ErDaL24
06.12.2006, 15:44
hürriyet gazetesi yazarı Yalçın Bayer in bu günkü yazısından
görüldgü üzere alevi kurumları arasındaki anlaşmazlık geniş boyut kazandı ve diger kesimleridne içine çekti umarım inancımız bir yara almadan en iyi şekilde bu tartışmlarında arasından sıyrılır ve bize bırakılır...
http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/5561360.asp?yazarid=42&gid=61
TÜRKİYE’de hükümet pek farkına varmıyor ama Alevi gruplar arasındaki ayrışım gelecekte ciddi bir çatışma ortamını yaratacak gibi gözüküyor.
Buna bir taraf, Alevilik İslam inancı dışındadır diyor; Cem Vakfı ise aksini savunuyor.
Cem Vakfı, bütün etniklerinde Türk bayrağı ile laikliğin teminatı olarak gördüğü Atatürk’ün resimlerini en üste asıyor. ABF’cilerin bazı kesimi ise, bırakın ‘putperestlik’ saydığı Atatürk büstü ve resminden; Türk bayrağından bile uzak... Türkiye’nin milli sembollerine bakış arasında bu kadar fark var.
Avrupa Alevi Birlikleri Federasyonu (ABF), AB’den kendilerinin ayrı bir din grubu olarak kabul edilmesini isterken, çeşitli projeler gündeme getiriyor.
Bunun somut bir göstergesi Almanya’da ortaya çıktı bir süre önce... Baden Würtemberg eyaletinin Manheim kenti ve civarındaki 12 okulda Türk çocukları Sünni ve Alevi olarak ikiye ayrılıyor artık... Pilot projeye göre, eyalette ‘İslam dersleri’ mecburi hale getiriliyor. Bir öğrenci din derslerinde, Sünni veya Alevi sınıflarından birinde okumak zorunda bırakılıyor.
Türkler, Almanya’da bazı çevrelere göre hâlâ ‘misafir’ sayılıyor ama iki ülke arasındaki eğitimle ilgili geçerli anlaşmalar, bir ülkeye tek başına hareket etme yetkisi vermiyor. Ama AKP iktidarı, Almanya’nın bu zorlamasının karşısında duramıyor, haklarını kullanmıyor.
Bu durumda ikili din dersi uygulamasını kabul etmek durumunda kalıyor.
Ne demek gerekiyor biliyor musunuz; aferin Almanlara! Türk çocuklarına Türkiye’de öğretilmeyen Aleviliği ve Sünniliği öğretecek; hem de 7 yaşından itibaren.
Bir gazeteci dostumuz sonuca ilişkin şu yorumu yapıyor:
“Almanya’nın her zamanki taktiğidir bu... Uygulamak istedikleri bir şeyi bir anda yapmazlar, önce tepki beklerler... Aksiyon, reaksiyon getirdiği için Türkiye’nin uyanmasını istemezler. Alıştıra alıştıra yaparlar, sonra da onu gerekçe göstererek bütün eyaletlerde yaymaya çalışırlar. Türkler arasında Sünni ve Alevi ayrımcılığını getiren din dersleri aynen böyle olacak.”
GEL DE SUS...
Bazı Alevi grupların bu oyuna gelmedikleri görülüyor... Cem Vakfı’nın önemi burada ortaya çıkıyor. Vakfın Avrupa Koordinatörü Alişan Hızlı, “Alevilik, İslam’ın içinde midir, dışında mıdır? Bu nereden çıktı? Biz cemevlerimizde Allah, Muhammed, Ali diyoruz, bir bakıyoruz karşımıza ben Alevileri temsil ediyorum diyen gruplar çıkıyor. Gel de sus... Onlara alternatifini, inancını soruyoruz. Cevap veremiyorlar. Ne yazık ki, Alevi İslam derslerine de aynı insanlar sahip çıkıyorlar. O dersleri verenlere soruyorum İslam’ı reddeden bir insan nasıl çocuklarına Alevilik dersi verir? O insanlara çağrı yapıyorum, bu toplumun inancı ile oynamayın. Biz kavga istemiyoruz, barış, dostluk istiyoruz."
Konuştuğumuz ‘ilgili’ birçok kişinin aklına birçok soru geliyor:
“Aleviliğin ders müfredatını kim yapacak; AB nezdinde muhatabı kim olacak? Öğretmenlerin parasını kim verecek?”
Eğer ABF ise bu örgüt, Aleviliği İslam dışı görmüyor muydu?
Esas soru bu:
AKP iktidarının, Almanya’daki sivil toplum örgütleriyle bir araya gelmesi gerekiyor.
Ne yazık ki bu diyalog kurulmuyor.
Acaba, AKP'liler, yeniden gündeme gelen ‘yeşil sermaye’ vurgunundan ötürü Almanya’da para kaptıranların karşısına çıkmaktan mı çekiniyor?
görüldgü üzere alevi kurumları arasındaki anlaşmazlık geniş boyut kazandı ve diger kesimleridne içine çekti umarım inancımız bir yara almadan en iyi şekilde bu tartışmlarında arasından sıyrılır ve bize bırakılır...
http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/5561360.asp?yazarid=42&gid=61
TÜRKİYE’de hükümet pek farkına varmıyor ama Alevi gruplar arasındaki ayrışım gelecekte ciddi bir çatışma ortamını yaratacak gibi gözüküyor.
Buna bir taraf, Alevilik İslam inancı dışındadır diyor; Cem Vakfı ise aksini savunuyor.
Cem Vakfı, bütün etniklerinde Türk bayrağı ile laikliğin teminatı olarak gördüğü Atatürk’ün resimlerini en üste asıyor. ABF’cilerin bazı kesimi ise, bırakın ‘putperestlik’ saydığı Atatürk büstü ve resminden; Türk bayrağından bile uzak... Türkiye’nin milli sembollerine bakış arasında bu kadar fark var.
Avrupa Alevi Birlikleri Federasyonu (ABF), AB’den kendilerinin ayrı bir din grubu olarak kabul edilmesini isterken, çeşitli projeler gündeme getiriyor.
Bunun somut bir göstergesi Almanya’da ortaya çıktı bir süre önce... Baden Würtemberg eyaletinin Manheim kenti ve civarındaki 12 okulda Türk çocukları Sünni ve Alevi olarak ikiye ayrılıyor artık... Pilot projeye göre, eyalette ‘İslam dersleri’ mecburi hale getiriliyor. Bir öğrenci din derslerinde, Sünni veya Alevi sınıflarından birinde okumak zorunda bırakılıyor.
Türkler, Almanya’da bazı çevrelere göre hâlâ ‘misafir’ sayılıyor ama iki ülke arasındaki eğitimle ilgili geçerli anlaşmalar, bir ülkeye tek başına hareket etme yetkisi vermiyor. Ama AKP iktidarı, Almanya’nın bu zorlamasının karşısında duramıyor, haklarını kullanmıyor.
Bu durumda ikili din dersi uygulamasını kabul etmek durumunda kalıyor.
Ne demek gerekiyor biliyor musunuz; aferin Almanlara! Türk çocuklarına Türkiye’de öğretilmeyen Aleviliği ve Sünniliği öğretecek; hem de 7 yaşından itibaren.
Bir gazeteci dostumuz sonuca ilişkin şu yorumu yapıyor:
“Almanya’nın her zamanki taktiğidir bu... Uygulamak istedikleri bir şeyi bir anda yapmazlar, önce tepki beklerler... Aksiyon, reaksiyon getirdiği için Türkiye’nin uyanmasını istemezler. Alıştıra alıştıra yaparlar, sonra da onu gerekçe göstererek bütün eyaletlerde yaymaya çalışırlar. Türkler arasında Sünni ve Alevi ayrımcılığını getiren din dersleri aynen böyle olacak.”
GEL DE SUS...
Bazı Alevi grupların bu oyuna gelmedikleri görülüyor... Cem Vakfı’nın önemi burada ortaya çıkıyor. Vakfın Avrupa Koordinatörü Alişan Hızlı, “Alevilik, İslam’ın içinde midir, dışında mıdır? Bu nereden çıktı? Biz cemevlerimizde Allah, Muhammed, Ali diyoruz, bir bakıyoruz karşımıza ben Alevileri temsil ediyorum diyen gruplar çıkıyor. Gel de sus... Onlara alternatifini, inancını soruyoruz. Cevap veremiyorlar. Ne yazık ki, Alevi İslam derslerine de aynı insanlar sahip çıkıyorlar. O dersleri verenlere soruyorum İslam’ı reddeden bir insan nasıl çocuklarına Alevilik dersi verir? O insanlara çağrı yapıyorum, bu toplumun inancı ile oynamayın. Biz kavga istemiyoruz, barış, dostluk istiyoruz."
Konuştuğumuz ‘ilgili’ birçok kişinin aklına birçok soru geliyor:
“Aleviliğin ders müfredatını kim yapacak; AB nezdinde muhatabı kim olacak? Öğretmenlerin parasını kim verecek?”
Eğer ABF ise bu örgüt, Aleviliği İslam dışı görmüyor muydu?
Esas soru bu:
AKP iktidarının, Almanya’daki sivil toplum örgütleriyle bir araya gelmesi gerekiyor.
Ne yazık ki bu diyalog kurulmuyor.
Acaba, AKP'liler, yeniden gündeme gelen ‘yeşil sermaye’ vurgunundan ötürü Almanya’da para kaptıranların karşısına çıkmaktan mı çekiniyor?