkin soruşturma, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülüyor.

Sonuç bölümü

ÇHD'nin hazırladığı raporunun sonuç bölümünde şu bilgilere yer veriliyor:

“Gözlem odası olarak da adlandırılan süngerle kaplanmış özel hücreler Aralık 2000 yılından bu yanan açık bulunan tüm F Tipi Cezaevlerinde bulunmaktadır. İnfaz Yasası daha yürürlülüğe girmeden mimari olarak bu düzenlemenin yapılmış olması yasal dayanağın idari pratiğin arkasından geldiğine ilişkin Cezaevleri uygulamasına yönelik eleştirileri haklı çıkardığı bir gerçektir.

F Tipi Cezaevleri mimarisinde ağır tecrit uygulamasını sağlamak için dizayn edilmiş hücreler bulunmaktadır. Bunun dışında zaman zaman bazı hücrelerin pencere ve havalandırmalarında yapılan tadilat ile daha ağır tecrit uygulamaları için fiziki mekân yaratıldığı gözlenmektedir.

Uygulamanın kaba dayak, hakaret, aşağılama ve falaka ile başlayıp uzun süreli pozisyon işkencesi ile devam ettiği; mahpusların elleri ve ayakları bağlanarak hareket edemeyecek şekilde kısıtlandığı ve bu kısıtlamanın 7 güne kadar devam ettiği, aralıklarla bu işleme 11 gün maruz kalan mahpuslar olduğu, tüm mahpusların ayrıca aşağılama ve onur kırıcı davranışlara da maruz kaldığı iddia edilmektedir. Bu durum Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası anlaşmalara aykırı olduğu gibi ceza yasası tarafından da yaptırıma bağlanmıştır.

Uygulamaya ve fiillere maruz kalan mahpusların neredeyse tümünün adli suçlar nedeni ile tutulan kişiler olması da dikkat çekici bir başka noktadır. Yeterli hukuki destekten yoksun bu mahpuslar aynı zamanda kamuoyu desteğini sağlayıcı sivil toplum örgütü desteğinden de yoksun kategorilerdir. Yine bu mahpuslar tecridin etkisine daha açık kişilerdir.


Adalet Bakanlığı ve cezaevi idaresinin elinde uygulamaya ilişkin kesintisiz kamera takip kaydı olduğu açıktır. Bu delilin yok edilmeden Adli makamlara ulaştırılması durumunda gerek başvurucuların iddiaları gerekse idarecilerin savunmaları değerlendirilebilecektir.”

İZMİR (14.01.2007)- Atılım Gaztesi

munzur_62
29.01.2007, 16:10
Ben F tipi cezaevlerinin inşaasında çalıştım. F tipi cezaevinde hücre yoktur. O yüzden hücre hapsi veya tecrit kavramı olamaz. Odalar 2 veya 3 kişiliktir ve 2 katlıdır. Kendi lavabosu küçük mutfağı radyo yayını vardır. Sosyal alanları vardır. Spor salonu vardır. Sosyal açıdan insani hakları açısından diğer cezaevleriyle kıyaslanamaz bile.

Seni F tipine koyalım Bir gör bakalım F tipinde senelerce tek başına yada hep aynı kişiyi görerek yaşamak nasılmış;???

Tecriti Kaldırın Ölümleri Durdurun
F Tipine Son

spartacus
30.01.2007, 02:08
Sevgili dostum. Duyarlılığın için bir kezde burda teşekkür etmek istiyorum. Ölüm oruçları bitti diye, rehavete kapılmamamız gerekmektedir. Şimdiki görevimiz gazilerimize sahip çıkmak ve yaralarını sarmaktır. Ondan da önemlisi psikolojik destek sunmaktır. Bu tür destekleri, o onurlu ve güzel insanlardan esirgememeliyiz.

Bugünden başlayıp onlara bir yardım eli uzatmak hem geç kalınmış bir davranış, hemde geç sayılmayan bir görev olarak görülmelidir. Devrim gazilerine kısa ve uzun vadeli temelde yardımlar götürmeliyiz. Yapılacakların zamanında yapılabilmesi için atacağımız adımlar hızlı olmalıdır. Yarın çok geç olabilir. Bugün Savaş Kör'ün gözlerindeki ışığı büyültmek bizim elimizdedir. Bu kısa vadeli görevdir.
Uzun vadeli düşündüğümüzde ekonomik yardım yapmakla onların sorunlarının bitmeyeceği bilinciyle onlara devamlı sahip çıkmamız gerekmektedir. Çünkü kaybettikleri organların eksikliklerini onlara hissettirmememiz bizim elimizdedir. Bu anlamda onların karşılaşacağı zorlukları aşmak için sürekli duyarlı olmamız gerekiyor. Gazilerimiz, devrim şehitleri kadar onurumuzdur. Gazilerimizde bu ağır bedeli bizler için ödediler...

cem1507
31.01.2007, 21:04
Merhaba Canlar

Adam Ölüm Orucunu tutmus ve okadar hastaliklarlan bogusuyor ve bu ülkede harbi Solcu doktor yokmuki bu abimize baksin? hayir baska bi siyasi veya dini görüslü olsa adama hemen destek gelir. Kenetlenme var. Bizde yokmu yoksa bana mi öyle geliyor bilmiyorum :( Üzgünüm

Birde bir Insan adina ve soyadina bukadar mi benzer? SAVAS KÖR !

Bu Insanin adini ve olanlari hayatta unutmam. Insan eger kendi öz kizini taniyamiyorsa demekki o cezaevlerde asiri seyler dönüyor. Belkide bizim bilmediklerimiz seylerde vardir.


Allah yardimcisi olsun...

Onun icin bugün dua edecem...

spartacus
02.02.2007, 22:12
F tiplerinde baskılar devam ediyor

Mücadele Birliği Platformu bugün İHD İstanbul Şubesi'nde yaptığı basın açıklamasıyla Tekirdağ F Tipi Hapishanesi'ndeki devrimci tutsaklara yönelik baskıcı uygulamaları protesto etti.

Mücadele Birliği Platformu adına basın açıklamasını yapan Alev Oral, hapishane idarelerinin devrimci tutsakları görüş cezası, mektup cezası gibi uygulamalarla sindirmeyi ve izole etmeyi amaçladığını belirterek, Tekirdağ F Tipi Hapishanesinde bulunan Serbülent Sürücü, Nurettin Temel ve Barış Cengiz'e 2008'e kadar görüş cezası verildiğine dikkat çekti. Oral, “Herkesi zindanlar konusunda duyarlı olmaya ve tutsakların mücadelesine sahip çıkmaya çağırıyoruz” dedi.

Oral'ın ardından Serbülent Sürücü'nün annesi Sakine Sürücü, Barış Cengiz'in annesi Selvi Cengiz da tutsakların karşı karşıya kaldığı sorunlara dikkat çektiler. Sürücü konuşmasında, “Çocuklarımıza sürekli cezalar geliyor, hapishane kapısından çocuklarımızı göremeden geri dönüyoruz. Çocuğumun sağlığından endişeleniyorum” dedi. Cengiz ise konuşmasında, “Çocuğumu 6 aydır göremiyorum. Onlar dört duvar arasında ne yapabilirler ki? Onlara bu kadar ceza veriyorlar. Çocuğum için endişeleniyorum” dedi.


İSTANBUL (02.02.2007)- Atılım

Partizan62
13.02.2007, 01:39
Savas Kör`e siir

gece dişlerini biliyor burada
zulüm ; bir çağa filozof
karanlık ; ıslak bir dudakta kurban
duvarlar bir boşluktan bir boşluğa atıyor
vahim çağrışımlarla kendini unutan insanlarımızı .


insanlarımız..
yalnayak bir düşün içinde
başlarını çevrelemişken okyanus elleri
silikken sevgiliden gelen resmin renkleri
insanlarımız..
mavi bir denizin hasretine uzaklardan muktedir
uzun bitmeyecek türkülerin hasretine sessizdir.
ah zulüm
çınlayan bir kulaksın içimde bilenen
gecenin karşısında dişlerini gıcırdattığı bir beden
hepsi sana ait
hepsi senin eserin
ah gece ve zulüm !
bir duyabilse sesimi bu rezillik
uzaklara takılı denizin mavi resmine.
bir ulaşabilse gırtlağımda yapışıp kalmış sessizlik

sahi ne çok oldu görmeyeli denizi
seyrinde dalgalanıp ruhumun sesini işitmeyeli
şimdi gece gırtlağına dayadığı jiletle
kendi kederini bileyliyorken
ben hangi dudakta türkü olup ;
mavileşsem diye soramıyorum .
ve hangi adımlarımla ayağa kalkacağımı
hangi sesimle konuşup şarkılar yakacağımı
adımı kendi kendime sayıklayamayışımı
ruhumda yabancı düşmüş bir kadını
soramıyorum ...
ah zulüm
kanayan bir damarsın
gıdıklayan bir çağ korkusu
uzaklardan yükselip ansızın silinen bir kayıpsın
sahi ne çok oldu birine sarılıp
bulutlardan yeryüzüne ellerimi açarak
gökten boşalırcasına ağlamayalı ..



gözümde tutuşan siyah leke
içime gömülen kimsesizlikle sessiz
iltihaplanan bu rezillik
soyadımla geldi gözüme ki
hala kör bir ayna tutar bu duvarlar
içimde bilenen geceye ...

Demokrat
13.02.2007, 04:24
122 insan oldu eylemler boyunca(hepsi onuruyla serefiyle), hic mi insaf yoktu bu zalimlerde sadece seyrettiler. Eylemleri karalamak icin ellerinden geleni yaptilar. Vicdanlari hic mi sizlamiyor.....
Savas kardesimize gecmis olsun diliyorum....
"Freiheit und Leben kann man uns nehmen - die Ehre nicht".

gülin
13.02.2007, 10:27
F Tipi hücreleri inşallah kaldırılır ve tecrit son bulur çok acı bir durum .....
insanlık suçu bu ama maalesef hiçbir sonuç alınmıyor yürekler yanmasın artık...

spartacus
13.02.2007, 14:36
F tiplerinde genelge uygulanmıyor

İSTANBUL (12.02.2007)- TAYAD'lı aileler, bugün Elektrik Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi'nde basın toplantısı düzenleyerek Adalet Bakanlığı tarafından yayınlanan genelgeyi değerlendirdi.

Basın toplantısına TAYAD Başkanı Mehmet Güvel, Naime Kara ve Halkın Hukuk Bürosu'ndan Av. Taylan Tanay ile çok sayıda tutsak yakını katıldı. Toplantıda konuşan Av. Tanay, bakanlık tarafından yayınlanan genelgenin hayata geçirilmediğini dile getirdi.

Toplantıda ilk sözü, TAYAD'lı Aileler adına Naime Kara,aldı. Kara, “Ağır bir süreç yaşadık, bedeli de ağır oldu. Yedi yıl boyunca, iktidar bizi sansürle, şiddetle susturmaya çalıştı ama susmadık, kazandık. Adalet Bakanlığı şimdi bir adım attı. Biz verilen sözün takipçisi olacağız, tecridi kırdığımıza inanıyoruz” şeklinde konuştu.

TAYAD Başkanı Mehmet Güvel'de, “Gelinen noktada tüm taleplerin karşılanması olmasa da bu genelge tecridin kaldırılmasında önemli bir adım olmuştur. Verilen sözler yerine getirilmediğinde ise ölüm orucu gerekirse yine gündeme girer, kimsenin şüphesi olmasın” dedi.

Güvel, Av. Behiç Aşçı, Sevgi Saymaz ve Gülcan Görüroğlu'nun ölüm orucuna DİSK, KESK, TTB, TMMOB başta gelmek üzere bir çok kurumun “Görevi devraldık, takipçisi olacağız” sözleri üzerine ara verdiklerini hatırlattı. Güvel, “Kitle örgütleri, konunun takipçisi olmalıdır, şimdi görev onlarındır. Biz de aileler olarak herkesin yanı başında olmaya devam edeceğiz” diyerek konuşmasını bitirdi.

Basın toplantısında son olarak söz alan Av. Taylan Tanay ise konuşmasında, bakanlık tarafından yayınlanan yeni genelgeyi değerlendirdi. Genelgenin mevcut F Tipi Cezaevlerinde henüz hayata geçirilmediğine dikkat çeken Tanay, Tecride Karşı Avukatlar olarak 10 F tipi cezaevinde incelemelerde bulunduklarını, Edirne ve Bolu F tipi cezaevleri dışında bu genelgenin uygulanmadığını kaydetti. Tanay, buralarda genelgenin idare tarafından tutuklulara dağıtıldığını belirtti. Genelgeyi, tutuklular ile bakanlık arasında imzalanan bir mutabakat metni olarak nitelendiren Tanay, “Bu genelgeyi kimse tek taraflı fes edemez, kimse pazarlık konusu yapamaz. Şuan cezaevlerinde genelge “zaman ve yer yok” şeklinde bahanelerle uygulamaya geçmemiştir. Ama uygulamak zorundadırlar ve takipçisi olacağız” şeklinde konuştu.

spartacus
21.02.2007, 01:47
KAMUOYUNA ÇAGRI

TECRİTİ KIRMANIN PARÇASI OLARAK SAVAŞ KÖR'Ü SAHİPLENELİM
Tecrit ve izolasyonun hasta tutsaklar üzerindeki etkisi ağırlaşarak geri dönülmez sonuçlara yol açmaktadır. Onlarca hasta tutsak tedavileri yapılmayarak, yaşamsal ihtiyaçlarını karşılayamayacak durumda tecrit altında tutulmaktadır. Hapishanelerdeki saldırılara karşı direnişte sağlığını yitiren, sakat kalan, yüzlerce devrimci komünist tutsaktan durumu en kritik aşamada olanlardan biri de TKP/ML dava tutsağı Savaş Kör'dür.
F tipi provası olarak gerçekleştirilen Ulucanlar katliamında üç el parmağını kaybeden Savaş Kör; toplumun bütününe dönük geliştirilen saldırı dalgasına karşı hapishane direnişlerinde bedenini Ölüm Orucuna yatırarak Wernicke Korsakof hastalığına yakalandı. Hastalığı nedeniyle tahliye edilen ancak yargılanması devam ettiği sırada hüküm giyerek yeniden tutuklanan Savaş Kör, geçen süre içerisinde hastalığı ilerlemiş, kritik bir aşamaya ulaşmıştır.
Sağlık sorunları kritik aşamaya ulaşmasına karşın cezasını tamamlamadan Savaş Kör'ü serbest bırakmayan devletin durumu ağır onlarca hasta tutsağa yaklaşımı da farklı değildir.


SAĞLIK DURUMU KRİTİK AŞAMADA
Kasım ayı içerisinde Kandıra F tipi hapishanesinden tahliye olan Savaş Kör tecridin bütün ağır sonuçlarını bedeninde taşımaktaydı. Ölüm Orucu sonucu yakalandığı Wernike Korsakof hastalığı nedeniyle hala o süreci yaşadığı psikolojisiyle hareket eden Savaş Kör hapishanede de dışarı çıktıktan sonrada sadece kuru ekmek yemekte ve musluk suyu içmekteydi.
Vitaminsizliğin gözlerinin kör olmasına yol açtığı Savaş Kör'ün aynı zamanda gözlerin de oluşan iltihaplı hastalık ta ilerlemektedir. Beyine sıçrama tehlikesi bulunan bu iltihaplı durum gözlerinde akıntıya neden olmakta, yaralar oluşturmaktadır.
Son günlerde durumu gittikçe ağırlaşan Savaş Kör yerinden kalkamamakta, hareket edememektedir. Sıkı sık geçirdiği kalp spazmı nedeniyle vücudunun çeşitli yerleri ve bacakları morarmış, siyahlaşmıştır.
Kasım ayından bu yana tedavi amaçlı yapılan bütün girişimler tedavisinin oldukça masraflı ve kritik bir durumda olmasından kaynaklı yeterince sonuç vermedi. Birçok hastane çeşitli gerekçeler göstererek Savaş Kör'ün tedavisine mesafeli yaklaştı. Son olarak acil dâhiliyeye götürdüğümüz Çapa hastanesinde de durum farklı olmadı.


SINIR TANIMAYAN DOKTORLAR; TEDAVİYE BAŞLANMAZSA HERAN ÖLÜM RİSKİ VAR

Geçen hafta içerisinde ülkeye gelen ve *****a günü Savaş'ı evinde görerek muayene eden Sınır Tanımayan Doktorlar tedaviye başlanmazsa her an ölümün gerçekleşebileceğini söylediler. Bunun üzerine daha önce götürüldüğü Çapa hastanesinin acil bölümüne tekrar götürülen Savaş Kör ayakta hasta kabul edilerek büyük bir vurdumduymazlıkla bir dizi tahlil ve tetkik yapılarak tekrar geri gönderilmek istendi. Serum verilmesinin ötesinde tedavi için adım atmak istemeyen Çapa hastanesi Savaş'tan bir an önce kurtulmanın telaşı içerisinde hareket etti.
ZEYTİNBURNU BALIKLI RUM HASTANESİNE GÖRTÜRÜLDÜ
Acilen yoğun bakıma alınması gereken Savaş Kör'ün tedavisi karşısında ki bu kayıtsızlık nedeniyle bu hastaneden çıkarılarak Zeytinburnu Balıklı Rum hastanesine kaldırılan Savaş Kör burada acil müdahale altına alınmıştır.


SAVAŞ KÖR'LE DAYANIŞMAYI BÜYÜTELİM

Tecride karşı mücadelede kalıcı hastalıklara yakalanan, hafızasını yitiren onlarca tutsaktan biri olan Savaş Kör'ün durumu tecride karşı mücadelenin, tecridi geriletip kırmanın bir aracı olarak görülmelidir. Hapishanelerde devam eden fiili direniş ve dışarıda Behiç Aşçı ve diğer ölüm orucunu sürdüren devrimcilerin direnişi tecride karşı mücadelenin önemli bir halkası durumundadır. Savaş Kör'ün sahiplenilmesi tecride karşı mücadele anlayışıyla bütünleşebildiği oranda anlam kazanacak ve hedefine ulaşacaktır.
Bu nedenle Savaş Kör'le maddi manevi dayanışmamızı yükseltelim. Ziyaretler gerçekleştirerek bu ziyaretleri; tecridi ve sonuçlarını kavramanın ve ona karşı mücadele etmede kendimizi geliştirmenin, seferber olmanın aracı olarak görelim.
Aydın ve yazarlara, görsel ve yazılı basına Savaş Kör'ün durumunu tecridi anlatmanın bir yolu olarak taşıyalım.
Oldukça masraflı olan tedavisinin olanaklı kılınabilmesi için mali kaynak oluşturulmasına katkıda bulunalım.
Özellikle Savaş Kör'ün ağır sağlık sorunlarının tedavisi bu bilinçli sahiplenmenin ve ortaya konulacak bilinçli iradi çabanın üzerinden yükselecektir.

Savaş Kör'ün tedavisi için oluşturulacak fona katkıda bulunmak için açtığımız hesap numarası şöyledir; İş Bankası Hesap No:1002 1179 698 SEMA GÜL İstanbul Aksaray Şubesi


PARTİZAN ŞEHİT VE TUTSAK AİLELERİ

KızılBant
23.02.2007, 19:18
Faşizm ve Türkiye gerçeği.

İşte faşizmin adaleti bu. Hırsız kapkaççı sokakta cirit atar demokrat aydın insanlar F tipine kapatılır.

bolşevik_partizan
28.02.2007, 03:38
Savaş Kör'e sahip çıkalım!

Evet, tecrit bu ülkede gerçekten uzun bir zamandır sürüyor olmasına rağmen kulaklar sağır, gözler kördür. Görmezden geliniyor tecrit, izolasyon yalnizca içeride hapishanelerde yaşanmıyor. Tecridin Önemli bir ayağı da dışarıda tamda yaşadığımız havada ve suda yaşanıyor. Bizleri birbirimize yabancılaştırarak geleceğimize sahip çıkmamızı engelliyorlar. Uyuyanlar uyanmamakta ısrarı savunuyorlar. Bunun sadece bir örneği gecekondular; Hani o büyük sitelerin arasında kalmis bacasından duman çıkan küçük tek katlı evler var ya onlar

Hani deyimlerince görüntü kirliği yapan O evler. Televizyonlardan izlemişsizdir yıkılan gecekondularda oturan direnen insanları.? Evlerine sahip çıkmak için direnenleri salt evleri için değil orada karartılmaya çalışılan geleceği içinde direnen insanlar bir noktada tecrit duvarlarına da direniyorlar... Egemenler Kentsel dönüşüm projesi adı altında diktikleri konutlarla yabancılaşma sanatını çok iyi işlemektedirler. Evet, aynı apartmanda yaşıyoruz ve hiç bir kimse diger bir kimseyi tanımıyor. Kapısını çalamıyoruz komşularımızın, ne ihtiyaçları var diye soramıyoruz! Kim oturuyor apartmanımda diye merak bile etmiyoruz. Gecekondularda ki ilişkiler korkutuyor birilerini, imrendiriyor. Sorunlara hep birlikte omuz gerdiler küstüler, barıştılar ama yabancılaşmadılar birbirlerine. Bu sadece yaşadığımız bir örnek. Dönüp yaşadığımız düşündüğümüz şeyleri sorgularsak aslında biz de buna cevap veriyoruz tecritte yaşamın nasıl olduğuna. Evet tecrit diğer boyutuyla hapishanelerde yaşanmak da. Tecritti kırmak için bir Avukat, bir Ana, bir Tutsak bedenini ölüme yatırdı. Niye kulaklar sağır? niye görmek istemiyorsunuz bu gerçeği?. 19 Aralık 2000 de bu ülkede hayatta dönüş operasyonu adı altında 28 tutsak yaşamını yitirdi. Yüzlercesi sakat kaldı. Savaş Kör bunlardan sadece bir tanesidir. Savaş Kör tecride karşı bedenini yatırdı, açlığa, duysunlar diye duymayanlar... uyuyanlar uyansın diye karanlıktan... Sadece Savaş Kör degildi... Evet yüzlercesi bedenini yatırdı açlığa tecride F tipine karşı... Savaş Kör şuan doktorların ve heyetlerin verdiği sağlam raporuyla şartlı tahliye ile çıktığı dışarıdan tekrar tecritte geri döndü. Hipokrat yeminine bağlı kalmayan doktorlar Savaş Kör'ün tecritte ölmesini istediler bunun altına imza attılar. Yaşadığı sağlık problemlerinden kaynaklı görme yeteneğini kaybetti. Asıl çarpıcı durum "sağlam" raporu verildiği için tedavisi yapılamamaktadir.
Yalnızlaşma, kimliksizleştirme, izolasyon, tecrit ve Savaş Kör... evet evet tüm bunlar bu ülkede yaşanıyor. Tecrit sadece bununla açıklanmaz ama asıl tecritte olan dışarıdakiler: “ Açın gözlerinizi, uyanın uykunuzdan duyun artık ! Bu sese karsilik geleceğimizle oyun oynayanlara iyi bir cevap verin.” Düşünün bir kere yaşam da nelere maruz kalıyorsunuz ?. Düşünün işçilere asgari ücret adi altinda sadaka veriliyor, İMF istediği için sigortasız çalışıp, hakkımızı alamıyoruz. Düşünün köylü toprağımıza kota koyulup, zorla göç ettiriliyoruz. Düşünün öğrenci YÖK’ e karşı çıktığın için soruşturmalara, baskılara maruz kalıyorsun. Okuma hakkın elinden alınıyor. Eğitimi paralı hale getirenler senin için üniversite kapılarını emekçi çocuklarina kapatıyor. Düşünün o insanlar neden şuan içerideler. Kendiniz verin bunun cevabı. Bana göre iş istedikleri için, gecekondulari üzerlerine yıkılmasin diye, parasız bilimsel eğitim istedikleri için, köylü olduğu toprağına sahip çıktıkları için... bizdik onlar...Onlar da sizdiniz. Yarın siz de bunlara hayır diyeceksiniz ve tecritte yaşayacaksınız. Gelin tecrit duvarlarını hep birlikte yıkalım. Onlar emperyalistlerin ülkemizdeki üslerine mazlum halklarının kanına doymadıkları için emperyalizmi istemedikleri için tecritteler. Evet tecritkiler size sesleniyorlar tecrit ancak dayanışma ile kırılır. Uzatın elinizi dayanışmayı yükseltin. Savaş Kör'e sahip çıkmak için dayanışmayı yükseltelim.

SAVAŞ KÖR 'E SAHİP ÇIKALIM.

barikatci
23.03.2007, 23:31
http://img128.imageshack.us/img128/6297/photo0089lc4.jpg (http://imageshack.us)

Savas yoldasi 3 ay önce kaldigi topkapidaki bir hastahanede ziyaret edebilme olanagi buldum. bi insanin bu kadar zor kosullardan sonra böyle umutlu sevgi dolu olabildigini görebilmek gercekten sasirticiydi.
devrimcilik devrimci durus bu olsa gerek hep gülüyordu bizide güldürüyordu. ama saglik durumu ilk önclere göre cok iyidi yardimla ayaga kalkabiliyor ve yürüyebiliyordu bu sevindirici fakat daha göremiyecek olmasi cok üzücü gercekten ama yinede umudu var görmeyen gözlerinden yansiyan isik bunu gösteriyordu. tedavisinide olmasi gerekiyor bunun icin tüm yoldaslarimizdan kendine demokrat devrimci diyen herkesten yardim bekliyoruz.
yoldas mücadeleye devam ediyor. ordayken bize beni altinokta körler deregine götürün demisti mücadeleye orda körlerin hakkini savunarak devam edebilirim diyordu.

sivasli_sevgi
24.03.2007, 00:48
canlar bızımde cok sevdıgımız bı abımız adı erol f tıpınde sıncan cezaevınde yatmakta hala yukarıda verdıgım lınkte herkes bakarsa cok sevınırım
erol abimiz gordugu ıskencelerden dol