bıldırcın24
27.02.2007, 16:55
geçmişle geleceğin muhasebesini yapıyorum çoğu zaman.sizlerdende fikir alıp olumsuz olan tezlerimi çürütmek isterim. tâbi bunun mümkünlüğünü görürseniz.
geçmişte yoksulluğun çaresizliğin imkan ve olanakların sınırlı olduğu gerçeğini çoğumuz bizzat yaşayarak gördük.yaşamayan görmeyen arkadaşlar da vardır şüphesiz ama büyüklerinin yaşadığı ve yakın nesillerimize anlatarak paylaştığı kesin.sabah'ın erken saatlerinde uyanır bağ bahçe tarla orak biri bitmeden diğerinin türediği ve bitmek bilmeyen iş güç; hayvanların beslenmesi bakımı ve temizliği, daha bi çoğu
çocuklar için gün boyu köy içinde oyunlar görüp gezebildiği en iyi mekan köy dışındaki tarla ya da çayırlar çoğu zaman bu böyle,
oynayabileceği en basit oyuncak dahi olmayan, bulduğu en basit nesneyi kendisine oyuncak kılan onunla yetinmesini bilen çocukluk. sonra mı?akşam saatlerinin ne kadar kısa olduğunu farkedersin.
elektirik'in yokluğunda kullanılan gaz lambaları,ve bu lamba ışığı altında akşam yemeği ev için de görülebilecek ufak işler el işi,örgü ya da yarına hazırlık çeyizlik danteller, öğrenciler için ders ya da kendilerince çıkarılmış basit ama doyumsuz oyunlar.erken saatte uykuda kaçınılmaz.siz istemesenizde uyku çalar yorgun bedeni,
tüm bu imkansızlar ki o dönemde farkında olmasak ta bunun imkansızlık olduğunun; yaşamayı paylaşmayı keyf alıp beklentilere kapılmadan, yarına kafa yormadan ne olacak endişesi gütmeden mutlu olmasını bilen bizlere ne oldu da böylesine değişebildik üstelik tüm çaresizlikten yoksulluk,fakirlikten kurtulup her imkana olanağa sahip iken.bir telefonla dahi iş bitirip iş başlatan bi çağa atılmışken nedir bizi tatmin etmeyen inandırmayan.
oyuncakları sayısız olmasına karşın alınan yeni oyuncağa burun bükebilen çocuğa mı bedenimize uygunluğunu görmek sizin giydiğimiz kıyafetten marka sız giyinmeme zamanına,sinire stres'e bunalıma ne buyrulur hoşgörü mü milatta kaldı.pekiyi bizi ne mutlu eder.bu saatten sonra düşündünüz mü hiç.
neden elimizde ayağımızda olmayan o dönemleri halen özlüyor zor olduğunu bildiğimiz halde o günleri yaşamaya razı kılıyoruz kendimizi nedir garip olan
zaman mı insan mı ?
geçmişte yoksulluğun çaresizliğin imkan ve olanakların sınırlı olduğu gerçeğini çoğumuz bizzat yaşayarak gördük.yaşamayan görmeyen arkadaşlar da vardır şüphesiz ama büyüklerinin yaşadığı ve yakın nesillerimize anlatarak paylaştığı kesin.sabah'ın erken saatlerinde uyanır bağ bahçe tarla orak biri bitmeden diğerinin türediği ve bitmek bilmeyen iş güç; hayvanların beslenmesi bakımı ve temizliği, daha bi çoğu
çocuklar için gün boyu köy içinde oyunlar görüp gezebildiği en iyi mekan köy dışındaki tarla ya da çayırlar çoğu zaman bu böyle,
oynayabileceği en basit oyuncak dahi olmayan, bulduğu en basit nesneyi kendisine oyuncak kılan onunla yetinmesini bilen çocukluk. sonra mı?akşam saatlerinin ne kadar kısa olduğunu farkedersin.
elektirik'in yokluğunda kullanılan gaz lambaları,ve bu lamba ışığı altında akşam yemeği ev için de görülebilecek ufak işler el işi,örgü ya da yarına hazırlık çeyizlik danteller, öğrenciler için ders ya da kendilerince çıkarılmış basit ama doyumsuz oyunlar.erken saatte uykuda kaçınılmaz.siz istemesenizde uyku çalar yorgun bedeni,
tüm bu imkansızlar ki o dönemde farkında olmasak ta bunun imkansızlık olduğunun; yaşamayı paylaşmayı keyf alıp beklentilere kapılmadan, yarına kafa yormadan ne olacak endişesi gütmeden mutlu olmasını bilen bizlere ne oldu da böylesine değişebildik üstelik tüm çaresizlikten yoksulluk,fakirlikten kurtulup her imkana olanağa sahip iken.bir telefonla dahi iş bitirip iş başlatan bi çağa atılmışken nedir bizi tatmin etmeyen inandırmayan.
oyuncakları sayısız olmasına karşın alınan yeni oyuncağa burun bükebilen çocuğa mı bedenimize uygunluğunu görmek sizin giydiğimiz kıyafetten marka sız giyinmeme zamanına,sinire stres'e bunalıma ne buyrulur hoşgörü mü milatta kaldı.pekiyi bizi ne mutlu eder.bu saatten sonra düşündünüz mü hiç.
neden elimizde ayağımızda olmayan o dönemleri halen özlüyor zor olduğunu bildiğimiz halde o günleri yaşamaya razı kılıyoruz kendimizi nedir garip olan
zaman mı insan mı ?