lion12
03.03.2007, 15:48
İmam Ali as. Hükümeti çok kısaydı. Beş yıl. Ve bu yıllar içinde İslam alemi çok büyük zorluklarla karşı karşıyaydı. 3 Büyük savaş İmam hazretlerinin zamanının önemli bir bölümünü işgal etmişti. Bir iç savaş İmam Ali sa. İçin dış düşmana ve kafirlere karşı savaşmaktan çok daha zor ve çetindi. İmam Ali sa. İslam’ı savunmak uğruna Kafirlere ve dış düşmana karşı savaşmaktan asla korkmuyordu, fakat iç savaş ve Müslüman'ın Müslüman'a karşı savaşması o hazret için çok acı ve zordu ama çaresizdi. Tüm bu sorunlara karşı İmam Ali sa. Bu beş yıllık zaman zarfında gerçek bir İslam devleti ve halka dayalı hükümet örneğini tüm insanlığa ve dünyaya sunmayı başardı ve bu durum tarih boyunca bir örnek teşkil etti.
İmam Ali sa.in hükümetinin en önemli özelliklerinden biri kuşkusuz o hazretin iktidarı kendi egemenliği için istememesiydi. Kendi iktidarı ve hakimiyeti hedefini gütmemekteydi. Gaye hükümet ve iktidarın devamlılığı değildi, bilakis tarih boyunca iktidarı kendi şahsi amaçları doğrultusunda kullanan ve iktidarın amaçlarını kendi şahsi arzu ve heveslerine kurban eden nice hakim ve yöneticilerin aksine gayesi adaletin sağlanmasıydı.
İbni Abbas diyor ki; günün birinde İmam Aliyi kendi ayakkabısını dikmekle meşguldü. Arz etti Ya Ali siz savaş komutanısınız, nasıl oluyor da kendi ayakkabınızı dikmekle meşgulsünüz. Bu kritik ortamda savaş işleriyle ilgilenmeniz daha iyi olmaz mı? İmam hazretleri bunun üzerine şöyle dedi: İbni Abbas sence bu ayakkabının ne kadar değeri var. İbni Abbas ise İmamın elindeki o eskimiş, yırtılmış ayakkabıya bakarak Ey emirül Müminin öteki çifti ile birlikte belki az bir değeri olabilir diye cevap verdi. Bunun üzerine İmam Ali sa. Şöyle dedi: Allah’a ant olsun ki bu ayakkabının değeri benim yanımda bir hakkı tahakkuk ettirmemem ve zulmün önünü almamam durumunda bu halka iktidar etmekten çok daha fazladır.
Hz. Ali sa. Mutlak bir adalet peşindeydi, mutlak adaletin uygulanmasını istemekteydi. Adaleti ise yalnızca kendi taraftarları ve kendi yararlanması için istemiyordu. Kendi muhaliflerine karşı bile adaletle teşebbüste bulunmakta, adaleti riayet etmekteydi. Adaleti yalnızca insanlarla ilgili olarak uygulamakla kalmayıp hatta hayvanlar hakkında da adalete riayet ediyordu. Kendi konuşmalarından birinde, bir arpa kabuğunu bir karıncanın ağzından almak pahasına tüm yer yüzünü kendisine verecek olsalar dahi bunu yapmayacağını Allah Teala'ya yemin ederek buyurmaktadır. Emir'ul Mumi'nin’in hayatı oldukça sade ve gösterişsiz bir hayattı. Bu ise kazancının olmadığı manasında değildir. Zira Medine’de olduğu dönemde bile bir çok bağlar oluşturmuş, tarlalar oluşturmuş ve Bağdat’ta kendi geçimini bu yolla karşılamaktaydı. İsteseydi Beytul Maldan en ufak bir yardım almaksızın en güzel bir yaşamı kendisi için temin edebilirdi. Fakat Hz. Ali sürekli olarak kendisinin bu halkın halifesi olduğunu ve bu yönetimde halkın durumunu göz önünde bulundurması gerektiğini belirtiyordu.
İmam Ali sa.in hükümetinin en önemli özelliklerinden biri kuşkusuz o hazretin iktidarı kendi egemenliği için istememesiydi. Kendi iktidarı ve hakimiyeti hedefini gütmemekteydi. Gaye hükümet ve iktidarın devamlılığı değildi, bilakis tarih boyunca iktidarı kendi şahsi amaçları doğrultusunda kullanan ve iktidarın amaçlarını kendi şahsi arzu ve heveslerine kurban eden nice hakim ve yöneticilerin aksine gayesi adaletin sağlanmasıydı.
İbni Abbas diyor ki; günün birinde İmam Aliyi kendi ayakkabısını dikmekle meşguldü. Arz etti Ya Ali siz savaş komutanısınız, nasıl oluyor da kendi ayakkabınızı dikmekle meşgulsünüz. Bu kritik ortamda savaş işleriyle ilgilenmeniz daha iyi olmaz mı? İmam hazretleri bunun üzerine şöyle dedi: İbni Abbas sence bu ayakkabının ne kadar değeri var. İbni Abbas ise İmamın elindeki o eskimiş, yırtılmış ayakkabıya bakarak Ey emirül Müminin öteki çifti ile birlikte belki az bir değeri olabilir diye cevap verdi. Bunun üzerine İmam Ali sa. Şöyle dedi: Allah’a ant olsun ki bu ayakkabının değeri benim yanımda bir hakkı tahakkuk ettirmemem ve zulmün önünü almamam durumunda bu halka iktidar etmekten çok daha fazladır.
Hz. Ali sa. Mutlak bir adalet peşindeydi, mutlak adaletin uygulanmasını istemekteydi. Adaleti ise yalnızca kendi taraftarları ve kendi yararlanması için istemiyordu. Kendi muhaliflerine karşı bile adaletle teşebbüste bulunmakta, adaleti riayet etmekteydi. Adaleti yalnızca insanlarla ilgili olarak uygulamakla kalmayıp hatta hayvanlar hakkında da adalete riayet ediyordu. Kendi konuşmalarından birinde, bir arpa kabuğunu bir karıncanın ağzından almak pahasına tüm yer yüzünü kendisine verecek olsalar dahi bunu yapmayacağını Allah Teala'ya yemin ederek buyurmaktadır. Emir'ul Mumi'nin’in hayatı oldukça sade ve gösterişsiz bir hayattı. Bu ise kazancının olmadığı manasında değildir. Zira Medine’de olduğu dönemde bile bir çok bağlar oluşturmuş, tarlalar oluşturmuş ve Bağdat’ta kendi geçimini bu yolla karşılamaktaydı. İsteseydi Beytul Maldan en ufak bir yardım almaksızın en güzel bir yaşamı kendisi için temin edebilirdi. Fakat Hz. Ali sürekli olarak kendisinin bu halkın halifesi olduğunu ve bu yönetimde halkın durumunu göz önünde bulundurması gerektiğini belirtiyordu.