Orijinalini görmek için tıklayınız : Yasaklı Sanatçılarımız
toprak62 10.12.2006, 18:59 ArkadaŞlar 21.yy Da SÖyledİĞİ,yazdiĞi TÜrkÜler Nedenİyle TÜrkİyeye Gİrmesİ Yasaklanan Bİr Çok SanatÇimiz Var. Ben Bunlardan EmekÇİ Hocamizi Ele Almak İstİyorum
25 YaŞinda Almanyaya Gelen Ve 2004 Yilinda Bakanlar Kurulu Karariyla TÜrkİye'ye Gİrmesİ Yasaklanan Ve 26 Yildir Almanyada YaŞamaya ZorlanmiŞ Bİr İsİm.
GeldİĞİmİz ÇaĞda Sİz SanatÇilariniza BÖyle Bİr Ceza Verİyorsaniz Sİz Artik ÇaĞ DiŞi KalmiŞsiniz Demektİr. Ama Bİlmİyorsunuz Kİ Sİz Aslinda Kendİnİze Ceza VermİŞsİnİzdİr.ÇÜnkÜ Ab Ye Gİrmek İsteyen TÜrkİye Ye İlerde Bunlar Bİr Sorun Olabİlİr.
ArkadaŞlar EmekÇİ Hocamizi Unutmamiz Gerekİr Kendİsİnİ Vatanina Gerİ DÖndÜrmek İÇİn Bİze Ne DÜŞÜyorsa Yapmaliyiz
Sİzce...
zorbaların en korktuğu şeylerden biri sanat ve sanatçı.
"aman allahım o taşlamanın içinde benim adım geçerde millete rezil olurum" demiş paşalar padişahlar.
türküyle milleti ayaklandırır demişler.
belediye başkamlığı koltuğuna oturunca ilk işi i. melihin sanata tükürmek oldu cinsel tema veriyor diye, 2. işi ortadoğu ve balkanların en büyük fıskiyesini yapmakla öğündü, içindeki yetersiz olduğunu düşündüğü erkeklik duygusunun göstergesi olarak ( bu tür davranışlar cinsel yetersizliklerin bir göstergesidir, trafikte kornaya basma gibi, aynı konuda rsikologlarında zamanında açıklamaları olmuştu )
rte kendini ipe dolanmış kedi diyen karikatüriste dava açtı.
ruhi su kaçar diye tedavi için yurt dışına gönderilmedi.
karadenizde tulum çalma yasaklandı.
istanbulda hariçten gazel çalma yasaklandı meyhanelerde.
.......
aynı olayları tarihte birçok örneğini gördük günümüzde de görmekteyiz. sanata sanatçıya değer vermeyen devletler, sanatın galişmesine yaşamasına imkan vermiyen baskıcı ortamlar hiçbir zaman başarılı olamamış.
ne garip milletiz. zamanında nazilerden kaçan biliminsanlarını ülkemize davet etmişiz, yahudileri soykırımdan kurtarmışız. ama kendimize, kendi biliminsanımıza, sanatçımıza, yazarımıza... neler yapmışız, yapıyoruz?
Küçük yaşlarda bağlamayı babasında öğrendi o…
Yöresindeki Aşık geleneğinden pişti o… Türkiye’ye girişi yasaklı bir ozan o…
Ama; 26 yıllık sürgün yaşamında; düşüncesiyle, özüyle, yüreğiyle, ruhuyla yorumladığı eserleriyle hep ülkesinde oldu o…
Seslendirdiği ezgilerle büyüdüm ben… Nihayet buluşma fırsatını yakaladım ve merhaba sevgili Ozan’ım diyerek söyleşimize başlıyoruz….
Sizin eserlerinizi dinliyerek büyüdüm! Eserleriniz ve yaptığınız müzik’te hep muhalif kesime hitap etmektedir. Neden böyle muhalif Ozan duruşu…?
Ozanlığın mayası zaten; Sisteme muhalif olmaktır…Sistemin adamı olarak Ozan olamazsınız…Ozan’ın görevi; yanlışa karşı çıkmaktır. Ozan’ın görevi; haksızı yermektir. Sosyal eşitsizliği yermektir. Zaten bunuda yapmadan Ozan olamıyorsunuz…
Tarih’te kısa bir gezintiye çıktığımız zaman, Tarih’in bugüne kadar taşıdığı Ozanların tümü; sosyal eşitsizliği yermiştir…Bu uğurda bir çoğu’da bedel olarak canını vermiştir…Gerçek anlamda halk Ozanı olacaksanız! Topluma karşı duyarlı davranacaksınız… haksızın karşısında yer alacaksınız, yada Ozan olduğunuzu itta etmiyeceksiniz…
Ozan Emekçi’yi bir çok kesim tanıyor. Henüz tanımayan bir kısım genç arkadaşlarımız var! Ozan Emekçi’yi birazda kendisinde dinlemek isteriz. Nerede doğdunuz ? Nerde yaşamaktasınız..?
Ben Maraş’ın / Afşin Haticepınarı, yani genel tanımıyla Kaşanlı Köyündenim…
Bir yaşında itibaren Maraş’ta büyüdüm. Meslek Lisesi 2 den sonra okula devam edemedim…
İlk kasetimi 1973 yılında Antep’te müzik piyasasında çıktı…Ondan sonra; Mahzuni ile Nesimi ile, İsmail İpek ile, İhsani ile Anadolu turnelerine katıldım…Plak yaptım ve daha sonra kaset çıktı.12 Eylül’de Askeri darbesi geldikten sonra; ülkede sanat yapma imkanı kalmadığında; Almanya’ya geldim. 26 yıldır ki, bu 26 yıl iki hafta sonra bitmek üzere, o gün bugündür, Almanya’da yaşamaktayım. Türkiye’ye gidemiyorum…
Türkiye sizin hakınızda ülkeye giriş yasağı koydu; Bunun nedeni nedir biraz açarmısınız…?
Şimdi 2004 yılında; 2004 yılının 29 Temmuz’unda ; Türkiye *****huriyeti ve emniyeti umumi nizamını, tehlikye koymak veya tehlikeye koyanlara iştirak etmek gerekçesiyle; Türkiye’ye girişim Bakanlar kurulu kararıyla yasaklanmıştır…
Bu yasağın kaldırılması için; ilk gelen resmi yazıda, İçişleri Bakanlığına başvurmam öneriliyordu…Bu öneriyi yerine getirerek, Bakanlığa başvurdum. Bakanlıktan uygun görülmediğine dair; Resmi bir mektup aldım…
Yeniden Türk konsolosluklarına başvurmam öneriliyordu… Bu öneriyede yerine getirdik. Sonucunu bekliyoruz…
Siz çocukluğunuzda hangi Ozanları dinlediniz..? Etkilendiğiniz Ozanlar kimler…?
Tabi ben; Mahzuni’den çok etkilendim çocukluğumda…Mehçuli’den etkilendim… Pir Sultan anlatılırdı konuşulurdu! bizim Ailede ve çevremizde ! Pir Sultan’dan etkilendim ama; ağırlıklı olarak Mahzuni’den etkilendiğimi her zaman söylerim…
Yıllarca müzikle iç içesiniz… Bizim toplumun müziğ’e bakışı nasıl sizce…?
Alevi toplumu müzikal bir toplumdur…Müzik tüketen bir toplumdur. Aynı zamanda ki, Elbistan diyaloglu olarak; Maraş ve merkezi saymazsak; İlçeler ve köyler ağırlıklı olarak, Kürt Alevilerden teşekül eder…
Zaten bizim yöremiz bir Ozan yurdu…Daha doğrusu Binboğa etekleri; Anadolu’da halk Ozanlığının bugün hala diri bir şekilde yaşadığı: Kızılbaş kültürünün en canlı; en Dinamik şekilde yaşadığı bir bölgedir…
Halk Ozanlığı; hemen hemen diyebilirimki Pir Sultanında önemli ölçüde etkilemesiyle bugüne kadar başkaldırı türünde düzene, Sisteme, haksızlığa isyan etme türünde, halk Ozanlığının önemli bir mekanıdır; Binboğa veya etekleri…
Yani buna en canlı örneğini; Mahzuni’yi sayabiliriz, Vijdani’yi sayabiliriz, Mehçuli’yi sayabiliriz, İsmail İpekçi’yi sayabiliriz, ve Nesimi’yi sayabiliriz…
Bunların bütünü hep, o yöredende beslenen, o yöreden mayasını alan halk Ozanlarıdır. Hepside, önemli katıklar bırakmıştır Anadolu insanına…Bu nedenle o yöreli olmak, bir ayrıcalıktır…
Ozan Emekçi müzik yaşamı dışında ne gibi uğraşı var? ve ne yapar…?
Yazı yazıyorum, müzik çalışmalarım dışında çeşitli dergilerde; makaleler yazıyorum…Bugüne kadar üçtane kitabım çıktı. Basıma hazır üç kitabım daha var. Bunlarla uğraşıyorum okuyorum…
Üç kitabın basımında bahsettiniz; yazarlık eğiliminizde var. Bu kitaplarınızın içeriği neyle ilgili…? İsimleri neler…?
Birisi Alevilikle ilgili… Diğer iki adet kitabımda, şiir ağırlıklıdır. şiirin D konusunu hikayesini anlatan iki kitaptır…
Şiir alanıyla ilgili yazıyorsunuz. Şairlik hislerinizi öğrenebilirmiyiz…?
Tabi şiir daha çok kendimi yorumluyorum…Yüzde seksen sekiz, yüzde doksan dokuz; kendi şiirlerimi yorumluyorum…
Ozan Emekçi kendisini hangi dilde söylediği ezgilerde buluyor…?
Tükçe.
Kürtçe dilinde herhangi eser veya albümünüz varmı…?
Kürtçe bir kasettim var ama; Türkiye’de çıkmadı burada çıktı. Daha sonra Türkiye’ye gidip gelen arkadaşlar; alıp değerlendirdiler. Kendim yazdığım kürtçe türkülerimde var…Kürtçe benim ana dilim…
Ama; Maraş’ın içinde büyüdüğüm için; Kürtçe bizim Ailede bize yasaklanmıştı…
Çünkü anam iyi Türkçe konuşamadığı için; tamamıyla Türklerin ortasında bir ev düşünün; tek bir Ailesiniz, anam geliyor Şehre iki kelime Türkçe’si yok. komşular onun Türkçesiyle alay ediyorlar…Oda bize yasaklamıştı ki çocuklarım iyi Türkçe öğrensinler ki bunlarla sokakta alay etmesinler…
Bize yasak koymuştu. Yaz tatilinde köye gidip gelme vasıtasıyla; kulaklarımız kürtçe’ye doldu. Kürtçeyi öğrenebildik biraz…Yani on iki yaşında sonra başladık kürtçe konuşmaya….
Bu son dönemlerde sizin hakınızda, çeşitli medya ve basın organlarınlarından söz edildi. Maraş katliamını yaşıyan ve eserlernizde var. Ama; Maraş katliamı döneminde Başbakanlık yapan ve katliam bilgilerini sümen altı eden, B. Ecevit’e Alevi kuruluşu AABK Başkanı T . Öker ve benzeri tarafında; övgüler düzerek göklere çıkarmaktadırlar. Siz bunu nasıl değerlendiriyorsunuz…?
Ben B. Ecevit’i sevmeyen bir insanım….Bir zaman kendimde gençlik yıllarımda halk partisi içinde yer alan birisi olarak; zaman içerisinde gördükki B . Ecevit başka insanların temsilcisi…
Ne Alevinin, ne Kürdün, ne yoksulun, ne ezilenin bu kesimlerin temsilcisi değil…
Biz bunun bedelini; Maraş’ta çok ağır ödedik…Bu nedenle; Alevi olupta, Kürt olupta, B.Ecevit’e sempatiyle bakanları; anlamakta zorlanıyorum. Hayret ediyorum…
Hangi aklın, hangi mantığın işidir. Bir kitle katliamının tertipçisi birini yüceltirler…?
Ben şahsen B.Ecevit’in ardından hiç üzülmedim…O daima bu halka düşmalık yaptı. Benim gözümde B.Ecevit bir halk düşmanıdır…
Yıllardır müzikle uğraşıyorsunuz! Müzikte kalite oluşturmanın yöntemleri nelerdir sizce…?
Yani müzik çok farklı bir mecradır. Müzikte kalite; müzisiyenin kalitesiyle başlar…
Kaliteli müzisiyen kaliteli müzik yapar…Buna kaliteli müzik araçlarınıda eklerseniz; onun yanında müziğinizi topluma taktim etmek toplumun bir şekilde yarasına merhem olmak maksadıyla yorumlarsınız…Güçlü ve kaliteli müzik yaparsınız. Bu çok önemli…
Yani sade kup kuru bir müzik; insanı taşımayan bir müzik, kalıcı olmuyor…
Bunun çok örneklerini yaşıyoruz… Fakat müzikal yapısıyla; toplumda yaşanmış olaylara tanıklık eden, müzikal değerler; on yıllarca zamanda geçse; her zaman yaşıyor ve zevklede dinlenir…
Okuduğunuz müzik türünü siz nasıl değerlendiriyorsunuz…?
Ben protest halk müziği yapıyorum… Ben böyle tanımlıyorum…
Nurhakdağı Net sitesini nasıl buluyorsunuz…? Hiç ziyaret etme olanağınız oldumu…?
Emin olun hiç ziyaret etmedim. Yarın ilk işim orayı ziyaret etmek olacak…
Son olarak; Ozan Emekçi’nin sevenlerinize ve dostlarınıza söylemek istediğiniz bir mesajınız varmı…?
Bütün dinleyicilerimizi ve okuyanlarımızı saygıyla selamlıyorum…Tüm insanlarımızın demokratik değerlere bağlı olmalarını, yarınlarının daha mutlu olmaları için; ülkeye demokrasinin gerektiğini; bir ülkeyi sevmenin gerekliliği; o ülkenin insanlarını sevmesiyle mümkündür…
Şimdi ben Türkiye’yi seviyorum deyipte; Elbistandaki kürtten nefret ediyorsam; Tuncellideki Aleviden nefret ediyorsam; bir şekilde onların yolunu bağlamak istiyorsam; demek ki Türkiye’yi sevmiyorum…
Türkiye’yi seven insan; Türkiye’nin insanını da sevecek. Bizler ülkemizi bu nedenle çok seviyoruz. Çünkü insanlığı seviyoruz…kendimizi seviyoruz…İnsanlarımızı seviyoruz…Bizim insanlarımızın bu duyarlılıklarını kaybetmemelerini; önemle ıstırahm ediyorum kendilerinden, ve bütün hepsine en derin saygılarımı sunuyorum…Gelecek günlerin başarılı olmasını temeni ediyorum…
Biz Nurhakdağı Net sitesi olarak zaman ayırıp böylesi güzel bir söyleşi gerçekleştirdiğiniz için, dostlarınız ve sevenleriniz adına çok teşekkür eder, çalışmalarınızda ve hayatınızda başarılar diliyoruz…
Ben teşekkür ediyorum. Çok sağolun….
Röportaj: (GaRip caN) İsmail Güner
nurhakdagi.net ve pirsultanca
puduhepa 11.12.2006, 13:15 Alev Alev Yandık (İşkencelerde)
Ceryana zincire boyun eğmedik
Direndik direndik işkencelerde
Halk uğruna bundan daha evveli
Ölenleri andık işkencelerde
Kimimiz yaralı kimimiz öldük
Kimimiz bilinmez yere gömüldük
Kimimiz faşizme zevke sunulduk
Kucaklara konduk işkencelerde
Kimimiz zindana kimimiz dara
Yürüdük yürüdük hep iktidara
Kızıl ışık serptik karanlıklara
Alev alev yandık işkencelerde
Emekçi`yim gündüz geceden öte
Şafakla kavuşur halk hürriyete
Halka onur, korku verdik devlete
Yenilmedik yendik işkencelerde
Aşık Emekçi
Maraş
not:bilinçlenme anına başlama vardır ya hani.düşüncelerinize yön veren olgular ya da ne bileyim müzikler,sanatçılar vardır.işte büyük ozan Emekçi de benim protest ve özgün müziğe bağlanmamı sağlayan sanatçıların başında geliyor.ve bu sanatçıyı dinlememe neden olan *ağabeyime*sonsuz teşekkürler...
Hüseyin69 11.12.2006, 14:33 sn üyelerimiz konu ozan emekci ise bir arama ile
karsiniza iki üc topic mutlak cikar
yasakli ozanlarimiz deniliyor
lütfen....
baska ozanlarimizda var(di)
evet hüseyin abi.
Mikail Aslanın sorunu daha yeni çözüldü.Beser Şahin var .çok severim sesini.oda yıllardır TR'ye gelemiyor
puduhepa 11.12.2006, 15:31 yasaklı sanatçılarımızdan birisi de Kemal Kahraman"dır.sanatçının Türkiye"ye girmesi hala yasak olduğu için Almanya"da yaşamaktadır.
Kemal Kahraman müziği yapar Metin Kahraman icra eder. konserler de ikisinin de adı yazılır ama sadece Metin Kahraman ve orkestrası vardır.
*Metin ve Kemal Kahraman yıllardır Munzur’da bir kazı yapıyorlar. Efsanelere, masallara doğru bir kazı bu. Kazarken Munzur’un sesini duyuyorlar. Doruklardan kopup gelen hırçın sulara ‘haliniz nedir’ diye soruyorlar. *
Hüseyin69 11.12.2006, 15:39 1980 li yillarin yasakli bir ozani daha vardi garip sahin
o dönemlerde aklimda kalan cok meshur halayimsi zazaca (kirmanciki)bir türküsü vardi
garip sahin mireno
werwa sima can dano
hewal hewal lemino
ibrahim canemino
garip sahin ölüyor
önünüzde can veriyor
hatta yilmaz güneyin duvar filminde garip gezme saskin ,engin ol gönültürküleriyle ayri bir güzellik ve anlam katmisti
sevgili puduhepa kemal kahraman Ankarada yapılan bir eylemden sonra tutuklanıp ondan sonrada yurtdışı macerası başladığını biliyorum.çözmeye çalışıyordu oda sorununu ama son durum hakkında bir fikrim yok.
ama ozan emekçi yasakla ilgili girişimlerde bulunup ve bunun reddeldiğini biliyorum
Katıldığı konserler nedeniyle hakkında dava açılarak tutuklama kararı verilen ve 30 yıldan beri sürgünde yaşayan Dersimli ozan Zamanî, bir gün doğduğu topraklara dönebilmeyi hayal ediyor. Dersim'in Ovacık kazasına bağlı Derika Semikan köyünce 1948 yılında dünyaya gelen ozan, çoğu Kürtte olduğu gibi iki doğum tarihi olduğunu söylüyor. Birisi, anne ve babalarının söylediği, yılın herhangi bir vaktinde doğmuş olması, diğeri de ilkokula başladığında kimlik belgesi üzerine yazılı olan tarih. Müzikle çok erken yaşta tanışan sanatçı, 11-12 yaşlarında saz çalmaya başlar. Saza erken yaşta saz çalmaya başlamasının müziğe başladığı anlamına gelmediğini söyleyen Zamanî, ilk bestesini 14 yaşındayken yapmış.
30 yıldır sürgünde
Zamanî 1966'ya kadar hep 'Akyıldız'adını kullanmış. İlk plağıyla adı Zamanî olup bugünlere kadar gelmiş. Uzun zamandır sürgünde yaşayan ozan, '30 yıldır sürgündeyim, türkülerim Türkiye'ye girdi bir ben giremedim' diyerek hayıflanıyor. Ruhunun h‰l‰ doğduğu topraklarda olduğunu söyleyen Zamanî, kendisini hiç bir zaman Avrupalı gibi hissetmediğini söylüyor. Ozan bugün halen Avrupa'da yaşıyor ve birgün ülkesine dönebileceği umudunu koruyor
http://www.aleviforum.com/attachment.php?attachmentid=9304&stc=1&d=1165941074
EMEKÇİNİN EMEĞİ
Bir Emekçi düşününüz ki düşüncesinden dolayı ülkesine giremeyecek,
ama bu haksız uygulama karşısında emeğini sonuna kadar harcama gayreti içerisinde
olan bir Emekçi.
Almanya’da taze bir fidan Mikail Aslan'ın evindeyiz. Akrabam olan annesi hiç
Türkçe bilmiyor. Sorunlarını anlatırken gözlerinin içi parıldıyor,bana zazaca anlattıklarını
Mikail, Türkçe tercüme ediyor.Yaşlı kadın, Yedi çocuğuyla gelip Almanya'da mütevazi bir hayat
yaşamaktadır.
Almanca ve Türkçe bilmeyen bu insan yinede mutluydu. Çünkü çocukları gözünün önündeydi.
Tunceli'den,Hozat'tan,Karaca’dan,Ağzunik’ten,Kayse ri'den,Sarız,İncemağara’dan bahsettik.
Sanattan,sanatçıdan derken Ozan Emekçi'den laf edildi.
Mikail Aslan telefonla Ozan Emekçi'yi arayarak bizlerin misafir olarak evlerinde bulunduğumuzu söylemesinden sonra telefonu bana verdiler.
Biraz önce yanımda taze bir fidan olan Mikail Aslan ile konuşurken bu defa telefonun diğer
ucunda Ulu bir çınar olan Ozan Emekçi vardı.
Rahatsız olduğu için o saatte bir arada olamadık ama telefonda sayın Emekçi'nin sesi
titriyordu.
Yıllardır ülkesine gidememenin sıkıntısı vardı ama ayni zamanda mücadeleci tavrından da hiç
ödün vermiyordu.
En geç 2007 yılının ilk aylarında mutlaka Ülkesine gideceğini ve bundan böyle Devleti
yönetenlerin düşünmesi gerektiğini vurguluyordu.
Kendime de soruyorum,herkese de soruyorum;
Ne yapmıştı Ozan Emekçi? Devletimi sattı,banka mı hortumladı?
Vergi mi kaçırdı,Hanları hamamlarımı vardı? kaç insan oldurdu,
Bu yüzden Emekçi’nin ülkesine gelip gelmemesi sadece Devleti yönetenlerin sorunu değil tüm aydınların,emekçilerin ve emekten yana olanların sorunudur.
Bizde bir söz vardır.
"Alevilerin Silahları sazdır.
Mermisi ise güzel sözdür"
Ozan Emekçinin de elinde Silahı (sazı) çıkmış yollara kendi halkını yine kendi halkına anlatmış.
Halkı yönetenlerin yanlışlarını sazıyla söylemiştir.
Niye mi söyledi, Halkı yönetenlerin yanlışlarını, yönetenlerin Muhalefleri söylemeyince söyleyemeyince iş kime düşer.Ozanlara düşer,aydınlara,demokratlara,sosyal demokratlara,sosyalistler,koministlere düşer elbette.
Bizi yönetenlerin yanlışlarını sadece Ozan Emekci yada Mikail Aslan söylemedi.
Gün geldi,Pir sultan Abdal söyledi.
Gün geldi,Dadaloğlu söyledi.
Karacaoğlan,
Mahzuni Şerif,
Ahmet Kaya,
Ozan Emekci,
Ferhat Tunc,
Mikail Aslan ...ve daha niceleri söylediler.
Söyledilerde nemi oldu.
Pir Sultan Abdal, İnancının direnciyle dar ağacına çıktı.
Deniz,Yusuf,Hüseyin ve daha niceleri darağacına gitmediler mi?
Dadaloğlu,Karacaoğlan dağlardan aşağı inemediler.
Nazım Hikmet,Yılmaz Güney,Ahmet Kaya çok sevdikleri yurtlarında sevdikleri dostlarının arasında değil yurtdışında Hakka yürüdüler. Oralarda kaldılar.
Mahzuni Şerif,Ferhat Tunc...gibi bir çok sanatçı da uzunca sure Cezaevlerinde,göz altılarda işkenceler gördüler.
Mikail Aslan gibiler de yıllardan sonra ülkelerine gidebildiler.
Almanya'da görüştüğüm, bir tarafta ULU BİR ÇINAR (OZAN EMEKÇI),
diğer tarafta TAZE BİR FİDAN (Mikail Aslan)
birisi hala yurduna gidememenin acısını yaşıyor,diğeri ise yıllardan sonra gittiği memleketinde babasının mezarını dahi ziyaret etmeden dönüyor.
Bütün bunlar birer rastlantı değildir.
Bunlar Türkiye’nin gerçeğidir.
Gerçekleri gören gözler kör olmasın,duyan kulaklar sağır olmasın,söyleyen diller susmasın ama Vatan-Millet-Sakarya mantığıyla değil,Beyinle,yürekleve gönülden olmalı.
Gelmeyenler,gelemeyenler unutmayınız ki her gecenin,karanlığın arkasından aydınlıklar söke söke gelmektedir. Yeter ki sabrınızı zorlamanızı,mücadelenizi sürdürmenizi bilin. Yasal platformlarda tüm Demokratik Kitle örgütleri sizlerle birlikte zoru başaracaklardır.
dare_goze 12.12.2006, 21:57 Ahmet Kaya’nın 1957 sonbaharında doğduğu şartlar düşünüldüğünde, ömrünün çoğunu sonbaharlarla geçireceğini tahmin etmek pek de güç değildi aslında. Ne kumaş fabrikasında işçi olarak çalışan babasının dünyayı değiştirmek gibi bir iddiası vardı ne de doğduğu şehir Malatya’nın ve ailenin kırk metrekarelik evinin dünyanın güzelliklerini rahatça görebilecekleri bir penceresi. Belki doğanın her türlü nimetiyle onurlandırdığı topraklardı doğduğu topraklar; ama dünyanın o yöresinde görülebilecek pek bir güzellik yoktu o yıllarda. İkinci Dünya Savaşı’nın iyiden iyiye yoksullaştırdığı Türkiye, küçük Ahmet’in doğumundan üç yıl sonra cumhuriyetin ilk büyük askerî darbesine şahit olacak, idam sehpalarında başbakanlarını, bakanlarını görecekti. Otuz dört yıllık genç cumhuriyet, çok büyük acılara gebeydi. Binlerce yıldır din uğruna, altın uğruna ve hatta bazen bir kadın uğruna onlarca ırktan milyonlarca insanın kanının döküldüğü Anadolu topraklarının acısı dinmeyecekti kim bilir kaç yıl daha.
Beşinci ve son çocuktu Ahmet. Babası Adıyaman’dan Malatya’ya iş bulmak uğruna göç etmiş bir Kürt, annesi çocuklarını namuslu ve iyi yetiştirmeye çalışan bir Türk’tü. Türkiye’nin o yıllardaki özeti gibiydiler yani biraz. Ahmet’in otoriteyle uyuşmazlığı daha dört-beş yaşlarında iken sokakla tanışmasıyla başladı. Sakin ve kendi halinde yaşayan ailenin dünyayla çatışan, dışa dönük ve disipline edilemez bireyiydi o. Sinemaya gidebilmek için dedesinin ayvalarını manava satıyordu bazen, bazen mahallenin başıboş eşeğine binip zamanın en ünlü gazetesinde günlük bant olarak yayımlanan çizgi roman kahramanı Kara Murat olup kötüleri kılıçtan geçiriyordu.
Müziğe olan ilgisini keşfeden babası, Ahmet henüz altı yaşındayken nerdeyse boyu kadar bir bağlamayı doğum günü hediyesi olarak eve getirdi. Ailenin yemek parasından artırılıp alınan bu bağlamanın engellenemez bir fırtınanın ilk esintisi olduğunun kimse farkında değildi elbette.
Sanki bir uzvu eksik doğmuştu da Ahmet, o bağlama eve gelince tamamlandı vücudu.
Birkaç ay içinde bağlamadan çıkardığı seslerle tüm aileyi bıktırdı. Oysa ona göre artık sahneye çıkmanın zamanıydı belki de. İnsanlar dinlemiyorsa o, dinleyecek birilerini mutlaka bulacak kadar inatçıydı. İlk konserini, bahçedeki kümeste tavuklara verdi. Tavuklar mutlu oluyor muydu bilinmez; ama Ahmet bu parasız konserleri uzunca bir süre devam ettirdi. İlk gerçek sahnesi içinse dokuz yaşına kadar beklemek durumundaydı. Dokuz yaşına geldiğinde babasının çalıştığı fabrikanın işçilerinin düzenlediği işçi bayramı gecesinde kendini sahnede buldu. İşçiler Ahmet’i dinlemeyi, Ahmet kendini dinleyen işçileri çok sevmişti o gün… Yüz binlerce insanın, işçinin hayatlarının yeniden darmadağın olacağı ikinci darbeye üç yıl vardı. O gece ne oradaki işçiler ne de Ahmet, çok yakın bir gelecekte işçi bayramını kutlamak şöyle dursun, işçi kelimesini bile kullanamayacaklarını bilmiyorlardı.
Türkiye on binlerce üniversite öğrencisini, işçisini hapishanelerde çürümeye yollarken 1971 darbesine damgasını vuran olay, Amerikan emperyalizmine karşı duran henüz yirmili yaşlarının ortasındaki üç sosyalist gencin, hiç kimseyi öldürmedikleri ve yaralamadıkları halde, hızla yapılan bir yargılamanın ardından idam edilmeleri oldu. Ahmet on beş yaşındaydı. Anadolu toprakları, verdiği nimetlerin karşılığını almaya devam ediyordu. Bu toplumsal ve siyasal atmosfer eşliğinde bir kuşak daha büyüyor ve onların bilinci şekilleniyordu. Bu kuşağın tanıklık edeceği ilk haksızlık da bu olmayacaktı.
Ahmet okula gidiyor ve geri kalan zamanlarında bir aile dostlarının kaset, plak satan müzik dükkânında çalışıyordu. Bu dükkânda çalıştığı sıralarda, çok çeşitli müzik türlerini tanıma imkânı buldu. Özellikle dükkâna gelen, Ruhi Su kasetleri alan ve bol paçalı pantolon giyen uzun saçlı gençler dikkatini çekmekteydi. Yıllar sonra kendi hayatını anlatan bir belgeselde onlara o zamanlar “Sucular” dediğini söyleyecekti. Ahmet’in Sucular dediği gençler, toplumsal duyarlılığı olan ve bütün dünyada 68 kuşağı olarak anılan kuşağın Türkiye’deki yansımasından başka bir şey değildi. Ahmet’in yazdığını hatırladığı ilk beste de o gençlerden biri olan, Volkswagen marka bir minibüsle dolmuşçuluk yapan ve bir süre yanında muavin olarak çalıştığı, çok sevdiği Başar Ağabey’i için yazılmıştır. Bir gün sokak ortasında aniden polis tarafından tutuklanıp götürülen Başar’ın durumuna çok üzülen Ahmet, “Bir Volkswagen alacağım, adını Başar koyacağım.” diye başlayan bestesiyle yüzlerce şarkılık bir repertuvarın ilk adımlarını attığını bilmemektedir elbette.
Partizan62 12.12.2006, 21:59 bildigime göre Fuat Saka`da bu sanatcilarimizdan birisi.yabanci muamelesi yapiyorlar.hep üc ay vize veriyorlar.
KoCGiRiLi_ 12.12.2006, 22:07 Emekci i.Onu 12 Eylül Askeri cuntasindan sonra Almanya´da yürüyüslerde ve bazi etkinliklerden tanirdik. "Özgürlük Mahkumlar
Yikilasi Istanbul" ve "Hambal Ali" adli güzel türküleri vardi.Nerede devrimcilerin yürüyüsü veya nerede devrimcilerin etkinligi olsa Emekci
Emekcorada olurdu.Güzel saz calirdi,yanik sesiyle bizleri etkilerdi.Almanya´daki sol dernekler kapanmaya baslayinca i de ortaliktan kayboldu
Artik kasetlerini piyasada göremez olduk
Yillar sonra Emekci´yi nalet birr şiiirle gördümmm...
görmez olsaydim bu siirini hic okumamis olsaydim da gönlümüzde devrimci Emekci olarak kalsaydi. Cünkü ona baska bir görev verilmis, artik bildigimiz Emekci degildi
Simdiki Emekci´ye artik Hz Ali´ye hakaret etme görevi verilmis.Aklinca Alisiz Aleviligi savunuyor. Üstelik bu görevi sözde Alevi! derneklerinde yapiyor.Simdiye kadar en yobazi bile Hz Ali´ye tek söz söyleyemedi. Oysa bu zat bunu 2 temmuz Sivas sehitlerini anma gününde yapabiliyor
Yaziklar olsun Emekci´ye ve ona bu firsati taniyanlara.Yobazlarin yapamadigini biz kendi ellerimizle yapiyoruz. Alevilik ne hale getirilmek isteniyor.Icimizdeki düsmanlari taniyin
Iki Ali vardır,sizinki Arap
Gönüllerde düştür, bizim Alimiz
Sizin Ali, devri eyledi harap
Mazluma yoldaştır, bizim Alimiz
Sizin Ali, kana kine doymadı
Bizim Ali, hiç bir cana kıymadı
Sizin Ali, Hakk’ı insan saymadı
Temsili Zerdüşttür, bizim Alimiz
Sizin Ali, düşman müziğe meye
Bizim Ali, saki olur dünyaya
Sizin Ali, yönün döndü kayaya
Kıblesi güneştir, bizim Alimiz
Sizin Ali, taptı ganimetlere
Bizim Ali, ortak oldu dertlere
Sizin Ali, ruhun verdi kurtlara
Emekçi’ye baştır, bizim Alimiz
Hüseyin69 12.12.2006, 22:39 Emekci i.Onu 12 Eylül Askeri cuntasindan sonra Almanya´da yürüyüslerde ve bazi etkinliklerden tanirdik. "Özgürlük Mahkumlar
Yikilasi Istanbul" ve "Hambal Ali" adli güzel türküleri vardi.Nerede devrimcilerin yürüyüsü veya nerede devrimcilerin etkinligi olsa Emekci
Emekcorada olurdu.Güzel saz calirdi,yanik sesiyle bizleri etkilerdi.Almanya´daki sol dernekler kapanmaya baslayinca i de ortaliktan kayboldu
Artik kasetlerini piyasada göremez olduk
Yillar sonra Emekci´yi nalet birr şiiirle gördümmm...
görmez olsaydim bu siirini hic okumamis olsaydim da gönlümüzde devrimci Emekci olarak kalsaydi. Cünkü ona baska bir görev verilmis, artik bildigimiz Emekci degildi
Simdiki Emekci´ye artik Hz Ali´ye hakaret etme görevi verilmis.Aklinca Alisiz Aleviligi savunuyor. Üstelik bu görevi sözde Alevi! derneklerinde yapiyor.Simdiye kadar en yobazi bile Hz Ali´ye tek söz söyleyemedi. Oysa bu zat bunu 2 temmuz Sivas sehitlerini anma gününde yapabiliyor
Yaziklar olsun Emekci´ye ve ona bu firsati taniyanlara.Yobazlarin yapamadigini biz kendi ellerimizle yapiyoruz. Alevilik ne hale getirilmek isteniyor.Icimizdeki düsmanlari taniyin
Iki Ali vardır,sizinki Arap
Gönüllerde düştür, bizim Alimiz
Sizin Ali, devri eyledi harap
Mazluma yoldaştır, bizim Alimiz
Sizin Ali, kana kine doymadı
Bizim Ali, hiç bir cana kıymadı
Sizin Ali, Hakk’ı insan saymadı
Temsili Zerdüşttür, bizim Alimiz
Sizin Ali, düşman müziğe meye
Bizim Ali, saki olur dünyaya
Sizin Ali, yönün döndü kayaya
Kıblesi güneştir, bizim Alimiz
Sizin Ali, taptı ganimetlere
Bizim Ali, ortak oldu dertlere
Sizin Ali, ruhun verdi kurtlara
Emekçi’ye baştır, bizim Alimiz
hem gecmiste emekci hayrani emekci sever olmussun hemde günümüz anlamina uygun bir siir yazmis olan ozan icin 360 derece U dönüsü yapiyorsun
celiskiler icerisinde bocaliyorsan bu senin ne cok zorda oldugunu gösterir .
biliyorum yazi sana ait degil bir yerlerden kopie yapmissin ama kendi yorumunu yazmadigin icin yaziya onay vermissin
o bir emekcidir ozandir onun dili sivridir onun dili yüregi silahtir bu silahlar,
halen baskalarina göre katil oldugundan olsa gerek kendi dogdugu topraklara dönmesine bile izin vermiyorlar
aliler coktur hz lerinden tut taa cirak alilere kadar milyonlarca ali ler var birde bu alilerin adlarini kullanip ortalikta cirit atanlar var bunlari birbirinden iyi ayirmak gerek, aksi halde tepe takla olur bir yanini(z) yara alir
neyse konu emekci ise ozana ait topic zaten var konuyu dagitmak amacli yazmadim bunlari
konu basligina göre yorum yada mesajlarni(zi) yazarsan(iz) hem bize yardimci olmus olursun(UZ)hemde forum kalitesini korur
Kır ve uzun saçları ile yılların eskitemediği Dersimli Ozan Zamani, 14 yaşından beri beste yapıyor. Kısa Bağlama’yı da kendisinin keşfettiğini söylüyor. 30 yıldır sürgünde yaşayan Zamani, ‘’türkülerim Türkiye’ye girdi, bir ben giremedim’’ diyor.
Sazı hayatının belki de en önemli parçası. Ozan Zamani, Dersim’in Ovacık kazasına bağlı Kuşluca (Derike Semikan) köyünde 1948 yılında dünyaya geldi. O da çoğu Kürdün olduğu gibi doğum iki doğum tarihi olduğunu biliyor. Birisi, anne ve babalarının söylediği, yılın herhangi bir vaktinde doğmuş olması, diğeri de ilkokula başladığında kimlik belgesi üzerine yazılı olan tarih.
Müzikle çok erken yaşta tanıştı. 11-12 yaşlarında saz çalmaya başladı. Saz bir çok Dersimli gibi onun da hayatının en önemli parçalarından biri. Zamani, ‘’Alevi inancından dolayı, nasιl ki her Müslümanιn evinde Kuran asιlιysa, her Alevi evinde de saz asιlιdιr’’ diyor. Zamani öyle diyor: hemen her evde bir saz bulunur.
Erken yaşta saz çalmaya başlamasının müziğe başladığı anlamına gelmediğini söyleyen Zamani, ‘’her Kürt gibi kuzuları otlatırken bazı melodilerle akşamı getirir, kendi kendine türkü söylerdim. 14 yaşımda ilk besteleri yapmaya başladım tabii aşk ve sevda türküleriydi bunlar ama Türkçeydi. 15 yaşımda tam sazı öğrenip misafir odalarında ve düğünlerde çalıp söylüyordum, o zamanlar Ovacιk üzerine bir türkü yapmιştιm’’ diye anlatıyor.
DİLE KOLAY, 30 YILDIR SÜRGÜNDE…
Zamani 1966’ya kadar hep ‘Akyıldız’ adιnι kullanmış. Ta ki 1966’da ilk plağı çıkıncaya kadar. İşte bu plak vesilesiyle adı Zamani olarak kaldı bugüne kadar. Zamani, neden adının Zamani olduğunu şöyle ifade ediyor: O zamanki halk ozanlarιnιn isimleri sonu ‘i’ ile bitiyordu, bundan esinlenerek, ‘i’ ile bitsin diye Zamani koydum.’’
Uzun zamandır sürgünde yaşıyor. Dile kolay, bir de ona sormalı: ‘’30 yιldιr sürgündeyim, türkülerim Türkiye´ye girdi bir ben giremedim. Bu çok acι birşey, ilk 66 yιlιnda Alevilik üzerine deyişler okuyordum, 74’te ‘yιlmaz yιlmaz’ ile bayağι tutuldum, İzmir, Söke, Sivas, Erzincan, Dersim, Samsun, Trabzon ve başka şehirlerdeki konserlerden dolayı epey mahkemeler açιlmιştι. Yani 74 yιlιndaki katιldιğιm tüm konserlerde hakkιmda davalar açιlmιştι ve tutuklanmam için karar çιkmιştι. Ben de bir gece vakti yurt dιşιna çιktιm ama kendimi bir saniye bile Avrupalι hissetmedim, fiziken burdayιm ruhum hep memlekette.’’
Sürgündeki yaşamı onu üzüyor. Bir gün doğup büyüdüğü topraklara hep gitmek istiyor: ‘’Önce doğup büyüdüğüm topraklarda doyasιya havasιnι koklamak, avuçlarιmla Munzur suyunu içmek, sιrtιmι bir ağaca dayayιp cigaramι yakarak doya doya Kürdistan´nιn doğasιnι seyretmek… özlemlerimin hangi birini söyleyeyim.’’
SAZIM SİLAHIM, SÖZÜM MERMİDİR
Devrimci parçalar söyleme geleneğinin kendisine ait olmadığını mütevazi bir şekilde söylüyor: Her dönemde devrimci ozanlar, zülme baş kaldιrmιşlardιr. Ben de çağιmιn sorunlarιnι farkιnda varmamla birlikte, kitleleri faşist düzene karşι türkülerimle uyarmaya çalιştιm, türkülerle devrim olmayacağιnιn farkιndayιm. İlk okuduğum plaklardan olan ‘Emperyalizm’ adlι plağιmιn girişinde şöyle demiştim: ‘Ben barut, sazιm silahιm, sözüm mermidir.’ Ben böyle yola çιktιm, kendimi öncü rol olarak kabul etmiyorum. Benim ve benim gibi ozanlarιn yaptιğι şey, devrimci türkülerle kitlelerin ruhunu diri tutmaktιr.’’
‘’Ben ‘yılmaz yιlmaz’ dediğim zaman o konserde kitle ayakta bana eşlik eder coşardι’’ diyerek müziğinin oynadığı rolü ifade diyor Ozan Zamani. Çağının sorunlarının bir yük gibi sιrtιnda taşιmak yerine, ‘’onu türkülerimle sιrtιmda atmaya çalιştιm, yani düzene baş kaldιrdιm’’ diyor.
O da şimdilerdeki müziği eleştiriyor. Şarkıların içeriğinin yumuşatıldığını düşünüyor: 1980’den sonra söylenen türkülerin içeriği biraz yumuşatιlmιş, küçük burjuva entelektülleri tatmin edecek düzeye çιkartιlmιştιr. Yani devrimci türkülerin içeriği yumuşaltιlmιştιr: Genel anlamda hiç bir sanatçιya söylemiyorum. Kιsacasι Türk cephesi böyledir.’’
Kürt müziğine gelince, Dengbejlerin otantik Kürt müziğinin temsilcileri olduğunu söyleyerek şunları ifade ediyor: ‘’Günümüzün sanatçιlarι bunu alιp modernleştirirseler müzik gelişimine hizmet ederler. Tek seslilikten, çok sesliliğe geçebilirler. Otantik Kürt müziği biraz geride kalmaktadιr. Kürt müziğinde çağdaş olmaya ihtiyaç vardır. Kürt müziği aynι yerde çakιlιp kalmak değildir.’’
KÜRT DOĞDUM, TÜRK BÜYÜDÜM, KÜRT OLDUM
Söz politikaya dayandığında Zamani, Kürdistan’da yaşayan her halkın kendi örf ve adetlerinin yaşatma taraftarı olduğunun altını çizerek şu ifadeleri kullanıyor: ‘’İnkar politikasıyla dünyanın hiç bir yerinde sonuca gidilmemiştir. Ben Kürt doğdum, Türk büyüdüm ve Kürt oldum. Biz kendi tarihimizi sonradan öğrenen bir halkιz. Kürdistan’la yola çιkmadιk ama baktιk ki tarihimizle yoğunlaşmaya başladık. Çünkü Türk devleti öyle bir düzen kurmuş ki; onlara göre Türkün dιşιnda o topraklarda kimse yok. Böylece epey zaman kaybettik.’’
Zamani kaç eser yaptığını hatırlamıyor. Ama sanat yaşamında üç dönem geçirdiğini söylüyor. Birincisi çocukluk, gençlik ve sevda üzerine. İkinci dönem deyişler dönemiydi ve 66-70 arasıydı. 1970’den itibaren günümüze kadar da sürdürdüğü devrimci-sosyal içerikli parçaları ikinci dönem olarak ifade ediyor. Ama Zamani, yaşamının birinci döneminin yararsız olduğunu düşünüyor, zira dilden dile söyleyip geçtiğini belirtiyor. Üçüncü dönem ise, ‘’söyleyip gidiyorum’’ diyerek ifade ediyor.
KISA BAĞLAMAYI O YAPTI AMA ARİF SAĞ’A MAL OLDU
Zamani’nin Kısa Bağlama’yı keşfettiği söyleniyor. Bunu ispatlamak için yazılı bir belgesinin olmadığını söyleyen Zamani, hafif bir gülümseme ile ‘’ama şahitlerim var’’ diyor ve hemen aklına gelen ilk ismi söylüyor: Ozan Emekçi.
Zamani Kısa Bağlama ile olan öyküsünü şöyle anlatıyor: ‘’Ozan Emekçi, kιsa bağlamayι benim evde ilk gördüğünde, ‘nedir bu’ diye sordu. Kιsa bağlama dediğimde, biz buna ‘Zamo’ adιnι takalιm dedi ve bu bağlamayι Reçber´e sattιm. 1979-80 olmalι. Garip Şahin, Sivaslι Emrah, Emekçi, Haydar Korkmaz bunlar canlı şahitlerimdir.Hikayesine gelince kaldιğιm evin altιnda kömürlükte saz yapardım, cilalardιm, elektrik olmadιğιnda, karanlιk olduğunda çalιşamazdιm. Eşim evde olmadιğι zamanlar evde cila yapıyordum. Yine bir gün her tarafι temizledim derken TV´nin üzerini unutmuşum. Eşim anlayιp sazι karacağιnι söyleyince, ‘hayır ben kιracağιm’ deyip saza tekmeyi salladım. ‘Re’ perdesi üzerinde saz kιrιldι, o zamana kadar sazlara kelepçe atιlιyordu. ‘Do’ üzerinden ‘re’ üzeri kelepçe atιlarak uzun saz çalιnιyordu. Sazιn sapι kιsalmamιştι. Kιrιlan yerde tutup ‘re’ üzeri ilk bağlamayι yaptιm. 16 perdelik. Ondan sonra bu sazι gören bütün arkadaşlar sazlarιnι kιsaltmaya başladιlar. Garip Şahin gelmişti. Bana gel notere gidelim bak bu saz bir gün moda olacak dedi ama ben gitmedim. Burada kιsalttιğιm sazlarι sivaslι Emrah,Yusuf Toraman’a göstermiş o da Türkiye’de bir ay içinde kιsa saz yapmaya başlamış. Yusuf Toraman Arif Sağ´a saz yapan kişidir, böylece saz Arif Sağ´a mal edilmiş.’’
KEYİFLİ BİR ANI…
İşte kır saçlı Ozan Zamani’nin hikayesi. Ama daha bitmedi. Zamani bizimle unutamadığı bir anısını da paylaşıyor: ‘’Sanιrsam 1984’tü. Emekçi´yle Almanca kursuna başladık. Yιlmaz Güney´in vefat ettiğini bir gün önce duymuş, bana ‘Zamo rüyamda Yιlmaz Güney’i gördüm ölmüş’ dedi. Akşam oldu haberleri dinledim; Yilmaz Güney ölmüş. Aradan bir kaç ay geçti yine bir sabah karşιlaştιk. ‘Bugün rüya gördüm Cigerxun ölmüş’ dedi. Sonra duydum ki Cigerxun da ölmüş. Aradan bir hafta geçmedi ki yine geldi bana, ‘Zamo bu gece seni…’ der demez ağzını ağzιnι kapadım. Diyecekti ki seni rüyamda gördüm, ‘yok kardeş rüyanda iki kişi gördün öldüler. Yok! beni görme. Kimi görüyorsan gör ama beni görme demiştim. Emekçi beni rüyasında görseydi çoktan ölmüştüm.’’
spartacus 13.12.2006, 01:57 Biz yaşarken değerlerimizin farkına varmıyoruz. İllaki ölüp gidecekler ondan sonra kıymete bindireceğiz. Yaşarken önemsenmeyen sanatçıların, öldükten sonra önemsenmesi veya yaşarken önemsenenlerin öldükten sonra unutulması büyük bir çelişkidir. Her şeyi zamanında ve gerektirdiği ölçüde yapmak doğrudur.
Ozan Emekçi'yi bugün hak ettiği yere koyacaksın, yarın çok geç olabilir. Ahmet Kaya yıllar yılı devrimci çevrelerce dışlandı. İlla Paris'te, İlla sürgünde ölmek mi gerekir görmeyen gözlerin görmesi için.
Sonradan gören gözlerin verdiği itibar buruk bir onurlandırma sayılmalıdır.
Emekçi'yi eleştiriğim olmuştur ve yanlış gördüğüm siyasi tarafları da vardır. Ama şunu söyleyebilirim. Emekçi doğru gitti, yanlış gitti ama hep güneşe yolculuk etti.
spartacus 13.12.2006, 02:28 Şiwan Perwer'i unutmamak gerekir. Sürgünde yarım asırı aşkın bir zaman vatanında hem ayrı hemde birlikte yaşadı. Ayakları avrupadaydı ama düşüncesi hep Dicle ve Fırat'a aktı. Dicle ve Fırat bazen doldu, bazen ağladı ve bazen daha da kabardı ve azgın aktı. Şarkıları kendi dilinde yasaklandı ve yok sayıldı. Talan edilen ezgileri, anonim eser denilip türkçe haliyle zirvelerden inmedi. Ağla sevgili yurdum ağla. Böyledir bizim yazgımız.
Hüseyin69 13.12.2006, 14:33 sah turna nin bugünki durumu nedir pek bilmiyorum oda bir zamanlar yasakli sanatcilar kervanindaydi
Sevdamızı Suya Yazdık
Ferhat dağından süzüldük
Sevdamızı suya yazdık
Mert-Şirin yola dizildik
Riyayı uykuya yazdık
Nerde, neden, nasıl, "niçin"
Yanıtına varma k için
"Geceleri yarmak" için
Karanlığı aya yazdık
ŞAH TURNA aşkın zarında
Mansur "Enel Hak" darında
Köroğlu'nun diyarında
Küheylânı taya yazdık
gürbüz deniz 13.12.2006, 18:26 selam dostlar benim hatırladığım kadarıyla rahmi saltukta yasaklıydı.kimki sanattan korkuyorsa eğer,yasaklıyorsa eğer o zihniyet tamamen asalak kültürün,yozlaşmanın adıdır bence.
bütün arkadaşlara selam.
KoCGiRiLi_ 13.12.2006, 21:42 hem gecmiste emekci hayrani emekci sever olmussun hemde günümüz anlamina uygun bir siir yazmis olan ozan icin 360 derece U dönüsü yapiyorsun
celiskiler icerisinde bocaliyorsan bu senin ne cok zorda oldugunu gösterir
zorda olan ben değilim zaman içerisinde zorda olanlar kendını bılır ve bılmeyede baslıyanlardır...
mesela emekçi...
ne olduda aliye saldırdı ? ömerin alisimi vardıda ona saldırdı ? osmanın alisimi vardıda ona saldırdı ? ebubekırın muavıyenın yezitin alisimi vardıda ona saldırdı ?
ne olduda imam aliye saldırdı bu emekçi ?
verdiğin cevaplara görede bunlarıda cevaplarsan sevinirim seviye korunmuş olur....!!!!!!
biliyorum yazi sana ait degil bir yerlerden kopie yapmissin ama kendi yorumunu yazmadigin icin yaziya onay vermissin
o bir emekcidir ozandir onun dili sivridir onun dili yüregi silahtir bu silahlar,
halen baskalarina göre katil oldugundan olsa gerek kendi dogdugu topraklara dönmesine bile izin vermiyorlar
yazı bana ait olsun veya olmasın saten o alıntıdır... eğer benım duygularımı paylaşmamış olsaydı copy yapmazdım...
[B]aliler coktur hz lerinden tut taa cirak alilere kadar milyonlarca ali ler var birde bu alilerin adlarini kullanip ortalikta cirit atanlar var bunlari birbirinden iyi ayirmak gerek, aksi halde tepe takla olur bir yanini(z) yara alir
neyse konu emekci ise ozana ait topic zaten var konuyu dagitmak amacli yazmadim bunlari
konu basligina göre yorum yada mesajlarni(zi) yazarsan(iz) hem bize yardimci olmus olursun(UZ)hemde forum kalitesini korur
bizim baska alimiz yoktur...
bizim alimiz zerdüş değildir...
vs.. vs.. vs.. vs.. vs..
bizim alimiz milyonların alisi değil kardesim ! bizim alimiz tektir ! hasan ve huseyinin abbasın ve muhammed hanifinin babasıdır...
benim alime yada bizim alimize laf söyliyen babam olsun tanımam......!!!!
Hüseyin69 13.12.2006, 22:22 sayin kocgirili kardesim o mesajimda birsey daha yazmistim ozanin dili sivri dir silahtir diye iste bu sözüm realitesini gecmisten günümüze kadar ozanlara yapilan
baskilar iskenceler katliamlari gözler önüne seriyor baska ne diyim bak biz kücükken cocukluk iste kavga ederken önce küfürler ederdik aramizda ramazan yasin ömer osman hüseyin ali vs ismi olanlar da coktu
örnegin **** ramazan senin anani babani sülaleni vs vs sayardik
bu halende gecerlidir ismi ramazan olan birine kizdigimizda mutlaka nalet ramazan esoglu ramazan vs diyormuyuz demiyormuyuz biraz objektif ol yasinda oldukca genc tir daha ögrenecegin cok seyler var gelecekte hz aliye bizim ali diye hitabinda hic hos degil öyle diyorsan bende sunu demekten kendimi alamiycam al alini basina cal cünki hz ali hic bir toplumun ve toplulugun tekelinde degildir
elbette bizim ulumuz merdanimiz sahimizdir elbette ona tapariz ama onu kullanmak mendil kullanmak gibi olmasin beni anlamaya calis ben emekciyi savunmuyorum ben sadece siradan bir ozan emekci dinleyicisiyim siyasi görüsü sol olur sag olur komunizm olur fasizm olur beni baglamaz yaptigi calismalar benim icin önemlidir
yalanda söylemiyor yani hz aliyi kullanan palyacolara yerinde ve dogru seyler yazmis
yazı bana ait olsun veya olmasın saten o alıntıdır... eğer benım duygularımı paylaşmamış olsaydı copy yapmazdım...
ayrica yazi duygularini paylasmis ama seninde kendi duygularini (yorumunu) paylasabilirdin bunuda yapmamissin
sana bir hatirlatma kopie paste yorumsuz yasaktir
KoCGiRiLi_ 13.12.2006, 22:44 sayin kocgirili kardesim o mesajimda birsey daha yazmistim ozanin dili sivri dir silahtir diye iste bu sözüm realitesini gecmisten günümüze kadar ozanlara yapilan
baskilar iskenceler katliamlari gözler önüne seriyor baska ne diyim
değerlerimize dil uzatan sanatcıya ben sanatcı demem saten öyle bır kısıde sanatcı değildir...!!!!
bak biz kücükken cocukluk iste kavga ederken önce küfürler ederdik aramizda ramazan yasin ömer osman hüseyin ali vs ismi olanlar da coktu
örnegin **** ramazan senin anani babani sülaleni vs vs sayardik
bu halende gecerlidir ismi ramazan olan birine kizdigimizda mutlaka nalet ramazan esoglu ramazan vs diyormuyuz demiyormuyuz biraz objektif ol yasinda oldukca genc tir daha ögrenecegin cok seyler var
yaşın önemi olmuş olsaydı imam alimiz 11 yasında islamı ilk kabul eden olmazdı... nice ondan buyukler vardı ve onun yaşı daha ufaktı...
yaşı felan bır kenara bırakalım enguseli...
gelecekte hz aliye bizim ali diye hitabinda hic hos degil öyle diyorsan bende sunu demekten kendimi alamiycam al alini basina cal cünki hz ali hic bir toplumun ve toplulugun tekelinde degildir
...
ne kadar basitiz değil mi ?
bize neden aciz dedikleri burdan ıspatlana bılır cunkı daha imamlarımızın başı aliye sahip cıkamıyor hatta ustune ustluk bırde onun bunun basında patlatıos...
yazık!!! imam alimiz hiç bu kadar aşağılanmamıstı :no: :no: :no:
BİZİM ALİMİZ için bizim toplumumuz yuz yıllardır damarlarında kanları kalmıyacaksına katledıldı...
BİZİM ALİMİZ için bizim toplumumuz yuz yıllardır kelle koltukta gezdi o dağ senın bu dağ benim kaçarak...
BİZİM ALİMİZ için bizim toplumumuzun PİR leri dar ağaçlarında derileri yüzülerek öldürüldü...
Bu kadar mı basitiz kardeşiMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMM
bir toplum için tekel varsa oda bizlerin tekeli imam alidir ALİİİİİİİİİİİ
elbette bizim ulumuz merdanimiz sahimizdir elbette ona tapariz ama onu kullanmak mendil kullanmak gibi olmasin beni anlamaya calis ben emekciyi savunmuyorum ben sadece siradan bir ozan emekci dinleyicisiyim siyasi görüsü sol olur sag olur komunizm olur fasizm olur beni baglamaz yaptigi calismalar benim icin önemlidir
yalanda söylemiyor yani hz aliyi kullanan palyacolara yerinde ve dogru seyler yazmis
...
bu konu uzar gıder en guselı kapatalım....
toprak62 14.12.2006, 22:57 arkadaşım ben mesajda sadece birini ele aldım orda yasaklı sanatçılarımızdan biri diye ele aldım diğerlei hakkında yeterli bilgim olmadıgı için emekçiyi anlattım
fırtınam 14.12.2006, 23:37 aşık emekçi bu cana sonsuz saygılar.unutmayalım ki geceden sonra gündüz gelir
bolşevik_partizan 18.12.2006, 22:15 Yılmaz Güney, Nazım Hikmet ve Ahmet Kaya sürgünde olan sanatçı ve şairlerimizdir.
Ne vakit ki, anadoluda bir köy mezarlığına gömüldüklerinde o zaman sürgünlükleri bitecek.
Dünya emekçilerinin sahip çıktığı bu değerlere Türkiye emekçileri sahip çıkamamış. Bu yüzden sürgünlükleri sürüyor.
Partizan62 18.12.2006, 23:38 hocam ahmet kaya'nın bizden olduğunu düşünmüyorumm.bu sözleri söyleyen kim olursa olsun bizden olamaz.>>>>>.
daha dogrusu sen bizdenmisin`ki?.
Ahmet KAYA;
>>>>Yıllarca askerlerimizi şehit eden PKK'ya yardım eden bu şerefsiz
yenisin,serefsiz vb. kelimeler bu forumda kullanmiyoruz.uslubumza yakismaz.
ayrica Ahmet Kaya asla bir ser.... degildi.sen onun bir tirnagini bile yapamasin
>>>>varlık, Almanya'ya gittiğinde Türkiye için söylediği söz şudur;
>>>>
>>>>''Arabamı şerefsizlerin ülkesinde bıraktım...''.
kanitsiz bir itiraf.
>>>>
>>>>Almanya'da PKK bayrağı altında konser veren bu şerefsiz kişinin
>>>>konser alanının kapısına astığı yazı "Türkler ve Köpekler
>>>>Giremez".
yine bir itiraf,Ahmet Kaya bir Komünistti bundan dolayi halklarin kardesligini savunan birisi
>>>>
>>>>işte benim değerli arkadaşlarım siz bu adamı dinliyorsunuz.
evet hemde seve seve.en sevdigim sanatcidir.[/QUOTE]
>>>>askerlerimize mermi
>>>>yağmasına neden oluyorduk.
Hangi askerler?yillarca bize zulum eden,katleden,köylerimzi yakan,yargisiz infazlar gerceklestiren,mazlum insanlara kiyan!
onlarimi diyorsun?
>>>>
>>>>Bu kişinin ne kadar şerefsiz olduğunu öğrendiğimizde ise bazı
>>>>insanların dediği şu sözler sanırım şehitlerimizi ve atalarımızın
>>>>kemiklerini sızlatmıştır;.
>>>>
Yanlis yerdesin,[url]www.asimilasyonuugradim.de forumuna üye olsan daha iyi olur bence
>>>>>>>>''Ben adamın kendisini değil,şarkılarını seviyorum...''.
bizler kendisinide severiz
hocam kötü sözlerim için kusura bakma kendimi tutamadım; ama o adam için biraz araştırma yap bakalım neler bulacaksın???????
<bunlar benim görüş ve araştırmalarımın sonuçlarıydı.>
<<<<ki ben aleviliği alevi gibi yaşayan biriyim.>>>>>>>
hocam ahmet kaya'nın bizden olduğunu düşünmüyorumm.bu sözleri söyleyen kim olursa olsun bizden olamaz.>>>>>
Ahmet KAYA;
>>>>Yıllarca askerlerimizi şehit eden PKK'ya yardım eden bu şerefsiz
>>>>varlık, Almanya'ya gittiğinde Türkiye için söylediği söz şudur;
>>>>
>>>>''Arabamı şerefsizlerin ülkesinde bıraktım...''
>>>>
>>>>Almanya'da PKK bayrağı altında konser veren bu şerefsiz kişinin
>>>>konser alanının kapısına astığı yazı "Türkler ve Köpekler
>>>>Giremez"
>>>>
>>>>işte benim değerli arkadaşlarım siz bu adamı dinliyorsunuz..
>>>>
>>>>Zamanında bilmeden,PKK'ya dolaylı yoldan yardım ettik, çünkü bu
>>>>kişinin kaset ve Cd'si alınıyordu ve kendi paramızla
>>>>askerlerimize mermi
>>>>yağmasına neden oluyorduk.
>>>>
>>>>Bu kişinin ne kadar şerefsiz olduğunu öğrendiğimizde ise bazı
>>>>insanların dediği şu sözler sanırım şehitlerimizi ve atalarımızın
>>>>kemiklerini sızlatmıştır;
>>>>
>>>>''Ben adamın kendisini değil,şarkılarını seviyorum...''
>>>>
>>>>Askerlerimizi şehit eden her mermide bu kişininde payı vardır.
Forum kurallarını oku.
Birincisi kopyala yapıştır yasaktır. Belliki mailine gelen bu yazıyı ordan buraya kopyalamışsın.. eğer öyle değilse bile bu şekilde yazmamalısın. <<<<<<<<<
Ayrıca en önemlisi kimseye hakaret edemezsin.
Biraz dikkatli ol.
bolşevik_partizan 19.12.2006, 00:58 hocam ahmet kaya'nın bizden olduğunu düşünmüyorumm.bu sözleri söyleyen kim olursa olsun bizden olamaz.>>>>>
Ahmet KAYA;
>>>>Yıllarca askerlerimizi şehit eden PKK'ya yardım eden bu şerefsiz
>>>>varlık, Almanya'ya gittiğinde Türkiye için söylediği söz şudur;
>>>>
>>>>''Arabamı şerefsizlerin ülkesinde bıraktım...''
>>>>
>>>>Almanya'da PKK bayrağı altında konser veren bu şerefsiz kişinin
>>>>konser alanının kapısına astığı yazı "Türkler ve Köpekler
>>>>Giremez"
>>>>
>>>>işte benim değerli arkadaşlarım siz bu adamı dinliyorsunuz..
>>>>
>>>>Zamanında bilmeden,PKK'ya dolaylı yoldan yardım ettik, çünkü bu
>>>>kişinin kaset ve Cd'si alınıyordu ve kendi paramızla
>>>>askerlerimize mermi
>>>>yağmasına neden oluyorduk.
>>>>
>>>>Bu kişinin ne kadar şerefsiz olduğunu öğrendiğimizde ise bazı
>>>>insanların dediği şu sözler sanırım şehitlerimizi ve atalarımızın
>>>>kemiklerini sızlatmıştır;
>>>>
>>>>''Ben adamın kendisini değil,şarkılarını seviyorum...''
>>>>
>>>>Askerlerimizi şehit eden her mermide bu kişininde payı vardır.
Senin Nazım Hikmet ve Yılmaz Güney hakkında farklı düşündüğünü sanmıyorum. Papağan gibi ezberlemişler Ahmet Kaya hakkında bir dizi bayat sözü. Oysa Ahmet Kaya belirtmiştir. "Ben bu üleyi Edirne'den Kars'a kadar çok seviyorum. Bir gün ölürsem en çok bana vatan haini demelerinden üzüntü duyarım."
Peki bugün Mehmet Ağar diyor ki, "dağdakiler insin şehirde siyaset yapsın." Remen PKK'yı meclise çağırıyor. Aynı ağır söylemlerini Mehmet Ağar'a niye belirtmiyorsun?
Ahmet Kaya üzerinde ucuz politika yapmayı artık bırakın.
Birde inancınıza göre ölenin arkasında konuşulmazmış. Demek hepsi lafmış...
Bu kadar tepkiye karşılık dedim ben yanliş biliorum galiba. Baya araştırdım Ahmet Kaya'nın konuştukları hakkında; söylenmedi dien ile söyledi dienler yaklaşık birbirine eşit... bu konuyu çok iyi bilen varsa aydınlatırsa bizi sevinirim..
(yazdıklarımı sildim kusura bakmayın.)
eylüleren 25.12.2006, 23:17 ARKADAAŞIM YANLIŞIN VAR VE USLUBÜN BİR ALEVİYE YAKIŞMIYOR..AHMET KAYAA BU ÜLKE VE İNSANLARINA CANINI FEDA ETMİŞTİR,AYNI FAŞİST BİR KAFA GİİBİ YAZMIŞSIN,AHMET KAYA BAŞIMIZIN TACIDIR.....................
Yorumun tamamında büyü harf kullanmı yasaktır...
Hüseyin69 26.12.2006, 02:06 nazim hikmet emperyalistler der, vatan haini olur,
yilmaz güney fasistler der, anarsist olur
ahmet kaya serefsizler der bölücü olur
hüseyin 69
amerikan itleri der küfürbaz olur
sen sen ol bunlardan hic birini deme
güclünün yanidan ol, yeraltina in,
dayi ol kaba dayi ol, uyusturucu, karapara, kadin ticareti
toplumun ahlak kurallarina uygun olmayan isler yap ki
itibarin yükselsin
aksi takidirde kirmizi sari renkli yazili pankartlar,
flamalar
daha cokk basina isler acar
beni anliyorsunuz dimi
sah turna nin bugünki durumu nedir pek bilmiyorum oda bir zamanlar yasakli sanatcilar kervanindaydi
Bildiğim kadarıyla Şah Turna'nın artık öyle bi sorunu yok.
bolşevik_partizan 26.12.2006, 15:29 Volkan Yağan'da yasaklı sanatçılarımız arasındadır.
Acıyı başımdan nar eylediler
Hayaline doğdu gözlerim bugün.
Başımı dumanlı dağ eylediler
Seni her nefeste özledim bugün.
Göğsümde yırtıldı çığlığın sesi
Ciğerime düğümlendi nefesin
Yüreğime akan şu kanı kesin
Yediğim kurşunu sezmedim bugün.
Kırıldı umudu serçe kuşların
Yüzüne dağılmış sırma saçların
Böyle acı mı olur günü baharın
Yüzüme dayandı dizlerim bugün.
________________________________
Ben bir sıra neferiyim sosyalizm yolunda
|
|