Orijinalini görmek için tıklayınız : İran Komünİst-İşçİ Partİsİ Merkez Komİtesİ’nİn AçIklamasI


garcia
21.12.2006, 23:12
arkadaşlar,abd emperyalizminin dünyada kendini tek süper güç ilan etme çabaları ve diğer emperyalist ülkelerin,dünyada yeniden bir paylaşım kargaşası,çekişmesine girmesi ve kendi çıkar amaçları uğruna geçmişte,asya,afrika,amerika kıtasında halkların geleceğini ve insanların yaşamını hiçe sayarak dünya halklarına kan kusturan emperyalizm bu gün belli başlı çıkar politikaları çerçevesinde orta doğu üzerinde kanlı projeler üretip,orta doğu halklarını sindirme politikarını halklara dayatma çabasını sürdürüyor.söz gelimi bugün iranla sürtüşen abd li emperyalistler yoksul iran halkını felakete sürüklemeye çalışıyor.komşu ülkedeki gelişmelerden haberdar olmak ve iranlı devrimcilerin konuya yaklaşımlarını görmek amacıyla bu açıklamayı sitede yayınlama gereği duydum.
irandaki diğer devrimci örgütlerin konuyla ilgili açıklamalarına ulaşırsam[örneğin iran emek partisi(tufan) ve iran komünist partisi(tudeh)] onlarıda bu topikte yayınlamayı düşünüyorum.




İran Komünİst-İşçİ Partİsİ Merkez Komİtesİ’nİn AçIklamasI



Özgürlükçü Dünya Kamuoyuna

“İran’a Karşı Askeri Tehditlerin İvedilikle Durdurulması ve
İslam Cumhuriyeti’nin Uluslararası Toplumdan Dışlanması” Sloganıyla

İran Halkının Özgürlük Mücadelesini Destekleyin



İran’ın nükleer bunalımı olarak adlandırılan şeyin iki ucunda Batılı devletler ile İslam Cumhuriyeti yer alıyor. Bu taraflardan hiçbiri halkın istek ve çıkarlarını temsil etmiyor.

Dünyanın en büyük nükleer yığınaklarına sahip Güvenlik Konseyi üyeleri, nükleer bombaların ilk imalatçısı ve yüz binlerce masum insana karşı nükleer silah kullanan biricik devlet olan, nükleer silah kullanımını taktik silahları kapsayacak ölçüde genişleten ABD öteki devletlerin nükleerleşip nükleerleşmemesi konusunda yetkin hakemler sayılamazlar. İran İslam Cumhuriyeti veya başka herhangi bir devletin nükleer çabalarına karşı durabilen ve buna yetkili biricik güç dünyanın bütün devletlerinin nükleer silahsızlanmasını isteyenidir. Nükleer silahlara karşı mücadele ABD ve Güvenlik Konseyi üyleri dahil nükleer silahlara sahip bütün devletleri kapsamalıdır.

Bu çekişmenin öteki ucunda çağdaş tarihin en vahşi, en insanlık dışı dini diktatörlüklerinden biri olan İslam Cumhuriyeti bulunuyor. İdam, tutsak, işkence, kırbaç, recm, İran halkına, özellikle kadınlara yoksulluk ve yoksunluğun dayatılması, on binlerce siyasi tutsağın idam edilmesi İslami yönetimin yirmi yedi yıllık cinayetlerinin bir bölümüdür.

Bu iki kutup günümüzde karşı karşıya gelmiş bulunuyorlar, ne var ki Batı’nın İslam Cumhuriyeti’ne karşı muhalefetinin ana nedeni bu rejimin halka karşı cinayetleri değildir. Batılı devletlerin sorunlarının temelinde siyasal İslam’ın, belirgin biçimde de İslam Cumhuriyeti’nin Ortadoğu’da ve dünya çapında ABD siyasetlerine karşı yol açtığı güçlüklerdir. Bu belirli çerçevede İslam Cumhuriyeti’nin, nükleer bunalımın veya İslami terörizmin çözümü bulunmamaktadır. Tersine, Batı’nın militarist siyasetleri İslami terörizmin serpilip gelişmesine yol açmakta onu siyasal ve toplumsal açıdan güçlendirmektedir. Böyle bir siyasetin feci sonuçları günümüzde Irak’ta dünyanın gözü önünde sürmektedir. Batı devlet militarizmi ve İslami terörizm iki gerici güçtür. Bu iki gerici kutbun çekişmesi çağdaş dünya insanlığını en feci biçimde kurban ettiği gibi varolmalarının karşılıklı nedenlerini de üretiyor. Bu çekişmenin tarafları kendi barbarca ve insanlık karşıtı eylemlerini karşı tarafın zorbalığının çözümü olarak gerekçelendiriyor.

Uygar insanlığın bu iki barbar kutba karşı çözümü bulunuyor. Bu çözümün temeli ABD ve Avrupalı yandaş devletlerinin gerici militarist siyasetleri ile siyasal İslam’a karşı, İslamzede toplumlarda sekülerizm ve din ile devlet işlerinin birbirinden ayrılması için mücadeledir. Ötekinin kültürüne saygı adı altında İslamcılar’ın ve İran’daki İslami yönetimin cinayetlerini görmezden gelen postmodernist görüşlerle mücadele bu insani çözümün önemli bir ögesidir.

İslam Cumhuriyeti’nin nükleerleşmesi sorununun çözümü İran halkının elindedir. İran halkı İslam Cumhuriyeti’nden nefret etmekte uzun süreden beri temel hak ve özgürlükleri için mücadele etmektedir ve İslami yönetimin devrilmesini istemektedir. Yirmi yedi yıldır İran’daki insanların yaşamını cendereye alıp sıkıştıran İslam Cumhuriyeti’nin devrilmesi yetmiş milyonu İslami cehennemdem kurtarmakla kalmayacak İslami terörizme can alıcı bir darbe indirecek İslam Cumhuriyeti’nin nükleerleşme tehdidini noktalayacaktır. Bundan başka bir çözüm bulunmamaktadır. Batılı devletlerin alternatifi, İran’a askeri müdahele veya ekonomik ambargo çözümün değil sorunun parçasıdır. İran’a uygulanacak ekonomik ambargo Irak’ta olduğu gibi bir yandan halkın yaşamını kurban edecek ve cehenemme dönüştürecektir öte yandan İslam Cumhuriyeti’ne toplumun neredeyse bütününe dayattığı yoksulluk ve yoksunluğu gerekçelendirip kendisini mazlum göstermeye yarayacaktır.

İran halkı ABD ve Batılı devletlerin İran’a karşı askeri tehditlerinin ivbedilikle durdurulmasını istemektedir. Öte yandan İran halkı İslam Cumhuriyeti’ni devirmek için amansız bir mücadele sürdürmektedir. İslam Cumhuriyeti İran halkını tiksindirmekte ve İran toplumunun hiçbir kesimini temsil etmemektedir. İran halkının isteği bu rejimin uluslararası merciler ve devletlerce tanınmamasıdır.

Dünyanın özgürlükçü kamuoyunu, insancı ve özgürlükçü kişi, kurum, kuruluş ve örgütlerti, dünyayı nükleer karabasandan, İslami terörizmden ve ABD devlet militarizminden kurtarmak isteyen bütün güçleri “İran’a Karşı Askeri Tehditlerin İvedilikle Durdurulması ve İslam Cumhuriyeti’nin Uluslararası Toplumdan Dışlanması” sloganıyla İran halkının mücadelesini desteklemeye çağırıyoruz.



Hamit Taqvai

İran Komünist-İşçi Partisi Merkez Komitesi Birinci Sekreteri

17 Şubat 2006

garcia
24.12.2006, 17:58
evet arkadaşlar irandaki gerici yönetim öyle halk tarafından istenen bir yönetim değil.burdaki açıklamadada belirtilmiş ve irandaki gelişmelerden bizlerinde ders alması gerek ve birde öncesinden. tudeh, humeyni rejimine karşı ılımlı bakmasının bedelini çok ağır ödedi ve önceden görebilseydiler bu ılımlı buldukları gericilerin,bir çoğu tudeh militanı ve taraftarı olan binlerce,onbinlerce ilericiyi asarak idam edeceğini ve iran deneyimi bütün dünya için acı bir deneyim olmuştur.yani sen,şahlık rejimini yıkacaksın ama,bir yerleri bir şeyleri boş bırakacaksın o boşluğuda yobazlar doldurarak iktidara gelecekler ve şahlık rejiminden daha berbat bir yönetimle binlerce,onbinlerce ilericiyi katledecek.arkadaşlar şahlık rejiminin yıkılması için iranda asıl çabayı ilericiler,sosyalistler vermiştir.ancak demekki iktidara yerleşme konusundada aynı çabayı gösterememişler...evet bu gün iranlı ilericiler,devrimciler çok zor koşullarda çalışma yapıyor.grev yasak,sendika yasak,iş bırakmak yasak ve sıradan bir iş bırakma eylemi bile kanla bastırılıyor...

EŞİTLİK PARTİSİ
24.12.2006, 22:35
Değerli Canlar

1979 da İran'da emperyalistlerce desteklenen din maskeli faşist iktdarın gelişini o günlerde MSP destekli MGV lilerin duvar afişlerinde sanki bir anlamda bu günki AKP İktidarınıda haber veriyordu.
Hatırladığım kadarıyla o günlerde TİP in yayın organı YÜRÜYÜŞ dergisi konuyu ilk gündeme taşıyan sol içerikli yayın organıydı.
Ama gelin görünki İranlı Devrimci güçler Şah gitsinde kim gelirse gelsin edasındaydılar...ve geldi.
İran bu anlamda bölgemiz ülkelerindeki Devrimcilerin dikkatlice ve özenle incelemesi gereken bir olayı yaşadı.
Bize göre evrensel anlamda hala Devrimci örgütlü güç birliğinin sağlanamamış olmasınında o günlerdeki yansıması.
Tabi bu bir süreç...insanlık bu deneyden çok ders çıkardı...temeli ise emperyalist YEŞİL KUŞAK projesine dayanıyordu.
Bu günlerde yeni SADDAM İran Devlet Başkanı sahtekarca atıp tutyor...yani nerdeyse bizide kandıracak.
Be adam bunca petrol geliri nereye gidiyor bir onun hesabını ver, İsrailli iş adamlarıyla gizli protokolünü sanki biz bilmiyoruz.
Oldum olsaı bu Lünpen, Kabadayı açıklamaları hiç boş geçmemişimdir...bir yandada Hugo efendi...aynı edada.
Bunlar güya ABD ye karşı...sevsinler sizi CIA ajanları.
Yani işin özü İran Devlet Başkanı bölgenin başına ikinci SADDAMI oynayarak bir iş açmaya çalışıyor ama İKTİDARIMIZCA bu engellenecektir.
Saygılarımla

Bektaş ÇELEBİ

suyunsesi
25.12.2006, 16:21
1978: İran'da devrimci durum
1978'e gelindiğinde ülke geri dönülmez bir biçimde siyasi krize girmiş durumdadır. Pek çok yerde Şah'a karşı düzenlenen kitlesel gösterilere güvenlik güçlerince yapılan sert müdahaleler çok sayıda insanın ölümüne sebep olur. Nihayet Şubat 1979'daki üç günlük yoğun silahlı mücadelenin ardından Şah'ın ülkeyi terk etmesiyle 11 Şubat'ta devrim gerçekleşmiş olur. Devrimin liderliğinin büyük ölçüde Humeyni tarafından üstlenilmiş olduğu gerçeğine karşın 1979 devrimi başta İslamcı bir devrim niteliği taşımamaktadır. Devrimle beraber bir kez daha faaliyetlerini yasal olarak yürütme fırsatı yakalayan Tudeh Partisi, diğer yurtsever ve ilerici güçlerle birlikte devrimin şekillenmesine önemli katkılar yapar. İran CENTO'dan ayrılıp Bağlantısızlar Hareketi'ne katılır. Petrol sektörü başta olmak üzere emperyalistlere ait şirket ve mülklerin önemli bir kısmı kamulaştırılır.
Ancak Humeyni liderliğindeki mollalar devrimin üzerinden birkaç ay geçtikten sonra diğer grupları sindirerek İran'ı bir İslam cumhuriyeti haline getirmek için yola çıkarlar. Emperyalizmle el altından uzlaşan mollalar binlerce yurtseverin tutuklandığı, işkenceye maruz kaldığı ve katledildiği kanlı bir karşı devrim başlatırlar. Yıl 1982'ye geldiğinde mollalar Tudeh Partisi'ne saldırır. Şubat 1982'de Tudeh Partisi'ni yasadışı ilan eden mollalar, on binden fazla Tudeh Partisi üye ve sempatizanını tutuklar. Ağır bir darbe yiyen Tudeh Partisi, ancak 1980'lerin sonlarına doğru yeniden toparlanabilecektir. İlerleyen yıllarda devrim döneminin değerlendirmesini yapan Tudeh Partisi, partinin birlik konusuna yaptığı vurgu nedeniyle mollalara karşı harekete geçemediğini ve Humeyni'nin anti-komünist çizgisini görmezden geldiğini merkezi olarak dile getirir.

suyunsesi
25.12.2006, 21:03
evet arkadaşlar irandaki gerici yönetim öyle halk tarafından istenen bir yönetim değil.burdaki açıklamadada belirtilmiş ve irandaki gelişmelerden bizlerinde ders alması gerek ve birde öncesinden. tudeh, humeyni rejimine karşı ılımlı bakmasının bedelini çok ağır ödedi ve önceden görebilseydiler bu ılımlı buldukları gericilerin,bir çoğu tudeh militanı ve taraftarı olan binlerce,onbinlerce ilericiyi asarak idam edeceğini ve iran deneyimi bütün dünya için acı bir deneyim olmuştur.yani sen,şahlık rejimini yıkacaksın ama,bir yerleri bir şeyleri boş bırakacaksın o boşluğuda yobazlar doldurarak iktidara gelecekler ve şahlık rejiminden daha berbat bir yönetimle binlerce,onbinlerce ilericiyi katledecek.arkadaşlar şahlık rejiminin yıkılması için iranda asıl çabayı ilericiler,sosyalistler vermiştir.ancak demekki iktidara yerleşme konusundada aynı çabayı gösterememişler...evet bu gün iranlı ilericiler,devrimciler çok zor koşullarda çalışma yapıyor.grev yasak,sendika yasak,iş bırakmak yasak ve sıradan bir iş bırakma eylemi bile kanla bastırılıyor...

sevgili garcia, bende kişisel görüşlerimle söylediklerinle hem fikirim tudeh in bu ılımlı tavrı mollaları harekete geçirip humeyni önderliğinde islami (şeriat) yönetimiyle tudeh üyelerini ve İrandaki ilerci devrimci aydınları toplayıp ağır işkencelerden geçirip astırıp idam etmiştir...

İran kanayan bir yara bu yaraya parmak basma görevide tüm dünyada olduğu gibi ilericilere devrimcilere sosyalistlere düşüyor....

garcia
25.12.2006, 21:04
arkadaşlar iran da mücadele eden birde iran emek partisi var,ve yayın organının adı tufandır ve aynı zamanda bazen yayın organının ismiyle anılır.önceleri iran emek partisinin mücadelesini ilgi ve sempatiyle izliyordum.ülke içerisinde önemli bir potansiyele sahip,kitlelere dönük yasal çalışma olanaklarının hemen hiç bulunmadığı bir ülkede mücadele ediyorlar.geçen sene iran emek partisinin güney azerbaycanda çalışma yapan genç bir militanı insanlık dışı bir biçimde katledildi.uzun bir süredir iran emek partisini basından pek takip edemiyorum...birde komşu ülke olan türkiyedeki gelişmelerle ilgili olarak(siyasi alanda) ne düşündüklerinide merak ediyorum...

tuncerbio
26.12.2006, 00:09
evet emek partisinin yayın organı toufan ıntarnasyonal türkiyedede zaman zaman ulaşılabilen bir yayın organıdır...

iran ve israil gibi ortadoğuda sert rejimlerin yaşandığı ülkelerde sosyalist olmak,onun için mücadele etmek gerçekten güç bir iştir...iranda komünist hareket daha çok sovyet eksenli geliştiği için sovyetlerin dağılmasından sonra diğer ortadoğu ülkeleri gibi ciddi zayıflama göstermiştir.buna rağmen iranlı devrimciler ciddi atılımlar göstererek kayda değer ilerlemeler göstermişlerdir..

bugün iranda islami rejimle mücadele etmek kadar önemli olan bir unsur mansur hikmet in ölümü sonrası yeni lider modaressi yi kabul etmeyen siyasi büro sorumlusu olan taphavi ve beraberindeki bir grubun partiden ayrılmasıdır,zaten çok güçlü olmayan komünist hareket için ciddi bir yara oluşmuştur(1994 te mansur ölmüştü)

irandaki komünist hareket daha çok afganistana yakın bölgelerde örgütlülük kazanmış molların yoğun olduğu bölgelerde örgütlenme problemi çekmektedirler...

iran komünist işçi partisi (ML) ,DEH (devrimci enternasyonal hareket ) üyesi bir örgüttür ve türkiyedeki maoist hareketlerle ciddi bağları bulunmaktadır...maist parti merkezinden türkiye ile ilgili görüşlerini daha önce devrimci demokrasi dergisindede yayınlanan yazıyı okuyabilirsiniz...

tuncerbio
26.12.2006, 00:13
İran Komünist-İşçi Partisi Siyasi Bürosu'nun ABD'nin askeri tehditlerine ilişkin bildirgesi
1-Amerika Devleti'nin İslam Cumhuriyeti'nin nükleer tesislerine saldıracağına ilişkin son tehditleri Yeni Dünya Düzeni doktrini çerçevesinde Soğuk Savaş sonrası dönemde ABD'nin dünya üzerinde hegemonyasını sağlama siyasetinin yeni bir halkasını oluşturmaktadır ve Batı devlet terörizmiyle İslami terörizmin karşılaşmasının yeni bir evresidir.

2-Amerika'nın olası askeri saldırıları dünyayı teröristler savaşının, insanların yaşamlarının yok edilmesinin yeni bir dönemine sokacaktır. Bu savaşın bir tarafında Amerika devleti ve müttefiklerinin muazzam devlet terörizmi makinası öte tarafında ise İslami terörizm ve kirli siyasal İslam hareketi yeralmaktadır. Olası bir savaş ve bu savaşın sürmesi İran'da ve dünyanın her köşesinde sayısız masum insanın yaşamına malolabilir.

3-ABD'nin İslam Cumhuriyeti'ne karşı askeri politikasının ereği, Batı medyasının propagandasına karşı, salt İslam Cumhuriyeti'nin nükleer silahlara kavuşma çabalarını durdurmak değildir. Batı'nın nükleer bir İslam Cumhuriyeti'ne dayanamadığı kesindir. Ancak İslam Cumhuriyeti'nin nükleer silahsızlandırılması ABD ile İslam Cumhuriyeti'nin son çekişmelerinin eksenini oluşturmamaktadır. ABD'nin belirgin ereği İslam Cumhuriyeti'nin Irak ve Filistin'deki etkisi ve müdahalesini durdurmak, özellikle Ortadoğu'da İslam Cumhuriyeti'ne dayanan siyasal İslam'ın etkisini sınırlamaktır.

4-ABD'nin askeri tehditlerinin gerçekleşmesi pek olası değildir. ABD Irak'ta çıkmaza girmiş durumda ve bu deneyimi İran gibi jeoplolitik açıdan önemli ve İran ölçeğinde bir toplumda yeniden yaşamak istememektedir. Bunun yanısıra ABD'yi İran'a karşı askeri müdahale konusunda temkinli davranmaya iten olgu İran toplumunun koşullarının Irak ve Afganistan toplumlarından farklılığı, İslam Cumhuriyeti'ne karşı halkın solun öncülüğünde ayaklanabilme olasılığıdır. Savaşın her iki tarafına karşı solun öncülüğünde halk hareketinin yükselişi denetimin İslam Cumhuriyeti ve Batı'nın elinden kaçması anlamına gelir. Halkın sol, özgürlükçü sloganlarla siyaset sahnesine inmesi ciddi olasılığı ABD yönetici kesiminin İslam Cumhuriyeti'ne karşı askeri müdahalede tereddütlü davranmasında önemli bir etmendir. Amerika Devleti askeri tehditlerden öncelikle İslam Cumhuriyeti'ne karşı bir baskı unsuru ve diplomatik bir çözüme kavuşma öğesi olarak yararlanmak istemektedir. Bu koşullar aynı zamanda ABD'nin askeri tehditlerini gerçekleştirdiğinde İslam Cumhuriyeti'nin devrilmesini değil geriletilip İslam Cumhuriyeti ve siyasal İslam'ı ABD'nin bölgede dış siyaseti çerçevesinde sınırlandırılmasını hedeflemesine yol açacaktır.

5-Siyasal açıdan, İslam Cumhuriyeti'ne karşı halkın devrimci hareketini ilgilendirdiği ölçüde Amerika'nın İslam Cumhuriyeti'ne saldırması, bu tasarının ortaya atılıp desteklenmesi bile, rejimi devirme devrimci hareketi önünde olumsuz, engelleyici bir gelişme ve etmen olacaktır. Kısa erimde İslam Cumhuriyeti'nin yeniden örgütlenmesi, halkın korkutulması, genelde toplumda sağ çözüm ve alternatiflerin güçlenmesi ABD'nin askeri saldırısının ilk sonuçlarından olacaktır. Halkın umutsuzluğa kapılıp çıkmaza girmesi durumunda toplum yapısının dağılması, Irak'ın koşullarına benzer bir durumun ortaya çıkma olasılığı bile sözkonusu olabilir. Ancak bütün bunlara karşın sol hareket için bu gidiş karşısında durup onu kendi karşıtına dönüştürme gerçek olanağı bulunmaktadır. Rejimi devirme yönünde büyük, devrimci bir hareketin varlığı, siyasal İslam'ın iktidarda oluşu ve halkın ezici çokluğu tarafından nefret edilmesi ve istenmemesi, Komünist-İşçi Partisi'nin geniş toplumsal varlığı bu süreci bütünüyle halkın ve İslam Cumhuriyeti'ne karşı mücadelesinin lehine değiştirebilecek etmenlerdendir. Bu teröristler arası savaşın her iki tarafına karşı etkin mücadele, bu koşullar içinde İslam Cumhuriyeti'ni devirme yönünde geniş çaplı, saldırgan bir toplumsal hareket örgütlemek bütünüyle solun, özellikle de İran Komünist-İşçi Partisi'nin eylemliliğine bağlıdır.

6-Askeri tehditlerin artması, ABD ve İslam Cumhuriyeti arasında gerginliğin yoğunlaşması ve bu tehditlerin gerçekleşmesi durumunda İslam Cumhuriyeti'nin karşı-devrimci muhalefeti içinde yeni bir saflaşma ortaya çıkacaktır. Ulusalcı-dinci harekette yabancı saldırı karşısında durma bahanesiyle İslam Cumhuriyeti'ni destekleme, Batı yanlısı sağ hareket içinde bu saldırı yoluyla siyasal erke ulaşma umuduyla saldırıyı destekleme ortaya çıkma zemini elde edecek ve güçlenecektir. Bu arada Halkın Mücahitleri Örgütü de ABD'nin saldırısı altında sınır bölgelerinde askeri manevralarda bulunmayı ummaktadır. Görünürde çelişik bu çıkarlar gerçekte bütün sağ güçlerin ve karşı-devrimci kampın yeni koşullarda devrim ve halkın devrimci hareketi karşıtı etkinliği ve stratejisini ilerletmesinin farklı biçimleridir.

Bu koşullar göz önünde tutulduğunda:

1-İran Komünist-İşçi Partisi ABD'nin askeri saldırısını ve bu askeri çekişmenin her iki tarafını, İslam Cumhuriyeti terörizmini ve Batı devlet terörizmini, şiddetle kınar, İran ve dünya kitlelerini terörizmin bu her iki kutbuna karşı mücadeleye çağırır. İran halkının kurtuluşu ve özgürlüğü günümüz dünyasının kapitalist barbarlığını temsil eden bu iki kutbun karşılaşmasından geçmez. İslam Cumhuriyeti'nin devrilmesi, özgürlük, eşitlik ve gönence kavuşma yalnızca halkın uygar insanlığın bayrağıyla, insanlık ve sosyalizm bayrağıyla devrimci mücadelesiyle olanaklıdır.

2-Parti var gücüyle ABD'nin saldırısı bahanesiyle İran siyasal atmosferinin militarizasyonu, halkın korkutulup bastırılması karşısında duracaktır, teröristler savaşının işçilerin, kadınların ve gençlerin mücadelesini kesintiye uğratmasına izin vermeyecektir.

3-Komünist-İşçi Partisi ABD ve Batı devletleriyle İslam Cumhuriyeti arasındaki çekişmeden kaynaklanan koşullardan İslami rejimi devirmek üzere halkın devrimci hareketini en geniş biçimde örgütlemek için yararlanacaktır. Amerika'nın askeri saldırısını önlemenin, saldırı gerçekleşirse yıkıcı etkilerini gidermenin ve saldırıyı izleyecek intikam terörist saldırılarını durdurmanın biricik yolu İslam Cumhuriyeti'ni devirmek üzere işçileri, kadınları ve gençleri alanlara çıkarmak daha iyi bir dünya ve sosyalist cumhuriyet bayrağıyla özgürlük, eşitlik ve gönenci gerçekleştirmektir.

4-Komünist-İşçi Partisi bu askeri karşılaşmada Batı veya İslam Cumhuriyeti'ni destekleyen muhalefet güçlerinin tutumu ve eylemlerini sürekli biçimde deşifre edecektir, bu çekişmede ABD veya İslam Cumhuriyeti'nin yanında yeralmak isteyen bütün güçlerin karşısında kesin biçimde duracaktır. Devrimi temsil etmek, halkın devrimci hareketini savunmak, bu hareketi iktidar ve pozisyondaki karşı-devrim kampının bütününe karşı derinleştirip ilerletmek Parti'ye yol gösterecek çizgi olacaktır.

5-Komünist-İşçi Partisi dünyadaki bütün özgürlükçü ve insancıl kişileri ABD'nin askeri tehditleri, ABD ve Batı devletlerini terörizmi, siyasal İslam ve İslam Cumhuriyeti'ne karşı durmaya çağırır. Halkın, işçi sendika ve birliklerinin, insancı ve özgürlükçü kurum ve kuruluşların uluslararası alanda geniş ölçekte sahnede olması terörizmin bu iki kutbuna karşı etkin mücedelenin belirleyici ögelerindendir.

suyunsesi
26.12.2006, 08:32
İran Komünist-İşçi Partisi Birinci Sekreteri ve lideri Mansur Hikmet 1979 yılında üç yoldaşla birlikte Komünist Militanlar Birliği’ni kurdu. KMB Komala ve birkaç başka küçük örgütle birlikte Eylül 1983’te İran Komünist Partisi’ni oluşturdu. 1991’de İKP içindeki İşçi Komünizmi Odağı’nın devamı olan ve bu uğrakta İKP’nin önderliğinde bulunan ve Komünist Parti’deki kadrolar ve üyelerin büyük çoğunluğunu oluşturan işçi komünizmi fraksiyonu partiden ayrılarak Mansur Hikmet önderliğinde İran Komünist-İşçi Partisi’ni kurdu.
1994 de Mansur Hikmet öldü.

Nesimi
26.12.2006, 10:24
İranda devrimden sonra Şeriatçilerle işbirliği yapan 100bine yakın aydın, demokrat, solcu, komünist insan idam edildi.

ABD saldırısı ile bir şeyler değiştirmek istiyorlar ancak ABD saldırısı sonrası orada kurulacak sosyalist bir devlet ABD güdümlü olacaktır. Irakda Kürtler ABD sayesinde bağımsızlık kazandılar ve Kürtler çocuklarına Bush ismi dahi koyuyorlar. ABD ye sadakatları devam ettikçe onlarda rahatça varlığını sürdürebilecekler. İranda da ABD müdahelesinden sonra kurulacak yeni sosyalist(?) belkide Azeri diktatörlüğü ABD güdümlü olacaktır.

spartacus
26.12.2006, 22:38
Düşmanımın düşmanı benim dostum değildir. Bunu en iyi İran'da yaşadık. Humeyni rejiminin desteklenmesi bu açıdan ciddi bir handikaptı. Zaten bunun bedelini, diyetini komünistler çok acı bir şekilde ödediler.
Gelinen bu aşamada tarihte yeterince ders almamışız gibi. Örneğin bazı sosyalist dergileri okuyorum. Bakıyorum ki, Irak'taki işgal karşısında direnen Muktedar Sadr'ı meth ediyorlar. Sadr'ın çıkışı ve yükselişi İran'daki Humeyni'lerin çıkışıyla benzerlik arz ediyor. Sanki aynı handikap bir başka coğrafyada tekrar ediyor gibi... Düşmanımın düşmanı benim dostum değildir. Bu üç dünyacı bir anlayıştır. İnanın ki, Mukteder Sadr başa gelse ilk icraatı komünistleri, devrimcileri ve hatta demokratları katletmek olacaktır.

Devrimci Marksist
07.01.2007, 13:13
ÇALINTI BİR DEVRİMİN ÖYKÜSÜ: İRAN - 1979:
http://bolsevik.org/4011.htm
Arkadaşlar bu linkte İran Devrimiyle ilgili çok geniş kapsamlı olmasa da rahatça okunabilecek, güzel bir yazı var. Ben okudum tavsiye ederim, sizden ricam, site Troçkist diye önyargılı yaklaşmayın.