Orijinalini görmek için tıklayınız : OrtadoĞu-tÜrkİye'de Son GelİŞmeler Ve Devrİmcİ DuruŞ


sendiren
21.01.2007, 14:14
ORTADOĞU- TÜRKİYE’DE SON GELİŞMELER VE DEVRİMCİ POLİTİKA YORUM - DURUŞ

Politika bir sanattır.Bu sanat ,alternatif sunabilme ve bu alternatifleri de iktidar yapabilme uğraşıdır genel olarak.Öte yandan tüm bunları kapsayacak tarzda inceliklerini-gereklerini yerine getirme başlı başına ciddi bir birikim gerektirir.Bu birikimin temeli ise,elbette ki dünyayı anlama-algılama,yorumlama ve değiştirme mücadelesi çerçevesinde sağlam bir bilimsel altyapıya ve yine aynı biçimde bu bilimselliği tamamlayan anlamda sağlam bir duruşa gereksinim duyar.
Politika sanatının inceliklerinin başında elbette iktidar perspektifli mücadele olduğundan hareketle ,var olan mevcut durumun analizi ve bu analizin sonuçlarıyla bilimsel bir sentez ve duruşun-bakışın ve eylem hattının ortaya konuluşunu içerir.
Analiz,mevcudun irdelenmesi ve bu mevcut durumdan gerekli sonuçların çıkarılmasının,eylem hattının belirlenmesinin bilimsel anlamda pratiğe aktarılmasının temeli ise Marksist bilimsel bir altyapının varlığını önkoşul sayar.

Uluslararası Durum-Ortadoğu ve Türkiye:

Türkiye şu anki mevcut durumuyla bir cendereye sıkıştırılmıştır.bir kısır döngünün içine sürüklenmeye çalışılmaktadır.Türkiye,emperyalist kapitalizmin yani ABD ‘nin,dünyanın yeniden reorganizasyonu temelindeki girişimlerinin Ortadoğu da en önemli sacayaklarından biri rolüne soyundurulmuştur.Eskisi gibi rahatça kullanılamayan İsrail’in rolü artık bir çok bakımdan İsrail’den daha avantajlı konuma sahip Türkiye’ye verilmiş görünüyor.Dünya petrol rezervlerinin %60 ının burada olması,aslında Ortadoğu’nun emperyalist kamp tarafından yeniden reorganize edilmesinde ne kadar önde bir noktada yer aldığını göstermektedir.Nitekim ABD emperyalizmi arka bahçesi olan Latin Amerika’da bir bir iktidar değişimleri ve küçük burjuva demokratik iktidarların kurulmasından ise ,Ortadoğu’daki gelişmelerden daha çok ilgilenmektedir.En azından bu yeniden yapılandırma projesi bitene ve dolaylı ya da dolaysız hakimiyetini kurup sağlayıncaya kadar.Dünya jandarması ABD emperyalizminin ilgisinin tesadüfi olmadığı herkesçe bilinmektedir.Genişletilmiş Ortadoğu Projesi(GOP ya da Büyük Ortadoğu Projesi-BOP),ABD emperyalizminin bölgedeki hesap ve hedeflerinin bire bir ifadesidir.
Türkiye bu projenin göbeğinde ve çok önemli bir aktördür.Son dönemlerde tartışılan ve gündemde olanları bir biri sıralarsak bu rolün içeriği konusunda asgari bir bilgiye sahip olunmuş olacaktır.

Irak Bataklığı ve GOP(BOP):

Öteden beri Irak işgali,ABD’nin bölge ülkeleri ve Irak’ta ciddi bir iç savaş stratejisini yaşama adım adım geçirdiğini görmek olanaklıdır.Zira en yetkili ağızları tarafından bu apaçık ifade edildi defalarca.Irak açısından bu üç ayaklı bir içsavaş projesidir.Sunniler-Şiiler ve de Kürtler..
Saddam’ın apar topar idamıyla Şiiler ve Şiilerin lider güçleri olan bölge ülkelerine geçici olarak yeşil zeytin dalı uzatılmıştır.Öte yandan suniler-şiiler ve dolaylı olarak kürtlerin karşı karşıya getirilmesi ve direnişin parçalanması amaçlanmaktadır.Kürtler bu direnişin içinde değiller .Sunni ve Şiilerin direniş içinde anti-ABD konumlanışları Saddam’ın idamıyla birlikte direnç odaklarının parçalanıp birbirlerine düşürülmeleri sonucunu üretmedi.ABD emperyalizminin hedefi buydu.Hatta Kürt liderleri bile idamın apar topar yapılmasına karşı çıktılar.ABD emperyalizmi en azından şimdilik iç savaş stratejisinin taraflarını tam anlamıyla netleştiremedi.Saddam’ın idamıyla hedeflediklerine ulaşamayarak tam tersi gelişmelerle politik hesapları geçici olarak alt üstü oldu.Hedeflendiği gibi Şii ve suniler her zamankinden daha fazla birbirlerine girmediler ve de Irak Direnişi hızından herhangi bir biçimde bir şey kaybetmedi.Ayrıca bu gelişmeler Irak direnişinin cephesel tarzda birliklerin önünü açarak niteliksel değişimlerin önünü açabilecek bir rotaya girmesini bile sağlayabilir.Zira Saddam’ın idamının hemen ertesinde Şii liderlere dönük yapılacak operasyonların sinyali ve gerek sunni ve gerekse de şii kanatta amerikan işgaline karşı birlikte ve ortak hareketin dönüşümünü sağlayacak gibi görünüyor…
Irak’ın kuzeyinde de Kürtler açısından bu gelişmelerin fiili iktidar Ve “bağımsızlaşma” önündeki engelleri ortadan kaldırdığı ve de fiiliyatın resmileşecebileceğinin yolunu açtığını söylemek olanaklıdır.Güney Kürdistan ABD emperyalizminin gölgesinde “bağımsız “laşmıştır.Kürtler ,bu gelişmelerden en kazançlı çıkan kesimdir.Bunun farkındalığında olan bölge egemen devletleri başta Türkiye olmak üzere hemen harekete geçmek için kollarını sıvadı.Ulusal güvenliğin ve ulus devletin tehlikede olduğu teraneleri savaş tamtamları ile birlikte dillendirilmeye başlandı.Ayrıca Kürdistan sorununu doğal olarak ta eski sömürgeci emellerin de depreştiğinin altını çizdi.Musul-Kerkük ile ilgili hayaller yine açıkça dillendirildi.
Irak’ta Saddam’ın idamıyla birlikte gerek yerel-ulusal ölçekte ve de gerekse uluslar arası düzeyde istediği-hedeflediği destek-onay ve karşılığı alamayan ABD’nin iç savaş stratejisini derinleştirmesi kaçınılmaz görünüyor.Doğal olarak süregiden savaşın kitlesel katılımlı iç savaşa dönüştürülmesi açısından provakasyonlar gündemi belirleyecektir.CIA-MOSSAD ayaklı provokasyonların yaşanması ve yaşatılması olağan gelişmelerden sayılmalıdır.Hatta yer yer yine MIT inde taşeron olarak kullanılması olağan dışı değildir.
Güney Kürtlerinin bu süreçte yine ABD’nin kolluk güçlerinin ve fiili işgal ordusunun koltuk değneği olarak kullanılacağı artık kesinleşmiştir.Zira şu anda Irak polisi olarak görevlendirilecek Kürt peşmergeleri çoktan eğitilip Irak’ın çeşitli yerlerine gönderildi bile.Bu açıdan bu gelişmeler ile Kürtlerin de bu iç savaşın artık açık tarafı haline gelmesi demektir.Bu arada Musul_Kerkük üzerindeki hakimiyet sorunu da Güney Kürtleri ve dolaylı olarak ABD ve Türkiye’yi karşı karşıya getirecektir.Bunun fiili işaretleri zaten ortada ve açıktır.

sendiren
21.01.2007, 14:16
Türkiye’de Durum :

Bir süre önce MİT müsteşarının ulus devletin ve ulusal güvenliğin tehlikede olduğuna ilişkin açıklamaları ve de arkasından Musul-Kerkük senaryosu İttihat-Terakki günlerinden kalma yayılmacı amaçların ve bölünme-parçalanma paranoyasının depreştirilerek pratik adımların atılmasına dönük taleplerin,esasen kendi içinde bütünleşememiş ve bastırılmış yapısal ekonomik krizin ve de öte yandan siyasal iktidar hesaplarının da gün yüzüne çıkmasına da neden oldu.Ordu-derin devlet ve onların siyasal sözcüleri hemen postalları giyip Musul ve Kerkük’ün geri alınması ve güney Kürtlerinin fiili iktidarını ortadan kaldırmanın hesapları içine girdiler.Bu anlamda bu savaş tamtamları arasında siyasal çatlaklar giderilmeliydi.Faşizan saldırganlıkta sınır tanımayan ve bu konuda oldukça olumsuz bir geçmişe sahip olan iktidar odakları,faşizmin tahkimi ve sağlamlaştırılması sürecini de ,mevcut gelişmeleri de fırsat bilerek daha da hızlandıracaklardır.
Bu süreç ve gelişmeler ,geleneksel ABD ci kanat ile AB ci kanatlar arasındaki rekabet ve savaşı da kızıştıracak gibi görünüyor.Son gelişmelerin geleneksel ABD ci kanadın,AB ci kanada üstünlük sağladığına işaret etmektedir.


Hrant DİNK’in Katledilmesi :

Tam da bunların üzerine tuz-biber olurcasına epeyce önceden planlandığı gün gibi aşikar olan bir biçimde CIA-MOSSAD_Kontrgerillaca gazeteci yazar Hrant Dink katledildi.Bu cinayet ile demokrasi güçlerine ciddi uyarılar içermektedir.AB ye ciddi mesajlar verilmek istenmiştir.İç savaş provalarını içeren ve de giderek halkları karşı karşıya götürmeye dönük mesajlar vermiştir bu kirli ittifak sahipleri tarafından.Bu süreçle faşizmin tahkimi-sağlamlaştırılmasına dönük gerekçelendirmenin yanı sıra ,ulusal güvenlik ve de ulus devletin tehlikede olduğunun pratik gerekçelendirmeside hedeflenmiştir.Ayrıca,bu yayılmacı ve faşist-askeri yapılandırmanın yığınsal desteğinin arttırılmasına ve iç savaşın taraflarının yaratılmasına dönük olduğu da kesindir.Tüm gelişmeleri alt alta koyduğumuz da ortaya çıkan tablonun hiç te tesadüfi bir resim olmadığı açığa çıkmaktadır.Gerek seçilen hedef ve gerekse zamanlama,tarihsel sorunları kaşımanın ve iç savaş stratejisinin önemli bir parçasını oluşturmaktadır.
Güney Kürdistan’a yönelik işgal ve savaş çığlıkları,ulusal devlet ve güvenliğin tehlikede olduğu propagandaları ,ırkçı-faşist saldırganlık ajitasyonları ve en son olarak Ermeni gazeteci yazar Hrant Dink’in katli;ABD emperyalizmi ve onun yerli işbirlikçileri olan türk egemen sınıflarının Türkiye’yi ikinci bir İsrail gibi tamamen askeri bir devlet ve askeri bir toplum yaratmanın ve onu güçlendirmenin projesidir ve pratiğidir.Amerikan emperyalizminin vurucu bir askeri gücü olarak bölge ve bölge dışı savaşlara katılımı ve iç savaş stratejisinde de içerde ve dışarıda Kürt –Türk kurgusu üzerine şekillendirilmeye çalışılmasının ifadeleridir gelişmeler.Propagandanın esası olarak alınan çerçeve bu toprak insanlarının dostu olmadığı ve yalnızlığı ve de ABD emperyalizmine yaslanmaktan başka çare olmadığıdır.
Bu cinayette tetiği çekenin değil;arkasındaki güçler ve amaçlanın önemini vurgulamak azami önem taşımaktadır.Anadolu tamamen karanlığa teslim edilmektedir.Gündemler yapılıp gündemler dışlanmaktadır.Hızla eritilmeye çalışılan insani değerlerin üzerine yıkıcı,kırıcı,yok edici bir saltanat inşa edilmeye çalışılmaktadır.

sendiren
21.01.2007, 14:17
Sonuç Yerine :

ABD emperyalizminin ve onun yerli işbirlikçilerinin organizasyonları ve pratikleriyle,bölge hızla bir iç savaşa doğru götürülmektedir.En sonuçta proletarya ve ezilen tüm emekçi kesimlerin mevcut durumdan ve savaştan hiçbir çıkarı yoktur ve olamaz da.Türk-Kürt-Arap-Ermeni vs tüm halklardan proletarya ve ezilen emekçi sınıflar halkların kardeşliği şiarıyla bu kirli içsavaş provokasyonlarının parçası olmamak için mücadele etmelidirler.Siyasal-ekonomik-kültürel vs yaşamın tamamen askerileştirilmesine karşı demokrasi-özgürlük ve en nihayetinde sosyalizm için mücadele şiarı etrafında birleşmelidirler.Halkların kardeşliği bir slogan olmaktan çıkarılmalı,pratik olarak yaşamda can ve kan bulmalıdır.
Devrimci-demokrat ve komünist devrimciler ise,propaganda ve ajitasyonu ile gerçeklerin yığınlarca kavranması için azami çabalar içinde olmak ve eylem birlikleri pratik yaşamda can bulan boşa çıkarma eylemlerinin temel unsurları olmalıdırlar.Bilinmelidir ki,Ortadoğu her zaman kaynayan bir kazandır ,siyasal-ekonomik istikrarsızlıklar devrimin en kolaylaştırıcı etkenleridir.Bölge devrimi hayal değildir.Gerçi hayal edemeyen gerçekleştiremez.Sorun liderliktedir…


Not:Bu yazı 20.01.2007 tarihinde erken saatlerde kaleme alındı.Hala cinayet sanığı yakalanmamıştı.Gerçi yakalanıp yakalanmaması bizler ve değerlendirmelerimiz açısından sorun oluşturmazdı.Tetiği çeken değil gerisindeki güçlerin tahlili ve hedeflenenlerin ortaya çıkarılması asıl önemlidir bizler açısından.Bundan tetiği çekenin önemsiz olduğu sonucu çıkarılmamalıdır.Zira son dönemlerde ki siyasal provokasyon cinayetlerinin genellikle ergenliğe yeni adım atmış gençlerden seçilmesi dikkate değer olgulardır.Bu bile başlıbaşına incelemeye ve ele alınmaya değerdir.

www.anadoluisyani.tr.cx