Orijinalini görmek için tıklayınız : Munazaralar....


KoCGiRiLi_
19.01.2007, 23:59
Rivayete göre Şah Huda Bende ( Sultan Gıyaseddin . Huda Bende lakabı ile bilinir . Arapça daki anlamı Abdullah tır.) bir gün karısına çok kızar ve sinir anında kendisine “ Enti talik selesen” ( Sen üç defa boşsun ) der. Şah daha sonra pişman olur ve alimleri toplayarak :

Bu durum için bir çıkar yolunuz yok mudur ? diye sorar…

Alimler hayır yok . mutlaka bir hülleci gerekir derler…

Şah her konu için farklı söylemleriniz var bu konu için farklı bir söyleminiz yok mudur der …

Alimlerde hayır yok derler… bakanlarından biri şaha “ Hile de El Hilli lakaplı bir alim var . yaptığınıza benzer boşanmaların geçersiz olduğunu söylemektedir der…

Şah Allame El Hilli ye bir mektup yazarak huzuruna gelmesini istemiş. Bunun üzerine alimler şah a

Bunun mezhebi batıldır çünkü Rafızidir. Rafizilerin akılları da yoktur . Şahın böyle birini getirmesi de yakışmaz derler…

Şah hele gelsinde görelim diye cevap verir.

Allame geleceği zaman . şah dört mezhebin bütün alimlerine haber göndermiş ve hepsini meclisinde toplamış…

Allame El Hilli ayakkabılarını eline alarak meclise girdi ve selam vererek şahın yanına oturdu.

Bu durumu gören alimler şaha hitab ederek…

Size bunların akılsız olduklarını dememişmi idik dediler…

Şah bunları neden yaptığını sorun dedi ve onlarda allameye neden edepli davranarak şaha secde etmedin diye sordular…

Allame Hazireti Muhammed hakimdi ve ona herkes selam verirdi. Allah ta Kuran-ı Kerim de “ Evlere girince Allah tarafından kutlu ve temiz bir sağlık . esenlik vesilesi olmak üzere selam verin ev halkına . ( Nur 61 ) demiştir…

Secde etmeye gelince Allah tan başkasına secde edilmiyeceğine dair sizinle aramızda ihtilaf yoktur . öyle değimli ?

O zaman onlar : Peki neden kıralın yanında oturdun ?

Çünkü başka yer yoktu mecliste .

Peki neden ayakkabını eline aldın . bu hareketi hiçbir akıllı yapmaz hatta insanlığa yakışmaz..

Ben . Ebu Hanife nin Hz. Peygamber in ayakkabısını çaldığı gibi Hanefilerin de ayakkabımı çalmalarından korktum dedi …

Hanefiler hep bir ağızdan Haşa . bu nasıl olur . bir defa Ebu Hanife peygamberin zamanında yaşamadı hatta doğumu Peygamberin ölümünün yüzüncü yılına rastlar . diye haykırırlar…

Demekki ben karıştırmışım . o halde hırsızlığı yapan Şafii di dedi…

Bu kez Şafii ler ayağa kalktı ve olur mu ? o da peygamberin zamanında yaşamadı. Hatta Şafii nin doğumu Ebu Hanifenin ölümüne denk geldi yetiştiği çağ peygamberin vefatının 2. yüz yılına rastlar…

O halde malik ti dedi…

Malikilerde diğerleri gibi itiraz etti.

O zaman Ahmed di dedi.

Hambeliler de diğerleri gibi itiraz edince : Allame şaha dönerek . görüyorsunuz ki bu imamların hiç biri Hz. Muhammed in veya sahabelerinin zamanında yaşamadı . bu onların bidatlerindendir . müçtehidlerinden bu dört kişiyi seçtiler . eğer bunlardan kat kat daha alim daha fakih olanları olsa yine bunların fetvalarını daha üstün kabul ederler dedi…

Kral sordu : hiç biri Hz. Muhammed in zamanında veya sahabelerin zamanında yaşamamışmıydı ?

Hepsi birden Hayır yaşamamıştı…

Bunun üzerine Allame : biz Alevilerin geneli Peygamberin nefsi . kardeşi . amcasının oğlu . vasisi Emir El Müminin Ali ye tabiiyiz.

Boşanma konusuna gelince şahın boşanması geçersizdir çünkü Şeri şartlar oluşmamıştır . bunların arasında iki şahidin huzurunda olması gerekirdi boşanma . siz iki şahidin huzurunda mı gerçekleştirdiniz boşanmayı ?

Hayır diye cevap verdi kral . o zaman bu boşanma gerçekleşmemiştir dedi allame …

Daha sonra alimlerle tartışmaya başladı ve hepsini susturabildi . bunun üzerine şah Alevileşti ve ülkenin bütün bölgelerine haber saldı . bütün hatiplerin On iki imam a.s adına hutbe okumalarını ve adlarının paraların üzerine basılmasını ve camilerin çevrelerine nakşedilmesini emreti .

Söz konusu münazarayı tamamlayıp On iki imam mezhebinin haklılığını ispat ettikten sonra Hz. Muhammed e ve imamlara salavat getirerek belagatlı bir hutbe okudu…

Hutbeden sonra kendiside susturulanların arasında olmasına rağmen Seyyid Musilli itiraz ederek allameye …

Peygamberlerden başkasına salavat getirmek caizmidir ? bunun için delilin var mıdır ? diye sordu..

Allame hutbeye ara vermeden şu ayeti okudu…

O sabredenler ki onlar . bir musibete uğradıkları zaman biz Allah a aitiz ve yine ona döneceğiz derler…

Öyle kimselerdir ki onlar . onlara Rablerinden salavat ve rahmet olsun .

Onlar doğru yolu bulanlardır.. ( Bakara 156-157 )

Musulli pişkinliğe vurarak : onlar nasıl bir musibete uğradılar ki onlara salavat getirme zorunluluğu bulunsun …

Allame El Hilli : Musibetlerin en büyüklerinin arasında onların soyundan senin gibi münafıkları ve cahilleri Ehl-i Beyt e tercih eden birinin gelmesidir…

Ortamda bulunanlar şeyhin hazır cevabına hayran kalarak gülüştüler…