Orijinalini görmek için tıklayınız : Tanrı olsaydınız ne yapardınız (Vahdet-i vücut anlayışı açısından)


Mesut Gündüz
09.12.2006, 13:53
Vahdet-i Vucut anlayışını irdelemek istiyorum.

Saygılar,

eylüleren
09.12.2006, 14:34
konu uygun bölüme kaydırılmıştır...

Mesut Gündüz
09.12.2006, 14:39
Şüphesiz ki, kendimizden daha ilahi bir tanrı yoktur bizim için.

-Louis Ferdinand Celine-

müttaki
09.12.2006, 14:49
biz Tanrıyız zaten Tanrının Tanrılığını beğenmeyen ölümlü Tanrılar...

ve herkes kendince Tanrılık yaptığından da sorunlar çıkıyor...

vahdet-i vücud Tanrı olmak değil Var olan Tanrı da Yok olmakdır..

böylece ölümlü Tanrılar arasında ki çatışmalar son bularak her ferd kardeşlik ve huzur bulacak paylaşımla sorunlar çözülecektir...

Nesimi
09.12.2006, 14:50
bunun için Hallac-ı Mansur, Nesimi gibi insanların fikirlerini ortaya koymak lazım. Sufilik açısından İnsan-ı kamil olmak ve Tanrıyla yek vücud olmak mümkün ama 4 büyük dindeki gibi yeri göğü yaratan bir güç olmak imkansız tabiki. Bu açıdan soruyu sufilik açısından irdelemek doğru olacaktır.

Hallac-ı mansur kısaca dünyadaki enerjiden bahsetmiş yani Tanrıyı göklerde oturan Kral olarak algılamak yerine dünyadaki enerji olarak görmeliyiz. Peygamberler dönemlerinde Tanrısal varlığa en çok yaklaşmış kişilerdir. O ışıkdan Allahdan ne kadar aldığımız önemli. İnsan-ı Kamil yolunda ilerledikçe insanlar Allah'a daha yakın olur.

Tanrı olsam ne yapardım derken soruyu doğru yere çekmek lazım, İnsan-ı Kamil mertebesindeki bilinçli çağdaş bir insan Tanrı gibi olmak istemez zaten çünkü bizzat Tanrıya yakınlaşmıştır.

Bazı yorumlar gelebilir Tanrı olsam şunu düzeltirdim bunu düzeltirdim. Ama öyle bir durum yok her yaptığımız kendimiz içindir ve kendimizi daha düzgün bir şekilde ortaya koyabilmek içindir. İnsanlar bilinçli mantıklı oldukdan sonra, adaletli bir dünya oldukça ( Bunun için zalimliği erdemsizlik kabul eden aydın insanların olması gerekiyor) Dünya daha yaşanılır bir yer olacaktır ve Tanrı da amacına ulaşmış olacaktır. İnsan-ı Kamili, Aydın çağdaş insanı yaratmak şekillendirmek önemli.

Irkçılığa, Faşizme, Yobazlığa, Karanlığa karşı olan, Eşitlikden adaletten yana olan insanların oluşturduğu bir dünya cennete çevrilir.

guneyyy
09.12.2006, 14:52
bence cok utopik bir durum .. ama tanrı olsaydım sadece adalet dağıtırdım sadece ADALET

Nesimi
09.12.2006, 14:56
bence cok utopik bir durum .. ama tanrı olsaydım sadece adalet dağıtırdım sadece ADALET

Merhaba sn. mesut Gündüz olayı Vahdet-i vücut anlayışı açısından sormuş ancak soru şekli bu tarz cevaplara zemin hazırlıyor tabiki.

Başlığa bir ekleme yapmak istiyorum bu tarz anlaşılmaması için.

saygılar.

deniz olmak
09.12.2006, 14:59
bence cok utopik bir durum .. ama tanrı olsaydım sadece adalet dağıtırdım sadece ADALET



bende tanrı olsam adaleti yaratırdım,f tipini kapatırdım,kullarıma beni eleştirebilecekleri derece de özgür kılardım...cehennem ve cennet gibi menfaatlere alet etmezdim onları...:garibbak:

Mesut Gündüz
09.12.2006, 15:05
Sn.Kızılkilise konu biz istesekte istemesekte oraya kanalize olacak;isterseniz bırakalım böyle kalsın; uygun değilse kapatalım.

deniz olmak
09.12.2006, 15:06
Merhaba sn. mesut Gündüz olayı Vahdet-i vücut anlayışı açısından sormuş ancak soru şekli bu tarz cevaplara zemin hazırlıyor tabiki.

Başlığa bir ekleme yapmak istiyorum bu tarz anlaşılmaması için.

saygılar.


Evet sorunun şeklini anlayamadık sanırım kara mizah yaptık birazda...
ama soru kısaydı ancak bu anlaşılıyor

Mesut Gündüz
09.12.2006, 15:14
Anlaşılmayacak birşey yok arkadaşlar; vahdet-i vucut aşamasının sonu tanrı olmak.Bu aşamaya ulaşan insanlar Pir Sultan Abdal,Hacı Bektaşi Veli,Hallacı Mansur bu insanlar tanrı aşamasına ulaştıktan sonra neler yapmış bunu irdelemeliyiz.İyi insan olmak sevgi sözleri söylemek dünyaya güzel mesajlar vermek vs.yaptıkları şeyleri irdelemeliyiz.

Nesimi
09.12.2006, 15:16
Sn.Kızılkilise konu biz istesekte istemesekte oraya kanalize olacak;isterseniz bırakalım böyle kalsın; uygun değilse kapatalım.

Akıl mantık içeren konuları tartışmak gerekir eğer konuyu Tanrı olsan ne yapardınız Şeytan olsan ne yapardınız tarzında ütopik konularda geyik amaçlı tartışmak istiyorsanız konuyu kazan a atayım.

Ama eğer gerçek anlamda "Vahdet-i vücud" anlayışını tartışmak istiyorsanız konuyu bu noktaya kaymasına engel olmak da istemiyorsanız samimiyetsiz olduğunuzu söyleyebilirim.

Konu bu şekliyle halen tartışılabilir, konunun sapmasını engellemek elimizde tabi samimi olarak bu konuyu tartışmak istiyorsanız devam edebiliriz konuya.

guneyyy
09.12.2006, 15:19
kızılkilise vahdet-i vucut anlayışıyla dünya daha yaşanılır olacagından kuşkum yok ama bununda utopik bir düşünce oldugu kanısındayım

Mesut Gündüz
09.12.2006, 15:20
Akıl mantık içeren konuları tartışmak gerekir eğer konuyu Tanrı olsan ne yapardınız Şeytan olsan ne yapardınız tarzında ütopik konularda geyik amaçlı tartışmak istiyorsanız konuyu kazan a atayım.

Ama eğer gerçek anlamda "Vahdet-i vücud" anlayışını tartışmak istiyorsanız konuyu bu noktaya kaymasına engel olmak da istemiyorsanız samimiyetsiz olduğunuzu söyleyebilirim.

Konu bu şekliyle halen tartışılabilir, konunun sapmasını engellemek elimizde tabi samimi olarak bu konuyu tartışmak istiyorsanız devam edebiliriz konuya.

Vahdet-i Vucut anlayışında sonuçta tanrı olmak yokmudur vardır.Bu konunun üzerine gitmeliyiz.

Nesimi
09.12.2006, 15:26
Kavramları karıştırmamak lazım.

Şimdi eğer Tanrıyı Hristiyanlıkdaki , Müslümanlıkdaki diğer Musevilikteki gibi anlıyorsanız bu vahdeti vücut enel-hak fikirleri ütopik kalır.

Öncelikle Alevilikdeki Tanrı anlayışını benimseyelim. Dieğrlerini kenara bırakalım

İlk mesajımda da belirtmiştim Alevilikde Gökte oturan bir kral şeklinde Allah yoktur.

Enerji vardır evrensel bir enerjidir Tanrı. Onurlu Erdemli insanların oıluşturduğu bir dünya daha adaletli olur. Bir dünya düşününki insanlar iyiliği Cennet için değil insanlık için yapıyorlar. İşte Alevilikle hedeflenen böyle bir dünyadır. Bunu kendi içimizde uygulasak ülkemizde çok değişimler olacaktır.

guneyyy
09.12.2006, 15:31
bunu aleviler kendine uygulicak ve ülkemiz yaşanılır olucak zaten aleviler bu ülkenin en aydın en adaletten yana kesmi yani sizin dediginiz gibi erdemliler ama sonuc ne ülkemiz hala kötü durumda yani kısacası kamil insan olmakta demekki yetmiyor.. benim algıladıgım bu

yani bu ülkede sadece aleviler yok digerleri kamil insan olamazsa bile yine bu ülke yaşanılırmı olur....

Mesut Gündüz
09.12.2006, 15:32
İhsan-i kamil aşamasına gelen insanların iç dünyasını bence bizler çok iyi bilmiyoruz.Çünkü bu aşamaya gelen insanlar sadece ihsan-i kamil aşamasındaki insanlara bunu söyleyip el alıp el veriyorlar.

Nesimi
09.12.2006, 15:40
bunu aleviler kendine uygulicak ve ülkemiz yaşanılır olucak zaten aleviler bu ülkenin en aydın en adaletten yana kesmi yani sizin dediginiz gibi erdemliler ama sonuc ne ülkemiz hala kötü durumda yani kısacası kamil insan olmakta demekki yetmiyor.. benim algıladıgım bu

yani bu ülkede sadece aleviler yok digerleri kamil insan olamazsa bile yine bu ülke yaşanılırmı olur....

Tabikide Dünyadaki Alevi nüfusu en fazla 20 milyon diyelim. Ülkemizde Alevilerin sayısı müslümanlara göre az. Aleviler kendi içinde uygulaması bile bir kazanımdır. Tüm insanlığın bu güzel fikirlere katılıp yaşamlarını bu temelde uygulaması gerekir ben burda Sosyalizm i Aleviliğe yakın olarak görüyorum. Şeyh Bedrettin, Osmanlı döneminde fikirleriyle Osmanlının zalim düzenine başkaldırıp çevresinde Alevi, Sunni, Hristyan pek çok kesimi birleştirmiştir çünkü paylaşımı ve enel- hak fikrini savunuyordu.

Hallac-ı Mansur Enel-Hak, Tanrı evrensel Ruhdur(Melek) (http://www.aleviforum.com/showthread.php?t=19163)

Bu konuda bu topicde Hallac-ı Mansur'un fikirlerini yansıtmaya çalıştım. Eminim insanlık bu fikirleri uyguladığı zaman Dünya daha yaşanılır bir yer olur. Ama pes edersek, birşey değişmiyor diyip bizde bu fikirleri savunmazsak işte o zaman güçlü olan tanrı olur ve dünyada adalet diye bir kavram kalmaz.

Bizim ihsan-i kamil aşamasına gelen insanların iç dünyasını bence bizler çok iyi bilmiyoruz.Çünkü bu aşamaya gelen insanlar sadece ihsan-i kamil aşamasındaki insanlara bunu söyleyip el alıp el veriyorlar.

Evet Alevilik kurumsallaşamadığı ve merkezileşemediği için inanc boyutunda tartışmalar ve eksiklikler oluyor bunları aşacağımıza inanıyorum. Bu fikirleri insanlar kendi bireysel hayatlarında uygulasalar değişim olur.

Bakın Tunceli'de adi suç oranı 0 gibidir. Yani Halkın çoğunun Alevi olduğu yerde insanlar evlerinin kapısı açık dışarı çıkabiliyorlar. Biz bunu uygulamayı başarmışız. Dersim'de adi suç yoktur. Bu felsefeyi doğayla, insanla bütünleşmeyi başarabilmişiz.

Şehirler insanları yozlaştırıyor. BU kapitalist sistem insanları bireyselleştirip egoist hale getirtiyor. Sorunu uygulamıyorlar deyip Alevilere devretmektense kaynağından eleştirmek lazım. İnsanları bozan bu sistemede karşı olmak lazım. çünkü insanların hayatında din, inancın yanında devletlerin ideolojileri, medya gibi propaganda araçlarıda etkiliyor.

tuncerbio
09.12.2006, 15:41
böyle bir kadameyi kabul etmek istemiyorum dersem...

Şoreş
09.12.2006, 15:43
Benden bağımsız bir Tanrıya İnanmadım, İnanmak istemedim.. Hatta bir zamanlar kendimi Ateist olarak görmeye başlamıştım... Çünkü bizlere empoze edilen Tanrı Anlayışı, Müslümanların Tanrı Anlayışıdır.. Onların Tanrı Anlayışında Allah İnsanları yaratmış, tüm İnsanlık ona karşı sorumludur.. Yani Tanrıyı elinde sopası olan bir Hükümdar olarak empoze ediyorlar. Bu Tanrı Anlayışı yozlaşmış, bozulmuş olan Dinlerin, özelliklede İslamiyetin böyle gerici ve ilerlemekte zorlanan toplumların, ilerlemesine engeldir..

Aleviler olarak bence Tanrı Anlayışımız konusunda büyük bir Asimilasyona itildik.. Bizler Din'i sorgulamakta özgürüz ve buyüzden bize empoze edilen Tanrı Anlayışını birçok gencimiz haklı olarak, bende dahil reddetmekteyiz.. Çünkü empoze edilen Tanrı, mantığımı almayan, İnsanları birbirine düşürecek Ayetler indiren bir Tanrı olarak karşımıza çıkmakta..

Hak, Evrensel bir Ruhtur.KızılKilise abiminde dediği gibi bir Enerjidir.. Bize şah damarımızdan daha yakındır... Gerçek anlamda İnsan-i Kamil olma yolunda ilerlemek, çaba sarfetmek, Hakkı görmektir.. Tüm İnsanlık bunun için çabalarsa, o zaman tüm Dünya Cennet olur.. Ama Dünyayı Cehenneme çevirecek olanda ve bunu yavaş yavaş başaranda İnsandır.

guneyyy
09.12.2006, 15:47
Tabikide Dünyadaki Alevi nüfusu en fazla 20 milyon diyelim. Ülkemizde Alevilerin sayısı müslümanlara göre az. Aleviler kendi içinde uygulaması bile bir kazanımdır. Tüm insanlığın bu güzel fikirlere katılıp yaşamlarını bu temelde uygulaması gerekir ben burda Sosyalizm i Aleviliğe yakın olarak görüyorum. Şeyh Bedrettin, Osmanlı döneminde fikirleriyle Osmanlının zalim düzenine başkaldırıp çevresinde Alevi, Sunni, Hristyan pek çok kesimi birleştirmiştir çünkü paylaşımı ve enel- hak fikrini savunuyordu.

Hallac-ı Mansur Enel-Hak, Tanrı evrensel Ruhdur(Melek) (http://www.aleviforum.com/showthread.php?t=19163)

Bu konuda bu topicde Hallac-ı Mansur'un fikirlerini yansıtmaya çalıştım. Eminim insanlık bu fikirleri uyguladığı zaman Dünya daha yaşanılır bir yer olur. Ama pes edersek, birşey değişmiyor diyip bizde bu fikirleri savunmazsak işte o zaman güçlü olan tanrı olur ve dünyada adalet diye bir kavram kalmaz.



Evet Alevilik kurumsallaşamadığı ve merkezileşemediği için inanc boyutunda tartışmalar ve eksiklikler oluyor bunları aşacağımıza inanıyorum. Bu fikirleri insanlar kendi bireysel hayatlarında uygulasalar değişim olur.

Bakın Tunceli'de adi suç oranı 0 gibidir. Yani Halkın çoğunun Alevi olduğu yerde insanlar evlerinin kapısı açık dışarı çıkabiliyorlar. Biz bunu uygulamayı başarmışız. Dersim'de adi suç yoktur. Bu felsefeyi doğayla, insanla bütünleşmeyi başarabilmişiz.

Şehirler insanları yozlaştırıyor. BU kapitalist sistem insanları bireyselleştirip egoist hale getirtiyor. Sorunu uygulamıyorlar deyip Alevilere devretmektense kaynağından eleştirmek lazım. İnsanları bozan bu sistemede karşı olmak lazım. çünkü insanların hayatında din, inancın yanında devletlerin ideolojileri, medya gibi propaganda araçlarıda etkiliyor.


tabiki fikirlerinize katılıyorum ama ayrıntı şurda az önceki yazılarınızda dünya daha yaşanılır olur dediniz sonra yaşadıgımız üke dediniz ben bunların ütopik oldugunu söyldim tabiki aleviler kendi cografyalarında kendi aralarında bunu başarabildiler başarıyorlarda o halde bunu geniş yelpazede düşünmek biraz utopik ama elbette olması istenilen birşey am yine söylüyorum ütopik genel cercevede

Mesut Gündüz
09.12.2006, 15:52
böyle bir kadameyi kabul etmek istemiyorum dersem...

Erdemli olmayı kabul etmiyorsanız saygı duyarım.Çünkü ihsan-i kamil insan ermiş insan.

tuncerbio
09.12.2006, 16:00
Erdemli olmayı kabul etmiyorsanız saygı duyarım.Çünkü ihsan-i kamil insan ermiş insan.

erdemli olmayı redetmiyorum içinde tanrı unsuru bulunan birşeyi kabul etmiyorum o kadar...yoksa insanı kamillere saygım sonsuz....

Balta
09.12.2006, 16:04
Ben yitirdim, ben ararim, yar benimdir kime ne
Gah giderim oz bagima gul dererim kime ne
Gah giderim medreseye ders okurum Hak icin
Gah giderim medreseye dem cekerim kime ne

Kelb rakip haram diyormus sarabin bir katresine
Saki doldur, ben icerim, gunah benim kime ne
Ben mekamet gomlegini deldim, taktim egnime
Ar-u namus sisesini tasa caldim, kime ne

Ah Yezid, seccadeni al yuru mescid yoluna
Pir esigi benim kabem kiblegahim kime ne
Gah cikarim gokyuzune hukmeder kaftan kafa
Gah inerim yeryuzune yar severim kime ne

Kelp rakip boyle diyormus guzel sevmek pek gunah
Ben severim sevdigimi, gunah benim kime ne
Nesimi'ye sordular, yarin ile hos musun
Hos olayim, hos olmayim, o yar benim, kime ne

NESIMI



Ayrıca başka bir şiirde;

Kah çıkarım gökyüzüne seyreylerim alemi
Kah inerim yeryüzüne alem seyreyler beni


diyerek Tanrıyla bütünleşme vardır. Bu anlamda Enerjinin bir parcaşı ile Enal hak düşüncesiyle Tanrı Katına çıkma Hakikati yakalama vardır.

Bu anlamda Madem ki Ben Enal Haktanım bu düşünceyi sadece savunmayıp Bu düşünceyi yaymakta benim görevim olmalı.

müttaki
09.12.2006, 22:54
Bir müttakinin kelamı var... Birde kelamullah Musanın tevhid kelamı...

şimdi ben kelam ettiğimde söylediğimde benliğimi söylemiş olurum... vahdet-i vücud diyor ki sen çık aradan kalsın yaradan

yine söyleyen sensin ama senden söyleyen Allahtır... Musaya kelamullah bu yüzden denir... benliksiz ben tevhidi bendir enelhak... bu makamda kişi İnsan tüm Alemlerin kendinde dürülü olduğunu bilir fakat mevcudiyet olarak Halıdaki bir iplik kadar yerde tecellisini aşikara çıkarır.. bedeninden...

söyleyen sensin.. kim söyledi diye sorduklarında Allah söyledi dersen eğer sen Allahmısın derler... bu yüzden Efaller görünen zahir aleminde ben söyledim demek örtünmenin gereğidir fakat hakikati Allah söylemiştir.. Hallac gibi Aşka gelen kişiler bazen Allah söyledi diyerek taşlanmışlardır...

şimdi enelhak makamındaki kişinin benliği ölmüştür... içinde şöyle bir istek yokdur şu taşı kaldırayımda uçurup Bushun kafasına düşüreyim... eğer böyle bir isteği olsa kalbindeki bağlantı kopar... enelhak dan düşer.. Tevhidi istek ve benlik isteği ikisi birarada olmaz...

o yüzden ben Tanrı olsam şöyle yapardım diyemez.. sadece Tanrının O'ndan işlediğine teslim olur... bu isteklerde tecelliye göre oluşur Kuran bu yüzden hadise üzerine ve sadece o hadiseye ait olarak tecelli eder.. yani bugün enelhak makamından konuşan birinin kelamı Allah kelamı Kurandır.. bu yüzden de Aşıklar bir Kuran söyleriz Kurana benzemez derler..

bu kişilerin fertlerin Gerektiğinde de derisi yüzülür... öldürülür...asılır... ama asanın kim olduğunu da iyi bilir..

bugün binlerce İnsan Enelhak kelimesi yüzünden yada Vahdet-i vücud kelimesi yüzünden yada kah çıkarım gökyüzüne sözleri yüzünden kendisinin ne olduğunu araştırmaya yöneliyor...

Hallac benlik yapmamış kendisinden sonra gelecek binlerce insana(kendisine) yol göstermiştir.. bugün sünnisinden alevisine... hristiyanından yahudisine herkes enelhakkı ve hallacı tanımaktadır...

CandanYana
12.12.2006, 02:57
Aşk u niyaz olsun Canlar,

öncelikle şunu belirtmek istiyorum. türkcem biraz zayıf ola bilir eğer burada veya şurada hatalarım olursa lütfen kusuruma bakmayın. gittikce ilerlemeler yapıyorum.

Herşeyden önce bu konuyu olumsuz buluyorum. Çünkü bence pek anlamsız. Bunun nedenide bence şudur:

1. İçimizde de tahminime göre ne bir İnsan-i Kamil bulunuyor ne de Tanrı lakabını kendine uydurmak durumunda olan biri vardır.

2. İnsan-i Kamil den bahsediliyor ama onun önünde bir mayın tarlası gibi bekçi olan dört kapı kırk makam hiç bir alanda vahdeti vucut konusuyla birleştirilmiyor!


Şimdi bir misal olarak: merdiveni görmek bir başka bir şey ve o merdiveni basamak basamak çıkmak ğine bir başka mesele - heleki o bilgiye, sanata ve o merdiveni yaratmak/üretmek için sevgiye saygıya sahip olmak ( çünkü merdiven ağaçtan yapılan bir şey dir ve bir ağaç bile HAK'ın yarattığı şey değilmidir?! ) yine bir başka mesele.

KızılKilise Canımız konuyu bence doğru yöne itti ama dört kapıyı ve kırk makamı bu anlamda yazıya almadı. Ben kendisini kutlarım ve bu dört kapı kırk makam konusunu ifade ettiği düşüncesine eklenti olarak bilmesini isterim.

Burada daha bir merdivenin değerini bilmeden ve hissetmeden en kısa yoldan nasıl en üst basmağa varırım ve vardıktan sonra o tepede ne yaparım diye düşünülüyor.

Demek istediğim bu:
Herşey üzerine yazılır ve tartışılır ama amaç HAK muhabbeti olması gerektiğini düşünüyorum. Ben Tanrı olsaydım ne yapardım sorusunun - olsa da vahdeti vucut manasıyla kime HAK yolunda ne bilgi verecektir? Bence hiç birimize.

Değerli KızılKilise Canımız bu topike zenginliğini katmasaydı ben bu yazımı şimdi buraya aktarmazdım, gercekten!

Bence asıl burada sorulacak soru böyle olsa daha olumlu olur:
Kişi vahdet-i vucut manasını anlamak için neyi öğrenmeli, bilmeli ve yaşadığı hayata nasıl ilave ede bilir? İşte konunun noktasına gelmek istiyorum:

Bırakalım bu hayali soruları - ve boyumuzun seviyesindeki konularla ilgilenelim. Asıl sorulacak soru, ve üzerinde tartışılacak konu kişi/insan kendisini nasıl merdivenin birinci basmağına, yani YOL TALİP'i olmaya, eğite bilir? Ve bu eğitime ulaşması için BENCILLIKTEN kendisini nasıl arındıra bilir?

HAK yolunda TALİP olmadan, bu basamağın kurallarını yani merdivenin en alt (birinci) basamağını öğrenip ve yaşam praktiğine geçirmeden önce, görevlerini ve şartlarını yerine getirmeden kime TANRI rolüne ( bir hayali düşünce olsa bile... ) girmeye yakışır? Bunu sizin düşüncenize bırakıyorum...

Kimseyi kırmak istemiyorum bu satırlarımla, sadece düşünce zenginliği iletmek istiyorum. Hızır hepimizin yardımcısı ola...

Gerceğin Demine HUU

hypatia
12.12.2006, 22:23
Gerçekten Kuran'da doğru olan bir şey varsa o da bu noktada. Hristiyanlık sadece Hz. İsa'yı Tanrı yapar. Ama Tanrı insanın yaratılışını şu şekilde açıklıyor: "Ben ona kendi ruhumdan üfledim" diyor ayette.

Ancak tabi insanın Tanrısal özüne ulaşması zor. Ben bu aşamaya gelmiş olsaydım zaten yapacak bir şey kalmazdıki. Her şeyi yapmış olurdum.

Yani bilmiyorum aslında, bu büyük problem. Tanrı hala yaratmaya devam eden, bir şeyler yapmaya devam eden bir güç mü? Eğer böyle olursa yine de mükemmel olmuş olur mu? Mükemmellik her an değişim halinde olmak mı yoksa son noktaya ulaşmış olmak mı?

Sonuç: Tanrı olmak ne demek daha henüz bilmiyorum.

Mesut Gündüz
12.12.2006, 23:24
Tanrı olmak güçlü olmak mı? Bir hiç olmak mı? Alemle eşit olmak mı? Erişilmez olmak mı? Kendin olmak mı?

eyhayat
13.12.2006, 00:15
TANRI BABA

Tanrı Baba, bir sabah uyanınca,
Biz insanları düşündü nasılsa
Gitti pencereye, Kimbilir, dedi;
Belki de o gezegen yok olup gitti.
Böyle dedi ama baktı uzakta, çok uzakta
Fırfır, fırfır dönüyor dünya.
Şeytan canımı alsın, dedi Tanrı
Alsın vallahi bir şey anlıyorsam
Bu dünyalıların tutumlarından

Şeytan canımı alsın
Alsın vallahi çocuklar
Bir şey anlıyorsam
Bu dünyalıların tutumlarından.

Ey benim minnacık yaratıklarım,
Ak ve kara, donuk ve yanıklarım,
Dedi Tanrı, en babacan haliyle;
Sizleri ben yönetiyormuşum sözde
Oysa biliyorsunuz Allaha şükür
Benim de sürüyle bakanlarım var.
Şeytan canımı alsın, dedi Tanrı
Alsın vallahi bu bakanları
İkişer üçer atmazsam kapı dışarı.

Şeytan canımı alsın
Alsın vallahi çocuklar
Bakan mı, bakan mı
Kapı dışarı.

Boşuna mı kızlar verdim, şarap verdim size?
Güzel güzel yaşayasınız diye
Nasıl olur da benim adıma
Orduların Tanrısı dersiniz bana?
Şeytan canımı alsın, dedi Tanrı
Alsın vallahi çocuklar, bir tek
Orduya kumanda ettiysem bugüne dek

Şeytan canımı alsın
Alsın vallahi çocuklar
Amenn.

Bir de şu kara bücürler yok mu?
Burnum illallah dedi tütsülerinden
Yaşamayı oruca çevirmiş bu sofular
Benim adıma lanet yağdırmadalar.
Verdikleri parlak vaazlara gelince
Bunlar benim için karanlık, Arapça, İbranice
Şeytan canımı alsın, dedi Tanrı
Alsın vallahi bir şey anlıyorsam
Bu adamların dediklerinden

Şeytan canımı alsın
Alsın vallahi çocuklar
Bir şey, bir şey, bir şey anlıyorsam
Bir şey, bir şey, bir şey anlıyorsam.

Tanrı Baba, bir sabah uyanınca,
Biz insanları düşündü nasılsa
Nasıl, nasıl, nasılsa

Beranger


Çeviri: S.Eyüboğlu Ezgi:RUHİ SU

Mesut Gündüz
13.12.2006, 00:21
TANRI BABA

Tanrı Baba, bir sabah uyanınca,
Biz insanları düşündü nasılsa
Gitti pencereye, Kimbilir, dedi;
Belki de o gezegen yok olup gitti.
Böyle dedi ama baktı uzakta, çok uzakta
Fırfır, fırfır dönüyor dünya.
Şeytan canımı alsın, dedi Tanrı
Alsın vallahi bir şey anlıyorsam
Bu dünyalıların tutumlarından

Şeytan canımı alsın
Alsın vallahi çocuklar
Bir şey anlıyorsam
Bu dünyalıların tutumlarından.

Ey benim minnacık yaratıklarım,
Ak ve kara, donuk ve yanıklarım,
Dedi Tanrı, en babacan haliyle;
Sizleri ben yönetiyormuşum sözde
Oysa biliyorsunuz Allaha şükür
Benim de sürüyle bakanlarım var.
Şeytan canımı alsın, dedi Tanrı
Alsın vallahi bu bakanları
İkişer üçer atmazsam kapı dışarı.

Şeytan canımı alsın
Alsın vallahi çocuklar
Bakan mı, bakan mı
Kapı dışarı.

Boşuna mı kızlar verdim, şarap verdim size?
Güzel güzel yaşayasınız diye
Nasıl olur da benim adıma
Orduların Tanrısı dersiniz bana?
Şeytan canımı alsın, dedi Tanrı
Alsın vallahi çocuklar, bir tek
Orduya kumanda ettiysem bugüne dek

Şeytan canımı alsın
Alsın vallahi çocuklar
Amenn.

Bir de şu kara bücürler yok mu?
Burnum illallah dedi tütsülerinden
Yaşamayı oruca çevirmiş bu sofular
Benim adıma lanet yağdırmadalar.
Verdikleri parlak vaazlara gelince
Bunlar benim için karanlık, Arapça, İbranice
Şeytan canımı alsın, dedi Tanrı
Alsın vallahi bir şey anlıyorsam
Bu adamların dediklerinden

Şeytan canımı alsın
Alsın vallahi çocuklar
Bir şey, bir şey, bir şey anlıyorsam
Bir şey, bir şey, bir şey anlıyorsam.

Tanrı Baba, bir sabah uyanınca,
Biz insanları düşündü nasılsa
Nasıl, nasıl, nasılsa
Beranger
Çeviri: S.Eyüboğlu Ezgi:RUHİ SU


Tanrı isyan ediyorsa tanrı bizlerle eşit o zaman ne dersin.

dennis
13.12.2006, 18:08
Önce insan olmalı insan Sonra ne olcaksa... Herşey insanda saklı

Lazoşa_62
13.12.2006, 19:54
Ben tanrı olmuş olsaydım;İnanınkı yanlışlarımda olurdu ama doğru yapacağım şey İnsanların Kula kulluk etmesini engelleyip,Bana içinde geldiği gibi inanmalarını isterdim.Tüm canlıların bir arada kardeşçe yaşamasını,birbirine karşı saygı ve sevgiden kusur etmemeleri için elimden geleni yapmaya çalışırdım.Tabiiki tanrı olsaydım yani.

gürbüz deniz
13.12.2006, 20:29
enel hak
enel hak
enel hak
biz hallacı mansur diyenlerdeniz

mehmet_onal
13.12.2006, 21:35
tanrı olsaydımkul olmak isterdim heralde.

eyhayat
13.12.2006, 21:51
Tanrı isyan ediyorsa tanrı bizlerle eşit o zaman ne dersin.

O halde "Ben Tanrıyım,Tanrı benim"
Tanrı insanda tecelli etmiştir.

halitseyfi
13.12.2006, 22:19
"Kah çıkarım gökyüzüne seyerederim alemi
Kah inerim yer yüzüne seyreder alem ben." demiş Nesimi

Nesimi'den farklı birşey yapacağımı sanmıyorum,Nesimi ve diğer ehli kamil insanlar gibi ,nasıl "insan" olunuru insanlara göstermeye çalışırdım.

Mesut Gündüz
14.12.2006, 00:38
Benim inandığım tanrının adı Ali; o ben olmuşum, ben o olmuşum.Çıkmışım bir yanardağın başına üşüyorum.Dalmışım okyanusun derinliklerine yanıyorum.Geçmişi özlüyorum kimi zaman; yaşamak isterken yaşadıklarımı.Ben benden çıkıyorum beni ararken.Uçurumlar yol oluyor.Yollar uçurum. Ben bende değilim bendeki beni ararken.

Rose
14.12.2006, 00:52
ben tanrı olsaydım kendimi yok ederdim ki bu kadar kötülüğü, umutsuzluğu, mutsuzluğu görmemiş olurdum.
şimdi desem ki dünyayı iyiliklerle donlatırdım diye olmayacak çünkü dünyada insanlar yaşıyor ve dünyayı yine kötü hale getirecekler o yüzden tanrı olsam kendimi yok ederdim doğal olarak tanrıda olmazdı.

kısacısı ben tanrı olamam anlaşılan :p

Zahir
14.12.2006, 09:35
Yaradan yaradamayan gibi olurmu???

Mesut Gündüz
14.12.2006, 09:38
Yaradan yaradamayan gibi olurmu???

Bizim yaratılışımızda bizimde payımız var.O yüzden yaradan yaratılan gibi olur diyebiliriz.

Zahir
14.12.2006, 09:53
Ey Muhammed Deki;

"Sığınırım İnsanların Rabbine, İnsanların yöneticine,insanların Tanrısına........"

Ey Muhammed yine deki;

" HUUUU Adı Allah Olan Ahaddır. Adı Allah olan Sonsuzdur ve Mutlaktır......
Doğmamıştır, Doğrulmamıştır. Hiç kimse ona denk değildir"

Mesut Gündüz
14.12.2006, 10:03
Ey Muhammed Deki;

"Sığınırım İnsanların Rabbine, İnsanların yöneticine,insanların Tanrısına........"

Ey Muhammed yine deki;

" HUUUU Adı Allah Olan Ahaddır. Adı Allah olan Sonsuzdur ve Mutlaktır......
Doğmamıştır, Doğrulmamıştır. Hiç kimse ona denk değildir"

Tanrı bizimle beraber görünür hale geldi onun mayasında bizdende birşeyler olmalı

Zahir
14.12.2006, 10:26
15:29: "Onu düzenleyip ona ruhumdan üflediğimde hemen onun için secdeye varın," demişti.

Ruh kelimesinin kullanılan geleneksel anlamı Kuran ayetleri ile pek uyuşmaz. Tanrının Ruhunun açıklamasını yapabilmeniz çok zordur.

Kuranda Ruh; vahi, bilgi emir anlamına gelir. İnsanın genetik yapısını şu an kullandığımız bilgisayarlara benzetirsek Allahın komutlarını (Ruhunu) içeren bir donanıma sahip dir diye biliriz. Kişiliği, bilinci yani nefsi ise bir sistem programı olarak düşün.

Sürekli olarak donanımızınıza, komutlar (Allahın ruhu) yüklerinir. Sistem programınız (Nefsiniz) bu komutlara göre hareket eder. Sistem programınıza saldıracak virüslerde söz konusu. Eğer siz bu virüslere karşı sistem programınızı korumassanız özelliğini (Allahın ruhundan aldığı komutları) kaybeder.

Donanımızın ve sistem programınız gelen komuta yani Allahın ruhuna göredir. Gelen komutta sizden herhangi bir şey söz konusu değildir. Yani komuttaki yazılımda sizden her hangi bir şey yoktur.

Mesut Gündüz
14.12.2006, 13:26
15:29: "Onu düzenleyip ona ruhumdan üflediğimde hemen onun için secdeye varın," demişti.

Ruh kelimesinin kullanılan geleneksel anlamı Kuran ayetleri ile pek uyuşmaz. Tanrının Ruhunun açıklamasını yapabilmeniz çok zordur.

Kuranda Ruh; vahi, bilgi emir anlamına gelir. İnsanın genetik yapısını şu an kullandığımız bilgisayarlara benzetirsek Allahın komutlarını (Ruhunu) içeren bir donanıma sahip dir diye biliriz. Kişiliği, bilinci yani nefsi ise bir sistem programı olarak düşün.

Sürekli olarak donanımızınıza, komutlar (Allahın ruhu) yüklerinir. Sistem programınız (Nefsiniz) bu komutlara göre hareket eder. Sistem programınıza saldıracak virüslerde söz konusu. Eğer siz bu virüslere karşı sistem programınızı korumassanız özelliğini (Allahın ruhundan aldığı komutları) kaybeder.

Donanımızın ve sistem programınız gelen komuta yani Allahın ruhuna göredir. Gelen komutta sizden herhangi bir şey söz konusu değildir. Yani komuttaki yazılımda sizden her hangi bir şey yoktur.

İşaretlediğim yerlerde bir çelişki yokmu.İnsan bedeni bilgisayar ise içindeki donanım ve programlar allahın ruhuna göreyse gelen komutta nasıl bizden birşey olmaz o programı çalıştıran ana etken insan olmuyormu.

Zahir
14.12.2006, 13:41
Allahın ruhunu komuta benzetmeye çalıştım. Komutlar olmassa donanımızın ve sistem programınız çalışmaz. Sistem programı ve donanım kendi kendini nasıl çalıştırır. Sizden hiç bir şey olamaz o komutta. Sizden olabilecek tek şey virüslere karşı belleğinize yüklenen programdır. Her hangi bir virüs saldırısında ancak siz bu programı devreye sokabilirsiniz. Zaten virüslere karşı saldırıda koruma programı yine sizin ürününüz değil Komutun (Ruh) ürünüdür.

Mesut Gündüz
14.12.2006, 15:21
Allahın ruhunu komuta benzetmeye çalıştım. Komutlar olmassa donanımızın ve sistem programınız çalışmaz. Sistem programı ve donanım kendi kendini nasıl çalıştırır. Sizden hiç bir şey olamaz o komutta. Sizden olabilecek tek şey virüslere karşı belleğinize yüklenen programdır. Her hangi bir virüs saldırısında ancak siz bu programı devreye sokabilirsiniz. Zaten virüslere karşı saldırıda koruma programı yine sizin ürününüz değil Komutun (Ruh) ürünüdür.

Bilgisayar sadece kendisine yüklenen programların çalışması için komutlara ihtiyaç duyar.Virüs her zaman kötü anlamda düşünülmemeli virüs programların komutsuz çalışmasını sağlayabilir ve virüste bir program olabilir.Sadece program olmaktan çıkıp; hem programı hem virüsleri kontrol edemektir marifet; verilen komutun dışına çıkmamakta değil.

Mesut Gündüz
14.12.2006, 16:13
Sadece vahdetine dalanlar buraya mesaj yazsın istiyorum.. Vahdetini şurda burda arayanlar yazmasın lütfen.......

azel24
14.12.2006, 16:25
sanırım tüm dünya insanını , dünyayı daha adaletli ve daha sevgi dolu yaşaşabilmesi adına bu değerlerle benliğini donatırdım

müttaki
14.12.2006, 17:22
Vahdet-i Vücudu açalım biraz uçmadan :)

İnsanın benim dediği kendisine varlık isnat ettiği 3 özelliği vardır... bu üç özellik bir vücuddur birbirine bağlantılıdır ve biz bu 3 özelliğimizden dolayı kendimize varız deriz...

Vahdet-i vücud bu 3 türlü cüzzi olan İrademizi Külli olan İradeye Bağlamaktır Rabıta ermektir..

ilk özelliğimiz Fiilimiz... eylemlerimiz.. benim eylemim ben yaptım gibi kendi varlığımıza Failiyet verip Fail olan Allaha bağlanmak...

bugün milyonlarca İnsan cüzzi olan iradelerine varlık vererek eylem yapıyorlar neyse girmeyelim bu makam Musa makamıdır.. kelamullah Musa.. zahir

ikinci özellliğimiz sıfatlarımız...Fiilimiz eylemlerimiz Kendimize varlığımıza yüklediğimiz sıfatlarımızdan gelir.. ne ilim sahibi çocuk... fiiliyatta bu ilim söze dönüşür kelama...

yani bugün çevremizde gözüken her eylem Allahın sıfatlarının zahire çıkması görünmesidir... Allahın sıfatları Allahın ruhudur... bu makamda ruhullah İsa makamıdır...

üçüncüsü ise Vücudumuzdan gelir.. İrademizden..

önce isteriz... sonra o isteğin gerektirdiği veriyi Ruhu toplarız içimizde ve bu veriler eyleme dönüşür ve biz varız deriz kendimize

Nur.. Ruh ve madde... Zat..Sıfat.. Efal..

kişi kendi Efalini sıfatını ve Zatını Külli olan Allaha bağladığında benliğinden ölmüş olur...

bundan sonra ki makam diriliş... cem makamı... enelhak makamı da derler

ondan sonrası Vahdet-i şühud... yani vahdet-in Efaline sıfatına ve zatına Şahit olmak...

anlatımı kolay gibi de yaşaması zor valla :)

Mesut Gündüz
15.12.2006, 20:04
Vahdet-i Vücudu açalım biraz uçmadan :)

İnsanın benim dediği kendisine varlık isnat ettiği 3 özelliği vardır... bu üç özellik bir vücuddur birbirine bağlantılıdır ve biz bu 3 özelliğimizden dolayı kendimize varız deriz...

Vahdet-i vücud bu 3 türlü cüzzi olan İrademizi Külli olan İradeye Bağlamaktır Rabıta ermektir..

ilk özelliğimiz Fiilimiz... eylemlerimiz.. benim eylemim ben yaptım gibi kendi varlığımıza Failiyet verip Fail olan Allaha bağlanmak...

bugün milyonlarca İnsan cüzzi olan iradelerine varlık vererek eylem yapıyorlar neyse girmeyelim bu makam Musa makamıdır.. kelamullah Musa.. zahir

ikinci özellliğimiz sıfatlarımız...Fiilimiz eylemlerimiz Kendimize varlığımıza yüklediğimiz sıfatlarımızdan gelir.. ne ilim sahibi çocuk... fiiliyatta bu ilim söze dönüşür kelama...

yani bugün çevremizde gözüken her eylem Allahın sıfatlarının zahire çıkması görünmesidir... Allahın sıfatları Allahın ruhudur... bu makamda ruhullah İsa makamıdır...

üçüncüsü ise Vücudumuzdan gelir.. İrademizden..

önce isteriz... sonra o isteğin gerektirdiği veriyi Ruhu toplarız içimizde ve bu veriler eyleme dönüşür ve biz varız deriz kendimize

Nur.. Ruh ve madde... Zat..Sıfat.. Efal..

kişi kendi Efalini sıfatını ve Zatını Külli olan Allaha bağladığında benliğinden ölmüş olur...

bundan sonra ki makam diriliş... cem makamı... enelhak makamı da derler

ondan sonrası Vahdet-i şühud... yani vahdet-in Efaline sıfatına ve zatına Şahit olmak...

anlatımı kolay gibi de yaşaması zor valla :)

Bu inancın sonunda insanoğlu tanrılaşıyor.Tanrılaşma aşamasından sonrası nedir.Ölümmü,dirilişmi,delilikmi,hiçlikmi dünya işlerini terki diyarmı.Bir dilim ekmekmi,bir şişe şarapmı.Bu eşsiz sır nedir.Yaşayan yaşadığını söylemez zaten yaşayandan başkasına.

müttaki
15.12.2006, 22:41
Bu inancın sonunda insanoğlu tanrılaşıyor.Tanrılaşma aşamasından sonrası nedir.Ölümmü,dirilişmi,delilikmi,hiçlikmi dünya işlerini terki diyarmı.Bir dilim ekmekmi,bir şişe şarapmı.Bu eşsiz sır nedir.Yaşayan yaşadığını söylemez zaten yaşayandan başkasına.

ilk 3 meratip Benlikten ölme tekamülleri.. Maşuğun Aşığı sarmaya başlayarak en sonunda O'nu öldürmesi Fena makamları soyunmak .. 4. meratip Diriliş daha ölüm yok ölmeden evvel ölenlere 5.6.7. meratipler BEKA makamları Bakisin artık... Giyinmek Hakkın Efalini Sıfatını Zatını...

Tanrılaşmak... aslında İnsanlaşmakdır çünkü İnsan Allahın Cemalidir Allah İnsanda kendi yüzünü seyreder... sen Allaha ayna olursun Allahda sana.. birbirinize bakar kendi yüzünüzü görürsünüz... kendi kendinize şehadet edersiniz kendinize Şahit olursunuz...

birşeyi terkettiğin yok daha bir sarılıyorsun hayata İşine Ailene.. ANlamlı yaşıyorsun... bu yüzden de sana bir garip bakıyorlar... dilinden anlamıyorlar Garip oluyorsun

daha çok Yalnız oluyorsun kendinle kendinde buluyorsun aradığın tüm kutsallığı... hep kendi kendine konuşmaya başlıyorsun İÇinden... bu yüzden de deli diyenler oluyor

Akıllı olacam diye kendimle olan ilişkimi mi keseyim diyordu bir filmde kamil abi işte böyle SEYR eyliyorsun hayatı :)

gördüklerin sadece Hayatta Yaşananlar... fakat çoğumuz görmüyormuşuz ne yaşadığımızı yaşarken... Farka geçiş Fark ehli oluyorsun Hayatı...

yaşayanlar yaşadıklarını söylemişler... anlatmışlar... açın bakın Yunusun şiirlerine ama yaşamadıktan sonra ne anlamı var sırrın... sır elle tutulur birşey değil Sır Allahın Sırrı..

kalbe sürülen İhlas sırrı.... bakıyorsun Camdan dışarı dışarıyı izliyorsun SIR sürülünce Cama oluyor AYNA artık çokluk kalkıyor hep kendi yüzünü gösteriyor sana hayat.. kendinle tanışıyorsun

belli bir yerden sonra Sır da kalkar derler...

eşsiz olan senin kutsallığın mesut kardeş... ama sen kutsalsın dendiğinde ya kendimize yakıştıramıyoruz ya da Benliğimizi kutsal sayıyoruz... Bir ben var benden içeri işte Kutsal olan O.. O'na ne benim diyebilirsin ne de anlatabilirsin hissettiklerini..... A'dem den bugüne de gönüllerden gönüle aktarılıyor bu sır..

Gannush
15.12.2006, 23:39
Tanrı olsaydım,
İnsan iradesine sınır koyabilecek sıfatlarımdan vazgeçerdim.

iyimser
23.12.2006, 18:53
tanrı olsaydınız ne yapardınız demiş arkadaşımız bu soru bile bana göre yanlış ki tanrı tektir yani bence yanıtsız bırakmak en uygunu çünkü tanrı olamıcağımıza göre soruyu yanlış buluyorum....saygılarımla...

YoRuM78
24.12.2006, 23:24
tanrı olsaydım dunyadaki tum ınsanların ortak bır dil altında toplar,kımsenin kımsye muhtac bırakmadan, savassız bır dunyada insan gibi yasamaları icin bir seyler yapardım