Orijinalini görmek için tıklayınız : FaŞİzm Ve Kadin-erkek İlİŞkİsİ Üzerİne


sendiren
11.01.2007, 12:45
FAŞİZM VE KADIN-ERKEK İLİŞKİSİ ÜZERİNE


Faşizm,egemenlerin ya da iktidarı elinde bulunduran sınıfların,egemenlik etme biçimlerinden biridir.Faşizm, her ne koşulda olursa olsun,egemenlerin iktidarı ellerinde tutma biçimlerinden biri olmakla birlikte en bayağı egemenlik biçimlerindendir.Faşizm bu anlamda egemen sınıfların ezilenleri en korkunç düzeyde baskı altında tuttukları,onları cebre,baskıya,zora,her türlü hak ve hukuka uzak kuralsız bir iktidara denk gelen bir biçimdir.Aynen burjuva demokrasisinde olduğu gibi faşizm de çıkarların ve koşulların korunmasına dönük bir biçime işaret etmektedir.Ama diğer iktidar etme biçimlerinden farkı da daha fazla baskı,daha açık zor,daha açık kural tanımazlıktır.
Faşizmi kişisel bir tercih sorunu olarak algılamak ve faşizan uygulamaları faşizmin kurumsal devlet yapısıyla ve her yanıyla iktidar olmasıyla aynılaştırmak,çok önemli bir felsefi,teorik,politik bir yanlışa işaret etmektedir.Zira Faşizmin kurumsallaşması demek devleti ve yönetimin diğer tüm unsurlarını tümüyle kapsamış bir iktidar demektir.Yani her yönüyle faşizan uygulamaların genel geçer olması ve günlük rutinin bir parçası olmuş demektir.
Faşizan uygulamalar ise,tam tersine zaman zaman açığa çıkan ve uygulamada başat özellik kazanmayan ve de diğer yandan egemenlerin sıradan uygulamaları olmayıp zaman zaman başvurdukları bir yöntemler dizisine denk gelir.
Yani aradaki fark çok belirgindir.Faşizmde iktidara ve yönetime tümüyle egemen bir devletsel biçim var iken,faşizan uygulamalarda ,devletsel olarak iktidara egemen olmamış,rutin ve günlük olmayan uygulamaların varlığı göze çarpar.
Elbette ki bu tanımlar siyasal alanlar içindir.Ama tabidir ki,bu tesbitler insanlar arasındaki ilişkilerde de böyledir.Yani bir uygulamanın süreğen ya da akut olup olmamasıdır esasta önemli olan.Ya da diğer deyişle bir uygulamanın sürekli ya da zaman zaman alevlenen bir biçimde mi olduğu önemlidir.Ama sonuçta insanlar arasındaki ilişkilere bu önemli değildir.Yani dayak ya da kötü hareketin sürekli ya da zaman zaman olması arasında gerçekte bir fark varmı dır?Asla yoktur.Zaten bu anlamda da denir ki siyasal anlamıyla faşizan eğilimli iktidarlar faşist diktatörlükler ya da faşist devletlere daha yatkındırlar.Ama insanlar arasındaki bu şiddet olayı ki bu şiddeti sadece fiziksel anlamıyla anlamamak gerekli;illaki fiilen bir devamlılık içinde olması gerekmeyen ilişkinin kendisini özel olarak dejenere eden,yok eden bir içeriğe sahiptir.Bu da sonuçta bir ile yüz arasında hiçbir farkın olmaması demektir.
Ama beri yandan , soruna değişik boyutlarıyla bakmadan da, ya da karşısındaki insanları algılamaktan uzak baktıkça da çözüme ulaşılamaz.Tek boyutlu bakış açısı her açıdan yanlış sonuçlara vardıracaktır insanları.
Sorunun kendisini siyasal boyutlarından tamamen uzaklaştırıp bağımsız tartışmak doğru sonuçlar üretemez.Sorunun esasını her halükarda mevcut düzenler oluşturmaktadır.Siyasal bir iktidar biçimi olarak faşizm vardır ve gerçektir.Aynı zamanda faşizan uygulamalar da bir gerçektir.Öte yandan kişisel ilişkilerde de durum farklı değildir.Düzen ya da sınıflı toplumların hepsinde erkek egemen ilişkilerin egemen olduğu bir dünya da ,kadın ezilmiştir ve faşizan uygulamayı bir kenara bırakalım,faşist iktidarların baskısında olmuştur.Yalnızca siyasal anlamda değil,ev ya da kişisel ilişkilerde de..İkincil bir cins olarak kavranmasi yada günlük yaşamda komünal toplumdan sonra hapsedilmesi ve beri yandan kapitalist toplumun kadını yeniden evinden çıkarıp sokaklar ve üretimle bir araya getirmesi bu anlamıyla da olsa ,komünist toplumun kuruluşuna özel bir katkıdır.zorunluluklardan kaynaklı dışlanmışlık,ikincil kategorik durum ve de evde de görülen faşizan uygulamalar da da özel bir düşüş sağlayacaktır doğallıkla.Ev derken yalnız ca bildiğimiz ev anlaşılmasın.İkili ilişkilerde bunlara dahildir.
Yani kadın da kendince kimlik mücadelesinin özel bire dönemecinde yer almaktadır.Ama bunun nasıl anlaşılıp uygulamaya sokulduğu temel bir öneme sahiptir.Zira , kapitalizm bu arayışları derinleştirdikçe kaos artmakla birlikte sorunun çözümüde bir o kadar yakınlaşmaktadır.Kadın mücadelesine sadece feminen boyutuyla,bir cinsi mücadele gözüyle bakılır ve sistemin sonuçları göz ardı edilirse sorun içinden çıkılmaz hal alır.Zira kadınların cins olarak kurtuluşları bu anlamıyla bile sistemin ortadan kaldırılması ve sınıflı toplumların sonuncusu olan sosyalizmde olanaklıdır.Nihai olarak ta komünizmde.Gerçek eşitlik,özgürlük ve bağımsızlık ancak ve ancak komünizmde olanaklıdır.
İster kadın ister erkek her cinsten emekçi ezilmektedir sistemde.ama kadın iki kez daha ezilmektedir.Ama kadının ezilmesini sadece hasta ruhlu erkeklere bağlamak büyük bir yanlış olacaktır.Peki bu hasta ruhlu erkekler güruhunu yaratan kimdir?Onlara bu faşizan uygulamaları hoş gördüren sistem değimlidir?Bu hasta ve yabancılaşmış topluluklarda ancak ve ancak kendine ve insana dönüşle sorunlar çözülebilir.Bu ise karşı cinslere düşmanca bakmak ve değerlendirmekle değil tam tersine sorunun özünü kavrayan biçimiyle ve birliktelikle ve ortak hedefler uğruna mücadele ile aşılabilir.
Sorunların çözümü ve aşılması ancak ve ancak komünizmin başarılmasıyla olanaklıdır.Kadın ve erkek dayanışması-ortak sınıfsal mücadelesi bunun temel şartlarındandır.Faşizmin yaşamın her alanından sökülüp atılması bu mücadelenin başarısına bağlıdır…..