Orijinalini görmek için tıklayınız : Dürüt Çatışması Ve Gerilla


Partizan62
11.01.2007, 11:20
Tarih 1994. Sonbahardı. Aylardan Eylül ya da Ekim. Kışlık hazırlıklar belli oranda yapılmıştı. Sonbahar olduğu için son toplantıları yapıyordu gerilla. Ancak gündemde, düşmanın köyleri yakacağı söylentisi vardı. Fakat partinin bu noktada henüz herhangi bir değerlendirmesi yoktu. Süreci kendiliğindenciliğe bırakmıştı. Kendi iç sorunlarıyla meşguldü. Başta var olan bu eksiklik sonradan ülke ve yur dışında geniş çaplı bir kampanya örgütleyerek düşmanın bu politikasını teşhir ve bölge halkı ile gerillaya destek içeren bir kampanya ile giderildi.

Dersim Bölge Komitesi (DBK) kendi yönetimindeki gerilla birliğini Dürüt’e konumlandırmıştı. (Aynı alana DHKP/C birliği de konumlanmıştı.) Siyasi Büro (SB) farklı bir alanda çalışmalarını yürütüyordu. Küçük bir gerilla birliği de farklı bir alanda faaliyetlerini devam ettiriyordu. DBK’nın konumlandığı alan Dürüt deresi. Bu arazi gerilla açısından kullanılabilecek bir yapıya sahip. Ancak, hangi süreçte daha avantaj sağlar, stratejik savunma döneminde arazi ne kadar iyi olursa olsun gün boyu çatışmalara oturmak anlamına gelmez. Düşmanın topyekün saldırıya geçtiği bir süreçte set oluşturmak mı, yoksa gücünü arazinin stratejik noktalarına çekmek mi? Gerilla savaşının amacına bakılırsa yapılması gereken; gücünü çekmek ve fırsatını buldukça küçük birimlerle düşmanı vurmak. DBK bu amaçla konumlanırken, öte yandan toplantılarını yapıyor, kış hazırlıklarını sürdürüyordu... Organ toplantısı devam ediyordu...

Arazinin üzerinde iki noktada da savunmamız vardı. Bunlar günlük rapor veriyorladı. İki köylü geldi yanımıza. “Düşman köyleri yakacakmış, biz de buraya geldik. Ovacık’tan başlamışlar, geliyorlar kibritçiler.” diyorlardı. Her şey normal devam ediyordu. Hangi gün olduğunu tam olarak hatırlayamıyorum ama bir sabah rapor verilirken, raporun çabuk verilmesinden olağanüstü bir durumun olduğu anlaşıldı. Düşmanın Ovacık yönünden geldiği raporu verildi. Birlik komutanı Lenko yoldaş birim komutanına: “Gelişen duruma göre bilgi verin” dedi. Düşmanın bir köy evine geldiği ve ev sahiplerini dışarı çıkardığı, evden dumanların yükseldiği, herşeyin ani olduğu, ev sahiplerinin eşyalarını bile çıkartamadıkları rapor edildi. Düşman, elinden gelse ev halkını da birlikte yakar.

Gün akşam oldu. Düşman Kakber Köyü’ne çıktı. O gece durumu değerlendirmek üzere parti organı toplandı. Çıkan sonuç; alan terk edilmeyecek, bu alan içerisinde dört nokta tutulacak! Düşmanın gelişine göre, karşılayacak şekilde konumlanılacaktı. Düşmana uzaktan ateş edilmeyecek, iyice yaklaşması beklenip canına okunacaktı. Amaç, düşmana ağır kayıplar verdirmekti. Gerilla ise; hiç kayıp vermeden, inisiyatifini iyi kullanarak başarı kazanacaktı burası kesindi. Gece saat bir deyince savunma birimleri yerlerini alacaktı. Lenko, herzamanki savaş ustalığıyla yapılan plan doğrultusunda gücünü harekete geçirdi. Tüm birlikleri konumlandırdı; son bir kez daha durumu gözden geçirerek, son talimatı verdi.

Şafak söktü, arazi keşfi yapıldı; herhangi bir şey yoktu. Fakat saat dokuz civarlarında Skorsky tipi helikopter alandan geçiş yaptı. Oldukça alçaktan bir uçuş yaptı. Vuralım mı? Komutan vurulmayacak talimatını verdi. Nedeni ise bir çok şey değiştirebilirdi. Zamanlama gerilla açısından çok önemlidir.

Telsiz konuşmalarından düşmanın bulunduğumuz alana yöneldiği anlaşılmıştı. Düşman, arazinin derinliklerinden çıkmaya başlamıştı. Gelişi, doğrudan bulunduğumuz alana yönelikti.

Dürüt vadisinde bir ev vardı. Birlik komutanı amcaya; “Davarını ve çocuklarını al, git. Düşman köyleri yaka yaka geliyor. Buraya gelince çatışma çıkacak. Düşmanın ne yapacağı belli olmaz. Bir an önce gitmelisin.” Amca ise; “Ben burayı terk edemem. Davarım var, arılarım var. Ben nasıl bunu yapabilirim.” Amca da haklıydı. Çünkü, o, oraya emek vermişti. Buna rağmen “Gitmelisin amca. Düşman saldırıyor. Can mı, mal mı? Mal elde edebilirsin, ama can bir kaybedildi mi, bir daha geri gelmez. Sen de bunu çok iyi biliyorsun.” Buna rağmen amca yerini terk etmedi. Çocuklarını gönderdi, kendisi kaldı.

Saat:12:00 sularıydı ki silahlar patladı. İlk vuruşları gerilla yaptı. Düşmanın geliş yönüne göre, bu hattan giriş yapacaktı. Bu hattan iki tepe tutulmuştu. Aynı tepede, demin bahsettiğim dost güç de vardı ve bizimle uyumlu hareket ediyorlardı. Çatışma devam ediyordu.

Diğer iki birimimiz tarafından bir gelişme yoktu henüz. Öyle konumlanmıştık ki, düşman, vadiye giriş yapamıyordu. Saat bir veya ikiyi gösteriyordu ki, diğer taraftan da görünmeye başladılar. Gizli gelmişlerdi. Yakın mesafeye geldikten sonra fark edildiler. Birlik komutanımıza durum bildirildi. Ana birlik Komutanı (Lenko) “Ne yapmanız gerektiğini biliyorsunuz. Dikkat edin, sizinle ana birlik arasına girmesinler.” uyarısını yaptı. Çünkü oraya girdiklerinde kendi kurşunlarımız bizi de hedef seçebilirdi. Birim komutanı; “Gelişlerine bakılırsa girecekler” dedi. Ana birlik komutanı “Size paralel konumlanan birim komutanı hemen kaymalıdır, önünü kesmelidir.” talimatını verdi. Düşman koşa koşa geliyor! Çünkü bu tepelerin boş olduğunu sanıyor. Oysa iki birimimiz bu tepelere mevzilenmiş, bekliyorlar! Parmaklar tetikte, gözler hedefte, nokta ateşi için zamanın gelmesini bekliyorlar. Sakin ve an geldiğinde de atılgan. Kendinden emin duruşları ve ustaca vuruşlarıyla bekliyorlar; yakıp yıkan, kaybedip katleden canavarın düşmanın dişlerini sökmek için bekliyorlar. Tetik çekme ustalığıyla düşmanın neye uğradığını anlamasına bile fırsat vermemek için. Bekliyorlar...

Ve nihayet beklenen an geldi. Koşa koşa gelen düşman koluna vuruşlar yapılmaya başlandı: İlkin ana birlik ile birim arasına girmeye çalıştıkları esnada vuruşlar yapıldı. Ana birlik, vadinin içine konumlanmıştı. Birim ise tepedeydi. Tepenin boş olduğunu sanarak koşa koşa gelen düşman koluna ilk vuruşu diktirof ile yaptık. Diktirof’un yanısıra G3’lerle de ateş ediyoruz. Diktirof’un çalışmasıyla birlikte koşa koşa gelenler, patır patır düşmeye başladılar. Geriye kalanlar ise kaçmaya. Nasıl da kaçıyorlar, bağıra çağıra.. Kaçmayın da görelim! Koşa koşa gelmek neymiş görelim. Şimdi de canlarını kurtarmak için geldikleri gibi gerisin geriye koşuyorlar! Sadece askerler değil, komutanları da kaçıyor! Askerler ne de olsa gönülsüzdürler, gönülsüz bir şekilde askerlik yapıyorlar, peki komutanları neden kaçıyor? Tepeyi tutan gerilla biriminin komutanı (bu komutan bir kadın yoldaştı) telsizle düşmana çağrı yapıyordu: “Kaçmayın, gelin!” Peşinden sloganlar atılıyordu; “Yaşasın partimiz TKP(ML)”, “Yaşasın ordumuz TİKKO.” Telsizde çığlıklar yükselince, başta belirttiğimiz üzere köylerin yakılmaya başlamasından dolayı yanımıza gelip katılan arkadaşlar, “Vay be! Durum iyiymiş; kadınlar ‘gelin’ diye çağrı yapıyor düşmana. Oh be, derin bir nefes alaym.” diye konuşuyorlar. Gerillanın coşkusu onlara da geçmiş, moralleri yüksek. Tepelerden ateş eden gerilla savunma birimlerimiz, bir süre sona düşmanın havan yağmuruna tutuldular. Havan topları üç karakoldan birden atılıyordu; Amutka, Danzi köyleri ile Karaoğlan karakollarından. Havan yağmuruna tutulmuştu savunma tepeleri. Ancak gerillaları sökemediler. Onlar bilinçli savaşan halk ordusu neferleriydiler. Enerjik, inançlı, kendine güvenen halk savaşçıları. Düşman kirli sular gibi delirmiş geliyor. Yakıyor-yıkıyor, kaybedip katlediyor ve gerillanın üzerine savaş uçakları, helikopterleri, tankı, topu ve onbinlerce askeriyle geliyor. Bu selin önünde durulmaz, kime sorarsan. Bize sorarsanız, durulur. Hem de aslanlar gibi durulur! Bunun için çok değil, iki şeye ihtiyaç var: Akıl ve cesaret! İkisini ustalıkla birleştirdiniz mi sadece önünde durmak değil, düşmanın canına okursunuz. Tıpkı şanlı 6 Şubat muharebesinde ve daha bir çok yerde olduğu gibi...


Havan topları gerillayı sökemedi tepelerden. Düşmandan kayıp vardı. Dört tepeden birden vurmuştuk. Fakat kayıpların ne kadar olduğunu öğrenemedik. Gerillanın moral üstünlüğünün yanısıra akıl ve cesaretin ustaca birleştirilmesiyle gelen düşman gücü geri püskürtüldü. Telsiz bağlantısıyla tepeciler birbirlerinin durumlarını soruyorlardı. Durumları çok iyi. Esprilerle “Havanlarla aranız nasıl?” diye soruluyor, “Gördüğünüz gibi, sanki havan değil, dolu yağıyor. Gayet iyiyiz. Boş yere atıyorlar, bırakın atsınlar.” deniyor. Ana birlik komutanı telsizle birim komutanlarının durumunu soruyor. “Çok iyi” yanıtını alıyor. Komutanın sevk ve idare etmesi çok önemlidir. Lenko yoldaşın yönlendirme sanatıyla gerilla birliği en zor koşullarda bile kayıp vermeden başarılı bir şekillendirme çıkarabiliyordu. Gerillaya talimatları yerinde ve zamanında açık ve kesin olarak veriyordu. O bir gerillasının burnunun kanamasını bile istemezdi. Savaşçıların bakımına özen gösterirdi. “Çalışan insana bakacaksın. İnsanların morali bozulmasın. İnsanlara değer verceksin.” Lenko’ya savaşçılar çok güvenirdi. Çatışma ve eylemlerde herkes gülerek düşmanın gelmesini beklerdi. Komutana pratiğe dayalı güven duyman, yapacağın eylem veya çatışmayı başaracaksın demektir. Lenko da savaşçılarına güvenirdi. Dürüt çatışmasında da bu ruh yaşanmıştı.

Partizan62
11.01.2007, 11:21
O yıl ve sonrasında bu topraklara yeniden büyük seferler düzenlendi. Kimi zaman sayısı yüzbinlere varan düşman askeri ile
Gün kararmaya başlamıştı. Toplanın talimatı verildi. Kısa bir durum değerlendirmesi yapıldı; alandan çıkılacaktı. 100 kişiydik, 40 kişi de bahsettiğim dost güçten vardı... Toplam 140 kişi. Gün boyu çatışma düşman açısından avantaj sağlıyor; çemberi daraltıyor ve gece geçiş hatlarına pusu atıyor. Çıkış yapacağımız hatta pusu olabileceği noktasında komutan öncü birliğini uyardı. Dikkatli olmaları gerekiyor. Pusunun olabileceği alana girdik. Öncü birliği geçti, ana birliğin öncüleri de devam ettiler. Tam sıra ana birliğe gelmişti ki, ateş ettiler. Lenko’nun arkasındaki savaşçı yara aldı. Yarası hafifti. Onların ateş etmesiyle Lenko’nun karşılık vermesi bir olmuştu. O çok hızlı silah kullanırdı. Bir gün köye giderken düşman fark ediyor. Bunlar iki kişi. Düşman çemberi daraltıyor, kesin vuracaklar. Düşman tam patikanın üzerine konumlanmış. Ay ışığı cam gibi. Lenko’ları on metreye kadar yaklaştırıyor faşist ordu subayı ve teslim olun diyor. Demesiyle yara alması bir oluyor. Lenko’lar yara almadan pusudan çıkıyorlar. “Lenko sıktı, yaralandım. Kafamdan şapkamı uçurdu. Siz onu besliyorsunuz.” deyip köylüleri tehdit eder.


Öncü birlikle bağlantı koptu. Ana birlik uygun bir noktaya çekildi. Şafakla birlikte araziye yerleşti. Arazi düşman dolu. Telsizler çalışıyor. Birliğe yakın konuşma sesi geliyor. Ana birlik komutanı duruma uygun talimatı verdi: herkes olduğu yerde oturacak ve sessizce durulacak. Ancak sayı kalabalık olduğu ve meşe yaprakları da döküldüğü için kuru yapraklar ses yapıyor. Bir ara ayak seslerimizi duydular ve uçaksavarla bulunduğumuz alanı taradılar. Birlik hareketlendi. Komutan: herkes olduğu yerde kalacak ve hiç ses çıkartılmayacak, onlar durumu netleştiremezler. Düşmanın yaklaşması durumunda ise bir metreye kadar yaklaştırılacak, beynine sıkılacak, hava saldırısı da engellenmiş olacak. Temas sağlanmadan gün akşam edildi. Çatışmadan kaçınmak zorundayız. Dedik ya gün boyu çatışmalara oturmak gerilla savaşına terstir. Akşam alanı terk ettik. Gerillanın alandan çıkmasını engellemek amaçlı aydınlatmaları kullanmaları, rastgele arazi taramaları...

Çekilme hattımız düşmanın arka hattı idi, oraya geçmekti. Belirlenen noktaya varıldı.

Şafak sökmesiyle gerillalar tam tesisat ayakta.

Çevrenin keşfi yapıldı: bölge sakin. Ateşler yakıldı, kara çaydanlıklar ateşe tutuldu, çaylar demlendi. Toz kalmış tütünden birer sigara sardık, ne de güzel! Meşe odunundan ateş yakmak, ateşin çevresinde silahlar çatmak ve tesisatlar belde bağdaş kurarark sigara sarıp çay yudumlamak. –Hele de kuşatmalar yarıp çıktıktan sonra- tarifsiz güzellikte bir duygudur.

Öğlen olmuştu. Bölgenin üzerine sis çökmüş, köy görünmüyor. Kamyonlar çalışıyor. Anlam veremedik. Araçlar çalıştığına göre köy halen doludur diye düşündük. Bir ara ormandan konuşma sesleri duyduk. Konaklama yeri sessizliğe büründü yine. Akşam oldu. Köye gidilecek. Gerilla yürüyüş koluna geçti. İndik yola. Köye yaklaştık. Köy oldukça sessiz. Bu sessizlik oldukça ürkütücü. Sakin bir şekilde devam ettik, ancak köy ışıkları yanmıyordu. Kalp atışlarımız hızlanmıştı, yoksa köyü boşalttılar mı? İnanmak da istemiyoruz. Köpek sesi duyduk. Bu arada bağ kopan birlikle de telsiz bağlantısı sağlandı. Köye giriş yaptik. Köy boşaltılmış! Geriye sadece köpekler kalmış. O hızla geri döndük. Herkes soruyor: “Ne oldu, neden döndünüz?” Bazen cevap veriyoruz, bazen vermiyoruz. Yolun üzerinde beyaz bir çadır göründü. Ne de sevinmiştik. Çadıra vardığımızda tek bir aile vardı. Durumu öğrendik aileden: “Beş gün bize müsade ettiler, köy boşaldı. Biz de gidemedik.” Gidenleri ve kalanları ve hangi mezraların dolu olduğunu öğrendik. DHKP-C’lilerle ikiye ayrıldık. İhtiyaçlar temin edilecek, geç saatte de olsa birleşilecek, giderken yol üzerinde gıda malzemeleri olduğunu gördük. Mezraya girdik, iki aile duruyordu. Gıdanın kime ait olduğu öğrenildi. Getirildi, ihtiyaçlar giderilmeye çalışıldı. DHKP-C’liler geldi. İnisiyatifin kimde olacağı tartışması yürütüldü; anlaşamadık. Ayrı kalacaklarını söyleyip gittiler.

Konaklama yerine doğru yola çıktık. Boğazı aştık, Ovacık yüzüne doğru devrildik. Saat öğleden sonra bir veya ikiydi. Nöbetçiler Bilgeç sırtına düşmanın geldiği bilgisini verdiler. Hem bizim olduğumuz alanı denetliyorlar, hem de DHKP-C’lilerin kaldığı alanı. Düşman hareketlenmeye başladı. Boğaza inmeleri durumunda izlerimizi görecekler, bundan dolayı birlik başka yere kaydı. Bu arada silah sesleri geldi. Yarım saat-kırkbeş dakika falan sürdü. Düşmanın telsiz konuşmalarından çatışmanın olduğunu anladık. Ancak çok kısa sürdü. Müdahale etme şartları da yoktu, o arayı düşman kesmişti.


askeri harekatlar yürütüldü. Bu askeri harekatların hemen hepsi boşa çıkarıldığı gibi, çoğunlukla da gerilla ağır darbeler indirdi faşist orduya. Denilebilinir ki o yıllarda düşmanın başlattığı her askeri seferin sonucu düşman için bir moral çöküntüye dönüşüyordu. Çünkü, gerilladan ağır darbeler yemekten kurtulamıyordu. Bizim kayıplarımız ise düşmanın bu tür seferlerinde ya hiç olmuyor ya da çok az oluyordu. Kayıplarımız daha çok, böylesi askeri seferlerin olmadığı esnalarda askeri kurallara gerekli titizliğin gösterilmemesi, yani kendi hatalarımız sonucu oluyordu. Savaş tecrübesi önümüze bu sonucu koyuyor. Ve yine savaş tecrübemiz göstermiştir ki; gerçek anlamda akıl ve cesaret birleştirildiğinde düşmana unutamayacağı darbeler indirilir, önemli başarılar kazanılır, savaş geliştirilip güçlendirilir. Bunun böyle olduğunu görmek için ise çok uzaklara gitmeye gerek yok. Kendi savaş tecrübemiz, kendi savaş tarihimize bakmak yeterlidir. Şimdi bu tecrübeyi yüksek seviyede bir bilinçle kavramiş olmanın verdiği özgüvenle diyoruz ki; savaşımız özüne uygun olarak büyüyecektir, büyüteceğiz. Sömürücü egemen sınıflar bunu görecekler! Onları, böylesi muhteşem bir gelişmeyi görmekten mahrum bırakmayacağız!

KAZANDIĞIN MEVZİLER İÇİN DİREN
İLERİ MEVZİLER İÇİN SAVAŞ PARTİZAN

PARTİZANCA SEVGİLER


Not: Devrimci Demokrasiden alınmıştır.

topigi hangi bölüme acicagima emin olmadigimdan dolayi,buraya yayinlamayi uygun gördüm.umarim dogrudur,eger degilse mod arkadaslardan dogru bölüme kaydirilmasini rica ederim
sevgiler saygilar

0nurr
11.01.2007, 21:31
arkadaşım ; yazdığın yazıyı baştan sona okudum düşman kim ülkemizin askeri ??
Asker kim??--BEN ... Sen beni düşman olarak görmeye devam et ve kendine düşman yap.. Sen böyle gördüğün sürece düşman oluruz merak etme... Ben bu bakış açısıyla hiçbiryere varılamıyacağına inanıyorum bu bakış açısı bize yarardan çok zarar getirir..

tuncerbio
12.01.2007, 17:33
arkadaşım ; yazdığın yazıyı baştan sona okudum düşman kim ülkemizin askeri ??
Asker kim??--BEN ... Sen beni düşman olarak görmeye devam et ve kendine düşman yap.. Sen böyle gördüğün sürece düşman oluruz merak etme... Ben bu bakış açısıyla hiçbiryere varılamıyacağına inanıyorum bu bakış açısı bize yarardan çok zarar getirir..

düşmandevrimciler için sen,ben ve bizim gibi askerliğini zorunlu hizmet olarak yapan er -erbaş grubundaki askerler değildir...bilinçli ve kadrolu olarak ömür boyu askerlik yapanlar--özel harekat timleri--ve devlet için adam öldüren derin devletin faşist unsurlarıdır....devrimciler bunun dışındaki birimlere zorunlu kalmadıkça (pusuya düşme) ateş açmazlar,hatta dönem sel olarak alınan kararlarda pusu durmunda bile sadece yaralayıcı noktalara ateş açılması gibi kararlar dahi yayınlamışlardır ki bu kendi canlarını değil karşısındaki masum askerinj canını savunduklarının göstergesidir....devrimci gruplar hiçbir zaman erlerin yoğun olduğu gruplara pusu atmamıştır 2000 mercan çatışması,6 şubat muharebesi bunun göstergesidir....

yine şunu belirtmekte fayda var devrimciler bu ülkenin coğrafyasını ve halkını severler onlarla sorunları olması söz konusu değildir sorun rejim ve işleyişindeki aksaklıkların ortaya çıkarılması ve uygun yöntemle değiştirilmesi-düzeltilmesidir...

partizan 62 yede lenko yu (erdal altun ) u anma fırsatı tanıdığı için teşekkürler....

0nurr
13.01.2007, 20:35
askerliği zorunlu olarak yapacağımı nereden çıkardın ki ? Neyse bu konuda o kadar farklı görüşlere sahibiz ki tartışmanın bile anlamı yok...

alevi_murat24
13.01.2007, 21:35
“Yaşasın partimiz TKP(ML)”, “Yaşasın ordumuz TİKKO.” arkadaşım burada örgütü şirin göstermeye çalışılmış bu yazıda. bu üste yazdıgın örgütler sırf nevruzda protesto yürüyüşü yapmamaları için uyaran muhtarın arabasını park ettigi yere koydukları bonbanın patlaması sonucu orda oyun oynayan çocukarın ölümne sebep oldu. bu olaylarında bu örgütler tarafından yapıldıgı kendi yandaşları bilen kabul etti bu masum cocukların canına kıyan bir örgüütn agzıya kuş tutsa ne fayda . bu yazıyıda onların övülmesi anlamına geliyor . altada bu haberi veriyorum ..

"Erzincan'ın Ulalar Beldesi'ndeki bir garajda meydana gelen patlamada, oyun oynayan çocuklardan dördü öldü.Kente 2 kilometre uzaklıktaki Ulalar Beldesi'ndeki patlama bugün saat 12.00 sıralarında meydana geldi. Atatürk Mahallesi Muhtarı Erdal Türkmen'in babası Yadigar Türkmen'e ait kullanılmayan boş garajda, henüz belirlenemeyen bir nedenle patlama oldu Patlamada, 12 yaşındaki Orhan Oğuz ile 6 yaşındaki Mert Celep hayatını kaybetti.
Erzurum'a sevk edilen Cem Celep (12) yolda hayatını kaybederken, ağır yaralanan Umur Türkmen, Aziziye Araştırma Hastanesi'nde tedavi altına alındı. Türkmen'in durumunun ağır olduğu öğrenildi.
Erzincan Valisi Ali Güngör, yaralıların Erzincan Devlet Hastanesi'ne kaldırıldığını patlamanın nedenini soruşturduklarını söyledi. Vatandaşların ifadeleri doğrultusunda, patlama öncesi baraka yakınlarında bir süre park ettiği ileri sürülen iki aracın araştırıldığı öğrenildi.

Partizan62
14.01.2007, 02:56
“Yaşasın partimiz TKP(ML)”, “Yaşasın ordumuz TİKKO.” arkadaşım burada örgütü şirin göstermeye çalışılmış bu yazıda. bu üste yazdıgın örgütler sırf nevruzda protesto yürüyüşü yapmamaları için uyaran muhtarın arabasını park ettigi yere koydukları bonbanın patlaması sonucu orda oyun oynayan çocukarın ölümne sebep oldu. bu olaylarında bu örgütler tarafından yapıldıgı kendi yandaşları bilen kabul etti bu masum cocukların canına kıyan bir örgüütn agzıya kuş tutsa ne fayda . bu yazıyıda onların övülmesi anlamına geliyor . altada bu haberi veriyorum ..

"Erzincan'ın Ulalar Beldesi'ndeki bir garajda meydana gelen patlamada, oyun oynayan çocuklardan dördü öldü.Kente 2 kilometre uzaklıktaki Ulalar Beldesi'ndeki patlama bugün saat 12.00 sıralarında meydana geldi. Atatürk Mahallesi Muhtarı Erdal Türkmen'in babası Yadigar Türkmen'e ait kullanılmayan boş garajda, henüz belirlenemeyen bir nedenle patlama oldu Patlamada, 12 yaşındaki Orhan Oğuz ile 6 yaşındaki Mert Celep hayatını kaybetti.
Erzurum'a sevk edilen Cem Celep (12) yolda hayatını kaybederken, ağır yaralanan Umur Türkmen, Aziziye Araştırma Hastanesi'nde tedavi altına alındı. Türkmen'in durumunun ağır olduğu öğrenildi.
Erzincan Valisi Ali Güngör, yaralıların Erzincan Devlet Hastanesi'ne kaldırıldığını patlamanın nedenini soruşturduklarını söyledi. Vatandaşların ifadeleri doğrultusunda, patlama öncesi baraka yakınlarında bir süre park ettiği ileri sürülen iki aracın araştırıldığı öğrenildi.

eylemin amaci muhtari cezalandirmakti....ölen cocuklardan bizde cok üzüntü duyuyoruz...bizler asla halka yönelik eylemlerde bulunmadik..

partinin eylemle iligli aciklamasini yayinliyorum


13 Mayis 2006 günü,Erzincan ili Ulalar beldesine bagli Atatürk mahallesinin muhtari Erdal Türkmen"in garaj olarak kullandigi kapali mekanda meydana gelen patlama sonucu Orhan Oguz, Mert Celep, Cem Celep ve Umut Türkmen isimli cocuklarin yasamini yitirmesi olayiyla ilgili tasidigimiz sorumluluk kadar duydugumuz aci ve üzüntüsüde büyüktür. Öncelikle bunun iyi bilinmesi ve anlasilmasi gerekmektedir.


Hedef olarak secilen muhtar Erdal Türkmen ;devletle isbirligi icinde, devrimci, demokrat ve yurtseverler aleyhinde ihbarcilik yapan bir kisiliktir. Eylemimizin amaci, arabasinin altina "ses bombasi" koymak suretiyle bu halk düsmaninin uyarilmasidir. Militanlarimiz, arabasi gelmeyince, elektronik düzenegi gece saatine(11.00)ayarlayarak, ses bombasini garaj olarak kullandigi barakaya birakmis ve olay yerinden ayrilmislardir. Gerek saatteki olasi bir yanlislik/ariza yada cocuklarin oynamasi gereksede cok yakinina sokulmalariyla tesirin artmasindan kaynaklandigini sandigimiz nedenlerle, sadece düsmanlarimizi sevindiren bu büyük aci verici olay gerceklesmistir.
Düzenlemeye calistigimiz bir eylem sebebiyle, dolayli da olsa 4 cocugun hayatini kaybetmesinin sorumlulugunu bütünüyle üstlendigimizi ilan etmeyi; Halka, Devrime ve Komünizme olan inanc ve bagliligimizin geregi biliyoruz. Niyetimiz ve olayin gelisim sekli ne olursa olsun hicbir mazeret ve gerekcenin arkasina siginmaksizin, bütün ictenligimizle kendimizi yargilamayi görev kabul ediyoruz.
Silahli mücadele, halk düsmani siniflara yönelik cok cesitli eylem bicimlerini icinde barindirir. Hedef, canli yada cansiz her zaman düsmandir. Gerceklestirilecek eylem esnasinda halka zarar verilmemesi, birinci öncelikle gözetilen husus olmaktadir. Bu riskin degil cok zayif, ancak hic olmadigi kosullarda eylemlerin gerceklestirilmesi prensibiyle hareket edilir. Halk adina ve devrim/halk icin gerceklestirilen eylemlerde bu ilke ile hareket edilmesinden daha dogal bir anlayis olamaz.
Bu prensipten herhangi bir gerekceyle uzaklasilmasi , vazgecilmesi, istisna yaratilmasi düsünülemez. Sözgelimi büyük capli yada hedefli bir eylemin gerceklestirilmesi ugruna halka zarar verilmesi kabul edilemez. Ayni sekilde, halka verilen zararin az yada cok olmasi gibi hesaplarda yapilamaz.
Komunistler bu noktada da her türden kücük burjuva devrimcisinden ayrilirlar. Bu konudaki titizlikleri, hassasliklari, eylemin amaci ile sonuclari arasinda cok yönlü kurduklari iliskiler bakimindan tutumlari farklidir. Temsil ettikleri sinifin agirligini, kapsayiciligini ve kavrayiciligini göstermek, sabrini ve sebatini kusanmak, zorluklarin üstünden gelmek konusundaki azmiyle donanmak zorunda olduklarini bilincindedirler.
Kurulusu ile birlikte temel stratejik tespitleri dogrultusunda Halk Savasinin zorlu basamaklarini hic vakit yitirmeksizin tirmanmaya baslayan partimiz TKP/ML; tarihi boyunca gerceklestirdigi sayisiz silahli eylemlerinde "halka zarar vermeme" ilkesine büyük titizlik göstermistir. Gerek Partimiz kadrolari gerek halk ordusu TIKKO gerillalari gereksede genclik örgütümüz TMLGB militanlarinin yerine getirdigi eylemlerde 34 yillik tarihimiz boyunca son derece basarili bir tutum izlenmistir.
Binlerce eylem icerisinde ancak az sayida olumsuz örnekte daha cok zarar gören "kaza" sonucu kendi yoldaslarimiz olmustur. Halktan kisilerin ölüm ve yaralanmasina yol acan eylemler, bu kadar uzun süreli ve yogun faaliyet icerisinde bir iki olayla sinirlidir. Bunun hic olmamasi icin duydugumuz sorumluluk, gösterdigimiz titizlik, özen ve dikkate karsin, her alanda ve konuda oldugu gibi bu faaliyettede hatali tutumlar olabilmekte ve sonucta halka/devrime zarar verebilmektedir. Bunu ne dogal nede mesru (mücadelenin bir parcasi) olarak kabul ediyoruz. Hic olmamasi ve yasanmamasi icin azami dikkatin gösterilmesi ve yüksek bir sorumluluk duygusu icinde calisilmasi gerektigininde bilincindeyiz.
Erzincan_Ulalar"da yasanan ve "katliam" gibi sonuc doguran olay, eylem icin görevli yoldaslarimizin aceleci, düsüncesiz, hesapsiz ve disiplinsiz hareket etmesi sonucu meydana gelmistir.Bu affedilmesi zor bir sorumsuzluktur.
Yoldaslarimiz, eylemi gerceklestirmeyi devrimci bir görev olarak degilde bir "is" olarak görme anlayisiyla hareket ederek; eylemin sartlarinin olusmasini beklemek yerine disiplinsiz davranip kolayciligi secmisler, tarzimiz olmayan bir bicimde herkesin kolaylikla girebilecegi bir mekana ses bombasi birakmak suretiyle büyük bir sorumsuzluk göstermisler, elektronik düzenegin hazirlanmasinda dikkatsizlik yapma ciddiyetsizligiyle davranmislardir.
Eylemle görevli yoldaslarimizin hatali tutumlari Partimizi baglayici niteliktedir ve bundan ötürü de sorumluluk onlarin sahsinda Partimize aittir. Partimiz ilke ve anlayislarina, cizgi ve gelenegine aykiri bir sorumsuzlukla sergilenen pratigimiz neticesinde meydana gelen ölümlerden dolayi halkimiza özelestiri veriyoruz.
Sunun iyi bilinmesi gerekir ki hatamiz sonucu halka ve devrime verilen zarar yanlizca dört cocugun ölümüyle sinirli olmamastir. Bu olayin etkisi ile belirli bir kitle nezdinde partimize karsi güvensizlik ve tepki gelismis, sinif mücadelesi o bölgede ciddi yara almistir. Düsman bu firsati en iyi bicimde degerlendirme yoluna gidip, kitlelerin geri yanlarinada hitap etmeyi basararark, Partimiz ve devrimci gücler aleyhinde propaganda faaliyeti yürütmüs ve bundan gecicide olsa belli cikarlar saglamistir. Nitekim sadece Fasistlerin degil, bu provakatif tutumlarin etkisiyle ölen cocuklarin yakini sifatiyla kimi "ucuz kahraman"larin da devrimcilere yönelik silahli saldirilari söz konusu olabilmistir.
Olaylarin hassasiyeti ve gelisim sekli nedeniyle su asamada bu tarz hareket sahiplerini uyarlamakla yetinmek zorunda kaldigimiz, ancak benzer tavirlarin sürmesi halinde devrimcilere yönelik saldirilar yanitsiz birakmayacagimizin da herkesce anlasilmasi gerekmektedir. Hickimse fasist diktatörlügün eli kanli katillerine siginarak, fasist devletin korumasina güvenerek devrimcilere el kaldirma cüretine girismemelidir. Hic kimse fasist Türk devletinin oyununa gelip komünistlere ve devrimcilere karsi kan davasi gütme akilsizligi ve acizligi icerisine düsmemelidir.
Hic kuskusuzki bu olayda da en adil ve dogru yargilamayi acimasiz bir bicimde yapacak olan Komünistlerin kendilerinden baskasi degildir. Zira Komünistler hatalarina düsmana hizmet eden bir illetin kaynagini kurutmak, ondan dersler cikarmak ve birdaha ayni yanlisi tekrarlamamak icin büyük bir ciddiyet ve acmasizlikla yaklasmayi her zaman en önemli ilke ve görevlerinden saymislardir.
Bütün cocuk ölümlerinde hissettiklerimizi yasiyor ve Orhan, Mert, Cem ve Umut"un ölüm acisini en az kendi yoldaslarimizinki kadar derin bir bicimde hissesdiyoruz. Sorumlulugumuzun üzüntümüzü bir kat daha arttirdigi bu ölümlerin, demokratik halk devrimi mücadelesinde yol actigi zararlari gögüslemesini bilecek gücte oldugumuzun, dost ve düsman bütün gücler tarafindan bilinmesinde fayda vardir.
Enternasyonal proletaryanin Türkiye temsilcisi Partimiz, kurulusundan itibaren Komünizmin bayragini ülkemiz topraklarinda onurlu bir sekilde dalgalandirmaktadir.Buna hic kimsenin leke sürmesine izin vermemistir ve bundan sonrada vermeyecektir.


Türkiye Komünist Partisi/Marksist-Leninist
Merkez Komite Siyasi Büro

Partizan62
18.01.2007, 18:33
Fasistlerden hesap lafla sorulmaz
Bizde hesaplari namlular sorar
Halkin iktidari lafla kurulmaz
Bizde iktidari namlular kurar

Kimisi özgürlük arar yok ile
Özgürlük bulunmaz yalvarmak ile
Isciyle köylüyle bütün halkiyle
Bizde özgürlügü namlular arar

Emekciyiz bizde bin türlü yara
Mutlak gelecegiz biz iktidara
Halkin yarasini sarmaz Ankara
Bizde yaralari namlular sarar

SivanA SimyacI
18.01.2007, 19:45
Yaşasın diyorum ben de TSK :)

KomünistAlevi
18.01.2007, 20:49
askerliği zorunlu olarak yapacağımı nereden çıkardın ki ? Neyse bu konuda o kadar farklı görüşlere sahibiz ki tartışmanın bile anlamı yok...

Lafı neden başka yönlere çekiyorsunuz ki?..Neden şovenist Türk gençliği edebiyatı yapıyorsunuz ki?

Askerlik bu ülkede zorla yapılmıyor mu? Bu ülkede askerlik zorla mı yoksa değil mi? siz ilk önce onu söyleyin...Vicdani ret kavramını ortaya sürenlerin ne şekilde cezalandırılıp ve o kişilere ne gözle bakıldığını biliyormusunuz?

SivanA SimyacI
18.01.2007, 21:03
Lafı neden başka yönlere çekiyorsunuz ki?..Neden şovenist Türk gençliği edebiyatı yapıyorsunuz ki?

Askerlik bu ülkede zorla yapılmıyor mu? Bu ülkede askerlik zorla mı yoksa değil mi? siz ilk önce onu söyleyin...Vicdani ret kavramını ortaya sürenlerin ne şekilde cezalandırılıp ve o kişilere ne gözle bakıldığını biliyormusunuz?

Şovenistliğe katılmıyorum.Türkiye de askerlik zorunludur evet.Neden olmasın ki o kadar yorum yapılıyor emperyalizme şöyle tokat böyle tokat,şu yoldan gidelim yok olmadı burdan gidelim.Şu görüşü savunalım.Bunlar yapıluyorda askerliğin zorunlu olmasımı dokunuyor?Madem memleket için bişeyler yapacak bu gençlik o zaman askerlik varsın olsun.Sizin yaptığınız yorumlar galiba Türkiye için değil başka bir ülkeyi kurtarmaktan ya da yaratmaktan bahsediyorsunuz.

SivanA SimyacI
18.01.2007, 21:05
Fasistlerden hesap lafla sorulmaz
Bizde hesaplari namlular sorar
Halkin iktidari lafla kurulmaz
Bizde iktidari namlular kurar

Kimisi özgürlük arar yok ile
Özgürlük bulunmaz yalvarmak ile
Isciyle köylüyle bütün halkiyle
Bizde özgürlügü namlular arar

Emekciyiz bizde bin türlü yara
Mutlak gelecegiz biz iktidara
Halkin yarasini sarmaz Ankara
Bizde yaralari namlular sarar
Bu şiiride şiddetle kınıyorum.Silah çıktı mertlik bozuldu diyorlardı şimdi şiirlerde bozuldu.

KomünistAlevi
18.01.2007, 21:23
Şovenistliğe katılmıyorum.Türkiye de askerlik zorunludur evet.Neden olmasın ki o kadar yorum yapılıyor emperyalizme şöyle tokat böyle tokat,şu yoldan gidelim yok olmadı burdan gidelim.Şu görüşü savunalım.Bunlar yapıluyorda askerliğin zorunlu olmasımı dokunuyor?Madem memleket için bişeyler yapacak bu gençlik o zaman askerlik varsın olsun.Sizin yaptığınız yorumlar galiba Türkiye için değil başka bir ülkeyi kurtarmaktan ya da yaratmaktan bahsediyorsunuz.
Ben zorunlu askerlik yapılmasına şiddetle karşı çıkıyorum arkadaşım...Ve ayrıca bunu dile getiren insanlara öcü gibi terörist gibi muamele yapılmasınada karşıyım...

Emperyalizmi yen bakalım yüce Türk askerin ile yenebiliyormusun bakalım?Madem Türk Silahlı Kuvvetlerin emperyalizme karşı bir güç, ama Amerikaya karşı kılını bile kıpırdatamıyorsun:)

Benim askerlik felsefem ile senin askerlik felsefen ters birbirine arkadaşım...Eğer emperyalizmi yenmeyi masaya yatırırsak bu işin içinden çıkamayız...

Bu şiiride şiddetle kınıyorum.Silah çıktı mertlik bozuldu diyorlardı şimdi şiirlerde bozuldu.
Sen herhalde o avatar bölümünde ki fotoğrafı iyi bilmiyorsun:)Bolivyada ki Gerilla şehitliğini bilmiyorsun...Yada Sosyalizmin yani Marksist teorinin kapitalizmden sosyalizme geçiş aşamasını bilmiyorsun herhalde...Devrimle!!!

Sorması ayıp Sosyalist Devrim veya Devrim gibi kelimeler sana ne ifade ediyor yada bu kelimelerin açıklamalarını üstadlarından 1 kere olsun okudun mu?

Ayrıca imzanda ki olayı nasıl gerçekleştirmeyi düşünüyorsun?...

spartacus
18.01.2007, 21:42
Ben seve seve katılırdım Amerikaya bir tokat daha vurmak için.

Sen hakkatten çocuğa şamar atar gibi tokat atmaktan mı bahs ediyorsun yoksa, silahla savaşmaktan mı? O tokatı elle atmayacağına göre insan azıcık tutarlı olur. Bu sabah yazdığın yazıyı bir başka topikte aynı günün akşamında madara ediyorsun.

Serkan_Devrim
18.01.2007, 21:50
Bu şiiride şiddetle kınıyorum.Silah çıktı mertlik bozuldu diyorlardı şimdi şiirlerde bozuldu.
şiirde ters olan taraf ne anlamadım. okuyorum okuyorum bulamıyorum.

Fasistlerden hesap lafla sorulmaz
Bizde hesaplari namlular sorar
Halkin iktidari lafla kurulmaz
Bizde iktidari namlular kurar

Kimisi özgürlük arar yok ile
Özgürlük bulunmaz yalvarmak ile
Isciyle köylüyle bütün halkiyle
Bizde özgürlügü namlular arar

Emekciyiz bizde bin türlü yara
Mutlak gelecegiz biz iktidara
Halkin yarasini sarmaz Ankara
Bizde yaralari namlular sarar

valla partizan güzel bir şiir. yazanın emeğine sağlık. :)

Lazoşa_62
18.01.2007, 22:06
Bu şiiride şiddetle kınıyorum.Silah çıktı mertlik bozuldu diyorlardı şimdi şiirlerde bozuldu.


sivanA Simyacı Kardeş; Şiiri şiddetle kınıyorsun. Şiiri Tekrar yazıyorum

Faşistlere hesap lafla sorulmaz,
Bizde hesapları namlular sorar.

Şimdi bu dizede kınadığın; faşizme karışı şaiiri yazan kişinin düşüncesimi.Yoksa sen faşizme karşı gülmü atacaksın veya Faşizme oooo siz baskınızla,sömürünüzle ,işkencelerinizle hoş geldinizmi diyeceksiniz.:ohmy:

Halkın iktidarı lafla kurulmaz.
Bizde İktidarları namlular kurar.

Şimdi bu dizeyi ele alalım.Sen hangi çağda yaşıyorsun be güzel kardeşim.Hangi kapitalıst veya emperyalist düzen kendi koltugunu halka buyur sen gel kendini yönet diye vermiş.Tarihte halkın,ezilenin elini kolunu sallıyarak iktidara geldigini gördünmü. Rönesans hareketlerinden tut Fransız ihtilali ve dünyadaki tüm devrimci hareketler ve hatta Türkiyenin ulusal bağımsızlık mücadalası namlularla kurulmuştur.

Bu gün bu cumhuriyet bu demokrası ve bağımsızlık edebiyatları 1919 yılında halkın namlularıyla başlayan bir mücadelenin eseri olduğunu unutma.Evet bu namlular bir tarafta padişaha,saltanata ve empenyalizme karşı mücadele veren anadoludaki kırıkkale mavzerin namluları ile başarı kazanılmıştır.

Sanırım ne anlatmak istedigimi anlamışsındır bu nedenle şiirin diger iki dörtlügünü açıklamama gerek kalmamıştır.

SivanA SimyacI
18.01.2007, 22:11
Türkiye Cumhuriyetine karşı olan her türlü silahlı mücadeleye sonuna kadar karşıyım.Yazılan şiirde de işlenen Türkiyeyse karşıyım demektir.

SivanA SimyacI
18.01.2007, 22:12
Zamanı geldiğinde TSK kıpırdar bundan da kimsenin şüphesi olmasın.

KomünistAlevi
18.01.2007, 22:16
Bırak TSK propagandasınıda TSK nın emperyalizme karşı bir icraatını anlat...:)

Kemalist kılıflı TSK nız nezaman kılını kıpırdatır biliyormusun?...Kürt köylerine vahşet yapılacağı zaman...:)

Serkan_Devrim
18.01.2007, 22:17
heh tam size yakışacak açıklama. Anıl bu ne mantık!(mantık varsa tabi) TSK genelkurmay kimse ona bağlıdır. her genelkurmay iyimiydi? 80 darbesini yapan kimdi? kahrolası Evren TSK başkanı değilmiydi?

tek gerçek HALK'tir kardeşim. halk olmadan TSK da Hükümette devlette anlamsızdır. o halde yaşasın HALKIMIZ.

spartacus
18.01.2007, 22:18
Mercan dağlarında 17 insanı öldüren faşistlerin eserini sizlere sunacağım.
Bu insanları bu halde gördükten sonra hala polyanacılık mı oynayacaksınız?
SivanA SimyacI azıcık devrim şehitlerine saygın ve de vicdanın varsa senin özür dilemeye davet ediyorum.
Şimdi yayınlayacağım resimlere 18 yaşında küçüklerin bakmasında sakınca olabilir. Linklerin üzerini tek tek tıklayıp vahşeti görebilirsiniz. Öldürdükleri halde birde üzerlerine birde işkence yapılmış. Bunları belki tanımakta zorluk çekeceksiniz, ama bunlar kamuoyunun yakında tanıdığı 96 ölüm orucu gazileriydi. Yada çoğu sakat devrim gazileriydi.
SivanA SimyacI bu resimlere baktıktan sonra insanlığından utan.
Savunduğun ordunun eseridir bu resimlerdeki kareler...
http://www.radiozaza.de/bilder/mkp_gerilla1.jpg
http://www.radiozaza.de/bilder/MKP17Sehit170605-6.jpg
http://www.radiozaza.de/bilder/MKP17Sehit170605-14.jpg
http://www.radiozaza.de/bilder/MKP17Sehit170605-13.jpg
http://www.radiozaza.de/bilder/MKP17Sehit170605-3.jpg

SivanA SimyacI
18.01.2007, 22:19
Ben zorunlu askerlik yapılmasına şiddetle karşı çıkıyorum arkadaşım...Ve ayrıca bunu dile getiren insanlara öcü gibi terörist gibi muamele yapılmasınada karşıyım...

Emperyalizmi yen bakalım yüce Türk askerin ile yenebiliyormusun bakalım?Madem Türk Silahlı Kuvvetlerin emperyalizme karşı bir güç, ama Amerikaya karşı kılını bile kıpırdatamıyorsun:)

Benim askerlik felsefem ile senin askerlik felsefen ters birbirine arkadaşım...Eğer emperyalizmi yenmeyi masaya yatırırsak bu işin içinden çıkamayız...


Yenebilirsin niye yenemeyesin?Emperyalizim namlularla yenilmiyormuydu :yamukgul:
TSK ABD ye kıl kıpırdatmıyor onda haklısın herhalde ABD nin fiilen işgalini bekliyor.
Size zaten kimse teröristsiziniz demedi

Lazoşa_62
18.01.2007, 22:24
Zamanı geldiğinde TSK kıpırdar bundan da kimsenin şüphesi olmasın.


Profilin sosyalist resim ise kızıl bayrak önünde elinde silahlı bir militan. Yazıların ise namlu ve namlulara karşı mücadele.ooof bu ne yaman çelişki.Yukardaki mesajında yine TSK (Türk Silahlı Kuv) namluları. kapitalizmin kucağına düşmüş ve şeriat yanlısı iktidarın yönettigi Türkiyenin kurtuluşu ise Namlular geçen şiiri kınarken TSK namlularına umut bağlamış kıpırdayacağı günü bekliyorsun.

Ve diyorsun ki Zamanı gelince TSK kıpırdayınca yani namlular çıkınca türkiye kurtulur diyorsun.

Sana bir abi olarak diyorumki bir fikir ortaya koyunca bir sonraki mesajında kendinle çelişkiye düşme.

SivanA SimyacI
18.01.2007, 22:25
Değerli Arkadaşlar
Ben daha çok zorunlu askerlik meselesine yönelik bir mesaj vermek istemistim ilk mesajımda öyle kabul ediyorum şiire karşı önyargılı yaklaşmış olabilirim.
Ben devrimler namlusuz yapılır demedim.Sadece T.C vatandaşı olarak ülkemize yönelik bir namlu varsa ortada onu eleştirdim.
Sevigili Serkan,
Genelkurmayı da TSK'ni de çok haz etmem.12 Eylülü de ABD himayesini kabullenircesine yapan TSK yı çok eleştirmişimdir.
Ama inandığım emperyalist işgali halinde önce halk sonra da TSK'nın uyanacığı ve kıpırdayacağı zamanı belirtmişimdir.

KomünistAlevi
18.01.2007, 22:36
Değerli Arkadaşlar
Ben daha çok zorunlu askerlik meselesine yönelik bir mesaj vermek istemistim ilk mesajımda öyle kabul ediyorum şiire karşı önyargılı yaklaşmış olabilirim.
Ben devrimler namlusuz yapılır demedim.Sadece T.C vatandaşı olarak ülkemize yönelik bir namlu varsa ortada onu eleştirdim.
Sevigili Serkan,
Genelkurmayı da TSK'ni de çok haz etmem.12 Eylülü de ABD himayesini kabullenircesine yapan TSK yı çok eleştirmişimdir.
Ama inandığım emperyalist işgali halinde önce halk sonra da TSK'nın uyanacığı ve kıpırdayacağı zamanı belirtmişimdir.

Senin ülkene veya Halklarına namlular çevrilmiyor bu şiirde...Bu şiirde senin herşeyiyle çarpık düzenine ve Faşist Devlet yapına namlular çevriliyor...

Ama sen şoven bir ruh edası ile direkt olarak şiiri kınıyorum diyorsun...

spartacus
18.01.2007, 23:04
KIZIL DERE

Oy dere kızıl dere
Boyle akışın nere
Onlar bitermi sandın
Sana can vere vere

Dere bizim evimiz
Suyu alın terimiz
Söyle nedendir dere
Vurulur gençlerimiz

Dere böyle durulmaz
Gence kurşun sıkılmaz
Sanma FAŞİST olandan
Birgun hesap sorulmaz

spartacus
18.01.2007, 23:06
GÜN DOĞDU

Gun doğdu hep uyandık
Siperlere dayandık
Bağımsızlık uğruna
Al kanlara boyandık

Yolumuz devrim yolu
Gelin gardaşlar gelin
Yurdumuza faşist dolmuş
Vurun gardaşlar vurun

spartacus
18.01.2007, 23:47
Bu halk onları bağrına bastı, sen istersen kafanı kuma gömmeye devam edebilirsin. Hiçte önemli değil. Önemli olan onların halka mal olmasıdır. Ve halk 17'leri bağrına bastı. Sanatçıların dilinde ağıt oldular.
Ferhat Tunç, Mehmet Özcan, Hıdır Kutan, Abidin Biter mercan şehitleri üzerine klipler yaptılar.
Bu kilipler tv.lerde yayınlanmaktadır.
O klipleri en kısa zamanda burda yayınlayacağım. Senin yüzünü kara çıkarmak için. Hemde bu klipler alevi kanallarında yayınlanıyor. Her gece cem'tv de Mehmet Özcan'ın vuruldu sevdamız, Abidin Biter'in Mercan Dağları kilibine raslayabilirsin. Hatta şeriatçiların kanalı TVT'de de yayınlanmaktadır.

KomünistAlevi
19.01.2007, 00:20
Alevi murat.
Bu halk onları bağrına bastı, sen istersen kafanı kuma gömmeye devam edebilirsin. Hiçte önemli değil. Önemli olan onların halka mal olmasıdır. Ve halk 17'leri bağrına bastı. Sanatçıların dilinde ağıt oldular.
Ferhat Tunç, Mehmet Özcan, Hıdır Kutan, Abidin Biter mercan şehitleri üzerine klipler yaptılar.
Bu kilipler tv.lerde yayınlanmaktadır.
O klipleri en kısa zamanda burda yayınlayacağım. Senin yüzünü kara çıkarmak için. Hemde bu klipler alevi kanallarında yayınlanıyor. Her gece cem'tv de Mehmet Özcan'ın vuruldu sevdamız, Abidin Biter'in Mercan Dağları kilibine raslayabilirsin. Hatta şeriatçiların kanalı TVT'de de yayınlanmaktadır.

Duyarlı sanatçılarımız bu katliama sessiz kalamazlardı vede en doğrusunu yaptılar...Halk o şehitleri bağrına bastı ,sanatçıların dillerinde ağıt oldular,türkü oldular hiç unutulmamak üzere...

Bende Abidin Biter'den ''Mercan Dağları'' isimli çalışmayı ekliyorum.
http://www.speedyshare.com/405663613.html

Selam Olsun Mercan Şehitlerine....
Kahrolsun Faşizm...

Partizan62
19.01.2007, 00:24
Mehmet Özcandan 17`ler anisina



http://www.youtube.com/watch?v=SjTiJ54dSH0