Orijinalini görmek için tıklayınız : Dersim Katliamından 69 Yıl sonra konuştu


kilite_kou
26.04.2006, 21:47
1938 Dersim Katliamı Kemalist Tc devleti tarafından bilinçli olarak yapılmıştır.
Dersim ve Dersimlileri yok etmek amacıyla yapılmıştır.
Bu katliamda yaklaşık 90 Bin Dersimli katledilmiş, onbinlerce insan sürgün edilmiştir.

http://www.dersim.biz/assets/images/Halvoriye20302.jpg

kilite_kou
26.04.2006, 21:50
Bir Fotograf Bin Kelimedir
1937-38 dusununun kapali kutu olan Dersimde Jenosidi isleyen turklerin cektigi 3-5 fotograf tarafli bir cekim olsada bize jenosidin hacmine isik tutmakta..
Bir Dersim jonesid agidinda soyle bir soylem vardi “biz dedik bizi toplamislar kerbelaya getiriyorlar meger kerbelayi buraya getirmisler” adli dize ve fotograflar bir butunluk arz etmekte...


http://www.dersim.biz/assets/images/pranga.jpg

diğer Katliam resimleri için linki tıklaynız...


http://www.dersim.biz/html/jenosid_fotograflari.html

kilite_kou
26.04.2006, 21:58
Soykirima Katilmis turk askerinin anlatimi

Kanynak Belge ve Taniklariyla Dersim Direnisleri/istanbul
Sayfa:393-96
M.Kalman

ASKER A.DEMİRTAŞ

Karsli A. Demirtaş, süvari eri olarak Dersim'de bulunur. Anlattıkları bilinen şeyler. Ama "Türk Mehmetçiğinin" ne kadar büyük 'kahramanlıklar' yaptığını anlatması oldukça önem taşıyor. Birçok subayın, örneğin; Muhsin Batur gibi 12 Mart Cunta Şeflerinden birisinin dahi bu konuyu anlatmamasının yanısıra gördüklerini, yaptıklarını pişmanlık duyarak anlatan A. Demirtaş, ilerlemiş yaşına rağmen hüznünü gizliyemiyor.
"Köylüleri topluyorduk, bir araya getirip 'sizleri koruyacağız, kurtaracağız' diyerek dere kenarlarına veya uygun gördüğümüz yerlere götürüp makinalı tüfeklerle tarıyorduk. Kadın, çocuk, bebe, ihtiyar, genç demeden hepsini, hepsini öldürüyorduk. Subaylar hiçbir aleviyi sag koymayın, öldürün diyorlardı. Daha sonra cesetlerin başına erler kurtlar gibi üşüşüyorlardı. Kollarını sıvazlayıp bilezik, kolye gibi altınları kapmak için hırslı bir yarış başlıyordu. Kadınlar için altın takmanın önemi büyük olduğundan kolları parçalayarak, keserek altınlar kapışılıyordu. Hatta altın dişler de alınıyordu, alevi öldürüp cennete gitmek, altınlarına da sahip olup bu dünyada da rahat yaşamak o günlerde önemliydi. Velhasıl birçok köyde benzer bu tür şeyler yapıldı. Bugün Kars'ta Dersim zenginleri var. Bunların zenginlikleri oradan kalma."
A. Demirtaş gibi Dersim katliamında bulunup ta yaptıklarından piç manlık duyanların olduğuna inanıyorum. Ama birçoklarının da korkularından bir şeyler anlatmadıklarını da biliyorum.
1975 yılında Çorum'da kısa bir müddet için bulunurken 1937'de Der-sim'de askerlik yapan bir şahısla, o günlerle ilişkin konuşmak için yaptığını bütün girişimlerim sonuçsuz kaldı. Duyduğu korkuydu. Bana yardımcı olmaya çalışan bir arkadaşımın bizzat konuşturmaya çalıştığımız kişiden dinlediği aktardığı bir olay, adamı ürkütmüştü. Şöyleki;
196O'lı yıllarda Almanya'da çalışan Dersimli bir ailenin evine fabrikadaki iş arkadaşları akşam misafirliğine gelirler. Yanlarında babalarını da getirirler. Yaşlı adam Dersim'deki askerlik anılarını anlatmaya başlar Anlattıkları Dersimlileri öfkelendirir. Doğrudan ihtiyara saldırırlar. Kavga çıkar, aralarında. İşte bu olayı duymuş olan Çorumlu da konuşmaktan kaçınır.
A.Demirtaş, Dersim'den bir genç kızı Kars'a gelin götürmek ister. Komutanı onu azarlar, 'biz onları yok etmek isterken sen yaşatmak istiyorsun' diyerek, karşı çıkar. A. Demirtaş'ın yalvarışlarına rağmen genç kız katledilir.
Karslı A. Demirtaş;
"Bir gün, 4-5 yaşlarında bir çocuğu komutan bana göstererek 'öldür' dedi. Ben yapamam deyince, yüzbaşı rütbesindeki komutanım çocuğu ayağından tuttu. Güçlü ve kuvvetli elleriyle yanı başındaki kayalara başı gelecek şekilde kaldırıp, kaldırıp vurmaya başladı. O an hafızamı kaybetmişim. Kendime hastahanede geldim. Havadeğişimi verdiler. Bir daha da Dersim'e yollamadılar. Çünkü herşey bitmişti."
Çiğik köylerinden olan M. U., şimdi (1988) 50'sinde. Bir yaşındayken askerler gelince annesi telaş, korku, panik içerisinde onu bırakır kaçar. Yolda tesadüfen dedesi, annesine rastlar, 'bebek nerede' der, annesi kendisinin bırakıldığı yeri söyler. Yaşlı adam, bırakılan yere gider. Torununu bulur. Açlık ve susuzluk, kendisinin sürekli ağlamasına neden olduğundan yabani üzümlerin suyunu tek, tek bebeğin ağzına sıkarak yaşamasını sağlar. Özellikle birçok bebeğin ağlaması sonucu bulundukları yerleri tesbit edildiğinden köylüler bebekleri bırakırlar. Çoğunluğun çıkarına feda edilirler. Bu bebekler de bulunduklarında süngülenmek-ten kurtulamazlar.
Laç Deresi'nden kurtulanlardan biri olan A.G. ise "o sırada 10 yaşında olduğunu, etrafları kuşatılınca babasının kendisine seslenerek iki kayanın arasını gösterdiğini ve oraya görünmeden gizlendiğini, silah sesleri, bağırtılar, iniltiler arasında geçmeyen dakikaları yaşadığını, askerlerin gitmesinden sonra ortalığın sessizliğini ve üst-üste yan-yana cesetlerin arasında babasının cesedini gördüğünü ama karşısında ağlayamadı-ğını durup bir müddet baktıktan sonra hızla kaçtığını, gündüzleri saklana, saklana yol aldığını üç gün sonra kendisi gibi saklananlara rastlayarak onhrla birlikte hareket ettiğini" üst, üste sigaralar içerek anlattı. Daha fazla bir şey soramadım, çünkü anlatamadı.
Alan aşiretinden ibrahim T. nin anlatımları savaşılmayan bölgeye ilişkindi. O, nehrin öteki yakasından olanlardandı. Yani savaşmayan aşiretlerden, ama gizlice savaşçılara yardım ettiklerini söylüyordu.
"Bir gün evimize yaralı bir Demenanlı geldi. Fakat arkasından kısa bir müddet sonra askerlerin de köye doğru geldiklerini gördük. Hemen herkes sağa, sola kaçıştı, gizlendi. Yaralı Demenanlı ceviz ağacının üzerine çıkartıldı. Ben de ceviz ağacının üstüne çıktım. Askerler arama yaptılar, tam gidecekleri sırada, tam bu sırada bir askerin önüne yaralının kanı düştü, asker kafasını kaldırınca Demenanlıyı farketti. Ben korkudan ölüp, ölüp dirildim. Fakat asker, beklemediğimiz bir davranışta bulunarak işaret parmağını dudaklarının üzerine götürüp sus işareti yaptı. Donup kalmıştık. Çünkü savaşçıların saklanması, koaınması da ölümdü. Aynı asker giderken 'ben de Kürdüm' dediğini hiç unutamıyorum. Babam ve annem birçok köylü gibi ekmek hazırlayarak yoldan geçen
köylülere verirlerdi. Asker geldiğinde çoğunlukla ormanlara kaçardık, yine de köyümüzden birçok kişi öldürüldü. Peki savaşmadığımız halde neden öldürdüler?"
Neden savaşmadınız , dediğimde; "büyüklerimiz isteseydi biz savaşırdık" diyerek o günün koşullarını anlattı.
CM., Dersim katliamı sırasında Elazığ garında büfesi olduğunu, şehirde önceden tanıdığı Nuri Dersimi'yi birkaç kez gördüğünü, kendisine 'her zaman izlendiğini bu nedenle dikkatli ve tedirgin olduğunu' belirttiğini Dersimlilerin Baytar Nuriyle ilişki kurmaktan çekindiklerini evimize -misafirler geldiğinde başından geçenleri sık, sık anlatırdı. Hatta kendisinin başına "adliyede tabanca dayandığını fakat kendisini tanıyan bir hakimin tesadüfen odaya girmesi sonucunda ölümden kurtulduğunu, Dersimli olmanın suç sayıldığını, kendisinin de sürgün listesine yazıldığını, fakat kendisini kurtaran hakim aracılığıyla ismini sildirdiğini de söylerdi. Sürgüne gitmenin utanç verici olduğunu düşünerek gitmemeye çalıştıklarını, Elazığ'daki Dersimlilere ait evlerin kapılarının işaretlendiğini" tekrar tekrar anlatırdı. Aynı anıları birçok kez bıkmadan dinlediğimi dün gibi hatırlamaktayım.
Karslı A.Demirtaş, katliamların yapıldığı sırada unutamadığı bir diğer görüntüyü de şöyle anlattı;
"Yine bir gün cesetlerin arasından bir çocuk sağ olarak çıktı. Tahminen 5-6 yaşlarındaydı. Eliyle sürekli gökyüzünü işaret ediyordu, 'yukarıda Allah var, korkmuyormusunuz?' gibisinden. Taranarak öldürüldü. Unutmak mümkün değil."
Yine Dersim'e ilişkin anlattığı bir olay tüyler ürpertici, inanılması güç fakat ne yazık ki gerçek;
uBir katliam sırasında ana ve babaların öncelikle çocuklarını kurtarmak için kendilerini dper ettikleri biliniyordu. Tecrübeden. Askerler hiç kimsenin canlı kalmaması için makinalı tüfekle taradıktan sonra cesetleri süngülemekte veya bazende benzin dökerek yakmaktaydı. işte yine bir katliam sonrası benzin döktüler. O sırada bir çocuk cesetlerin arasından çıktı, birkaç adım attı, fakat etrafta askerlerin olduğunu görünce tekrar cesetlere doğru dönüp yürüdü tam o sırada benzin ateşlendi ama O alevlere doğru yürüdü ve kendini atarak yaktı, donup kalmıştık. Subayın sesi ve emirleri üzerine toparlandım."
M. Nuri'nin aktardığına göre, askerler ve subaylar arasında bile tüyler ürpertici katliamlar karşısında insana özgü davranışlar gözükür;
"Askeri harekat sahasında bulunan Erzurum Kolordu Kumandanı ve Türklerce 'Hababam' adıyla maruf Tevkif Paşa, yapılan mezalimi tenkit ederekCvahşeti eleştirerek) adil ve insani bir hareket icrasını ordu kumandanlığından rica etmiş olduğundan, hemen Dersim'den çektirilerek Ankara'ya gönderilmiş ve sorgu altına alınmıştı. Aynı Kolordu subaylarından binbaşı Hayri, Dersimli Kürt kafilelerinin mitralyöz ateşine tutulmalarını dürbün ile seyrederken, annelerinin kucaklarında bulunan zavallı yavrulara kurşun isabet ettiği zaman hoplayıp fırlama manzarası, bu yavrulardan birini kendi öz çocuğuna benzetmiş ve subayın dimağı-nı(aklını) o kadar tahriş etmiş ki, bedbaht ani olarak bayılıp yere düşmüştür. Bu hadise üzerine hastalanan ve delilik alalameti gösteren bu subay cephe gerisine aldırılmıştır. (Age.S.253)

kilite_kou
26.04.2006, 22:05
http://www.dersim.biz/assets/images/autogen/a_baner.jpg

garcia
28.04.2006, 21:41
insanım diyen dersim katliamını onaylamaz.insanım diyen,bu günde dersim halkına yapılanları onaylamaz.ben herşeyden önce dersimde katliamı yapan zihniyetten ve onu savunanlardan nefret ediyorum,bir hitlerden,bir musolliniden,bir frankodan,bir salazardan nefret ettğim kadar.bu katliamı ve sürgünleri savunanlar olduğu zaman ben karşımda faşizmi görüyorum.böyle bir katliamı ancak faşizanlar savunabilir.ancak dostlar bir gün biz kazanacağız.biz,zincirlerinden başka kaybedecek bir şeyi olmayanlar.biz,sefalet ücretiyle kölece çalıştırılanlar,biz yoksulluktan çoğunu üniversitede okutamayanlar,biz hastane kapılarında ölümü bekleyenler,biz her türden baskıyla susturulmaya çalışan işçiler,emekçiler.bir gün faşizm döktüğü kanda boğulacaktır.yaşasın 1 mayıs

samahara
06.05.2006, 14:59
ne denebilir ki insanlıktan nasip alınmamış yaratıklar ....
onların yüzünden bugün bi çok alevi çocoğu kimliğini geçmişini ve belki de ileride geleceğini bilmeden yaşayacak...
ama dilerim ki yaşıtlarımız ve gelecek nesiller nereli ve ne olduğunu unutmayacak unutturmayacaklardır umarımmmm

okan02
06.05.2006, 15:37
diger fotograflari gördüm . gercekten tam bir kaliam yada soykirim..
ama sunu unutmaki fasizm acimasidir...

piremi
10.05.2006, 20:03
bumudur yani insalık bumudur kardeşlik dedikleri bu insanlara nasıl güvenilir ki ne diyim yani ALLAH bigun bunların hesabini soracak belkide soruyordur he?

selva
10.05.2006, 20:32
piremi haklısın kardeşim allahın laneti üzerlerinde olsun

decar
10.05.2006, 20:42
o kadar cana acımadan kıyan kundaktaki çocuğu bile süngüleyerek öldüren şeref yoksunlarına insan demek bile içimden gelmiyor

Agop
12.05.2006, 23:42
yapanların burnundan msli misli gelsin

astare_dersim
22.05.2006, 03:10
kilite kou açtığın bu form çok iyi olmuş çok sağol bilmediğimiz çoğu şeyi sayende öğrendik ben olayları tam olarak bilmiyordum ve okuduğum çoğu şeyde tüylerim diken diken oldu. bu ne vahşettir nasıl acımadan bu kadar cana kıyıldı bu olayların hesabı kesinlikle sorulur bu dünyada öbür dünyada mazlumun ahı kimseye kalmaz

Mansuri
11.07.2006, 22:35
Ve bu Nazileri hatırlatan kıyım bu ülkede kaç kişi tarafından biliniyor?
Gençler bilmiyor, yaşlıların çoğu anlatmıyor.
Ve biz devlet tarafından asimile oluyoruz.
Ve ailemiz tarafından da otoasimilasyona maruz kalıyoruz.
Ne acı!
Kimimiz Türk olduğunu iddia ediyor!
Bizim ırkçılık yapmak için bir ırk bulmamıza gerek yok.
Biz Dersim kültüründen geliyoruz ve önemli olan bu kültürü taşımaktır dünyalı bir insan olarak.
Ve biz Dersimliler geçmişteki gibi aydın insanlar olmalıyız.
Biz aydın insanlar olduktan sonra, Dersim yaşamaya devam edecektir.

gözdecst
11.07.2006, 23:05
Ya lanet olsun Allah belalarını versin yaaa bu kadar olur muuuu insan değil bunlarr yaa olamazlar çocuklara bile nasıl kıydılarrr ve bu yazıyı okuyunca bikez daha lanet etiğim birşey var oda aleviliğini saklıyan ve dönen insanlarrr... onlarda bu insanların katili ne olursa olsun isterse yine aynı katliyam yapsınlar-ki o sıkarr-ben aleviyimmm bi canım var neslime feda olsunnn. dönen arkadaşlara lafımm yani şu olayları yaşayıpta hala kimliğimize sahip çıkamıyorsak yazıklar olsun bize...

KızılBant
12.07.2006, 15:06
dersimde süngülenen bebekler için bin kez lanet olsun katliam yapanlara

Vapurmania
14.07.2006, 12:13
merhaba tüm dersimlilere.

katliamları kınıyoruz. eskiden arkadaşımın dedeleri dağlarda yaşamaya mecbur kalmışlar bu katliam dönemlerinde... üzüldüm gerçekten alevilere zulüm edilmiş deniliyor acı verici.

svssyl
15.07.2006, 19:15
Zor. Çok zor. Bunları dinlemek, okumak. Ne denilebilir bilmiyorum. Cümleler yavan kalır. Lanette etmiyorum çünkü beni yetiştirenler bu katliamın öfkesini, intikam duygusunu koymadılar yüreğime. Bu da daha bir değerli kılıyor aleviliğimi, inancımı..

yusufçukgecegez
15.07.2006, 20:16
inanmıyorum.inanamam.burda anlatıldığı gibi olamaz.bir yerde bişeyler eksik yanlış hatalı.sebep ney,şartlar ney,çok anlamsız arştırıcam.bu çok büyük bir insanlık suçu.

gözdecst
15.07.2006, 23:15
inanmıyorum.inanamam.burda anlatıldığı gibi olamaz.bir yerde bişeyler eksik yanlış hatalı.sebep ney,şartlar ney,çok anlamsız arştırıcam.bu çok büyük bir insanlık suçu.
aynen böle arkadaşım akıllara durgunluk veriyo ama aynen böle bu kadar adiceeee...

yusufçukgecegez
16.07.2006, 00:02
burdaki yazıdan şöyle bir sonuç çıkıyor.kendi halinde yaşayan dersim halkı,hiçbir sebep yokken askerler tarafından evlerinden yurtlarından kopartılarak pek çoğu çoluk çocuk hunharca katledildi.bu cumhuriyet zamanında,türk ordusu tarafından keyfi yapıldı.ben bu yazıdan bunu anladım.böyle bişey olamaz.bunda bir yanlışlık var.hiçbir ordu kendi halkını bu şekilde katletmez.hele hele atatürk ve cumhuriyet ordusu.burda bir yanlışlık var.acı bir olay yaşanmış ama bazı sürtüşmeler olmalı.yoksa hitlerin yahudilere yaptığından daha kötü bişey bu.

gözdecst
16.07.2006, 01:02
burdaki yazıdan şöyle bir sonuç çıkıyor.kendi halinde yaşayan dersim halkı,hiçbir sebep yokken askerler tarafından evlerinden yurtlarından kopartılarak pek çoğu çoluk çocuk hunharca katledildi.bu cumhuriyet zamanında,türk ordusu tarafından keyfi yapıldı.ben bu yazıdan bunu anladım.böyle bişey olamaz.bunda bir yanlışlık var.hiçbir ordu kendi halkını bu şekilde katletmez.hele hele atatürk ve cumhuriyet ordusu.burda bir yanlışlık var.acı bir olay yaşanmış ama bazı sürtüşmeler olmalı.yoksa hitlerin yahudilere yaptığından daha kötü bişey bu.
dersim halkı ne yaparsa yapsın yapmış olsun bu onların bu şekilde katledilmesini gerektirmiyor. yanlışmıyım?

yusufçukgecegez
16.07.2006, 10:49
yanlış değilsin.katliam hoş görülemez.ama nasıl olduğuda çok önemli.özellikle söz konusu katliam yapan cumhuriyet ordusu iddiası var burda.henüz savaşdan yeni çıkmış toparlanmaya çalışan bir ülke.bir bataktan çıkmaya çalışıyor.birlik ve beraberlik gerektiriyor.kurtuluş savaşında olduğu gibi.dersimliler kurtuluş savaşında yeralmadımıki,omuz omuza savaşmadımıki 18 yıl sonra ne sebepten katliam yapıldı.birşeyler olmalı.bir karışıklık bir yanlış anlaşılma,yoksa ordu kurtuluş savaşında omuz omuza olduğu halkı neden yoketmek istesin.bu çok ağır bir suç vede suçlama.cumhuriyet için.

Gannush
16.07.2006, 12:54
yanlış değilsin.katliam hoş görülemez.ama nasıl olduğuda çok önemli.özellikle söz konusu katliam yapan cumhuriyet ordusu iddiası var burda.henüz savaşdan yeni çıkmış toparlanmaya çalışan bir ülke.bir bataktan çıkmaya çalışıyor.birlik ve beraberlik gerektiriyor.kurtuluş savaşında olduğu gibi.dersimliler kurtuluş savaşında yeralmadımıki,omuz omuza savaşmadımıki 18 yıl sonra ne sebepten katliam yapıldı.birşeyler olmalı.bir karışıklık bir yanlış anlaşılma,yoksa ordu kurtuluş savaşında omuz omuza olduğu halkı neden yoketmek istesin.bu çok ağır bir suç vede suçlama.cumhuriyet için.


Cumhuriyeti kuran kadrolar Osmanlı bürokrasisi. Eskiye nostalji yapmışlardır. Ne de olsa Osmanlı da, aşırı güç kullanarak Anadolu'daki insanları sindirmedi mi?
Bırak 1940ları, daha 1980de bir darbe oldu, ülkede ne kadar ilerici varsa, hapse tıkılıp tarifsiz işkencelerden geçirildi. Ülkede aşırı dincilik devlet eliyle desteklendi. Şimdi aynı zümre ortalığı velveleye veriyor. "Laiklik gidiyor laiklik gidiyor."
Yani diyeceğim şu, Osmanlı bürokrasisini ve vatandaşına bakışını bilen kişi için böyle acımasızlıklar şaşırtıcı değil.... Aynı durum hala devam ediyor maalesef :thumbdown :sad:
Vatandaşını şapka takmadığı için, istiklal mahkemelerinde idam ettiren bir zümre söz konusu........

manifesto
16.07.2006, 13:13
Dersim olayları derken "Dersim İsyanı" denmesi tesadüf mü?
Yani oradaki vatandaşların alevi kimliğinden çok ayrılıkçı kürt kimliklerinin ön planda olduğunu es geçemeyiz sanırım...
Yani olaylar durup dururken yaşanmış gibi anlatmayalım lütfen..
Kürt Aşireti lideri Seyyid Rıza Kürdistan özlemi ile isyan etmek istemişdir ve olaylar bu yüzden başlamışdır.
Yani sanki dersimde yaşananlar oradaki vatandaşların inançlarından dolayı kaynaklanmış gibi ifade etmek doğru değil.
Şeyh Said gibi ingilizlerin oyununa gelen ve ayrılıkçı hareketlere girişen insanlara karşı elbette tedbir alınmalıydı.

Gannush
16.07.2006, 13:24
@manifesto

Yahu... Siz İslamcılar, dindanlar sürekli Atatürk Cumhuriyetinden şikayetçi olursunuz. Ama yeri gelince de aşırı güç kullanmasını, eziyetini onaylarsınız... Nasıl iştir bu?

MetinK
16.07.2006, 13:30
Seyit Riza ve Dersimlilerin Ingilizlerle isbirligi yaptiklarina dair elinde belge,kaniti olan var mi?Merak ettim dogrusu.Olaylari carpitarak,manupüle ederek anlatmak,karalamak bireylere de bulasmis.
Olmamis,yapilmamis seyleri olmus gibi göstermesin kimse.Resmi ideologlar bunu zaten layiki ile yapiyor kendinizi bosuna yormayin...

Dersimliler kendi özgüclerinden baska kimseden destek almamislardir.Hele dis güclerle...
Dis güclere sitlarini dayayanlari halkimiz cok iyi biliyor ve taniyor...

Gannush
16.07.2006, 13:36
Seyit Riza ve Dersimlilerin Ingilizlerle isbirligi yaptiklarina dair elinde belge,kaniti olan var mi?Merak ettim dogrusu.
Benim okuduğum kaynaklarda, İngiliz UFO'larının Anadolu'nun ortasındaki Dersim üzerine gelip, yerli halka ışın kılıçları dağıtıp, Cumhuriyete karşı kışkırttıkları yazıyordu. :stuart: :laugh: :clown: :rolleyes:

DEMIR CAN
16.07.2006, 14:25
Katliami hic bir surette onaylayamayiz.
Ancak ben bu katliamin Kemalist ideoloji ve onun taraftarlari tarafindan yapildigina inanmiyorum.
Bu devlet icinde her zaman yobazlar etkindi.Ve seksen kusur yillik cumhuriyet tarihimiz onlarla mucadele etmekle gecti.Orduda da Osmanli kadrolarindan hala Cumhuriyeti icine sindiremeyen binlerce asker ve subay vardi.
Belki kendileri de bi miktar kurtulus savasina destek verdiler, ama Hilafet falan kaldirilinca nasil yapsak da Alevileri, Kurtleri cumhuriyete dusman etsek, su cumhuriyeti nasil catirdatsak da gene padisahlik gunlerine geri donsek die -tabii Ingilizlerin ajanlarinin hazirladigi ortami da firsat bilerek- bu katliami yaptilar.
Bu katliam devlet icindeki yobazlarin ve fasistlerin gerceklestirdigi bir olaydir.
Ben bunu Kemalist dusunceye maal edemiyorum.

Ama bilgiler eksik.Olaylarin nasil ve ne sekilde basladigini kim biliyor?Ben bilmiyorum bilgisi olan paylassin.Ki bir daha boyle firsatlar gecmesin kimsenin eline.

ABD'li baris gonullulerinin 70'li yillarda Malatya'yi nasil karistirdiklarini hatirlayin.
Buna benzer birseyler olmali.

manifesto
16.07.2006, 15:15
gannush ; Yahu... Siz İslamcılar, dindanlar sürekli Atatürk Cumhuriyetinden şikayetçi olursunuz. Ama yeri gelince de aşırı güç kullanmasını, eziyetini onaylarsınız... Nasıl iştir bu?
:) garip geliyor değil mi.Açıklayaım, biz geçmişde yaşananları dini ve dindarı ortadan kaldırmayı hedefleyen eylemleri kabul etmedik bilhassa tek parti cuntası döneminde..Ama Türkiye demokratikleşdikçe bu sorunlarda azalıyor.
Bütün yurttaşların hassas olduğu konular vardır.Birlik ve bütünkük gibi..şimdi dersim olayları neden başladı acaba bileniniz var mı?

Olaylara isterseniz şöyle bir kısaca değinelim..

Dersim İsyanı :
Osmanlı döneminde yüzyıllarca yurtluk ve ocaklık biçiminde özerk olarak yönetilen Dersim bölgesinde özellikle Tanzimat döneminde merkezi yönetimin güçlendirilmesi amacına yönelik düzenlemelerine karşı sık sık ayaklanmalar çıkmıştır.(1847,1877-78,1885,1892,1893-95,1907,1911,1916
Yörenin doğal koşulları ve aşiret temeline dayanan toplumsal yapısı, merkezi yönetimlerin otorite kurmasını engellemişti. Cumhuriyet döneminde de bölgede egemen olan aşiret düzenini dağıtmak ve devlet gücünü yerleştirmek amacıyla bazı girişimler yapıldı.1930'ların ilk yarısında bölgede meydana gelen ayaklanmalar bastırıldıktan sonra , 1935'te 2884 sayılı Tunceli Vilayeti'nin idaresi hakkında kanun çıkarıldı. Buna göre Tunceli iline bir askeri vali atanacaktı. Aynı zamanada dördüncü genel müfettiş sıfatını alan valinin (general Abdullah Alpdoğan) geniş yönetsel , askeri ve yargısal yetkileri vardı. Düzeni sağlamak ve güvenlik açısından gerekli gördüğü durumlarda ilde yaşayan kişileri ve aileleri ,il sınırları içinde bir yerden bir başka yere göndermeye , il sınırları içinde oturmalarını yasaklamaya da yetkiliydi.

Yasanın uygulanmaya başlamasıyla 1937 başlarında yeni olaylar çıktı. Bölgede güvenlik sağlanamadı ve hükümet otoritesi kurulamadı. Bu sırada Suriye sınırına ve sınıra yakın bölge ve illerde benzer olaylar görüldü. Hatay'a bağımsızlık tanıyan Milletler Cemiyeti kararından sonra ,TBMM'de yapılan görüşmelerde, bu gelişmelerin başta Fransa ve Fransa'nın mandası altındaki Suriye tarafından kışkırtıldığı ileri sürüldü. Başbakan İsmet İnönü ise, Tunceli İlinde iki yıldır izlenen reform programının amacının bölgenin uygar bir hale getirilmesi olduğunu belirterek,programa karşı bölgede direniş olduğunu belirtti.

Kureyşan aşireti reisi ve kendisine 'Dersim generali' sıfatını yakıştıran Seyit Rıza önderliğinde asker ve vergi vermek istemeyen aşiretlerce yeni bir ayaklanma patlak verdi. Ayaklanmaya Kureyşan aşireti dışında Haydaran,Yusufhan ve Demenan aşiretlerinden oluşan yaklaşık 5,000 kişilik bir ayaklanmacı grubu katıdı.Ayaklanma 20-21 mart gecesi Harsik köprüsünün yıkılması ,köprüyle Kahnut bucağı arasındaki telefon hattının kesilmesiyle başladı. Mart-Nisan 1937'de olayların genişlemesi üzerine general Abdullah Alpdoğan komutasında başlatılan askeri harekat ,13 eylül 1937'de sona erdi. Yöre halkının bir kısmı başka illere gönderildi.

Askeri harekattan sonra yapılan yargılma 15 Kasım 1937'de sona erdi. Ayaklanmanın lideri Seyit Rıza ile 6 kişi idam edildi. Çok sayıda ayaklanmacı değişik hapis cezalarına çarptırıldı. Ama olaylar durulmayınca 1938'de yeni bir ayaklanma çıktı. Bunun üzerine başlatılan ikinci askeri harekat sonunda Eylül 1938'de ayaklanma tamamen bastırıldı
___________________________
Şimdi olaylar kısaca böyle iken olayı alevi karşıtlığı ve alevilere dönük inançlara dönük bir eylemmiş gibi lanse ettirmek doğru değil..
Masum insanların zarar görmesi ve aşırı güç kullanılması elbette tasvib edilemez..ama meselelerin başlangıcını gelişmesini görmezden gelerek sadece olaylara ve sonuca bakmak doğru olmaz sanırım

Gannush
16.07.2006, 16:45
Dersim'in üzerine gidilmesini, ben ülkede diktatörlük rejimi kurmak istemelerine bağlıyorum. Cumhuriyet elitleri tek parti rejimini ülke sathına yaymak istemişler, direnişle karşılaştıkları heryerde, muhalefeti ezmişlerdir.
Dersim'in tarihi olarak Osmanlı ile sorunlu olması falan bahanedir. Dersim cumhuriyetin kuruluşu döneminde Kemalistlere destek vermiştir.

Manifesto,
Sen devlet fetişi ile hareket ediyorsun.. Devlet yönetim, devlet idaresi ..vs. Devlet bir sosyal sözleşmedir. Karşılıklı yükümlüğe dayalıdır. Daha fazlası değil. Ancak yönetenler bu sözleşmeyi saptırıp, devlet erkini kendi iradeleri haline getirirler. Halkla araları açılır. Bu Türkiye'ye özgü bir şey değil, diğer ülkelerde de aynı şekildedir.
Atatürkçüler her seferinde söylemlerinde Osmanlı'nın Türk halkının özgürlüğünü gasp ettiğini idda ederler.. Peki, madem öyle ise : Osmanlıya isyan eden, vergi vermeyen, Osmanlı devletine soğuk bakan Dersim yöresinin üzerine neden giderler aynı sebeple? Ortada gayri meşru bir Osmanlı iktidarı var ise, Atatürkçülere göre, geçmişte Dersimlilerin sorun yaşaması doğal değil midir?

Diğer ülkelerde yeni rejim oluşturulma süreçlerine bakıyorum, onlar konvansiyon kurup, yeni rejimin esaslarını içeren anayasalar yazıyorlar. İngilizlerin Magna Carta'sı, Fransızların Konvansiyonu, Amerikalılar'ın Kuruluş Sözleşmeleri var..etc.
Geniş katılımlı meclisler ile ülkelerin yeni rejimleri oluşturulmuş.
Türkiye'de devlet-vatandaş ilişkisini düzenleyen, muazzam devlet erkinin vatandaşı ezmesini engelleyen, vatandaşlık haklarını içeren yazılı belge hangisidir? Var mıdır böyle bir belge?
..
Anayasalar, çiğnenip atılmış, ülkenin Ankara'da alınan kararlarla medenileştirilebileceği sanılmıştır. Dersim olayı da, yetkiyi ele geçirenin karşısındakini ezip yok etmeye çalışmasının bir örneğidir. Tek parti diktatörlüğünün ifadesidir.
.......
Kurulan düzen de tek parti diktatörlüğünün düzenidir... Bu kadar insanın ölmesine değecek bir icraatin ortada olduğu kanaatinde değilim.

manifesto
16.07.2006, 17:32
Sn.Gannush yorumlarınıza aynen katılıyorm..
Bakın yazının başında şu ifade vardı;
Osmanlı döneminde yüzyıllarca yurtluk ve ocaklık biçiminde özerk olarak yönetilen Dersim bölgesinde...
Yani bu problemi bir şekilde Osmanlı görmüş ve olayın çözümü adına birtakım yönetim modelleri geliştirmiş.

Ama sizde bende biliyoruz ki cumhuriyetin ilanından kısa bir süre sonra ulus devlet kavramı ortaya atıldı..ve şeyh sait ile birlikde güneydoğuda ve bilhassa kürt vatandaşlarımızda biz bu cumhuriyetin neresindeyiz sorgulaması başladı..ve haklarının meşru müdafasına girişdiler..ama bu hiçbir zaman isyanı ve terörü meşru kılmaz..Elbette Dersim olaylarının geri planından Cumhuriyetçi elitlerin rejim dayatması var..Onların bölge halkını ve bölge kültürünü inkarı var...bu isyan bu tutuma bir tepki idi belkide ama güvenlik için devletin kolluk kuvvetlerinin önlem alması da heralde yadırganamaz.
Artık o eski Türkiyede yaşamıyoruz..Ülkemiz giderek demokratikleşiyor ve 80 yıllık yok saymanın ülkeye bir fayda sağlamayacağı yavaş yavaş görülüyor..Ancak bu süreci tıkamaya çalışanlar var ..işte sorun onların ayıklanması..
Ülke vatandaşları arasında ayrım yapan yöneimler elbette adil ve kalıcı barışı sağlayamazlar..onun için birbirimize şans vermeliyiz...Dersim olayları yaşandı ve bitti sorun şimdi o olayların neden başladığını iyi kavrayıp sorunun kalıcı çözüme ulaştırılması..

MetinK
16.07.2006, 17:42
manifesto:
Kureyşan aşireti reisi ve kendisine 'Dersim generali' sıfatını yakıştıran Seyit Rıza önderliğinde asker ve vergi vermek istemeyen aşiretlerce yeni bir ayaklanma patlak verdi

Herseyi devlet ideolojisiyle onun tarihi ile gören insanlar daha bastan kuma sapliyorlar kafalarini.Carpitma ve yanlis bilgilendirmeler insana söyleyecek söz birakmiyor.Yanlis bilgilendirmeler alip basini gidiyor.Bilmeyen de Dersim Tarihcisi zanneder.O kadar söylenir kimse bilmiyor diye ayiplanmaz.Bilinmeyen konular da susmak,ögrenmeye calismak ve aydinlanmak daha iyi degil mi?

S.Rıza, Dersim'in (Six Hesenu) Şeyh Hasanan Aşsireti'nin Yukarı Abbasan (Abasu) kabilesi reislerinden Seyit İbrahim'in en küçük oğludur.

O döneme göre cok bilgili,okumus ve kütüphanesinde 2000 e yakin kitabi bulunan bir insandir.

Dersim'in K.Sor ve Lirtik bölgelerinin Deri Ari Köyü'nü karargah edinen S.İbrahim ölünce, aşiretinin liderligini halef olarak tayin etmiş olduğgu Seyit Rıza üstlenmiştir.
Babasının ölümünden sonra S.Rıza Tujik Dağı etegindeki Ağdat Köyüne göcüp buraya yerleşmiştir.
O döneme göre cok bilgili,okumus ve kütüphanesinde 2000 e yakin kitabi bulunan bir insandir.

Ağdat Köyü, Hozat'ın Sin Nahiyesi'ne bağlıdır. Elazığ İstiklal Mahkemesi C.Başssavcıisı Hatemi Şahamoğlu, S.Rıza'nın bu köyde "Viyalık" ve "Sesen Kale" olarak bilinen, ilki siyasi, ikincisi askeri iki karargahı bulunduğunu söylemistir. (Bk: "Belgelerle Dersim Ra*porları")

Dersim ve Kocgiri ile Seyh Said Olayini iliskilendirmek de son derece yanlistir.
Özleri itibari ile aralarinda farklar vardir.

DEMIR CAN
16.07.2006, 22:10
Ben Seyh Said isyanini dinci bir ayaklanma olarak biliyorum, etnik degil.Yanlis mi biliyorum?Seyh Said isyani ile Dersim'i nasil bir tutabiliriz ki?

yusufçukgecegez
16.07.2006, 23:18
Cumhuriyeti kuran kadrolar Osmanlı bürokrasisi. Eskiye nostalji yapmışlardır. Ne de olsa Osmanlı da, aşırı güç kullanarak Anadolu'daki insanları sindirmedi mi?
Bırak 1940ları, daha 1980de bir darbe oldu, ülkede ne kadar ilerici varsa, hapse tıkılıp tarifsiz işkencelerden geçirildi. Ülkede aşırı dincilik devlet eliyle desteklendi. Şimdi aynı zümre ortalığı velveleye veriyor. "Laiklik gidiyor laiklik gidiyor."
Yani diyeceğim şu, Osmanlı bürokrasisini ve vatandaşına bakışını bilen kişi için böyle acımasızlıklar şaşırtıcı değil.... Aynı durum hala devam ediyor maalesef :thumbdown :sad:
Vatandaşını şapka takmadığı için, istiklal mahkemelerinde idam ettiren bir zümre söz konusu........

bahsettiğimiz cumhuriyet ordusu,osmanlı ordusu değilki.yeni bir cumhuriyet kurulmuş.ve düzen sağlanmaya çalışıyor.yani devlet bir müddet diktatör davranmak zorunda.aksi takdirdekurulan cumhuriyette parçalanır gider.yani ordu ne pahasına olursa olsun düzeni sağlamak zorunda.idam edilenler suçlu değillerdi.ama düzen kurmada diretiyorlardı.bu idam edilmelerini haklı çıkarmaz.ama düzende malesef devletin zayıf olduğu zamanlarda kaba güç kullanılarak sağlanır.benim dedemin babasıda köyün imamıymış ve çok dayak yemiş karakollarda.çıkan yasalara itiraz ettiği için.askerlik yaptıysan bilirsin.bir emir yanlışda olsa uygulanmalıdır,düzen böyle sağlanır.cumhuriyetin ilk yıllarıda böyledir.her emre ve yasaya itaat etmek gerekir.kısa zamanda düzenin sağlanması ve hakların elde edilmesi için.

Gannush
17.07.2006, 02:23
Ne düzeni yaw? Ülkede zaten düzen var. Ülke köylü. Köylülük özü gereği düzeni kendi içinde sağlar. Hayat kendi ritmi içinde akar gider köylülükte. Sarayda ya da başkentteki olaylar pek az yankı bulur taşrada. Senin "düzen" dediğin şey, kapitalizme modernizme özgü kavramlar daha çok.
Asıl düzensizlik çıkaran şey, halk tabakalarında yaşanan olaylar değil; Ankara'da hizipler arasındaki mücadele. İktidarı elde etmek için, mücadele oluyor. İktidarı elde eden de, karşı tarafı sindirmek için, hiç bir fırsatı kaçırmıyor.
Murat Belge buna dair bir yazı yazmıştı. Linkini vereyim

http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=193032&tarih=16/07/2006

Gannush
17.07.2006, 03:54
Artık o eski Türkiyede yaşamıyoruz..Ülkemiz giderek demokratikleşiyor ve 80 yıllık yok saymanın ülkeye bir fayda sağlamayacağı yavaş yavaş görülüyor..Ancak bu süreci tıkamaya çalışanlar var ..işte sorun onların ayıklanması..
Ülke vatandaşları arasında ayrım yapan yöneimler elbette adil ve kalıcı barışı sağlayamazlar..onun için birbirimize şans vermeliyiz...Dersim olayları yaşandı ve bitti sorun şimdi o olayların neden başladığını iyi kavrayıp sorunun kalıcı çözüme ulaştırılması..


Biliyorsun ben zaten ılımlı birisiyim. Objektif bakmaya çalışıyorum. Türkiye'deki insanların birbirleri ile barışması gerekiyor. Karşılıklı adımların atılması şart. Bunda hemfikirim.

Ama öte yandan ikinci dediğine katılamıyorum maalesef. Bugün Tunceli hala mahrumiyet bölgesi. Nüfusunun yarısı asker. Baskı devam ediyor.

cagdascetin
17.07.2006, 05:55
Dersim olayları derken "Dersim İsyanı" denmesi tesadüf mü?
Yani oradaki vatandaşların alevi kimliğinden çok ayrılıkçı kürt kimliklerinin ön planda olduğunu es geçemeyiz sanırım...
Yani olaylar durup dururken yaşanmış gibi anlatmayalım lütfen..
Kürt Aşireti lideri Seyyid Rıza Kürdistan özlemi ile isyan etmek istemişdir ve olaylar bu yüzden başlamışdır.
Yani sanki dersimde yaşananlar oradaki vatandaşların inançlarından dolayı kaynaklanmış gibi ifade etmek doğru değil.
Şeyh Said gibi ingilizlerin oyununa gelen ve ayrılıkçı hareketlere girişen insanlara karşı elbette tedbir alınmalıydı.

bu da başka bir iki yazınız;


Bugüne kadar hiçbir kimse sırf alevi olduğu için öldürülmemişdir...başbağlardaki insanlarda sünni oldukları için öldürülmemişdir...siyasi ve toplumsal sebepler belki..geçmişde 70 80 li yıllarda çokça insanımız öldü ama bu olaylar alevi sünni olayları değildi...


Bu ülkede alevi olduğu için kaç kişi öldürülmüş??? Benim haberim yok da bilgi almak için soruyorum..Ben sırf alevi olduğu için öldürülen bir kişiye bugüne kadar rastlamadım.
Geçmişde ki sağ sol kavgalarını alevi sünni kavgası gibi servis etmek bilgisizlik veya maniplasyon olsa gerek...

? Hangi şehitler bunlar?..Türban bir inanç esasıdır..sizler inançlara karşı mücadfele mi ettinizde ölü ve zaihat verdiniz onu anlamadım..Çanakkalede şehit düşen askerin al yazmalı eşi...
Şehitler kimin ve bu evlatlar kimin bir daha düşünün bence...
Makale bence gayet objectif ve doğru tesbitler var..

sanırım arkadaşlar ne demek istediğimi anladınız.Evet Şeyh Said'le bu ayaklanma bir tutulamaz.İkisinin amaç farklı bir sefer.Ama şu dediğinize karılıyorum Şeyh Said İngiliz kışkırtmasıyla ayaklanma çıkartmıştır.Ama ikisinin farklı yanı Şeyh Said'dede insan öldü ama orda toprak kaybedilmiştir burada insan.

Ama şunu iyi biliyorum İnsan olmayanlar taki son nefesini verene kadar can demenin ne olduğunu anlamazlar.

yusufçukgecegez
17.07.2006, 15:06
Ne düzeni yaw? Ülkede zaten düzen var. Ülke köylü. Köylülük özü gereği düzeni kendi içinde sağlar. Hayat kendi ritmi içinde akar gider köylülükte. Sarayda ya da başkentteki olaylar pek az yankı bulur taşrada. Senin "düzen" dediğin şey, kapitalizme modernizme özgü kavramlar daha çok.
Asıl düzensizlik çıkaran şey, halk tabakalarında yaşanan olaylar değil; Ankara'da hizipler arasındaki mücadele. İktidarı elde etmek için, mücadele oluyor. İktidarı elde eden de, karşı tarafı sindirmek için, hiç bir fırsatı kaçırmıyor.
Murat Belge buna dair bir yazı yazmıştı. Linkini vereyim

http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=193032&tarih=16/07/2006

teşekkür ederim ama,benim demek istediğim,dersimde yapılan lar.amaç itbari ile.ordaki kendi halinde yaşayan köylü halkı katletmek amacı güdülmemiş olmasıdır.ortada bir yanlış anlama ve anlaşılma,zorla düzen sağlamaya çalışma,ve bu düzenin niçin yapılacağını anlayamayan halkın buna karşı koyması durumu vardır.ortada bir kargaşa oluşmuş ve,ordu zor kullanmışdır.halkda buna tepki göstermiştir.zaten bu gibi durumlarda bir fitne bir kıvılcım yeter.herşey alır başını gider.yani olayda kasıt yokama sonuçta ölen pekçok masum var.burda bir suçlu varsa oda bu kargaşayı fitilleyendir.

dersimli1975
15.08.2006, 23:44
insanlik tarihi cogu kez soykirimlara tabi tutulmusve her türlü zorlugu yasamis bir olgudur .insanlarin dilini yasaklamak onlari ölüm ile cezalandirmak aydimlari cezalandirmak ,yakmak yikmak talan etmek insanlari sürgüne göndermek cok rastlanan bir olaydir .yanliz bunu yapanlar bu yaptiklarinin hic bir sonuc vermedigini gördüler .insanlari soy kirimlar ile yok edemezler bir halki yok etmek imkansizdir yeryüzündeki savaslar ve toplu katliamlari bu dünyanin neresinde olursa olsun kime karsi olursa olsun kiniyorum

kilite_kou
06.11.2006, 09:40
http://www.themunzur.org/images/gallery/tunceli_merkezin_kurulusu_1930_lar.jpg

maymay
06.11.2006, 11:36
Evladi kervelayme, be gunayime, ayvo zulumo, cinayeto.
Evlad-i kerbelayiz, gunahsiziz, ayiptir, zulumdur, cinayettir.

Bu sozleri Seyit Riza kendini asmadan soyledi. Duyunsunlar, duysunlarda insan olsunlar.

http://images.google.be/images?q=tbn:UA88hX8B1SHHuM:http://www.gundemimiz.com/resimler/seyit_riza.jpg

Idam edildiginde, kendisinin ipi boynundan gecirdigini, ve bu sozleri soyleyince, bunu anlatan adam :
"Tuylerim diken diken oldu" dedi.

günbatur
06.11.2006, 13:05
Istanbul'da çikan "Son Posta" gazetesinin yazarlarindan Osman Mete 1948 yilinda Dersim'de yaptigi inceleme ve arastirmalar üzerine sunlari yazmisti:

"Tunç Eli'ne gittim. Burasi eski Dersim'dir. Issiz ve insandan arindirilmis bu yerleri gezdim. Kalan'dan Araraî'a kadar, orada bulunan halk ile konustum. Onlar tahsildardan ve adi bir jandarmadan baska bir hükümet memuru görmemisler. Köylerin içerisine girdim. Bu köyler yaklasik bes kilometrekare genisliginde araziler üzerinde kurulmus ve her ev bir küçük tepe üzerine yerlestirilmistir. Buradaki insanlari görmek ve onlarin yasamlarini ve ruhunu anlamak istedim. Ama maalesef bizim eski zamanimizdan kalmis hiçbir eser göremedim. Sa-naat kesinlikle yoktur, ziraat ve ticaret yoktur. Orada bütün hayatini yüz keçisinin arkasina baglayan çaresiz insanlari gördüm. Tunç Eli, eski Dersim, besinci asri yasiyor ve bugünkü gelisen Türkiye'nin sinirlari içinde bulunmasina karsin yirminci asrin nimetlerinden hiç de yararlanmamis. Nihayet basim döndü ve bir Türk çocugu olarak duygularim yaralandi ve üzüldüm."
"Tunç Eli vilayet merkezi Kalan'dir. Munzur çayi üzerinde kurulmus sadece elli haneden olusan bir yer. Bu bogaz da hiçbir saglikli girisim ve özen görmemis ve yilda burada üç milyon lira yitiyor. Kalan'da bu köy niçin bu kadar uygun olmayan bir yerde kurulmus diye sordum. Bana dediler ki, Dersim olaylari temizlendikten sonra Dersim'de bir il merkezi kurmak için bogazlar komisyonu tarafindan o dönemin müfettislerinden Abdullah Pasa'ya görev verilmis ve Abdullah Pasa diger uzmanlarin fikrine karsin bu yeri uygun görmüs. Uzmanlar itiraz ve sikayette bulunup 'Pasam burada il yapilir mi ve buraya milyonlar harcanir mi' demelerine karsin Abdullah Pasa düsüncesinde israr etmis ve il merkezini orada kurmustur.
Burada insanlar sadece keçi gütmekle mesguldürler. Kadinlar özellikle fazla çalisirlar ve erkekler bos otururlar. Söyle ki, Dersim'de insan yasami yüzde seksenbes durmus ve kötürüm haldedir. Fikir yoktur, çünkü okul, medrese yoktur. Medeniyet sartlarinin hiçbir usulü ve zerresi buraya girmemistir. Onbinlerce insanin nüfus kagidi ve kaydi bile yoktur. Doktor yoktur, ilaç denilen bir sey orada bilinmemektedir. Köyleri birbirine baglayan yollar yoktur. Dersim halkindan herhangi biri hükümet denilince sadece tahsildari ve jandarmayi bilir. Bu yörede yüzbindenfazla nüfus yasamaktadir. Bu bayagi ve insanlik disi halin sorumlulugu hükümetimizin düzenledigi heyetlerin olsa gerekir. Çünkü biz hükümet olarak Dersim'den aliyoruz, fakat Dersim'e bir sey vermiyoruz. Bu sorumlu durumu devam ettirmeye hakkimiz yoktur."

KızılBant
08.11.2006, 15:16
http://www.themunzur.org/images/gallery/tunceli_merkezin_kurulusu_1930_lar.jpg

Cami lojman Kışla asimilenin büyük araçları.

domanı_dersim19
01.12.2006, 19:32
evet nenemden çok kez dinlemişimdir o dönemleri...nenem bizzat şahit olmuştur...

KızılBant
04.12.2006, 16:55
çok katliyamlar yapmışlar. Dİyorlarki o dönem ulu Munzur suyu kırmızı akmış

nalet olsun katleden faşistlere.

maymay
04.12.2006, 17:04
Silo Qizin turkulerini dinlerseniz cok sey anlatiyor katliam uzeri.

KızılBant
04.12.2006, 17:08
Silo Qizin turkulerini dinlerseniz cok sey anlatiyor katliam uzeri.

Sİlo qız kırmanc dengbejlerinden. Olayları güzel anlatıyor. Türklerin katliyamlarından bahsediyor. TÜrk ordusunun yaptığı zalimlikler. 7 yaşındaki bebekden 70indeki ihtiyarına katletmesine kadar.


Eminimki o dönem Türk ordusunun zenginliği olsa Hitler gibi bizim hepimizi gaz odalarına atardı.


Kahrlsun FAŞİZM

minerva
04.12.2006, 17:16
Olayın ne olduğunu tam bilmiyorum. Cemo, Memo 1 ve Memo 2 adlı kitapları okumuştum. Yazar olayları romanlaştırarak anlatmış. Ama insanın içi acıyo :(

alevi_murat24
04.12.2006, 18:21
Sİlo qız kırmanc dengbejlerinden. Olayları güzel anlatıyor. Türklerin katliyamlarından bahsediyor. TÜrk ordusunun yaptığı zalimlikler. 7 yaşındaki bebekden 70indeki ihtiyarına katletmesine kadar.


Eminimki o dönem Türk ordusunun zenginliği olsa Hitler gibi bizim hepimizi gaz odalarına atardı.


Kahrlsun FAŞİZM

kardeşi elbette kahrolsun faşisizm . ama "Türklerin katliyamlarından bahsediyor." kelimene üzldüm açıkcası burada genelleme yapılmış gibi algıladım ama senin bunu yapmadıgını düşünüyorum. ama burada bütün türkler zan altına alınmış gibi oluyor. ama bunun bir dalgınlık oldugunu düşünüyorum.

dersimde yaşanan olayları ögrendikce dahada anlıyorum .

maymay
04.12.2006, 18:55
kardeşi elbette kahrolsun faşisizm . ama "Türklerin katliyamlarından bahsediyor." kelimene üzldüm açıkcası burada genelleme yapılmış gibi algıladım ama senin bunu yapmadıgını düşünüyorum. ama burada bütün türkler zan altına alınmış gibi oluyor. ama bunun bir dalgınlık oldugunu düşünüyorum.

dersimde yaşanan olayları ögrendikce dahada anlıyorum .

Turkler bu katliami yapti denirde denmezde, simdi bizim tarafa bu kadar fasizm olmasinin nedenleri, bizim Alevi olmamiz, ve Kurtlerin cogu yasadigi icin. Ben kurtum, ama Dersimde cogu kisi kendini turk diyorlar, artik zaten kimin ne oldugu belli degil, ben kisacasi Dersimliyim diyorum, Aleviyim, herseyden once insanim, gerisi onemli degil.

alevi_murat24
04.12.2006, 19:04
Turkler bu katliami yapti denirde denmezde, simdi bizim tarafa bu kadar fasizm olmasinin nedenleri, bizim Alevi olmamiz, ve Kurtlerin cogu yasadigi icin. Ben kurtum, ama Dersimde cogu kisi kendini turk diyorlar, artik zaten kimin ne oldugu belli degil, ben kisacasi Dersimliyim diyorum, Aleviyim, herseyden once insanim, gerisi onemli degil.

maksadım burada kızlbandı yargılamak degil . sadece orad bir genelleme anlamı oldugu için ben ona yazdım. evet dersimde katliamlar yaoılmıştır. ama unutmayalımki biz alevi olarak türk kürt ayrım yapılmadan baskı görmüşlerdir. bizim köyümüz (üzümlü şu an ilçe) yüzde 98 sünnibu köyde benim dedemin cenezesini alevi hoca kaldırdıgı için taşlanmış. şimdi ben bütün üzümlüyü taşlıyan dersem hata yapmış olurum veye bunu türkler yaptı dersem tezat olmazmı. ben bunu için arkadaşıma üzüntümü bildirdim sadece oda olumlu veye olumsuz degerlendirmesini yapması için . dedigin gibi artık kimin ne oldugu karışık bir durumda ama bunu açıkca söyleye bilirim aleviler daha farklı alevilerin kültürüne ve geçmişine çok baglı olduklarını düşünüyorum.

maymay
04.12.2006, 19:09
maksadım burada kızlbandı yargılamak degil . sadece orad bir genelleme anlamı oldugu için ben ona yazdım. evet dersimde katliamlar yaoılmıştır. ama unutmayalımki biz alevi olarak türk kürt ayrım yapılmadan baskı görmüşlerdir. bizim köyümüz (üzümlü şu an ilçe) yüzde 98 sünnibu köyde benim dedemin cenezesini alevi hoca kaldırdıgı için taşlanmış. şimdi ben bütün üzümlüyü taşlıyan dersem hata yapmış olurum veye bunu türkler yaptı dersem tezat olmazmı. ben bunu için arkadaşıma üzüntümü bildirdim sadece oda olumlu veye olumsuz degerlendirmesini yapması için . dedigin gibi artık kimin ne oldugu karışık bir durumda ama bunu açıkca söyleye bilirim aleviler daha farklı alevilerin kültürüne ve geçmişine çok baglı olduklarını düşünüyorum.

Evet orasi oyle, ben kendimi bir iraqli kurtden degil, bir sivasli aleviden daha yakin hissediyorum.

zülcenah
05.12.2006, 13:31
allahından bulurlar inşallah bu katliamı yapan *********

Vapurmania
05.12.2006, 13:32
yazık günah masum insanları öldüren yezitlere lanet olsun. Dersimlileri destekliyoruz

KaPLaN_
11.12.2006, 01:36
Hep birlikte lanet okumak yerine birlik olup faşizme ve siyonizme karşı durmalıyız diyorum ama bu görüntülerden sonra gerçektende lanet olsun !!!

ceto
10.01.2007, 15:11
HÜSEYİN AYGÜN


"1938 yıllarıydı. Üstümüzden uçaklar geçiyordu. Sanki bulunduğumuz yerde bizi görmüşlerdi. Köyün doğusundaki Gir tepesine bir miktar kağıt attılar. O tarafa gidip kağıtlardan birini aldım. Üzerinde hançer saplanmış bir yılan resmi vardı... Yılan bizler, saplanan hançer ise devletti. Çok zor günlerdi. İnsanlar yargısız ve sorgusuz öldürülüyorlardı. Asker görüldüğünde Kurt sesleri ile herkes kaçıp saklanıyordu. Bazen geceleri ormana ve mağaralara gidiliyordu. Bir gün sabah oldu, askerler köye geldi. Bizleri urgan, ip, tel gibi malzemelerle biribirimize bağladılar. Hese Mevali'nin evinin arkasındaki çukurda topladılar. Pah sırtının kuzeyindeki tüm Alan aşiretini buraya toplamışlardı. Çukura hâkim olan tarlanın yanındaki tepeye makineli tüfekler loınılmuştu. Son kafile olarak Alo Kaymakamgile sıra gelmişti. Onlar harman savuruyorlardı. Askerler almaya gidince bağırıp çağırmaya başladı. Kafilenin başındaki komutan yukarı tarafta duruyordu. Düdük çaldı ve niye bağırdığını sordu. Askerlerden 'Adak kurbanım var, bırakın keseyim ondan sonra götürün' cevabını alınca kurbanı kesmesine izin verdi. Koçu harmana getirip kesti. Koçu keserken Zazaca olarak Ya Xizir nu medağe tuyo; ni ma qirrkene; qirvanune ma kutıki wene' (Ya Hızır, ben sana kurban kesiyorum, ama bu kurbanını köpekler yiyecek, bizi öldürecekler) diyordu... Ali Aşkınları da getirip kafileye dahil ettiler. Komutan bu ailenin yanına gitti ve niçin bağırıp çağırdığını sordu. Ali Aşkın (Alo Kaymakam) 'Komutan, ben ve muhtarımız Ali Aydın 14 sene beraber askerlik yaptık. Paşalar at sırtında bizi Yemen'e gönderdiler. Gidip geldik, birçok arkadaşımız da yolda öldü. Buna karşılık siz bizi sorgulamadan öldürüyorsunuz. Bizim günahımız nedir. Onun için feryat ediyorum' dedi. Bu sırada iki süvari asker geldi. Atları tere boğulmuştu. Biri atından inip elindeki kağıdı komutana verdi. Komutan genç ve yakışıklı bir subaydı. Kağıdı okuyunca yüzüne renk geldi. Kafileye döndü 'Gözünüz aydın, vur emri durdurulmuştur' dedi. O sırada kafilede bir uğultu başladı. Herkes ağlıyordu. Böylece kurşunlanarak öldürülmekten kurtulduk."

1938'li yıllarda en azından çocuk olan her Dersimli, 38 katliamına dair acı anılar taşır. Yukarıdaki anı Tunceli'de iki dönem belediye başkanlığı da yapan Süleyman Kırmızıtaş tarafından yayınlanan "İnadına Dersim'de Yaşamak" kitabında naklediliyor. Henüz çocukken "feleğin çemberinden geçen" Süleyman Kırmızıtaş, 38'de bir oyun gibi yaşadığı olayları yıllar sonra böyle anlatıyor.

Servan
11.01.2007, 18:48
evet yasanan bu olaylar gercekten de cok acı benimcevremde de 38 i yasayanlar var.insan olayları dinleyince kanı donuyor.

odtülü aslan
12.01.2007, 00:43
38 lere kadar gitmeye gerek yok.93 yılında Dersimli arkadaşlarımdan biri kürtlerin göçe zorlandığı o dönemde kurşunlanarak sakat bırakılmıştır.

falcon0662
12.01.2007, 10:30
yakın tarih 92 de koyler bosaltıldı dersimde su an kırmızıkopru bombos

munzur_62
12.01.2007, 12:07
Aynen böyle bir anı benim kirvemin babasındada var köy meydanına toplamışlar makinelileri etraflarına dizmişler Vuracakken Paşa gelip sizi affettim gidin dağda ot toplayın demiş

Bakır
19.01.2007, 19:13
69 YIL SONRA KONUŞTU


Abdullah Çiftçi, Dersim İsyanı'nda görevli askerdi. Tam 69 yıl sonra 112 yaşına geldiğinde suskunluğunu bozdu ve yaşadıklarını anlattı. Bir hafta sonra da yaşamını yitirdi. Çiftçi, Atatürk'ün isyan çıkmaması için çaba gösterdiğini, 'katliam emrini İnönü'nün verdiğini' açıkladı

Dersim isyan önderi Seyit Rıza yakalanmış, Elazığ'a götürülmüştü. Jandarma karakolu yanındaki meydana getirildiğinde sonradan Dışişleri Bakanı olan Sabri Çağlayangil'e döndü. Sehpaları görünce durumu anlamıştı. Çağlayangil'e 'Sen Ankara'dan beni asmak için mi geldin?' diye sordu. Sorusu yanıtsız kaldı. Son sözü soruldu. 'Kırk liram ve saatim var, oğluma verirsiniz' dedi. Sonra meydana çıkarıldı. Hava soğuktu ve etrafta kimseler yoktu. Ama O, meydan insanla doluymuş gibi sesizliğe ve boşluğa hitap etti: 'Evladı Kerbela'yız. Günahsızız. Ayıptır. Zulümdür. Cinayettir.' Sözleri meydanda yankılandı. Söyleyeceklerini bitirdikten sonra dimdik yürüdü, kendisini asacak celladı itti. İpi boynuna geçirdi. Sandalyeye ayağıyla tekme vurdu...

Yalnız mağdurlar konuşmuştu

Dersim Katliamı'nı yazan tüm tarih kitapları yukardaki bu anekdota apayrı bir yer ayırır. Bu öyle bir anekdottur ki, okuyan herkesi etkilemiş ve düşündürmüştür. Çünkü Dersim'de 1937-1938 yılları arasında yaşananlar, h�l� okuyanı etkilemeye, h�l� dinleyeni gözyaşlarına boğmaya devam etmektedir. Ancak bu hikaye ve anlatımlarda eksik bir bölüm vardı. Ne yazık ki bugüne kadar sadece hep mağdurlar konuştu. Sadece mağdurlar hikayelerini anlattı. Soykırımın yürek burkan hikayeleri hep onların ağzından dinlenildi. Peki ya soykırımda yer alanlar? Soykırımı gerçekleştirenler? Onlara ya ulaşılamadı, ya da konuşmak istemediler. Böyle olunca da hikayenin bir tarafı hep muğlak ve belirsiz kaldı.

Konuştu ve öldü

Ancak bu muğlaklığa ve belirsizliğe 112 yaşındaki Urfa Birecik'li Abdullah Çiftçi son verdi. Çiftçi, 1938-1939 yılları arasında Dersim Hozat Piyade Birliği 2. Tabur'da erdi. İsyanın en acımasız bastırıldığı dönemde, isyana kaynaklık eden en stratejik bölgede emir kulu olarak görev yaptı. İsyanda yaşadıklarını ölümünden sadece bir hafta önce 69 yıl sonra 112 yaşına geldiğinde anlattı ve anlatımlarının kameraya kaydedilmesini istedi. Çiftçi katliamda yaşadıklarını anlattıktan bir hafta sonra, 3 Ocak 2007 tarihinde yaşamını yitirdi. Çiftçi, kamera kaydında Hozat'taki ilk günlerini şöyle anlatıyor: 'Dersim'e gittiğimizde Hozat'ta cepheye verdiler. Görev yaptığım birimin ismi Hozat Piyade Birliği'ydi. Bölüğümüzün çoğunluğu Urfalı'ydı. Askerler hep Kürttü. Sarp bir coğrafyası vardı. Dağlar çok yüksekti, tıpkı Ağrı Dağı gibi. Erkekleri hayvan derisinden çarık giyerlerdi. Ne kar bilirlerdi, ne soğuğu. Çok dayanıklı ve güçlülerdi.'

Üzerimize taş atarlardı

Abdullah Çiftçi'yi en çok etkileyen şey operasyonlarda yaşadıkları olmuş. Çiftçi, operasyonlar sırasında köylülerin silahla değil, taşlarla kendilerine karşı savaştıklarını anlatıyor: 'Kış mevsimiydi. Köylere operasyona çıkıyorduk. Operasyona gittiğimiz köyleri önce çembere alırdık. Bu sırada köyün çevresine yerleşen isyancılar üzerimize taş atıyorlardı. Atılan taşlar çığa sebep oluyordu. Çığ yüzünden çember dağılır, düzenimiz bozulur, zayiatlar oluşurdu. Bazen 100 askerin öldüğü olurdu çığ yüzünden. Operasyonlar sırasında çatışmalar da olurdu. Bazı günler 10 isyancıyı ölü olarak ele geçirirdik.'

Hayvanları kesip yerdik

Abdullah Çiftçi, dağ başlarına operasyona çıkan askerlerin yiyecek ihtiyacının nasıl karşılandığına da açıklık getiriyor ve şunları söylüyor: 'Gıda sorunumuz yoktu. Ahırlardan binlerce inek çıkardı. İnekler küçük memeliydi. Onların hayvanlarını kesip yiyorduk. Onların köpeklerini, eşeklerini serbest bırakıyor, geri kalan hayvanları kendimize alıyor, sonra da evlerini ateşe veriyorduk. 2 yıl böyle sürdü.'

Abdullah Çiftçi, köy baskınları sırasında yaşanan katliamları ise ayrıntılı şekilde anlatıyor. İşte Çiftçi'nin anlattıkları: 'Operasyonlar günlerce sürerdi. Köylere gittiğimizde köyün yetişkin erkekleri kaçardı. Sadece çocuklar ve kızlar kalırdı köylerde. Ambarlarını, ahırlarını ateşe veriyorduk. Sonra onların çocuklarını, kızlarını, kadınlarını hepsini ağır makinalı silahların önlerine verip öldürüyorduk. Kanları sel gibi akıyordu. Kimseyi dinlemiyorduk. Tuttuk mu bırakmazlardı, öldürürlerdi.'

Çocuklar birbirine sarılırdı

Çiftçi, özellikle bir bölümü anlatırken gözyaşlarına hakim olamıyor: 'Allah kimseye göstermesin gördüklerimi. Müslüman Müslüman'ı vuruyordu. Çocuklar birbirlerine sarılırlardı. Candı, ne yaparsın. Sonra çığlıkları gökyüzüne yükselirdi. Kanları sel olup akardı. H�l� o çığlıklar kulaklarımda, bir türlü gitmiyor.'

Türk köyüne dokunmadılar

Çiftçi'nin anlatımları katliam sırasında yaşanan çifte standardı da gözler önüne seriyor: 'Hozat'ın karşısında bir köy vardı. Ona dokunmazlardı. Türk köyü olduğu söyleniyordu. Operasyona gittiğimizde komutanlarımız sadece köyün içine girerlerdi. Bizim girmemize izin vermezlerdi. Kendileri bizzat sağ olanları çıkartırlardı.'

İnönü vurun dedi

Çiftçi, katliam emrini kimin verdiğini de açıklıyor. Çiftçi, katliam emrini Atatürk'ün değil İnönü'nün verdiğini söylüyor: 'Niçin katlettiğimiz bilmiyorum. Askere gitmedikleri söyleniyordu. Kürtler miydi, gavurlar mıydı bilmiyorum. Savaşıyorduk. Onlar bizi, biz onları öldürüyorduk. Atatürk savaşın çıkmaması için çok çabaladı. Atatürk kırmadı, Atatürk öldükten sonra İnönü dedi ki vurun. 38'de isyan tamamen bastırıldı.'

Mı di-Ben gördüm

Peki, İbrahim Çiftçi olaylardan sonra vicdan azabı duymuş muydu? İşte Çiftçi'nin soruya verdiği yanıt: 'Gördüklerim söylenmez... Söyleyemem. Ama ben gördüm, yaşadım. Geçen yıllarda hocaya gittim. Hocaya olayları anlattım. Yalnız dedim ki namlumu kimseye çevirmedim. Onları vururken zorlanıyorduk. Ama elimizden bir şey gelmiyordu. Ne yapabilirdik ki. Ben rahatsız olsam ne yapabilirdim ki. Askerim ben. Köyleri hep yaktık yıktık. Bir kişi dahi sağ bırakmadık. Yaktığımız köy sayısı 10 kadardı. Hatırladığım köy isimleri Karaoğlan, Ayvacık, Qazi köyleriydi. H�l� Dersim'e giden askerlere soruyorum oraları. H�l� o köyler yıkıkmış...'

Çığlık çığlığa uyanırdı, vicdan azabı içindeydi

Abdullah Çiftçi'yi tanıyan herkes, Çiftçi'nin Dersim'de askerlikten döndükten sonra uzun süre içine kapandığını, kimseyle konuşmadığını belirtiyor. Oğlu Yusuf Çiftçi, babasının bazı geceler uykusunda konuştuğunu, bazen de çığlık çığlığa uyandığını söylüyor. Çiftçi, babasına ilişkin şunları anlatıyor: 'Öleceğine yakın herkese Dersim'de yaşadıklarını anlatmaya başladı. Sık sık Allah kimseye göstermesin, gördüklerimi, yaşadıklarımı derdi. Dersim insanına çok yakınlık duyardı. Dersim'e askerliğe giden köy gençleri ile konuşur, oraları sorar, bilgi almak isterdi. Son olarak konuşacağım, kameraya alın dedi. Zaten konuştuktan bir hafta sonra da merdivenden düştü ayağını kırdı. Doktorlar ayağı düzelmiş dediler, ama kısa süre sonra yaşamını yitirdi.'

Çiftçi'yi yakından tanıyanlardan biri de Aşağı Karkutlu Köyü Muhtarı Ethem Polat'tı. Polat, Çiftçi'yi şöyle anlatıyor: 'Anlatınca dalar giderdi. 'Komutanlarımız Türktü ama asker ağırlık olarak Kürttü' derdi. Anlatırken sürekli duygulanıp ağlardı. 'Nasıl böyle bir şey oldu' deyip duruyordu. Sürekli 'anlatılmaz' diyordu. 'Allah kimsenin başına vermesin' derdi.

Vicdan azabı içindeydi...

Dersim Katliamı

Dersim İsyanı, 21 Mart 1937 gecesi başladı. İsyan kısa sürede genişledi. İsyanın genişlemesi üzerine devlet isyanı bir dizi harekat ile denetim altına almaya ve bastırmaya çalıştı. Özellikle Laç Vadisi ve Kutu Deresi bölgesinde binlerce kadın ve çocuk öldürüldü. İsyan sırasında 9 adet savaş uçağı kullanıldı. Köyleri bombalayan, sivil katliamlar gerçekleştiren uçakları kullananlardan biri de Türkiye'nin ilk kadın pilotu Sabiha Gökçen'di. İsyan sürerken 1937'de isyan lideri Seyit Rıza idam edildi. 1938'de bastırılan isyanda 90 bin Kürt katledildi. İsyandan sonra da Dersim ismi Tunceli olarak değiştirildi. Binlerce Dersimli de yerinden yurdundan edilerek sürgüne gönderildi. Dersim'de yaşananlar çok çevre tarafından katliam olarak değil soykırım olarak tanımlanmaktadır.

ÖZGÜR GÜNDEM

Bakır
19.01.2007, 19:25
dersim katliamında görev alan ve 112 yaşında vefat eden ölmeden öncede T.C. devletinin zulmünü gözler önüne seren bu insanı tebrik ediyorum.

katliamın emrini atatürk değil inönü vermiş ama uçaklarıyla bomba yağdıran onun kızıydı ve T.C. devletinin o zaman halen fiilen cumhurbaşkanı idi.zaten karakol inşaları asker yığınmaları yıllar öncesi başlamışdı.katliamı yöneten abdullah alpdoğan,türkiye'de zo diyenleri temizledik lo diyenlerinde köklerini ben temizleyeceğim diyen ittihatçı nurettin paşanın damadı idi.

''Dahili iç işlerimizde mühim bir safha varsa o da Dersim meselesidir. Dahilde bulunan iş bu yarayı, bu korkunç çıbanı ortadan temizleyip koparmak ve kökünden kesmek işi her ne pahasına olursa olsun yapılmalı ve bu hususta en acil kararların alınması için hükümete tam ve geniş selahiyetler verilmelidir.'' Bu cümleler 1936 yılında Mustafa Kemal’e aittir. Meclis kürsüsünden tenkil ve yoketme emri gibi olan bu konuşma için harekete geçilir. Korgeneral Abdullah Alpdoğan, sınırsız yetkilerle Dersim’e tayin edilir…

Partizan62
19.01.2007, 19:51
gercekten cok duygulandim,ne diyecegimi bilmiyorum.....
bu vahseti anlatacak bir cümle bulamiyorum.cocuklar siraya dizilip kursun yagmuruna tutuluyordu,bir insan bukadar acimasizca olabilir mi
Adam artik vicdan azabi cekmemek icin herseyi anlatmis,T.C. gercek yüzünü birkez daha aydinliga cikarmistir.

KAHROLSUN FASIST DIKTATÖRLÜK !!
HESAP ER YADA GEC SORULACAKTIR !!

Bakır
19.01.2007, 19:57
gercekten cok duygulandim,ne diyecegimi bilmiyorum.....
bu vahseti anlatacak bir cümle bulamiyorum.cocuklar siraya dizilip kursun yagmuruna tutuluyordu,bir insan bukadar acimasizca olabilir mi
Adam artik vicdan azabi cekmemek icin herseyi anlatmis,T.C. gercek yüzünü birkez daha aydinliga cikarmistir.

KAHROLSUN FASIST DIKTATÖRLÜK !!
HESAP ER YADA GEC SORULACAKTIR !!

vicdan azabı çekmiş zaten çekeceği kadar,sanki adamı allah konuşturmuş.konuşdukdan 10 gün sonra vefat etmiş...ölmeden önce açıklayıp hem vicdan azabından kurtulmuş hemde gerçekleri gözler önüne sermiş...

falcon0662
19.01.2007, 20:03
rahat olememis demekki zaten neyini tebrik ediyon yanlis yapmissin omrunun son gunlerimde itiraf etmis yerini rahatlatmak icin yazi icin sana ve roportajı yapana tesekkurler

Bakır
19.01.2007, 20:15
rahat olememis demekki zaten neyini tebrik ediyon yanlis yapmissin omrunun son gunlerimde itiraf etmis yerini rahatlatmak icin yazi icin sana ve roportajı yapana tesekkurler

arkadaş,o asker oraya kendi isteği ile gitmedi.

zaten 70 sene çekdiği azap ona yeter.

kimseye namlumu çevirmedim demiş,ne kadar doğru bilemem ama...

sonuç olarak yapmış olduğu açıklamasını tebrik ettim.bunda bir sakınca yok.

Şoreş
19.01.2007, 20:34
Heq Je Mıhemmed Oli Aseno
Roz u Tij Esqe Deyra Veseno
Sm u Cismu Sizde Beno
Heq Heq Vano Sıkır Keno
Cemal Cemali Vineno
Venga Sultan Düzgini Dano
Heq Heq Vano Çerexino..

usLanmaz62
19.01.2007, 20:39
Yazıyı okuyupta insanın hüzünlenmemesi elde değil.
Ama beni düşündüren dersim katliamını yapan komutanların türk askerlerin kürt olmasıydı.Kürtlerle Dersimlileri birbirine kırdırmakmış demekki amaçları.
Bu yazıdan öğrendiğim yeni konu ise Sabiha Gökçen di.Demek uçaklarla bomba bırakıyormuş.Ne kadar yazık..!!

genctarih
20.01.2007, 22:56
ellerinize sağlık tüm bunları okurken tüylerim diken diken oldu duygularımı anlatamammmmm çok güzel bir daha ellerinize sağlıkdersim olayıyla bilmediğim çok şey varmış ve bunu ben bugün anladım.

pazarcıklı
23.01.2007, 10:14
bu yazıyı bizimle paylaştığın için teşekürler...olayın başka bilmediğimiz taraflarınıda öğrenmş olduk...:confused1 :confused1 :confused1

selva
23.01.2007, 10:28
yani ne demek inönü vurun dedi. dersim isyanı atatürk hayattayken yaşanmış bir olay.kimse suçu inönü veya bir başkasına atarak birilerini temize çıkaramaz.urfalı dediki emri atatürk değil inönü verdi. be ey adam o yaşa kadar susmuşsun o yaştan sonra hemde kameralar önünde konuşasın diye seni kim dürttü.vicdanınmı? geçin bunları. herkes neyin ne olduğunu biliyor.kılıfları bırakın gerçekler konuşulsun. yıllardır bu ülkede bir şeylere kılıf geçirilmeye çalışıldıkça ülke geriye gittikçe gidiyor.anlaşılıyorki böyle bir yerlere varılmıyor.mahsum insanların kanı bu ülkedeki zalimlerin soyunu kurutsun.

Bakır
23.01.2007, 17:26
sonuç olarak bir erbaş emri kimin verdiğini tam olarak bilemez...

askerin söyledikleri T.C. devletinin faşistliğini TESCİL etmişdir.

konuyu açdıktan sonra yaptığım ilk yorumumda atatürkün dersim ile ilgili neler düşündüğünü ve dersim katliamını yönetmesi için kimi tayin ettiğini belirtmişdim...

http://img136.imageshack.us/img136/1226/kan18rl.gif

selva
24.01.2007, 10:53
bu yazıma arkadaşın biri değerlendirme yapmış yaptığı değerlendirme önemli değil ama adını yazma cesaretinde bulunmadan yorum yaptığı için kendisine öm ile cevap veremediğimden burdan veriyorum.bana önyargılı diyen şahıs atatürkü insan vazfından çıkarıp öyle bir yere koymuşsunuzki yapılan hiç bir yanlışı objektif göremiyorhemen başkalarına atarak ilahınızı koruyorsunuz.hadi o dönemde hastaydı diyelim haberi yoktu yada yeterince bilgi verilmedi peki koçgiride olanlar ordadamı haberi yoktu.bu konuda hiç kimseye tölerans ve hoş görü gösterme niyetinde değilim.na sıl parmağınıza iğne batsa canınız acıyor. orda asılan sürgün gidenler bizim ailelerimizdi.kimsenin içinde bu acıyı bizim gibi yaşamasını beklemiyoruz.ilahınız verdi bu katliamın olmasına hanım efendi ve ya beyefendi.siz kabul etsenizde etmesenizde.

Zahir
24.01.2007, 11:00
Putperestlerin genel özellikleri. O yüzden sakin olmak ve kayda almamak lazım.

sertur
24.01.2007, 11:13
bu yaşananlardan zerre kadar şüphem yok, biz nasıl hayatta kalmışız bu günlere gelmişiz halen durup düşünmeden geçemiyorum,Ah dedelerim ,Ah, analarım, siz neler çekmişsiniz,siz ne zorluklar görmüşsünüz,

denizsefiri
24.01.2007, 12:19
Çok acı olaylar çok.. Dilerim Allahu Teala tüm halklara kardeşçe, barış içinde yaşayacakları günler göstersin.

tuncerbio
24.01.2007, 16:55
dersimde yaşananları o dönem devletten yana görev yapan bir askerin açıklaması daha ilgi çekici ve resmi kurumlar tarafından reddelimez hale gelmiş kılacaktır....

domanı_dersim19
25.01.2007, 14:37
Benim de nenemden duyduğuma göre dersim katliamı sırasında mareşal fevzi çakmak ülkede deilmiş. ülkeye döner dönmez bunun olduğunu duyup elazığ'a gelmiş ve katliamı durdurmuştur. ne kadar doğrudur bilemeyeceğim ama nenem o zamanlar yeni gelinmiş..

khorasantunceli
26.01.2007, 05:08
respect) merak ettiğim bir konu var neden atatürk tam hasta yatağına düştüğü zaman ve ölümü beklerken bunlar oldu yani atatürk onayladımı bu katliamı savaş sırasında olanları ve olacakları ne kadar kontrolü altında tutabılırdi!?,ermeni soykırımını da dersim ısyanıyla aynı paralelde degerlendırebılırmıyız? fevzi paşanın birçok dersimliyi ölümden kurtardığı doğrumudur?yada isyanı başlatan ermeniler ve dersimlilerde onlara kucak actıgı için mi bunlar oldu ?bu sorulara bir açıklık getirebilecek birisi olursa sevinirim şimdiden saygılar ?respect ) ali g in da house ,borat izlemenizi tavsiye ederim kazakistanlı bir alevidir.....

Bakır
27.01.2007, 15:45
Benim de nenemden duyduğuma göre dersim katliamı sırasında mareşal fevzi çakmak ülkede deilmiş. ülkeye döner dönmez bunun olduğunu duyup elazığ'a gelmiş ve katliamı durdurmuştur. ne kadar doğrudur bilemeyeceğim ama nenem o zamanlar yeni gelinmiş..

bende buna benzer şeyler duydum.

Bakır
27.01.2007, 16:01
respect) merak ettiğim bir konu var neden atatürk tam hasta yatağına düştüğü zaman ve ölümü beklerken bunlar oldu yani atatürk onayladımı bu katliamı savaş sırasında olanları ve olacakları ne kadar kontrolü altında tutabılırdi!?

''Dahili iç işlerimizde mühim bir safha varsa o da Dersim meselesidir. Dahilde bulunan iş bu yarayı, bu korkunç çıbanı ortadan temizleyip koparmak ve kökünden kesmek işi her ne pahasına olursa olsun yapılmalı ve bu hususta en acil kararların alınması için hükümete tam ve geniş selahiyetler verilmelidir.'' Bu cümleler 1936 yılında Mustafa Kemal’e aittir. Meclis kürsüsünden tenkil ve yoketme emri gibi olan bu konuşma için harekete geçilir. Korgeneral Abdullah Alpdoğan, sınırsız yetkilerle Dersim’e tayin edilir…

ermeni soykırımını da dersim ısyanıyla aynı paralelde degerlendırebılırmıyız?

evet değerlendirilebilir.abdullah alpdoğan türkiyede zo diyenleri temizledik (ermenileri kastediyor) lo diyenlerinde köklerini ben temizleyeceğim diyen ittihatçı nurettin paşanın subayı ve aynı zamanda damadıdır.

fevzi paşanın birçok dersimliyi ölümden kurtardığı doğrumudur?yada isyanı başlatan ermeniler ve dersimlilerde onlara kucak actıgı için mi bunlar oldu?

mareşal fevzi çakmağın katliamı engellemeye çalışdığını duymuşdum ama ne kadar doğru bilemem.

bu sorulara bir açıklık getirebilecek birisi olursa sevinirim şimdiden saygılar ?respect ) ali g in da house ,borat izlemenizi tavsiye ederim kazakistanlı bir alevidir.....

saygılar.

CeZaM
03.02.2007, 11:00
Bu yapılan katliam zamanında herkesin bildiği Cumhuriyet gazetesinin başlığı aynen şöyledir: ''DERSİME MEDENİYET GELDİ''. o medeniyeti getirenlerin dünyada yaşama hakkı bile yok bu nasıl insanlik anlayışıdır insanları öldürerek nasıl medeniyet götürülüyor tarif edebilecek bir cümle bulamıyorum. Yapılanlar hepsi insanlık adına ne varsa bir kenara bırakmış üç beş ahmak (daha çok şey söylerdim ama buraya yazıpta seviyeyi düşürmek istemiyorum o yüzden içimden geçenleri tahmin etmenizi istiyorum) insanlıktan çıkmış yaratıkların yönlendirip bize hüzün, kederleri layık görenlerin oyunlarıdır. Yapılan şerefsizliklerin hesabını sordurmadan bu dünyadan bizlere gitmek yok!!!

Ceno
03.02.2007, 12:23
Bu devlet tarihinde faşistlik yaptığı gibi şimdi de yapmaya devam ediyor aynı bölgede. Devlet dersim e (tunceli iline) baraj yapmak istiyormuş duyduğuma göre oradaki tüm inanç yerlerini su altında bırakacakmış bu doğru mudur canlar biriniz beni bu konuda aydınlatırsa sevinirim...

sessizdarbe
07.02.2007, 01:11
bu katliamı Atatürk gibi çoçukları çok seven halkla iç içe olan bir lider bir idol yapmış öyle mi ? çağdaş düşünce ile yanıp tutuşan bir aydınlık insan yapmış öyle mi ? katliam diyorsunuz sadece bir kısmını koyup insanları tiksindiriyorsunuz öfkelendiriyorsunuz kin beslemesine neden oluyorsunuz T.C faşist temeller ile kuruldu diyenler var yaratana inanıyorsanız biraz ondan korkunuz olsun bizim sorunumuz işte bu hep geriye bakıyoruz hep geriye yolumuzda ilerlemek için çaba gösterceğimize bizim yaptığımız tartışmalara bakın

sessizdarbe
07.02.2007, 01:16
Bu devlet tarihinde faşistlik yaptığı gibi şimdi de yapmaya devam ediyor aynı bölgede. Devlet dersim e (tunceli iline) baraj yapmak istiyormuş duyduğuma göre oradaki tüm inanç yerlerini su altında bırakacakmış bu doğru mudur canlar biriniz beni bu konuda aydınlatırsa sevinirim...

bu DEVLET derken osmanlıyı mı kasdediyorsunuz yoksa T.c ini mi ?

Avedis
07.02.2007, 01:24
Dersim katliami tabiki olmustur buna tum kalbimle inaniyorum .
Dersim Katliami ile ilgili bazi yerlerde okudugum yazilar vardi ancak Dersim Katliamindan once Piran katliami diger ismi ile Seyh Sait katliami bizim yoremizde yasanmis .Ermeni Soykirimindan sonra Sunni Zazalara-Kurdlere karsidir.
Benim ninemin anlatimina gore hem bizim koyde ,hemde komsu koylerde bir çok kisi katledilmis .komsu koyden 40 erkegin ayaklarina çivi çakilmis o halde zincirlerle biribirlerine baglatilarak yurutulmuslerdir .sonra hepsini bir dag basinda topluca katletmisler.Ustelik katliam Ataturk doneminde olmus .Ataturk Dersim katliaminda hastaydi veya degildi sonuçda her ikiside katliamdan ziyade toplu kirimdir .çunku artik Ermeni, Rum Suryani yok ve sira digerlerine gelmistir.

özkan-62
07.02.2007, 02:34
güngelir hesap sorulur

Demokrat
07.02.2007, 03:41
Bu katliam falan degil, dupeduz soykirim. Planli bir sekilde kadin cocuk demeden oldurmek, insanlari yurtlarindan surmek soykirim degildirde nedir? Kimlerin katlettigini bosuna bulmaya calismayin, katleden gunumuzdede hala surmekte olan bozuk ve hasta bir zihniyettir. Soyleyecek cok sey var aklimda ama cogunu siz zaten yazmissiniz canlarim, Allah'indan bulsunlar........

spartacus
15.02.2007, 23:56
Dostlar dersim katliamına katılan bir askerin 69 yıl aradan sonraki açıklamalarını sizlerle paylaşmak istiyorum. Bu konuyla ilgili düşüncelerinizi bekliyorum.
http://www.dersim.biz/assets/images/Gundem.jpg


Abdullah Çiftçi, Dersim İsyanı'nda görevli askerdi. Tam 69 yıl sonra 112 yaşına geldiğinde suskunluğunu bozdu ve yaşadıklarını anlattı. Bir hafta sonra da yaşamını yitirdi. Çiftçi, Atatürk'ün isyan çıkmaması için çaba gösterdiğini, 'katliam emrini İnönü'nün verdiğini' açıkladı

Dersim isyan önderi Seyit Rıza yakalanmış, Elazığ'a götürülmüştü. Jandarma karakolu yanındaki meydana getirildiğinde sonradan Dışişleri Bakanı olan Sabri Çağlayangil'e döndü. Sehpaları görünce durumu anlamıştı. Çağlayangil'e 'Sen Ankara'dan beni asmak için mi geldin?' diye sordu. Sorusu yanıtsız kaldı. Son sözü soruldu. 'Kırk liram ve saatim var, oğluma verirsiniz' dedi. Sonra meydana çıkarıldı. Hava soğuktu ve etrafta kimseler yoktu. Ama O, meydan insanla doluymuş gibi sesizliğe ve boşluğa hitap etti: 'Evladı Kerbela'yız. Günahsızız. Ayıptır. Zulümdür. Cinayettir.' Sözleri meydanda yankılandı. Söyleyeceklerini bitirdikten sonra dimdik yürüdü, kendisini asacak celladı itti. İpi boynuna geçirdi. Sandalyeye ayağıyla tekme vurdu...

http://www.gundemimiz.com/resimler/Abdullah_Ciftci.jpg

Yalnız mağdurlar konuşmuştu

Dersim Katliamı'nı yazan tüm tarih kitapları yukardaki bu anekdota apayrı bir yer ayırır. Bu öyle bir anekdottur ki, okuyan herkesi etkilemiş ve düşündürmüştür. Çünkü Dersim'de 1937-1938 yılları arasında yaşananlar, hala okuyanı etkilemeye, hala dinleyeni gözyaşlarına boğmaya devam etmektedir. Ancak bu hikaye ve anlatımlarda eksik bir bölüm vardı. Ne yazık ki bugüne kadar sadece hep mağdurlar konuştu. Sadece mağdurlar hikayelerini anlattı. Soykırımın yürek burkan hikayeleri hep onların ağzından dinlenildi. Peki ya soykırımda yer alanlar? Soykırımı gerçekleştirenler? Onlara ya ulaşılamadı, ya da konuşmak istemediler. Böyle olunca da hikayenin bir tarafı hep muğlak ve belirsiz kaldı.

Konuştu ve öldü

Ancak bu muğlaklığa ve belirsizliğe 112 yaşındaki Urfa Birecik'li Abdullah Çiftçi son verdi. Çiftçi, 1938-1939 yılları arasında Dersim Hozat Piyade Birliği 2. Tabur'da erdi. İsyanın en acımasız bastırıldığı dönemde, isyana kaynaklık eden en stratejik bölgede emir kulu olarak görev yaptı. İsyanda yaşadıklarını ölümünden sadece bir hafta önce 69 yıl sonra 112 yaşına geldiğinde anlattı ve anlatımlarının kameraya kaydedilmesini istedi. Çiftçi katliamda yaşadıklarını anlattıktan bir hafta sonra, 3 Ocak 2007 tarihinde yaşamını yitirdi. Çiftçi, kamera kaydında Hozat'taki ilk günlerini şöyle anlatıyor: 'Dersim'e gittiğimizde Hozat'ta cepheye verdiler. Görev yaptığım birimin ismi Hozat Piyade Birliği'ydi. Bölüğümüzün çoğunluğu Urfalı'ydı. Askerler hep Kürttü. Sarp bir coğrafyası vardı. Dağlar çok yüksekti, tıpkı Ağrı Dağı gibi. Erkekleri hayvan derisinden çarık giyerlerdi. Ne kar bilirlerdi, ne soğuğu. Çok dayanıklı ve güçlülerdi.'

Üzerimize taş atarlardı

Abdullah Çiftçi'yi en çok etkileyen şey operasyonlarda yaşadıkları olmuş. Çiftçi, operasyonlar sırasında köylülerin silahla değil, taşlarla kendilerine karşı savaştıklarını anlatıyor: 'Kış mevsimiydi. Köylere operasyona çıkıyorduk. Operasyona gittiğimiz köyleri önce çembere alırdık. Bu sırada köyün çevresine yerleşen isyancılar üzerimize taş atıyorlardı. Atılan taşlar çığa sebep oluyordu. Çığ yüzünden çember dağılır, düzenimiz bozulur, zayiatlar oluşurdu. Bazen 100 askerin öldüğü olurdu çığ yüzünden. Operasyonlar sırasında çatışmalar da olurdu. Bazı günler 10 isyancıyı ölü olarak ele geçirirdik.'

Hayvanları kesip yerdik

Abdullah Çiftçi, dağ başlarına operasyona çıkan askerlerin yiyecek ihtiyacının nasıl karşılandığına da açıklık getiriyor ve şunları söylüyor: 'Gıda sorunumuz yoktu. Ahırlardan binlerce inek çıkardı. İnekler küçük memeliydi. Onların hayvanlarını kesip yiyorduk. Onların köpeklerini, eşeklerini serbest bırakıyor, geri kalan hayvanları kendimize alıyor, sonra da evlerini ateşe veriyorduk. 2 yıl böyle sürdü.'

Abdullah Çiftçi, köy baskınları sırasında yaşanan katliamları ise ayrıntılı şekilde anlatıyor. İşte Çiftçi'nin anlattıkları: 'Operasyonlar günlerce sürerdi. Köylere gittiğimizde köyün yetişkin erkekleri kaçardı. Sadece çocuklar ve kızlar kalırdı köylerde. Ambarlarını, ahırlarını ateşe veriyorduk. Sonra onların çocuklarını, kızlarını, kadınlarını hepsini ağır makinalı silahların önlerine verip öldürüyorduk. Kanları sel gibi akıyordu. Kimseyi dinlemiyorduk. Tuttuk mu bırakmazlardı, öldürürlerdi.'

Çocuklar birbirine sarılırdı

Çiftçi, özellikle bir bölümü anlatırken gözyaşlarına hakim olamıyor: 'Allah kimseye göstermesin gördüklerimi. Müslüman Müslüman'ı vuruyordu. Çocuklar birbirlerine sarılırlardı. Candı, ne yaparsın. Sonra çığlıkları gökyüzüne yükselirdi. Kanları sel olup akardı. Hala o çığlıklar kulaklarımda, bir türlü gitmiyor.'

Türk köyüne dokunmadılar

Çiftçi'nin anlatımları katliam sırasında yaşanan çifte standardı da gözler önüne seriyor: 'Hozat'ın karşısında bir köy vardı. Ona dokunmazlardı. Türk köyü olduğu söyleniyordu. Operasyona gittiğimizde komutanlarımız sadece köyün içine girerlerdi. Bizim girmemize izin vermezlerdi. Kendileri bizzat sağ olanları çıkartırlardı.'

İnönü vurun dedi

Çiftçi, katliam emrini kimin verdiğini de açıklıyor. Çiftçi, katliam emrini Atatürk'ün değil İnönü'nün verdiğini söylüyor: 'Niçin katlettiğimiz bilmiyorum. Askere gitmedikleri söyleniyordu. Kürtler miydi, gavurlar mıydı bilmiyorum. Savaşıyorduk. Onlar bizi, biz onları öldürüyorduk. Atatürk savaşın çıkmaması için çok çabaladı. Atatürk kırmadı, Atatürk öldükten sonra İnönü dedi ki vurun. 38'de isyan tamamen bastırıldı.'

Mı di-Ben gördüm

Peki, İbrahim Çiftçi olaylardan sonra vicdan azabı duymuş muydu? İşte Çiftçi'nin soruya verdiği yanıt: 'Gördüklerim söylenmez... Söyleyemem. Ama ben gördüm, yaşadım. Geçen yıllarda hocaya gittim. Hocaya olayları anlattım. Yalnız dedim ki namlumu kimseye çevirmedim. Onları vururken zorlanıyorduk. Ama elimizden bir şey gelmiyordu. Ne yapabilirdik ki. Ben rahatsız olsam ne yapabilirdim ki. Askerim ben. Köyleri hep yaktık yıktık. Bir kişi dahi sağ bırakmadık. Yaktığımız köy sayısı 10 kadardı. Hatırladığım köy isimleri Karaoğlan, Ayvacık, Qazi köyleriydi. Hala Dersim'e giden askerlere soruyorum oraları. Hala o köyler yıkıkmış...'

Çığlık çığlığa uyanırdı, vicdan azabı içindeydi

Abdullah Çiftçi'yi tanıyan herkes, Çiftçi'nin Dersim'de askerlikten döndükten sonra uzun süre içine kapandığını, kimseyle konuşmadığını belirtiyor. Oğlu Yusuf Çiftçi, babasının bazı geceler uykusunda konuştuğunu, bazen de çığlık çığlığa uyandığını söylüyor. Çiftçi, babasına ilişkin şunları anlatıyor: 'Öleceğine yakın herkese Dersim'de yaşadıklarını anlatmaya başladı. Sık sık Allah kimseye göstermesin, gördüklerimi, yaşadıklarımı derdi. Dersim insanına çok yakınlık duyardı. Dersim'e askerliğe giden köy gençleri ile konuşur, oraları sorar, bilgi almak isterdi. Son olarak konuşacağım, kameraya alın dedi. Zaten konuştuktan bir hafta sonra da merdivenden düştü ayağını kırdı. Doktorlar ayağı düzelmiş dediler, ama kısa süre sonra yaşamını yitirdi.'

Çiftçi'yi yakından tanıyanlardan biri de Aşağı Karkutlu Köyü Muhtarı Ethem Polat'tı. Polat, Çiftçi'yi şöyle anlatıyor: 'Anlatınca dalar giderdi. 'Komutanlarımız Türktü ama asker ağırlık olarak Kürttü' derdi. Anlatırken sürekli duygulanıp ağlardı. 'Nasıl böyle bir şey oldu' deyip duruyordu. Sürekli 'anlatılmaz' diyordu. 'Allah kimsenin başına vermesin' derdi.

Vicdan azabı içindeydi...

Dersim Katliamı

Dersim İsyanı, 21 Mart 1937 gecesi başladı. İsyan kısa sürede genişledi. İsyanın genişlemesi üzerine devlet isyanı bir dizi harekat ile denetim altına almaya ve bastırmaya çalıştı. Özellikle Laç Vadisi ve Kutu Deresi bölgesinde binlerce kadın ve çocuk öldürüldü. İsyan sırasında 9 adet savaş uçağı kullanıldı. Köyleri bombalayan, sivil katliamlar gerçekleştiren uçakları kullananlardan biri de Türkiye'nin ilk kadın pilotu Sabiha Gökçen'di. İsyan sürerken 1937'de isyan lideri Seyit Rıza idam edildi. 1938'de bastırılan isyanda 90 bin Kürt katledildi. İsyandan sonra da Dersim ismi Tunceli olarak değiştirildi. Binlerce Dersimli de yerinden yurdundan edilerek sürgüne gönderildi. Dersim'de yaşananlar çok çevre tarafından katliam olarak değil soykırım olarak tanımlanmaktadır.

insanlar kardeş
16.02.2007, 00:08
O vatandaşın ismi cismi be ni ilgilendirmez.
Sonuçta emir eri
görev verilmiş ve oda yapmış cahil cuhala bir insan.
asıl uygulayan zihniyet sorgulanmalı.
Ancak 69 yıl beklemesi aptallığındamı yoksa korkaklığındamı orasını bilemem.
Eğer Yaşamını vijdan azabı çekmekle geçti diyorsa işte buna itirazım var.
Deme ki insan değil bu şahıs.
Korkak aşağılık bir hayvandır.
Korkakların yaşamıda bu aşağılık duygusu ile son bulur.
Aklınca kuş beyinli gider ayak dersimde yaşayan trajediyi tekrardan alevlendirmektir.o acıyı tazelemekten başka bir niyet göremiyorum.
Bu dünyada cehennem azabıyla hayatı son bulmuş yada buldurulmuş.
Eğer diğer taraf varsa ki ben şüpeliyim!!!Mekanı cehennemdende bet beter olur.

munzur_62
16.02.2007, 08:18
Konu daha çnce açılmıştı büyük ihtimal kazana gider

Westside
16.02.2007, 08:57
Emri İnönü mü vermis?
Bu dogru olablir aslında.

spartacus
16.02.2007, 15:15
Abdullah Çifçi'nin emri kimin verdiğine ilişkin bilgi sahibi olduğunu sanmıyorum.
Sonuçta o bir erdi, emri kimin verip vermediği konusunda malumatı olacağını ihtimal vermiyorum. Atatürk o dönem yaşıyordu ve devletin en başındaydı. Bu anlamda onun bilgisi dışında hiç bir şey yapılamaz. Hele ki, devletin bir isyanla ilgili seferberliğinde habersiz olması imkansızdır. Bir kitapta okumuştum, Dersim isyanını bastırmak için İsmet İnönü'yü tekrar göreve çağıran ve yekti veren Mustafa Kemal'dir. Mustafa Kemal o dönem bugünki cumhurbaşkanından çok daha sınırsız yetkilere sahipti.
Burdaki çifçi isyanın sebebini dahi bilmiyor. Sanıyorki asker kaçaklarına karşı yapılan bir operasyondur. Ancak kendisine şu soruyu sormaması ilginçtir. Madem asker kaçağı arıyorsunuz, o halde çoluk çocuğu niye katlediyorsunuz?
Bu kadar bilgisiz olan bir kişi katliam emrinin kim tarafından verileceğini mi bilecek?

kemalist
25.03.2007, 12:20
arkadaşlar derseimde olan olayları ben araştırdım birkere dersim olayları sırasında ülekyi ismet inönü yönetiyrdu ve hatta burdaki isyanların bastırılması emriini bizzat o vermiştir bu yüzden bunu atatürke yıkmak çok büyük hata olur sonra dersim olayı aslında çok karışık emperyalist güçler ingiltere ve fransa o zman türkiye ile sınır kavgası yapmaktaydı fransızlar hatay için ingilizler kerkük için ingilizler türkler bizle uğraşmasın diyerek şeyh said kışkırtıp kürtleri isyan ettirmiştir vede işe yaramıştır fransızlarda ajanlarını dersime göndererek alevileri isyana teşvik ettmiştir lakin devletin sabrıyla fazla oynanmasından dolayı isyan çok kanlı bastırmıştır ama bu sırada atatürk azraille pençeleşiyordu bu yüzden atatürke suç bulmamak lazım

ibrahim-ch
25.03.2007, 12:26
arkadaşlar derseimde olan olayları ben araştırdım birkere dersim olayları sırasında ülekyi ismet inönü yönetiyrdu ve hatta burdaki isyanların bastırılması emriini bizzat o vermiştir bu yüzden bunu atatürke yıkmak çok büyük hata olur sonra dersim olayı aslında çok karışık emperyalist güçler ingiltere ve fransa o zman türkiye ile sınır kavgası yapmaktaydı fransızlar hatay için ingilizler kerkük için ingilizler türkler bizle uğraşmasın diyerek şeyh galibi kışkırtıp kürtleri isyan ettirmiştir vede işe yaramıştır fransızlarda ajanlarını dersime göndererek alevileri isyana teşvik ettmiştir lakin devletin sabrıyla fazla oynanmasından dolayı isyan çok kanlı bastırmıştır ama bu sırada atatürk azraille pençeleşiyordu bu yüzden atatürke suç bulmamak lazım

Bati bölgelerindede isyanlar olmustur.

Menemen de
Düzce de
Sakarya da
Cerkez ethem isyani


yakin zamanda Sincan belediye baskaninin isyan baslangic hareketi
neticede TANK lar yürüdü. Baskan görevden alindi.
Erbakan basbakanligi birakti.

kemalist
25.03.2007, 12:27
şeh said isyanına katılanlar jandarmaların derisini yüzmiştür ingilterenin kışkırtmasına gelen kürtler türk bayrağını yakmıştır buda savaş sebebdir savaştada katliam olma teslim olmayanlar cezalandırılır kimisi hakim önünde kimisi er süngüsünde acı gerçeklerdir bunlar

Erdem12
25.03.2007, 12:35
arkadaşlar derseimde olan olayları ben araştırdım birkere dersim olayları sırasında ülekyi ismet inönü yönetiyrdu ve hatta burdaki isyanların bastırılması emriini bizzat o vermiştir bu yüzden bunu atatürke yıkmak çok büyük hata olur sonra dersim olayı aslında çok karışık emperyalist güçler ingiltere ve fransa o zman türkiye ile sınır kavgası yapmaktaydı fransızlar hatay için ingilizler kerkük için ingilizler türkler bizle uğraşmasın diyerek şeyh galibi kışkırtıp kürtleri isyan ettirmiştir vede işe yaramıştır fransızlarda ajanlarını dersime göndererek alevileri isyana teşvik ettmiştir lakin devletin sabrıyla fazla oynanmasından dolayı isyan çok kanlı bastırmıştır ama bu sırada atatürk azraille pençeleşiyordu bu yüzden atatürke suç bulmamak lazım

Sayın kemalist, Şeyh Galib kim?
Araştırmışsınız da, nasıl araştırmışsınız? Şeyh Galibi nereden buldunuz da; buraya monte edebildiniz!
Pes doğrusu!

ibrahim-ch
25.03.2007, 12:39
YENİHAN, YOZGAT VE BOĞAZLIYAN İSYANLARI
Efendiler, memleketin kuzeybatı bölgesinde âsîlerle uğraşırken, memleketin ortasında Yenihan, Yozgat ve Boğazlıyan dolaylarında da isyan başlıyor. Bu isyanhareketleri de hatırlanmaya değer.

14 Mayıs 1920 tarihinde Postacı Nazım ve Çerkez Kara Mustafa adında birtakım adamlar, otuz kırk kişi ile Yenihan'abağlı Kaman köyünde isyan ettiler. Bu hareket gittikçe artan bir şiddetlegenişledi. Âsîler, 27/28 Mayıs I920 gecesi Çamlıbel'de bulunan bir müfrezemizi basarak esir ettiler. 28 Mayıs 1920'de diğer bir kısım âsîler de Tokat yakınında yürüyüş halinde bulunan bir taburumuza hücum ederekdağıttılar ve bir kısmını esir ettiler. Cür'etlerini artıran âsîler, 6/7 Haziran 1920 gecesi Zile'yi işgal ettiler. Oralardaki askerlerimiz Zile kalesineçekilerek kendilerini savundı.ılar. Askerin erzak ve cephanesi tükendikien üç gün sonra âsîlere teslim oldular. Asîler 23/24 Haziran 1920'de deBoğazlıyan'a baskın yaptılar. Orada bulunan bir müfrezemizi dağıttılar.Amasya'da bulunan Cemil Cahit Bey' in komutasındaki 5'inci Kafkas Tümeni, âsîler aleyhine harekete geçirildi. Antep bölgesinde bulunanKılıç Ali Bey de, bir millî müfreze ile bu bölgeye gönderildi. Erzurum'dan Ankara'ya gelmekte olan bir Erzurum Millî Müfrezesi de, obölgede bırakıldı.1920 yılı Temmuzunun ortalarına kadar, bu âsîlerin takip ve tepelenmeleriyle uğraşıldı. Yenihan isyanı, Orta Anadolu,nun ötekibölgelerindeki fesatçıları da harekete geçirdi. Çapanoğullarından Celâl,Edip, Salih ve Hâlit Bey'ler;Aynacıoğulları ve DeliÖmer çeteleri gibi birtakım eşkıvayı başlarına toplayarak 13 HazirandaYozgat civarında Köhne bucak merkezini, 14 Haziranda da Yozgatşehrini işgal ederek büyük bir bölgeye hâkim oldular. Merkezi Sıvas'taolan 3' üncü Kolordu kuvvetleri ve o bölgede bıraktığımız millî lcuvvetleryeterli değildi. Eskişehir'deki Ethem Bey müfrezesi ile Bolu dolaylarındaki İbrahim Bey müfrezesi de Yozgat bölgesine gönderildiler.

Yozgat ve dolaylarında âsîler yok edildikten sonra, oraya gönderilen müfrezelere öteki bölgelerde görev verildi. Fakat bu yörelerde genellikle güvenlik kurulamadı.

7 Eylül 1920'de Küçük Ağa, Deli Hacı, Aynacıoğulları denilen birtakım serseriler Zile yakınlarında, Kara Nazım,Çopur Yusuf adında birtakım adamlar da Erbaa yakınlarında yeniden faaliyete geçtiler. Bunlardan Aynacı oğulları üç yüz atlı kadar toplayabilmişlerdi. Bu durum karşısında, İkinci Kuvve-i Sevyareadını alan İbrahim Bey müfrezesi, tekrar, bulunduğu Eskişehir bölgesinden Yozgat'a giderek, oradaki millî müfrezeler ve jandarma kuvvetleriyle birlikte Maden, Alaca, Karamağara, Mecidözü bölgelerinde, çeşitligruplar halinde, karışıklık çıkaran ve eşkıyalık eden âsîleri takip ederekortadan kaldırdı.İbrahim Bey , âsîllerin ortadan kaldırılmasını ancak üç aydan fazla bir zamanda başarabildi.

ibrahim-ch
25.03.2007, 12:42
HİLAFET ORDUSU


Bolu, IZüzce, Adapazarı ve İzmit dolaylarındaki bu isyan, bu defa Haziran 1920 tarihine kadar üç aydan fazla sürdü. Fakat bundan sonra,29 Temınuzda yeniden bir isyan oldu. Ancak, bundan sonra da, bu bölgede tamamen sakin kalınmış değildir. Bununla birlikte, sonuç olarak âsîlertamamiyle bozguna uğratılmış ve elebaşları, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin kanunlarına teslim edilmiştir. Hilâfet Ordusu'nun Bolu yakınlarında bulunan kısmı da bozguna uğratıldı. Komutanı Binbaşı Hayrive sı ıbayları Yüzbagı A 1 i, 'Üsteğmen Şerefettin, Üsteğmen Hay rettin, Makineli Tüfek Subayı Mehmet Hayri , Tabur KâtibiHasan Lütfi , Cerrah İbrahim Ethem Efendiler'e de ötekiâsî elebaşılarına yapılan işlem uygulandı. Hilâfet Ordusu da, İzmit'tenİstanbul'a kaçmaya mecbur edildi.

ibrahim-ch
25.03.2007, 12:46
Afyonkarahisar bölgesinde Çopur Musa adında bir adam da, başına topladığı kuvvetle askerleri ordudan kaçmak için ayartıyor ve millete askere gitmemeyi telkin ediyor. Çopur Musa , 21 Haziran 1920 tarihinde Çivril'i bastı. (Civril Denizli nin bir ilcesi) Gönderilen kuvvetler karşısında kaçtı ve Yunan ordusuna katıldı.

suyunsesi
25.03.2007, 12:55
şeh said isyanına katılanlar jandarmaların derisini yüzmiştür ingilterenin kışkırtmasına gelen kürtler türk bayrağını yakmıştır buda savaş sebebdir savaştada katliam olma teslim olmayanlar cezalandırılır kimisi hakim önünde kimisi er süngüsünde acı gerçeklerdir bunlar


Ne zaman halklar biribirine düşürülmeye çalışılsa
Hemen provakasyonlar iş başındalar
Türk bayrağını çiğnemişler...
Türk bayrağını yırtmışlar...
Şimdide Türk bayrağını yakmışlar çıktı...

Demek Dersim katliamının sebebi bu bayrak yakmadır yazık çok yazık...
Er süngülerine süngülenen insanları o kadar rahat ve mutlu anlatıyorsunuzki sanki o süngülerin ucunda sallananlar insanlar değil bayrak...
Biraz empati kurunda öyle konuşun...

maymay
25.03.2007, 13:05
Ne zaman halklar biribirine düşürülmeye çalışılsa
Hemen provakasyonlar iş başındalar
Türk bayrağını çiğnemişler...
Türk bayrağını yırtmışlar...
Şimdide Türk bayrağını yakmışlar çıktı...

Demek Dersim katliamının sebebi bu bayrak yakmadır yazık çok yazık...
Er süngülerine süngülenen insanları o kadar rahat ve mutlu anlatıyorsunuzki sanki o süngülerin ucunda sallananlar insanlar değil bayrak...
Biraz empati kurunda öyle konuşun...

Haklisiniz.

Bence bu basit bir bahane. Birincisi Dersim Türkiyeye bagli, ne anlami var kendi halkina jenosid yapmak? (arkadasimiz savas demis, mazlum silahsiz insanlara saldirmak savasmak degildir)
Hem dediginiz gibi, biri Türk bayragini yakmis olsada, gidip köylere, günahsiz insanlardan ne istediler?

lion12
25.03.2007, 13:12
Dersim bir tutkudur...
Dersim bir sevdadır...
Dersim bir umuttur...
Dersim bir mutluluktur...
Dersim bir kültürdür...
Dersim bir aşktır bence canlar.Emin olun ki Dersim i de,kültürünü de kimsenin ama kimsenin bölmesine parçalamasına müsaade etmeyiz.Bunlar en fazla bize yumruk etkisi yaparlar ama YIKAMAZLAR...

kemalist
25.03.2007, 18:43
Sayın kemalist, Şeyh Galib kim?
Araştırmışsınız da, nasıl araştırmışsınız? Şeyh Galibi nereden buldunuz da; buraya monte edebildiniz!
Pes doğrusu!

doğru söyledin kardeşim özür dilerim şeyh said yazacaktım dalgınlığıma geldi herkesten özür dilerim

kemalist
25.03.2007, 18:53
Ne zaman halklar biribirine düşürülmeye çalışılsa
Hemen provakasyonlar iş başındalar
Türk bayrağını çiğnemişler...
Türk bayrağını yırtmışlar...
Şimdide Türk bayrağını yakmışlar çıktı...

Demek Dersim katliamının sebebi bu bayrak yakmadır yazık çok yazık...
Er süngülerine süngülenen insanları o kadar rahat ve mutlu anlatıyorsunuzki sanki o süngülerin ucunda sallananlar insanlar değil bayrak...
Biraz empati kurunda öyle konuşun...

ben dersim demedim şeyh said isyanından bahsettim benim ulusumun namusunu özgürlüğünü şerefinin temsilcisi olan bayrağımın yakılması yıpratılması yerlerde sürüklenmesi savaş sebebidir 2 cisi bende bir aleviyim lakin hala neden dersimde isyan çıktığını anlamadım dikkat edin ingiltere ile aramızı açan kerkük sorunu sırasında çıkıyor dersim isyanı da tam hatay sorunu sırasında çıkıyor anlaşılmıyormu bu isyanları kimin çıkarttığı ve dahada bitmedi eşref bitlis paşanın uçağının düşürülüş zamanıda amerika ile kerkük sorunu sırasında yinede sizin yaşınız bende büyük eğer hastalıysam af ola

Erdem12
25.03.2007, 19:11
ben dersim demedim şeyh said isyanından bahsettim benim ulusumun namusunu özgürlüğünü şerefinin temsilcisi olan bayrağımın yakılması yıpratılması yerlerde sürüklenmesi savaş sebebidir 2 cisi bende bir aleviyim lakin hala neden dersimde isyan çıktığını anlamadım dikkat edin ingiltere ile aramızı açan kerkük sorunu sırasında çıkıyor dersim isyanı da tam hatay sorunu sırasında çıkıyor anlaşılmıyormu bu isyanları kimin çıkarttığı ve dahada bitmedi eşref bitlis paşanın uçağının düşürülüş zamanıda amerika ile kerkük sorunu sırasında yinede sizin yaşınız bende büyük eğer hastalıysam af ola

Herşey lise İnkilap Tarihi kitaplarında yazdığı gibi değildir.
Araştırdım demişsin; sadece taraflı kaynaklardan araştırmışsın. Biraz da zor ulaşılabilecek kaynaklardan araştır.
Her sorunda dış sorun ve kışkırtıcı aramak, komplo teorisyenliği taslamaktır. Sorunun altında yatan temel bu insanları reddetmektir; hizaya getirme çabasıdır. Dışarıdan ne oranda etkilendiler, bu somut belgelerle ortaya konulduğunda; anlam taşır ancak.
1925 Şeyh Sait ayaklanmasından Kerkük bağlamında kışkırtıcı olarak İngilizler; 1938 Dersim Ayaklanmasından Hatay Sorunu bağlamında kışkırtıcı olarak Fransızlar; sorumlu öylemi? Sadece buysa sorun, onlara (İng. ve sonrasında Fr.) savaş açıp sorunu kökten halledebilirdik; kendi halkımıza zarar vermeden önce...

Erdem12
25.03.2007, 19:35
ben dersim demedim şeyh said isyanından bahsettim benim ulusumun namusunu özgürlüğünü şerefinin temsilcisi olan bayrağımın yakılması yıpratılması yerlerde sürüklenmesi savaş sebebidir 2 cisi bende bir aleviyim lakin hala neden dersimde isyan çıktığını anlamadım dikkat edin ingiltere ile aramızı açan kerkük sorunu sırasında çıkıyor dersim isyanı da tam hatay sorunu sırasında çıkıyor anlaşılmıyormu bu isyanları kimin çıkarttığı ve dahada bitmedi eşref bitlis paşanın uçağının düşürülüş zamanıda amerika ile kerkük sorunu sırasında yinede sizin yaşınız bende büyük eğer hastalıysam af ola

Askerlerimizin başına çuval geçirilmeside savaş sebebidir değil mi? Yaptığımız neydi? Sadece kendimize-içeriye yönelik efelenme, ABD'ye ise, sadece soru olarak sorma; ültimatom bile değil!
Onurlu bir devlet, gücüne bakmaksızın haksızlıklara tüm gücüyle karşı koyar. Haksızlık ve yanlış tarifimiz de karşımızdakinin gücüne; konumuna bağlı olarak değişiyor galiba!
Baştan beri, galiba gücünün yetebileceğini dövmekten sözediyorsun! Ne de olsa buna alışkın bir genel yapımız ve geleneğimiz var.
Eşref BİTLİS'in uçağını sizce kimler; niçin; ne adına düşürdüler? (Eğer düşürüldüyse! Size bir soru daha düştü mü? Düşürüldü mü?)

kemalist
25.03.2007, 22:04
eşref bitlis paşa 1992 yılında malatya ya giderken bana göre düşürüldü bu paşaya dikkat zamanın kerkük ve musuldaki olayları ve pkk yı en fazla sıkıştıran bir insandır zamanlamaya bakın pkknın çözülmesi ve amerikanın ıraktaki faliyetlerini artırması bu yüzden düşürüldü 2 cisi ben eğer inkilap tarihi kitabı dili ile konuşsaydım pir sultanada iran ajanı demem lazımdı ben gördüklerimi analiz ettim ve değerlendirdim araştırma kaynağımsa bir tarihçi ewet bir yanlış yapıldı haykıran çığlıkları kanla susturulmak istendi ama bunun temeli alevi olmalarımıydı menemendeki asılan insanlarda radikal islamcılardı ama sonları aynı oldu araştırma kaynaklarımın tezimin kanıtı ise dersimde bulunan aşiret lideri seyid rıza nın hanesine giren fransız casusları görülmüş ve bunun neticesindede seyid rıza kendisini dersimin generali ilan etti ve hiçbir askeri tanımadığını vergi vermeyeceğini ilan etti bunun üzerine askeri bir operasyonla başta halk dağıtıldı sonra yöreye hem vali hem komutan olan abdullah erdoğan gönderildi ve bu kişiye gerek gördüğünde istediği kişiyi sürdürme hakkı verdi bu sıradafransa ya hatayın verilmesi ve çoğu gazete yazılarında bunun sebebi olarak dersim isyanını göstermesi üzerine ve kanıtlanmasıyla halkda gerilmeler oluştu bu sırada patlak veren ikinci isyan ve bu isyanın diğer aşirete sıçraması üzerine yaklaşık 6 bin kişi katılmış bunun üzerine abdullah alpdoğan büyük bir askeri operasyon yapıyor buraya kadar herşey delilli ama burdan sonrasında bilgim yok yani şukadar kişi öldürüldü felan diyemem ama ismet inönünün emri verdiğini söyleyebilirm


saygılarımla...............

kemalist
25.03.2007, 22:07
Askerlerimizin başına çuval geçirilmeside savaş sebebidir değil mi? Yaptığımız neydi? Sadece kendimize-içeriye yönelik efelenme, ABD'ye ise, sadece soru olarak sorma; ültimatom bile değil!
Onurlu bir devlet, gücüne bakmaksızın haksızlıklara tüm gücüyle karşı koyar. Haksızlık ve yanlış tarifimiz de karşımızdakinin gücüne; konumuna bağlı olarak değişiyor galiba!
Baştan beri, galiba gücünün yetebileceğini dövmekten sözediyorsun! Ne de olsa buna alışkın bir genel yapımız ve geleneğimiz var.
Eşref BİTLİS'in uçağını sizce kimler; niçin; ne adına düşürdüler? (Eğer düşürüldüyse! Size bir soru daha düştü mü? Düşürüldü mü?)

M.Kemal paşa hükümeti şerefine namusuna söz ettirmez bayrağına yapılan hakareti affetmez ama şu anki iktidar sahipleri bırakın vatan namusunu millet sevgisinden yoksundur bu kişiler ümmetçidir miliyetçi değil eğer bizim askerlerimize çuval geçiren amerikanın üstlerini kapatsaydı türkiye amerika şuan ırakda daha büyük bir batağa saplanırdı akılcı olmak lazım

Nesimi
25.03.2007, 22:14
Milliyetçilik propagandası yapanlar konuları her defasında bu yöne çekmek zorundamısınız. Hoşgörülü olun biraz Türk olan Kürde saygı duysun Kürt de Türke.

Erdem12
25.03.2007, 22:39
eşref bitlis paşa 1992 yılında malatya ya giderken bana göre düşürüldü bu paşaya dikkat zamanın kerkük ve musuldaki olayları ve pkk yı en fazla sıkıştıran bir insandır zamanlamaya bakın pkknın çözülmesi ve amerikanın ıraktaki faliyetlerini artırması bu yüzden düşürüldü 2 cisi ben eğer inkilap tarihi kitabı dili ile konuşsaydım pir sultanada iran ajanı demem lazımdı ben gördüklerimi analiz ettim ve değerlendirdim araştırma kaynağımsa bir tarihçi ewet bir yanlış yapıldı haykıran çığlıkları kanla susturulmak istendi ama bunun temeli alevi olmalarımıydı menemendeki asılan insanlarda radikal islamcılardı ama sonları aynı oldu araştırma kaynaklarımın tezimin kanıtı ise dersimde bulunan aşiret lideri seyid rıza nın hanesine giren fransız casusları görülmüş ve bunun neticesindede seyid rıza kendisini dersimin generali ilan etti ve hiçbir askeri tanımadığını vergi vermeyeceğini ilan etti bunun üzerine askeri bir operasyonla başta halk dağıtıldı sonra yöreye hem vali hem komutan olan abdullah erdoğan gönderildi ve bu kişiye gerek gördüğünde istediği kişiyi sürdürme hakkı verdi bu sıradafransa ya hatayın verilmesi ve çoğu gazete yazılarında bunun sebebi olarak dersim isyanını göstermesi üzerine ve kanıtlanmasıyla halkda gerilmeler oluştu bu sırada patlak veren ikinci isyan ve bu isyanın diğer aşirete sıçraması üzerine yaklaşık 6 bin kişi katılmış bunun üzerine abdullah alpdoğan büyük bir askeri operasyon yapıyor buraya kadar herşey delilli ama burdan sonrasında bilgim yok yani şukadar kişi öldürüldü felan diyemem ama ismet inönünün emri verdiğini söyleyebilirm


saygılarımla...............

Sayın kemalist,

Eşref BİTLİS ile ilgili anlatılanlar; senin yazdıklarının tam tersine yakın bir duruma tekabül ediyor; yine ABD var fail olarak ama, şu anki Kenan EVREN'e yakın durumdan sözediliyor! Çık bakayım işin içinden? Herkes komplo teorisyeni oldu ülkemizde...

Peki, Menemende kaç insan asıldı veya öldü-sürgün edildi?
Dersimde