Orijinalini görmek için tıklayınız : Nilüfer Akbal


Şoreş
12.02.2007, 17:33
NİLÜFER AKBAL



Nerde doğdunuz? Doğduğun yerde mi büyüdünüz?

Varto’da doğdum. Çocukluğum orada geçti. Önceleri ben İstanbul vb. büyük bir kentte yaşasaydım, yaşamım çok farklı olurdu. Başka konumda bulunurdum diye düşünüyordum. Ancak bu düşüncem de değişti. Ne zaman değişti? Önceki yıl bir trafik kazası geçirdim. O zaman. Kazadan sonra Varto’ya gittim. Varto’da kaldığım süre içinde “Allahım, iyi ki burada doğmuş, iyi ki burada büyümüşüm ve bu değerlerle yoğrulmuşum” dedim. Çocukluğum Varto merkezinde geçti. Bir memur kızıyım. 1966’da Vartoda bir hidroelektrik santrali açılıyor. Babam bu santralde makinist. Varto, Muş’a ve köylerine elektrik veren ve iki tirübinle çalışan bir santraldi bu. Babam ölünce o santral kapandı. İlçedeki bütün bürokratlar, memurlar, hafta sonları bizim yaşadığımız o santralin bahçesine gelir, eşleriyle çocuklarıyla piknik yaparlardı. Annem o alanda bostan ekmişti. Bahçede çeşitli meyve ağaçları vardı. Biz bu insanlarla kaynaştık. Babam okumamıza büyük bir önem verdi. Babamın kızlarını okutmak için büyük bir çaba göstermesinde bu ortamın ve alevi kültürünün etkisi büyüktü. Feodal bir toplum içinde bu çok önemlidir. Vartoda büyümek ve şekillenmek bana çok şey katmış. Bunu zamanla anladım. Ne alırsanız çocukluğunuzda alırsınız. Etik değerler, doğa, etnik yapı, insan ilişkileri vb. alanlarda oluşturduğunuz kimlik, belirli bir yaşa kadar biçimlenir. Ben duygularımı ve derinliğimi, müziğimdeki zenginliği büyüdüğüm bu coğrafyaya borçluyum.


Nevroz 2 kasetine katkılarınız nedir?

Nevroz 2’de de 5 parça okudum: Zazaca ve Kurmançi. Miro da bir tarih var. Gerçi müzikalite olarak çok aştım onu. Bence tarihteki süreçte Miro hep var olacak.



Miro’nun öyküsünü kısaca anlatır mısınız?

O mihenk taşlarımdan biri. Miro’da Koçgiri ağıtlari var. Miro’yu Alişan Beyin kız kardeşi yazmış. Alişan Bey, Koçgiri aşiretinin önderlerindendir. Hikayesi: Sen sakın savaşma, bu ayaklanmalara öncülük etme, gidersen seni öldürürler diyor. Yalvarıyor, ne yapıyorsa durduramıyor. Alişan Bey gidiyor. 1938’de Dersim isyanına katılıyor. Seyit Rıza ile Alişer arasında çok iyi bir dostluk ve güven var. Sonuçta Alişer vuruluyor. Kız kardeşi vurulduğu yere geliyor. Dehşet içinde kalıyor. Alişer’in gövdesi bir yanda, kafası bir yanda. Şu anda bile tüylerim diken diken oluyor. Oturup orada bu ağıtı yakıyor. Bu kadının okuma yazması yok. Sanatla uğraşısı yok. Böyle bir kaygısı da... Peki nasıl oluyor da böylesine sanatsal bir eser ortaya çıkıyor. Bu eseri ortaya çıkaran, yaşadığı toplumsal süreç ve derin acılardır. Ağıta başlarken önce Miro’nun atını anlatıyor. Kürtler, birisini anlatacakları zaman öncelikle onu en iyi ifade eden ve en çok sevdiği eşyasından başlarlar. Bu da öyle. Atının rengini, nasıl koştuğunu övüyor. Öldüğüne dair hiçbir şey yok ağıtta. Sonunda Miro kalk, sabah uykusu çok derindir, uyan diyor. Uyku Kürtlerde düşman gözüyle görülür. Onun için Miro ölmemiş, o uykudadır.

Miro kaseti çok tuttu. O kasetteki şarkıların tümü çok sevildi. Bu kasetteki diğer şarkılarla ilgili anlatmak istedikleriniz var mı?

Miro kasetinde bir de Koçgiri şarkısı var. Koçgiri başladı harba, sesi gitti şarka garba. İki ordu asker geldi, dayanamadı bu darba. Bu şarkı da o dönemi anlatıyor. Hozatlılaran nasıl destek vermediğini, Ovacığın elinden geleni yaptığını. Bu çok uzun bir şiirdir. Biz sadece iki kıtasını aldık.

Aynı kasette Arıx var. Sivas’ın bir köyüdür Arıx. Deprem oluyor köyde. Köy, yerle bir... Kurtulanlar da var. Ölenler çok. Burada da iki kardeşini kaybeden birisinin ağıdı var. Onlar için; Qemişi herdu bıra nakım ku têxıme kılamê. Yani, ben iki kardeşe kıyamam şarkıda söylemeye. Kardeşlerini şarkıda söylemeye bile kıyamadığını söyleyen, çok derin bir söylem. Onlar, o kadar genç, o kadar yiğit, o kadar iyidiler ki, ben onlara nasıl kıyayım ki bu şarkıya ağıt olarak koyayım diyor. Gerçekten çok derin bir ifade şekli. İşte dillerdeki ifade farlılığı burada da ortaya çıkıyor. Bunu tam olarak Türkçeye çevirmek çok zor.

Miro kasetinde Zazaca parçalar da var. Bana göre Zazaca tamamen bir şarkı dili, şiir dili. Söylemleri, tınısı çok estetik, çok uyumlu. Ordaki parçalardan biri de Setero. Parçada şöyle diyor; Ordiyamo nate çeme dote çeme dane proki şemi hefe kame. Ordu gelmiş çayın bu ve karşı tarafını ele geçirmiş. Vurup birbirimizi öldürüyoruz. Kime yazık. Burada da savaş içinde derin bir hayıflanma var. Neden birbirimizi öldürüyoruz? Kime yazık? Bize mi? Onlara mı? Yani burada vurduk, öldürdük naraları yok. Vurulan herkese bir ağıt ve derin bir hayıflanma var. Bu da aslında Kürtlerin hiçbir zaman öldürmekten yana olmadıklarını gösteriyor. Bu parçada savaşa mejbur bırakılma durumu var. Bunu bütün şarkılarından, ağıtlarından anlayabilirsiniz.



Miro’dan sonraki çalışmalarınız, daha doğrusu yolculuğunuz nasıl devam etti?

Bu kasetten sonra ulusal bilincim arttı. Kürt tarihi, edebiyatı hakkında bilgilendim. Cigerxwin’i tanıdım. Şarkılarımızdaki estetiği, ağıtlarımızdaki derinliği yakaladım. Örneğin Sefil Gazi var. Koçgirili şair. Onu öğrendim. Koçgiri’yi çok iyi anlatmış. Yeni çalışmamda onun bu şiirini okudum. Bu şiiri bir anonim semah müziğine uyarladım. Neden bir semah müziği. Bölge olarak aksak ritimleri olan bir yerdir Koçgiri. Şiir, Kürt Alevilerini anlatıyor. Baktım ki semah müziği, Alevi Kürtler ve aksak ritim... Bunlar tam çakıştı. Bu şiir ve semah müziği, sanki yıllarca ayrı kalmış iki sevgili. Ben bunu keşfettiğim zaman büyük bir zevk aldım. Sanki Süphan Dağında Xece ile Siyabend’i kavuşturdum.

Miro’da bir de Ermenice şarkı söylediniz. O, şarkı sonra herkesin dilinden düşmedi. Bu konudaki değerlendirmelerinizi öğrenebilir miyiz?

Evet, Miro kasetinde bir Ermenice halk şarkısı var: Sarigelin. Sarigelini ben okuduğum zaman TRT’de Türkçe okunuyordu. O zaman ilk kez ben Ermenicesini okudum. Ermeniler bile el altından dinliyorlardı kendi parçalarını. Çünkü yasaktı ve onlar üzerinde de yoğun bir baskı vardı. Bana neden Ermenice okuduğumu sordular. Benim araştırdığım kadarıyla bu bir Ermeni halk parçasıdır dedim. Bundan dolayı çok tepki aldım. Ermeniler de bu coğrafyada çok acı çektiler. Onların da dili, kültürü yasaklandı. Aşağılandılar, horlandılar, düşman görüldüler. Onların da yüreği kan ağlıyor. Onların da kan ağlayan, ağlatan derin ağıtları şarkıları var. Ben kardeşliğin şarkısını söylemek istedim ve bunu coğrafyamdaki dillerden: Türkçe, Kürtçe ve Ermenice ile denedim. Miro kasetinde Türklerin Kürt müziğine karşı önyargılarını kırmayı hedefledik. Birkaç dil kullandık. Seçkin müzisyenlerle iyi bir müzik yapmaya çalıştık. Tarihî günümüze taşımaya çalıştık; ama düşmanlığı değil; acıları paylaşmayı, dostluğu, kardeşliği...

Şoreş
12.02.2007, 17:35
Arix ( Koçgiri )

Arix dibên li gundê Saran
Gava ku zelzele bû
Lê lê Anê dused, sêsed mezel vedan
De le le le le
De lo lo lo lo

Hîvik vêket
Hîva tijî ye
Lê lê Anê du tene xudana law û qîza
Lê lê Dayê yêk nebû zava
Serê silgavê

Arix dibên li devê çayê
Mala erdlerizandinê bişewite ar berdayê
Qemîşê herdu biran nakim ku bikim kilamê
De lê lê lê
De lo lo lo lo

De palê palê
De mamê mamê
Gotin û Muzîk : Gelêrî



Koçgiri

Koçgîrî başladi harba
Sesî gîttî şarka garba
îkî ordu asker geldî
Dayanamadi bu darba

Ovacigin aşîretî
Zapteyledî memleketî
Gerîden îmdat gelmedî
Hozat çekmedî gayretî

îkrar verenler elmaya
Zülfîkari murtezaya
Gerîden teller çektîler
Bîz uymayiz eşkiyaya

Erê dilo yeman yeman
Çiyan girto berf û dûman
Mera bişîn şahê merdan
Ew dermanê hemû derdan
Gotin: Elîşêr
Muzîk: Aşik Fezai



Mîro ( Koçgiri )

Hespê mîrê min qir û hêşîn
Tere dilîze li ser lingê pêşîn
Brînên mîrê min pir giranin
De dilê min jî jê ra dêşe

De Mîro Mîro Mîrê Mîran
Karê te çi li Sêwazê li nav maciran

De rabe rabe Mîro rabe
Xewa sibê pir xirab e
Xewa sibê pir giran e

Hespe Mîrê min qir û boz e
De rê ra mere rê bi toz e
Dilê xwanga wî ji wî sû ye
De lomane jî bi lêv û poz e
Gotin û Muzîk: Gelêrî
Berhevkar: Huseyin Erdem

Tu canê mina

Tu canê mina tu canê mina canê min
Tu yarê mina tu yarê mina yarê min
Tu roştiya çimê mina çimê min
Tu delala dilê mina dilê min
Destê xo bide min
Simê cengê welatî
Cengê welati
Tu cane mina can can
Tu yarê mina can can
Tu canê mina tu canê mina canê min
Tu yarê mina tu yarê mina yarê min

Tu ze tîjî ze asme sew lêdana
Roşta çimê to zerrê mi helnena
Destê xo bide min
Simê cengê welatî
Cengê welatî
Gotin û Muzîk: Nilufer Akbal