Mrb arkadaşLar. Ben hanefi mezhebindenim.. Ufak bir sorum olucak. İmam-ı Âzam Aleviler için neyi ifade ediyor. Bu konu hakkında kısa bir açıklama yaparmısınız?
Müslüman Müslüman’ın (din) kardeşidir. Müslüman kardeşine zulmetmez ve onu düşman eline vermez. Her kim Müslüman kardeşinin yardımında bulunur ve onun ihtiyacını temin ederse Allah (c.c)’ta ona yardım eder. Her kim, bir Müslüman’ın sıkıntılarında birini giderirse Cenabı Hak buna mukabil kıyamet sıkıntılarından birini def eder. Her kim bir Müslüman’ın ayıbını örterse, Allahu Teala ahirette onun ayıbını örter. Hz.Muhammed
Saygılar...
cerdem06
05.02.2007, 23:51
Imam-i Azam, Imam Cafer-i Sadikin ögrencilerinden biridir. Imam ebu hanife belli bir müddet imam Caferi sadik`in terbiyesi altinda yetismis daha sonra islami yorumlaymaya calismistir.Baslarda metot olarak imam caferden farkli bir yol izlemis, yorumda "KIYAS"i esas tutmustur. Imam cafer kiyasin seytan isi oldugunu yorumlamalarda kesinlikle bu yolun kullanilmamasi gerektigini özellikle belirtmistir.Bunu üzerine Imam-i ebu hanife bu metotdu terk etmistir.Abbasi halifesi Harun Resit döneminde ehlibeyt düsmanligi artmis ve bizzat harun resit tarafindan farkli mezheplerin cikarilmasi emri verilmistir. Imam ebu hanifeden terk ettigi temeller üzerine yeni bir mezhep yolu tutmasi istenmistir. Imam ebu hanife bu istegi kabul etmemis ve hanedanlik zindanlarina atilmis iskence görmustür. Yasinin bir hayli ileri olmasi dolayisiyla yapilanlara pek fazla dayanamamis vefat etmistir.
Vefatndan sonra terk ettigi bu yöntem benimsenmis ve ilkelendirilimistir.
Kendisinin imam cefer_i sadik efendimizin terbiyesi altinda yetismesi bizim icin cok önemlidir. Ne pahasina olursa olsun yanlis dedigi yoldan gitmemis dogru bildigi yolda sehit olmustur. Bizim nazarimizda büyük bir zattir.Ama ne yazikki bu yolun yolculari kendi mezhep imamlarini ne icin can verdigini bilmekten dahi aciz. Bu kesinlikle bir kücümseme degil yanlis anlasilmasin. Yanlizca bilgisizlik, arastirmamak.
Asagiya bu knuyla ilgili daha detyli bilgi bulabileceginiz bir kitap ismi ve bu kitaptan bir bölüm veriyorum.
SAYGILARIMLA
"""Bu dört mezhep yani Hanefi, Şafii, Maliki ve Hanbeli hepsi Peygamber’den en az yüz elli yıl sonra meydana gelmiş ve sonraları Ebu Hanife’nin talebesi olan Ebu Yusuf’un zalim Abbasi halifesi Harun er-Raşit tarafından Kadi’l- kuzat olarak (günümüzün diyanet ve Yargıtay başkanın tekabul eden bir makama) atanması üzere bu mezhep yayılmış ve diğer dört mezhep ise yine zalim Abbasi halifelerinden olan Mustansirubillah tarafından hilafet merkezi olan Bağdat’ta ve daha sonraları Mısır’ın Padişahı Baybaros’un kendilerine verilen resmi tedris kürsüsü ve yargı yetkisi ile İslam beldelerinde yaygınlaşmıştır. (Bu konuları araştırmak için meşhur tarihçi Makrizi’nin El-hutetü’l Makriziyye c. 2 ve İbn-il Futi’nin El- Hevadisu’l-Camia adlı eserlerinin Hicri 645. yılın olayları bölümüne bakınız.)""""
aliaybars
16.02.2007, 21:41
imam-ı azam ı pek iyi tanıdığım söylenemez ama fikirlerine saygı duyduğum Edip Harabi kendisi hakkında şöyle söylüyor:
Mezhebinden sual olunsa zahit
Dersin ki mezhebim Ebu Hanife
Zerre kadar senin imanin olsa
Imam demez idin böyle herife
Hasa sümme hasa imam degildir
Vallahi imam-i azam degildir
Imamlik bertaraf Islam degildir
Kulak asma böyle bir er caife
Hazreti cenab-i nebi-i ihsan
Evladina oldu bu herif düsman
Harabi sen Imam Cafer'e baglan
Baska mezhepleri etme vazife
Harabi
mekzunsincari
03.03.2007, 10:58
ebu hanife iki yıl imam cafersadık (as)'ın talebesi olmuş ve bir sözünde "o iki yıl olmasaydı helak olurdum" demiştir. dini kendi görüşüyle kıyas eden biriydi. . Gazali “Menhul” kitabında şöyle yazmış: “Ebu Hanife (Kur’ân’dan sonra dinin esas ve temeli olan) hadis ilmini bilmediğinden dolayı kıyasa baş vuruyordu. Oysa kıyasla ilk amel eden şeytandı.”
BİR TAŞLA ÜÇ KUŞ
Behlül bin Emr-i Kufi çok büyük bir alim idi. Harun er-Reşid Gazilerin (kadıların) reisliğine onu seçince, kendini deliliğe vurarak zalime hizmetten kaçtı. Çünkü İmam Kâzım (as)’ın taraftarıydı.
Behlül bir gün mescidin önünden geçerken Ebu Hanife’nin avazı çıktığı kadar bağırarar şöyle dediğini duydu:
“Cafer bin Muhammed (İmam es-Sadık) üç konuyu beyan etti ki ben onları red ediyorum!
Bir; O diyor ki: Şeytan cehennemde yanacak, şeytan zaten ateşten yaratıldı, nasıl ateşle yanar? (İki cins birbirine nasıl tesir eder?)
İki; O dedi ki: Allah gözle görülmez, ben diyorum ki görülür. Çünkü olan her şey görülmek zorundadır.
Üç; O dedi ki: İnsan cebr ve tefviz arasındadır. (Yani Hayır Allah’tan, şer ise insanın nefsindendir) Bense diyorum ki: Her işi Allah yapıyor, bizler ise mecburuz.
O anda Behlül yerden sertleşmiş bir toprak parçası alıp ve Ebu Hanife’nin alnının tam ortasına vurdu. Ebu Hanife o anda bir çığlık attı. Bunun üzerine Behlül kaçarak mescidi terk edince, Ebu Hanife onun yakalanmasını emretti. Hazır olanlar Behlül’ü yakalayıp Harun er-Reşid’in huzuruna çıkarttılar.
Harun Behlül’e sordu: “Ebu Hanife’ye niçin vurdun?” (O sırada Ebu Hanife’nin alnı morarmış, ellerini önüne bağlamış, üzgün bir şekilde köle gibi ayakta duruyordu)
Behlül: “Onu ben vurmadım” dedi.
Ebu Hanife: “Mescitte herkes şahit” dedi.
Behlül: “Benim onu vurmadığımı Ebu Hanife kendisi söylüyor” dedi.
Ebu Hanife: “Ne! Ben böyle bir şey söylemedim!”
Behlül: “Mimberde sen söylemedin mi, her işi Allah yapıyor, bizler mecburuz. Ben vurmadım, mecbur idim, Allah seni vurdu. Üstelik diyorsun ki: Alnım ağırıyor. Göster bana ağrın nerde?” diye sordu.
Ebu Hanife: “Ağrı gözükmez ki” dedi.
Behlül: “Mimberde sen dedin ki, olan her şey görülür, demek ki ağrın görünmediğine göre ağrın yoktur. Söyle bana alnına ne değdi?”
Ebu Hanife: “Sert toprak parçası” dedi.
Behlül: “Sen dedin ki, aynı cins iki şey birbirine tesir etmez, şeytanı ateş yakmaz. Öyleyse sen topraktansın, toprak da sana tesir etmez”
Bunun üzerine Harun er-Reşid güldü ve Ebu Hanife mahcup bir şekilde evine döndü. Behlül böylece bir taşla üç kuş vurmuş oldu.
(Mecâlis’ül Müminin C.2, S.419; Behçet’ül Amal C.2, S.436;
Botros el-Büstani Sibrime oğlu kanaliyla şöyle rivayet yazıyor:
"Ebu Hanife’yle beraber imam Cafer es-Sadık (AS)’ın huzuruna çıktık. Ben imama bu adam İran fakihlerinden" diye hitap ettim. İmam Cafer es-Sadık: Kim o acaba, şu dini kendi görüşüyle kıyas eden Sabit oğlu Numan (Ebu Hanife) mı? diye sordu. Ebu Hanife: Evet, dedi. İmam Cafer dedi ki: "Allah'tan sakın ve dini kendi görüş ve kurumlarına göre kıyas etme" ve şunlari ekledi:
"Kıyas icat eden İblis’tir. Allah'a: Ben Adem'den daha üstünüm, dedi, Adem'i topraktan beni ise ateşten yarattın". Oysa, İblis’in durumu malum. İmam Cafer daha sonra sordu: sen başını bedeninle kıyas edebilir misin? Ebu hanife: Hayır, dedi. İmam bir daha sordu: Cenab-I Allah niçin gözleri tuzlu, kulakları acılı, burunları sulu ve ağızları tatlı yaptı? Ebu Hanife yine: Bilmem, dedi. İmam açıkladı ve dedi ki: "Gözler birer yağ parçasından ibaret olduğu için sıcakta erimesin diye Allah onları tuzlu yaptı. Kulakları , içine giren havayla mikroplar beyini tahris etmesin diye acılı yaptı ki giren mikrobu öldürür, burunları nefes alıp verme kolaylığını ve kokuları duyma özelliğini sağlamak için sulu yaptı, ağızları yeyip içme tadını alabilmek için tatlı yaptı ve yine sordu: "Allah’ın katında hangisi daha ağır: ZİNA MI? ADAM ÖLDÜRMEK Mi? Ebu Hanife: Adam öldürmek, dedi. İmam hazretleri: Bir daha yanıldın" dedi ve ekledi "öyleyse Cenab-ı Allah neden zina için dört şahit, ve adam öldürmek için yalnız iki şahit istedi? "Senin kıyasların nerede? Sonra başka şeyler sormuş ve yanlışlarını yüzüne vurmuştu..(BOTRUS ELBÜSTANİ “DAİREL MEARiF” adlı ansiklopedi kitabı C.2, s.120)
ebu hanifenin yaptığı tek şey kıyas ilmine baş vurmaktı.
her ne kadar kendisi beni taklit etmeyin dediysede ne yazık ki ehli sünnetin hiç küçünsenmiyecek bir bölümü onu taklit edip islamı onun görüşlerine göre yaşamaktadırlar.
bu konuda sünnilerin kendi kitaplarından kaynaklarda vardır.
Ebu hanife: “nereden aldığımızı bilmeden bizim sözümüzü kabul etmek hiç kimseye helal değildir” (1) ebu hanife nin bu sözüne şevkani şöyle bir not düşmüştür: “işte bu, taklidi açık bir şekilde engellemektedir. Çünkü kim delille bir şeyi bilirse o hüccet talep eden müçtehittir; taklitçi değildir. Zira taklit eden sözü delil aramadan kabul edendir.” (2) ebu hanife diğer bir sözünde: “bizim sözümüz bir görüştür. Gücümüzün yettiğinin en iyisidir. Bizim sözümüzden daha iyisini bize getiren doğruluk açısından bizden daha önceliklidir.” (3) ebu hanife kendi sözlerinin batıl olabileceğini itiraf etmektedir. ebu halife’ye sormuşlar: “ey ebu hanife! Fetva verdiğin şey şüphe götürmez gerçek midir?” denildiğinde şöyle demiştir: “bilmiyorum. Belkide şüphe götürmez bir batıldır.” züfer şöyle diyor: Ebu Yusuf ve Muhammed b. Hasan’la birlikte ebu hanife’ye gider ve söylediklerini yazardık. Bir gün ebu Yusuf’a şöyle dedi: “vay haline Yakup! Benden duyduğun her şeyi yazma. Ben bugün bir görüş sunarım da yarın onu bırakabilirim. Yarın da bir görüş sunar öbür gün de onu bırakabilirim.” (4) nedir bu İslam dini bir oyun mu? bir gün bir fetva vereceksin ertesi gün faklı bir fetva söyleyeceksin yeteri kadar ilme sahip değilsen fetva vermeyeceksin. Bilmediğin bir konuda fetva verirsen insanları doğru yoldan saptırırsın. Allah (cc) bu konuda şöyle buyurmaktadır: “… bilgisizce insanları saptırmak için Allah’a karşı yalan uyduranlardan kim daha zalimdir! Şüphesiz Allah o zalimler topluluğunu doğru yola iletmez.”(5)
-----------
1- İbni abd’ul birr en-nemiri, h.463. el intika, s. 145; es-san’ani. Mecmuatu resail’ul müniriyye, c.1 s.28; veliyyullah dehlevi. Huccetullah’il beliğa, c.1 s.158.
2- şevkani, el-kavlul müfid, s.49.
3- hatip el-bağdadi h.463. tarih ul-bağdat, c.3 s.42. veliyyullah dehlevi. Huccetullah’il beliğa, c.1 s.157; ibni hazım, mulahhas iptal’ul kıyas ye’r re’y ve’l istihsan ve’t taklit, s.66.
4- hatip el-bağdadi h.463. tarih ul-bağdat, c.3 s.42; ebu Zehra, ebu hanife.
5- en’am suresi 144.ayet.
İmam Ebu Hanife Hanefi mezhebinin kurucusudur.Başta 6.İmamımız olan İmam Cafer Sadık(a.s)ın yanında eğitim almıştır ancak sonraları düşünceleri ve gittiği yol ayrı bir mezhep haline gelmiştir.Ben ona İmam Azam denmesini katiyen doğru bulmuyorum çünkü İmam Azam demek en büyük imam demektir.Eğer Ebu Hanife'ye en büyük imam dersek,onu 12 imamlarımızın önüne çıkarmış oluruz ve bu da doğru olmaz.En büyük imamlar 12 imamlarımızdır.Gerek içtihatta olsun,gerekse hadislerin ve Kuran ın yorumlanmasında hiçbir kimse,12 imamlarımızdan daha üstün olamaz.Kaldı ki,peygamber efendimiz,Hz.İmam Ali(a.s) için,''O ümmetimin ilimde ve imanda en önde gidenidir.'' diyor ve de''Ben ilmin şehri isem,Ali onun kapısıdır.''diyor.Dolayısıyla Ebu Hanife açıkça bilinmelidir ki,ne içtihatta ne de Kuran ve hadislerin yorumlanmasında,Hz.Ali efendimizden daha üstün bir konumda bulunamaz...Saygılar!
canazerbaycan
03.03.2007, 12:02
Mrb arkadaşLar. Ben hanefi mezhebindenim.. Ufak bir sorum olucak. İmam-ı Âzam Aleviler için neyi ifade ediyor. Bu konu hakkında kısa bir açıklama yaparmısınız?
[.
Şii-Caferiler adına konuşayım. Hiçbir anlam ifade etmiyor.
Burdan devam ediniz;
http://www.aleviforum.com/showthread.php?t=27200