Orijinalini görmek için tıklayınız : Sorularım / Ezan - Musahiplik
aliaybars 13.02.2007, 14:41 selam arkadaşlar...birkaç soru hakkında görüşlerinize başvurmak istedim...
bizim sunni kardeşlerimizle ayrıştığımız hususlar var bildiğiniz gibi...
onlar kendilerine sunni diyorlar yani sünneti (peygamber efendimizin hal hareket ve ibadetini) yerine getirenler olduklarını söylüyorlar...ve ibadet şekli olarak günümüz namazını kılıyorlar...Allah kabul etsin gönüldense...ve bu ibadetin şeklinin cebrailce peygamber efendimize gösterildiği söyleniyor...hz Ali nin camide namaz kılarken öldürüldüğü söyleniyor...hz Hüseyinin kerbelada o savaşta bile namaz kıldığı söyleniyor(günümüz sünni namazı)....hz Muhammed in hayatı çok iyi şekilde biliniyorsa ibadeti hususunda neden bu kadar ihtilaftayız...keza Hz Ali nin hayatı çok iyi biliniyorken onun ibadeti konusunda yine ihtilaftayız...Hz Muhammedin Bilali Habeşiyi ezan okuması için seçtiği söyleniyor...bunlar tarihsel anlamda kolayca tespit edilebilecek şeyler...eğer hz Muhammed namaz kılmadı ise günümüz namazı nasıl ortaya çıkmıştır...
not...Bilali Habeşi hakkında şunlar söyleniyor:ilk ezanı okuyan mümtaz kişi ve efendimiz(sav) in müezzinidir.Çok çile ve işkenceler çekmiştir. Cennetle müjdelenen 10 sahabiden biridir. Hz Muhammed (sav) ebediyete intikal ettiklerinde bu ayrılış derinden üzmüştür bir daha ezan okumamıştır. Medineden Şama göç etmiştir.Yıllar sonra Efendimizi rüyasında görecek ve onu ziyaret etmeye gidecektir. Hz Hasan ve hz Hüseyin ezan okuması için ricada bulunmuş ve o sabah son kez ezan okumuştur. Genç yaşlı çocuk hasta herkes sokağa dökülür o sabah.Ama 'Eşhedü enne Muhammeden Resullullah' derken öyle bi ağlar ki bunu gören sahabede dayanamaz, ezanı güçlükle bitirir. Ve ogünden sonra ezan okumadığı söylenir.Altmış yaşlarında şamda vefat eder.Allahın rahmeti üzerine olsun..
oruç konusunda yine ihtilaftayız...Hz Muhammedin ya da Hz Ali nin hangi aylarda oruç tuttukları nasıl böylesi muhalefet konusu olabilmiş....
sözün özü şu ki sizden Peygamberimizin ve Hz Ali nin nasıl ibadet ettiklerini ve Bilali habeşi meselesini öğrenmek istiyorum...
ha bi de şu var...hani Hz muhammed ve Hz Ali musayip oluyolar...ve Hz Ali Hz Muhammedin kızıyla evleniyor...Bugün musayiplerde kız alıp vermek yok...Bu nasıl olmuş....merak ettim....
sağlıcakla kalın....
adige_46 30.03.2007, 17:36 tefferruta girersen hiç bir alevi ve sünni yazmak istemez çün kü ibadetten maksat rızayı ilahidir allah yolunda bir gülümseme bile samimisen çok namazdan daha sevabdır umarım anladın
aliaybars 01.04.2007, 23:02 tefferruta girersen hiç bir alevi ve sünni yazmak istemez çün kü ibadetten maksat rızayı ilahidir allah yolunda bir gülümseme bile samimisen çok namazdan daha sevabdır umarım anladın
tamam güzel bu konuda mutabıkım.
ama konunun özüne dönmek gerek,benim soruma cevap bu değil...
İlk önce son sorundan başlayayım. Hz.muhammed ile Hz. alinin müsahip olması konusu
Musahiplik bildiğiniz gibi mekkeden medineye yapılan göçte yerliler ile göç edenlerin arasında yapılarak başlanmıştır. Halbuki Hz. ali çok önceleri Hz. fatıma anamız ile evli idi. Yani yolun kuralı evlilik olayından daha sonra kuruldu. gerçi onlar üstün hikmetli insanlardı , kendimizle sakın kıyas yapmayalım.(bu sorunun cevabını , hatta daha detayını musahiplik topiğinden okuyabilirsin.)
Gelelim ibadet şeklinin nasıl olduğuna. Bizim doğrudur veya sunnilerin yaptığı yanlıştır diye bir şey dememiz doğru değildir. Biz atalarımızdan böyle gördük. İnancımız bu yönde , kötü niyetli değiliz , allahın salih kullarından olduğumuza yönelik bir şüphemde yoktur.
namaz kılın derler , biz halka namazı kılarız
oruç tutun derler , muharrem orucu tutarız,
Hz ali camide öldü derler, cami diye bir şeyin o zamanlar olmadığını , mescid olduğunu söyleriz. Ki kaldı ki mescidde de ölmemiştir.
Sunni kardeşlerimize asla kızmıyorum ,onları yönlendirenler var. sürekli alevi - sunni ayrımını körüklüyorlar , menfaat ler uğruna.
Dünyadaki inançlara bakın , alevilik gerçekten hak yoluna dosdoğru gider. Musahiplik kurumu olsun ,ölmeden önce nefsi öldürmek olsun, bunların hepsini bırakın helalliğini bu dünyada alırlar, herkesin razılığını alırlar. Mühim olanda bu değil mi?
Dede-baba 01.05.2008, 18:12 MUSAHİPLİK CEMİ: Degerli canlar, musahip arapca kardes demektir. musayip tutma her aleviye şart koşulmuştur. Şöyle ki Bu ibadet... Peygamber Efendimizden kalan bir sünnettir; Müslümanlar Mekke'den Medine'ye hicret ettiklerinde... Mekke'li ve Medineli müslümanlar bir araya toplanmışlardı... Bütün müslümanların hicretinden sonra Ve Allah emri.... Cibril-i Emin nefesiyle Hz. Muhammed Mustafa'ya 'da Hicret emri geldi... Ve yine Hz. Muhammed Allah'ın emriyle Hz. Ali'yi kendi yatağına yatırdı... Medine'ye hicret etti...
Peygamber Medine'ye ulaştığında aşağıdaki Ayet-i Kerime nail oldu...
İsmişah! Bismişah Allah Allah...
Hakk, Dost, Zahir, Batın, Hazır, Gaib. Sırr-ül Sır Erenlerinin Gülcemallerine aşk...
Ber-Cemal-i Muhammed, Kemal-i İmam Hasan, İmam Hüseyin, Ali ra Bülende salavat...
Allahümme salli ala seyyidina Muhammed-in ve ala Ali Muhammed...
"Onlar ki Hakk'a bağlanıp hicret ettiler...
Mallarıyla canlarıyla Allah yolunda savaştılar
Onlar ki (hicret edenleri) barındırıp yardımda bulundular
İşte bunlar, birbirilerinin dostu ve yâridirler
O kimseler ki İnkâr edip küfre saparlar
Hiç şüphesiz onlarda birbirilerinin yâridirler
Eğer böyle yapmaz (birbirinize dost ve yakın olmaz) iseniz
Her zaman yeryüzünde fitne ve fesata izin verirsiniz...
(Enfal suresi ayet 72-73)
Ve böylece Hakk emri... Peygamber sünnetiyle Muhacir ile Ensar birbiriyle kardes kılındı.
Medine'ye En son. gelen ise... Peygamber'i Mekke'li müşriklerden korumak için O'nun yatağına yatan Hz. Ali idi.... ve kendisine kardes kalmamıştı. Üzgün olan Hz. Ali Peygamber'in yanına gitti... Herkesin bir kardeşi olduğunu kendisinin ise bulunmadığını söyledi..
Peygamber Hz. Ali'ye hitaben dediki; "Ya Ali sen benim dünya ahret kardesimsin, Musa'ya Harun neyse sende bana Öylesin",ve sonrasında orada bulunan bütün müslümanlara hitaben, bu Allah'ın isteğidir. Diye Buyurdu.
Değerli canlar, bu tarihten sonra Alevi-islam inancına sahip kimseler, Hakk emri... Peygamber'imizin sünneti İmam Caferi Sadık'ın Erkanı üzre kendi akrabaları dışında bir kimseyi kendine kardeş kıldı.
Musahipler:
1-Dünya- ahret kardes olup iki cihandada birbirinden sorumludur.
2-Musahiplik evli çiftler arasında ise. ve bu kimselerin kızları birbiriyle evlenemez...
3- Birbirlerine ihtiyaç duyduklarında yanlarında olmaları gerekir.
4- Müsahiplik... Kişilerin kendilerinin karar vereceği bir şey olmayıp... dede-baba'nın izni ve Müsahiplik Ayin-i Cemi ile olur...
5-Kimler bibiriyle müsahip olamaz..
Dede-baba ve Pir, Taliple
Alim, cahille...
Mü'min ile Münafık& İnanan ile İnanmayan
Piri olan ile Pirsiz olan& düşkün
Evli kimseler bekar ile
Genç ile yaşlı
Zalim, mazlum ile
MÜHAİP OLAMAZ...
Müsahiplerin hem kendileri hemde aileleri birbirlerinin dünya-ahret kardeşidirler... bekar kimseler arasında olan Müsahiplikler de ise.. sonradan evlilik yada cinsellik içeren her türlü ilişki yasaktır... düşkünlük sebebi saylır.. yoldan düşer..
Allah Eyvallah
Dede-baba 01.05.2008, 21:17 Sünnet : Peygamber'in söz hareket ve davranışları olmakla birlikte ayrıca yapılmasını yada yapılmamasını istedikleridir.
Çogu kez Alevilerin Peygamber sünnetine uymadıkları aykırı hareket ettikleri sünni kardeşlerimizce söylenir ve bizi eleştirirler ancak unutuluyor ki...
Bugün bize sünnet diye gösterdikleri çoğunlukla emevi ve arap geleneklerinden başka bişey olmayıp... islamlamın özüyle ve Kur'an ile çogu kez çelişmektedir.
Peygamber sünneti nin tasıyıcıları ve doğru olanını müslümanlara gösteren ise heralde ,Herhalde Peygamber düşmanı emeviler (yezit soyu) ve onlardan bu güne değin ulasan sünnet dedikleri uydurmalar olamaz.
Sünnet, esas itibariyle (Allah'ın cennetle müjdelediği Peygamber'in Ehli Beyt'i (Hz. Muhammed, Hz Ali, Hz. Fatıma, Hz Hasan, Hz Hüseyin ve onların soyundan gelen İmam nesli) ve onların bize öğrettikleridir.
Peygamber'e Sordular.. Ya Habibullah senden sonra kime uyalım.. kimin peşinden gidelim..
Hz. Muhammed Mustafa Buyurdu ki...;
“Güneşe uyun, onda arayın hidayeti.....
“Güneş batınca aya.....
Ay batınca Zühre’ye....
Zühre de batınca iki kutup yıldızına uyun.....diyordu.
Bu hidayet nurlarının kimler olduğunu sorusuna da Hz. Resulullah.ın.. cevabı şu olmuştu:
— Ben güneşim..... Ali aydır.... Fatıma Zühre (Venüs).... ve Hasan ile Hüseyin de iki kutup yıldızıdır...
Allah Eyvallah
Alevi-Bektaşi islam anlayışına göre peygamber sünneti için aşağıdaki linke girin
http://www.aleviforum.com/showthread.php?t=36574
Saygılarımla..
Dede-baba 01.05.2008, 21:20 Degerli Canlar,
Bir takım forumlarda Alevilik islam dışı gibi gösterilmeye salat'n da (namaz) , abdestinde alevilikte olmadığı konuşulmaktadır....
Şimdi namaz yada alevi- bektaşi terminolojisiyle Niyaz konusundaki gerçekleri sunalım..
Öncelikle Namaz kelimesinden başlayalım; "Namaz" kelimesi türkçedir. Bize farsça dan "NEMAZ" KELİMESİNDEN geçmiştir. Dolayısıyla Kur'ran da "namaz" kelimesi yoktur.
Kur'ran da... İnsan-ı Kamil seviyesine ulaşmak için kulların herşeyin yaratıcısı olan Tanrı'ya ibadet etmeleri tavsiye edilir (bu ayetlerin genelde sonunda BUNU YAPMANIZ HAYRINIZADIR DER)
İBADET ise, orjinal haliyle Kur'ran da iki şekilde yer alır. Bunlar; SALAT yani... "bedenen yapılan ibadetler" ki buna alevi-bekataşi islam anlayışında NİYAZdır.... Diğeri ZİKİR "dil ile yapılan ibadetler....
Peygamber Efendi'miz salatın sadece bir çeşidi olan Namazı göstermiştir.(İbadetin sadece namazdan ibaret olmadığını; salat yada zikirin birbirine üstünlüğü bulunmadığını bunların Allah'a ulaşmak için birer vasıta olduğunu dile getirmiştir)
Kur'ran da salatın bir çeşidi olan namaz da üç unsurun mutlaka...(kıyam, secde ve rukü) bulunması gerektiği belirtilmiştir. Yani bizim Ayin-i Cemlerde kıldığımız namaz gibi, (Ayin-i Cem'lerde tevhid kısmında... Peygamber'in mihracını (Miraçlama kısmı da denir) anlatan değiş-Nefes'lerde.. Dede-baba ile birlikte Bütün Cemaat ayağa kalkar.. Rukuya eğilir.... Sonrasında secdeye varır... (her perşemde saaat 20. 00 civarında CEM Tv 'dede bu vardır... izleyin) Dede-baba Cemate izin verdiğinde... Tekrar eski konuma gelinir.. Bu iki rekat sünni namazıyla aynıdır...
Namazın zamanı konusuna ve mecburiyeti konusuna gelince, Allah ibadetin şirkten uzak ve tam teslimiyet içinde riyadan ayrılmışını kabul eder... Kur'anda namaz için açık olarak sabah erken.. gün ortası... ve gece.. vakti önerilir.. (Bahsedilen zamanlar ibadet için arab yarım adasında en uygun vakitlerdir.
Şöyleki sabahın erken vakti insanın zihni boş olur. Kendini tamamen ibadete verebilir ki... Gün ortası.... Arap yarım adasında sıcaklıktan dolayı günümüzde bile bütün işlerin bırakıldığı insanların tamamen dinlenmeye çekildiği andır. Gece vaktide insanlar artık işlerini ve güçleini bırakmışlar evlerine dönmüşlerdir kendilerini ibadete verebilirler. Yine bu konuda da...Kur'ran ibadet için en uygun zamanın gece olduğunu ve hatta yanlız basına yapılanının daha makbul olduğunu söyler.
Yani Kurran İbadetin bu saatlerde yapılmasını tavsiye etmiştir. AYETTE HER GÜN BU SAATLERDE İBATEDİN YAPILACAĞI İBARESİ YOKTUR. AYRICA AYET ARAP YARIMASI KOŞULLARINDA İNDİĞİ İÇİN ZAMANLARDA ORAYA GÖREDİR. AYET DEĞİŞİK COĞRAFYALARA GELENEKLERE VE GÖRENEKLERE GÖRE GÜNÜN KOŞULLLARINA GÖRE YORUMA AÇIKTIR...
Alevi -Bektaşi islam anlayışı Namazı Zikirle Birleştirmiştir. Farz olan namaz.. Riyadan.. şekilcilikten uzak olarak tam bir teslimiyet içinde.. Ayin-i Cemlarde kılınır.... Ayin-i cemler ise Genellikle Hafta da en az bir kez (perşembeyi Cumaya bağlayan akşamları= Buna 48 perşembe ibadeti denir.. Sünniler bunu cuma günleri ve öğle namazıyla birlikte kılarlar ) farzdır..
Bu, topik bu iddialara yanıttır.
Saygılarımla, Degerli Canlar
Dede-baba 01.05.2008, 21:22 Namaz=salat; Kelime anlamı olarak teslim olma anlamı tasır. Namazın, hem sünnilikte hem de alevilikte peygamberin mihracı esnasında farz kılındığı kabul edilir.
Namazın nasıl kılınacağına ilişkin olarak Kur'anda bir hüküm yokken ayetler incelendiğinde 3 temel hareketin olduğu (ruku-secde kıyam) görülür.
Namazın zamanı ve sıklığı konunda ise açık bir hüküm olmayıp tartışmalar mevcuttur. Kur'an namaz için en uygun zamanların sabah erken, gün ortası ve akşam olarak göstermiştir. Fakat namazın her gün bu vakitler de kılınacağımı yoksa ibadet yapılacağı zaman bu vakitlerin mi tercih edilmesi halen tartışmalıdır.
Peygamber ve Ehli Beyt'e bakıldığında ise namazın 2 rekat olarak 3 vakitte kılındığı ve hatta geceleri de zamanınlarının büyük kısmını namaz ve namaz sonrası tefekkür le geçirdikleri bilinmektedir.
Fakat konu ile ilgili Bir hadisi şerif ise şöyledir:
"...Mekke'nin fethinden sonra peygamber bir mescide gider... Orada bir grup insanın sürekli cami de kaldıklarını ve zamanlarını namaz kılarak geçirdiklerini ögrenir ... onların neyle geçindiklerini sorar.. Oradakiler... çevredekilerin yiyecek verdiklerini kendilerinin ise çalışmadıklarını ve kendilerini Allah'a adadıklarını söyleler. Bunun üzerine Peygamber selam vermeden oradan ayrılır. az ilerde yerde çer çöple uğraşan bir divane görür ve ona selam verir.
yanındaki sahabeler şasırır ve peygambere;
--- Ya Resullah, neden Camide kendilerini Allah'a adayan o insanlara selam vermedin de, buradaki şu divaneye selam verdin?
Peygamber en büyük ibadetin çalışmak, kendi rızkını çıkarmak olduğunu söyledi.. Her şeyin fazlasının zarar olduğunu hatırlattı...
Yine bir başka Hadis'te ibadetin şekli üzerinedir;
"Hz. Musa çölde idi. uzaklarda bir çoban gördü... Çoban taklalar atıyor garip şekillerde bulunnuyordu.... Hz. Musa çobanı yanına çağırdı... ne yaptığını sordu... O da mahçup bir şekilde ibadet yaptığını söyledi... Hz. Musa çobana böyle ibadet mi olur? idye kızdı azarladı...
Tanrı, Hz Musa ise 40 gün konuşmadı...
---Musa ne suç işlediğini anlayabilmek ve af dilemek için bu 40 gün Tanrı'ya yalvardı..
Tanrı: O çobana neden kızdın?
O benim için ibadet etti.. Onu kabul edecekte olan de ret edecek olanda benim...
Degerli Canlar.... İbadet Yanlız Allah için yapılır.. ve O'nun rızası için yapılır.. kimsenin Allah yerine geçip.. ibadete şekil koyma şöyle yapın , böyle yapın deme hakkı yoktur... Ve ibadetin şekli şemali olmaz...
Peygamber Efendimiz'in kıldığı namaz esas itibairyle bizim Ayin-i Cemlerimizde kılınmaktadır... Şöyleki....
Ayin-i cemlerin Miraclama kısmında namaz kılınır (değiş okunurken ayağa kalkma, kıyam ve secte) iki rekat olarak kılınan namaz aleviliktede vardır.
Saygı ve Sevgilerimle...
Dede-baba 01.05.2008, 21:24 Bir çok iftiranın aksine aleviliktede abdest vardır ve Alınısı aşagıdaki gibidir; BELKİ BAZILARI ABDESTİN SADECXE TEMİZLENMEK DEĞİL PEYGAMBERİMİZİN VE EHLİ BEYTİN ABDESTİ NE MAKSATLA ALDIĞINI ANLAR (YOL DA ERKANDA BİZİM DOSTLAR) ŞEKLEN NAZMAZIN KILINMASI Bİ ANLAM İFADE ETMEYECEĞİ GİBİ ABDESTİNDE SEKLEN ALINMASI BİR ŞEY İFADE ETMEZ. HACI BEKTAS-I VELİNİN DEDİĞİ GİBİ "İÇİ NECASET DOLU Bİ ŞİŞEYİ İSTEDİĞİN KADAR YIKA İÇİNİ YIKAMADIKTAN SONRA BOŞTUR"
Tarikat abdesti yola girecek cana rehber tarafından aldırılır ve aldırılırken çeşitli tavsiyelerde bulunulur:
a) Ellerini yıkatırken " ey talip! ezelden bu ana gelinceye kadar Tanrı'nın yasak ettiklerine el sürdünse cümlesinden arı olmak için ellerini yumak Cenab-ı
resul'un sünneti seniyesidir YIKA!
b)Burnunu yıkatırken "ey talip! Elest Bezmin'nden bu ana gelinceye kadar kokladığın iğrenç kokuların giderilmesi için burnuna su vermek Muhammed Mustafa'nın sünneti seniyesidir. YIKA
C) Yüzünü yıkatırken "Ey talip! Ezelden bu ana kadar yüz kızartıcı işlerin cümlesinden arı ve beri olmak için yüz yumak Cenab-ı Hakk'ın farzıdır. YIKA!
D) Kollarını Yıkatırken: "Ey talip! Bu ana gelinceye değin kol sarmış olduğun yasaklarının cümlesinden temizlenmek için kollarını yumak Cenab-ı Hakk'ın farzlarındandır YIKA!
E) Başını mest ettirirken: "Ey talip! Baş abanın en değerlisidir. Gövde insanı tasıyıcı, baş bilip anlayıcıdır. Akıl ve fikir başta gerekir. Bu ana değin akılsızca yaptığın işlerin, işlediğin suçların cümlesinden arı ve beri olmak için basını YIKA!... Bu dahi Cenab-ı Hakk'ın farzlarındandır.
F) Ayaklarını yıkatırken: "Ey talip! ezelden bu ana kadar tanrı rızasına uymayan günah ve suça götürür yerlere vardın ise cümlesinden arı ve beri olmak için ayağını mest edesin. Bu dahi Cenab-ı Hakk'ın farzıdır.
Rehber kurulanması için talibe havlu verirken: " ey talip! ervah-ı ezelden, nahn ü kasemnadan bu yana gelinceye kadar işlemiş olduğun şirk ve hatadan, masiva çamurundan silinip pak olmak içindir. SİL!"
Ardından "Ey talip! Bu yıkanan yerleri temizlemekten maksat, bu uzuvların ile yapılmış suç ve başkaldırmaların var iseseni ve oralarını bunlardan temizlemek içindir. Bu abdest, İmam cafer-üs Sadık erkanındandır. cenab-ı hakk erenler abdestinde sabit kadem eyleye Allah, eyvallah. HU DOST"
Allah Eyvallah... Gerçekler Demine Huuu Diyelim..
Alevi TARİKAT abdestiyle, sünni abdest arasındaki benzerlik ve farklılıkları ortaya koyarsak
1)Öncelikle sunu belirtmek gerekirki her iki abdestin alınış şekli farz ve sünnetleri tamamen aynıdır.
2) Buna karsın, sünni inancında abdestten amac, vucudun temizlenmesi Tanrı huzuruna temiz çıkmaktan ibaretken Alevi İnancında, İç dünyanın temzilenmesi esastır.. Temizlik, Alevi inancına göre doğal birşeydir.
3) Yine, Sünni İnancında, Abdest her zaman namazlardan alınırken, Alevilikte Yola girilirken (ikrar ceminde bir defa) alınır. Yol düşkünü olmadıkça tekrarlanmaz.
4) Zahiri yorum sünni mezhebinde esas alınmışken, batıni yorum Alevi anlayısında esas alınmıştır.
Saygı ve Sevgilerimle Değerli Canlar
|
|