spartacus
09.02.2007, 02:13
Dersim Mercan Vadisi’nde devletin kolluk kuvvetlerince katledilen 17 MKP/HKO kadro, üye ve savaşçılarının aileleri, avukatları aracılığıyla Avrupa insan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) başvurdular. 17 Haziran 2005 tarihinde katledilen 17 MKP/HKO kadro, üye ve savaşçısının sağ yakalanabilecekken, aşırı güç kullanılarak katledildiklerini, ayrıca katliamda kimyasal silah kullanılması şüphelerinin giderilmesi için yapılmasını istedikleri soruşturmaların yetkili makamlarca yapılmaması nedeniyle AİHM’e başvurduklarını belirten Av. Mehmet Ali Kırdök, “Bütün çabalarımıza karşılık iç hukuk süreci sonuçsuz bırakıldı ve AİHM’ebaşvuruda bulunduk” şeklinde konuştu.
Operasyona ilişkin başvuru
Mercan Vadisi’ndeki katliam operasyonuna ilişkin kolluk güçlerinin hazırladıkları tutanaklarda farklılıklar ve tutarsızlıklar olduğunu ve ailelerin, katledilen yaknlarının sağ yakalanabilecekken, ağır silahlar kullanılarak
katledildikleri yönünde şüphelerinin giderilmesi için etkin şekilde soruşturma yürütülmediğini düşündüklerini belirten Kırdök, “Operasyondan sonra 27 Haziran 2005 tarihinde Ovacık Cumhuriyet Savcılığı’na aileler adına başvuruda bulunarak, etkin soruşturma yürütülmesini istedik. Ancak savcılık bu başvurumuzu dosyanın gizlilik
kararı olduğunu belirterek cevapsız bıraktı. Bu karara Temmuz ayında Beyoğlu Cumhuriyet Savcılığı aracılığıyla itiraz ettik. Ancak bu itirazımız da sonuçsuz kaldı” şeklinde konuştu.
Operasyona ilişkin soruşturmanın sonlanmasından sonra, dosyaya ulaşabildiklerini belirten Avukat M. Ali Kırdök, “Ovacık Cumhuriyet Savılığının takipsizlik kararına ve ailelerin cevaplandırılamayan sorularına
ilişkin Erzincan Ağır Ceza Mahkemesi’ne başvurduk. Katledilen kişlilerin uzun süre takip edildiklerini, telefon görüşmelerinin dinlendiğini, yani sürecin tamamıyla bilindiğini belirterek, ‘isteselerdi bu 17 kişiyi sağ teslim alabilirlerdi’ dedik” şeklinde konuştu. Erzincan Ağır Ceza Mahkemesi’nin bu taleplerini reddettiğini ve operasyona ilişkin ailelerin ısrarla cevaplandırılmasını istedikleri soruların böylece cevaplanmadığını belirten Kırdök, “Böylece iç hukuk süreci sona erdi ve başvurular sonuçsuz kaldı. Bunun üzerine AİHM’e başvuruda bulunduk” dedi.
Mezarlara ilişkin başvuru
Mercan Vadisi’nde katledilen Cafer Cangöz, Aydın Hanbayat, Taylan Yıldız, Ali Rıza Sabur ve Ahmet Perktaş’ın Dersim merkezde Siğenk Mezarlığı’ndaki mezarlarında ‘ölümsüzdür’ ibaresi bulunduğu için mezar taşlarına savcılık tarafından el konulduğunu ve ailelerin ifadelerine başvurulduğunu belirten Kırdök, ailelerin mezar ziyaretlerinde zorluklarla karşı karşıya kaldıklarını söyledi.
Mezar ziyaretinde bulunan kişilerin, aileler de dahil olmak üzere engellendiğini ya da sorgulamaya tabi tutulduğunu belirten Kırdök, “Tunceli Cumhuriyet Savcılığı mezarların örgüt tarafından anut mezar olarakyapıldığını iddia ederek, mezar yapımını durdurdu ve soruşturma başlattı. Yine bu süreçte ölüm yıldönümlerinde yapılmak
istenen mezar ziyareti de engellendi. Mezarları ziyaret etmek isteyen 64 kişi gözaltına alındı ve 3 kişi tutuklandı. Yaşananlardan birkaç gün sonra mezarları ziyaret etmek isteyen aileler engellenmeye çalışıldı”
şeklinde konuştu.
“Tunceli Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı güçlerin bu engellemelerine ve keyfi tutumlarına ilişkin, 26 Haziran 2006 tarihinde Emniyet Müdürlüğü yetkilileri hakkında görevlerini kötüye kullandıkları ve aile bireylerinin özgürlüklerini kısıtladıkları için Tunceli Cumhuriyet Savcılığı’na başvurduk. Aradan 7 ay geçmesine rağmen
bu başvurumuz cevapsız bırakıldı” diyen Kırdök, halen mezar ziyaretine giden kişilerin, aileler ve avukatlar da dahil olmak üzere bu tür uygulamalara maruz kaldığını söyledi. Kırdök, “Tüm bunlardan kaynaklı
AİHM’e başvurduk” dedi.
AİHM başvuruyu kabul etti
Operasyona ilişkin yapılan başvurunun AİHM tarafından değerlendirilerek kabul edildiğini belirten Kırdök, “Mezarlara ve mezar ziyaretlerine ilişkin yaptığımız başvuru ise halen değerlendirme aşamasında” dedi.
Devrimci Demokrasi (1-16 Şubat 2007)
Operasyona ilişkin başvuru
Mercan Vadisi’ndeki katliam operasyonuna ilişkin kolluk güçlerinin hazırladıkları tutanaklarda farklılıklar ve tutarsızlıklar olduğunu ve ailelerin, katledilen yaknlarının sağ yakalanabilecekken, ağır silahlar kullanılarak
katledildikleri yönünde şüphelerinin giderilmesi için etkin şekilde soruşturma yürütülmediğini düşündüklerini belirten Kırdök, “Operasyondan sonra 27 Haziran 2005 tarihinde Ovacık Cumhuriyet Savcılığı’na aileler adına başvuruda bulunarak, etkin soruşturma yürütülmesini istedik. Ancak savcılık bu başvurumuzu dosyanın gizlilik
kararı olduğunu belirterek cevapsız bıraktı. Bu karara Temmuz ayında Beyoğlu Cumhuriyet Savcılığı aracılığıyla itiraz ettik. Ancak bu itirazımız da sonuçsuz kaldı” şeklinde konuştu.
Operasyona ilişkin soruşturmanın sonlanmasından sonra, dosyaya ulaşabildiklerini belirten Avukat M. Ali Kırdök, “Ovacık Cumhuriyet Savılığının takipsizlik kararına ve ailelerin cevaplandırılamayan sorularına
ilişkin Erzincan Ağır Ceza Mahkemesi’ne başvurduk. Katledilen kişlilerin uzun süre takip edildiklerini, telefon görüşmelerinin dinlendiğini, yani sürecin tamamıyla bilindiğini belirterek, ‘isteselerdi bu 17 kişiyi sağ teslim alabilirlerdi’ dedik” şeklinde konuştu. Erzincan Ağır Ceza Mahkemesi’nin bu taleplerini reddettiğini ve operasyona ilişkin ailelerin ısrarla cevaplandırılmasını istedikleri soruların böylece cevaplanmadığını belirten Kırdök, “Böylece iç hukuk süreci sona erdi ve başvurular sonuçsuz kaldı. Bunun üzerine AİHM’e başvuruda bulunduk” dedi.
Mezarlara ilişkin başvuru
Mercan Vadisi’nde katledilen Cafer Cangöz, Aydın Hanbayat, Taylan Yıldız, Ali Rıza Sabur ve Ahmet Perktaş’ın Dersim merkezde Siğenk Mezarlığı’ndaki mezarlarında ‘ölümsüzdür’ ibaresi bulunduğu için mezar taşlarına savcılık tarafından el konulduğunu ve ailelerin ifadelerine başvurulduğunu belirten Kırdök, ailelerin mezar ziyaretlerinde zorluklarla karşı karşıya kaldıklarını söyledi.
Mezar ziyaretinde bulunan kişilerin, aileler de dahil olmak üzere engellendiğini ya da sorgulamaya tabi tutulduğunu belirten Kırdök, “Tunceli Cumhuriyet Savcılığı mezarların örgüt tarafından anut mezar olarakyapıldığını iddia ederek, mezar yapımını durdurdu ve soruşturma başlattı. Yine bu süreçte ölüm yıldönümlerinde yapılmak
istenen mezar ziyareti de engellendi. Mezarları ziyaret etmek isteyen 64 kişi gözaltına alındı ve 3 kişi tutuklandı. Yaşananlardan birkaç gün sonra mezarları ziyaret etmek isteyen aileler engellenmeye çalışıldı”
şeklinde konuştu.
“Tunceli Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı güçlerin bu engellemelerine ve keyfi tutumlarına ilişkin, 26 Haziran 2006 tarihinde Emniyet Müdürlüğü yetkilileri hakkında görevlerini kötüye kullandıkları ve aile bireylerinin özgürlüklerini kısıtladıkları için Tunceli Cumhuriyet Savcılığı’na başvurduk. Aradan 7 ay geçmesine rağmen
bu başvurumuz cevapsız bırakıldı” diyen Kırdök, halen mezar ziyaretine giden kişilerin, aileler ve avukatlar da dahil olmak üzere bu tür uygulamalara maruz kaldığını söyledi. Kırdök, “Tüm bunlardan kaynaklı
AİHM’e başvurduk” dedi.
AİHM başvuruyu kabul etti
Operasyona ilişkin yapılan başvurunun AİHM tarafından değerlendirilerek kabul edildiğini belirten Kırdök, “Mezarlara ve mezar ziyaretlerine ilişkin yaptığımız başvuru ise halen değerlendirme aşamasında” dedi.
Devrimci Demokrasi (1-16 Şubat 2007)