amiral
24.02.2007, 11:01
Şah İsmail (Hatayi)
--------------------------------------------------------------------------------
İran'da, Türk boylarına dayanarak Safevi devletini kurmuş olan Şah İsmail (Alevilerde bilinen adıyla Hatayi), güçlü bir ozan olarak Alevi edebiyatında önemli bir yere sahiptir
1486 yılında doğup 1524 yılıda ölen Şah İsmail, Erdebil Şeyhi diyebilinen Safiyüddinin soyundan gelir. Bu yüzden de Şah İsmail'in kurduğu devlete Safevi Devleti denilmiştir. Şah İsmail, Safevi Devletini 1501 yılında 15 yaşında kurmuş ve en genç imparator olmuş birisidir.
Şah İsmail Güneydoğu Anadolu'dan Türkmenistan'a kadar olan yerleri kısa sürede ele geçirmişti.
Bu sırada Anadolu'daki Osmanlı Devleti'nin başına Yavuz Sultan Selim geçti. Yavuz, 1512de tahta geçince, Alevileri karşı saldırı başlattı ve saptanılan Alevilerin çoğunu öldürttü. Sonra da İran seferine çıktı. Şah İsmail ve Yavuz Sultan Selim 1 ağustos 1514'te Çaldıran'da karşılaştılar. Yapılan savaş, Şah İsmail'in yenilgisiyle sonuçlandı.
Türk Kültürünü Yaşattı
Şah İsmail zamanında, İrana, Türk kültürü egemen oldu. İran'da sarayın resmi dili Türkçe oldu. Devletler arası yazışmalarda Türkçe kullanıldı. Sarayda halk ozanları bulunuyor; bunlar Türküler okuyorlardı. Şah İsmail'in yazdığı şiirler Türkçenin gelişmesine büyük katkıda bulunmuştur. Şah İsmail ile Yavuz Sultan Selim 16. yüzyılda dünyaya sığmayan Türk gücünün birbirini kırmasının sembolü olmuştur.
Osmanlı Türkleri, Batı dünyası ile ilişkiye girmiş, teknikte, bilimde daha ileriye gitmişlerdi. Doğu Türklerini temsil eden Şah İsmail ise milli özellikleri oldukları gibi yaşatan bir devletin kurucusu idi.
Çaldıran, iki Türk gücü arasındaki bir çatışmadır ve yenen de yenilen de Türktür.
Günümüzde Çaldıran'dan Alevi-Sünni birlikteliğini pekiştirecek olumlu sonuçlar çıkartmak gerekiyor.
Osmanlı Bakışı
16. yüzyılda Anadolu kırsal nüfusunun çoğunluğu Alevi yolundandır. Osmanlı yönetimi, bu çoğunluğun baskı altında tutulması için gizli ve açık bütün baskı yöntemlerini kullanmıştır. Saraydan yazılan bir buyrukta diyor ki: (29 Numaralı Mühimme Defteri; tarih: 1576, Belge No: 488)
'Zülkadir Beylerbeyine hüküm: İran ile ilişkisi bulunan Rafızileri (Alevileri), başka bir nedenle suçlayarak toplayıp öldürün.
Aynı defterdeki, 489 numaralı ferman özeti:
Bosyan ve Bozyan Beyi Behlül Beye hüküm: İran ile alakası bulunan Alevileri gizlice araştırın. Bunları başka bir bahane ile idam edin...'
Anadolu'daki bütün yöneticilere bu tür fermanlar yollanmış bulunuyor. Aleviler; geceleri evlerinden gizlice alınıyor; bir çuvala konulup ucuna taş bağlandıktan sonra Yeşilırmak, Kızılırmak gibi sulara atılıyorlar, boğuluyorlardı.
Öldürün Emri
Padişah fermanlarından başka din adamları da Alevilerin katledilmeleri için din kanıt gösterilerek fetva (dinsel buyruk) yayınlamıştır.
İşte Şeyhülislam Ebussuud Efendinin 16. yüzyıldaki bir fetvası:
Soru: Kızılbaş topluluğunun, dine göre topluca öldürülmesi helal midir? Bunları öldürenler gazi, bu öldürme sırasında ölenler de şehit olur mu?
Cevap: Kızılbaşların topluca öldürülmeleri elbette dinimize göre helaldir. Bu, en büyük, en kutsal savaştır... Bu yolda ölmek de şehitliğin en ulusudur.
İşte Osmanlı din adamı budur. Bunun gibi Müftü Hamza, İbn Kemal de Alevilerin katledilmeleri yönünde fetvalar vermişlerdir.
Bu durumda Aleviler kendilerini gizlemişler, kırsal alanlara çekilmiş ve özel köyler oluşturarak yaşamaya çalışmışlardır.
_________________ www.arazdergisi.org
--------------------------------------------------------------------------------
İran'da, Türk boylarına dayanarak Safevi devletini kurmuş olan Şah İsmail (Alevilerde bilinen adıyla Hatayi), güçlü bir ozan olarak Alevi edebiyatında önemli bir yere sahiptir
1486 yılında doğup 1524 yılıda ölen Şah İsmail, Erdebil Şeyhi diyebilinen Safiyüddinin soyundan gelir. Bu yüzden de Şah İsmail'in kurduğu devlete Safevi Devleti denilmiştir. Şah İsmail, Safevi Devletini 1501 yılında 15 yaşında kurmuş ve en genç imparator olmuş birisidir.
Şah İsmail Güneydoğu Anadolu'dan Türkmenistan'a kadar olan yerleri kısa sürede ele geçirmişti.
Bu sırada Anadolu'daki Osmanlı Devleti'nin başına Yavuz Sultan Selim geçti. Yavuz, 1512de tahta geçince, Alevileri karşı saldırı başlattı ve saptanılan Alevilerin çoğunu öldürttü. Sonra da İran seferine çıktı. Şah İsmail ve Yavuz Sultan Selim 1 ağustos 1514'te Çaldıran'da karşılaştılar. Yapılan savaş, Şah İsmail'in yenilgisiyle sonuçlandı.
Türk Kültürünü Yaşattı
Şah İsmail zamanında, İrana, Türk kültürü egemen oldu. İran'da sarayın resmi dili Türkçe oldu. Devletler arası yazışmalarda Türkçe kullanıldı. Sarayda halk ozanları bulunuyor; bunlar Türküler okuyorlardı. Şah İsmail'in yazdığı şiirler Türkçenin gelişmesine büyük katkıda bulunmuştur. Şah İsmail ile Yavuz Sultan Selim 16. yüzyılda dünyaya sığmayan Türk gücünün birbirini kırmasının sembolü olmuştur.
Osmanlı Türkleri, Batı dünyası ile ilişkiye girmiş, teknikte, bilimde daha ileriye gitmişlerdi. Doğu Türklerini temsil eden Şah İsmail ise milli özellikleri oldukları gibi yaşatan bir devletin kurucusu idi.
Çaldıran, iki Türk gücü arasındaki bir çatışmadır ve yenen de yenilen de Türktür.
Günümüzde Çaldıran'dan Alevi-Sünni birlikteliğini pekiştirecek olumlu sonuçlar çıkartmak gerekiyor.
Osmanlı Bakışı
16. yüzyılda Anadolu kırsal nüfusunun çoğunluğu Alevi yolundandır. Osmanlı yönetimi, bu çoğunluğun baskı altında tutulması için gizli ve açık bütün baskı yöntemlerini kullanmıştır. Saraydan yazılan bir buyrukta diyor ki: (29 Numaralı Mühimme Defteri; tarih: 1576, Belge No: 488)
'Zülkadir Beylerbeyine hüküm: İran ile ilişkisi bulunan Rafızileri (Alevileri), başka bir nedenle suçlayarak toplayıp öldürün.
Aynı defterdeki, 489 numaralı ferman özeti:
Bosyan ve Bozyan Beyi Behlül Beye hüküm: İran ile alakası bulunan Alevileri gizlice araştırın. Bunları başka bir bahane ile idam edin...'
Anadolu'daki bütün yöneticilere bu tür fermanlar yollanmış bulunuyor. Aleviler; geceleri evlerinden gizlice alınıyor; bir çuvala konulup ucuna taş bağlandıktan sonra Yeşilırmak, Kızılırmak gibi sulara atılıyorlar, boğuluyorlardı.
Öldürün Emri
Padişah fermanlarından başka din adamları da Alevilerin katledilmeleri için din kanıt gösterilerek fetva (dinsel buyruk) yayınlamıştır.
İşte Şeyhülislam Ebussuud Efendinin 16. yüzyıldaki bir fetvası:
Soru: Kızılbaş topluluğunun, dine göre topluca öldürülmesi helal midir? Bunları öldürenler gazi, bu öldürme sırasında ölenler de şehit olur mu?
Cevap: Kızılbaşların topluca öldürülmeleri elbette dinimize göre helaldir. Bu, en büyük, en kutsal savaştır... Bu yolda ölmek de şehitliğin en ulusudur.
İşte Osmanlı din adamı budur. Bunun gibi Müftü Hamza, İbn Kemal de Alevilerin katledilmeleri yönünde fetvalar vermişlerdir.
Bu durumda Aleviler kendilerini gizlemişler, kırsal alanlara çekilmiş ve özel köyler oluşturarak yaşamaya çalışmışlardır.
_________________ www.arazdergisi.org