Orijinalini görmek için tıklayınız : Kizilderililer


Hüseyin69
07.12.2005, 22:00
KIZILDERILILER -I-


baslarken

kendi adını taşıyan bir çizgi filmde bir ingilizle aşklarının hikayesinin anlatıldığı güzel kızılderili kızın hikayesinin yalan olduğunu aslında hiç istemediği bir ingilizle evlenip ingiltere de bir ingiliz adıyla bir ingiliz hastalığı yüzünden öldüğünü biliyor muydunuz güzel kızılderili kızı POCAHANTAS'ın


Oturan Boğa'nın Topraklarında

Bu ülkeyi asla bırakmak istemiyorum;
kardeşlerimin tümü bu topraklarda yatıyor,
Kül olup dağılacağım yer burası olacaktır.
SHUNKAHA NAPIN (Kurt Gerdanlık)

ÖNCE TANIMALI
Çoğumuz onları Kaptan Swing, Teksas, Tommiks gibi çizgi romanlardaki "Vahşiler" olarak tanıdık. Vahşi Batı filmlerinde attıkları savaş çığlıkları kulaklarımıza, "Soluk yüzler"in karşısına dikilen yarı çıplak dev gövdeleri ve savaş boyasıyla boyanmış yüzlerindeki öfke, gözlerimize yerleşti.

Oysa Kristof Kolomb, bu halkı gördüğünde İspanya Kral ve Kraliçesi'ne yazdığı mektupta "Bu insanlar öyle uysal, öyle barışsever ki, yeryüzünde bunlardan daha iyi bir ulus bulunmadığına majestelerinizin önünde ant içebilirim".

Sonra yeni dünyaya akın başladı...

Akıncılar, geldikleri bu topraklarda yüzyıllardır yaşayanları bir yana itip, kendi yeni dünyalarını kurdular. Ve bu yeni dünyanın içinde şimdilerde "Native American" (Amerikan yerlisi) olarak isimlendirilen Kızılderililer'e yer yoktu. Her ne kadar kabile reisleri ile barış çubukları içildiyse de soykırıma varan savaşlar sonunda Kızılderililer kendileri için ayrılmış, tel örgülerle çevrili özel bölgelerde, bizon derisinden yapılan çadırlar yerine, teneke barakalarda, karavanlarda yaşamaya zorlandılar. Utah, Arizona� Grand Canyon çevresi Navajo (Navaho) Kızılderililerin dünyası şimdi.

Oysa biliyoruz ki, Yeni Dünya"nın yeni sahiplerince yapılan otobanların kenarında, benzin istasyonlarında turkuvaz ve firuze taşlarından kolyeler, yüzükler satanlar, Kızılderili motifleri ile bezenmiş çanak-çömlekleri, el dokuması halıları turistlere beğendirmeye çalışanlar hep Kızılderililer Konuşmayı pek sevmeyen, sözcükler yerine simgeler kullanan bu insanlara yaşamları ile ilgili soru sormak niyetiniz varsa bir şarkı duymaya da hazır olmalısınız.

"Oturan Boğa'nın Türküsü" isimli bu şarkı sorunuzun tam karşılığıdır aslında.

OTURAN BOĞA'NIN TÜRKÜSÜ
"Birzamanlar
Bir savaşçıydım ben de.
Oysa şimdi.
Her şey bitti.
Zor zamanlar yaşıyorum
Bugünlerde."


Kızılderili'nin Doğa Anlayışı


1871 yılında doğan "Tatanga Mani" ya da Yürüyen Boğa adlı, yaşamı boyunca doğayı anlamaya çalışan Stoney kızılderilisi, yaşlılığında Kanada hükümeti tarafından Kızılderili halkının temsilcisi olarak bir dünya turuna çıkarılır. 87 yaşında, Londra'da yaptığı bir konuşmada, Kızılderililerin Yüce Ruh'la ve onun yarattığı doğa ile olan ilişkisini şu şekilde dile getirir:

"Biliyorsunuz, dağlar her zaman taş binalardan daha güzeldir. Şehirde yaşamak, yapay bir varoluştur. Orada birçok insan, ayaklarının altında gerçek toprağı hiç hissedemiyor, saksıdakiler dışında bitkilerin büyüyüşünü göremiyor ya da caddelerin ışıklarından geceleyin yıldızlarla süslenen büyüleyici gökyüzünü görebilecek kadar uzaklaşamıyor. İnsanlar Yüce Ruh'un yarattığı sahnelerden uzakta yaşadığında, onun kanunlarını da kolayca unutuyorlar.

Biz her şeyin yaratıcısı ve yöneticisi olan Yüce Ruh'la iyi geçiniyorduk. Siz beyazlar bizim vahşi olduğumuzu sandınız. Bizim dostlarımızı anlamadınız, anlamaya çalışmadınız. Biz güneşe, aya ya da rüzgara övgüler düzerken, siz bizim putlara taptığımızı söylediniz. Hiç anlamadan, yalnızca bizim tapınma şeklimiz sizinkinden farklı diye, bizi kayıp ruhlar olarak nitelediniz.

Biz Yüce Ruh'un eserlerini her şeyde görürdük, güneşte, ayda, ağaçlarda, rüzgârda ve dağlarda. Bazen bunlar aracılığıyla ona yaklaşırdık. Bu çok mu kötüydü? Bence biz Yüce Varlığa, bize putperest diyen beyazların çoğundan daha güçlü bir imanla, gerçek bir inançla bağlıyız. Doğaya ve doğanın yöneticisine yakın yaşayan Kızılderililer karanlıkta değildir.

Ağaçların konuştuğunu bilir miydiniz? Evet, konuşurlar. Birbirleriyle konuşurlar, kulak verirseniz sizinle de konuşacaklardır. Asıl sorun, beyazların dinlememesidir. Kızılderilileri dinlemeyi hiç bir zaman öğrenemediler, bu yüzden doğadaki başka sesleri dinleyeceklerini de hiç sanmıyorum. Oysa ben ağaçlardan çok şey öğrendim, bazen hava, bazen hayvanlar, bazen de Yüce ruh hakkında."

sanat ve müzik

Aslında Kızılderili için müzik sanat değil, yaşamı ifade etmek. Bir yerli, kendi yeteneğini göstermek için şarkı söyleyip dans etmez. Dinleyenleri ve izleyenleri eğlendirmek gibi bir amacı da yok. Müziği ve dansı, onun inançlarını, umutlarını anlatabilme yetisidir. Şarkılarının asıl amacı, kendinden geçip ruhların dünyasına biraz olsun yaklaşabilmek.

Kızılderililer için sanatın özü, sadece töresel inançlarını sürdürmek, atalarına ve diğer kabile üyelerine saygı göstererek onların ruhlarını ve kendi ruhlarını doyuma ulaştırmak. Ayrıca, yerliler için müzik doğum, evlilik, ölüm ve gömme törenlerinde sosyal bir ilişkiyi bütünleştirdiği gibi, hastalıkları iyileştirmek, ölümü uzak tutmak, kişisel sağlığı korumak ve tüm kabilenin uyumlu birlikteliğini sürdürmek için söylenir. Ya da bol ürün elde etmek, doğaya şükretmek ve çeşitli zorlukları yenebilmek için şarkılar söylerler.




KIZILDERILILER ATASÖZLERI

Kızılderili Atasözleri,Kızılderililer Hakkında

Mohawk Kabilesi
» Unutmayın çocuklarınız sizin değildir. Onu Yaratıcı'dan ödünç aldınız.

Siyu Kabilesi
» Su gibi olmalıyız. Her şeyden aşağıda, ama kayadan bile kuvvetli.

Siyu Kabilesi
» Şeytan hakkında konuşmayın.Gençlerin kalbinde merak uyandırır.

Kabilesi bilinmiyor
» Yapmamız gereken: her şeyi eski sadeliğine döndürmektir, böylece bozulan düzenimiz yeniden kurulacaktır.

Kabilesi bilinmiyor
» Sevgi ile yorulmadan ilerleriz. Sevgi ile, sadece onunla başkaları için fedakarlık yapabiliriz.

Kabilesi bilinmiyor
» Senin vicdanın senden başkasını temsil edemez.

Hopi Kabilesi
» Ölüler güç ve bilgilerini beraberinde götürmez, yaşayanlara ilave eder.

Cheyenne Kabilesi
» Komşun hakkında hüküm vermeden önce, iki ay onun makosenleriyle yürü!

Ute Kabilesi
» Arkamda yürüme, ben öncün olmayabilirim. Önümde yürüme, takipçin olmayabilirim. Yanımda yürü, böylece ikimiz eş*piep* oluruz.

Cherokee Kabilesi
» Kehanet, muhtemel bir olayı kesin bir bakış ile görmekten başka şey değildir. Hava ya bulutlu olacaktır, ya da güneş açacaktır.

Kabilesi bilinmiyor
» İnsanın gözleri öyle kelimelerle konuşur ki dil onları telaffuz edemez.

Kabilesi bilinmiyor
» İlkbaharda usul usul yürü; toprak ona hamiledir...

Kabilesi bilinmiyor
» İhanet arkadaşlık zincirini karartır, fakat vefa onu her zamankinden parlak yapar.

Lumbee Kabilesi
» Günümüzde insanlar bilgiyi arar oldu, hikmeti değil. Halbuki bilgi mazidir, hikmet ise istikbal.

Kabilesi bilinmiyor
» Gözün ile değil, yüreğin ile hüküm ver.

Kabilesi bilinmiyor
» Gözlerde yaş yoksa, ruh gökkuşağına sahip olamaz.

Kabilesi bilinmiyor
» Fakir olmak, şerefsiz olmaktan daha küçük bir meseledir.

Apache Kabilesi
» Düşmanımı cesur ve kuvvetli yap! Eğer onu yenersem utanç duymayayım.

Mohawk Kabilesi
» Doğum yapan her şey dişidir. Kadınların ezelden beri bildiği kâinatın dengelerini erkekler de anlamaya başladıkları zaman, dünya daha iyi bir dünya olmak üzere değişmeye başlamış olacaktır.

Kabilesi bilinmiyor
» Bir kere "Al şunu" demek, iki kere "Ben vereceğim" demekten iyidir.

Hopi Kabilesi
» Bir başkasının kabahati hakkında konuşmadan önce daima kendi makoseninin içine bak.

Sauk Kabilesi
» Bir başkasının kabahati hakkında konuşmadan önce daima kendi makoseninin içine bak.

Fox Kabilesi
» Aşkı tanıdığında, Yaratıcıyı da tanırsın.

Anonim
» ALLAH ( *)ın kelimeleri meşe yaprağı gibi sararıp düşmez: cam yaprağı gibi ilelebet yeşil kalır


( *)burda allah gecmiyor aslinda ulu ruh yazmalari gerekiyorken neden böyle bir düzeltme yapilmis bilemeyiz

Hüseyin69
07.12.2005, 22:00
kizilderililer -II-


Onlara kılıçlarımızı gösterdik. Keskin demir silahları ilk kez gördükleri belli. Kesmenin ne demek olduğunu bilmediklerinden, bazıları kılıçların keskin tarafını tutunca ellerini kestiler.... Bu insanlar ne herhangi bir mezhebe bağlılar ne de puta tapıyorlar. Kötülüğü tanımıyorlar, birbirlerini öldürmüyorlar. Hiç silahları yok... Son derece sade, dürüst eli açık insanlar. Herhangi birinden sahip olduğu herhangi bir şey istenince hemen veriyorlar. Kötülüğün ne olduğunu hiç bilmiyorlar, çalmıyorlar öldürmüyorlar. Dünyada onlar kadar tatlı dilli insanlar yoktur. Her zaman gülüyorlar...' (Kolomb'un günlügünden)

Herşey 1492'de Kolomb'un Amerika'yı keşfiyle başladı. Tanrı adına diye çıkılan yol ne acıkı bir ulusun yok edilmesine kadar gidiyordu. Evet Kızılderililer, Kolomb'un günlüğünde söylediklerinin tersine kovboy filmlerinde, insan öldüren, kafa derisi yüzen çocukluğumuzun 'vahşi' Kızılderiler'i
Tarih bir kurmacadır belkide bu kurmacanın en somut örneği de Kızılderilerin başına gelenlerdir.Bu kadar kadersiz bir ulusa dünya tarihinde pek rastlanmasa gerek. Hem toprakları ellerinden zorla alınsın, hem yaşama biçimleri ve inançları zorla değiştirilsin ve bütün bunlara başkaldırmaya çalıştığında da 'vahşi' denilerek yokedilsin.
Güneşe, aya övgüler düzen, toprağı, ağacı, kuşu dinleyen, dünyayı onlarla birlikte algılayan Kızılderililer mi vahşiydi yoksa bir avuç toprak uğruna bir ulusu dahi yoketmeyi göze alan Beyaz Adam mı?

Onlar doğanın vahşi olduğunu ilk kez beyaz adamdan duydular ve ondan sonra onlar da 'vahşi'liğin içinde kaldılar. Önce yüzlerine dostça gülen, ardından bir takım belgeler imzalatıp toprakların bir bölümüne yerleşen ve daha sonra onları topraklarından kovalayan beyaz adamlardan birşey anlamadılar. 'Verdikleri sözün sadece birini tuttu çatal dilli soluk yüzlüler; topraklarınızı alacağız dediler ve aldılar'.

Dağların, dağlardaki vadilerin insanlarıydı onlar ama çöllere hapsedildiler. Topraklarını bırakıp beyaz adamın belirlediği çorak topraklarda yaşamaya zorlandılar. Ve beyaz adamın acımasızlığına, vahşiliğine daha fazla karşı koyamadılar ve boyun eğdiler. Ve son Kızılderili lideri Gerenimo da teslim olduğunda yüzlerce Kızılderili ulusu, yüzlerce dil, yüzlerce kültür yeryüzünden silinmiş binlerce yıllık birikim, bilgelik yok edilmişti.


Şimdi onlardan geriye kalanlar kendilerine ayrılan çorak topraklarda kendi kültürlerini koruyarak yaşamaya çalışıyorlar ancak beyaz adamın hala gözü doymuş değil. Zorbalığını ve vahşiliğini asimilasyon politikasıyla devam ettiriyor. Çağdaşlaştırma kisvesi altında bir ulusun kültürü tamamiyle yok edilmeye çalışılıyor. Tıpkı globalleşme, küreselleşme adı altında dünyanın diğer ülkelerine yapılmaya çalışıldığı gibi.
Ne tezattır ki beyaz adam ürettiği ürünlere yokettiği insanların isimlerini vermekten de geri kalmıyor. Tıpkı arabasına Cherokee, ayakkabısına Nike, Helikopterine Apache ismini verdiği gibi. İnsanın Kızılderililer'e saygılarını ya da özürlerini ifade etmek için böyle birşey yaptıklarını düşünesi geliyor ama. Ne dersiniz?


NOT:alintidir


____________________

mercan
07.12.2005, 22:27
canerzincanlı gerçektende çok güzel bi konuya değinmişsin..amerikan filimlerinde her nekadar kızılderilileri kötüleselerde herbirini elleri baltalı haydutlar olarak göstererek kendi yaptıklarını örtbas etmeye çalışsalarda!!gerçekler ortada buradada yazdıgın gibi sadece atasözlerine bakmakla bile anlaşılıyo nekadar barışcıl bi toplum oldukları..

Arkamda yürüme, ben öncün olmayabilirim
Önümde yürüme, takipcin olmayabilirim
Yanımda yürü, böylece ikimizde eşit oluruz
nekadar güzel bi ata sözü bu böyle; hayran kalmamak mümkün değil bunu söyliyen bi topluma

Hüseyin69
07.12.2005, 22:45
KIZILDERILILER -I-

sanat ve müzik

Aslında Kızılderili için müzik sanat değil, yaşamı ifade etmek. Bir yerli, kendi yeteneğini göstermek için şarkı söyleyip dans etmez. Dinleyenleri ve izleyenleri eğlendirmek gibi bir amacı da yok. Müziği ve dansı, onun inançlarını, umutlarını anlatabilme yetisidir. Şarkılarının asıl amacı, kendinden geçip ruhların dünyasına biraz olsun yaklaşabilmek.




simdi aklinizdan gecenleri okumak isterdim acaba su üc siyah yazili cümlerlerden hangisini onaylardiniz yamyam glu glu yoksa onlarin anlatmak istedigi ama bir türlü anlatamadiklar inanclari

sphinx
07.12.2005, 23:00
kizilderililer konusunda gercekten cok guzel bilgiler vermissiniz.
cnbc-e de bir film vardi, alti dizinde olusan, into the west diye, onda da cok guzel seyler islenmisti.

kolomb icin, amerikalilar columbus gunu diye bir gun bile kutluyorlar. ama son gunlerde columbusin amerikan yerlilerine karsi yaptiklari anlatikdikca , bu gunun kutlanmamasi hakkinda bir tartisma bile acilmisti.

sahsen, kizilderililerin kaldiklari yerleri gormustum, reservations denilen, cok zor sartlarda yasiyorlar, federal hukumet onlari iyice kendi haline terketmis.

Navajo kabilesinden bir yerli ile tanismistim, boncuk ve, kolye, yerlilere ait bir kac ufak tefek taki esyasi satarak hayatini kazanmaya calisiyordu. arabamin akusu bitmisti, onun arabasindan sarz etmistik, sonra da beni evime birakmisti , arabasiyla.

erzincanli arkadasim cok guzel seyler yazmis, benim onlardan ogrendiklerim aynen onun soylediklerinin tekrari olacak.

bir kizilderili, hediyelik esya dukkanina gitmistim, cadir seklindeydi, tepee diyorlar, hemen disinda bir agilda, bir bizon ve yavrusu duruyordu.

bizon kizilderililerin gocebe hayati yasamasindaki en onemli faktor, bu hayvanin goc yollarini izlerlermis bir anlamda. yiycekleri kadar avlanir, derisinden faydalanirlarmis.

dukkanin ici hediyelik esyalar dolu, altin tozu, tavsan bacagi, oklar, ruya yakalayicilari.

kucuk bir kiz vardi, 10 yaslarinda cok tatli, hep gulumsuyordu, hic konusmuyordu. dedim ki kendi kendime ne kadar iyi yetistirmisler kiza ingilizce ogretmemisler, ana diliyle buyumus falan, ne alakaysa. annesiyle konustum biraz, eski turklerin doga dini olan, shaman inanisinda soz ettim, amerikan yerlileri ile olan benzerliklerimiz falan, kadinin bayagi hosuna gitti, kiziniz mi dedim evet dedi. dogustan dilsizmis.
cok uzuldum o sira. ordan bayagi bir kartpostal almistim.

bu konuyu actigin icin cok tesekkurler, erzincanli kardesim

sphinx
07.12.2005, 23:06
bir kizilderili gosterisi izlemistim, danslarini. kabileler bir sure sonra bir arada yasamaya zorlandiklari icin, diller, adetler danslar birbirine karismis genelde diye anlatiyordu. yaptiklari dans da hepsinin karisimiymis. oyle filmlerdeki gibi baltali dans falan yapmiyorlardi icin, son derece hos ve guzeldi danslari. zaten o baltali danslarin hikayesi de beyaz adamin zevki tamamen.

Oli
01.01.2006, 22:20
dünyada her toplum bir renktir. ben bunun için yokedilen/asimile edilen kızılderililere sempati duyuyorum. Şimdi ülkemizde 10 000 000 milyon ermeni olsaydı bizimde belki tanıdığımız ermeniler olacaktı. hem türkiye daha demokratik olurdu (bence). hem de dinciler bu kadar palazlanmazdı/baskı yapamazdı.