bektas83
09.02.2007, 20:19
Alevileri Asimilasyon PolitikasıYazan: Gündüz AKGÜL on Şubat 09,2007
http://resimupload.yeninesiliz.biz/images/5029Semah-2005-09-15.jpg
08.02.2007 tarihli basında çıkan haberde, Aylardır Cem Vakfı Başkanı Prof. Dr. İzzettin Doğan’a randevu vermeyen Başbakanın İzmir gezisi sırasında cem vakfına yakınlığı bilinen alevi dedeleriyle gizli bir görüşme yaptığı belirtiliyordu.
AKP’nin orijini olan Partilerle (Milli Nizam, Milli Selamet, Refah, Fazilet) AKP’nin alevi yurttaşlara bakış açısını bilenlerin bu haber karşısında şaşırmamaları olanaksızdır.
Eskiden yapılan baskılarla kapalı bir toplum olarak yaşayan ve ibadetlerini dahi gizlice yapan alevi yurttaşlarımızın, kentleşme ile birlikte artık kendilerini ifade etmeye başladıklarını, ibadetlerini Cem evlerinde açıkça yaptıklarını sağır sultan bile duydu. Ama bu iktidar bir türlü duymak ve anlamak istemiyor.
12 Eylül hareketinden sonra cunta lideri Kenan Evren Alevileri asimile etmek için alevi köylerine cami yaptırmaya başlamış ve Diyanet İşleri Başkanlığı da Cami yapılan köylere imam atamıştı. Bin yıldır aydınlanmacı, hoşgörülü, insanı temel alarak bir felsefe oluşturan alevi yurttaşlar bu oyuna itibar etmediler. İbadetlerini Cami yerine yine dedelerinin önderliğinde Cem evlerinde yapmaya devam ettiler. Alevi köylerinde yapılan camiler hala işlevsiz olarak sadece bir yapı görünümünde durmaktadır.
AKP ve Sünni yurttaşlarımıza hizmet veren Diyanet İşleri Başkanlığı Cem evlerinin alevi yurttaşların ibadet yeri olduğunu kabul etmek bir yana, aşağılayıcı kelimelerce değerlendiriyorlar.
Bu Konuda alevi yazar Sayın Lütfi Kaleli’nin 16.Şubat 2006 tarihinde Turkish media internet sitesinde Objektivist başlığı ile yazdığı yazıyı almakla yetineceğim.
“ Bunlar şeriatın ''kanlı mı, kansız mı'' geleceğinin hesabını yapan siyasi babaları Necmettin Erbakan okulunda yetiştiler. Refah Partisi ile iktidara geldiler. Adalet Bakanlığı koltuğuna oturan Şevket Kazan 12 Şubat 1997 günü yaptığı konuşmasında Alevilere ''mum söndü'' hakaretinde bulundu Recai Kutan, 6 Ekim 1998 günü parlamentoda yaptığı konuşmada, Alevilere ''Sapık'' demekten kendini alamadı. 1994 yılında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na seçilen ve Karacaahmet Cem Evi inşaatını dozerlerle yıktıran Recep Tayyip Erdoğan, 2003'te başbakan olunca, devlette kadrolaşma politikasıyla Diyanet İşleri Başkanlığı'na getirdiği Ali Bardakoğlu, ''Cem evleri ibadet yeri değildir'' dedi. Yardımcısı Tayyar Taş ise ''Cem evleri cümbüş yeridir'' demek suretiyle Alevi-Bektaşilerin inanç yerlerine hakaret etme cesaretini kendisinde buldu….”
Görülüyor ki Başbakan bu görüşmeyi, Alevilerin sorunlarına çözüm getirmek için değil, yaklaşan seçimlerde Alevilerin oylarını almak ve bu arada kafasındaki asimilasyon politikasını uygulamak için bir taşla iki kuş vurmaya çalışmaktadır. Alevi yurttaşların, ülkenin birliği ve bütünlüğüyle, üniter-ulus devletle, bayrakla, insanların nasıl inandıklarıyla bir sorunları yoktur. Tek sorunları inançlarına saygı gösterilmesi ve Cem evlerinin, Sayın Kaleli’nin dediği gibi alay konusu değil ibadet yeri olarak kabul edilmesidir. Sayın Erdoğan samimi ise bu konuda derhal yasal düzenlemeler yapmalıdır.
Laik Cumhuriyetin, Atatürk İlke ve devrimlerinin, aydınlanmanın, birlik ve beraberliğin, insanı temel alan alevi felsefesinin ödünsüz savunucuları, Alevilerin bu oyuna gelmeyeceklerini, seçimlerde gönül birliği ile bu değerlerden ödün üstüne ödün veren ve ülkeyi ortaçağ karanlığına sürükleyen AKP’nin karşısında yer alacaklarını umuyor ve diliyorum. Görüşmeye katılan 3-4 alevi dedesinin dışında ki tüm Alevilerin bu görüşte olduklarına inanıyorum.
Ünlü filozof Dyojen’in Makedon kralı büyük İskender’e dediği gibi, Sayın Erdoğan “gölge etme başka ihsan istemez.”
Karanlıkların bitmesi ve tekrar aydınlık günlerin başlaması dileği ile…09.02.
Kaynak : Hakimiyetimilliye
http://resimupload.yeninesiliz.biz/images/5029Semah-2005-09-15.jpg
08.02.2007 tarihli basında çıkan haberde, Aylardır Cem Vakfı Başkanı Prof. Dr. İzzettin Doğan’a randevu vermeyen Başbakanın İzmir gezisi sırasında cem vakfına yakınlığı bilinen alevi dedeleriyle gizli bir görüşme yaptığı belirtiliyordu.
AKP’nin orijini olan Partilerle (Milli Nizam, Milli Selamet, Refah, Fazilet) AKP’nin alevi yurttaşlara bakış açısını bilenlerin bu haber karşısında şaşırmamaları olanaksızdır.
Eskiden yapılan baskılarla kapalı bir toplum olarak yaşayan ve ibadetlerini dahi gizlice yapan alevi yurttaşlarımızın, kentleşme ile birlikte artık kendilerini ifade etmeye başladıklarını, ibadetlerini Cem evlerinde açıkça yaptıklarını sağır sultan bile duydu. Ama bu iktidar bir türlü duymak ve anlamak istemiyor.
12 Eylül hareketinden sonra cunta lideri Kenan Evren Alevileri asimile etmek için alevi köylerine cami yaptırmaya başlamış ve Diyanet İşleri Başkanlığı da Cami yapılan köylere imam atamıştı. Bin yıldır aydınlanmacı, hoşgörülü, insanı temel alarak bir felsefe oluşturan alevi yurttaşlar bu oyuna itibar etmediler. İbadetlerini Cami yerine yine dedelerinin önderliğinde Cem evlerinde yapmaya devam ettiler. Alevi köylerinde yapılan camiler hala işlevsiz olarak sadece bir yapı görünümünde durmaktadır.
AKP ve Sünni yurttaşlarımıza hizmet veren Diyanet İşleri Başkanlığı Cem evlerinin alevi yurttaşların ibadet yeri olduğunu kabul etmek bir yana, aşağılayıcı kelimelerce değerlendiriyorlar.
Bu Konuda alevi yazar Sayın Lütfi Kaleli’nin 16.Şubat 2006 tarihinde Turkish media internet sitesinde Objektivist başlığı ile yazdığı yazıyı almakla yetineceğim.
“ Bunlar şeriatın ''kanlı mı, kansız mı'' geleceğinin hesabını yapan siyasi babaları Necmettin Erbakan okulunda yetiştiler. Refah Partisi ile iktidara geldiler. Adalet Bakanlığı koltuğuna oturan Şevket Kazan 12 Şubat 1997 günü yaptığı konuşmasında Alevilere ''mum söndü'' hakaretinde bulundu Recai Kutan, 6 Ekim 1998 günü parlamentoda yaptığı konuşmada, Alevilere ''Sapık'' demekten kendini alamadı. 1994 yılında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na seçilen ve Karacaahmet Cem Evi inşaatını dozerlerle yıktıran Recep Tayyip Erdoğan, 2003'te başbakan olunca, devlette kadrolaşma politikasıyla Diyanet İşleri Başkanlığı'na getirdiği Ali Bardakoğlu, ''Cem evleri ibadet yeri değildir'' dedi. Yardımcısı Tayyar Taş ise ''Cem evleri cümbüş yeridir'' demek suretiyle Alevi-Bektaşilerin inanç yerlerine hakaret etme cesaretini kendisinde buldu….”
Görülüyor ki Başbakan bu görüşmeyi, Alevilerin sorunlarına çözüm getirmek için değil, yaklaşan seçimlerde Alevilerin oylarını almak ve bu arada kafasındaki asimilasyon politikasını uygulamak için bir taşla iki kuş vurmaya çalışmaktadır. Alevi yurttaşların, ülkenin birliği ve bütünlüğüyle, üniter-ulus devletle, bayrakla, insanların nasıl inandıklarıyla bir sorunları yoktur. Tek sorunları inançlarına saygı gösterilmesi ve Cem evlerinin, Sayın Kaleli’nin dediği gibi alay konusu değil ibadet yeri olarak kabul edilmesidir. Sayın Erdoğan samimi ise bu konuda derhal yasal düzenlemeler yapmalıdır.
Laik Cumhuriyetin, Atatürk İlke ve devrimlerinin, aydınlanmanın, birlik ve beraberliğin, insanı temel alan alevi felsefesinin ödünsüz savunucuları, Alevilerin bu oyuna gelmeyeceklerini, seçimlerde gönül birliği ile bu değerlerden ödün üstüne ödün veren ve ülkeyi ortaçağ karanlığına sürükleyen AKP’nin karşısında yer alacaklarını umuyor ve diliyorum. Görüşmeye katılan 3-4 alevi dedesinin dışında ki tüm Alevilerin bu görüşte olduklarına inanıyorum.
Ünlü filozof Dyojen’in Makedon kralı büyük İskender’e dediği gibi, Sayın Erdoğan “gölge etme başka ihsan istemez.”
Karanlıkların bitmesi ve tekrar aydınlık günlerin başlaması dileği ile…09.02.
Kaynak : Hakimiyetimilliye