Orijinalini görmek için tıklayınız : Maraş


YOLGEZER1984
04.04.2005, 19:17
ARKADA?LAR.. maraş katliamaı ile ilgili bir-iki fotoğraf buldum.. öncelikle sizlerin görüşünü almak istiyorum ben de daha sonra yorum yapacağım.

:21: bu ressimleri görünce ve biraz okuyunca çok sinirlendim.


elimde sadece bu fotoğraflar var.. elinizde bu katliamla ilğili fotoğraflar da varsa buraya yükleyip benle paylaşırsanız sevinirim...


SAYGILARIMLA

munzur_hozat
07.04.2005, 00:44
akşam akşam üzdün bizi, biliyorum ki 1970 lerdeki o sağ sol çatışma, üstü kapalı bir alevi-sunni gerginliğiydi.Ama yine aleviler katledildi alevilere olan oldu.Paylaşımın için teşekkürler.

YOLGEZER1984
07.04.2005, 10:06
çok saol arkadaşım .. düşüncelerin için.. bunlar gerçekler işte . bu konular hakkında bilği edinince çok üzülüyor insan.. gerçekler çok acı..

TheGodfather
07.04.2005, 14:16
Çok dehşet verici görüntüler..inşallah bunları Türkiye aşıcaktır...Unutmayalım tek düşmanımız cahillik cühelalıktır..

saygılar...

YOLGEZER1984
07.04.2005, 15:46
DO?RU SÖYLÜYORSUN ... dostum

Ezo
07.04.2005, 18:13
Bu vahset bu nasil bir insanlik..........

TheGodfather
07.04.2005, 18:31
24 Aralık 1978
Maraş Katliamı




Bundan tam 27 yıl önce 1978 Aralığının son günlerine gelinirken Maraş'da MHP'li faşist milislerin gerçekleştirdiği katliamda 111 kişi ölmüş, yüzlerce kişi yaralanmış ve yüzlerce ev, işyeri yakılmış, yıkılmıştır.
Olaylar, ne bir rastlantı, ne de "halkın galeyana gelmesi" sonucu olmuştur. Olaylar aylar öncesinden planlanmış ve alanlar belirlenmiştir. Yer Malatya'dır, Erzincan'dır, Çorum' dur, Maraş'tır. Amaç, kitlelerin hızla politize olduğu bir ortamda gelişen devrimci mücadeleyi durdurmaktır.
1978 yılına CHP hükümeti ile giren ülkedeki mevcut durum şöyleydi:



"Oligarşinin CHP'den beklediği, halk kitlelerinin politizasyonunu yavaşlatmak ve var olan politize kitleyi de silahlı devrimci mücadeleye kanalize olmaktan uzaklaştırmaktı. Oligarşi, CHP hükümetinden ekonomik bir 'istikrar' sağlamasını değil, 'sosyal ve ekonomik bunalımı yavaşlatacak' devlet kademelerindeki 'federalleşmeyi' ('parselasyon') ortadan kaldırarak, merkezi bir görünüm kazandırılmasını istiyordu. Özellikle işbirlikçi-tekelci burjuvazinin önemli bir sorunu olan 'döviz sorunu', dış politik ilişkilerdeki gerginlik, 'işçi-işveren ilişkilerindeki gerilim', 'enerji açığı' gibi sorunlar CHP hükümetinin, bir MC' ye göre daha kolay 'halledebileceği' sorunlardı...
?şte bu nedenlerle oligarşi, CHP hükümetinin kurulması için yeşil ışık yaktı. Ancak bu durum, oligarşi içinde tam bir oybirliğine (consensus) dayanmadığı gibi, oligarşi dışındaki sömürücü sınıflar için de kabul edilebilir değildi. Özellikle oligarşi içinde, kimi doğrudan MC hükümetlerinden daha büyük çıkar sağladığı için, kimi de Ecevit'in 'ikinci bir Kerensky' olacağı endişesiyle CHP hükümetine karşıydı. Bu kesimler değişik çözüm yolları öneriyorlardı. Tekstil ve madeni eşya alanında faaliyet gösteren bazı çevreler 'devlet' sorununu öne çıkararak, topyekün bir çözüm öneriyorlardı. (Yönetimin askerileştirilmesi şeklinde en son noktaya kadar.) Ancak bu çok konuş**** eski 'sivil darbe' planıydı. MHP, bu kesimlerin maddi desteği ile eylemlerini yoğunlaştırarak uygun bir ortam yaratabilirdi...
1978 Ocak-Mart arasında faşist milis saldırılar, azalma yerine yoğunlaşarak sürdü. Ve bu saldırılar doğrudan kitleye yönelik oluyordu.
Aynı tarihte, soldaki durum ise tam bir kargaşa idi. Legal 'sol' partiler tam olarak CHP hükümeti ile işbirliğinden yanaydı. Özellikle faşist milislere karşı hükümetin 'daha aktif' tutum alması ve 'geçmişin hesabının sorulması' sloganları ile CHP hükümeti 'sol' hükümet olarak meşruiyet kazanıyordu. Demokrasinin sınırlarını genişletme planları, her türden oportünist ve revizyonistin durumuna göre hazırlanıyor ve kendi dergi ve gazetelerinde yayınlanıyordu. Öğrenci hareketi ise, 'aktif-pasif' tartışmaları içinde tam anlamıyla yönetimsiz kalıyordu.
Genel olarak hızla yükselen kitle hareketliliğinin karşısında, solda egemen olan 'kuyrukçu' anlayışın getirdiği pasifizme karşı duyulan bilinçsiz tepkiler, soldaki yapılanmaların hızla bölünmesine ve yeniden bölünmesine yol açıyordu." [* (http://www.kurtuluscephesi.com/kurcep1/kc46_4.html#not1)]

?şte bu ortamda oligarşinin faşist milis gücü olarak örgütlenmiş MHP'nin kitlelere yönelik saldırıları yeni bir boyut kazanmıştır. Bir yandan ekonomik buhranın derinleşmesi koşullarında hızla yoksullaşan ve mülksüzleşen kesimlere, diğer yandan "sol"a karşı olan kesimlere dayanan faşist milis hareket, ülkede bir kaos, kargaşa ortamı yaratarak, elindeki silahlı militan güçle herşeyin üstesinden gelebileceğini göstermeye yönelmişti. Ancak oligarşinin asıl amacı, yaygın bir kitlesel terör ortamı yaratarak kitlelerin pasifize edilmesiydi. Böylece stratejide ortaya çıkan uyum, kısa sürede MHP'li faşistlerin kitleye yönelik katliam girişimleriyle birleştirildi.
Bu amaçla seçilen yerler, kırsal özelliklerini koruyan, emperyalist üretim ilişkilerinin görece daha az geliştirildiği şehirlerdi. Zaten MHP'nin kitle desteği de ağırlıklı olarak bu şehirlerde bulunuyordu. ?şte Maraş, Malatya, Erzincan, Sivas ve Çorum bu nitelikleriyle faşist milislerin katliamlarının alanı olarak çizilmişti.
Planın diğer bir unsuru da, bu şehirlerin oligarşi için sağlamlaştırılması ve buna dayanarak ("mücavir iller") diğer şehirlere yayılmasıydı. Bu, olası bir "sivil savaş" ortamında oligarşi için hazır bir kitle de sağlayacaktı.
Bu planın ilk uygulamaları Malatya ve Erzincan'da yapılmış, ancak oligarşinin kesin bir tutumu olmadığı için fazlaca etkili olmamıştı. Ve böylece sıra Maraş'a geldi.
19 Aralık 1978 günü Maraş'ta faşistlerin propaganda aracı haline gelen Cüneyt Arkın' ın "Güneş Ne Zaman Doğacak" filminin gösterildiği Çiçek Sinemasının, Ökkeş Kenger ve birkaç faşist tarafından bombalanmasıyla olaylar gelişmeye başlamıştır.
Kendi attıkları bombaya "misilleme" olarak 21 Aralık günü iki öğretmeni öldüren faşistler, 22 Aralık günü öğretmenlerin cenaze törenine saldırdılar. Bir gün sonra "Allah adına savaş"a (cihat) çağrılan Maraş köylerinden gelenlerin katılımıyla Maraş katliamı başlatıldı. Hedef, çokluk "solcuların", Alevilerin oturduğu Yürükselim mahallesiydi. Devrimci, yurtsever kimi unsurlar yer yer silahlı direniş ortaya koymaya çalıştılarsa da, ellerinde yeterli silah olmadığı gibi, her hangi bir örgütlülüğe de sahip değillerdi. Bu durumda Mehmet Mengücek gibi bazı devrimcilerin direnişi belli sokaklarda faşistlerin saldırılarını durdurabildi, ama yapabilecekleri fazlaca birşey yoktu ve orada toprağa düştüler.
Maraş katliamı, kendi içinde örgütsüz bir halk kitlesinin, nelerle karşılaşabileceğini de göstermiştir. Ama Maraş katliamının iki ana unsuru, ülke somutunda sürekli bir durumu ifade eder.
Birincisi, kitlelerin örgütlenmesi ve bu örgütlü gücün silahla korunmasıdır.
Gerek devrimci savaş koşullarında, gerekse ülkedeki milli krizin derinleştiği, dolayısıyla halk kitlelerinin oligarşiye karşı tepkilerinin açık hale geldiği koşullarda, kitle hareketleri her zaman oligarşinin ana hedeflerinden biri durumundadır. Bu yüzden, bir yandan kitlelerin bu koşulların bilincine ve somutluğuna dayanarak örgütlü hale getirilmesi, diğer yandan da bu kitle hareketini koruyacak silahlı gücün yaratılması temel devrimci görev olarak belirginleşir. Kitle örgütlenmesi ile silahlı gücün birlikte büyümesi, aynı zamanda iki hareketin karşılıklı eşgüdümünü gerektirir. Devrimci silahlı gücün iradi ve sistemli eylemleri ile kitlenin ve kitle hareketinin uyumu sağlanamadığı sürece, yeni katliamlar ortaya çıkabilecektir.
?kincisi, oligarşinin karşı-devrimci taktikleri ve faşist milislerin bundaki rolüdür.
Oligarşi, kendi iktidarını korumak için elindeki tüm olanakları sonuna kadar kullanmak durumundadır. Resmi zor güçlerinin yetersiz kaldığı yada çeşitli nedenlerle etkinlik kuramadığı her durumda kullanabileceği bir silahlı gücü el altında tutmak oligarşinin temel politikalarından birisidir. Faşist milis örgütlenme, ister MHP adı altında var edilsin, ister "koruculuk" olarak biçimlendirilsin, isterse "özel ordu" şeklinde resmi ve yasal görünüme kavuşturulsun, her zaman oligarşinin kitle pasifikasyonu için kullandığı gücü oluşturur. Bu faşist güç, aynı zamanda gelişen silahlı devrimci mücadelenin karşısına çıkartılacak silahlı gücün politik-ideolojik zeminini de sağlamak durumundadır.
Oligarşinin kitle pasifikasyonunda kullandığı yöntemlerin temelinde kitlelere gözdağı vermek yatar. Bu gözdağı, bir yandan kitlelere kendi gücünü göstermeye dayanırken, diğer yandan devrimci öncülere güvenemeyeceklerini göstermeye dayanır. Burada kullanılan yöntem, gerek kitlenin kendi eylemliliği, gerekse devrimci öncünün eylemliliğinin yarattığı ortamın demagojik olarak kullanılmasıdır. Bu yolla, oligarşi, devrimci mücadeleye yönelmiş kitleyi pasifize etmeye çalışırken, kendisi için sağlam bir kitle temeli kurmayı da amaçlar.
Dün ?ırnak'da, Lice'de uygulanan ve bugün A. Öcalan'ın Roma'ya gidişiyle birlikte başlatılan şovenist eylemlerde kullanılmak istenen yöntem PKK'nin silahlı eylemlerinin "bedelini" kitlelere ödetmektir. Yapılmak istenen basittir: Kitlelere, eğer PKK silahlı eylemlere devam ederse, bunun bedelini siz ödersiniz denilmektedir.
Tüm bunlar, oligarşinin kitleye yönelik terörle, onları pasifize etmeyi amaçlayan bir politikayı her dönemde izlediğini açıkça göstermektedir. Bu politika varlığını sürdürdükçe, potansiyel olarak yeni Maraş'lar ortaya çıkacaktır. Bunu durdurmanın tek yolu, devrimci öncü ile kitle örgütlülüğünün bütünleştirilmesidir. Bu, kitle örgütlenmesi ile silahlı gücün ve silahlı güç ile kitle örgütlenmesinin birlikte geliştirilmesi gereğini gösterir.

TheGodfather
07.04.2005, 18:32
Yukarıdaki makaleyi netten alıntı yaptım.Makale Ali Yıldırım'a aittir...:bitmisbu:

TheGodfather
07.04.2005, 18:47
Aydın Yıldırım
25.12.2004


Türkiye `nine Avrupa Birliği `ine girişi tartışmalarının yoğunlaştığı su günlerde, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde gerçekleştirilen bir çok katliamdan sadece biri olan ?K.Maraş Katliamı`ı, 26.yıldönümünde yeniden hatırlıyoruz.Diğerleri gibi bu katliamda da katliamı gerçekleştiren ve aktif yer alanlar cezasız bırakıldı,kimisi ise ödüllendirildi..Devletin ya da onu temsil eden çetelerin kontrgerillanın 1000 operasyonundan biri idi belki de.?ktidar da yine ?sol? değerleri temsil edenler vardı.Kelimelerle anlatılamayacak kadar vahşetle dolu bir katliamı izlediler yine.Ölen insan değil,insani yönümüzdü.

http://www.xelkedondurma.com/ditin/maras.jpgGözle görülen bir gerçek var ki,devrimci mücadelelerin yükseldiği her dönemde devlet, sivil ve resmi güçlerin desteğinde, planladığı katliamları devreye sokar.Zincirin birer halkası seklinde ,1977 1 Mayıs katliamı ile başlayan ,16 Mart Katliamı ,Corum Katliamı ile devam eden katliam serisine, 23-24 Aralık 1978 tarihlerinde ,K.Maraş`da eklenir.



Hedef olarak seçilen yerlerin ortak özelliği ise yoğunlukla Alevi-Sünni ya da Kürt ?Türk kesimlerinin bir arada yasadığı ve isçilerin-emekçilerin mücadelelerinin geliştiği yerler olması idi.Bu dönemde bu misyonu taşıyan ve benzer özellikler gösteren Kahramanmaraş, Türk, Kürt, Alevi ve Sünni kesimlerin iç içe yasadığı bir yerdi.Devletin yaklaşımlarından dolayı gerilen ortamda, küçük bir kıvılcım çok rahat alevlenebilirdi.

devlet dönemde devlet sivil D

17 Nisan 1978'de AP lif Malatya Belediye Başkanı Hafit Fendoğlu, Ankara'dan yollanan bir bombalı paketle torunu ve geliniyle birlikte öldürülür. Bunu bahane eden MHP'liler, Alevi Kürtlerin evlerine ve işyerlerine saldırarak 20 `ye yakın Kürt -Alevi kökenli insan katlederler.

Bu eylemde kullanılan bombanın, MKE yapımı olduğu ve daha sonra Maraş'ta ülkücüler tarafından Çiçek Sineması'na atıldığı ayyuka çıkan bombanın bir benzeri olduğu anlaşılır. Bu nedenle gözaltına alınanlardan Yusuf ?lhan ve Ökkeş KENGER??N ayrı ayrı alınan ifadelerinde, sinemaya atılan dinamiti Ökkeş KENGER?in tedarik ettiği tespit edilir.



Devlete ait gizli bir rapor
Dönemin ?çişleri Bakanı ?rfan Özaydınlı, K.Maraş Katliamı?nın gün ışığına çıkartılması için özel bir ekip görevlendirir. Özel ekip ayrıntılı raporunu ?çişleri Bakanı?na sunar. Ancak raporun içeriği gizli tutulur. Gündem Dergisi , bu raporun bir kısmini elde ederek bazı bölümlerini daha sonra yayınlar.

Raporun yayınlanan bölümü şöyle:

* 18.12.1978 günü, ÜGD Maraş şubesi ikinci başkanı Mustafa Kanlıdere, Ökkeş Kenger ve üçüncü başkan Mustafa Tecirli?ye ?Halkı kışkırtmak, tahrik etmek ve isyanını sağlamak için solcuların attığı süsü verilmek kaydıyla, tahrip gücü az bir dinamit atılmasını? emretmiştir.

* 15 gün öncesinden itibaren, gelecek program olarak ?Zeynel ile Veysel? filmi gösterilecekken Adana Maraş ÜGD ?ubesi?ne gelen iki şahsın getirdiği ?Güneş Ne Zaman Doğacak? filmi 16 Aralık?ta aniden gösterime sokulmuştur..

* Olaylardan önce, Ankara ?li Bahçelievler, Karşıyaka ve Keçiören semtlerinde oturdukları bilinen Hüseyin Yıldız, Ünal Ağa oğlu, Haluk Kırcı, Mustafa Özmen, Mustafa Dülger, Remzi Çayır, Mustafa Demir, Bünyamin Adanalı, Ahmet Ercüment Gedikli, Mustafa Korkmaz ve ?smail Ufuk ile Mehmet Gürses isimli şahısların Kahramanmaraş iline gittikleri öğrenilmiştir.

* 22 Aralık 1978 günü Maraş?ta olaylar patlak verdiğinde iki ayrı telefon görüşmesi yapılır.Yapılan araştırmalarda ,Adana ilinden bir şahıs, Malatya Özel Doğu Kliniği Doktoru Muhittin Turgut?u telefonla arayarak ; ?Kahramanmaraş?tan oraya yaralılar gelecek, dikkatli olun? der. Muhittin Turgut ise; ?Orasını bana bırakın. Malatya olaylarında bir açık verdim mi ki bunda vereyim. Malatya olaylarında ne şekilde çalıştığımı siz de bilirsiniz? karşılığını verir..

21 Aralık akşamı, Maraş Meslek Lisesi öğretmenlerinden ve Töb-Der üyesi olan Hacı Çolak ve Mustafa Yüzbaşıoğlu okuldan evlerine dönerlerken silahlı saldırıya uğrarlar.Ikiside bu saldırı ile yaşamını yitirir.

Öğretmenlerin cenazesi 22 Aralık?ta kaldırılacaktır. Faşistler cenaze törenine saldırmak için geceden çevre il, ilçe ve köylere adam göndererek, ?Komünistler, Aleviler Cuma namazında camileri bombalayacaklar, Müslüman kardeşlerimizi katledecekler. Bunun hazırlığını yapıyorlar. Müslüman kardeşlerimizi katliamdan korumak için toplanalım? seklinde çağrı yaparlar.

22 Aralık günü Cuma namazında Bağlarbaşı ?mamı Mustafa Yıldız'ın, su sözleri katliamı yapanların hangi duygularla yaptıklarını ele vermekte idi:"Oruç ve namazla hacı olunmaz, bir Alevi öldüren beş sefer hacca gitmiş gibi sevap kazanır."

TheGodfather
07.04.2005, 18:49
Toplu katliam başlatılıyor

Gelişmelerin kötüye gittiğini gören Alevi, CHP ve diğer sol partilerle demokratik kitle örgütlerinin temsilcilerinden oluşan bir grup, aynı gün Vali`ye, Emniyet Müdürü`ne, Jandarma Alay Komutanı`na giderek ertesi günün olaylı geçeceğinden endişe ettiklerini belirterek önlem alınmasını ister. Vali ve yetkililer: ?Devlet güçlüdür, her olayın üstesinden gelecek güçtedir. Önlemler alınmıştır. Vatandaşlar emin olsunlar.? seklinde güvence veririler. Oysa öğretmenlerin cenaze töreninde ertesi günün kanlı geçeceğinin somut belirtileri vardı. Cevre illerden güvenlik yardımı istenmediği gibi, yeterince önlem alma yoluna da gidilmez.

23 Aralık Cumartesi yapılacak saldırıya ve katliama halkı da katmak için camilerden ve belediye hoparlöründen yapılacak çağrının metni hazırlanır.Belediye hoparlörü ve camilerden, sabah saatlerinden itibaren aralıksız duyuru yapılmaya başlanır. Yatsı ve sabah namazında da cami imamları aynı çağrıyı yaparlar. Artık katliam hazırlıkları tamamlanmıştır ve saldırı emri beklenmektedir.

23 Aralık günü,Karamaraş, Yörükselim Mağaralı,Yusuflar,Dumlupınar Yenimahalle Sakarya ,?sadivanlı,Duraklı,Namık Kemal mahallelerine yaygın ve sistematik saldırılar başlar.Meydanları kontrol etmeyi başaran saldırganlar "Kahrolsun Komünistler, Müslüman Türkiye, Din elden gidiyor, Vali istifa, ?çişleri Bakanı'nın kellesini istiyoruz" sloganları eşliğinde çoluk çocuk,genç yaslı demeden insanları katlederler.

Dönemin Kahramanmaraş CHP Milletvekili Hüseyin DO?AN, katliamdan hemen sonra yapılan CHP grup toplantısında, şu görüşleri ifade eder:

?Kahramanmaraş?ta olan bir savaş değildir. ?ç savaşın silahlı iki tarafı olur. Kahramanmaraş?ta olan bir katliamdır. Bunun adına anarşi denmez. Sağ-sol çatışması da denmez. Bu, Alevi-Sünni çatışması da değildir. Bunlar içinde aransa bile bu plânlı ve örgütlü bir faşist saldırıdır. Çevre illerden Maraş?a getirilen katil çetelerine belli hedefler gösterilerek, her şeyi hesaplanan bir plânla yürürlüğe konan bir faşist eylemdir. Kin ekip, kan çiçeği büyütenlerin, direnme hakkından söz edip ?Milli direnme hakkı doğmuştur? diye bildiri yayınlayanların eseridir. Maraş katliamı ?Müslüman Türkiye-Milliyetçi Türkiye, Allah için Cihad başına? sloganlarıyla kadın demeden, çocuk demeden vuranlar karşısında ?Bana sağcılar ve milliyetçiler cinayet işliyor dedirtemezsiniz? diyenlerden destek görenlerin eseridir...?

Maraş'ta bu tahrik,katliam, yakma ve yıkmalar 25 Aralık gecesi askerin müdahalesi ile durdurulabilir ancak.Katliamı yakından izleyen ve faşistlerin kellesini istedikleri CHP li ?çişleri Bakanı ?rfan Özaydınlı ise,?katliamın, solcuların tahrik etmesi sonucu yaşandığı? söylemektedir.

Bu sırada, o tarihlerde Ecevit tarafından, Semih Sencar'dan boşalan Genelkurmay Başkanlığı görevine getirilen Kenan Evren'e, Maraş katliamıyla askeri darbe yolu açılacaktır.

25 Aralık'ta Başbakan Bülent Ecevit, Genelkurmay Başkanı Kenan Evren'i, Hariciye Köşkü'ne çağırıp Maraş olaylarından dolayı, bazı illerde sıkıyönetim ilan edeceğini bildirir. Kenan Evren ise, bu görüşe içten katılarak kabul eder. Buna göre 26 Aralık Salı günü saat 07.00 den sonra ?stanbul, Ankara, K.Maraş, Adana, Elazığ, Bingöl, Erzurum, Erzincan, Anten, Kars, Malatya, Sivas ve Urfa olmak üzere, toplam 13 ilde Sıkıyönetim ilan edilir. Ancak, askerler bu illerdeki sıkıyönetiminin yetersiz olduğunu, Diyarbakır, ?zmir, ile Suriye-?ran-Irak gibi sınır boylarını çevreleyen illerin de bu sıkıyönetimin kapsamı içine alınmasını isterler. CHP içindeki muhalif milletvekillerinin reddi ile bu kabul görmez ancak gayri resmi olarak, yine de sıkıyönetim kuralları tüm Kürdistan illerinde geçerli hale gelir. Ecevit, özellikle MHP nin güçlü olduğu illerde de sıkıyönetimin uygulanmasını istiyordu. Orta Anadolu'da "Verimli Hilal" stratejisinin uygulandığı illerde de sıkıyönetim uygulanmasını isteyen Ecevit'e Kenan Evren karşı çıkıyordu.

Kısa bir süre sonra askerler ülke yönetiminin başına dolaylı da olsa geçmişlerdi.Böylece Maraş katliamı, askerlerin ülke yönetimini ele geçirmeleri için iyi bir gerekçe oluyordu.

TheGodfather
07.04.2005, 19:09
Yargı Boyutu
19 Aralık 1978 günü çıkan ve 26 Aralık'a kadar süren çatışmalarda yakalanan sanıkların yargılama ve davalarının sonuçlanması 1991'e kadar sürdü.

Sıkıyönetim Askeri Mahkemesi Gerekçeli Kararında katliamı planlayıp, uygulayanların MHP, Ülkücü Gençlik Derneği, ETKO (Esir Türkleri Kurtarma Ordusu), Kontr-gerilla gibi illegal örgütlerin olduğunu açıklar.

Bu süre zarfında 804 kişi hakkında dava açılır. Bu sanıklardan 29?u ölüm cezasına, 7?si müebbet hapse, 7?si 15-24 yıl , 29?u 10-15 yıl, 259?u da 5-10 yıl , 26?sı ise 1-5 yıl arasında hapis cezasına çarptırılırlar. 379 kişi davadan beraat ederken 68 kişi firarda olduğu, veya dava sırasında ölmüş olduğu için davadan düşerler. Öte yandan ölüm ve müebbet hapis cezaları dışındakilere 1/6 oranında cezai indirim uygulanmış ve cezaları azaltılmıştır. Ardından mahkemenin kararı Yargıtay tarafindan bozulurken yeni yargılama sonucunda idam cezaları uygulanmamıştır. Haklarında ceza verilenlerin cezaları, Nisan 1991 yılında çıkarılan Terörle Mücadele Kanunu nedeniyle, ertelendi ve serbest birakildilar. Böylece kanlı olaylarla dolu Maraş dosyası sessizce kapatılmış oldu.

Maraş Katliamının baş aktörlerinden ve planlayıcılarından olduğu kesinleşen ve bu suçtan yargılanan Ökkeş Kenger, daha sonra soyadını ???endiller?olarak değiştirerek TBMM çatısı altında Milletvekili olarak görev alır.

Olayların ardından Alevi nüfusunun, yüzde 80'inin baskı ve korkudan dolayı Maraş'ı terk ettiği tahmin ediliyor. O tarihten bu yana Maraş`ta yaşanan yoğun göç nedeni ile sol potansiyel büyük düşüs yaşarken, milliyetçi ve islamcı oylarda büyük artış gözlendi.



Vahşetin insani boyutu

Dönemin Savcısı Dündar Saner?in hazırladığı ve daha sonra gizli kabul edilerek arşivlere konulan rapor, gelişmelerin resmi bir ağızdan ifade edilmesi bakımından anlamlıydı.

http://www.xelkedondurma.com/ditin/maras2.jpg ?..Uzun süreden beri tezgahlanan plan bu şekilde tatbikat safhasına konuldu. 14-15 yaşlarındaki çocuklar, 20-25 yaşında şartlandırılmış kişiler tarafından Yörükselim, ?eyhadil ve dünden itibaren sırayla Kümbet, Yeni Mahalle?ye sevk edilerek burada cinayetler işletilmiştir. Küçük çocukların ve yaşlı adamların üzerine gaz dökülerek yakılmış. ?nsanlık dışı olaylar işlenmiştir. Olayların başlangıcında 20 kişiye otopsi yapabilme imkanı bulduk. Bunlar uzun menzilli silahlarla öldürülmüş idi. Daha sonra gelen ceset fazlalığından değil otopsi, kimlik tespiti bile yapmaya imkân kalmamıştır. Daha önce ihbar olarak değerlendirdiğimiz toplu katliam olayları, toplu halde ceset bulunması ile doğrulanmaktadır. Nitekim çukurlar içerisinde, çatışma gerçeklesen mahallelerde, öğretmen evleri civarında üçer, dörder ceset bulunmaktadır. Bu yüzden ölü sayısının resmi miktarı aşarak 200?ü geçeceğini tahmin ediyorum.?

Olayları bizzat yasayan bazı mağdurların vahşete dair hatırladıkları söyle:

* ? ...karşımızda oturan ve bir gözü görmeyen 80 yasındaki yaşlı Cennet Çimen?in evine gittiler. Bu kadını, ?Gel nene, gel nene? diyerek elinden tutup dışarıya çıkardılar. Cennet kadın, gözleri görmediği ve yaşlı olduğu için öldürülenlerden ve yakılanlardan habersizdi. Sanıklardan Cuma Yalçın ile Nuri Boğa tornavida ile onun gözlerini oydular, sonra silah sıkarak öldürdüler. Yakınında bulunan helanın çukuruna baş üzeri atıp, üzerine at arabasını devirdiler.. ?

* ?...mağdur Kemal Yıldız'ı bir tepeye çıkarttılar. ?şin zevkine varmak ve nişancı olduklarını göstermek için önce bıraktılar,biraz uzaklaşınca arkasından ateş ettiler..?
* "...müfettiş Süleyman Metin'i öldürenler, karısının ve çocuklarının cezetin üzerine atılıp ağlamalarına el çırparak, kahkahalar atıyorlardı.."

* ?... ellerinde Alman tüfeği, mavzer, makineli tüfekler vardı. Kadınlarımızın memeleri kesildi. Altı aylık çocuğumuza kurşun sıkıldı. Kolları kesildi, kafaları ezildi. Kadınlarımızın hem ölüsüne hakaret ettiler, hem dirisine. Kocasının yanında yaptılar. Kocası dedi ?Allah?tan korkun?. Kocasını çektiler öldürdüler. Ardından kadını öldürdüler. 20 yaşında bir babayı oğluyla birlikte öldürdüler. Gözlerine şiş soktular insanların. Seyrantepe?de Kaşanlı (...)ün karısının ırzına geçip, kurşuna dizdiler. Daha sonra külotunu çıkarıp sokağa attılar. Kalaycı ?ah ?smail?e de baltayla vurup beynini parçaladılar...?

* ?..öğleden sonra yeniden geldiler. Benzin şişeleri vardı ellerinde,evlerimize saldırdılar, gazlı bezleri ateşleyerek içeri attılar. Evleri ateşe verdiler. ?Maraş size mezar olur, vatan olmaz; Yaşasın Türkeş, Yaşasın MHP? diye bağırıyorlardı. Ellerindeki uzun menzilli silahlarla evlerimize ateş etmeye başladılar. Korkudan kaçıp kurtulmak isteyenlere arkadan ateş edip öldürüyorlardı...?

* ?.. Gazipaşa semtinde, iki kişi saldırganların elinden kurtularak, yakınında bulunan askeri birliğe sığınmış. Saldırganlar, bu iki kişiyi, askerlerin elinden alarak kurşuna dizdiler. Sağlık ocağında görevli iki yaralıyı da zorla dışarı çıkararak kurşuna dizdiler. Devlet Hastanesinin yolunu ve etrafını çeviren saldırganlar, hastaneye getirilen yaralılara silahla ateş ediyor,öldürüyorlardı. Yaralıları hastaneye taşıyan cankurtaranın şoförünü de silahla öldürdüler.Yüzleri maskeli bir grup, yurttaşların korkudan sığındıkları bir apartmanı yaylım ateşine tutarak bazılarını yaraladılar...?

* ?...babam kanlar içinde yerde yatıyordu. Saldırganlar, küçük kız kardeşim Hürriyet?in, babama sarılarak ağlamasıyla alay ederek gülüşüyorlardı. Sonra evin her tarafına gaz, benzin dökerek ateşe verdiler. Odalar ve salon alev alev yanıyordu. Babamın cesedini yanmaması için dışarı çıkarmaya çalışıyorduk. Saldırganlar ise ?Bırakın kafir yansın? diye bağırıyorlardı. Sonra cesedi ateşe doğru çektiler. Bizi de sopayla dövmeye başladılar...

* ?...kocamı, gözlerimin önünde işkence ederek öldürdüler. Öldürülürken kocama sarıldım, üstüm başım hep kan oldu...?



KAYNAKLAR

1)Besim ATALAY, Maraş Tarihi, Dizerkonca Mat.,

2) Kahramanmaraş Davası Gerekçeli Kararı (Gerekçeli Karar), (1980/92, Karar: 1980 / 520)

3) Muzaffer ?lhan ERDOST, Faşizm v e Türkiye,

4) Yenigündem Dergisi, Sayı 38, 23-29 Kasım 1986

5) Gerekçeli Karar

6)Milliyet, 25.12.1978;

7)Cumhuriyet, 26.12.1978

8)O. Tayfun MATER, 12 Eylül Öncesi-Sonrası

celikmslm
07.04.2005, 20:06
Bunları yapanlar insan olabilir mi?....

munzur_hozat
07.04.2005, 20:25
sağol bizi bilgilendirdiğin için dün trabzonda bayrak yaktı söylentisi çıkararak 5 gencin linç edilmesi olayıda bu zihniyetin işi.

YOLGEZER1984
07.04.2005, 20:46
teşeküerler arkadaşım gerçekten içerik olark bunları buraya koyman iyi oldu..

TheGodfather
08.04.2005, 17:58
hozat kardeş...teşekkürler...

Alevi_cocuk
11.04.2005, 08:00
Bu konu çok tartışılır ve görüntüler gerçeğin ta kendisidir geçmişte yapılan zulüm ün eziyetin katliamı gözler önüne seriyor daha bilnimeyen bulunamayn kaç toplu mezar var
acaba bizler dedelerimizin atalarımızın izinde hep yürüyeceğiz ..

YOLGEZER1984
11.04.2005, 09:24
hiç şüphen olmasın ..dostum.

Önder
13.02.2006, 21:31
Arkadaslar resimler acilmiyor bende!! sizdede hehangi bir sorun varmi?

Canan
13.02.2006, 21:33
Arkadaslar resimler acilmiyor bende!! sizdede hehangi bir sorun varmi?
bende resimleri acamiyorum...

Agucan
13.02.2006, 21:36
bende resimleri acamiyorum...

Ayni sorumu bendede var..

Serkan_Devrim
13.02.2006, 21:37
tarihi geçmiş diye olmasın sakın.:yamukgul: topik baya eskide. :yamukgul: hehehe

Canan
13.02.2006, 21:37
resim gerekmiyo .....
:34: yazilar bana yetdi...

Önder
15.02.2006, 08:48
Sevgili Arkadaslar,



Marastaki katliamda kendini koruyan hicmi bir Alevi cikmamis?


Hayret!

Şoreş
26.02.2006, 22:01
Bizim Mersinde Kahramanmaraşlı tanıdıklarımız var halamalrın komşuları.Yıllar önce Maraş elbistanda oturuyorlarmış Katliam başlamadan önce evleri işaretlediler dedi bizim evlere X, sünni komşularınkine O (daire) işaretikoydular dedi.Katliam başlayıncada 2 abisini ve annesini öldürmüşler.Öldürenler yobaz sakallı kişilermiş.O yüzden bizim tanıdığımız yobaz ve ülkücü kişilere çok karşı.O acı günlerin izleri kalmış.Katliamda babası gerde kalan çocuklarını gizlice kaçırmış ve soyisimlerini değiştirmişler.

derviscemal
26.02.2006, 22:27
arkadaşlar ben açamıyorum bir problemmi
oldu görmek istiyorum

onurtt
27.02.2006, 00:34
lanet olsun ne denir ki....

Hüseyin69
27.02.2006, 03:17
resimleri bende göremiyorum ama görmeme gerek yok
x isareti olan evler komunist(aleviler)lerin evleridir yakin yikin girin coluk cocuk demeden kimsenin
göz yasina bakmayin diyen zihniyetin bu sözleri bizden büyük abilerimiz bize anlatirlardi o dönemde asker polis falan bugün oldugu gibi yanli tutumu inanilmaz taktiklerle biz cocuklarin agzini arastiriyorlardi birkeresinde
sizde yilmaz güneyin komunistlerin resmi varsa bize getir sana bisiklet biskuvi cukulata verecegiz diyerek bizi kandiran zihniyetin yaptiklari halen belleklerimizdedir ne acidirki ayni zihniyet simdide kardeslikten söz edip yine ayni cirkin oyunlarla alevilerin üzerine prim yapiyor ne diyelim aci bir olay o zihniyete mensup binlerce arkadasim var ama hic birisi benim ne kardesimdir ne de dostumdur

bileniniz iyi bilir kuyruk acisi baska bir aciya benzemez
naletlemeye asagilamaya ve gecmisi kurcalamaya hic gerek yok tüm acilar kötü kabus günleri geride kaldi hepimiz kardesiz
söyleyene degil söyletene bakin
heh ne kardeslik ama

derviscemal
27.02.2006, 10:12
resimleri bende göremiyorum ama görmeme gerek yok
x isareti olan evler komunist(aleviler)lerin evleridir yakin yikin girin coluk cocuk demeden kimsenin
göz yasina bakmayin diyen zihniyetin bu sözleri bizden büyük abilerimiz bize anlatirlardi o dönemde asker polis falan bugün oldugu gibi yanli tutumu inanilmaz taktiklerle biz cocuklarin agzini arastiriyorlardi birkeresinde
sizde yilmaz güneyin komunistlerin resmi varsa bize getir sana bisiklet biskuvi cukulata verecegiz diyerek bizi kandiran zihniyetin yaptiklari halen belleklerimizdedir ne acidirki ayni zihniyet simdide kardeslikten söz edip yine ayni cirkin oyunlarla alevilerin üzerine prim yapiyor ne diyelim aci bir olay o zihniyete mensup binlerce arkadasim var ama hic birisi benim ne kardesimdir ne de dostumdur

bileniniz iyi bilir kuyruk acisi baska bir aciya benzemez
naletlemeye asagilamaya ve gecmisi kurcalamaya hic gerek yok tüm acilar kötü kabus günleri geride kaldi hepimiz kardesiz
söyleyene degil söyletene bakin
heh ne kardeslik ama


Arkadşlar hep söylüyorum ubutmayalım..

unutursak hatırlatırlar..

tuun
08.03.2006, 17:07
o dusunceler ıle coluk cocuk yaslı genc katledenler ınsan olamazlar hatta hayvan bıle olamazlar onlar ceheneme bıle alınmayan cehennemın lagım cukurlarında yasayan pisliklerden baska bısey olamaz . ofkemı tarıf etmeye kelımeler bıle yetmıyor hangı ıslam hangı dın hangı halıfe hangı allah bunu kabul buyurur hz ALİ nin kılıncı boyunlarından eksık olmasın o donem bunları yapanların ve bu donemde o donemın katıllerı ıle aynı dusunceyı gudenlerınde ..
ALEVİ OLDUGUMDAN GURUR DUYUYORUM ......

izmirksk
08.03.2006, 18:01
o dusunceler ıle coluk cocuk yaslı genc katledenler ınsan olamazlar hatta hayvan bıle olamazlar onlar ceheneme bıle alınmayan cehennemın lagım cukurlarında yasayan pisliklerden baska bısey olamaz . ofkemı tarıf etmeye kelımeler bıle yetmıyor hangı ıslam hangı dın hangı halıfe hangı allah bunu kabul buyurur hz ALİ nin kılıncı boyunlarından eksık olmasın o donem bunları yapanların ve bu donemde o donemın katıllerı ıle aynı dusunceyı gudenlerınde ..
ALEVİ OLDUGUMDAN GURUR DUYUYORUM ......
halen sizin gibi alevilerin yaşadığını bilmek güzel
bir çoğu bu olayları unuttu bile
bende bazen derim kendime 'oğlum sen zazasın ,maraşta ,çorumda katledilen aleviler çoğunlukla türk alevisi .türk alevileri bile unuttular sen niye titiriyorsun bu işe ' diye çok demişimdir kendi kendime
maalesef maraş çoktan unutuldu, çorum çoktan unutuldu
bende bir tek kendimi sanıyordum gerçekten bu canları savunan
fakat senin yazdıklarını okuyunca birazda olsa sevindim evet halen tek tükde olsa alevi uyanışı sergileyenler var..

astokomlu
12.03.2006, 23:34
""" maraş,sivas,gazi mahallesi faşist çıkışın engellenmesini istemeyen satılmışların açtığı büyük bir yaradır...unutmayalım,unutturmayalım""

hevi1982
26.03.2006, 15:52
arkadaşlar,bu insanlık dramıyla ilgili bir kitap okuyorum şu günlerde ve nefretim kat kat artıyor;ben maraşlıyım,ve oraya her gittiğimde aynı duyguları yaşıyorum.bu kitabı da okumanızı tavsiye edrim; İnci Aral-Kıran Resimleri.

Sevgili Arkadaslar,



Marastaki katliamda kendini koruyan hicmi bir Alevi cikmamis?


Hayret!
arkadaşım,ne demek istediğini anlamadım;yazıları okuduysan anlaman gerekirdi;öyle bir örgütlenme ve saldırıya karşı kim kendini koruyabilir?hastanenin etrafını bile sarmışlar ve gelen yaralıları öldürmüşler,ambulans şoförünü bile öldürmüşler...

Nesimi
26.03.2006, 19:11
Faşistlerden herşey beklenir. Aleviliğe sahip çıkalım ırkçılara prim vermeyelim...

evrim1
06.04.2006, 01:52
slm bukonu hakında paylaşımın için teşekürler

izmirksk
06.04.2006, 02:36
alevi toplumu savaşçı bir toplum değil
bu yüzden sürekli zulme uğruyor(benim gibi istisnalar vardır.yani mücadeleyi seven:))
maalesef alevilerin bu tutumu yüzünden her 5-10 yılda bir aleviler katliama uğruyor sonrada unutuyor
sonra yine katliama uğruyor sonra yine unutuyor
sonra yine..sonra yine...
alevilerin % 1 i benim gibi olsa idi neler olurdu neler...
maalesef alevi toplumu daha çok katledilecek..kimse bunaar son demesin..
aleviler,acılarından ve yaşadıkları katliamlardan sonra genelde ölenleri bile anmıyor..bugün maraşı çorumu anmak için yürüyüşler çok nadir..kimsede yok..
bu toplum asırlardır katlediliyor..
ve katledile katledile(ve dahada önemlisi asimile edilerek) bitecek gibi....yada çok azalacak...

bu toplumun akıllı ,beyni gelişmiş ,yiğit insanlara ihtiyacı var...
evet muhtemelen 5-10 yıl sonra bir katliam daha olacak..ve biz yine unutacağız...
zira katledilmek ve unutmak alevi toplumunun genlerinde var..
maalesef..maalesef...

electronicsmemo
08.04.2006, 14:07
Yüce Atatürk bizleri bu yobaz ve dinden çıkmış yani sunni osmanlıdan kurtardı Allah ondan razı olsun ama bu olaylar hala osmanlı çocuğu(o.ç) olanlarının yaşadığının göstergesidir. hz.Hüseyin, hz.Hasan da böyle dinden çıkmış insanlar tarafından öldürüldü. Allah onların belasını versin.

Şoreş
23.12.2006, 19:43
Soreş / 23 / 12 / 2006


Maraş...



Çıkar uğruna kardeşin kardeş'e düşman olması, Anadolu İnsanının kaderidir belkide.. Yüzyıllar boyunca Kültür beşiği olan ve Türkmen,Kürt,Ermeni,Süryani,Arap ve birçok halk'ın buluştuğu Anadolu Coğrafyası, en büyük savaş ve soykırımların tek şahididir belkide.. Anadolu Topraklarında bir zamanlar Işık İnsanları olarak adlandırılan biz Aleviler, bu toprakların en büyük kıyımlarını yaşamış, en büyük ihaneti görmüş Halklarından sadece biriyiz.. Hakimiyeti altında yaşadığımız Devletlerden herzaman zarar görmüş bir toplumuz.. Yüzyıllar boyunca baskı altında tutulan biz Aleviler, Anadolu Selçuklu Devleti ve Yavuz Sultan Selimden buyana haketmediğimiz kıyımlar ve iftiralara maruz kalmış, '' Önce İnsan '' dediğimiz halde asimilasyona itilmeye çalışılmışızdır.. Baskı altında olduğumuz dönemlerde, yakılmadık kaynaklarımız, yok edilmedik köylerimiz kalmamıştır ..
Cumhuriyet'in kurulmasıyle birlikte kurtuluşa ereceğimizi zannederken, bu dönemde de Dersim-Koçgiri Coğrafyasında Katledilen ve İbadethaneleri kapatılan bizler olduk..


1978 Maraş...

http://img103.imageshack.us/img103/3092/maras9ga9ud1.jpg

1970li yıllarda Maraş ilinin Nüfusunun önemli bir kısmı biz Alevi kökenli İnsanlardan oluşmaktaydı.. Biz Aleviler Sol partileri, Sünni kesim ise genellikle MHP gibi sağ partileri desteklemekteydi.. MHP, Alevilerin Oy potansiyelini biliyor ve Sol'un yükselişe geçmesi MHP'yi kötü etkiliyordu.. MHP Faşist yüzünü, Maraş, Çorum, Malatya Katliamlarıyla gösterdi tüm Dünyaya... Maraşlı Alevilerin Ekonomik olarak da yükselişe geçmesi, Sol'u desteklemeleri Sünni-MHP'li kesimlerin işine gelmiyor ve onlar sözde Vatansever tavırlar altında, senelerce birlikte yaşadıkları Alevilere karşı hain planlar kurmaya başlıyorlardı.. Geçmişte ABD'nin adeta uşakları olan MHP ve MHP Faşizmi, Maraş'ın sokaklarında gerçekleştirecekleri '' Can '' kıyımı ile Maraşlı Alevilerin neredeyse % 80'inin Maraşı terketmesine sebep olacaklardı 1978'le birlikte..

Ve bunu başardılar..

Maraş 1978

http://img174.imageshack.us/img174/3104/maras11cn1vb9.jpg

7 Nisan 1978 senesin Malatya Belediye Başkanı Hamit Fendoğluna ve yine bu tarihlerde Maraş Pazarcık CHP ilçe Başkanı Memiş Özdal'a PTT aracılığıyla gönderilen bombalı paket, Maraş Katliamını adeta tetikleyiciydi bir unsur konumundaydı..16 Aralık 1978de '' Güneş ne zaman doğacak '' adlı Film, Maraşta gösterime girer.. Film'in sonlarına doğru Sinemada bir patlama gerçekleşir.. Ülkücü Gruplar Halk'ı Alevilere / Solculara karşı kışkırtmak için bombayı '' Alevilerin/Komünistlerin '' attığını söyleyerek Halkı birbirine düşürmek için gayret etmektedir. Sonradan anlaşıldığı üzere bombayı Ökkeş KENGER isimli, Ülkücü Kuklasının attığı ortaya çıkmıştır.. 21 Aralık Tarihinde Maraş Meslek Lisesinde öğretmen olan Hacı Çolak ve Mustafa Yüzbaşıoğlu evlerine dönerken Silahlı saldırıya uğrarlar..

Maraş 1978

http://img146.imageshack.us/img146/900/maras2tu2jx5.jpg

Öğretmenlerin Cenazesi 22 Aralıkta kaldırılacaktır.Ölen öğretmenler Sol görüşlü oldukları halde Ülkücü/Faşist Gruplar Cenaze Töreninde İnsanları Alevilere ve Solculara karşı kışkırtmak için çevre bölgelerdeki Köylere ve İlçelere adamlar göndererek Alevilerin '' Camileri Bombalayacaklarını ve Müslümanları öldüreceklerini '' belirten çağrılarda bulunurken, Maraş Müftüsüde resmi araçla şehirde dolaşıp Sünni/Sağ Görüşlü İnsanları Alevilere karşı kışkırtmayı başarır.. Cenazeler geldikten sonra Ülkücüler '' Alevilerin Namazı kılınmaz '' diyerek saldırıya geçerler.. Çıkan olaylar nedeniyle Cenazeler kaldırılamaz..

Ve halkı Alevilere karşı kışkırtmak için Belediye Hoparlöründen kimliği belirsiz kişiler Halkı Alevilere ve Solculara karşı kışkırtmak için tahrik edici açıklamalarda bulunurlar..

http://img103.imageshack.us/img103/1769/maras8dy0vk0.jpg

23 Aralık Günü, günler önce Nüfus sayımı bahanesi ile '' X '' işareti ile işaretlenen evlere ve Mahallelere saldırılara başlarlar.. Elinde Taş, sopa, Piriket, Saçma ile dolaşan Ülkücü Faşist Gruplar, çevre Sünni Köylerden de yardım alırlar.. Çeşitli araçlarla, kamyonlarla Alevi Mahallelerine akın ederler ve teker teker insanları öldürmeye başlarlar... Serintepe, Elbistan, Yusuflar, Dumlupınar, Namık Kemal, İsadınav, Yeni Mahalle gibi Alevi Nüfusun yoğun olduğu Mahalleler, Ülkücü Faşist Grupların Sabah saatlerinde '' Aleviler Moskovaya '' slagonlarıyla yankılanır.. İşaretledikleri evleri ateşe verirler.. Kimisinin elinde Kur'anı Kerim, kimisinde satır, Saçma... Aleviler Ülkücü Faşit grupların ortasından sahipsiz kalmışlardır.. O gün Kıbrısın Fatiği dedikleri Ecevit, kendi Ülkesindeki Azılı Faşistlere '' Durun'' diyememiştir.. Olaylar sırasında ufacık çocuklar, yaşlı İnsanlar saldırıya uğramıştır.. Hamile olduğu halde dövülen Esma Bacı çocuğunu düşürür, kendine hayatını kaybeder..Tuzağa düşürülüp yaşlı annesinin yaşadığı Mahallede katledilen İsmail.. Bodrum katında Kan'ı kazana akıtılıp öldürülen Ali.. Annesi onu Askerlerle aramaya çıkarken evlerinin bodrumunda bulur.. Kaç anne bu acıya dayanabilir ?
Gözleri oyulup, başından vurulan 90lık Cennet Nine, dağlara kaçırılan Alevi kızları, sokaklarda çıplak bir şekilde gezdirilen İnsanlarımız, yan yana öldürülen Baba ile Oğul.. 1000lerce yaralı, 100'ün üzerinde ölü.. Yakılan, yıkılan, tahribe uğrayan işyerleri, arabalar, evler.... MHP Faşizminin gerçek yüzü... Anadolu Evlatlarının kaderi, ezilmek, horgörülmek.. Hoşgörünün ihanet gördüğü nokta..


Soreş..

selva
23.12.2006, 20:49
canım çok güzel açıklamalarda bulunmuşsun.evet bu katliamı yapan insanlar sonra meclise girip maraş halkının temsilcisi oldular.isimlerini değiştirip girdiler belki ama simalarını hiç kimse unutmadı.bir inancın arkasına sığınıp kimse katliam yapamaz.allah inancı olan hiç kimse kendi gibi düşünmüyor diye bir insana zarar veremez.bunlarda ne allah korkusu,ne insan sevigsi varmış.inşallah yalnız bu ülkede değil dünyanın hiç bir ülkesinde insanlar katledilmez.olanları unutmadık unutmayacağız.unuttuğumuz zaman başımıza daha ne çoraplar örüleceği ortada

mercan
23.12.2006, 20:58
içimde ki öfke ve nefret bu yazıyı okumamla bi kez daha gün yüzüne cıktı.. okadar cok şey yazmak isytiyorumki ama nefretimi tarif edicek kelimeleri bulamıyorum... kaşlarımı okadar skmısımki yazıyı okurken sunanda gözlerimin nekadar ağrıdıgını farkettim
unutmıcaz unutturmıcazzzz

Niwan
23.12.2006, 21:02
Soreş kardeşim,Maraş katliamını gerçekten çok iyi anlatmışsın.bize fazla yazacak bişey kalmamış.benim bir çok akrabam olaylar esnasında Maraş'ta yaşamaktaymış.dedemin anlattıklarına göre olaylardan sonra Maraş'tan şimdiki köyümüze göç etmişler.dedemin kardeşide olaylarda ölmüş.kim bilir belkide resimdeki canlardan biri odur.orda yaşamını yitiren bütün canları saygıyla anıyorum..

Kahrolsun Faşizm

Nesimi
24.12.2006, 13:11
Allah için savaşa...
Bir yanda Faşistler bir yanda halk var.
Geçmişini unutan insanlar yok olurlar. Katiamları hüzünle anıp unutmamalıyız. Geçmişimize sahip çıkmalıyız

Zahir
24.12.2006, 13:37
Kurdun Sivri Dişleri İslamla Gizlenemez.... Kahrolsun Faşisizm.


Katliamı Kınıyor ölenlere Allahtan Rahmet Alevilere Sabır diliyorum...


Selamlar
(Zahir)

opis-01
24.12.2006, 14:41
kahrolsun faşizim

DrmdrM
24.12.2006, 14:48
teşekkürler soreş...
bu utanç günleri ,içimizde büyüyen bir hınçla ,her yıl böyle buruk anılmalarla geçecek...ta ki,birgün devlet,geçmişiyle yüzleşmek için,yapılan tüm katliamların ve tüm faili meçhullerin dosyalarını ,kamuoyunun gözleri önünde tekrar açıp ,demokratik bir şekilde ,yansız,adil,sorgulayana dek ,maraş da,12 eylül de ,sivas da ,tüm faşist katliamlar öfkemizi büyüterek anılacak.

bolşevik_partizan
24.12.2006, 14:50
Analar, bacılar, kardeşler,yoldaşlar
Yoksul Türkiye halkı!
Baskı ve sömürü ve zulüm altında yaşayan bizler
Yabancısı değiliz bu acıların!
Bizler sıkıyönetimlere de yabancı değiliz.
Türkiye'de sıkıyönetim ilk defa uygulanmıyor.
Bu son defa da olmayacak.
Şimdiki sıkıyönetim Maraş Katliamından sonra uygulanmaya başlamıştır.
Maraş Katliamı içimizde bir yaradır.
Derin bir yaradır.

Ekonomik olarak krize giren
Halkın gelişen mücadelesi karşısında şaşan
Komprador patronlar ve büyük toprak ağaları
Hem ekonomik krizden kurtulmak
Hemde halkın gelişen muhalefetini bastırabilmek için
Baş vurdular sıkıyönetime.
Ama çabaları boşuna, boşuna!
Çünkü hiç bir güç Türkiye halkının Demokratik Halk Devrimi yolundaki mücadelesini durduramayacaktır

Maraş Katliamı onların göstermeye çalıştıkları gibi
Alevi-sunni çatışması da değildir.
Bu ezilenle ezen sınıflar arasındaki sınıf mücadelesinin bir parçasıdır
Yoksul Maraş Halkı habersizdi.
Hazırlıksızdı.

BUNUN İÇİN ÖLDÜ ÇOCUKLAR!
BUNUN İÇİN AĞACA ÇİVİLENDİ ÇOCUKLAR!
BUNUN İÇİN TECAVÜZ EDİLDİ ÖLÜ KADINLARA!
BUNUN İÇİN YAKILDI YIKILDI EVLER!

ONLAR ÖLDÜLER AMA YENİLMEDİLER
TESLİM OLMADILAR OLMAYACAKLAR!
YERE DÖKÜLEN HER DAMLA KANIN HESABINI MUTLAKA SORACAĞIZ!

OZAN EMEKÇİ

bolşevik_partizan
24.12.2006, 15:16
Haykırışımızı susturmak için Maraş ne ilk ne de son katliamdır.
Ozan Emekçi'den mutlaka dinlemelisiniz!

http://rapidshare.com/files/8728292/maras_katliami.mp3.html

zeynep C.
24.12.2006, 15:34
Lanet olsun bize bu zulümleri yapanlara lanet..:crying: :crying:


Doymaz bunlar insan kanı tadına
MHP'li faşist derler adına
Tecavüz ettiler ölü kadına
Maraş ne ilk nede son katliamdır

Ozan Emekçi


Sivas Malatya sonrası
Maraş'ta esti havası
Faşist çeteler yuvası
Maraş'ta gardaş Maraş'ta

Ozan Ali Mengüç

zeynep C.
24.12.2006, 15:56
9657
9658
9659

Maraş'ı Unutma Unutturma

zeynep C.
24.12.2006, 16:30
http://www.speedyshare.com/263875502.html

Maraş katliamıyla ilgili bir belgesel umarım açılır ...

deniz olmak
24.12.2006, 16:41
alevi olmakmı gerekir geçekleri görebilmek için insan olmak kafi değilmidir...

bunları unutmak ve sineye çekmek sonumudur sanırım...unutmak ihanettir,kişiliğimize geçmişimize insanlığımıza ihanettir...bunları meşru kılanlara büyük mükafattır...

şimdi cevap veriyorum -alevilere bölücü diyorlar ağbi diyen kardeşime...

biz hep yakıldık yıkıldık başımız dik gezdik biz katil olmadık hep yaralandık.biz ezilenin yanında olduk ya, dünyanın öbür ucundaki insanın derdini kendi derdimiz bildik bunun için biz bölücüyüz yazık değilmi bizi bölücü görenlere yazık bu resimlere iyi baksınlar

bu bilgiler için çok teşekkür ederim arkadaşım saol

zeynep C.
24.12.2006, 16:47
9660
9661

bolşevik_partizan
24.12.2006, 17:33
Bazı olaylar var ki o olayların izleri uzun süre toplum yaşamından sökülüp atılması imkansızdır. Tesirini uzun yıllar veya asırlar boyunca sürdürür. Hatta o ülke devrimi tarihi yazıldığında bu olayların es geçilmesi imkansızdır. Çünkü tarihsel bir öneme sahiptir.
Maraş katliamının unutulmasını isteyenler, yeni katliamlar yapmak için halkı silahsızlandırmak istiyorlar. Katliamın nedenlerini bulanıklaştırmak istiyorlar.
Katliamlar ne zaman ki bir halk unutturulmuşsa, yenileri kapıda-bacada olmuştur.
Belki Maraş'ın hesabını sorabilseydik, Madımak'ı yaşamazdık.
Yenilerinin olmaması için dünü sorgula ve hesap sor!


Doğu Rüzgarı Batı Rüzgarını Yenecek
_______________________________________________
Başkan Mao Zedung

alevi_murat24
24.12.2006, 18:15
kanlı maraşı hiç unutmayacagız. din dediler kuran dediler allah dediler .bir aleviyi öldürmak 4 kez hacca gittmiş olur dediler ve bu gibi bir sürü yalanlarla . her fırsatta çoluk çocuk demeden insan kesip yakıp öldürdüler .maraşı unuttuk sanmasınlar o günleri görmesekte unutmadık. unutmadık unutturmayacagız

keklikoluk46
24.12.2006, 18:56
bir maraşlı olarak bu olayı nefretle kınıyorum."sanma faşist olandan bir gün hesap sorulmaz..."

zeynep C.
24.12.2006, 19:10
Kinin nedendir diye sorma kardeş
Bu yaşta içime kini nefreti sokan
Gözümden kanlı yaşı akıtan
Diri diri canımı yakan
Yolundan dön diye dar ağacına asan
Bize bu zulümleri yapan
Yezit utansın kardeş yezit utansın

Kinin nedendir diye sorma kardeş
Sen hiç sevdiklerini işkencede gördünmü
Yeni doğmuş bebeğini annesinin sıcak kucağı yerine
Ölümün kucağına koydun mu
Gece ninni yerine kurşun sesleriyle uyudunmu
Daha gülmeyi öğrenmeden
Ağlamayla tanıştın mı
Bize bunları yapan
Yezit utansın kardeş yezit utansın

Kinin nedendir diye sorma kardeş
Maraşta, Sivasta , Çorumda
Bizler yandık bizler yakıldık
Yezidin zulmünü bizler yaşadık
Senin değil kardeş senin değil
Bizim derimiz yüzüldü
Bizler darağaçlarında canlarımızı verdik
Düşüncemizden dolayı bizler hücrelere atıldık
Anadan babadan yardan bizler ayrıldık
Bize bu zulümleri yapan
Yezit utansın kardeş yezit utansın
Kinin nedendir diye sorma kardeş sorma

Zeynep C.


Sivas'ı Çorum'u Maraş'ı Unutma Unutturma

Şoreş
24.12.2006, 19:15
Kinin nedendir diye sorma kardeş
Bu yaşta içime kini nefreti sokan
Gözümden kanlı yaşı akıtan
Diri diri canımı yakan
Yolundan dön diye dar ağacına asan
Bize bu zulümleri yapan
Yezit utansın kardeş yezit utansın


Sivas'ı Çorum'u Maraş'ı Unutma Unutturma


Kerbela, Osmanlının Katliamları, Koçgiri, Dersim, Malatya, Maraş, Çorum, Sivas, Gazi... Işık İnsanlarını söndüremeyecekler...

Ali_Yolcusu
24.12.2006, 19:29
soreş kardeşime teşekkür ederim bu topiği açtığı için.

bence alevilerin artık lanet okumaktan çok bir başkaldırış göstermesi gerekiyor. bu olaylar benim içimde kin olmamasına rağmen kin beslememe neden oluyor ve bunları içime sindiremiyorum.

ben ezilmeye gelmemem halkımın ezilmesini de sindiremem.birgün bu faşistleri gelin yakalım derseler allah şahidim olsun ki gözümü kırpmadan giderim.

Serkan_Devrim
24.12.2006, 19:42
birgün bu faşistleri gelin yakalım derseler allah şahidim olsun ki gözümü kırpmadan giderim.
haksızlık karşısında eğilmeyiniz HZ ALİ

ancak;
bu yakma öldürme intikam ve benzeri sözcükler bizim lügatımızda yoktur. buna gerekte yoktur.

can veririz can almayız hey dost biz canız dost dost biz canız

bir ölür bin doğarız biz

ve cellat uyandı yatağında bir gece
tanrım dedi bu ne zor bilmece
öldükçe çoğalıyor adamlar
ben ise tükenmekteyim öldürdükçe

ölüm tüketmez bizleri, asimilasyon tüketir bizleri. dönen dönsün ben dönmezem yolumdan. PİR SULTAN ABDAL biz ölümün üstüne üstüne yürürüzde yinede dönmeyiz değerlerimizden.

yüzseler vucudum
kalmasa tende deri
ayrılmam hubbi Ali'den
hayderiyem hayderi
SEYİD NESİMİ

Mansur gibi kesilmeyi de Nesimi gibi yüzülmeyi de Pir Sultan gibi asılmayı da Sivasta yanmayı da şeref bilmişiz biz. yine de dönmemişiz ikrarımızdan biz.


biz aleviyiz. zalime karşıyız. zulmedtmeyiz biz. bizde yakarsak zalimlerden olur ve değerlerimizi yitiririz. işte biz o zaman yok oluruz.

Ali_Yolcusu
24.12.2006, 19:50
biz aleviyiz. zalime karşıyız. zulmedtmeyiz biz. bizde yakarsak zalimlerden olur ve değerlerimizi yitiririz. işte biz o zaman yok oluruz.

haksızlıklara karşı gösterilen tepkiler zalimlik değildir. benim canıma kastı olanı, gerekirse gider yakarım. hoşgörü temel felsefemizdir fakat bu ezileceğimiz anlamına gelmemelidir.

zalimliğin her zaman karşısındayız fakat kendi canlarımızı da korumak zorundayız.

Şoreş
24.12.2006, 19:52
Hz Muhammed'e sormuşlar..

Ya Muhammed.. ''Neden İmam Aliyi bizden daha çok seversin'' demişler..

HZ Muhammed, '' Bunu gerçekten merak ediyor musunuz ? '' demiş.

'' Evet '' demişler.. Ve Peygamber sormuş..

'' Size biri kötülük yapsa ona ne yaparsınız? ''

Demişler ki; '' İyilik yaparız.''.. Peygamber bunu birkaç kere tekrarlarmış ve birkez daha sormuş.. Sonunda Peygambere, '' O zaman düşünürüz '' demişler..

Ve Şahı Merdana demiş ki;

'' Ya Ali, biri sana kötülük yapsa ona ne yaparsın ? ''

Pirim demiş ki; '' İyilik yaparım ''

Peygamber bunu tekrarlamış, tekrarlamış.. Ve Pirim Ali her defasında iyilik yapacağını söylemiş.. Ve sonunda demiş ki;

'' Ya Muhammed.. Kötü kötülüğünden usanmıyorsa, ben neden iyiliğimden usanayım ki ? '' demiş....

:wink: Bin kere Mazlum olsanda, bir kere Zalim olma.. :wink:

Serkan_Devrim
24.12.2006, 19:56
haksızlıklara karşı gösterilen tepkiler zalimlik değildir. benim canıma kastı olanı, gerekirse gider yakarım. hoşgörü temel felsefemizdir fakat bu ezileceğimiz anlamına gelmemelidir.

zalimliğin her zaman karşısındayız fakat kendi canlarımızı da korumak zorundayız.
haksızlığa karşı gelmek vazifendir ama yakmak vb durumlar bize ait şeyler değildir. Şoreş hz Ali ile ilgili güzel bir olay anlaymış. :)

KomünistAlevi
24.12.2006, 20:02
Kahrolsun Faşizm!

Kadınlarımızın ölüsüne tecavüz edildi,
İnsanlarımızın gözleri bile oyuldu,
Çocuklarımızın kanları kazanlara akıtıldı,
Abilerimiz,babalarımızın kafaları satırlar ile yerinden kopartıldı,
Canlarımızın kafası satırlar ile öne düşürüldü,
Masum insanlar ağaçlara çivilendi,
İnsanlar bıçaklanıp kesildi,biçildi,
Evler ateşe verildi,
Kadınlarımıza ,kocalarının gözleri önünde kötülük yapıldı...
Tarlalarda insanlar yandı...
Canlarımızın elleri ile kolları çarprazlamasına kesildi...

Ve şimdide gelmişler bizim semahlarımızı yayla şenliklerinde sahtece,pervasızca,şerefsizce dönüp oy istiyorlar...Bayraklarında ki 3 hilal ile bizimle dalga geçiyorlar(Unutmayın ki Osmanlı Devleti Alevi düşmanı bir Devletti ve tarihin her anında Kızılbaşlara ifitiralar atıp kızılbaşlar hakkında katledilme fetvaları çıkarıyordu)...Ökkeş Kenger denilen Faşist elebaşını milletvekili seçtirip saflarından ayırmayıp ,sonrada gelip biz bu katliamları yapmadık diyecek kadar bile yeri gelince küçülüyorlardı!!!

Maraş sokaklarında:
''Yaşasın Başbuğ Türkeş, Elde Kuran dilde Turan, Alevi öldüren cennetlik , Komünistler Moskova'ya'' gibi sözler size tanıdık geliyor mu?

Kahrolsun Faşizm!
Şehitlerimize ,Canlarımıza bin Selam olsun!

Kerbela,Yavuz Selim,Osmanlı,Koçgiri,Dersim,Maraş,Çorum,Sivas,Mal atya, Sivas Madımak,Gazi hep soyumuzu kurutmaya çalıştınız ama başaramadınız...Biz boşuna mı canımızı verdik bu yol için ey Yezitler ey Faşistler ey Allahsızlar!!!

Saygılarımla...

bolşevik_partizan
24.12.2006, 21:25
Katliamlar sınıflar oluştuğu, toplumların ezen ve ezilen şeklinde kesin olarak bölündüğü günden beri vardır. Sömürücü sınıflar kendi iktidarlarını korumak ve hegemanyosunu sürdürmek için her zaman en kanlı yötemlere baş vururlar. Tüm katliamları gerçekleştirenler yaptıkları katliamların gerçek boyutunu gizleyip, kanlı yöntemlerinin haklı(!) paylarını anlatırlar. Örneğin Faşist Hitler Almanya'da yahudilere yönelik katliamlarını haklı göstermek için kitleleri hayasızca demegojilerle aldatıyordu. Bu sadece kan dökme ihtirasından kaynaklı kişisel sadizm değildir. Esas olarak Alman emperyalizmin çıkarlarını esas alan hedeflerdir.
Ülkemizde Dersim'i, Maraş'ı, Madımak'ı, 19 Aralığı yapanlar kendi sınıf çıkarlarına uygun yapmıştır. Bu katliamları yapan hakim sınıflar katliamların haklılık(!) paylarını utanmazca ve hayasızca anlatmışlardır. Yeryüzünde tüm katliamlar ancak kalıcı barışın tesis edildiği sınıfsız bir toplumda yok olup tarihin gömülecektir.

Doğu Rüzgarı Batı Rüzgarını Yenecek
_______________________________________________
Başkan Mao Zedung

Nesimi
24.12.2006, 21:42
http://www.nurhakdagi.net/image/Maras_Katliami.gif

İşte Faşizmin Alevilere reva gördüğü tablo

pastoralsenfoni
24.12.2006, 22:27
can mı dayanır bu katliamlara.okurken gözlerim doldu.ne yüce bir topluluğuz ki hala dimdik ayaktayız.ama yürekte asla dinmeyecek bu acı.

bu acıları ve özümüzü unutmayalım biz ne kıyımlardan geçtik,geçmişimize o kanı dökülen geçmişimize sahip çıkalım. böyle faşistlerle aynı havayı solumak bile zor geliyor insana...

Servan
25.12.2006, 00:01
kahrolsun böyle düzene....

LaDY
25.12.2006, 01:31
Zulüm, Sömürü, Katliam... Yıllardır payımıza düşen… Egemenlerin sömürü düzeninin devamı için hep bizim kanımız aktı... 28 yıl önce yine öldük, kanımız Maraş toprağına aktı. Bebeler gülüşsüz ağaçlarda çivili kaldı. Yürekler yangın yerine döndü. Kadınların karnı deşildi. Satırlarla, baltalarla beyinler parçalandı... Yeri geldi kelimeler anlatmaya yetmedi yaşanları. Devrimci mücadelenin yükseldiği bu süreçte devletin sivil ve resmi güçlerinin tek tek cinayetleri yetmeyince katliamlar devreye sokuldu. 77’nin 1 Mayıs’ında, 16 Mart’ta onlarca insanımız katledildi. Ve Maraş’la yeni bir sürece girildi.

Katliam hazırlanıyor... Buna zemin hazırlamak için halk Alevi-Sünni, Türk-Kürt gibi ayrımlarla birbirine karşı kışkırtıldı. Özellikle ‘78 yılı içerisinde devletin bu tür saldırı ve provokasyonlarına sıkça tanık olundu. Son olarak Sivas’ta 3-4 Eylül 1978’de tertiplenen faşist saldırı ve provokasyon Maraş’ın provası oldu. Hedef olarak seçilen yerlerin ortak özelliği Alevi-Sünni inançtan halklarımızın iç içe yaşadığı ve işçilerin, emekçilerin mücadelesinin büyüdüğü yerler olmasıydı.

Katliamın hemen öncesinde Alevilerin, solcuların camileri bombaladığı, bombalayacağı veya silahlanıp saldırı hazırlıkları yaptığı, şehir şebeke suyuna zehir katıldığı gibi spekülatif haberler yayılmıştır. Oysa Maraş’ta Alevi-Sünni halk on yıllarca birlikte kardeşçe yaşamıştır. Aralarında paylaşamadıkları hiçbirşey olmamıştır. Devletin tüm çabalarına, yarattığı provokasyonlara ve düşmanlıkları körükleyen ortama rağmen katliam sırasında bile bunun çeşitli örneklerine tanık olunmuştur. Örneğin Aleviler, faşistler tarafından yaralanan bir Sünniyi birlikte hastaneye taşırken; katliam sırasında anaları-babaları katledilen bazı çocuklar Sünni aileler tarafından saklanmıştır. Öte yandan devrimci-demokrat olunduğu noktada Sünni veya Alevi olmak birşey değiştirmiyordu. Bu nitelikler katledilmek için yeterli oluyordu. Kuşkusuz Maraş’ta yaşananlar sağ-sol veya Alevi-Sünni çatışması değildi. Bizzat kontrgerilla tarafından halka devrimcilere karşı bir katliam gerçekleştirilmişti.

Katliam başlıyor... 19 Aralık günü aylardır hazırlanan katliamın ilk kıvılcımı çakıldı. O günlerde Çiçek Sineması’nda bir film oynamaktadı. Sovyetler Birliği’nde yaşayan Türklerin "esaretten" kurtuluşunu anlatan "Güneş Ne Zaman Doğacak" filmine faşistler yoğun bir ilgi göstermişti. Filmin oynadığı 19 Aralık günü sinema salonuna bir dinamit atıldı. Patlama önemli hasara yol açmazken çıkan kargaşayla birlikte önceden gelip sinemaya yerleşmiş sivil faşistler tarafından "Solcular sinemayı bombaladı" denilerek filmi izlemeye gelenler yönlendirildi. Ardından da sinema salonundaki faşist grup sokağa çıkarak "Müslüman Türkiye", "Komünistlere Ölüm" sloganlarıyla yürümeye başladı. 150-200 kişilik grup daha sonra Çiçek sinemasının yakınındaki CHP il binasına saldırarak burayı kundakladı. Sinema salonunun önünde bunlar olurken bombayı atan Ökkeş Kenger Ankara’ya telefonla "işi başardığı"nın haberini veriyordu. Maraş ÜGD Şubesi Başkanı Mehmet Leblebici ile ikinci başkan Mustafa Kanlıdere bu provokasyonu tertiplemiş, Ökkeş Kenger de uygulamıştır. Çiçek sinemasının bombalanması yeni gelişmelerin habercisiydi. Ertesi gün yani 20 Aralık’ta ise Aleviler tarafından işletilen Akın Kıraathanesi bombalandı. 21 Aralık’ta Endüstri Meslek Lisesi öğretmenleri TÖB-DER’li Mustafa Yüzbaşıoğlu ve Hacı Çolak okul çıkışında faşistler tarafından katledildiler. TÖB-DER’li iki öğretmenin vurulduğu haberi tez yayıldı. İki öğretmenin hastaneye kaldırıldığını duyan halk, devrimciler Yörükselim mahallesindeki hastanenin önüne toplandı. Halk iki öğretmenin durumunu öğrenmeye çalışıyor, diğer yandan da kan vermek için hastaneye başvuruyordu. Gergin bekleyiş geç saatlere kadar sürdü. Bu arada faşistler de toplanmış halkı taciz etmeye çalışıyorlardı. Karşılıklı sloganlar atılıyordu. Bir süre sonra hastane önüne bir komando birliği geldi. Birlik faşistlerle halkın arasına konumlandırıldı. Kısa süre sonra ise komandolar yerlerini terkederek, devrimci-demokrat kitlenin arka tarafına yerleştiler. Bir süre sonra da bu yer değişikliğinin amacı anlaşıldı. Komando birliği sürekli olarak halkı tahrik etmeye çalışıyor, saldırgan tavırlara giriyordu. Nihayetinde saldırıya geçtiler. Dertleri kitleyi faşistlerin olduğu tarafa doğru dağıtıp, her iki yandan kuşatmaya almaktı.

Ertesi gün sıra cenaze törenine gelmişti. Başta Yörükselim mahallesi olmak üzere, işçisiyle, memuruyla, öğrencisiyle ve çevre ilçe ve köylerden gelenleriyle tüm halk hazırlıklarını yapmıştı. Mustafa Yüzbaşıoğlu ve Hacı Çolak kitlesel bir şekilde uğurlanacaktı. Düzenli kortejler oluşturuldu. Cenaze korteji hastaneden Ulu Camii’ye doğru yürüyüşe geçti. Herkesin dilinde bu faşist cinayeti lanetleyen marşlar vardı.

Binlerce insan hep bir ağızdan "Vatan sizden ne bekler" sloganlarıyla yürüdüler. Cenazede yeni çatışmaların çıkabileceği düşünülüyordu. Zira faşistler de hazırlık yapıyorlardı. Camilerde Alevilerin, komünistlerin namazı kılınmaz diye fetvalar veriliyor, Bağlarbaşı Camii imamı vaazda avaz avaz bağırıyordu; "Çevremizde bulunan Alevileri ve CHP’li Sünni imansızları temizleyeceğiz..." Kortej Ulucami’ye yönelirken ilk çatışma kalenin önünde yaşandı. Kale çevresine toplanan MHP’liler taşlı-sopalı olarak cenaze kortejine saldırdılar. Ulu Camii’nin önü ise tam bir savaş alanına dönmüştü. Jandarma ve polis, faşistlerin saldırısı için gerekli tertibatı çoktan almıştı. Cenazeye katılanlar gözaltına alınırken, faşistler azgın saldırılarını sürdürüyorlardı. "Tam bir kaos ortamı hakimdi. Cenazeye katılan binlerce insan faşistlerin taş, kurşun yağmuru altında kendini savunmaya, korumaya çalışıyordu. Biz 200-300 kişilik bir gurup kuşatmayı yararak buradan Yörükselim Mahallesine doğru yürüyüşe geçtik. Yürüyüş güzergahımız boyunca faşistlere ait işyerlerini dağıttık. Yine güzergah üzerindeki Merkez Karakoluna taşlarla saldırdık. Yörükselim mahallesinin yakınlarındaki hastanenin önüne geldiğimizde burada cenazedeki gelişmeleri öğrenen büyük bir kitle toplanmıştı." Cenazeye katılan kitle tüm olanaksızlıklarına rağmen bu saldırıyı püskürtmeye çalıştı. Ara sokaklarda çatışmalar sürdü. Kitle dağılırken faşistlerin yeni hedefi Trabzon caddesindeki Alevilerin, CHP’lilerin dükkanları oldu. Birçok iş yeri yakıldı, tahrip edildi. 3 kişi katledildi...

23 Aralık günü ise katliama başlandı. Mağralı, Serintepe ve Yörükselim, Namık Kemal, Karamaraş gibi Alevi halkın yaşadığı mahallelerde eşi görülmemiş bir vahşet yaşandı. Devlet adım adım ağlarını örmüş şimdi sıra kan dökmeye, halkı, devrimcileri ezmeye gelmişti. Herşey hazırdır. Alevilerin, solcuların evleri önceden işaretlenmiş; Maraş’ın ilçe ve köylerindeki faşistler de şehre yığınak yapmışlardı. Ordunun o gün yapılacaklardan haberi vardır. Ordunun olaydan haberdar olduğu Maraş katliamı davası tutanaklarına kadar yansımıştır. Askerler ona göre konumlanırken polis ise ortalıkta yoktur. “O zamana kadar halka yönelik saldırılarda polisler ve sivil faşistler ortalıkta görülürken, ordu gerçek niteliğini gizlemeye çalışmıştı. Halk içinde ordunun bu saldırıyı önleyeceğini düşünenler de vardı... Fakat katliam günlerinde ve sonrasında ordunun yüzü daha net görüldü. Ordu katilleri seyrederken, katliam sonrasında ise halka, devrimcilere saldırmıştı. Dönemin "Paşası", Sıkıyönetim komutanı Yusuf Haznedaroğlu baskı ve işkence politikasını süreklileştirmiştir. Öyle ki anaların eline evlatlarının işkencede çekilmiş tırnakları verilmiştir.” Faşistler, şeriatçılar evleri yakmaya başladılar. Faşistler sabah erkenden "Müslüman Türkiye", "Ordu Millet el ele" sloganıyla saldırıya geçmişlerdi. Ellerinde makinalı tüfekler, bombalar, dinamitler, satırlar vardır. "Yörükselim mahallesine bu sırada askerler gelmişti. Halk toplanarak askerlerin önüne çıktı. Subayın önü kesildi, neler olduğu soruldu. Jipten inen subay ise "birşey yok, evlerinize girin, biz buradayız, gerekeni yaparız" diyerek kitlenin dağılmasını istedi. Bundan sonra askerler geri çekilerek ortalığı tümden eli kanlı faşistlere, şeriatçılara bıraktılar." Serintepe’den dumanlar yükseliyordu. Burası yeni bir mahalleydi. Afşin, Göksun gibi Maraş’ın ilçelerinden gelenler yerleşmişlerdi. Canını kurtaran Yörükselimdeki akrabalarının yanına geliyordu. Serintepe ile Yörükselim arasındaki derede birçok insan vuruldu. Cesetler işkenceden tanınmaz haldeydi. Birçok aile ise tümden yok oldu.
"Katliam sonrası Yörükselime ağlayan bir çocuk getirmişlerdi. Yalnız ağlayan sadece çocuk değildi.Kadınıyla erkeğiyle genci yaşlısıyla tüm mahalle ağlıyordu. Çocuğun annesi, babası, kardeşleri katledilmişti. Divanın altına sakladıkları için bir tek çocuğun kendisi kurtulmuştu."

LaDY
25.12.2006, 01:35
Tabii bu tür sahneler tekil değildi. Anasını babasını evladını, çocuğunu yitirmiş onlarca insan aynı acıyı birlikte defalarca yaşadı. Hamile kadınların karınları deşildi. Kadınların kolları kesilerek bilezikleri çalındı. Evler yağmalandı. İçindeki eşyalarla birlikte yakıldı, çocuklar ağaçlara çivilendi. Halk Yörükselim mahallesinde ise belli evlere toplanmıştı. Ölüler sokak ortasında duruyordu. Yaralılar insanların toplandığı evlerde bekletiliyordu. Zira yaralıların hastaneye götürülmeleri, tedavi edilmeleri gibi bir durum sözkonusu değildi. Hastane etrafı faşistler tarafından kuşatılmıştı. Hastaneye gelenler kurşunlanıyordu. Faşist Başhekim ve doktorlar da hastaneye gelebilen yaralıları kaderleriyle başbaşa bırakıp ölüme terk ediyorlardı. Nitekim müdahale edilmediğinden veya kan kaybından dolayı ölen çok insan vardı. Maraş’ta halk tüm dinamikliğine karşın saldırıya karşı yeterince hazırlıklı değildir. Sol örgütlerin çoğunluğu kendi aralarında çekişmekten dolayı halkı örgütlemekten çok uzaktı.

Yani bir örgütsüzlük sözkonusuydu. Fakat örgütsüzlük gibi, hazırlıksızlık gibi önemli dezavantajlara rağmen halk faşist saldırılara boyun eğmedi. Satırlarla, silahlarla, bombalarla saldıran faşist güruha karşı dişiyle tırnağıyla direndi. Kadınlı erkekli taşlarla sopalarla faşistlerle çatıştı. Öyleki yer yer taşlarla bile faşistlerin püskürtüldüğü oldu. Olayı yaşayanlardan biri şöyle anlatıyor "Özellikle yüksek binaların üzerine kurulan makinalı tüfeklerle üzerimize sürekli ateş ediyorlardı. Bizler ise taş, sopa ve av tüfeklerimizle ailelerimizi, komşularımızı korumaya çalışıyorduk. Halkla sivil faşistler, kontrgerilla elemanları yüz yüze çatışıyordu. Sabah saatlerinde halkı zorla kandırarak evlerine sokan subaylar, tanklar, kariyerler, askeri birlikler kaybolmuşlardı. Tek bir asker yoktu. Bir yandan 2-3 katlı binaların üzerinden ateş edilirken diğer yandan ise otomatik silahlı sivil faşistler ve kontrgerilla elemanları sokak köşelerinden üzerimize sürekli ateş ediyorlardı. Bu sırada yanımda bir arkadaş vuruldu. O esnada kurşun yağmuruna rağmen arkadaşımızı düştüğü yerden alıp güvenlikli bir yere çekip, üzerimizdekileri çıkarıp arkadaşımızın yarasını sardık..."

Katliam tüm hızıyla sürüyordu. "Saat 12.00 sıralarında ev dışarıdan kurşun yağmuruna tutuldu. Faşistler gaz doldurdukları şişeleri ateşleyerek evin içerisine attılar. Sonra da kapıyı kırıp içeri girdiler. Ellerinde silah, balta ve nacaklar vardı. Önce evin içini yağmaladılar. Evdekileri dışarı çıkardılar. Evin büyük erkek çocuğu Muhammet’i almak istediler. Ümmühan Ana yalvardı; - Ne olur ona dokunmayın... Oysa faşist güruhun eli çoktan tetiğe gitmişti. Ana dayanamadı. Kendini oğlunun önüne attı. Ana ve oğul üst üste yığıldı... Muhammet öldü. Ümmühan Ana ise ağır yaralandı. Sonrasında o da yaşamını yitirdi."

Katliam Sonrası Yörükselim bu kez askerler tarafından işgal edilmiştir. Acı içindeki halk ölüleriyle yaralılarıyla ilgilenmektedir. Daha doğrusu kim öldü kim kaldı onu öğrenmeye çalışmaktadır. Ona bile izin verilmiyordu. Kim yaralı, kim ölü bilinmiyordu. Sokaklarda kan, ölüm ve bir de yakılmış, yıkılmış kömüre dönmüş evler... "Katliam sonrasında bir akrabamın evine gittim. Bahçe kapısının önünde yüzü tanınmayacak halde bir ceset vardı. Kurşunlanmış, işkence yapılmıştı. Her tarafı kan içindeydi. Bu evin büyük oğlu Zeki’ydi. Ama onu tanıyamadım. Sadece parkasından o olduğunu anladım. Hemen yanında evin bir misafiri... O da katledilmişti. Eve girdim. Bu kez ananın (Gülşen Ün) cesedi... Yine kan içerisinde. Sonra kanlar içerisinde yatan baba (Kamil Ün) henüz ölmemişti ama canvermek üzereydi. Sadece hırıltıları duyuluyordu... Evin küçük oğlu ise şans eseri kurtulmuştu. Daha doğrusu Sünni bir aile tarafından saklanmıştı... Onu alarak oradan uzaklaştım..." Faşist güruh katliamını tamamlamış geri çekilmişti. Devlet adım adım örgütlediği katliamın sonuna gelmişti. Şimdi sıra katledilen, her türlü zulme maruz kalan halkı iyice sindirmeye gelmişti.

Katliamın ilk gününde görünüp "Birşey olmaz" diyerek halkı evine kapatmaya çalışan askerler birden ortaya çıkmıştı. Üstelik günler sonra Kayseri’den askeri birlikler bile getirilmişti. Ama bu kez katliama uğrayan halk hedefteydi. Mahallenin etrafı tanklarla kuşatıldı. Dört bir yana makinalı tüfekler kuruldu. Tabii yönü halka dönük. Ölmeyenler gözaltına alınmaya, evler didik didik aranmaya başlandı. Başbakan Ecevit ise bu sıralarda sıkıyönetim ilan etti. Ecevit için seyircisi olduğu Maraş katliamı sıkıyönetim ilan edip, tekeller için sömürüyü, baskıyı tırmandırmanın vesilesi oldu. Faşist terörden sonra devletin "resmi terörü" de sıkıyönetimin ilanıyla devreye sokulmuş oluyordu. Böylelikle sivil faşist çetelerin giremediği yerlere devlet askeriyle girip yapılması gerekeni yapacaktı. CHP’liler "Seni Karaoğlan’a kurban ediyoruz" diye katledilirken Ecevit işlenen cinayete, yaratılan vahşete ortak oluyordu. Katliam sonrası halk kendi olanaklarıyla yaralarını sarmaya çalıştı. Devlet sıkıyönetimiyle, gece sokağa çıkma yasağıyla, sokak başlarını tutan askerleriyle iş başındadır. Halk açtır, yoksuldur. Kışın en şiddetli zamanında sokaktadır. Başını sokacak bir yer bulamamaktadır. Evler yanmış, yıkılmış; zaten yoksul olan halkın elinde hiçbir şey kalmamıştır. Öte yandan asker tarafından halkın üzerinde terör estiriliyordu. En vahşi katliamlara uğrayanlar, eşini, çocuğunu, sevdiklerini kaybedenler bu kez de işkencehanelere taşınıyordu. Günlerce süren işkenceler, yıllara varan hapislikler...

Maraş Davası Maraş katliamından sonra göstermelik bir dava açıldı. Elebaşılar beraat ettirilirken, kamuoyunu tatmin etmek için cezalandırılanlar oldu. 12 Eylül’den sonra ise bu defa katliam devrimcilerin üzerine yıkılmaya çalışıldı, davalar açılıp devrimciler yargılandı. Bu vahşeti gerçekleştiren katiller ise şimdi ya milletvekili ya da devletin çeşitli kademelerinde işbaşında. Resmi rakamlara göre 111 kişi katledilmiş. 210 ev ve 70 işyeri yakılıp yıkılmıştır. Oysa gerçek rakamlar bunların çok daha üzerindedir. Ayrıca birçok insan da katliam sonrasında yerini yurdunu bırakarak göç etmiştir. Halk zulüm uygulanarak, açlığa yoksulluğa mahkum edilerek "yine aynı şeyler olacak" denilip korku yaratılarak göçe zorlanmıştır. Halklar birbirine karşı düşmanlaştırılmış, korku sürekli hale getirilmek istenmiştir. Geride Maraş’ta bir kapanmaz yara kaldı... Hala kanayan... Kapanmaz bu yara...Çünkü o günden bugüne halkın kanı akmaya, yarası kanamaya devam ediyor. Zulüm, vahşet her boyutuyla sürüyor... Kapanmaz bu yara... Bu zulüm, bu sömürü düzeni son bulmadıkça... Maraş, unutulmadı. Unutulmayacak!..

LaDY
25.12.2006, 01:36
Ülkemiz, Maraş Katliamına benzer onlarca katliam yaşadı ve halen yaşıyor da:

-Lice katliamında, kaç insan öldürüldü? Kaç tane ekmek kapısı tahrip edildi? Kurşun isabet etmeyen kapı, pencere kalmış mıydı?

-Sivas katliamı: 35 canımız, tavuk değil insan, halkın ve güvenlik güçlerinin gözü önünde, TV’lerde, gündüz gözüyle canlı canlı yakıldı. Yanıbaşında askeriye vardı. CHP’nın devamı olan SHP’nin genel başkanı Erdal İnönü Başbakan yardımcısıydı. Olayları onaylarcasına ses çıkarmadılar.

-İstanbul-Gazi Katliamı: Bizzat polisin yaptığı bir saldırıydı. Ona yakın insanın öldürülmesi. Ve en önemlısı halkın pasifize ederek sindirilmesi.

-Elbistan saldırısı: Haftalık ihtiyacını karşılamak üzere, köylerden ilçenin pazarına gelen Kürt-Alevi köylülerin üzerine saldırılması. Satmaya getirdiği yağı, çökeleği Ceyhan suyuna atılması ve yakaladıkları köylülerin sakalını ve bıyığını makaslamaları.

-Çorum, Erzurum,…. Olayları.

-Şemdinli, Diyarbakır katliamları...

Saymakla bitmiyor.

Şoreş
25.12.2006, 12:01
Kimimiz zindana
Kimimiz dar'a
Yürüdük yürüdük hep İktidara
Kızıl ışık serptik Karanlıklara
Alev alev yandık işkencelerde...


Kimimiz yaralı
Kimimiz öldük
Kimimiz bilinmez yere gömüldük
Kimimiz faşizme zevk'e sunulduk
Kucaklara konduk işkencelerde..

( Ferhat Tunç - Alev alev )

bolşevik_partizan
25.12.2006, 12:12
Kimimiz zindana
Kimimiz dar'a
Yürüdük yürüdük hep İktidara
Kızıl ışık serptik Karanlıklara
Alev alev yandık işkencelerde...


Kimimiz yaralı
Kimimiz öldük
Kimimiz bilinmez yere gömüldük
Kimimiz faşizme zevk'e sunulduk
Kucaklara konduk işkencelerde..

( Ferhat Tunç - Alev alev )

Dostum onun devamınıda ben yazayım dedim. Çok güzel bir şiir. Türkiye'deki yasaklar dolaysıyla Ferhat bu kısmını kasetinde söylememiştir.

Emekçiyim gündüz geceden öte
Şafakla kavuşur halk hürriyete
Halka onur korku verdik devlete
yenilmedik yendik işkencelerde

_______________________________
Maraş'u unutmadık-unutturmayacağız!

denizsefiri
25.12.2006, 12:21
Anlatılanlar korkunç, resimler yürek parçalıyor... Sözde "Allah adına".. Allah hakkın ve adaletin sahibidir.. Adalet mutlaka tecelli edecektir.

"Hakk şerleri hayreyler,
Zannetme ki gayreyler,
Görelim Mevla neyler,
Neylerse güzel eyler."

bolşevik_partizan
25.12.2006, 12:37
Maraş katliamı tanığı: Halen ağıt yakıyoruz
KOPENHAG (24.12.2006)- Maraş katliamının tanıkları halen yaşadıkları acıları yürüklerinin derinliklerinde taşırken, bunlardan birçoğu ise Avrupa'ya sürgün edildi. Maraş'ın Elbistan İlçesi Hasanaliler köyünde bulunan evinin askerler tarafından yakılması üzerine Danimarka'ya gelen Maraş katliamı tanıklarından Hasan Güraslan, ‘’Halen ağıt yakıyoruz halen katlediliyoruz. Devlet Maraş’ta öldürülenlerin sayısı hakkında resmi açıklama yapması lazım. Gerçek sayıyı açıklamalı’’ dedi.

19 Aralık 1978 tarihinde "Güneş Ne Zaman Doğacak" filminin gösterildiği Çiçek Sineması'nın, bir grup Ülkücü tarafından bombalanmasıyla başlayan ve 21 Aralık günü TÖBDER üyesi iki öğretmenin öldürülmesi ile büyüyen Maraş katliamı tüm vahşetiyle hafızalardaki yerini korurken, tanıklar ise halen o günün acısını yüreklerinin derinliklerine yaşıyor.

Bu tanıklardan biri de 21 Ocak 1991 yılında Elbistan Hasanaliler köyüne yapılan baskında evi yakıldıktan sonra Danimarka'ya sürgün gelen 7 çocuk babası Hasan Güraslan. Katliam sırasında Maraş Selimiye mahallesi yakınlarında bulunduğunu anlatan Güraslan, "Devlet güçleri önceden tüm kapıları işaretlemişti. O gün bir anda her taraf cehenneme dönmüştü. O acı dolu günler hiç bir zaman gözümün önünden gitmedi gitmeyecek" diyerek, katliam sanıklarının hesap vermesinin en büyük arzusu olduğunu söylüyor.

Ayrıca devleti gerçek sayıyı açıklayarak sorumlularını yargı karşısına çıkarmaya çağıran Güraslan, "Ancak böyle bir nebzede olsa bu acı unutulabilir. Devlet halen katlediyor halen öldürüyor. Peki ne zamana kadar böyle devam edecek? Ölülerimize ağıt yakıyoruz. Maraş katliamında yaktığımız ağırlar hiç dinmedi" diyor.

HER YER ALEV ALEVDİ

Maraş katliamı öncesinde köylere yeni elektrik çekilmeye başlandığını ve kendisinin de elektrikçi olarak çalıştığını belirten Güraslan, katliamda öldürülen insanların sayısının resmi rakamlara göre doğru yansıtılmamasının halen kendisinde büyük bir etki yarattığını anlatıyor.

Birçok evlerin önceden işaretlendiğini hatırlatan Güraslan yaşadıklarını şöyle anlatıyor: "Ben o sıra köylere elektrik çeken ekipte yer alıyordum. Siyasi görüş olarak ise CHP'liydim. Birçok devrimci örgüt bir araya gelmişti. Benim görüşümden dolayı bana faşist gözüyle bakıyorlardı. Ben ise CHP'ye tüm mal varlığımı yatıracak kadar güveniyordum. Ardından Maraş'ın alev altında olduğu haberi geldi. Ben yakın köydeydim ve tüm devrimci güçler büyük bir saldırıya tabi tutulmuştu. Tabi siyasi görüşü bir yana bırakmış bende koşmuştum çünkü birçoğu akrabamdı. Köylüler yollara dökülmüştü.

Selimiye mahallesine ulaştığımızda her taraf alev alevdi. Birçok insan öldürülmüştü ve devlet güçleri her tarafa saldırıyordu. Ülkücülerin daha önce kapılarına işaret attığı evler kurşunlanıyordu. Her yer cehennemdi halen hatırladıkça ağlarım. Sıraya konulan birçok kişi kurşunlanmış ve vur emri verildiği için her tarafa rast gale ateş açılıyordu. Ancak ben o zaman o katliamın ülkücüler tarafından gerçekleştiğini ve CHP'nin sol bir parti olduğunu savunuyordum. Daha sonra başıma gelecekler her şeyimi yatıracağım partimin gerçekten faşist olduğunu gözlerimin önüne serecekti. Halkın haksız olduğunu düşünüyordum. Başıma gelmeyene kadar devletçi biriydim. Devletin kendi vatandaşına saldıramayacağını düşünüyordum. Devlet vatandaşını öldürebilir miydi? Evet öldürürdü ve halen de öldürüyor."

DEVLET EVİNİ YAKTI

Maraş katliamından sonra Antep’e yerleştiğini ancak başına geleceklerden habersiz devleti devletten daha çok koruduğunu anlatan Güraslan, 1991 yılında Elbistan'ın Hasanaliler köyünde bulunan evinin yakıldığını öğrenir. Evinin yakıldığını öğrendikten sonra Antep'ten Elbistan'a giden Güraslan, karşısında gördüğü tabloya inanamadığını söylüyor. O tarihe kadar PKK karşıtı olduğunu dile getiren Güraslan, evinin yakılmasından sonra yaşadıklarını söyle dile getiriyor:

"376 metrekarelik evim Elbistan'ın en güzel evlerinden biriydi. O güne kadar devlet gibi düşünen, devlete hizmet eden ve devletin kutsal kabul eden bir yurttaştım. Ancak, karşıma çıkan tablo beni şok etmişti. İnanmak istemiyordum. Çünkü devletin bir vatandaşın evini yakması benim için korkunçtu. O sırada yakılan, yıkılan köyler; katledilen insanlar vardı. Ta ki evimin kimler tarafından yakıldığını öğrenene kadar o insanların haksız olduğunu düşünüyordum. PKK'yi, halk mücadelesini, Kürt olmama rağmen Kürtleri bile tanımıyordum. Sola yakınlığım vardı, ancak solu CHP olarak bilirdim. Maraş katliamını görmeme rağmen halkın devlete karşı çıkmasını kabullenemiyordum. Ancak 21 Ocak 1991 tarihinde bir askeri operasyon yapılıyor. 3500 kişilik bir güçle Elbistan'ın Hasanaliler köyüne baskın düzenliyor. Evim boş olduğu için PKK gerillalarının gelip kalacağını düşünen devlet yetkilileri ateşe veriyor. Ancak ben hala devletin değil, operasyonu düzenleyen askerlerin bireysel girişimi olarak değerlendiriyordum. Devlete toz kondurmuyordum."

Daha sonra hukuk mücadelesi başlatan Güraslan, CHP'li oluşuna güvenerek evini yakan kişiler hakkında suç duyurusunda bulunmak için girişimde bulunduğunu söylüyor. Ancak çaldığı tüm kapılar yüzüne kapanınca bu kez çok güvendiği CHP'ye giderek yardım isteyen istiyor. Güraslan, o günleri söyle dile getiriyor: "Partime güveniyordum ve CHP'nin yolunu tuttum. İşte orada olan oldu. CHP'ye giderek derdimi anlattım ancak il başkanı bana 'Amca canınla oynama. Git evinde otur' demesiyle devlet hakkında düşündüğüm her şey bir tokat gibi yüzüme çarptı. Evimin devlet tarafından yakıldığını, devletin aslında halkın üzerinde terör estirdiğini o dakika anladım. O anda CHP'ye olan bağlılığım son buldu. İnsan hakları derneğine giderek derdimi anlattım. Onlar bana yol gösterdi. Maraş katliamı ülkücüler tarafından aslında yapılmadığını devlet eliyle yapıldığını işte o zaman kendime itiraf ettim. Bu durumu bilmek içimi kemiriyor. Af edemiyorum. O vahşeti hatırladıkça o dönemki düşüncelerimden utanıyorum. Bu vahşeti yapan devlet artık hesap vermeli. En azından vicdanlarımız rahat etsin."

AVRUPA’DA AİLEM DAĞILDI

Yaşadıklarından sonra Türkiye'de kalamayacak duruma geldiğini anlatan Güraslan, Danimarka'nın yolunu tutmuş. Ancak geldiği yerde de acılar peşini bırakmamış ve şu an evli ve 7 çocuk babası olmasına rağmen tek başına yaşamaya mahkum edilmiş. Danimarka'ya geldikten sonra ailesinin dağılmaya başladığını dile getiren Güraslan, 14 yıl sonra yeniden Türkiye'ye dönme kararı aldığını belirtiyor. Danimarka'da ölmek istemediğini dile getiren Güraslan, aynı zamanda 2 gerilla babası. İki kızı gerillaya katıldıktan sonra, eşinin kendisini terk ettiğini söyleyen Güraslan, geri dönüş kararı aldığını şöyle anlatıyor: "Ailem dağıldı. Tek başına bir evde yaşıyorum. Eşim, kızlarım gerillaya katıldığı için beni terk etti. Beni bu durumdan sorumlu tuttu. Avrupa bir batakhane, kaygan bir buz zeminidir. Bu zeminin üzerinde yürümesini bilmeseniz o zemin üzerinden yuvarlanıp ölüme gidersiniz. Ben şimdi geldiğim yerlere geri dönmek istiyorum. Vatanımı özledim. Burada en azından ölmek istemiyorum. 14 yıldır buradayım ancak cehennem yaşamı sürdüm. İki kızım eğer gerillaya katılmasaydı belki de daha kötü bir yaşama sürüklenirdi. Ben onların gerillaya katıldıkları için çok mutluyum ve onur duyuyorum. Ancak anneleri bunu kabullenemedi ve beni bu yaşımda tek başıma acılarımla bırakarak terk etti.

Türkiye'de çok büyük zorluklar yaşadım yoksulluklar çektim aç kaldım. Ama hiç bir zaman Avrupa’da yaşadıklarım kadar ağır olmadı. Avrupa’da çektiğim hiç bir acıyı ıstırabı çekmedim. Halende büyük acılar çekiyorum. Ailem dağıldı. 4 duvar arasında tek kalmanın verdiği acı dayanılmaz. Türkiye'de yaşadığım o kadar acıya rağmen oraya 2007 yılının başında Maraş'a kesin dönüş yapıyorum. Belki yaşadığım acılar yeniden canlanacak belki bu kahırla öleceğim ama yinede kendi topraklarımda ölmek istiyorum."


_______________________________
Maraş'ı unutmadık-Unutturmayacağız!

Vapurmania
25.12.2006, 17:41
Maraşda MHpli ve dinci faşistler pek çok insanı katletti

kadınlara tecavüz etti bebekleri öldürdüler, yaşlıların gözünü tornavidayla oydular.

Bu adamlara karşı çıkmalıyız.

Artık savaş zamanıdır. bizimde bunlara karşı birşyeler yapmalıyız.

selva
25.12.2006, 17:50
Maraşda MHpli ve dinci faşistler pek çok insanı katletti

kadınlara tecavüz etti bebekleri öldürdüler, yaşlıların gözünü tornavidayla oydular.

Bu adamlara karşı çıkmalıyız.

Artık savaş zamanıdır. bizimde bunlara karşı birşyeler yapmalıyız.


savaş derken neyi kastediyorsun

Vapurmania
25.12.2006, 17:50
savaş derken neyi kastediyorsun

Kendimizi koruyalım.

Lazoşa_62
25.12.2006, 21:02
Canlar ;mesajlarınızı okudum okuyorum.Söylenmesi gereken ve bilinenv azıları tarafında halada bilinmeyen türkiyedeki faşizmin kudurduğu zaman ne kadar tehlikeli bir boyut aldığı gerçegidir.

1978 yılı 15yaşlarında idim ve bu olayın izi beynime ve bedenime bir kurşun yarası gibi iz bıraktı.

Yorumlarınız ve paylaşımlarınız için hepenize teşekkür ediyorum.

Sadece haykırıyorum;

Kahrolsun M.H.P- Ülkücü faşizmi

K

spartacus
26.12.2006, 22:54
PSAKD GENEL MERKEZİ

BASINA ve KAMUOYUNA

Maraş Katliamının üzerinden 27 yıl geçti.

Irkçı, şoven, faşist ve eli kanlı katiller tarafından, Maraşın dört gün
süresincede ele geçirilişin, önceden planladıkları şekilde işaretledikleri
işyerlerini ve evlerin tek tek yakılıp yıkılışının ve evlere girilerek talan
edilişin ve Alevi-Devrimci ve Yurtsever canlarımızın kadın-erkek, çoluk-çocuk
demeden; vurularak, yakılarak, kesilerek, katledilişlerinin üzerinden 27 yıl
gelip geçti.

Resmi kayıtlara göre 114 yurttaşımız, katledildi.
Binlerce iş ve ev yakılıp yıkılarak talan edildi.

Olaylar, tüm Alevi katliamlarında, sahneye konulan aynı senaryo ile başlatıldı.
Tüm Alevi katliamlarında provokatörlerin halkı katliama katan söyleminden
elden gittiği veya camilere saldırı olduğu yönündedir.

72 Millete bir nazar ile bakan Aleviler; hiç kimseyi, dinine ve inancına göre
değerlendirmedikleri gibi, hiç kimsenin inanç mekânlarına ve hele de, yüzlerce
yıldır aynı topraklar üzerinde birlikte yaşadıkları Sünni yurttaşlarımızın
inanç merkezleri olan Camilere olumsuz bir yaklaşımları söz konusu olmamıştır.
Ne yazık ki, Alevilerin bu yaklaşımlarına rağmen, tüm Alevi katliamlarında,
Alevilerin bakışının tam tersi bir yaklaşım ile, Alevi katliamlarına zemin
hazırlanmış ve katliamlar yapılmıştır. Maraş'ta böyle olmuştur, Malatya'da
böyle olmuştur, Çorumda böyle olmuştur, Sivas'ta, Gazi'de ve Ümraniye'de de
böyle olmuştur.

Katliamların planlanmasında ve gerçekleştirilmesinde egemen güçlerin katkısı ve
varlığı unutulmamalıdır. Aynı egemen güçler, katliam sonrası katliamı yapan
maşalarına kol ve kanat germişler, küçük cezalarla kurtulmasını sağlamışlar ve
hatta bazı maşalarını meclise milletvekil olarak da taşımışlardır.

Maraş katliamı tarihindeki dönemin başbakanın, ölümü sonrası çekmecesinden
çıkmış olan, katliam, MİT'in içindeki MHP kanadı tarafından organize edildiği
yönündeki, yine MİT'ten gelmiş olan bilgi notları, yıllardır ileri sürdüğümüz
somut gerçeklerin, su yüzüne çıkmış belgeleridir.

Dönemin başbakanının, katliamı organize edenlere ilişkin bu bilgi notlarına
rağmen, her hangi bir işlem yapmaması ve yıllarca çekmecesinde tutmuş olması
da, devletin en üst noktasında bulunanların, Alevi katliamlarına bakışını da
ortaya koymaktadır.

Katliamlara karşı duruşun ve katliamları önlemenin en doğru yolu, katliamları
unutmamak ve toplumun da unutmasının önüne geçmektir.

Maraş'ı dört gün boyunca ele geçirerek, Alevi canlarımızı katleden ırkçı,
şoven, faşist gerici güçlere karşı toplumu sürekli uyanık tutmanın ve
katliamları önlemenin tek yolu, katliamların unutulmasının önüne geçmektir.

Katliamların bir daha hiçbir şekilde yaşanmaması için, toplumun hiçbir
kesiminin katliama uğramaması için, herkesi katliamlara karşı duruşa davet
ediyor, katliamları unutmamak gerektiğini bir daha kamuoyunun bilgisine
sunarak, duyarlılığa davet ediyoruz.

Saygılarımızla 19.12.2006

Av. Kazım GENÇ
PSAKD Genel Başkanı

Ibiso
26.12.2006, 23:51
unutmadik unutmayacagiz unutturamazlar

esmerim26
27.01.2007, 00:18
maraş katliamını çok güzel anlatılmış kahrolsun faşizim

SivanA SimyacI
27.01.2007, 12:59
Tarih 19 Aralık 1978, o gün doğanlar bugün 28 yaşındalar. O tarihte Türkiye'nin Maraş kentinde yüzlerce Alevi, gözü dönmüş bir faşist çete tarafından mahallerinde kuşatıldılar, yakıldılar, yok edildiler.

Bilsen Başaran , "Maraş'tan Bir Haber Geldi" (Günizi Yayıncılık) başlıklı kitabında bu katliamın mahkeme kayıtlarını yayımlıyor. O acı günlere yakılan ağıtları aktarıyor. Türkiye'nin yakın geçmişinde yaşanan ve hesabı sorulmayan bir katliama ışık tutuyor.

***

78'liler Girişimi Türkiye Sözcüsü Celalettin Can da geçen günlerde bir değerlendirme yaparak Kahramanmaraş katliamının arkasındaki gelişmeleri özetledi ve bu konuda bir kampanya başlatacaklarını belirtti. Can'ın açıklaması şöyle:

"... Küçük çocukların ve yaşlı adamların üzerine gaz dökülerek yakılmış, insanlık dışı olaylar işlenmiştir. Toplu katliam olayları, toplu halde ceset bulunmasıyla doğrulanmaktadır. Ölü sayısının resmi miktarı aşarak iki yüzü aşacağını tahmin ediyorum." ( Dündar Saner / Dönemin Savcısı)

"Hastaneye getirilen ölülerden elli ikisini inceledim. Bunlardan üç tanesi sopayla öldürülmüş, diğer ölüler mermilerle... Boğularak öldürülenlerin olduğunu söylediler. Yetmişlik yaşlıları, üç yaşında bebekleri vurmuşlardı. Bir cehennem âleminden geldim." ( Mete Tan / Dönemin Sağlık Bakanı)

"... Karşımızda oturan ve bir gözü görmeyen 80 yaşındaki, yaşlı Cennet Çimen 'in evine gittiler. Bu kadını, 'Gel nene, gel' diyerek elinden tutup dışarıya çıkardılar. Cennet Kadın, gözleri görmediği ve yaşlı olduğu için öldürülenlerden ve yakılanlardan habersizdi. Sanıklardan C. Y. ve N. B. tornavida ile gözlerini oydular, sonra silahla öldürdüler. Yakınında bulunan helanın çukuruna başüzeri atıp üzerine at arabasını devirdiler..." ( Maviş Toklu / Tanık)

Günümüz genç nesillerinin havsalasının alamayacağı bu olaylar Maraş'ta yaşandı.

"1975 yılında kurulan Milliyetçi Cephe'nin başbakan yardımcılığına Alparslan Türkeş getirilmiş, MİT ona bağlanmıştı. 1978 Ocak'ında hükümet olan CHP, MİT'e bir türlü hâkim olamayacaktı. Türkeş, Hukuk Müşavirliği, Psikolojik Savunma Başkanlığı; İstanbul, Ankara ve Diyarbakır Bölge Daire Başkanlıklarındaki yandaşları aracılığıyla MİT'i kontrol ediyordu.

Türkeş, MİT'teki üst düzey ilişkileri aracılığıyla, MİT Güney Bölgesi'ni ele geçirmişti. MİT'in desteğini arkasına aldığından, Maraş olaylarını rahatlıkla düzenleyeceğinden artık emindi. Bölgeden merkezi hükümete istihbarat akışı kesilecek, her şeyi sola bağlarken sağ ile ilgili masumane tasvirler çizen bir saptırıcı bilgilendirmeyle hükümet 'uykuya yatırılarak' tezgâhlanan plan uygulamaya konulacaktı.

Ecevit 'in kasasından çıkan bilgilere göre MİT, bu rolünü sonrasında da sürdürdü. Katliamcılarla ilgili raporlar mahkemelerden gizlenirken, sol gruplar hakkında gerçek dışı raporlar düzenlendi. 12 Eylül darbesinden sonra Maraş Sıkıyönetim Komutanı Korgeneral Recep Haznedaroğlu , bu tek yanlı raporlara dayanarak katliamı tersine çevirip işkenceyle sol bir gruba mal etmeyi deneyecekti.

Katliamın faili olarak 804 kişi yargılandı. Katliamda birinci dereceden rol oynayan 68 kişi ise hiç yakalanmadı. 379 kişi beraat etti. 1 ila 15 yıl arasında mahkûmiyet cezası ile yargılanan 314 kişinin cezalarında önce 1/6 oranında indirim yapıldı, sonra hepsi mahkeme sürecinde salıverildi. 29 kişi hakkında verilen idam ve 7 kişi hakkında verilen müebbet hapis cezası Yargıtay tarafından bozuldu. 1991'de çıkan Terörle Mücadele Yasası'nda yapılan değişiklikle de katliam sorumlularının hepsi salıverildi.

Maraş katliamı dava dosyası sessiz sedasız kapatılmış oldu. Bundan sonra da bu dosya hiç açılmadı. Tarihe kara bir leke olarak geçen katliam unutulmaya bırakıldı.

Unutuldu da!

Maraş'taki solcu, Alevi halkın yüzde sekseni, büyük kentlere ve yurtdışına göçerek köklerinden koptular. Bu insanların yaşadığı evsizlik ve memleketsizlik nasıl bir haldir, yarattığı kırılmalar, eziklikler, travmalar nedir ve nasıl yaşanır, araştırmadık.

Maraş'ın filmini, tiyatrosunu yapamadık. Romanını yazamadık. Maraş katliamı üzerine bir şiir kitabının olmadığını biliyoruz. Maraş üzerine bir ağıtımız bile yok. Ağlayamıyoruz.

Bu denli unutkanlık, umarsızlık, mazisizlik nasıl bir şeydir, nasıl yaşanır? Evet, bunlar genç kuşakların havsalasının alamayacağı şeylerdir, ama gerçektir.

Bu kanlı tarihin bir daha yaşanmaması için 78'liler Girişimi olarak Maraş dosyasını yeniden açıyoruz.

Adalet için, hak ve hukuk için, özgürlük ve demokrasi için Maraş katliamını kamuoyunun gündemine getirmeyi 78'lilerin tarih önünde bir sorumluluğu olarak kabul ediyoruz."

Maraş katliamının hesabının sorulamaması, unutulmaya terk edilmesi, tarihimizle hesaplaşamamanın bir başka acı örneğidir...

ORAL ÇALIŞLAR

mawzer
27.01.2007, 13:49
gözlerim doluyor okudukça...hatırladıkça...

kinim artıyor.nefretim büyüyor faşizmin maşalarına.....


Ülkemiz, Maraş Katliamına benzer onlarca katliam yaşadı ve halen yaşıyor da: Lice katliamında, kaç insan öldürüldü? Kaç tane ekmek kapısı tahrip edildi? Kurşun isabet etmeyen kapı, pencere kalmış mıydı? Sivas katliamı: 37 aydın, tavuk değil insan, halkın ve güvenlik güçlerinin gözü önünde, TV’lerde, gündüz gözüyle canlı canlı yakıldı. Yanı başında askeriye vardı. CHP’nın devamı olan SHP’nin genel başkanı Erdal İnönü Başbakan yardımcısıydı. Olayları onaylarcasına ses çıkarmadılar. İstanbul-Gazi Katliamı: Bizzat polisin yaptığı bir saldırıydı. Ona yakın insanın öldürülmesi. Ve en önemlisi halkın pasifize ederek sindirilmesi. Elbistan saldırısı: Haftalık ihtiyacını karşılamak üzere, köylerden ilçenin pazarına gelen Kürt-Alevi köylülerin üzerine saldırılması. Satmaya getirdiği yağı, çökeleği Ceyhan suyuna atılması ve yakaladıkları köylülerin sakalını ve bıyığını makaslamaları. Çorum, Erzurum,…. Olayları. Şemdinli, Diyarbakır katliamları. Saymakla bitmiyor. Kürdüstan bölgesinde bombalanmadık ve mayınlanmadık bir yer kalmış mı? Bir zamanlar kuzuların melediği, çocukların oynadığı 4 bin yerleşim yerinde şimdi ocaklar tütüyor mu? Bu yörenin halkı ne oldu?

Bu olup bitenlere rağmen, Kürtler-Aleviler: Gelin acıları geride bırakalım. Birlikte Milli Mücadelede olduğu gibi el ele verelim, yaralarımızı birlikte saralım. Türkiyelilere yakışırcasına uygar dünyada kısa zamanda yerimizi alalım diyorlar. Barış elini uzatıyorlar. “Atı alan Üsküdar’ı geçmeden” uzatın ellerinizi…

elanehir
18.03.2007, 18:10
Eline sağlık Şoreş . O günleri annemler anlatmışlardı. Köyde bir genc kızın başını kesip top oynamışlar. İnanılmaz şeyler bunlar..

adige_46
18.03.2007, 18:37
çok şükür şimdi öyle birşey yok benim bulunduğum yerde alevi de var sünni de var kimse kimseye karışmaz hatta hacıkodallı bile var

PAÜlü
05.04.2007, 20:47
bendede

isyan_atesi4268
10.04.2007, 23:03
Maraş Katliamı yapanlar vahşidir,insan değildir.Pkk'ya "bebek katili" denilmektedir.Gerçektende öyledir.Ama Maraş'ta hamile kadınların karnını deşenler,küçücük çocukları katledenlerin de PKK'lılardan hiç bir farkı yoktur.İkiside vahşice insanları katletmişlerdir.Maraş Katliamı yapanları lanetliyorum.Allah yapanların belasını versin.Maraş Katliamı yobaz,"Vatan millet Sakarya" deyip insanları acımasızca katledenlerin işidir.Bir Sünni olarak bu vahşice katliamı lanetliyorum.

mawzer
13.04.2007, 23:15
oy toprak oyy...

kurtulduğuma sevineyimmi şimdi...