bektas83
09.02.2007, 00:55
MUHARREM ORUCU
Sevgili Canlar!
Sizleri Hak Muhammed Ali ve Yüce Ehlibeyti aşkıyla selamlıyor, hoş geldiniz diyorum.
O yüce Nebi; ve Velilerin hüsnü himmetleri yol göstericimiz ve rehberimiz olur inşallah..
Bu günkü sohbetimizde “Muharrem Orucu” konusu üzerinde duracağız. Sözlerime, “Pir Sultan Abdal’ın” güzel bir nefesi ile başlamak istiyorum;
Aşure ayında mâtem orucu
Onları tutana sevap yazılır
Kerbelâ’da yatan Hasan Hüseyin
Onları görenin benzi bozulur.
Birini tutan hakkına yeter
İkisini tutan günahın atar
Üçüncü tutanlar cennette yatar
Engür olmuş, Hak ceminde ezilir.
Dördünü tutana Velî dediler
Beşini tutana ulu, dediler
Altısın tutana dolu, dediler
Engür olmuş, Hak ceminde ezilir.
Yedisini tutan havada uçar
Sekizini tutan hülleler biçer
Dokuzunu tutan cennetin açar
Engür olmuş, hak ceminde ezilir.
Pir Sultan Abdal’ım, onunda zahmet
On birini tutana indi rahmet
On iki tutana nasiptir cennet
Engür olmuş, hak ceminde ezilir
(Pir Sultan Abdal)
Kur’anda oruçla ilgili ayetleri ana başlıklarıyla açıklayacak olursak;
“Hastalık, yada yolculuk sebebiyle oruç tutamayanlar tutamadıkları günlerin sayısı kadar başka günlerde oruç tutarlar”
“Kuran’da hacla ilgili bazı eksikliklerde orucun fidye olarak tutulması”
“Yanlışlıkla ölüme sebebiyet verip, köle affetme cezasını yerine getirmeyenlerin, iki ay kesintisiz oruç tutması”
“Yemin bozanların kefaret olarak oruç tutması”
“Hacda avlanma yasağını çiğneyenin kefaret olarak oruç tutması”
“Hanımların cahiliye adetlerinde olduğu gibi anası, kız kardeşi gibi yakın akrabası ilan edip, boşanmaya kalkmanın cezası olan köle azadını yerine getiremeyenleri, kesintisiz iki ay oruç tutması geçer.”
Görüldüğü gibi Kur’an bazı suçların cezasında orucun, suçun dünyevi karşılığı olarak tutulmasını söyler.
Asıl başlıklarıyla inceleyecek olursak:
Katl (Kefaret) orucu: “Her halde bir Müslüman’a layık değil ki, haksız olarak bir Müslüman’ı bile bile öldüre. Her kim bir ehli imanı bilmezlikle ölümüne sebep olsa, esir olmuş bir Müslüman kul veya cariyenin azat edilmesi üzerine farz olur, ve birde ölünün sahibi aldığı o diyeti sadaka ede veya hiç almaya. Eğer ölü size düşman bir kabileden olsa bile mümindir, bir Müslüman esiri bay olsun bayan olsun azat etmesi katil üzerine borç olur. Öldürülen aranızda ahitleşme olan bir kavimdense ailesine kan parası vermek, ve bir mümin köle azat etmesi gerekir, bunları yapmayan Allah’a tövbe ederek iki ay birbiri ardına oruç tutmalıdır.”
Kur’an, zalim olanları, insan canı alan katilleri lanetlediği gibi diyet ödemekle yani, ceza olarak da iki ay kefaret orucu tutup aç kalmayı emrediyor. Kerbelanın katilleri acaba bu orucu yaşadılar mı bilemem.
“Bir mümini kasten öldürene gelince onun cezası, içinde sürekli kalmak üzere cehennemdir. Allah gazap etmiştir böylesine, lanetlemiştir onu, çok büyük bir azap hazırlanmıştır ona.”
Günümüz dünyasında bunun yaşanmasına imkan var mıdır? Diğer bir deyimle, adam öldürüp sonrada iki ay oruç tutup, kurtulmanın yolu olur mu? Yoktur. Çünkü, yasalarımız onun takipçisi olacaktır. Kişinin, yasaların dışında vicdani, ahlaki bir sorumluluğunun bilincinde olunmasıdır. Allah’ın affetmediğinin bilinmesidir.
Muharrem orucu: Konumuzun başlığı da budur ve asıl konumuzdur. Bu konunun üzerinde etraflıca durmaya ve irdelemeye çalışacağız. Bilindiği gibi Muharrem ayı kutsal bir aydır. Bu ay haram aylardandır. Bu ayda savaş yapmayı yüce kitabımız kutsallığından dolayı yasaklamıştır. Muharrem ayı hicri takvimin ilk ayıdır, ve oruçta bu ayın birinde başlar. Yani hicri yılbaşında başlar. Kurban bayramının birinci gününden itibaren yirmi gün sayılır, yirmi birinci gün oruç tutulur. Muharrem orucu denmesinin altında, muharrem ayı yatmaktadır. Muharrem ayının kutsallığı söz konusudur. Muharrem orucuyla ilgili hakim zihniyetin görüşü şudur; Ramazan orucu gelince muharrem orucu nesh (Kur’an’ı kerim de sonda gelen bir ayetini, önce gelmiş bir ayetteki hükmü değiştirmesi, kaldırması, hükümsüz bırakması) edilmiştir. Bazı fıkıhçılara göre nesh olayı vardır, diğerlerine göre ise yoktur. Var ise hangi ayetin nesh edildiğini, hangisinin edilmediği şüphesi içimizde belirmeyecek midir? İmanla güman (Şüphe) bir arada olması şirk değil midir?
Hangi ayet yürürlükten kalkmıştır, hangisi kalkmamıştır? Ve bunun ölçüsü nedir? Kim bilecek, kim söyleyecek. Mademki nesh edilmiştir, niçin yerinde durmaktadır?
Sevgili Canlar!
Sizleri Hak Muhammed Ali ve Yüce Ehlibeyti aşkıyla selamlıyor, hoş geldiniz diyorum.
O yüce Nebi; ve Velilerin hüsnü himmetleri yol göstericimiz ve rehberimiz olur inşallah..
Bu günkü sohbetimizde “Muharrem Orucu” konusu üzerinde duracağız. Sözlerime, “Pir Sultan Abdal’ın” güzel bir nefesi ile başlamak istiyorum;
Aşure ayında mâtem orucu
Onları tutana sevap yazılır
Kerbelâ’da yatan Hasan Hüseyin
Onları görenin benzi bozulur.
Birini tutan hakkına yeter
İkisini tutan günahın atar
Üçüncü tutanlar cennette yatar
Engür olmuş, Hak ceminde ezilir.
Dördünü tutana Velî dediler
Beşini tutana ulu, dediler
Altısın tutana dolu, dediler
Engür olmuş, Hak ceminde ezilir.
Yedisini tutan havada uçar
Sekizini tutan hülleler biçer
Dokuzunu tutan cennetin açar
Engür olmuş, hak ceminde ezilir.
Pir Sultan Abdal’ım, onunda zahmet
On birini tutana indi rahmet
On iki tutana nasiptir cennet
Engür olmuş, hak ceminde ezilir
(Pir Sultan Abdal)
Kur’anda oruçla ilgili ayetleri ana başlıklarıyla açıklayacak olursak;
“Hastalık, yada yolculuk sebebiyle oruç tutamayanlar tutamadıkları günlerin sayısı kadar başka günlerde oruç tutarlar”
“Kuran’da hacla ilgili bazı eksikliklerde orucun fidye olarak tutulması”
“Yanlışlıkla ölüme sebebiyet verip, köle affetme cezasını yerine getirmeyenlerin, iki ay kesintisiz oruç tutması”
“Yemin bozanların kefaret olarak oruç tutması”
“Hacda avlanma yasağını çiğneyenin kefaret olarak oruç tutması”
“Hanımların cahiliye adetlerinde olduğu gibi anası, kız kardeşi gibi yakın akrabası ilan edip, boşanmaya kalkmanın cezası olan köle azadını yerine getiremeyenleri, kesintisiz iki ay oruç tutması geçer.”
Görüldüğü gibi Kur’an bazı suçların cezasında orucun, suçun dünyevi karşılığı olarak tutulmasını söyler.
Asıl başlıklarıyla inceleyecek olursak:
Katl (Kefaret) orucu: “Her halde bir Müslüman’a layık değil ki, haksız olarak bir Müslüman’ı bile bile öldüre. Her kim bir ehli imanı bilmezlikle ölümüne sebep olsa, esir olmuş bir Müslüman kul veya cariyenin azat edilmesi üzerine farz olur, ve birde ölünün sahibi aldığı o diyeti sadaka ede veya hiç almaya. Eğer ölü size düşman bir kabileden olsa bile mümindir, bir Müslüman esiri bay olsun bayan olsun azat etmesi katil üzerine borç olur. Öldürülen aranızda ahitleşme olan bir kavimdense ailesine kan parası vermek, ve bir mümin köle azat etmesi gerekir, bunları yapmayan Allah’a tövbe ederek iki ay birbiri ardına oruç tutmalıdır.”
Kur’an, zalim olanları, insan canı alan katilleri lanetlediği gibi diyet ödemekle yani, ceza olarak da iki ay kefaret orucu tutup aç kalmayı emrediyor. Kerbelanın katilleri acaba bu orucu yaşadılar mı bilemem.
“Bir mümini kasten öldürene gelince onun cezası, içinde sürekli kalmak üzere cehennemdir. Allah gazap etmiştir böylesine, lanetlemiştir onu, çok büyük bir azap hazırlanmıştır ona.”
Günümüz dünyasında bunun yaşanmasına imkan var mıdır? Diğer bir deyimle, adam öldürüp sonrada iki ay oruç tutup, kurtulmanın yolu olur mu? Yoktur. Çünkü, yasalarımız onun takipçisi olacaktır. Kişinin, yasaların dışında vicdani, ahlaki bir sorumluluğunun bilincinde olunmasıdır. Allah’ın affetmediğinin bilinmesidir.
Muharrem orucu: Konumuzun başlığı da budur ve asıl konumuzdur. Bu konunun üzerinde etraflıca durmaya ve irdelemeye çalışacağız. Bilindiği gibi Muharrem ayı kutsal bir aydır. Bu ay haram aylardandır. Bu ayda savaş yapmayı yüce kitabımız kutsallığından dolayı yasaklamıştır. Muharrem ayı hicri takvimin ilk ayıdır, ve oruçta bu ayın birinde başlar. Yani hicri yılbaşında başlar. Kurban bayramının birinci gününden itibaren yirmi gün sayılır, yirmi birinci gün oruç tutulur. Muharrem orucu denmesinin altında, muharrem ayı yatmaktadır. Muharrem ayının kutsallığı söz konusudur. Muharrem orucuyla ilgili hakim zihniyetin görüşü şudur; Ramazan orucu gelince muharrem orucu nesh (Kur’an’ı kerim de sonda gelen bir ayetini, önce gelmiş bir ayetteki hükmü değiştirmesi, kaldırması, hükümsüz bırakması) edilmiştir. Bazı fıkıhçılara göre nesh olayı vardır, diğerlerine göre ise yoktur. Var ise hangi ayetin nesh edildiğini, hangisinin edilmediği şüphesi içimizde belirmeyecek midir? İmanla güman (Şüphe) bir arada olması şirk değil midir?
Hangi ayet yürürlükten kalkmıştır, hangisi kalkmamıştır? Ve bunun ölçüsü nedir? Kim bilecek, kim söyleyecek. Mademki nesh edilmiştir, niçin yerinde durmaktadır?